Yıldıray OĞUR
Darbeyi önceden hisseden Amerikalı bilim adamları...
13.08.2016
2520
Türkiye, başarılı, başarısız; klasik, postmodern; muhtıra, e-muhtıra biçimlerinde sekiz darbe görmüş bir ülke. Darbe yabancımız değildi.
Ama 2016 yılında askerî vesayet bitmiş, ordu sivillerin kontrolünde, en son darbeci Kenan Evren’i bile uğurlamaya kimse gitmemiş diye düşünüyor, artık olmaz diyorduk.
Yine de darbe olabilir diyenler yok değildi. İktidara nefretinden sopayla tehdit eder gibi iç savaş çıkacak darbe olabilir diye tehditler savuran bazı kanaat önderleri vardı. Bir de her gördüğü olaya darbe girişimi diyerek tersinden korkutmaya çalışanlar. Ordudaki cemaat yapılanmasının farkında olarak darbe ihtimalinden bahseden emekli askerlerin seslerini ise duyan çok yoktu.
Ama bizden kilometrelerce uzakta, bir okyanus ötesindeki ABD’de 2016 yılının ilk aylarından itibaren bizden habersiz harıl harıl bir tartışma başlamıştı; Türkiye’de darbe olabilir mi?
Hakkımızda yapılan bu hayati tartışmadan aramızda ABD’yle en fazla haşır neşir olan bir gazetecinin yazısı sayesinde haberdar olduk.
2 Mart 2016 günü Radikal gazetesinde yayınlanan yazısında yıllarca darbelere ve askerî vesayete karşı çıkmış bir isim olan Cengiz Çandar şöyle diyebildi:
“Kala kala, bir TSK, bir de Anayasa Mahkemesi kalmıştı. TSK, kurumsal olarak, siyasi iktidar bakımından “özerk” konumunu her şeye rağmen koruyor olsa da, son yıllarda yaşanan gelişmelerden ötürü “checks and balances” rolünü bugüne dek uyguladığı biçimde, şu sırada oynamayacak durumda. (Oynayamayacak demiyoruz, “şu sırada oynamayacak” diyoruz.)
Bu rolü, artık bir kez oynayabilir. Düdüğü çalar. Oyunu durdurur. İleride olur mu olmaz mı, bilemeyiz. Ama, buna imkân veren bir yola girilmiş olduğunu görebiliyoruz.”
Tuhaf bir şey oldu. Çandar bu yazısından sonra bir veda yazısı yazarak 40 yıllık gazetecilik kariyerini bitirdiğini açıkladı.
Ama pandoranın kutusu açılmıştı.
Zaten 3 yıldır artan bir şiddetle Türkiye, çöken bir devlet, Erdoğan ise diktatör ilan edilmişti. IŞİD’le iş birliğinden, çözüm sürecini bitirip savaş çıkarmaya kadar türlü yalanlarla ilerleyen propaganda makinesi, Türkiye’deki meşru iktidarın meşruiyetinin altını oyup, Türkiye’yi darbe yapılabilir ülkeler statüsüne sokmuştu.
Peki bunun için ne yapılacaktı? Çandar’ın işaret fişeğinden sonra ilk somut işaret 8 gün sonra 10 Mart günü Washington Post’ta ABD’nin iki eski Türkiye Büyükelçisi Demokrat Mort Abramowitz ve Cumhuriyetçi Eric Edelman’ın birlikte kaleme aldıkları “Erdoğan ya reform yapsın (kendini düzeltsin) ya istifa etsin” başlıklı yazıyla geldi.
Washington’da Türkiye ile ilgili karar vericilerin ne dediklerine baktıkları bu iki karşıt eğilimdeki eski Türkiye büyükelçisi kendilerine başlık olarak (“Ya reform yap ya istifa et”) Arap Baharı’nda sık sık Esad ve Mübarek için duyduğumuz bir kalıbı seçmişlerdi.
Yazıda “17 Şubat günü Ankara'da PKK uzantılı bir grubun gerçekleştirdiği korkunç saldırı, âdeta Türkiye'nin 1970 ve 80'lerde yaşadığı ve sokaklarda insanların öldürüldüğü iç savaş ortamına geri dönüşün işareti gibiydi” cümlesiyle darbe yılları hatırlatıldıktan sonra ilgililere şöyle sesleniliyordu: “Eğer Erdoğan başta söylediğimiz gibi Türkiye'nin parlak bir geleceğe sahip olduğu konusunda aynı fikri koruyorsa, o hâlde bunun gerçekleşmesi için ya şimdiki tutumundan uzaklaşacağı tipte bir reform gerçekleştirmeli ya da istifa etmelidir.” (Çeviren: Şivan Okçuoğlu/ODA TV)
İki gün sonra bu kez Rusya devletinin sözcüsü Sputnik’in İngilizce sitesinden benzer bir ses yükseldi. Sputnik’te 12 Mart günü çıkan başyazının başlığı şöyleydi: “Erdoğan açmazı: Türkiye’de bir askerî darbeyi ne başlatabilir?”
Yazı, Moskova Devlet Üniversitesi Asya ve Afrika Araştırmaları Enstitüsü’nden Doç. Dr. Pavel Shlykov’un Carnegie Moskova Merkezi’nde sunduğu “Türkiye’de bir askerî darbe ihtimali var mı” sorusuna cevap arayan raporuna dayanıyordu.
Türkçe bilen, Türkiye’de USAK, TASAM gibi kuruluşların toplantılarına gelip gitmiş genç bir Türkiye uzmanı neden durup dururken böyle bir rapor yazmıştı bilinmiyor, ne dediğine bakalım:
“Türkiye’deki mevcut kriz birçok spesifik özellikle tanımlanabilir: Birincisi, ülkenin siyasi ve toplumsal hayatının her alanı ve devlet kurumlarının tamamı bir kriz içinde. İkincisi, halkın geleceğe dair şüpheleri artıyor. İnsanlar mevcut toplumsal ve siyasal kalkınma modelinin çok yorduğunun farkında. Üçüncüsü, Türk ordusu giderek siyasi nüfuzunu artırıyor ve böylece askerî bir darbenin temellerini döşüyor. Ordunun siyasal sürece aktif müdahalesi Türk tarihinin bir parçası olageldi. 2000’lerde Erdoğan orduyla sivil kurumlar arasındaki ilişkilerde reformlar yaptı. Onun siyasi yönetimi altında ordu hükümete kendi politikalarını dayatamayacaktı. Ancak eğer üç kriter aynı anda gerçekleşirse Türkiye’de bir askerî darbe ihtimali belirebilir: siyasi krizin daha da derinleşmesi, dış tehdidin artması ve Kürt meselesinin aniden tırmanması. Şu anda her üçü de mevcut.
Ankara’nın Türkiye Kürtleriyle barış sürecini askıya almasının ardından Erdoğan, orduyla bir nevi taktik ittifak kurmak zorunda kaldı. (...) bilhassa 2015 sonbaharında (...) O dönem Ankara, ordu komutanına açık çek verdi. Durumdan faydalanmak için Erdoğan orduya yönelik önceki politikasının yanlış olduğunu kabul etti. Üstelik kendi “hataları” için bir de günah keçisi buldu: şu anda Pennsylvania’da sürgünde yaşayan Türk vaiz Fethullah Gülen... Tabii şu anda ülkedeki en güçlü siyasi kuvvetlerden biri Türk ordusu. Ama (1960, 1971 ve 1980’de olduğu gibi) bir darbe yapması mümkün değil. Zira ordu geniş halk desteği alacağından şüphe duyuyor” (Çeviren: Zahide Tuba Kor- http://ortadogugunlugu.blogspot.ae/2016/07/darbe-ihtimaliyle-ilgili-dis-basinda.html)
Türkiye’de neredeyse kimsenin gündeminde değilken dünya Türkiye’de darbe olup olmayacağını tartışmaya başlamıştı artık.
Türkiye’de bu tartışmanın sesi, daha az itibarlı olduğu için çok daha açık sözlü olabilen eski Pentagon görevlisi, neocon Michael Rubin’in yazısıyla duyuldu: “Türkiye’de bir darbe olabilir mi?” Tarih 21 Mart 2016’ydı.
Türkiye, ama özellikle AK Parti Erdoğan düşmanlığıyla malul bu neocon uzman son olarak 2014 yılında Brüksel’de Demirtaş’ın da konuşmacı olduğu Kürt Konferansı’nda görülmüştü. Yazı bir analiz değil, darbecilere ne yapmaları gerektiği konusunda bir rapor gibiydi. En korkutucusu da günün sonunda darbeciler bu tavsiyelere göre hareket ettiler (darbe bildirisinden anlaşılacağı üzere) ilk 3 saat bekleyen Washington da onun dediği gibi davrandı:
“Uzun zaman önce, Erdoğan, Türk ordusunun elini kolunu bağlamanın yollarını aradı. İktidarının ilk on yılında ABD ve AB bu konuda onu destekledi. Bu, dışarıdan ona destek verenlerin, Erdoğan çılgınlığa ve otokrat tutuma kaymasından önce idi. Yani, Türk ordusu Erdoğan’ı düşürmeye ve yakın çevresini içeriye almaya kalkışırsa bunu becerebilirler mi?
Bu davranışı savunma düşüncesiyle değil de, durumun değerlendirmesi olarak yanıt; Evet. Eğer darbe liderleri, demokrasiyi hemen geri getirecek bir yol belirlerse, ABD’de seçim havasında olan Obama yönetiminin yapacağı, bir kınamadan öteye geçmeyecektir. Mısır’da Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’ye gösterilen sempatiyi de göremeyecek Erdoğan. Mursi düşürüldüğünde, demokrasiye bağlılığı tartışma konusu idi; Türk diktatör için böyle bir şey olacak gibi değil.
Ne Demokrat, ne de Cumhuriyetçilerin önde gelenleri, Türkiye’yi darbe öncesi duruma geri getirmek için ABD’nin prestijini riske atacak değiller; darbeye karşı yapmacık bir kınamadan sonra yeni gelen rejimle işlerini yürütecekler.
Darbe liderleri ilk iş olarak, tutuklu gazetecileri ve akademisyenleri salarak, el konulmuş gazete ve televizyonlarını yasal sahiplerine geri vererek, Avrupa ve Amerikan insan hakları, sivil toplum kuruluşları ve gazetecilerinin eleştirilerini sonlandırabilirler. Türkiye’nin NATO üyesi olması darbeciler için bir engel değil; ne Türkiye, ne de Yunanistan, daha önceki darbelerde NATO üyeliğini kaybetmedi.
Darbeyle gelen yeni liderliğin Türkiye Kürtlerine yapacağı içten bir çağrı karşılıksız kalmayacaktır. Avrupa halkı da, Amerikan halkı da Erdoğan’ın, damadının veya Egemen Bağış ve Cüneyd Zapsu gibi kilit noktalardaki yardımcılarının idamına olumlu bir gözle bakmayacak fakat yolsuzluklar için yargılanmalarını ve uzun süreli hapis cezalarını normal olarak görecek.
Erdoğan, dostlarının onun yardımına koşacaklarını bekleyebilir fakat dostlarının çoğunu çeken -Türkiye içindekiler de, uluslararası ortamdakiler de- onun gücü. Saraydan atıldıktan sonra, mahkemede kendini yapayalnız, Saddam Hüseyin gibi büzüşmüş ve allak bullak olmuş bulabilir.
Bir kehanetim yok. Türkiye’de gün geçtikçe büyüyen huzursuzluğa ve Türk ordusu, Abdülfettah el Sisi’nin planının kopyasını Türkiye uyguladığında fazla bir zarar görmeyeceğine bakılırsa, Türkiye’nin çalkantılı politikası daha da çalkantılı olduğunda hiç şaşmamalı." (Çeviri: Erkan Güçiz. http://www.guncelmeydan.com/pano/darbe-olursa-abd-erdogan-i-kurtarmaya-gelir-mi-t41726.html)
Bu davranışı savunma düşüncesiyle değil de, durumun değerlendirmesi olarak yanıt; Evet. Eğer darbe liderleri, demokrasiyi hemen geri getirecek bir yol belirlerse, ABD’de seçim havasında olan Obama yönetiminin yapacağı, bir kınamadan öteye geçmeyecektir. Mısır’da Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’ye gösterilen sempatiyi de göremeyecek Erdoğan. Mursi düşürüldüğünde, demokrasiye bağlılığı tartışma konusu idi; Türk diktatör için böyle bir şey olacak gibi değil.
Ne Demokrat, ne de Cumhuriyetçilerin önde gelenleri, Türkiye’yi darbe öncesi duruma geri getirmek için ABD’nin prestijini riske atacak değiller; darbeye karşı yapmacık bir kınamadan sonra yeni gelen rejimle işlerini yürütecekler.
Darbe liderleri ilk iş olarak, tutuklu gazetecileri ve akademisyenleri salarak, el konulmuş gazete ve televizyonlarını yasal sahiplerine geri vererek, Avrupa ve Amerikan insan hakları, sivil toplum kuruluşları ve gazetecilerinin eleştirilerini sonlandırabilirler. Türkiye’nin NATO üyesi olması darbeciler için bir engel değil; ne Türkiye, ne de Yunanistan, daha önceki darbelerde NATO üyeliğini kaybetmedi.
Darbeyle gelen yeni liderliğin Türkiye Kürtlerine yapacağı içten bir çağrı karşılıksız kalmayacaktır. Avrupa halkı da, Amerikan halkı da Erdoğan’ın, damadının veya Egemen Bağış ve Cüneyd Zapsu gibi kilit noktalardaki yardımcılarının idamına olumlu bir gözle bakmayacak fakat yolsuzluklar için yargılanmalarını ve uzun süreli hapis cezalarını normal olarak görecek.
Erdoğan, dostlarının onun yardımına koşacaklarını bekleyebilir fakat dostlarının çoğunu çeken -Türkiye içindekiler de, uluslararası ortamdakiler de- onun gücü. Saraydan atıldıktan sonra, mahkemede kendini yapayalnız, Saddam Hüseyin gibi büzüşmüş ve allak bullak olmuş bulabilir.
Bir kehanetim yok. Türkiye’de gün geçtikçe büyüyen huzursuzluğa ve Türk ordusu, Abdülfettah el Sisi’nin planının kopyasını Türkiye uyguladığında fazla bir zarar görmeyeceğine bakılırsa, Türkiye’nin çalkantılı politikası daha da çalkantılı olduğunda hiç şaşmamalı." (Çeviri: Erkan Güçiz. http://www.guncelmeydan.com/pano/darbe-olursa-abd-erdogan-i-kurtarmaya-gelir-mi-t41726.html)
Darbe tartışmasının başladığı tarih de ilginçti. Mart ayı sonunda dünya liderlerinin katılacağı bir zirve için ABD’yi ziyaret edecek Erdoğan’ın işleri düzeltme ihtimali olan gezisinden bir süre önce...
Cumhurbaşkanı ABD’deyken sürpriz bir açıklama geldi. Bu kez Genelkurmay Başkanlığı’ndan. Tarih: 30 Mart 2016. Açıklamadan dört gün önce Sabah’ta Rasim Ozan Kütahyalı’nın yazdığı ve ordu içindeki Fethullahçı yapılanmayla yeterince mücadele edilmediğini söyleyen yazıya bir cevap olduğu düşünülen açıklamanın hedef kitlesi daha daha genişti:
“Hâl böyle iken bazı medya organlarında hiçbir dayanağı olmadan yapılan haber ve yorumlar doğal olarak kahraman silah arkadaşlarımızın moral ve motivasyonunu olumsuz etkilemekte, tüm mensuplarımızı rahatsız etmektedir.
Milletinin engin sevgi ve güveninden güç alan, demokrasiye bağlılığını her ortamda dile getiren Türk Silahlı Kuvvetlerinde idari ve adli mekanizmalar sürekli ve etkin olarak çalıştırılmaktadır. Türk Silahlı Kuvvetlerinde disiplin, mutlak itaat ve tek emir komuta esastır. Hiçbir yasa dışı, emir-komuta hiyerarşisi dışı oluşum ve/veya harekete taviz verilmesi söz konusu değildir”
Amerikan medyasındaki Türkiye’de darbe tartışması bu açıklamayla devam etti.
7 Nisan 2016’da bu kez yine bir cemaat gazetesi olan (Moon Tarikatı tarafından kurulmuştu) muhafazakâr Washington Times’ın ödüllü uzman Pentagon ve Dışişleri muhabiri Guy Taylor imzalı bir haberiyle: “Erdoğan darbe tehditini kullanarak gücünü artırıyor, muhalafeti eziyor”
Michael Rubin’in yazısı, Sputnik’te çıkan başyazısı ve Genelkurmay’ın açıklamalarına yer verilen yazıda en ilginç paragraf gazeteye konuşan adı açıklanmayan ama “Ankara’da çok geniş siyasi kontakları olduğu söylenen bir Türk kaynak”ın söyledikleriydi. Benzer analizlerinin hepsinde tekrarlanan Türkiye’de AK Parti’nin orduyu kontrol altına aldığını, askerlerin darbe yapacak durumu olmadığını söyleyen kaynak ama diyerek eklemişti:
“Türkiye’de bir darbe olmasının tek yolu ABD’den açık ve net bir destek gelmesidir. Washington, darbe başarılı olmadıkça o desteği kabul etmeyecektir. Yani aniden bir darbe olursa ABD, Erdoğan’ın göreve dönmesi için parmağını kıpırdatmaz ama ABD’nin başından itibaren bir darbeyi gizlice destekleyeceğini düşünmek fantezidir” (Çeviren: Şevket Zaimoğlu/ http://iradeimilliye.blogspot.com/2016/07/15-temmuz-yabanc-medya-ve-analistlerin.html)
Washington Times’ın Pentagon muhabirinden sonra topu bu kez Wall Street Journal’ın eski Pentagon yeni İstanbul muhabiri Dion Nissenbaum aldı: “Türk ordusunun nüfusu yeniden artıyor” başlıklı haberin tarihi 19 Mayıs 2016. Darbeye 2 aydan az kalmıştı:
Haberin manşeti veren tespiti şöyleydi:
“1960 yılından bu yana dört sivil hükümeti deviren Türk ordusu, uzun bir süre orduyu kendisine karşı tehlike oluşturan bir rakip gibi gören Erdoğan'ın yanında, yeniden önemli bir aktör olarak ortaya çıkıyor"
WSJ’nin analizinde Erdoğan’ı durduran bir denge unusuru olan orduya Pentagon referanslı övgüler dikkat çekiciydi:
"Ordunun, Cumhurbaşkanı'nı en açık şekilde denetim rolü üstlendiği mesele Suriye. Eski Türk yetkilileri ve Erdoğan'ın müttefiklerinin söylediğine göre, Erdoğan geçen sene savaştan kaçanlara güvenli bölge oluşturulması için Türk ordusunu Suriye'ye göndermeyi tartışırken, ordu liderleri ise güçlü çekincelerini dile getirdi."
Türkiye ile ABD ilişkilerinin tarihinin en kötü döneminden geçtiği günlerde, Pentagon yetkilileri Türk ordusuyla ilişkililerinin bugüne kadarki en güçlü ilişki olduğunu söylüyor, “İngilizce bilen” Hulusi Akar’ın komutanlığını övüyordu:
“Yeni jenerasyon Türk askerî yetkilileri yeniden inşaya doğru ilerlerken, Türkiye'nin IŞİD'le mücadelede yakın çalıştığı ABD ve NATO'yla da güçlü bağlar oluşturdu.
ABD'li bir yetkili, 'Ordular arası ilişki ABD hükümetinin Türkiye'yle geleneksel olarak sahip olduğu en güçlü ilişki. Belki de şimdi, hiç olmadığı kadar güçlü' dedi."
Ama haberin en ilginç kısmı Türkiye’de darbe tartışmalarının ele alındığı kısımdı. Özellikle de adı verilmeyen bir kaynağa dayandırılan şu iddia:
"Konuya yakın isimlerin aktardığına göre Türk ordusunun etkisini yeniden inşa etmesi Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda generallerin, Erdoğan'ı devirmeye çalışabileceği endişeleri de doğdu" (Çeviri: BBC Türkçe)
Darbeye iki ay kala “Türkiye bir askerî darbenin eşiğinde mi?” başlıklı 19 Mayıs 2016 tarihli Peter Corzun imzalı yazının en ilginç tarafı iddialı başlığından sonra, Peter Corzun diye birinin olmama ihtimali. Pek çok kaynağa göre bu Michael Rubin’in mahlaslarından biri. Zaten darbe PR’ı yapan yazı Michael Rubin alıntılarıyla doluydı. En ilginci ise yazının yayınladığı Strategic Culture Foundation’un Kanada merkezli görünen ama aslında Moskova merkezli bir Rus propaganda sitesi olmasıydı
Türkiye ile darbe kelimelerini neredeyse kulak dolgunluğu olsun, olunca yabancılık çekilmesin diye yan yana kullanıldığı yazılar sadece böyle propaganda sitelerinde kalmadı.
ABD dış politikasının düşünce merkezlerinden, 90 yıllık yarı resmî Amerikan Council on Foreign Relations’ın dergisi Forreign Affairs, 30 Mayıs 2016 günü Gönül Tol imzalı bir analiz yayınladı. Başlık: “Türkiye’nin gelecekteki darbesi.” Darbeye 45 gün kalmıştı. Fena bir tahmin sayılmazdı.
(Council on Foreign Relation demişken, başındaki 2003’te ABD Irak’ı işgal ederken Dışişleri Bakanı Colin Powell’ın yakın ekibinde bulunan tecrübeli diplomat Richard Nathan Haas’ın iki tweetini hatırlayalım. İlki 2013’te Mısır’da darbe olurken: “Asker Türkiye’de on yıllar boyunca demokrasinin yeşermesi için kritik bir rol oynadı, ABD, Mısır’da ordunun böyle bir rol oynamasını reddetmemeli”
Ve ikinci tweeti. 15 Temmuz 2016 darbe gecesi 00.20’de attığı: “Türkiye darbesi ABD ve Avrupa hükümetlerine bir ikilem sunuyor: Anti-demokratik bir darbeyi gittikçe anti-demokratikleşen otoriter bir lidere karşı destekler misin?)
Middle East Institue uzmanı, bir zamanlar hükümete yakın Akşam gazetesinde de yazmış, Obama yönetimine ve ABD Dışişlerine çok yakın think-tanklerle yakın ilişkileri bulunan Gönül Tol’un bu vaatkâr başlıklı yazısının içeriğinde ordunun geri planda olduğu ama PKK’yla çözüm sürecinin bitmesiyle yeniden öne çıktığı şeklindeki diğer yazıların hepsindeki analiz tekrarlanıyor ama ardından darbe olması için şartlar sıralanıyor:
“Fakat bugün, ordu gayet iyi biliyor ki %50 oy oranına sahip Erdoğan ve partisi AKP'ye karşı olası bir darbe girişimine karşı ufak ölçekli de olsa bir halk desteği ile karşı çıkılabilir ve toplumun yönetimini eline almaya kalkışan ordunun gayretleri boşa çıkabilir.
Sadece bir senaryodan ibaret olsa da, bir darbe olasılığı bugün de var. AKP iktidarının 14 yılında ordunun laiklik duruşu bir ölçüde yumuşatıldı, fakat Kürt ayrılıkçılığı hâlen silahlı kuvvetlerin kırmızı çizgisi olma özelliğini koruyor. Eğer PKK ile devlet sarmalı arasında süregelen savaş kontrolden çıkacak olursa, eğer kitlesel şiddet batı şehirlerinde güvenlik zaafiyetinin ortaya çıkmasına neden olursa ve büyük bir ekonomik düşüş yaşanır ve eğer hükümetin otoriter tavırlarında artış sözkonusu olursa, ordu harekete geçebilir. Şartlar hükümet karşıtı protestoların artışa geçmesine neden olabilir. Bu durumda eğer Erdoğan gaddar bir polis baskısı oluşturur ve daha fazla kaos oluşmasına neden olurken kanlı katliamlar yaşanacak olursa, toplum generallerin yönetimi ele almalarını isteyebilir. Bu hoş olmayan senaryoların yaşanması durumunda generaller belki de askerî müdahale yerine politik süreçleri tercih edebilir ve hükümete istifa etmeleri için baskı uygulayabilirler. Türkiye artık askerî cunta yönetiminde politik ve ekonomik gelişim gösterebilecek durumdan oldukça uzak.”
…
“Şimdilik ilgilendikleri alanlarda aynı çizgide olabilirler fakat, her iki tarafı birbirinden ayıran hâlen çok sayıda sorun da bulunmaktadır. Erdoğan'ın artan otoriter tutumları, Kürt sorununa istinaden sık aralıklarla görülen yan çizmeleri ve Orta Doğu odaklı agresif dış politikasının Türkiye'yi geleneksel Batılı müttefiklerinden uzaklaştırması, ordu içerisindeki rütbeli askerlerin kaşlarının çatılmasına neden olabilir” (Şivan Okçuoğlu/ ODA TV)
Yazının yayınlanmasından sonra yazıda bahsedilen darbe şartlarından birinin daha Vezneciler ve Havalimanı saldırılarıyla gerçekleştiğini hatırlayalım.
Ve darbeden bir ay önce. Profil iyice yükseliyor. Bu kez kalemi eline alan Clinton dönemindeki dışişleri bakanları Warren Christopher ve James Baker’in danışmanı, Bush’un başkanlık döneminde yardımcısı Dick Cheney’in Orta Doğu danışmanı, ikinci dönemde ulusal güvenlik danışmanı olan John Hannah. Son pozisyonu ise Washington’daki Likud’a yakın İsrail lobisi Foundation for Defence of Democracies’in yönetim kurulu üyesi.
Yazının başlığı yine iddialı: “Erdoğan gibi bir problemi nasıl çözebilirsiniz?” Meşhur sözle başlıyor yazı: “Houston we have a problem.” Sonra da Erdoğan probleminden demokratik yollarla baş edilemeyeceğini anlatıyor eski diplomat ve devam ediyor:
“Kabul etmek gerekir ki ancak olasılığı düşük gerçekten kara kuğu denecek ender bazı olaylar Erdoğan’ı devirebilir. 2013 Gezi Parkı benzeri uzun süre milyonlarca vatandaşın uzun süreli sokaklarda sürdüreceği barışçıl eylemler onu durdurabilir. Erdoğan’ın despotizmine ve anayasayı yok saymasına karşı yükselen kitlesel muhalefetle birleşmiş bir çeşit askerî müdahale de en baştan yok sayılmamalıdır.
Eğer Türkiye’nin durumu kötüye gitmeye devam ederse, teoriye devam edelim, terörizm yükselir, Batılı müttefiklerle geleneksel ilişkiler daha da bozulursa, ordunun İslami bir diktatörlük ve devletin çöküşüne karşı Türkiye’yi kurtarmak için Erdoğan’a sırtını dönmesi tasavvur edilemez değildir”
…
“Türkiye’nin Erdoğan sorunu, yıllardır inşa halinde. ABD yetkilileri, yıllardır sorunun korktukları kadar kötü olmadığını ya da meselenin kendi kendine hallolacağını ve böylelikle yeryüzündeki en önemli jeo-stratejik toprakların bir bölümü üzerine kurulu eski bir müttefik hakkında zor kararlar alma durumuyla karşı karşıya kalmaktan kurtulacaklarını umdular. Ancak ihtiyat galip gelmedi. Tersine, Erdoğan problemi giderek kötüleşiyor, metastas yapıyor ve ABD çıkarları için büyük tehlikeler oluşturmaya devam ediyor. Er ya da geç bir hesaplaşma günü yaşanması ihtimal dahilinde. ABD, zararlarını azaltma hazırlıklarına şimdiden başlamalı.” (Şivan Okçuoğlu/ ODA TV)
Darbeye bir ay kalmıştı.
Peki ne olmuştu da ABD’de birden bir Türkiye’de darbe tartışması çıkıvermişti. Bu konuşan ama adları verilmeyen Türk ve Pentagon kaynakları kimdi? Hangi kaynaktan bu darbe olabilir iddiası piyasaya sürülmüştü. Darbeden sonra verdiği bir röportajda Gönül Tol, darbeden 1.5 ay önce neden “Türkiye’nin gelecekteki darbesi” başlıklı bir yazı yazdığını açıklarken “Washington’da iki kamp ortaya çıkmıştı. Bir taraf Türkiye’de darbe olmaz artık diyordu, bir kanat ise darbe geldi geliyor görüşündeydi. Bu tartışmaya cevap olarak yazdım” dedi.
Peki Washington’daki bu tartışmanın tarafları kimlerdi? Tartışmanın zemini neresiydi? Bu okuyabildiğimiz yazılar dışında Türkiye’deki darbe olasılığının konuşulduğu toplantılar, projeksiyonlar yapılmış mıydı? Bu görüşlerin ortaya çıkmasında ABD’deki cemaatçilerin, cemaatçi askerlerin, Türkiye Genelkurmay’ındaki cemaatçi generallerin etkisi olmuş muydu?
Darbe bildirilerinde “Uluslararası ortamda barış, istikrar ve huzurun temini için daha güçlü bir ilişki ve iş birliğini tesis etmek maksadıyla yönetime el koymuştur”, “Yurtta Sulh Konseyi, BM-NATO ve diğer tüm uluslararası kuruluşlarla oluşturulmuş yükümlülükleri yerine getirecek her türlü tedbiri almıştır…” diyen darbeciler darbeden önce bu vaatlerini ABD’li yetkililere iletmişler miydi?
Darbe gecesi Hulusi Akar’ın telefonundan darbeciler Afganistan’daki ABD Genelkurmay Başkanı’nı niye aramışlardı, tam olarak ne konuşulmuştu?
Bu soruların cevaplarını gazetecilerden çok savcılar ve Meclis’e kurulacak darbeyi araştırma komisyonu aramalı...
Herhalde darbeyi önceden muştulayan bütün bu Türk ve yabancı analistler, darbe gecesi aranan ABD Genelkurmay Başkanı da 240 insanın öldürüldüğü, Meclis’in bombalandığı darbeyi soruşturan savcılar ve siyasetçilerin nazik davetlerine icabet ederler...
Yorum Yap
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yorumlar (1)
- Epstein neden Türkiye ile ilgilendi?
7.02.2026 - CHP çözüm sürecinde AK Parti’ye nasıl gol attı?
2.02.2026 - Putin’in bile gerisine düşmek...
29.01.2026 - “Abdi, Savunma Bakan yardımcılığı için isim verdi. ‘Terörsüz Türkiye’ ismi dahil güncellenebilir”
25.01.2026 - Dijital imzalar kurumadan..
22.01.2026 - Buyurun tekrar çözüm sürecine...
19.01.2026 - Furkan günleri ve fitne zamanları
17.01.2026 - Rojava hayali ve hayalkırıklığı
13.01.2026 - Halep’te “hendek direnişi” kararını kim verdi?
10.01.2026 - Halep’te çatışma, Paris’te görüşme ve Almanya’da çıkan bir gazete…
7.01.2026
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları
-
Şevki ÇELİKCİKEMAL ARABACI 17.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin GürcanFırat batısı, Suriye, riskler, tespitler: Ufukta bir operasyon mu var? 13.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin MünirErkeğin kadını ezmesi 22.09.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AcetSon anketler ne diyor? 9.09.2021 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZKONYA KATLİAMI VE GAZETECİLİK MESLEĞİ ÜZERİNE 2.08.2021 Tüm Yazıları
-
Yasin AKTAYTaliban’ın inancıyla ters olma arzusu 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Süleyman Seyfi Öğün2023’e doğru Türkiye 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Cem SANCARHanımefendi diyeceksiniz 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Yusuf KaplanFetih ruhu ve rüyası 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ali AYDINİşsiz Kalan Antikorlar, Lanetli Pay ve Siyaset 17.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer F. GergerlioğluMuhafazakârlar çürümeye niye sessiz? 8.06.2021 Tüm Yazıları
-
Mustafa ÖztürkNiyet ve akıbet 29.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ayşe BöhürlerTarih büyük harflerle yazılmaz 28.05.2021 Tüm Yazıları
-
Gazi BAŞYURTBir zamanlar sayılamazdık parmak ile, şimdi eksiliyoruz birer birer… 25.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer Ahmet ÖZERENBİR 1 MAYIS Anekdotu… 10.05.2021 Tüm Yazıları
-
Osman CAN24 Nisan 1915: Kardeşimin Cenazesini Kaldıramadım Hala! 29.04.2021 Tüm Yazıları
-
Verda ÖZERBırak artık eski normali 28.04.2021 Tüm Yazıları
-
Vedat BilginSistem değişti de ne oldu! 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Kurtuluş TAYİZPandemide Erdoğan'ı devirme planı çöktü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali Saydam23 Nisan ‘Çocuklara Hürmet’ Günü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali TarakçıZEVZEK'in asıl amacı Montrö değilmiş! 17.04.2021 Tüm Yazıları
-
Burak Bilgehan ÖzpekVesayet Nedir, Nasıl Kurulur, Niçin Çöker? 16.04.2021 Tüm Yazıları
-
Firuz TÜRKERDARBE GİRİŞİMİNE HAZIR OLMAK 4.04.2021 Tüm Yazıları
-
Yıldız RamazanoğluYeni metin ne söyleyecek? 25.03.2021 Tüm Yazıları
-
RAGIP DURAN'Bir tek kişinin otoritesi suçtur!' 22.03.2021 Tüm Yazıları
-
Sevilay YALMANMesele Gergerlioğlu meselesi değil! 19.03.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKBACAKİZMİT KÖRFEZİ YAKIN, DENİZ BİZE ÇOK UZAK! 17.03.2021 Tüm Yazıları
-
Ural ATEŞERANADİL... 21.02.2021 Tüm Yazıları
-
Demir Küçükaydınİki Devrimci – Türeci ve Şahin 4.01.2021 Tüm Yazıları
-
Perihan MAĞDENHayaller: ETHOS, Gerçekler: BİR BAŞKADIR BENİM MEMLEKETİM 18.11.2020 Tüm Yazıları
-
Talat ULUSOY9 Eylül 1922, İzmir’in “KURTULUŞ” Günü’nde… 9.09.2020 Tüm Yazıları
-
Mahmut ÖVÜRAK Parti mi “İhvan’cı” siz mi operasyon çekiyorsunuz? 8.09.2020 Tüm Yazıları
-
Mustafa Yurtsever2010 YILI REFERANDUMU’NUN BİTMEYEN HİKAYESİ 29.08.2020 Tüm Yazıları
-
Hilâl KAPLANİstanbul Sözleşmesi yaşatır mı? 7.08.2020 Tüm Yazıları
-
Eşref ÇAKARKonca Yazışmaları... 5.08.2020 Tüm Yazıları
-
Kadri GÜRSELTürkiye’de darbe mi olacak gerçekten? 16.05.2020 Tüm Yazıları
-
Sinan ÇİFTYÜREKTürbülanstan mayın tarlasına dalış yapan AKP! 13.05.2020 Tüm Yazıları
-
Yaşar YAKIŞTürkiye’nin iktidar partisi yardımlaşmayı da tekeline almak istiyor 25.04.2020 Tüm Yazıları
-
Orhan PamukEski salgınlar ve bugün biz 24.04.2020 Tüm Yazıları
-
Bejan MATURÖlüm hangi boşluğu doldurur? 12.04.2020 Tüm Yazıları
-
Umut ÖZKIRIMLIKorona ve milliyetçilik 8.04.2020 Tüm Yazıları
-
Raffi Hermon Araks‘ARTSAX (Dağlık Karabağ) MESELESİ, NEDİR VE NE DEĞİLDİR? 1.04.2020 Tüm Yazıları
-
Serdar KAYAİslam, Bilim, Virüs, Kumaş 24.03.2020 Tüm Yazıları
-
Markar ESAYANKarantina günlerinde yalnızlık... 20.03.2020 Tüm Yazıları
-
Eyüphan KAYACorona Virüs bir musibettir 19.03.2020 Tüm Yazıları










































































































































































































Ro$ev sîtav
Ha.. I$te böyle dü$ünen insanlar çogaldikça, belki insana, cana.. kiyanlarin sayisi azalir..