Hakan AKSAY
Uçak Moskova’ya iniyor. Gökyüzü kapalı. Yağmur çiseliyor. Hava serin.
Ruslarla ilgili en çok duyduğum sorulardan biri geliyor aklıma:
"Neden bu kadar soğuklar? Özellikle de karşılaşma anında?"
Ve çoğunlukla bu soruya verdiğim cevap:
"Evet, Ruslar başlangıçta genellikle böyledir. Bir sonraki aşamaya varabilirseniz, hele de bir masada oturup iki tek atabilirseniz, çok kısa sürede mevsim yaza dönüşebilir."
Havaalanı elbette ikinci aşamaya geçmek için çok uygun bir yer değil. Rus gümrük memurları zaten oldum olası size "ülkeye sızmaya çalışan potansiyel düşman" gibi bakar. Şimdi bir de Covid - 19 kuşkusu buna eklendi.
Son üç gün içinde yaptırılıp sonucu negatif çıkmış testimizin kanıtını istiyorlar. Uzattığınız kağıdı evirip çevirirlerken yüzlerinde hiçbir pozitif işaret göremiyorsunuz. Neyse, sonuçta beklediğiniz izin, bir emir kipiyle size hediye ediliyor:
"Geçin!"
Geçiyorum. Artık hızlı trenlerden, minibüslerden, otobüslerden ve metrolardan korktuğum için taksicilere yöneliyorum.
* * *
Yolda giderken Korona yasakları yüzünden yarıda kestiğim ziyaretimden sonra geçen altı ayın neredeyse yüzyıllar kadar uzadığını düşünüyorum.
O zaman Covid - 19’un adını duyalı çok olmamıştı ve bu kadar tedirgin değildik. Şimdi ise bu seyahatin neredeyse ölüm tehlikesiyle sınırdaş olduğunu hissedip ara sıra kendi kendime fısıldıyorum:
"Abartma! Dikkatli ol ama abartma!"
Şehir merkezine doğru yaklaşırken şaşırarak görüyorum ki, ortada pek öyle maske takan falan yok.
Bunu sonraki günlerde de defalarca, hatta sürekli yaşıyorum. Moskova’da maske ve mesafe kuralına uyanların sayısı çok az. İnsanlar son derece rahat. Sanki hiçbir sağlık tehdidi yok ya da vardı da artık yok...
Türkiye’de durum farklı mı? Elbette değil. Ama bir arkadaşımın sorusu yerinde:
"Peki, Rusların ortalama eğitim düzeyi bizden çok daha yüksek değil mi? Onlar niye böylesine aldırmazlar?"
İşte burada bir kez daha "Rus karakteri" sahneye çıkıyor.
"Russkiy avos"...
"Russkiy", yani Ruslara özgü, Rus usulü...
Ve tercümesi pek kolay sayılmayacak o harika kelime: "Avos". Yani risk sınırında olmaya alışkınlık, boş vermişlik, umursamazlık, özensiz davranıp sonucun iyi olmasını bekleme hali, bir şekilde her şeyin kendiliğinden düzeleceğine inanma...
Buna Covid - 19’la ilgili olarak bir şeyi daha eklemeliyim: Çok sayıda Rus, bu virüsün varlığına inanmıyor ve konu açıldığında bunun bir "uluslararası komplo" olduğunu ballandırarak anlatmayı seviyor.
Ya Rus dostlarımın benim maske takmama bıyık altından gülümsemesine, hatta bazılarının "Sen de çıkar artık, bir şey olmaz, merak etme!" diye baskı yapmasına ne demeli?
Alay konusu olmak, özellikle de bir tür korkaklık iması, her türlü ilkel erkeği (yani içinde benim de olduğum erkeklerin yüzde 99’unu) kolayca tuzağa düşmenin eşiğine getirebiliyor.

* * *
Benim Rusya’ya gideceğimi bilen arkadaşlarımın bir kısmı aynı şakayı yapıyordu:
"Haydi, git de bize Rus aşısı getir, hayatımız kurtulsun!"
Rusya’nın "dünyada ilk kez" aşıyı bulduğunu ilan ettiği gün, Twitter’da Türklerin bir kısmının Putin’e övgüler düzdüğü birçok paylaşım okumuştum.
Oysa Rus tanıdıklarıma sorduğumda bu aşı konusunu "ulusal gurur kaynağı" olarak görenlerin sayısının fazla olmadığını anlıyorum.
Çoğunluk umursamaz görünüyor. Ben üzerlerine gittiğimde aldığım cevaplara bakılırsa, bulunup piyasaya çıkarılan ve yakında çıkarılacak olan aşılara pek güvenmiyor, meseleyi "Kremlin’in siyasi propagandası" olarak değerlendiriyorlar.
Zaten anketler çoğunluğun, özellikle de sağlık sektörü çalışanlarının aşı yaptırmaya pek niyeti olmadığını ortaya koyuyor.
Kimisinin yorumu daha sert: "Rusya’da, Japonya’nın grip tedavisinde geliştirip denediği ancak sakıncalı bularak sonradan vazgeçtiği Favipiravir temelinde üretilen Areplivir ve Avifavir yüksek fiyatla halka satılıyor. Bu hem bir aldatmaca, hem de haksız kazanç kapısı!"

* * *
Bütün bunların dışında Rusya’da siyaset kazanı kaynıyor. Üç ay önce yapılan yeni anayasa oylamasının ardından, 13 Eylül’de düzenlenen yerel seçimler de tam iktidarın istediği gibi, neredeyse firesiz bitti.
Ancak Kremlin sıkıntılı. Bölgelerden gelen Covid - 19’la ilgili endişe verici haberler artıyor. Aynı zamanda yer yer siyasi direnişe dönüşebilecek tepkiler de yükseliyor. Bu arada Habarovsk Valisi’nin tutuklanmasından sonra geçen 3,5 ay içinde bölgede huzursuzluk ve kitlesel gösteriler sürüyor.
20 Ağustos’ta zehirlenen ve güçlükle hayatı kurtarılan muhalif siyasetçi Aleksey Navalniy, yalnızca ülke içinde iktidarın tadını kaçıran bir sorun olmakla kalmıyor. Ondan çok daha fazla tepkiyi dışardan, özellikle de Avrupalı ülkelerden alıyor.
Bir de Belarus ve artık hemen her sözü ve tavrıyla ortalığa sorun saçan lideri Aleksandr Lukaşenko var. Moskova, bir açıdan şimdi onu daha fazla etkileme-baskılama şansına kavuştuğu için memnun görünüyor. Ancak olayın, yakın gelecekte Rusya yönetiminin Belarus toplumu ve muhalefetiyle ve bir kez daha Batı ile ilişkileriyle ilgili boyutları da var ki, bu konularda hata yapmamak çok zor.
Navalniy ve Belarus’un ayrı birer yazı konusu olduğunu vurgulayıp burada bitireyim.
Ha, bu arada Rusya’dan döndüm ve "kuluçka süresi"ni sağ salim tamamlamak üzereyim.
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
1.08.2025
17.07.2025
26.06.2025
22.06.2025
11.05.2025
10.05.2025
13.04.2025
29.03.2025
20.03.2025
6.03.2025