Yıldıray OĞUR
AK Parti Gençlik Kolları’nın yeni reklam filmi ‘Sen Kimsin’ de gençlere Hz. Ali, Musab bin Umeyr’den, Selahaddin Eyyübiye, Kanuni’ye, Fatih’e tabii Abdülhamit’e, Erbakan, Menderes’ten Aziz Sancar’a, hatta Naim’e, TOGG’un, SİHA’ların mühendislerine kadar kim oldukları hatırlatılıyor, sonra bütün bu figürler toplanıp Erdoğan’ın resmini oluşturuyor ve konu “sen Recep Tayyip Erdoğansın”a bağlanıyor. Sonra da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sesi duyuluyor:
Sizler Asım’ın neslisiniz...
Reklam filmi üzerinde konuşturmasıyla başarılı, AK Partili gençleri heyecanlandıracağı da açık.
Film muhalifleri de harekete geçirdi, sosyal medyada reklam filminin “sen kimsin” sorusuna AK Parti iktidarı döneminde haksızlığa uğramış gençlerin adları ve fotoğraflarıyla cevap veren, ekonomik şartlar, gençlerin sorunlarına dikkat çeken binlerce eleştirel tweet atıldı.
Kemalist çevreler Atatürk’ün adının “sen...” li bir cümlede geçmemesini eleştiriyor. Siyasi iletişim olarak verilen mesajı, gençlere kendileri olmak dışında biçilen ağır rolleri, lider kültüne katkısını, finaliyle ortaya çıkan itikadi sorunları eleştirenler de var.
Ama bu yazının konusu ‘Asım’ın nesli’...
Sık sık duyduğumuz ‘Asım’ın nesli’ bilindiği gibi Mehmet Akif’in Safahat’ının altıncı kitabı Asım’dan geliyor.
Akif’in “Çanakkale Şehidlerine”, “Zulmü alkışlayamam, zâlimi asla sevemem”, “İrticaın şu sizin lehçede mânası bu mu”, “Asrın idrakine söyletmeliyiz İslam’ı” gibi en iyi bilinen şiirleri ve mısraları Asım’ın içinde geçiyor.
Asım aslında tek parça bir şiirden ibaret. Akif, 1919’da Sebülürreşad’da parça parça yayınlamaya başladığı şiiri, 1924’de ilk kez kitap olarak bastırdı.
Zaten şiirin başında Akif “Bu eser bir muhavereden (karşılıklı konuşma) ibarettir” diyor.
Sonra “Harb-i Umumi içinde, Fatih yangınından evvel, Hocazade’nin Sarıgüzel’deki evinde geçer. Eşhas’ı muhavere de şunlardır” diyerek eser boyunca konuşan karakterleri tanıtıyor:
Hocazâde olarak geçen kişi Hoca Tahir Efendi’nin oğlu Mehmed Âkif’in kendisidir.
Köse İmam ya da gerçek hayattaki adıyla Bosnalı Ali Şevki Hoca, Hoca Tahir Efendi’nin talebelerinden biri, gerçekte de Akif’in çok yakın bir dostudur. İlmi ve kütüphanesiyle meşhurdur. Fatih yangınında içinde Akif’in şiirlerini yazdığı defterin de olduğu kütüphanesi yanıp kül olmuştur.
Konuşmadaki karakterlerinden Emin, Hocazade’nin oğludur. Yani Mehmet Akif’in gerçek hayattaki oğlu Emin’dir.
Âsım ise Köse İmam’ın yani Ali Şevki Hoca’nın oğludur.
Ama bütün karakterler gerçekken Asım hayalidir. Çünkü Ali Şevki Hoca, gerçek hayatta hiç evlenmemiştir, Asım diye bir oğlu yoktur.
Mehmet Akif, bu hayali Asım karakteriyle ülkeyi kurtaracak bir nesle konuşur, tavsiyelerde bulunur.
Fakat bu zannedildiği gibi hamasi bir ‘gazlama’ konuşması değildir.
Aslında tamamı bir oturuşta yazılmamış olsa da, bir bütünlük içinde akan Asım, yer yer heyecanın, epikliğin yükseldiği ama roman lezzeti de veren, siyasi, sosyal tespitlerin, tasvirlerin ve sert eleştirilerin yer aldığı Mehmet Akif’in ustalık dönemi eseridir.
Fakat ilginç bir şekilde şiirin bazı bölümleri çok popüler olmuşken, onların öncesi, sonrası, bağlamı üzerine daha az konuşulmuştur.
Örneğin milliyetçi ya da birlik ve beraberlik mesajları için çok kullanılan;
Değil mi sînede birdir vuran yürek… Yılmaz!
Cihan yıkılsa, emîn ol, bu cebhe sarsılmaz
beyitlerinin pek atıf yapılmayan hemen öncesi şöyledir:
Sevinme bir, acı bir, gâye aynı, vicdan bir;
Değil mi cenge koşan Çerkes’in, Lâz’ın, Türk’ün,
Arab’la, Kürd ile bâkîdir ittihâdı bugün.
Yine çok sık alıntılanan;
Doğrudan doğruya Kur’ân’dan alıp ilhâmı,
Asrın idrâkine söyletmeliyiz İslâm’ı
beyitlerinin de hemen ardından ilmiye sınıfına, medreselere sert eleştiriler gelir;
Kuru da’vâ ile olmaz bu, fakat ilm ister;
Ben o kudrette adam görmüyorum, sen göster?
Aslında bir tane de örnek gösterilir: Oflu imam;
Oflu’nun ilmi de olsaydı o îmâna göre,
Şimdi baştanbaşa tevhîd ile dolmuştu küre
Oflu imamın ilmi çok kudretli olmasa da cesareti ve imanı büyüktür.
Bunun hikayesini şiirde Köse İmam’ın ağzından dinleriz ki bu kısım da malum nedenlerle pek popüler olmamıştır:
Yine bir dolduran olmuştu ki Abdülhamid’i,
Karakoldan dediler: “şimdi, İmam, Erzurum’a!”
Bir de kış, bir de kıyâmetti ki artık sorma!
Tıktılar, çalyaka, bir tekneye; sırtım gevşek;
Abam arkamda değil, sonra ne yorgan, ne döşek. Titredim beş gece, dört gün...
-Ne de çok! Beş gece mi?
Köse İmam ve hocası olan Mehmet Akif’in babası bir jurnalle kışın ortasında Erzurum’a sürgüne gönderilmiştir.
Oflu imamla da sürgünde tanışırlar. Oflu imam onlara kendisinin neden sürgüne gönderildiğini anlatır:
Çoktan beridir vardı benim bir derdim:
Gideyim, zâlimi îkaaz edeyim, isterdim.
O, bizim câmi uzaktır, gelemez, mâni’ ne?
Giderim ben, diyerek, vardım onun câmi’ine.
Kafes ardında hanımlar gibi saklıydı Hamid,
Koca şevketli!
Hakikat bunu etmezdim ümid.
Belki kırk elli bin askerle sarılmış Yıldız;
O silâhşörler; o al fesli herifler sayısız.
Neye mâl olmada seyret, herifin bir namazı:
Sâde altmış bin adam kaldı namazsız en azı!
Hele tebzîri aşan masrafı, dersen, sorma.
Gördüğüm maskaralık gitti de artık zoruma,
Dedim ki: “Bunca zamandır nedir bu gizlenmek?
Biraz da meydana çıksan da hasbihâl etsek.
Adam mı, cin mi nesin?
Yok ne bir gören ne eden;
Ya çünkü saklanıyorsun bucak bucak bizden.
Değil mi saklanıyorsun, demek ki:
Korkudasın; Ya çünkü korkan adamlar gerek ki saklansın.
Değil mi korkudasın var kabâhatin mutlak!..” Bir de baktım, canavarlar pusulardan çıkarak, Koştular, tekmeye kuvvet kimi, dipcikle kimi, Serdiler her tarafından delinen postekimi. -Sonra?.. -Ben hissimi kaybetmişim artık... -Vah! Vah!”
Oflu hocanın zulme karşı bu cesur çıkışını över Akif:
Bir adam dursa da bir zâlim imâmın yüzüne,
Adli emretse, bu zâlim de onun hak sözüne,
İnkıyâd eyleyecek yerde tutup kıysa ona,
O mücâhid yazılır ta şühedânın başına.
Hamza’dan sonra gelen şanlı şehîd ancak odur.
Hak için can verenin pâyesi elbet bu olur.
Hakkı bir zâlime ihtâr, o ne şâhâne cihâd!
Yine çok bilinen, sık sık Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da okuduğu şu dizeler de Asım şiiri içindedir:
Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem
...
Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim,
Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim.
Adam aldırma da geç git diyemem, aldırırım.
Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım.
Zâlimin hasmıyım amma severim mazlûmu…
İrticaın şu sizin leçede mânası bu mu?
Ama şiirde bu dizeleri Hocazade yani Akif’in kendisi söylemez, bunları Köse İmam’a söyletir.
Sonra yine bu dizelerden sonra geldiği az bilinen bir tartışma başlar aralarında:
“İrticaın şu sizin leçede mânası bu mu?”
Yok canım!
-Yok deme!
-İfrât ediyorsun Köse…”
* * *
Sonra Hocazade olarak Akif devam eder:
İğnelersin şu benim neslimi yüz buldukça,
Sana elmas gibi hürriyeti kim verdi,
Hoca? Ne yaman şeydi unuttun mu o istibdâdı?
Hep fecâyi’di, hayâtın hele hiç yoktu tadı.
Milletin benzi sararmış, işitilmezdi refâh;
Her nefes dört elifin sırtına binmiş bir “âh!”
O ne günler...
Yine mesele istibdat devri ve 2. Abdülhamit’e gelmiştir
Bu şiirler 1919’dan sonra yazılmış şiirler. Yani zannedildiği gibi Akif Abdülhamit’le ilgili fikirlerinden hiçbir zaman caymamıştır.
Ama gördüklerinden sonra daha az öfkelidir, şiirde kendi kendine nasihatler eder.
Bunu da şiirin devamında Köse İmam’la babası arasında geçen bir diyalogla yapar.
Köse İmam, kızdırmak için bir zamanlar Akif’in babası Hoca Tahir Efendi’ye şu mısraları okumuştur: “Ah o Yıldız’daki baykuş ölüvermezse eğer, Âkıbet çok kötü...”
Bunlar 10 yıl önceki Akif’in dizeleridir. Şair ustalığını konuşturur.
Hoca Tahir Efendi, padişahçı değildir ama padişahlara sövülmesinden de hoşlanmaz. Bu beyte kızmaz ama bir nasihatle cevap verir:
Adamlığın yolu nerdense, bul da girmeye bak!
Adam mısın: Ebediyyen cihanda hürsün, gez;
Yular takıp seni bir kimsecik sürükleyemez.
Adam değil misin, oğlum:
Gönüllüsün semere;
Küfür savurma boyun kestiğin semercilere
Az önce Köse İmam’a söylettiği “Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem” li mısralara da bir cevap verir sonra.
Şiirde sık sık vurgulandığı Akif, geçmişin hayalleriyle yaşayan muhafazakar bir şair değildir, ‘geçmişe takılıp kalmamalı’ demektedir yine:
Sen işin yoksa devir çamları paldır küldür;
Neslimin şöyle dönüp bakması hattâ züldür.
Gözüm ensemde değil, görmeliyim ben önümü;
Kestik attık hele mâzî denilen kör düğümü!
Ne zamandan beridir bağlıyız artık bıktık;
Demir aldık o sizin an’anelikten çıktık.
Bütün şiir bu tartışmalarla ilerler.
Hem toplumuna, hem tarihe hem de kendisine karşı eleştirel bakabilen, geri kalmışlığı, cehaleti, kaderciliği sert sözlerle eleştiren bir Akif vardır Asım’da.
Dini görüşleri bugünün perspektifinde modernist, siyasi görüşleri hürriyetçidir. Otoriteyle ciddi bir sorunu olduğu açıktır.
Şiire adını veren Asım’la olan diyaloğu da hamasi değildir.
Köse İmam, oğlunun deli doluluğundan, gördüğü bütün haksızlıklara, dinen yanlış olan işlere müdahale edip kavga çıkarmasından rahatsızdır.
Hocazade yani Akif için ise bunlar Asım’ın faziletleridir ama onun bu faziletli karakteri ve enerjisi faydalı işlere sevk edilmelidir. Çünkü Akif’in Asım’ın neslinden beklediği hükümeti ele geçirerek, ihtilal yaparak, baskıyla, zorla memleketi ve toplumu düzeltmesi değildir.
Asım’ın neslinden çok bahsedilir ama Akif’in Asım’a ne tavsiye ettiğinden pek bahsedilmez. Okuyalım:
Kıssadan hisse çıkarsak mı, ne dersin Âsım!
Anlıyorsun ya, zarar yok, daha iyi anlaşalım:
İnkılâb istiyorum ben de, fakat, Abdu gibi…
Yoksa, ellerde kör âlet efeler tertîbi,
Bâbıâlîleri basmak, adam asmakla değil.
Çek bu işten bütün ihvânını, kendin de çekil.
Gezmeyin ortada, oğlum, sokulun bir sapaya,
Varsa imkânı, yarın avdet edin Avrupa’ya.
-Amca bey!
-Nâfile Âsım, seni hiç dinlemeyiz…
Çünkü sen bir kişisin, biz bakalım öyle miyiz?
Ben… baban… sonra Melek…
Tutturamazsın ne desen…
Hadi tahsîlini ikmâle tez elden, hadi sen!
....
İnkılâbın yolu mâdem ki bu yoldur yalınız,
“Nerdesin hey gidi Berlin” diyerek yollanınız.
Altı ay, bir sene gayret size eğlence demek…
Siz ki yıllarca neler çekmediniz, hem gülerek!
Hani, bir ömre bedeldir şu geçen her gününüz;
Bir gün evvel gidiniz, bir saat evvel dönünüz.
Şark’ın âgûşu açıktır ozaman işte size;
O zaman varmanın imkânı olur gâyenize;
O zaman dinlerim artık seni, Âsım bol bol… -
-Yarın akşam gideriz.
-Öyle mi? Berhurdâr ol!
Asım’ı konuşmanın hemen ertesi günü Berlin’e ilim tahsil etmeye gönderir Akif.
Ama sadece ilimlerini tahsil etmesini isteyerek. Özellikle de atom üzerine çalışmasını ister.
Akif, Sebülürreşad’da hararetle savunduğu, meşruiyetçi- modernist-İslamcı görüşlerin öncüsü Cemaleddin Afgani gibi çareyi ihtilalde değil, onun talebesi olan Akif’in Arapça’dan ilk çevirilerini yaptığı Muhammed Abduh gibi eğitim ve reformla İslam aleminin toparlanmasında görür.
Ama bunu toplumun en geniş kesimlerini içine alarak yapmaktan da yanadır.
Yakın dostu Eşref Edip’in derlediği Sebülürreşad’daki yazılarından okuyalım:
“Müslümanlıkta en güç bir şey varsa o da bir adama dinsiz payesi vermekten ibaret olduğu halde faziletini irfanını, ikbalini, şöhretini çekemediğimiz yahut tefekkür tarzını kendi meşrebimize muvafık görmediğimiz kimseleri nazardan düşürmek bize pek kolay geliyor....binde bir zayıf ihtimalle yakaladığımızı dinsiz yapıp çıkıyoruz. Gerideki dokuz yüz doksan dokuz ihtimali imanı nazara bile almıyoruz. Arabistan’a gidin en büyük adamlar Vahhabi, Türkistan’a gelin farmason, Acemistan’a uğrayın dinsiz...Bir yabancı aramıza girse dese ki: ‘Ey cemaat-i Müslimin! Filan filan zatlar sizin en akıllınız, en aliminiz, en fazılınız olduktan başka milletinin saadetine çalışmış olmak itibarıyla en hayırhahınız, en hamiyetlinizdir. Siz bunları Vehhabilikle, masonlukla itham ediyorsunuz yani Müslümanlıktan çıkarıyorsunuz. Demek ki sizin dininiz akıl ile, ilim ile, fazl ile, hamiyet ile kabil-i telif olmayacak.’ Bu söze karşı ne diyebileceğiz.”
Akif, zannedildiği gelenekçi de değildir:
“Eski, eski olduğu için atılmaz; fena olursa atılır. Yeni yeni olduğu için alınmaz; iyi olursa alınır. Yeniyi, iyiliğinden, hususiyle lüzumundan dolayı almak, eskiyi de fenalığı sabit olduğu için atmak kimsenin aklına, daha doğrusu işine gelmiyor.”
Yazılarında istibdat karşıtlığı, fikir hürriyeti, işin ehline verilmesi, adalet ana siyasi temalardır:
“İşleri ehline tefviz etmeyen, bütün muamelatında adaleti düstur-i hareket tanımayan milletler için yaşamak ihtimali yoktur.”
Bu fikirleri sadece kağıt üstünde kalmamış, onları bütün risklerini göze alarak hayatında da uygulamıştır.
21 senelik memuriyetinden, liyakati herkesçe takdir edilen Baytar müdürü Abdullah bey haksız olarak görevden alınınca anında istifa etmiştir.
Saray’ın İstiklal Harbi aleyhine fetva istediği meşihatın ve baskılar üzerine en son istifa eden Şeyhülislam Haydarizade İbrahim Efendi’nin uzun süre buna direnmesini teşvik edenlerden biridir.
Sonra Ali Şükrü Bey’le birlikte “İstanbul’da yapacak bir şey kalmadı” diyerek milli mücadeleye destek için Ankara’ya gitmiştir.
Ardından ülkedeki İslamcılığın sesi Sebilürreşad dergisi de matbaasını alıp Kastamonu’ya gelip orada yayınlanmaya başlamıştır.
Cumhuriyetin kuruluş yıllarında ise yeni rejimden memnun olmadığı, başka amaçlarla kullanılmasından çekindiği Türkçe Kuran mealini yapmamak için Mısır’a gönüllü sürgün olarak gitmiştir.
Ama 1935’de hastalanarak tedavi için tekrar İstanbul’a döndüğünde sadece milli marşın şairi olarak değil, kritik anlardaki duruşu, hizmetleri ama en çok da ahlakı ve büyük şairliğiyle herkesten hürmet görmüş, bütün gazeteler yurda dönüşünü ve hastalığını birinci sayfalarından haber yapmıştır.
O yüzden bir yıl sonra 1936’da vefat ettiğinde cenazesi üniversite gençliğinin omuzlarında büyük kalabalıklarla kaldırılmış, arkasından Falih Rıfkı’dan, Hüseyin Cahit’e Sertellere kadar fikren ona ters olan ülkenin bütün yazarları, gazetecileri methiyeler yazmıştır.
Henüz Atatürk’ün de hayatta olduğu yıllardan başlayarak ölüm yıldönümlerinde yüksek muallim mektebinde, ülkenin çeşitli şehirlerindeki halkevlerinde ihtifaller düzenlenmiş, mezarını o günlerdeki gazete haberlerinde yazdığı gibi aralarında kız öğrencilerin de olduğu “Kemalist üniversite gençleri” inşa etmiştir.
Akif, meşruiyetçi, hürriyetçi ıslah yanlısı bir İslamcıdır. Bu kimliğini İstiklal Marşı’nı yazarken, Cumhuriyet devrinde yaşarken de saklamamıştır.
Fikir mücadeleleri vermiştir ama bunu fikri ya da kültürel iktidar kurmak, ülke yönetimini ele geçirmek için yapmamıştır.
Tutarlı, itibarlı yenilikçi fikirleri, entelektüel derinliği, şairliği, ahlakı ve şahsiyetiyle, fikren ve siyaseten yakın olmadığı bir rejimde bile itibar görmüştür.
Her ne kadar hamasi ezberlenmiş cümleler ya da önyargılar yüzünden değeri bugün bile tam olarak anlaşılmasa da aslında Asım’ın neslinden beklediklerinin büyük bir kısmını Mehmet Akif, kendisi bizzat hayatında gerçekleştirmiştir.
O yüzden 2020 yılında hala Batı taklitçiliğinden şikayet etmek, aynı ülkede birlikte yaşadığı farklı fikirlerdeki insanların üzerinde fikri iktidar kuramamaktan yakınmak, gençlere “Kimsin sen” diye sorup hamasi bir dava ve tarih neferliğini teklif etmek, üstelik “Abdülhamit’in aklı sana miras” demek pek de Akif’in “Asım’ın nesli” nden beklediği işler olmasa gerek.
Herhalde bu yüzden filmi hazırlayanlar da kendilerine Akif’ten değil, Necip Fazıl’dan misyonlar çıkarmayı tercih etmişler.
Asım şiirinin tamamını okuyanlar, Akif’in “Asım’ın nesli” nden hemen en başta geçmişle böbürlenmeyi bir tarafa bırakıp, kendi gerçekliğimizle cesaretle yüzleşmeyi beklediğini görecektir.
Herhalde iyi bir vatansever ve entelektüel olarak, Asımlardan ülkenin vatandaşlarının herhangi bir kısmı üzerinde bir fikri ve kültürel iktidar kurmak gibi ihtilalci fikirlerden kurtulmayı, daha fazla insanın aklını ve enerjisini ülkenin toplam aklına ve enerjisine çevirmenin yollarını aramayı da bekleyecektir.
Bugün Asım’ın neslinin “Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım” tavsiyesine uyması için ise ülke şartları o kadar müsait olmayabilir.
Bir fırsatını bulup yurtdışına gitmek isteyen gençlerin sayısına bakılırsa belki de Akif’in Asımlara ilim tahsil etmek için Berlin’e gitmeyi tavsiye ettiği zamanlarda yaşıyoruzdur...
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları
-
Şevki ÇELİKCİKEMAL ARABACI 17.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin GürcanFırat batısı, Suriye, riskler, tespitler: Ufukta bir operasyon mu var? 13.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin MünirErkeğin kadını ezmesi 22.09.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AcetSon anketler ne diyor? 9.09.2021 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZKONYA KATLİAMI VE GAZETECİLİK MESLEĞİ ÜZERİNE 2.08.2021 Tüm Yazıları
-
Yasin AKTAYTaliban’ın inancıyla ters olma arzusu 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Süleyman Seyfi Öğün2023’e doğru Türkiye 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Cem SANCARHanımefendi diyeceksiniz 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Yusuf KaplanFetih ruhu ve rüyası 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ali AYDINİşsiz Kalan Antikorlar, Lanetli Pay ve Siyaset 17.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer F. GergerlioğluMuhafazakârlar çürümeye niye sessiz? 8.06.2021 Tüm Yazıları
-
Mustafa ÖztürkNiyet ve akıbet 29.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ayşe BöhürlerTarih büyük harflerle yazılmaz 28.05.2021 Tüm Yazıları
-
Gazi BAŞYURTBir zamanlar sayılamazdık parmak ile, şimdi eksiliyoruz birer birer… 25.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer Ahmet ÖZERENBİR 1 MAYIS Anekdotu… 10.05.2021 Tüm Yazıları
-
Osman CAN24 Nisan 1915: Kardeşimin Cenazesini Kaldıramadım Hala! 29.04.2021 Tüm Yazıları
-
Verda ÖZERBırak artık eski normali 28.04.2021 Tüm Yazıları
-
Vedat BilginSistem değişti de ne oldu! 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Kurtuluş TAYİZPandemide Erdoğan'ı devirme planı çöktü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali Saydam23 Nisan ‘Çocuklara Hürmet’ Günü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali TarakçıZEVZEK'in asıl amacı Montrö değilmiş! 17.04.2021 Tüm Yazıları
-
Burak Bilgehan ÖzpekVesayet Nedir, Nasıl Kurulur, Niçin Çöker? 16.04.2021 Tüm Yazıları
-
Firuz TÜRKERDARBE GİRİŞİMİNE HAZIR OLMAK 4.04.2021 Tüm Yazıları
-
Yıldız RamazanoğluYeni metin ne söyleyecek? 25.03.2021 Tüm Yazıları
-
RAGIP DURAN'Bir tek kişinin otoritesi suçtur!' 22.03.2021 Tüm Yazıları
-
Sevilay YALMANMesele Gergerlioğlu meselesi değil! 19.03.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKBACAKİZMİT KÖRFEZİ YAKIN, DENİZ BİZE ÇOK UZAK! 17.03.2021 Tüm Yazıları
-
Ural ATEŞERANADİL... 21.02.2021 Tüm Yazıları
-
Demir Küçükaydınİki Devrimci – Türeci ve Şahin 4.01.2021 Tüm Yazıları
-
Perihan MAĞDENHayaller: ETHOS, Gerçekler: BİR BAŞKADIR BENİM MEMLEKETİM 18.11.2020 Tüm Yazıları
-
Talat ULUSOY9 Eylül 1922, İzmir’in “KURTULUŞ” Günü’nde… 9.09.2020 Tüm Yazıları
-
Mahmut ÖVÜRAK Parti mi “İhvan’cı” siz mi operasyon çekiyorsunuz? 8.09.2020 Tüm Yazıları
-
Mustafa Yurtsever2010 YILI REFERANDUMU’NUN BİTMEYEN HİKAYESİ 29.08.2020 Tüm Yazıları
-
Hilâl KAPLANİstanbul Sözleşmesi yaşatır mı? 7.08.2020 Tüm Yazıları
-
Eşref ÇAKARKonca Yazışmaları... 5.08.2020 Tüm Yazıları
-
Kadri GÜRSELTürkiye’de darbe mi olacak gerçekten? 16.05.2020 Tüm Yazıları
-
Sinan ÇİFTYÜREKTürbülanstan mayın tarlasına dalış yapan AKP! 13.05.2020 Tüm Yazıları
-
Yaşar YAKIŞTürkiye’nin iktidar partisi yardımlaşmayı da tekeline almak istiyor 25.04.2020 Tüm Yazıları
-
Orhan PamukEski salgınlar ve bugün biz 24.04.2020 Tüm Yazıları
-
Bejan MATURÖlüm hangi boşluğu doldurur? 12.04.2020 Tüm Yazıları
-
Umut ÖZKIRIMLIKorona ve milliyetçilik 8.04.2020 Tüm Yazıları
-
Raffi Hermon Araks‘ARTSAX (Dağlık Karabağ) MESELESİ, NEDİR VE NE DEĞİLDİR? 1.04.2020 Tüm Yazıları
-
Serdar KAYAİslam, Bilim, Virüs, Kumaş 24.03.2020 Tüm Yazıları
-
Markar ESAYANKarantina günlerinde yalnızlık... 20.03.2020 Tüm Yazıları
-
Eyüphan KAYACorona Virüs bir musibettir 19.03.2020 Tüm Yazıları
-
Metehan DemirMoskovanın samimiyet testi 23.02.2020 Tüm Yazıları











































































































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.02.2026
2.02.2026
29.01.2026
25.01.2026
22.01.2026
19.01.2026
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026