Hüseyin ÇAKIR
Demokrasi, 2500 yıllık tarihsel serüveni içinde değişerek, gelişerek, insan- insan; insan-devlet; devlet-toplum; birey-toplum-siyaset ilişkisini düzenleme aracı olarak kullanılıyor. Daha kullanışlı ve yararlı başka bir araç ortaya çıkmadığı sürece, demokrasi, yönetim yöntemi, siyasal sistem aracı olmaya devam edecek.
Devletler ve siyasal iktidarlar demokrasiyi, kamusal hayatı düzenleme aracı olarak nasıl kullanıyorlar? Dünyada iktidarların ve devletlerin demokrasiyi “kullanma” biçimleri iki ana gruba ayrılabilir.
Birincisi: Araç, ikincisi: Araçsallaştırma. Birincisi, kamusal hayatı, kamu yararına düzenlemek için araç olarak kullanmaktır. İkincisi, iktidarda olanların, çıkarları ve iktidalarının sürekliliğini sağlama aracı (araçlaştırılması) olarak kullanılmasıdır. Demokrasiyi kullanma biçimi ve içeriği, ülkelerin demokrasi düzeyini belirliyor.
Demokrasiye, tarihsel, toplumsal, sosyolojik bağlamı içinde baktığımız zaman; kültür, gelenek, inanç ve sınıfsal mücadeleler içinden geçip bu günlere geldiğini görmekteyiz.Tepeden birilerinin "demokrasiye geçtik" kararı ile oluşturulan "resmi demokrasi" toplumsal yaşam biçimi olamıyor. Böyle demokrasiler!le demokratik yönetim oluşmuyorlar. Demokrasi, toplumsal mücadelelerin, savaşlar dünyasının içinde gelişerek ilerlerler. Farklı olanların birlikte yaşama kültürü, insani değerler ve siyasal çoğulculuk, büyük savaşlar sonrasında kabul edildi. 30 yıllık Kürlerin özgürlük direnişi, mücadelesi olmasaydı, Türkiye uzlaşma, müzakere, çoğulcu siyasal zihniyete kolay kolay yaklaşmazdı.
Demokrasinin genel kavramı, tarihsel süreç içinde ortaya çıkan, teorik, pratik bütün unsurları içine alıyor. Seçimler demokrasinin ortaya çıkışının ilk unsurudur. Sivil toplumun karar verme süreçlerine katılma ve denetlemesi yirmi birinci yüzyılda gelişmiş demokrasi unsurudur.
Dünyanın dört bir yanında geçmişte ve bugün seçimlerin yapılması, parlamentonun var olması “demokrasi” olarak iddia edildi. Tek partili, darbeyle iktidara gelmiş, krallıklar, oligarşik bir kesimin iktidarı, din kurallarına göre yönetilen ülkeler, seçim veya parlamentonun olmasını demokrasi olarak yutturmaya çalışıyorlar.
Birleşmiş Milletler üye 192 var. Ülke kategorisi içinde olan 236 ülke var. 192 devlette demokratik seçimle işbaşına gelen ülke sayısı 120, bu rakam dünya nüfusunun yüzde 60’ı na tekabül ediyor. 2500 yıllık demokrasi tarihinin dünya karnesi böyle.
Günümüz demokrasisini: Demokrasinin evrenselleşmiş değerlerini, demokrasi kültürünü, Batı dünyasının geldiği içerik ve biçim belirliyor.
Aşağıda ana başlıklarıyla derlediğim demokrasi treninde Türkiye’nin hangi vagonda ve demokrasi yolunun hangi istasyonuna doğru gidildiğinin görülmesine ayna tutacaktır diye düşünüyorum.
Dünden bugün demokrasi yolculuğu ve durakları
Batı'nın gelişmiş demokrasi değerlerinin ve demokrasi kültürünün evrenselleşme epistemolojisi ve ontolojisi, demokrasi tarihi seyrinin sayfalarında yer alıyor.
Ansiklopedik bilgi ve derleme babında en genel hatlarıyla demokrasi unsurlarının ve değerlerinin tarihsel gelişimi, Türkiye’nin nerede durduğunu ortaya koymaktadır.
Klasik demokrasi: M.Ö. 450’lerde Atina'da Aristo, Platon ve Sokrates gibi düşünürlerin, düşünce olarak katkıda bulundukları bir çeşit yönetim sistemi, siyasi tarihin köşe taşı olmuştur. “Site şehir devletlerce” kadınlar ve köleler site halkının dışında kabul ediliyordu. Yetişkin erkeklerin halk meclisinde konuşma ve oy kullanma hakkı vardı.
Doğrudan demokrasiye(!) çok yakın bu sistem Atina demokrasisi olarak da anılır. Teoride bütün yurttaşlar! Mecliste oy verme ve fikrini söyleme hakkına sahipti fakat yurttaş tanımının içine kadınlar, köleler ve o şehir-devletinde doğmamış olanlar (metikler, yerleşik yabancılar) girememektedir. Bu sistemin en güçlü uygulayıcısı olarak Atina’da M.Ö. 4. yüzyılda nüfusun 250 -300 bin arasında olduğu tahmin edilir. Bu nüfusun 100 bin’i Atina vatandaşı ve Atina vatandaşları arasında da sadece 30 bin’i oy verme hakkına sahip yetişkin erkek nüfustur.
Milattan sonra 375 ‘te Roma İmparatorluğunda yurttaştık ve insan haklan kavramı ortaya çıktı ve gelişme gösterdi. Devlet sistemi, temsili demokrasiye nitelik taşımaktaydı. Demokratik haklar genellikle sosyal sınıf ayrımına göre şekillenirdi ve güç elitlerin elindeydi.
Modern demokrasinin tarihsel gelişimi
Orta çağ ve aydınlanma dönemi: Demokrasinin gelişme süreci içindeki en büyük olay İngiltere’de 'de kralın yetkilerini din adamları ve halk adına sınırlayan Magna Carta’nın (Büyük Sözleşme) imzalanmasıdır.
İngiltere'de Kral I. John'un (1215) imzaladığı Magna Carta, kralın yetkilerini sınırlarken halka da bazı hak ve özgürlükler tanıyordu. Magna Carta ile kralın sınırsız yetkilerine son verildi. Kimsenin yargılanmadan cezalandırıl(a)mayacağı ilkesi getirildi.
Alman Johann Gutenberg, (1450) modern matbaayı geliştirdi. Matbaanın geliştirilmesiyle birlikte insanlar duygu, düşünce ve bilgilerini birbirleriyle paylaşmaya başladı. Bu da demokratik hak ve talepleri hızlandırdı. Matbaanın geliştirilmesi Avrupa'da Rönesans ve Reform hareketlerinin başlamasına neden oldu.
Avrupa aydınlanma felsefesiyle anayasal demokrasinin düşünce (1750) temelleri atıldı. Montesqieu güçler ayrılığını savunuyordu. Jean Jacgues Rousseau "özgürlük, eşitlik ve kardeşlik" sloganıyla 1762 - 1763 yıllarında "Toplumsal Sözleşme"yi yazdı. John Locke ise yaşama hakkı, özel mülkiyet hakkı gibi insanların sahip olması gereken belirli özgürlükleri savundu.
Virginia Haklar Bildirgesi'nde (1776) yaşam, hürriyet ve mülkiyet haklarıyla beraber mutluluğu arama hakkından sözleşme.
1789 yılında Fransa halkı krala karşı ayaklandı. Bunun sonucunda Fransız İnsan Bildirgesi yayımlandı. Bu bildiri temel insan haklarını "hürriyet, mülkiyet, güvenlik ve zulme direnme" olarak tespit etmektedir. Eşitlik, özgürlük ve adalet düşüncesinin kitleler tarafından telaffuz edildiği ilk siyasal örnektir.
Fransız İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi, yalnızca Fransızlar için değil, bütün insanlar için geçerli olan bir bildirgedir. Bu yüzden evrensel niteliktedir.
18ve 19 yüzyıl da demokrasinin gelişmesi: Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi, Fransız İnsan ve Yurttaşlık Hakları Bildirgesi demokrasiye evrensel değerler kazandırmıştır.
20. Yüzyıl demokrasinin gelişmesi: Bütün devletler için demokrasinin temel ilkeleri; seçim, parlamento olmazsa olmaz koşul haline geldi. Temsili demokrasi ve katılımcı demokrasinin araçlarının geliştirildi.
20. ve 21. Yüzyıl’da demokrasinin gelişmesi: 1945: II- Dünya Savaşı'nın sonuçlarını gören devletler sürekli barışın sağlanması için bir araya gelerek Birleşmiş Milletler Örgütünü kurdu ve 1945 yılında Birleşmiş Milletler Antlaşması imzalandı.
Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal Konseyi'nin 11 Aralık 1946 tarihli ilk oturumunda içinde insan haklarının yer alacağı bir belge hazırlanması amacıyla Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu oluşturuldu. Komisyonda hazırlanan taslak 10 Aralık 1948 tarihinde genel kurul tarafından İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi olarak kabul ve ilan edildi. Bildirge insan haklarına ve temel özgürlüklere saygıyı sağlamak ve geliştirmek yolunda atılan ilk adımdır.
Türkiye’nin demokrasi serüveni…
Demokrasinin tarihsel serüveninde Osmanlı siyasal sisteminin Batılılaşma serüveni ve/ya tırnak içinde demokratikleşme(si)nin başlangıcı 1808 Sened-i ittifak. Tanzimat fermanı, 1876 Kanun-i Esasi (Meşrutiyet) 1908 İkinci Meşrutiyet’le başlayan girişimler, yukarıdan aşağıya, “devletin bekası” için Batı sistemi yolunun takibidir, ya/da taklit edilmesi de denebilir.
Cumhuriyetin kurulmasıyla, 23 Nisan 1920 tarihinde meclis kuruldu ve “parlamenter” siyasi sistem yoluna girildi. Bu rejimin adı o zamanki tarihsel koşulların mantığı içinde “demokrasi” olarak tanımlanmadı.
Rejimin adı cumhuriyetti. Klasik demokrasinin asgari koşulu, parlamento, atanma yoluyla da olsa seçilen! Seçilmişlerde! vardı. Milli iradenin temsili, millet adına karar verme yetkisi, kaba, formel o günün dünyasında kabul gören ulus-devlet modeliydi.
1946’da çok partili hayata geçiş, Türkiye’nin demokrasi serüveninin önemli bir aşamasıdır. Bu aşama, batı demokrasi tarihinde yaşanan sosyal, sınıfsal çelişki ve çatışmaların sonucu ortayı çakmadı. II. Dünya Savaşı sonrası dünya dengeleri, iki kutuplu dünyanın birisinin içinde yer alma zorunluluğunun sonucu oldu. Bu anlamda, içeriksel, içkin bir demokrasi oluşmadı. Dışsal koşulların dayattığı, biçimsel- sentetik demokratik rejim oluşturuldu. Devletin kurucu egemen ideolojisini savunan sosyal, sınıfsal, askeri, sivil bürokratik zümrenin iktidarını ve gücünü baki kılacak sözüm ona, anayasa, siyasal partiler sistemi ve korporatist sivil toplum, organik aydınlardan oluşan sisteme, demokrasi dendi yıllarca.
Hangisi en iyi demokrasi?
Demokrasi kavramı aynı zamanda ideolojik bir kavramdır. Bütün ideolojiler demokrasinin gelişmesine olumlu veya olumsuzluklarıyla katkı sağlamıştır.
Liberal demokrasi: İktidarı halkın belirlediğini ancak bu iktidarın bireysel özgürlüklerle (düşünce, ifade, dini inanç ve örgütlenme )sınırlandığı, serbest pazar ekonomisinin işlediği siyasal sistem;
Sosyal demokrasi: Siyasi eşitliğin ve özgürlüğün yanında, serbest piyasa ile ekonomik büyüme, sosyal devlet ve sosyal politikalarla gelir dağılımında adaletin sağlanması gerekliliğini savunur;
Sosyalist demokrasi: 1917 Ekim devrimiyle Sovyetler (Şuralar) ve tek parti, (işçi sınıfı diktatörlüğü, bu sınıf adına Komünist partinin yönettiği) merkezi planlama, devlet mülkiyeti rejimi olarak 80 yıl denendi.
Gelişmiş Batı demokrasisi: Kamusal hayatta bireylerin hak ve özgürlüklerini adil, eşit olarak düzenleyen kurumlar sistemi kurulmuştur. Siyasi ve sosyal, sınıfsal ve kimlik temelinde var olmak, bu varoluşun korunması, geliştirilmesi devletin görevi olarak, günümüz demokrasisinin geldiği aşamadır. Demokratik rejim olmanın bu kriterleri, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, Kophenhang Kriterleriyle küresel hukuki, ahlaki ve insani ilke ve değerler haline gelmiştir.
Gelişmiş demokrasi, demokrasi tarihinin geldiği bugünkü siyasi yönetim yöntemi ve değerler, ilkeler toplamıdır ve gelişmeye devam etmektedir.
Liberal ve sosyal demokrasinin teorik ve pratik uygulamaları ve evrenselleşmiş değerler ve ilkeler bütünlüğünden "Katılımcı, müzakereci demokrasi" kavramını iki filozof: Jurgen Habermas ve John Rawls' kavramsallaştırmıştır. Demokrasiyi seçilmişlerin vesayeti ve çoğunluğun iradesi, demokrasiyi sandık sonucuna kilitleyerek 4-5 yıl boyunca seçilenlerin mutlak otoritesinden kurtarmaktadır.
"Katılımcı, müzakereci demokrasi" nin işlemesi için, iletişim dünyasının yarattığı yatay ve dikey “ağ” olanakları, karar süreçlerine doğrudan sürekli katılıma olanak sağlamakta. Referandum gibi statik irade beyanı yerine, sürekli katılıma imkânı bulunuyor.
Temsili demokraside, seçilen karar vericiler, oy çokluğuna dayanarak, ideolojik, siyasi ve/ya sosyal sınıfsal çıkar -yarar adına istedikleri kararları verebiliyorken; müzakereci demokraside merkezi ve yerel seçilmiş karar vericiler, kamuyu ilgilendiren siyasi, toplumsal kararları alırken kamuyla veya ilgili sosyal kesimle müzakere ederek karar almak durumunda. Bu sistem, gelişmiş demokrasilerde yerel yönetimlerde sıkça uygulanıyor.
2014’de Türkiye’de demokrasi ve demokratikleşme serüveni düşe kalka yola devam ediyor. "Büyük Kürt savaşı" sürdürülemez noktaya geldiğinde, "Büyük Barış" kaçınılmaz oldu."Büyük Barış", aynı zamanda, demokrasinin işlediği yönetim yöntemi olmadan, 82 anayasası gibi bir anayasa var olduğu sürece gerçekleşemezdi. Bireysel hak ve özgürlükler, çoğulcu sosyal, siyasal hayat, düşünce, örgütlenme ve inanç özgürlüğü olmadan, "Büyük Barış", barışın sürekliliğin sağlandığı, geri döndürülemez de olamaz.
Devlet ve AKP "Büyük Barış"a gelişmiş demokrasinin bütün kurum ve kurallarıyla işlemesine ne kadar hazır, -olumlu bir çok adıma karşın- çok sayıda soru ve kuşkuya yol açan sözler ve politikalar, güvensizlik ortamı yaratmaya devam ediyor.
Gelişmiş demokrasiyi savunmak için, demokrasinin evrensel değerlerini içselleştirmiş olmak gerekiyor.
AKP'nin ideolojik politik aklı kurucuları, demokrasi değerlerine ve özgürlüklerin sınırlarına, "siyasi İslamcı" ideoloji paradigmadan bakıyorlar. Demokrasi ve özgürlüklerin sınırlarını, Suni inanç değerleriyle çizmeye çalışıyorlar. Demokrasi ve özgürlüklerle ilgili referans kaynağı olarak dini ve bir mezhebi temel kaynak alıyorlar. Özgürlükler gündeme geldiğinde de, dinsel olan; yaşam tarzı, ritüller, dini ahlak! anlaşılıyor. AKP'nin demokrasiyi geliştirme kapasitesi son noktasına gelmiş bulunuyor.
Demokrasinin özü ve değerleri bugünkü gelişmişlik bağlamından kopartılarak, demagojik bir demokrasiyle özgürlükler alanı daraltılıyor.
Gelişmiş demokrasi seviyesini yakalayabilmek “radikal demokratik” değişimle mümkün görünüyor.
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- Seçmeni 'salak' yerine koyanlar hep kaybetti
21.05.2018 - Demokratik sistem için HDP ile stratejik işbirliği yapılmalı
13.05.2018 - 'Koruma görmeyen' HDP’ye barajlı seçim
6.02.2018 - “Toprak milliyetçiliği” iktidar ve muhalefet
29.04.2018 - 200 yıllık sistem değişikliği hikayesinde yeni durum
22.04.2018 - Otoriter rejim altında muhalefet!
8.02.2018 - CHP’nin Ok’undan yeni bir sistem alternatifi çıkar mı? (2)
1.02.2018 - CHP’nin Ok’ları nereyi gösteriyor (1)
25.03.2018 - Devletin iktidarını-iktidarın devletini kurarken…
19.03.2018 - Başkanlık sistemi postmodern vesayet
11.03.2018
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları
-
Şevki ÇELİKCİKEMAL ARABACI 17.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin GürcanFırat batısı, Suriye, riskler, tespitler: Ufukta bir operasyon mu var? 13.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin MünirErkeğin kadını ezmesi 22.09.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AcetSon anketler ne diyor? 9.09.2021 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZKONYA KATLİAMI VE GAZETECİLİK MESLEĞİ ÜZERİNE 2.08.2021 Tüm Yazıları
-
Yasin AKTAYTaliban’ın inancıyla ters olma arzusu 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Süleyman Seyfi Öğün2023’e doğru Türkiye 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Cem SANCARHanımefendi diyeceksiniz 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Yusuf KaplanFetih ruhu ve rüyası 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ali AYDINİşsiz Kalan Antikorlar, Lanetli Pay ve Siyaset 17.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer F. GergerlioğluMuhafazakârlar çürümeye niye sessiz? 8.06.2021 Tüm Yazıları
-
Mustafa ÖztürkNiyet ve akıbet 29.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ayşe BöhürlerTarih büyük harflerle yazılmaz 28.05.2021 Tüm Yazıları
-
Gazi BAŞYURTBir zamanlar sayılamazdık parmak ile, şimdi eksiliyoruz birer birer… 25.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer Ahmet ÖZERENBİR 1 MAYIS Anekdotu… 10.05.2021 Tüm Yazıları
-
Osman CAN24 Nisan 1915: Kardeşimin Cenazesini Kaldıramadım Hala! 29.04.2021 Tüm Yazıları
-
Verda ÖZERBırak artık eski normali 28.04.2021 Tüm Yazıları
-
Vedat BilginSistem değişti de ne oldu! 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Kurtuluş TAYİZPandemide Erdoğan'ı devirme planı çöktü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali Saydam23 Nisan ‘Çocuklara Hürmet’ Günü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali TarakçıZEVZEK'in asıl amacı Montrö değilmiş! 17.04.2021 Tüm Yazıları
-
Burak Bilgehan ÖzpekVesayet Nedir, Nasıl Kurulur, Niçin Çöker? 16.04.2021 Tüm Yazıları
-
Firuz TÜRKERDARBE GİRİŞİMİNE HAZIR OLMAK 4.04.2021 Tüm Yazıları
-
Yıldız RamazanoğluYeni metin ne söyleyecek? 25.03.2021 Tüm Yazıları
-
RAGIP DURAN'Bir tek kişinin otoritesi suçtur!' 22.03.2021 Tüm Yazıları
-
Sevilay YALMANMesele Gergerlioğlu meselesi değil! 19.03.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKBACAKİZMİT KÖRFEZİ YAKIN, DENİZ BİZE ÇOK UZAK! 17.03.2021 Tüm Yazıları
-
Ural ATEŞERANADİL... 21.02.2021 Tüm Yazıları
-
Demir Küçükaydınİki Devrimci – Türeci ve Şahin 4.01.2021 Tüm Yazıları
-
Perihan MAĞDENHayaller: ETHOS, Gerçekler: BİR BAŞKADIR BENİM MEMLEKETİM 18.11.2020 Tüm Yazıları
-
Talat ULUSOY9 Eylül 1922, İzmir’in “KURTULUŞ” Günü’nde… 9.09.2020 Tüm Yazıları
-
Mahmut ÖVÜRAK Parti mi “İhvan’cı” siz mi operasyon çekiyorsunuz? 8.09.2020 Tüm Yazıları
-
Mustafa Yurtsever2010 YILI REFERANDUMU’NUN BİTMEYEN HİKAYESİ 29.08.2020 Tüm Yazıları
-
Hilâl KAPLANİstanbul Sözleşmesi yaşatır mı? 7.08.2020 Tüm Yazıları
-
Eşref ÇAKARKonca Yazışmaları... 5.08.2020 Tüm Yazıları
-
Kadri GÜRSELTürkiye’de darbe mi olacak gerçekten? 16.05.2020 Tüm Yazıları
-
Sinan ÇİFTYÜREKTürbülanstan mayın tarlasına dalış yapan AKP! 13.05.2020 Tüm Yazıları


































































































































































































Halis Özcan
Yorum için burada değilim. Yazarları okuyamıyorum ki yorum yapayım. Düzeltmediniz bir türlü web-sayfanızı...
veyselsaka
Pacal arkadaş senin söylediğin zaten emperyal kapitalist lerde aynı senin gibi söylüyorlar söylediğin hic de ileri bir şey değil bu senin önerdiğin kapitalizmi nasıl iktidarını devam ettirir onun poroje prağramı zaten orada işçilere calışanlara ezilenlere yoksullara bir şey yok bü günkü iktidarlarını kaybetmeden pansuman tedbirlerle kendi kırizlerini geri yoksul halklara yıkmayı ileriçilik diye sol diye anlatma....???kapitalist modernite yerini demokratik moderniteye bırakırsa o zaman eşitlik ad
Orhan Babayiğit
Sevgili Paçal,aynı yolun yolcusuyuz.Zorlu ama doğru ve haklı.Selamlar...
aydın kaya
kaleminiz daim olsun... Saygılar.. Abi