Neşe Düzel
"Bu ülkede darbe hazırlayan güçlerin ilk aklına gelen Alevi-Sünni çatışması çıkarmaktır. Maraş’ta, Sivas’ta bunu yaptılar. Şimdi bu kutuplaşmayı AKP arttırıyor. Alevi-Sünni gerginliğini besliyor. Tehlikeyi görmüyor"
"Kılıçdaroğlu bir operasyondu. Alevi Kılıçdaroğlu’nun CHP’nin başına gelmesi ve böylece Alevilerin CHP’ye angaje olması, Alevilerden oy almak isteyen AKP’nin Alevi açılımını sürdürmekten vazgeçmesine yol açtı"
"Diyanet, 1924’te kurulduğunda, M.Kemal tarafından Kuran’ın Sünni-Hanefi yorumuna göre yeniden tefsir edilmesiyle görevlendirilmiş bir kurumdur. Yani Diyanet, Hanefi olmayanı Hanefi olmaya zorlayan bir kurumdur"
NEDEN CAFER SOLGUN
İngiliz tarihçi Fisher, “İlerleme bir doğa yasası değildir. Bir neslin elde ettikleri, bir sonraki tarafından kaybedilebilir” diyor. Tabii Türkiye’de her şey daha hızlı yaşanıyor. Bırakın kuşakları, bizde aynı siyasi partinin bir hükümet döneminde elde edilenler, bir sonrakinde kaybedilebiliyor. Öyle ki, AKP, ikinci hükümet döneminde çözümlere açılırken, üçüncü hükümet döneminde çözümlere kapanıyor. Bu geri çekilme en net olarak Alevi meselesiyle ilgili yaşanıyor. On yıllık iktidarının ikinci döneminde pek çok açılımla birlikte Alevi açılımını da başlatan ve konunun taraflarıyla ve uzmanlarıyla çalıştaylar yapan AKP hükümeti, 2011 seçimlerinden sonra başlayan üçüncü hükümet döneminde tam tersi bir çizgi izliyor. Alevi açılımıyla başladığı yoluna adeta Sünni açılımıyla devam ediyor. Hükümet, CHP milletvekilinin, Meclis’e cemevi yapılması önerisine, Sünni Diyanet’ten “Alevilik İslam’dır. İslam’ın ibadet yeri de camidir” fetvasını alıyor ve Alevileri camide namaz kılmaya çağırıyor. Diyanet, Alevilik hakkında karar verebilir mi? Aleviler kendilerini baskı altında hissediyorlar mı? Sünni AKP iktidarı, Alevileri asimile etmeye mi çalışıyor? Neden Alevileri ibadeti daha farklı olan ayrı bir mezhep olarak kabul etmeyi reddediyor Diyanet? Cumhuriyet neden Alevilere eşit bir hak tanımadı? AKP’nin bugünkü Alevi politikası ne? Bugün Aleviler kendilerini güvende hissediyorlar mı? Bu soruları, Alevi sorunu üzerine önemli çalışmalar yapan, kitaplar yayımlayan ve halen Toplumsal Olayları Araştırma ve Yüzleşme Derneği’nin başkanı olan yazar Cafer Solgun’a sorduk ve çok çarpıcı ve cesur cevaplar aldık.Dersim Dersim, Alevilerin Kemalizm’le İmtihanı kitaplarının da yazarı olan Cafer Solgun’un son kitabıGayriresmi Cumhuriyet Timaş’tan çıktı.
Meclis’e cemevi yapılması talebinin Diyanet’in fetvasıyla reddedilmesi, Aleviler tarafından nasıl karşılandı?
Tepkiyle karşıladılar. Bir skandal bu! Kuruluşundan beri Alevileri tanımayan, yok sayan, hatta Aleviliği “sapkın bir mezhep” olarak isimlendiren bir kurumun şimdi kalkıp Alevileri ve Aleviliği tanımlamaya kalkışması bir skandaldır! Zaten Diyanet İşleri Başkanlığı, Sünni Diyanet İşleri Başkanlığı’dır. Yasadaki tarifi de, yaptığı işler açısından da bu böyledir. Dolayısıyla Sünni İslam konusunda kendisinden görüş alınabilir ama Alevilik konusunda alınamaz.
Niye?
Çünkü Aleviliği bilmez, tanımaz. Ayrıca bir resmî ideoloji kurumu olarak Aleviliği inkâr eder. Söylemleriyle de, Alevilerle ilgili toplumda var olan ön yargıları daha da canlandırır, besler. Çünkü Diyanet, bu ülkede insanların din ve imanlarını resmî ideoloji adına kontrol ve manipüle etmek amacıyla kurulmuştur. Kısacası, Alevilerle ve Alevilikle ilgili sorunlarımızın temelinde aslında Diyanet de vardır. Düşünün, bir Diyanet yöneticisi geçen yıl, “Cem evleri cümbüş evleridir” dedi. Diyanet’in böyle çok açıklaması var. Sapkın mezhep ne demek?
Ne demek?
Bunu nereye isterseniz oraya çekersiniz. İslamiyet’ten sapmışlar diye de anlayabilirsiniz bunu. Bir de biliyorsunuz toplumda Alevilerle ilgili çok iğrenç önyargılar ve şayialar var. Cinsel sapkınlık ve mum söndü gibi iğrenç hikâyeler de kullanılıyor. İşte sapkın mezhep tabirini oraya kadar çekebilirsiniz. Bu anlayıştaki kurumun Alevilerle ilgili bir meselede fetva vermesi ve devletin ilgili kurumlarının da buna göre tavır alması kabul edilemez. Ama bu Diyanet aksi bir görüş de bildiremezdi.
Niye?
Çünkü Diyanet, 1924’te kurulduğunda, Mustafa Kemal tarafından Kuran’ın Sünni ve Hanefi yorumuna göre yeniden tefsir edilmesiyle görevlendirilmiş olan bir kurum bu. Aslında amaç, Diyanet’le dini kontrol altına alıp, Türk tipi Müslümanlık icat etmekti. Yani devletin çizdiği sınırlar içinde insanların inanmasını, ibadet etmesini istediler ama bunu beceremediler.
Kuran’ın devlet tarafından Sünni Hanefi yorumuna göre yeniden tefsir edilmesi, Aleviler açısından ne anlama gelir?
Türkiye’de yaşayan gayrımüslimler dışındaki bütün yurttaşlar Sünni’dir anlamına geliyor bu. Diyanet işte bu görüşün kurumudur. Aleviler camide ibadet etmek durumundadırlar, çünkü resmî görüş budur! Diyanet, gayrımüslimler dışındaki Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının tamamını Sünni ve Hanefi olarak kabul eden, Hanefi olmayanı da Hanefi olmaya zorlayan bir kurum. Diyanet, Aleviliği kabul edilebilir görmüyor, “Böyle İslam, böyle Müslümanlık olmaz” diyor. Meclis Başkanı Cemil Çiçek de kalkmış ironi yapıyor. “Meclis’te cemevi açılması konusunu tabii ki Diyanet’e soracağız. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’ne soracak halimiz yok” diyor. İlk bakışta doğru bir laf gibi görünüyor bu ama… Cemevini, Aleviliği reddeden bir kuruma sormak yerine Meteoroloji Genel Müdürlüğü’ne sorulsaydı, Aleviler açısından daha kabul edilebilir bir yanıt alınabilirdi.
Diyanet, Alevilerin kendi ibadetlerini yapmaları için mi yoksa namaz kılmaları için mi camiye gitmelerini istiyor?
Namaz kılmalarını sağlamak için istiyor. Bu örnek, Diyanet’in toplumsal gerçeklikten ne kadar koptuğunu gösteriyor. Alevilerin temel ibadet şekli cemdir, semahtır. Namaz değildir.
Sünni AKP iktidarı, Alevileri asimile etmeye mi çalışıyor?
Asimile etmeyi tasarlıyorlar ve istiyorlar ama başarmaları mümkün değil. 90 yıllık Cumhuriyet tarihinde katliamla, baskıyla, korkuyla olmayan şey günümüz şartlarında hiç olmaz. Aleviler Dersim’de, Maraş’ta katliama uğradılar ama katliamın ardından Aleviliği terk edip camilere koşmadılar. Alevliklerini sürdürdüler. “Alevilik Ali’yi sevmekse, biz daha çok seviyoruz” söylemleriyle, aksine Alevilerin yaşadıkları baskı ve korku psikolojisini derinleştirirsiniz. Nitekim Aleviler bugün kendilerini daha büyük baskı altında hissediyorlar. Devletle problemleri çözülmeden şimdi bir de karşılarına AK Parti iktidarı çıktı. Ben de dâhil bir grup Alevi, AK Parti’nin açılım döneminde yapmaya çalıştıklarına temkinli bir iyimserlikle baktık. Ben Alevi çalıştaylarına katıldım. Ama şimdi Aleviler, “Biz demedik mi bunlar bizi kandırır. Bunlara güvenilmez” diye bize büyük tepki gösteriyorlar.
Ne değişti bugün?
Devletin baskısına Sünni bir iktidarın baskısı da eklendi bugün. Kendilerini çevreleyen Sünni çoğunluğa karşı yaşadıkları tedirginlik ve korku derinleşmeye başladı. Aleviler, “orduyu da, yargıyı da teslim aldılar, güveneceğimiz bir şey kalmadı” psikolojisine girdiler. Herkesin bu realiteyi görmesini ve düşünmesini rica ediyorum. Çünkü AK Parti, toplumda yeni tipte bir kutuplaşmanın temellerini atmış durumda. Alevi-Sünni yurttaşlarımız arasındaki mesafe, önyargılar daha da açılıyor ve kutuplaşma derinleşiyor.
Bu kutuplaşma nasıl bir sonuç verir?
Bu ülkede darbe hazırlayan derin güçlerin ilk akıllarına gelen her zaman Alevi Sünni çatışması, gerilimi çıkarmaktır. Maraş’ta, Çorum’da, Sivas’ta bunu yaptılar. Ben uyarıyorum. Alevilerin ve Sünnilerin birbirlerini anlamaktan giderek uzaklaşmaları, ülkede istikrarsızlık yaratmak isteyen derin güçler açısından hâlâ istismar edilmesi mümkün bir malzeme durumundadır. Bu hiç birimiz için iyi bir şey değil. AK Parti için de, Aleviler için de iyi bir şey değil. Ama hükümet, bu gidişatı görmezden geliyor. Aksine bu gidişatı canlandıracak bir uygulama içine giriyor.
Neden, Alevileri ibadeti daha farklı olan ayrı bir mezhep olarak kabul etmeyi reddediyor Diyanet?
Bunun kabulü, Türkiye’de resmî ideolojinin çökmesi anlamına gelir. Bu yüzden Diyanet’in tek başına karar verebileceği bir şey değil bu. Önce Diyanet’in varlığını tartışmak, onu yaratan zihniyetle, Kuran anlayışıyla yüzleşmek, hesaplaşmak gerekiyor. Diyanet’i tartışmak demek de Cumhuriyet’in kuruluş felsefesini tartışmak demektir. Düşünün ki bu ülkenin tarih kurumunun başkanı bile, “Kendisini Kürt Alevi zannedenler Ermenilerdir” diyebildi. Başbakanlığa bağlı 117 bin kişilik personel ordusuna hükmeden, sayısız ibadet mekânına ve dev bir bütçeye hükmeden bir kurumun var olduğu bir sistem laik değildir. Orada din ve vicdan özgürlüğü yoktur. Aleviler din ve vicdan özgürlüğü talep ediyor. Din ve vicdan özgürlüğünün olabilmesi için de Diyanet’in kaldırılması gerekiyor.
Çelişki de burada ortaya çıkıyor. Alevilerin büyük çoğunluğu Diyanet’in kaldırılmasına karşı. Aksine Diyanet’in varlığını laikliğin güvencesi olarak algılıyorlar. Alevilerin Diyanet’in kaldırılmasına karşı çıkmasını nasıl açıklıyorsunuz?
Alevilerin bünyesindeki çarpıklıklardan maalesef biri de bu. Aleviler kendilerine empoze edilen şeriat ve irtica korkusuyla böyle davranıyorlar. Oysa mevcut rejimin ve statükonun devamından Alevilerin hiçbir çıkarı yok. Bu cumhuriyeti demokratikleştirmemiz lazım. Ama Aleviler, bu sistemde özgür olmasalar da, en azından öldürülmeyeceklerini, hayatta kalabileceklerini düşünüyorlar. İrtica güçlenirse can güvenliğimiz tehlikeye girer duygusuyla, laiklik ve rejimin teminatı olan devlet partisi CHP’ye oy vermeye devam ediyorlar.
Alevilerin, Cumhuriyet tarihinde özgürce yaşayıp, özgürce ibadet ettikleri ve kendilerini güvende hissettikleri bir dönem var mı hiç?
Hiç yok. Cumhuriyet tam tersine Aleviliği yasakladı. 1925’te kabul edilen tekke ve zaviyelerin kapatılmasına dair kanunla Türkiye’de Alevilik yasaklandı. Bu kanun diğer inançları da etkiledi ama camiler kapatılmadı. Fakat Alevilerin baskı altında da olsa kaçak göçek kendi ibadetlerini icra ettikleri tekke ve dergâhlar kapatıldı. Üstelik Aleviliğin kendisini sürdürmesi için olmazsa olmazı olan dedelik, pirlik, mürşitlik, çelebilik, babalık gibi unvanlar da yasaklandı. Dedeliğin yasak olması eşittir Aleviliğin yasak olmasıdır. Bu yasakla da kalınmadı, 1930’ların, Cumhuriyet dâhil, gazetelerinde Alevilerle ilgili iğrenç yayınlar yapıldı. Bu yıllar Cumhuriyet’in altın yılları, Kemalizm’in altın çağı. Bu anlayış günümüze dek sürdü ve Alevilik hep yasaklı bir inanç grubu oldu.
Alevilerin önemli bir bölümü Kemalist. Bu çelişki nasıl açıklanabilir?
Aleviler baştan itibaren Kemalist değiller. 1950’de tek parti diktatörlüğünden kurtulmak için büyük ölçüde Demokrat Parti’ye oy verdiler. Ama DP de bir hayal kırıklığı oldu. Çünkü Sünni çoğunluğa yönelik bir popülizmi tercih etti. 1960’lardan itibaren dünyada özgürlük, sosyalizm, devrim içerikli bir sol dalga yaşandı. Alevi toplumu neredeyse kitlesel olarak radikal sol hareketleri destekledi. Düzeni korumak değil, yıkmak isteyen örgütlere destek verdi. Alevilerin statükocu ve Kemalist olmaya başladıkları dönem ise 1990’lı yıllar oldu.
1990’larda Aleviler açısından ne yaşandı?
Ondan öncesinde Aleviler eşittir CHP değildi. Ama 1990’larda şeriat tehlikesi, devlet tarafından öncelikli tehdit yapıldı ve sonra da Türkiye bu tehdide uygun hale getirilmek için ülkede laik-anti laik kutuplaşması yaratıldı. Laikçi kutba bir kitle lazımdı. Şeriat korkusu yaşayan hazır bir kitle vardı. İşte bu kutba Aleviler angaje edildi. Cumhuriyet mitinglerine kadar giden bir süreç yaşandı. Aslında şu da bir gerçek. Alevi meselesini çözerse AK Parti çözer. Bu meseleyi CHP çözmez. CHP Alevilerin oy verdiği parti ama CHP aynı zamanda Alevi sorunun temellerini atmış olan da bir parti. CHP, Alevileri yok sayan resmî ideolojinin günümüzdeki savunucusu. Ama gene de Alevilerin büyük çoğunluğu, laikliğin kalesi olduğu için CHP’ye oy veriyor. Düzeltilmesi gereken büyük bir çelişki ve anormallik bu.
Bugün Aleviler kendilerini güvende hissediyorlar mı?
Hayır hissetmiyorlar. Aksine büyük güvensizlik duygusu içindeler. Aslında Alevilerin CHP’den sıdkı sıyrılmıştı. Onur Öymen’in Dersim çıkışından sonra CHP’den kitlesel kopuşlar olmuştu ama Kılıçdaroğlu genel başkan oldu. Kılıçdaroğlu bir operasyondu. CHP’de bir zihniyet değişmediği halde Aleviler koşa koşa CHP’ye gittiler. Ama Aleviler ne yapsınlar? AK Parti’ye de oy vermeleri için bir neden kalmadı.
Açılım sürseydi durum farklı mı olurdu?
Belki olabilirdi ama… Şimdi AKP Alevilere, “Müslümansanız, Müslümanların yaptıklarını yapacaksınız. Cemevi de ne oluyor” diyor. Önceki iki dönemde bunu demiyordu. Şimdi, “Bizim gibi Müslüman olacaksınız. Camiye gideceksiniz” der oldular. İnsanlarda, yaşam tarzlarına ilişkin kaygıları arttıran uygulamalar artmaya başladı. AK Parti, ustalık dönemi olarak adlandırdığı bu üçüncü iktidar döneminde, kendi gerçek anlayışını hayata geçirme konusunda daha güvenli davranıyor. Bu durum Alevileri kaygılandırıyor. Çünkü bu ülkede Aleviler sadece devletten değil, kendilerini çevreleyen Sünni çoğunluktan da korkarlar. Son dönemde Sünni çoğunluğa karşı duyulan tedirginlik giderek artıyor.
Alevilik konusunda Alevilerin kendi aralarında tartışmalar var gördüğümüz kadarıyla. Aleviliğin İslam’ın bir mezhebi olduğunu söyleyen de var, Aleviliğin ayrı bir din olduğunu söyleyen de. Alevilik din mi, mezhep mi?
Alevilik, İslam çerçevesi içinde değerlendirilmesi gereken bir inanç grubudur. Mezhep, var olan farklılıkları tam izah etmiyor. Çünkü mezhep dediğiniz zaman mesela Caferilik de Şiilik de bir mezheptir. Namaz kılarken bazı farkları vardır. Aleviler ise namaz kılmazlar. Kısacası mezhepler arasında nüanslar vardır ama Alevilerle İslam’ın hâkim mezhepleri arasında büyük farklar vardır. Bir kere Alevilik bağdaştırmacı bir inanç grubudur. İslamiyet öncesi inançların da Alevilikte birebir etkisi vardır. Mesela Dersim Aleviliğinde Zerdüştlükten, Yezidilikten bariz izler vardır. Her sabah güneşe karşı dua edilir. Bir parçası olunan doğada suya, ağaca, dağa, taşa kutsal anlamlar atfedilir: Ateş, hayatın sürdürücüsüdür. Ziyaret olarak isimlendirilen yerlerde mum yakıp dilek ve temennide bulunulur.
Kaç tane Alevilik var?
Tek bir Alevilik yok. Baskıdan kaçma ve gizlenmeden ötürü birçok Alevilik var. Yani Aleviliğin birçok yorumu var. Bugün Diyanet ve siyaset, “Siz önce kendi aranızda anlaşın, ne olduğunuza önce bir karar verin” diyorlar bize. Yanlış bir dayatma bu. Aleviliğin farklı yorumlarının olmasına herkes alışmak durumunda. Bu farklı yorumların hepsi de meşru.
Niye bu kadar çok yorum var?
Aleviler, Osmanlı’dan beri gelen katliamların, baskıların sonucunda saklandılar. İbadetlerini gizlice yaptılar. İllegal örgüt toplantısı yapar gibi kırk yere nöbetçi dikerek gizlice cem tuttular. Bu saklanmalar sonucunda, farklı bölgelerin, yörelerin Alevileri birbirleriyle iletişim kuramadılar. Aleviler birbirleriyle daha yeni yeni tanışıyorlar. Kaldı ki, Sünni İslam'ın da çok çeşitli yorumları var. AKP de, El Kaide de Müslüman'dır örneğin. Ama ikisi de besbelli ki İslam'ı birbirinden farklı anlıyor ve inanıyorlar. Aleviliğin İslamiyet dışında olup olmadığı tartışmasına gelince… Bunu ilk ileri sürenler, kendileri Alevi olmayan Marksist kökenli insanlar oldu. Bugün bu görüş, daha çok yurtdışında taraftar buldu. Şimdi Türkiye’de de bir yorum haline geliyor. Çözümsüzlük sürdükçe bu yorum fazla duyulur hale gelecek.
Özgürce ibadetlerini yapamazlarsa, eşit olmazlarsa, Alevilik İslam’ın dışına mı kayacak?
Evet, İslam’ın dışına kayacak. Aleviliğin ayrı bir din olduğu yolundaki iddialar daha da yaygınlaşacak. Oysa Aleviliğin İslam dışı ve kendi başına bir din olduğunu düşünenlerin sayısı çok marjinaldir. Alevilerin çok büyük çoğunluğu kendilerini ayrı bir din olarak görmez. Ama bir yanda devletin inkârcılığı, diğer yanda da toplumun inkârcılığı, Alevilerdeki aykırılık duygusunu, “biz ayrı bir diniz” düşüncesini artıracak.
Alevilerin nüfusu nedir?
10-20 milyon arasında bir rakam tahmin ediliyor. 1998’de Milli Güvenlik Kurulu bir araştırma yaptırdı. On dört yıl önceki araştırmada 8 milyon sonucu çıktı.
AKP iktidarı, Alevi açılımı yapmaya da niyetlenmişti bir ara. O açılım neden sürmedi sizce?
Alevi olan Kılıçdaroğlu’nun CHP’nin genel başkanlığına gelmesi ve bunun sonucunda da Alevilerin CHP’ye angaje olması, AKP’nin Alevi açılımını sürdürmekten vazgeçmesine yol açtı gibi gözüküyor. Başbakan “Biz ne yaparsak yapalım Aleviler bize oy vermeyecek. Onlar CHP’ye oy vermeye devam etsinler. Biz Alevi açılımından vazgeçtik. Bana, Alevilere önyargıyla bakan, Alevileri aşağılayan kitlelerin oyunu almak yeter” gibi bir tavır içine girdi ve 2011’deki referandumda ve seçimde, Alevileri rencide edecek söylemlerde bulundu. Mesela Çorum, Alevi katliamının yaşandığı yerlerden biri. Başbakan Çorum’da Ebusuud Efendi’nin adını andı. Bu zat, Kanuni zamanında Alevilerin katline fetva veren şeyhülislamdır. Bunu Başbakan bilir.
AKP, Alevi açılımını Alevilerin oyunu almak için mi yapıyordu?
Öyle görünüyor. Alevilerden de oy alan bir parti olmak istediler. Türkiye partisi olmak istediler. Açılımdan vazgeçerek bir anlamda Türkiye partisi olmaktan da vazgeçtiler. Başbakan, oylarının yeterli olduğunu düşününce Alevi politikası değişti ve AK Parti sadece Alevi açılımından değil, demokratikleşmeden de vazgeçti. Bu açımlar döneminde AK Parti reformcu bir partiydi, AB’ye üyelik konusunda inandırıcı olma gayretindeydi. Giderek bundan uzaklaştı. Şu anda, Ergenekon soruşturmasıyla darbe ihtimalinden ve askerî vesayetten kurtulduğunu, gerçek manada iktidar olduğunu, hatta bunun da ötesinde devlet haline gelmeye başladığını düşünüyor. “Rakibim yok. Bu CHP, benim rakibim olduğu müddetçe Türkiye’nin geleceğinde AK Partili iktidarlar olacak” diye düşünüyor. Demokrasi ve özgürlüğe ihtiyacı olan bir parti olmaktan uzaklaşıp, iktidara yerleşmiş bir partiye dönüştükçe de, “Bu kadar demokrasi ve özgürlük, bu kadar açılım ve reform yeter” diyor.
On yıllık AKP iktidarında Aleviler için olumlu ya da olumsuz değişiklikler oldu mu?
Gidişattan ötürü bugün karanlık bir tablo yaşıyoruz ama Türkiye on yıl öncesine göre daha ileride. Mesela Dersim meselesi ilk defa uluorta tartışıldı. İlk kez bir başbakan, “Dersim Katliamı” dedi ve eğer özür dilemek gerekiyorsa bir başbakan olarak “Özür diliyorum” dedi. Çalıştaylarla birlikte ilk defa devlet Alevileri tanıdı. Bunlar oldu ama Alevileri tanımayı yasal güvenceye alan hiçbir adım atılmadı. Cemevlerine yasal statü tanınmadı. Madımak bile müze ya da anıt yapılmadı.
Başka neler yapılmadı?
Hâlâ Dersim adı iade edilmedi. Dersim’in adı, askerî operasyonun adı olan Tunceli olmaya devam etti. Din dersi zorunlu olmaktan çıkarılmadı. Din ve ahlak bilgisi derslerine Alevilikle ilgili birkaç şey monte edildi. Anayasada zorunlu olduğu söylenen tek ders din dersi. 12 Eylül uygulaması bitirilirse insanlar dinden ve imandan mı çıkacak? Nasıl Kemalistler “bu milleti kendi haline bırakırsak yanlış yapar” diye düşünüyorlarsa, bunlar da aynı şekilde düşünüyorlar. Halkı, toplumu kendi haline bırakmıyorlar.
Aleviler tam olarak hangi hakları istiyor?
Cemevlerine yasal statü tanınmalı. Diyanet lağvedilmiyorsa özerkleştirilmeli. Devlet kurumu olmaktan çıkarılmalı. Bunu her Alevi ister. Maraş, Çorum, Sivas Katliamı dosyaları yeniden açılmalı. Böylece Alevi-Sünni iç çatışması yaratmak isteyen hem derin güçler açığa çıkar hem de o derin güçlere figüran olarak hizmet etmiş Sünni kardeşlerimiz ortaya çıkar. Nasıl Aleviler darbe çağrıları yapan mitinglere katılmalarıyla yüzleşmek zorundaysa, dindarlar, İslamcılar da Maraş, Çorum, Sivas katliamlarıyla yüzleşmek zorunda.
AKP iktidarında, istedikleri haklara sahip olabileceğine inanıyor mu Aleviler?
İnanmıyorlar. Alevi açılımı gündeme geldiğinde temkinli de olsa bir iyimserlik gündeme gelmişti. AK Parti’nin açılımdan vazgeçmesiyle birlikte kopkoyu bir karamsarlık başladı.
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları
-
Şevki ÇELİKCİKEMAL ARABACI 17.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin GürcanFırat batısı, Suriye, riskler, tespitler: Ufukta bir operasyon mu var? 13.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin MünirErkeğin kadını ezmesi 22.09.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AcetSon anketler ne diyor? 9.09.2021 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZKONYA KATLİAMI VE GAZETECİLİK MESLEĞİ ÜZERİNE 2.08.2021 Tüm Yazıları
-
Yasin AKTAYTaliban’ın inancıyla ters olma arzusu 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Süleyman Seyfi Öğün2023’e doğru Türkiye 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Cem SANCARHanımefendi diyeceksiniz 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Yusuf KaplanFetih ruhu ve rüyası 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ali AYDINİşsiz Kalan Antikorlar, Lanetli Pay ve Siyaset 17.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer F. GergerlioğluMuhafazakârlar çürümeye niye sessiz? 8.06.2021 Tüm Yazıları
-
Mustafa ÖztürkNiyet ve akıbet 29.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ayşe BöhürlerTarih büyük harflerle yazılmaz 28.05.2021 Tüm Yazıları
-
Gazi BAŞYURTBir zamanlar sayılamazdık parmak ile, şimdi eksiliyoruz birer birer… 25.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer Ahmet ÖZERENBİR 1 MAYIS Anekdotu… 10.05.2021 Tüm Yazıları
-
Osman CAN24 Nisan 1915: Kardeşimin Cenazesini Kaldıramadım Hala! 29.04.2021 Tüm Yazıları
-
Verda ÖZERBırak artık eski normali 28.04.2021 Tüm Yazıları
-
Vedat BilginSistem değişti de ne oldu! 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Kurtuluş TAYİZPandemide Erdoğan'ı devirme planı çöktü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali Saydam23 Nisan ‘Çocuklara Hürmet’ Günü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali TarakçıZEVZEK'in asıl amacı Montrö değilmiş! 17.04.2021 Tüm Yazıları
-
Burak Bilgehan ÖzpekVesayet Nedir, Nasıl Kurulur, Niçin Çöker? 16.04.2021 Tüm Yazıları
-
Firuz TÜRKERDARBE GİRİŞİMİNE HAZIR OLMAK 4.04.2021 Tüm Yazıları
-
Yıldız RamazanoğluYeni metin ne söyleyecek? 25.03.2021 Tüm Yazıları
-
RAGIP DURAN'Bir tek kişinin otoritesi suçtur!' 22.03.2021 Tüm Yazıları
-
Sevilay YALMANMesele Gergerlioğlu meselesi değil! 19.03.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKBACAKİZMİT KÖRFEZİ YAKIN, DENİZ BİZE ÇOK UZAK! 17.03.2021 Tüm Yazıları
-
Ural ATEŞERANADİL... 21.02.2021 Tüm Yazıları
-
Demir Küçükaydınİki Devrimci – Türeci ve Şahin 4.01.2021 Tüm Yazıları
-
Perihan MAĞDENHayaller: ETHOS, Gerçekler: BİR BAŞKADIR BENİM MEMLEKETİM 18.11.2020 Tüm Yazıları
-
Talat ULUSOY9 Eylül 1922, İzmir’in “KURTULUŞ” Günü’nde… 9.09.2020 Tüm Yazıları
-
Mahmut ÖVÜRAK Parti mi “İhvan’cı” siz mi operasyon çekiyorsunuz? 8.09.2020 Tüm Yazıları
-
Mustafa Yurtsever2010 YILI REFERANDUMU’NUN BİTMEYEN HİKAYESİ 29.08.2020 Tüm Yazıları
-
Hilâl KAPLANİstanbul Sözleşmesi yaşatır mı? 7.08.2020 Tüm Yazıları
-
Eşref ÇAKARKonca Yazışmaları... 5.08.2020 Tüm Yazıları
-
Kadri GÜRSELTürkiye’de darbe mi olacak gerçekten? 16.05.2020 Tüm Yazıları
-
Sinan ÇİFTYÜREKTürbülanstan mayın tarlasına dalış yapan AKP! 13.05.2020 Tüm Yazıları
-
Yaşar YAKIŞTürkiye’nin iktidar partisi yardımlaşmayı da tekeline almak istiyor 25.04.2020 Tüm Yazıları
-
Orhan PamukEski salgınlar ve bugün biz 24.04.2020 Tüm Yazıları
-
Bejan MATURÖlüm hangi boşluğu doldurur? 12.04.2020 Tüm Yazıları





































































































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
6.12.2013
15.09.2013
23.04.2013
22.04.2013
15.04.2013
25.03.2013
18.03.2013
11.03.2013
10.12.2012
4.12.2012