Zekeriya Kurşun
BM’nin 73. Genel Kurulu’nda yapılan konuşmalar, ortaya çıkan görüşler liderlerin dünyanın sorunlarına bakışlarındaki farklılıklar yeni bir döneme gidildiğinin işaretini vermektedir.
Birinci Dünya Savaş’ının sona ermesinin yüzüncü yılında bu genel kurul aslında son bir asırda nereye gelindiğini göstermesi bakımından da oldukça önemli mesajlar içermektedir.
ABD başkanı alaycı konuşması ile yine şaşırtmadı. Ancak saldırgan psikolojisini sergilemekten çekinmeyen ve kişisel saplantılarını da içeren konuşmasının içinde ABD’nin yeni ve devamlılık arz eden politikalarının da ipuçlarını yerleştirdi.
“İLKELİ GERÇEKÇİLİK” VE ÇELİŞKİLERİ
Trump’ın konuşmasında; uluslararası ilişkilerin ve devletler arasında mutlak barışın ilkelerini daha on sekizinci yüzyılın son çeyreğinde Ebedi Barış adlı kitabında ortaya koyan Kant’tan alıntılar olduğu gibi; BM’nin temelini teşkil eden Cemiyet-i Akvam’ın kuruluşunda etkin rolü olan Wilson’un prensiplerinden de alıntılar vardı.
Trump’ın ‘küreselleşmeyi reddeden ve vatanperverliği’ öne çıkaran söylemi; daha doğrusu ABD’nin ‘yeni bir politika’ iddiası, konuşmanın en çarpıcı tarafını oluşturmaktadır. Ancak bu yaklaşımın bizdeki ‘Ba’de harabi’l Basra’ (Basra harap olduktan sonra) deyimini de hatırlatmaktadır. ABD imparatorluğu kurma rüyası ile küreselleşmeyi icbar eden ve bu uğurda özellikle de Ortadoğu ve Kuzey Afrika’yı, Afganistan’ı yangın yerine çeviren ABD siyasi çevrelerinin bu yeni politikayı samimi bir şekilde benimseyeceğinde büyük kuşkular vardır. Gerçi bu söylem, siyaset bilimcilerin son yüz yılın politikalarının dünyayı gerdiğini ve küreselleşmenin yerine artık içe dönük bir sürece girileceğini ileri süren görüşleri ile de uyumluluk göstermektedir. Görünüşte iyi haber gibi ise de esasında bu yorumun arka planında devletlerin, özellikle büyük güçlerin daha saldırgan bir tavır geliştirip, barışı daha fazla tehdit edeceği öngörüsü de yatmaktadır. Nitekim Trump’ın konuşmasının diğer bölümlerinde buna işaret eden yığınla ifadeler bulunmaktadır.
Trump son bir yılda yaptıklarını ve dünyadan beklentilerini anlatırken, sanki BM Genel Kurulunda değil de ABD senatosunda konuşur gibiydi. BM’in kuruluş felsefesini bir yana terk etmişti. Konuşması uluslararası barışı öncelemiyor, aksine devletler arasında ayrımcılığı ve ideolojik kamplaşmayı öne çıkarıyordu. Bir taraftan devletlerin birçok soruna kendilerinin çözüm bulması önerisi yaparken; diğer taraftan “sosyalizmi hedef alan” yaklaşımı da ABD’nin hala soğuk savaş psikolojisinden çıkmadığını göstermesi bakımından büyük anlam taşıyordu. Venezüella’da açıkça sistem değişikliği önerisi ve İran’a karşı yaptırım talepleri ise ABD’nin müdahaleci zihniyetinin değişmediğini gösteriyordu.
Trump bundan sonra “realist/gerçekçilik” politikaları esas alacağını vurgulaması önemli görülse de BM Genel Sekreterinin konuşmalarındaki gerçeklikler ile taban tabana zıtlıklar içermekteydi. Anlaşılan Trump “ilkeli realizm” diyerek realizme yeni bir anlam yüklüyordu.
BM Genel Sekreteri Guterres, konuşmasında, “küresel yönetime olan güvenin azaldığını vurgulayıp, dünya düzeninin daha kaotik bir hal almasından, evrensel değerlerin aşınmasından, suçların cezasız kalmasından, çok uluslu sistemin tehdit altında olmasından söz ederken çok daha ilkeli “realist” bir duruş sergilediği ortadadır. Bu tehditler karşısında daha fazla stratejik işbirliği öneren BM Genel Sekreterine karşılık Trump, BM’nin bazı kurullarından çekileceğini ilan etmesi ve özellikle dünyayı tehdit eden göç meselesinde uluslararası işbirliğine karşı durması realizme karşı büyük bir çelişki değil midir?
KÖRFEZ VE FİLİSTİN
Gelelim bölgemize: Kendi içine kapanmayı, kendi vatanına odaklanmayı hedefleyen Trump paradoksal bir biçimde konuşmasında elini Körfez’in yakasından çekmeyeceği de ortaya koymuştur. Körfez ülkeleri ile olan işbirliğine, esasında ticari sömürüye devam ederken, petrolün fiyatını ucuzlatma talebi ile petrole dayalı ekonomileri hedef alacağı ve doğan karmaşadan daha fazla çatışmayı destekleyeceği çıkarımı yapmak mümkündür. Nitekim Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirliği’nin başını çektiği Yemen Savaşı koalisyonuna desteğini sürdürerek, hem BM Genel Sekterinin “Yemen için dikkat çektiği trajediyi” hiçe saymakta ve hem de silah endüstrisini cesaretlendirmektedir.
Aynı koalisyonun Suriye meselesinde de önemli rol aldığını ima ederken, geçmişe değil muhtemelen önümüzdeki sürece, yani Suriye dosyasında Türkiye-Rusya karşısında onlar ile işbirliği yapacağının işaretlerini vermektedir. Aslında burada Fırat’ın doğusunda kimleri işin içine alacağını söyleyerek Türkiye’yi karşı yeni bir hamle yapmaktadır. Daha ilginç olanı ise, bütün dünyanın takdir ettiği Türkiye’nin göçmen politikalarını göz ardı ederken; Ürdün’ü örnek göstermesidir. Elbette Ürdün’ün gayretleri de takdire şayandır. Ancak Trump’ın takdirinin altında Filistin konusunda ortaya attığı “asrın projesi”ne Ürdün’ü razı etmektir. Yani bu bir takdir ifadesinden ziyade bir tehdidi de barındırmaktadır.
YENİ BM’YE DOĞRU
Trump’ın konuşmasından daha pek çok çıkarımlar yapma mümkündür. Yapılacaktır da. Bütün çelişkilerine rağmen bu konuşma kesinlikle hafife alınmamalıdır. Ama bir sonuç olarak acaba tarih farklı bir coğrafyadan mı tekerrür ediyor? sorusunu da sormamızı gerektirmektedir.
Trump’ın korumacı, saldırgan ve müdahaleci, barışı ve uluslararası işbirliğini baltalayıcı, ticareti sınırlayan konuşması karşısında; Cumhurbaşkanı Erdoğan, adalete, insan haklarına, gelir dağılımındaki eşitsizliğe vurgu yapan ve daha fazla uluslararası işbirliği ve serbest ticareti öneren konuşması yüz yıl öncesini hatırlatmaktadır.
ABD Başkanı Wilson, 1919’da bütün mağrurlukları ile Paris’te toplanarak mazlum milletlerin kaderini tayin eden galip Avrupalılar karşısında milletlerin kendi kaderlerini tayin hakkını ve “açık kapı” politikalarını savunarak, Milletler Cemiyeti’nin kuruluşu için yola çıkmıştı.
Acaba yüz yıl sonra tarih, “dünya beşten büyüktür” ilkesini ortaya koyan Erdoğan’ın çağrısı ile BM’nin yeniden yapılanmasına giden bir süreci mi hazırlamaktadır?
Yazarlar
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları






























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
4.06.2020
1.02.2019
18.03.2019
18.02.2019
4.02.2019
10.01.2019
3.02.2019
17.12.2018
22.11.2018
12.11.2018