Zeki ALPTEKİN
Geçtiğimiz günlerde G-20 + AB'nin 2017 yılında görevlendirdiği OECD'nin hazırladığı , onun çatısı altında biraraya gelmiş olan 139 ülkenin 132'sinin imzaladığı, uluslararası şirketlerin -ayrıntılarına aşağıda değineceğimiz, gelirlerinin en az %15'i olarak hesaplanacak olan küresel asgari vergi anlaşmasının 2023'den itibaren geçerli olması planlanıyor. Uluslararası (ekonomik) arenada yepyeni bir kaliteyi, bir eşiği ifade eden böylesi bir insiyatifin nedenleri, neyi ifade ettiği, hangi gelişmelere işaret ettiği ülkemizde nedense -uzman çevreler de dahil- yeterince tartışılmadı, tartışılmıyor.
Ayrıntılarına girmeden önce konunun neden, daha doğrusu hangi zeminde oluştuğunu görmek, olguyu anlamak açısından önemli! Çünkü hiçbir şey gökten zembille inmiyor, yoktan varolmuyor..
Birinci olarak küresel vergi olgusunun küreselleşme şartlarında, „laisse fair“ci neoliberalizmin yarattığı sonuçlara karşı (doğal olarak, şartların zorlaması ile, spontane olarak) oluşan bir cevap olarak ortaya çıktığını tespit edelim. Bununla, ülkeler arasında, onları deyim yerinde ise „adeta birbirine düşüren“ anlamsız bir „en düşük vergilendirme“ rekabetine karşı, adil bir küreselleşme zemininde yeni bir multilateral ilişkiler kurulmasının ilk adımı atılıyor. Çünkü fair, ya da nispeten adil bir küreselleşme, ancak, yaratılan değerin adil vergilendirmesi ve paylaştırılması ile başlıyor. Böylesi bir adım, yani Küresel Asgari Vergi bir ilk, bu açıdan önemli ve tam da bu nedenle Küreselleşme döneminde yeni bir eşiği ifade ediyor. Şöyle ki;
Sorunu tarihsel olarak ele alacak olursak, bunun kökeninde özellikle II. Dünya savaşından sonra yoğunlaşarak gelişen ekonomik ilişkilerin yattığını görürüz. Batı'da özellikle 50li yılların 2. yarısından itibaren 60'lı yıllara uzanan göreceli ekonomik refah dönemi, sermaye birikiminin olağanüstü düzeylerde oluştuğu bir aralık olarak karakterize edilir. Bu ve peşi sıra gelen konjöktür dönemlerinde sermayenin birikim ya da değerlendirme koşullarında, uluslararası büyük sermayenin, transnasyonal şirketlerin „vergiden kaçırma“ yöntemleri, pratikleri ve olanaklarının oynadığı rol, günümüzde aşağıdaki tablonun da ortaya koyduğu gibi azımsanamayacak boyutlardadır.

Geçmişte uluslararası şirketlerin „vergiden kaçırma“ ya da „göreceli az vergi verme“ pratikleri ilk önceleri İsviçre gibi ülkelerde gerçekleşti. Tipik bir vergi kaçırma yöntemi olarak bugün bile hala başvurulan, bir ülkedeki ekonomik faaliyetleri sonucu çok kazanan bir şirketin, başka bir ülkedeki bir „kardeş“ şirketine herhangi bir (aslında olmayan) bir hizmet karşılığı ödeme yaparak kazancını suni olarak az göstermesi yolu ile vergi ödememesi, transfer ettiği kârlarına ise söz konusu ülkelerde oldukça az (ya da hiç) gelir vergisi ödemesi uygulamasıdır. Bu süreç bir yanı ile, 80'li yıllarda neoliberal ekonomi politikalar eşliğinde, 50li-60lı yıllardan gelen aşırı sermaye birikimi ile birlikte değerlendirme koşullarının göreceli tükenmesi, yani biriken sermayenin atıl kalması sonucunda bunların transfer edildiği „vergi cennetleri“nde ''park edilmesi''yle, kısmen sıfır vergi verildiği irili ufaklı ülkelerin oluşması ile sonuçlandı.

Diğer yanı ile, spekülasyona dayalı finansiyel faaliyetlerin maddi üretim ekonomisinin önüne geçmesi süreci, her iki alanın birbirinden kopması ile sonuçlandı. Totalde ortaya çıkan manzara, birbirleri ile, atıl kalan sermayeyi çekebilmek için, kısmen fair olmayan yöntemlerle, anlamsız ve biteviye rekabet eden ülkeler, böylelikle başta altyapı olmak üzere kamusal görevlerini yerine getirme konusunda gerekli finansman kaynaklarından giderek mahrum olan devletler, ülkeler oldu. Kendi varlık şartlarını tehlikeye atarcasına „yarışan“ ülkelerin rekabetinde tabii ki son gülen büyük küresel şirketlerdi.
T. Piketty'nin öğrencisi, Berkeley Üniversitesi profesörlerinden Gabriel Zucman'ın oluşturduğu yukardaki tablo, vergi cennetlerinde tutulan meblağlar konusunda tahmini bir fikir veriyor. Ancak bu sayıların Tax Justice Network adlı kuruluşun düşüncesine göre oldukça düşük göründüğü, gerçek miktarların toplamında yaklaşık 32 000 milyar Dolar civarında olduğu tahmin ediliyor. Bu kuruluş, Zucman'ın hesaplamalarının ilgili ülkelerin vergi dairelerinin değil, sadece IMF'nin sayılarına dayandığını ve bunların ayrıca „Shell Corporation“ denilen kuruluşlarda ve kimi vakıflarda „park edilen“ rakamları kapsamadığı konularında eleştiriyor.[1] Bu bağlamda, 2007 yılı rakamlarına göre Türkiye, Gayrisafi Yurtiçi Hasılası'nın yaklaşık %20'sini „vergi cennetleri“ne kaybetmiş. Bu ise yaklaşık %10 olan dünya ortalamasının iki katına denk geliyor.[2]
Özetle: 1980'de küresel anonim şirketlerin ödedikleri ortalama %45 gelir vergisi oranı, 2020 yılı itibarı ile %23'lere geriledi. Bununla devletlerin, kamunun geleceklerini garantileyen, örneğin altyapı yatırımları, bunların yenilenmesinin maddi temelleri giderek erozyona uğramış oldu. Küresel şirketlere düşük vergi vadeden ülkeler için de bunun sonuçları ağır oldu, çünkü düşük vergi ile yükselen özel ekonomik gücü „yoksullaşan devlet“ ikliminde sürekli tutmanın imkansızlığı giderek belirginleşmeye başladı. ABD'de bu çelişki, Corona krizi sonucu oluşan finansal açığın kapatılması sorunu nedeniyle daha da şiddetlendi: Ortaya konan New-Deal programı gereği trilyonluk yatırımların finansmanı, J. Biden'ın Maliye Bakanı J. Yellen ile birlikte ele aldıkları, anonim şirketlerin Trump tarafından düşürülen vergisinin %21'den tekrar %28'e yükseltilmesi ile sağlanması planlanıyor. İşte tam da bu noktada ortaya çıkan „kazancın başka ülkelere kaydırılması ile vergi ödememe“ tehditine karşı yeni Küresel Asgari Vergi işlev kazanıyor. Bu işlev, aynı zamanda Trump'ın korunmacı politikalarından aktif multilateral ilişkilere geçişe bir örnek, nispeten eşit şartlarda fair bir rekabetin ortak bir ekonomik bazını yaratmanın, böylelikle küresel sürecin daha adilce şekillendirilmesinin temel taşlarından biri oluyor.
Bir yerde, herhangi bir ülkede geçerli olabilen normal ve adil bir vergi düzenlemesinin (regülasyonun) uluslararası düzleme taşınmasından, düzensizliğe karşı küresel bir vergi uygulamasından başka birşey olmayan %15 Küresel Asgari Vergi düşüncesi, yukarıda tarif etmeye çalıştığımız işte bu zeminde ortaya çıktı. Bu düşüncenin dayandığı iki temel var:[3]
1. Vergi, yıllık en az 750 milyon Dolar cirosu olan küresel firmalar için geçerli.. Buna göre herhangi bir ülkede düşük vergi avantajını kullanan bir alman firması -mesela İrlanda'da %12,5 ile- aradaki %2,5'luk vergiyi de Almanya maliyesine ödemek zorunda. Bu uygulama ile ilgili ülke de -düşük de olsa- vergisini tahsil edebiliyor, sermayenin sadece vergi avantajları nedeni ile suni olarak sağa-sola kaymaları, transaksiyonları göreceli olarak kural altına alınmış, bu konuda ülkelerin anlamsız „öldürücü“ rekabetleri önlenmiş oluyor.
Planlanan küresel vergiye yaklaşık 7bin-8bin civarında küresel firmanın muhatap olacağı, bu sayının Almanya itibarı ile 827 küresel şirket olacağı tahmin ediliyor. Bununla Avrupa Birliği'nde ek vergi geliri yaklaşık yıllık 50 milyar € olarak hesaplanıyor. Yılda 800 milyar € toplayan Almanya'da bu miktar yaklaşık 1 milyar € olarak tahmin ediliyor. Toplanan aktüel vergi ile kıyasaladığında az gibi görünen, ama „hissedilebilir“ bir büyüklük..
2. Verginin ikinci ayağını büyük şirketlerin gelir vergilerinin dağıtımı oluşturuyor: Vergiler sadece ilgili şirketin merkezinin bulunduğu ülkeye değil, aynı zamanda cironun yapıldığı ülkenin de maliyesine ödenmesi. Mesela Siemens şirketinin merkezini -düşük vergiden dolayı- İrlanda'ya alması nedeniyle, ciro yaptığı Almanya'da kazancını vergilendirmiyor. Ya da Google, Apple, Amazon vs. yeni digital şirketler cirolarının önemli bölümünü yaptıkları, altyapısını kullandıkları ülkelerde, merkezleri orada olmadıkları için herhangi bir vergi vermiyorlar. Bu noktada oluşan küresel vergi adaletsizliğini önlemek için önerilen yöntem şu: İlgili firmanın geliri, yaptığı cironun %10'nundan fazlası olursa, bu „kazanç fazlalığı“nın %20-30 civarındaki vergisi, cironun yapıldığı ülkenin maliyesine aktarılıyor. Yani buradaki prensip, cironun yapıldığı ülkeye (şirketin merkezi nerede olursa olsun) kazancının belli bir bölümünün vergi olarak aktarılması..
Bu hali ile, %15 olarak yeterli mi, -anonim şirketlere uygulanan verginin İsviçre'de zaten %15, İrlanda'da ise %12,5 olması gerçeği temelinde- yeterli değil tabii ki. Google, Amazon vb. „digital“ şirketlerin buna ilişkin „fazla hamurdanmaması“ gerçeği de bunu gösteriyor. Bu noktada ABD Maliye Bakanı Janet Yellen'in başlangıçta önerdiği %21'lik vergi, getirisi açısından daha gerçekçi duruyor. Bu noktada „Uluslararası Şirketlerin Vergilendirilmesi için Bağımsız Reform Komisyonu“ ICRICT'in önerisi ise %25! Buna göre; %15 oranında mesela AB'de yaratılacak olan vergi kaynağı yaklaşık 48 milyar €, Yellen'in %21 oranındaki teklifinde 98 milyar € olurken, %25'lik vergide bu meblağ 165 milyar € olarak hesaplanıyor.[4] Görünüşe göre, 132 OECD ülkesini biraraya getirmek ancak böylesi bir uzlaşma ile mümkün oldu!
Bu noktada anlaşmanın eleştirilen diğer bir yanı da, vergilendirmeye dayanak yapılan ciro seviyelerinin oldukça yüksek tutulması. Ve de daha şimdiden İngiltere'nin bankalar ve hammadde tedarikçileri için kimi „istisnaları“ anlaşmada kabul ettirmesi. Bu ise haklı olarak, anlaşmanın orasından-burasından kolayca delinebileceği konusunda kuşkulara neden oluyor. Bu nedenle AB ülkelerinde olduğu gibi vergi-maliye daireleri arasında bir „Country-by-Country-Reporting“ şeklinde bir kontak-işbirliği yapılanmasının zorunluluğu dile getiriliyor.
Bu bağlamda AB üyesi 4 ülkenin, Estland, İrlanda, Kıbrıs ve Macaristan'ın anlaşmaya katılma konusunda ayak diretmesi, harmonize bir vergi politikası uygulamasında frenleyici rol oynuyor. Konu, AB anlaşmasındaki „kararların oybirliği ile alınması“ yerine „nitelikli çoğunlukla“ alınma konusunu tekrar tartışmaya açılmasına neden oluyor.
Sonuç olarak yeni vergi uygulaması, bir yerde küresel büyük sermayenin bu konuda ülkeleri birbirlerine karşı kullanmasının sona ermesinin, ülke bütçelerinin bu yolla bir nebze rahatlamasının, vergi yükümlülüğünün sadece küresel olmayan şirketler ve çalışan kesim tarafından taşınmamasının; toplamında ise, ülkelerarası ilişkilerde yeni bir aşamanın, küreselleşen dünyaya uygun (adil) bir düzenlemenin, gereksiz bir haksız rekabetin önlenmesinin başlangıcını ifade ediyor. Bu konuda öneriler aslında yeni değil, ama pandemi ile de sorunların ağırlaşması ile birlikte, önceleri uygulamaya militanca çıkan ABD ve İngiltere'nin insiyatif almaları ile de tekrar gündem oldu. Gelişmiş olan ülkelerden çıkan bu reaksiyon, aslında tek tek ülkelerde olan (ulusal) vergi düzenlemelerinin bir şekilde küresel düzleme taşınmasından başka birşey değil! Bu hali ile vergi regülasyonu, ek kaynak yarattığı için Gelişmekte olan Ülkelerin de lehine, kapitalizmin eşitsiz gelişmesini aşındıran nitelikte.
Ek olarak; bu vesile ile, her yerde, her fırsatta (özellikle seçimlerde) tutucu ekonomi politikaların savunucularının dile getirdikleri „vergi (artırımı) gelişen konjöktüre yapılan bir sabotajdır“ şeklindeki tespitten yola çıkarak „vergi indirimleri ile konjöktürü canlandırma“ politikasına, pratikte de yüzlerce örnekle çürütülmüş neoliberal dogmaya da değinelim:
Almanya ve Avusturya'dan iki ekonomistin konuya ilişkin olarak toplam 42 araştırmayı, amprik analizlerin değerlendirilmelerinden çıkardıkları sonuç, vergilerin düşürülmesinin ekonomik büyüme açısından herhangi bir -sözünü etmeye değer- bir etkisinin olmadığı şeklinde.[5] Aşağıdaki tablo, Avrupa Birliği'nde 2000'li yılların başından itibaren yapılan yatırım trendlerini, milenyum başlangıcından itibaren dünyanın hemen heryerinde olduğu gibi Avrupa'da da var olan masif girişimci vergilerinin düşürülmesi ve ücretlerin baskılanması koşullarının -iddia edildiği gibi- otomatikman artan yatırımlar anlamına gelmediğini, tam tersine bu noktadaki stagnasyonu gösteriyor.[6]

Aynı mantık, ücretlerin yükselmesinin konjöktürel gelişmeyi zehirlediği düşüncesinde de ortaya çıkıyor. Oysa belli bir ekonomik denge içindeki bir canlı bir ücret dinamiği, hangi sektörde olursa olsun, girişimcileri üretim şartlarını, üretkenliklerini yeniden düzenleme (modernleştirme), rasyonelleşme, yenilenme yolu ile ücret ya da vergiler + beklenilen enflasyon oranı ile birlikte artan maliyetleri mas etmeleri konusunda teşvik edici olup, totalde genel toplumsal üretkenliğin gelişmesinin, nitelikli ekonomik büyümenin motoru olma özelliğine sahiptir.
[3] Prof. Dr. R. Hickel: Epochenwechsel zur weltweit fairen Unternehmensbesteuerung (Arbeitsgruppe Alternative Wirtschaftpolitik) (alternative-wirtschaftspolitik.de)
[4] Jayati Ghosh, The G7's tax reform could entrench global inequality: The G7's tax reform could entrench global inequality — ICRICT
[5] Do corporate tax cuts boost economic growth? - Macroeconomic Policy Institute (IMK) in the Hans Boeckler Foundation
[6] Kaynak: Eurostat, European-Economy-DigitalPublication-2018_de.pdf (destatis.de)
Yazarlar
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYAİmamoğlu'na istenen 23 asırlık tarihi ceza: Roma İmparatorluğu kurulduğunda hapse girseydi hala ceza 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakKadife eldiven zamanı 10.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Selami GÜREL“Adı belirsiz” süreç hızlı ilerliyor 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELOtoriter Nasyonal-Kapitalizmin Yeni Eşiği: II. Trump Devri 5.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKAna muhalefet lideri Akşener mi olacak? 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARSavaş notları 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları
-
Şevki ÇELİKCİKEMAL ARABACI 17.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin GürcanFırat batısı, Suriye, riskler, tespitler: Ufukta bir operasyon mu var? 13.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin MünirErkeğin kadını ezmesi 22.09.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AcetSon anketler ne diyor? 9.09.2021 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZKONYA KATLİAMI VE GAZETECİLİK MESLEĞİ ÜZERİNE 2.08.2021 Tüm Yazıları
-
Süleyman Seyfi Öğün2023’e doğru Türkiye 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Yasin AKTAYTaliban’ın inancıyla ters olma arzusu 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Yusuf KaplanFetih ruhu ve rüyası 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Cem SANCARHanımefendi diyeceksiniz 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ali AYDINİşsiz Kalan Antikorlar, Lanetli Pay ve Siyaset 17.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer F. GergerlioğluMuhafazakârlar çürümeye niye sessiz? 8.06.2021 Tüm Yazıları
-
Mustafa ÖztürkNiyet ve akıbet 29.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ayşe BöhürlerTarih büyük harflerle yazılmaz 28.05.2021 Tüm Yazıları
-
Gazi BAŞYURTBir zamanlar sayılamazdık parmak ile, şimdi eksiliyoruz birer birer… 25.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer Ahmet ÖZERENBİR 1 MAYIS Anekdotu… 10.05.2021 Tüm Yazıları
-
Osman CAN24 Nisan 1915: Kardeşimin Cenazesini Kaldıramadım Hala! 29.04.2021 Tüm Yazıları
-
Verda ÖZERBırak artık eski normali 28.04.2021 Tüm Yazıları
-
Kurtuluş TAYİZPandemide Erdoğan'ı devirme planı çöktü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Vedat BilginSistem değişti de ne oldu! 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali Saydam23 Nisan ‘Çocuklara Hürmet’ Günü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali TarakçıZEVZEK'in asıl amacı Montrö değilmiş! 17.04.2021 Tüm Yazıları
-
Burak Bilgehan ÖzpekVesayet Nedir, Nasıl Kurulur, Niçin Çöker? 16.04.2021 Tüm Yazıları
-
Firuz TÜRKERDARBE GİRİŞİMİNE HAZIR OLMAK 4.04.2021 Tüm Yazıları
-
Yıldız RamazanoğluYeni metin ne söyleyecek? 25.03.2021 Tüm Yazıları
-
RAGIP DURAN'Bir tek kişinin otoritesi suçtur!' 22.03.2021 Tüm Yazıları
-
Sevilay YALMANMesele Gergerlioğlu meselesi değil! 19.03.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKBACAKİZMİT KÖRFEZİ YAKIN, DENİZ BİZE ÇOK UZAK! 17.03.2021 Tüm Yazıları
-
Ural ATEŞERANADİL... 21.02.2021 Tüm Yazıları
-
Demir Küçükaydınİki Devrimci – Türeci ve Şahin 4.01.2021 Tüm Yazıları
-
Perihan MAĞDENHayaller: ETHOS, Gerçekler: BİR BAŞKADIR BENİM MEMLEKETİM 18.11.2020 Tüm Yazıları
-
Talat ULUSOY9 Eylül 1922, İzmir’in “KURTULUŞ” Günü’nde… 9.09.2020 Tüm Yazıları
-
Mahmut ÖVÜRAK Parti mi “İhvan’cı” siz mi operasyon çekiyorsunuz? 8.09.2020 Tüm Yazıları
-
Mustafa Yurtsever2010 YILI REFERANDUMU’NUN BİTMEYEN HİKAYESİ 29.08.2020 Tüm Yazıları
-
Hilâl KAPLANİstanbul Sözleşmesi yaşatır mı? 7.08.2020 Tüm Yazıları
-
Eşref ÇAKARKonca Yazışmaları... 5.08.2020 Tüm Yazıları
-
Kadri GÜRSELTürkiye’de darbe mi olacak gerçekten? 16.05.2020 Tüm Yazıları






























































































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.08.2025
13.04.2025
25.02.2025
4.02.2025
22.12.2024
1.07.2024
12.05.2024
15.04.2024
3.02.2024
24.11.2023