Markar ESAYAN
Konuya girizgâhımızı yirmi küsur asır önceye giderek, Kudüs'te heyecanlı günlerin yaşandığı tarihi bir andan kesit alarak yapalım. 'Suçlu' yakalanmış, Ferisiler tarafından Romalı Vali Pilatus'a getirilmişti. Vali, Ferisilere, 'Bu adamı neyle suçluyorsunuz?' diye sordu. Ona 'Bu adam kötülük etmiş olmasaydı sana getirmezdik' dediler. Pilatus ise onlara, 'O zaman alın bu adamı kendi yasalarınıza göre yargılayın' deyince, 'Bizim kimseyi ölüm cezasına çarptırmaya yetkimiz yok' diyerek cevap verdiler.
Sonrasında Pilatus bu ilginç Yahudi fenomeni yanına çağırır. Ferisilerin kendisini Sezar'a şikâyet edeceğinden ötürü tedirginliği var. Bu şikâyet, önü açık yetenekli bir bürokratın yükselmesine engel olabilir. Özetle Pilatus zor durumdadır. Nasıralı bu marangozun en azından kendi kanunlarına göre masum olduğunu bilmektedir. Ama bir isyan onun sonu olacaktır. Tıpkı o yılın Başkahini Kayafa'nın 'Bir adamın ölmesi, bir milletin mahvından iyidir' cümlesinde tezahür eden real politiğin simetrisi, Pilatus'ta da başka nedenlerle işlemektedir.
Ona 'Sen Yahudilerin kralı mısın' diye sorar Pilatus. Sorunun muhatabı Başkahin Kayafa'ya yaptığını yapar; onu kendi kuşkusunda yakalar. Önceki sorgusunda Kayafa'nın huzurunda kendisine tokat atıldığında, 'Eğer yanlış bir şey söyledimse, yanlışımı göster. Ama söylediklerim doğruysa, niçin bana vuruyorsun' dediği bilinir. Pilatus'a 'Bunu kendiliğinden mi söylüyorsun, yoksa sana başkaları mı söyledi?' diye sorar. Pilatus 'Ben Yahudi miyim?' diyerek topu önce taca atar, sonra 'Demek sen bir kralsın öyle mi?' diye bir hamle daha yapar. Nasıralı ise 'Kral olduğumu sen söylüyorsun' karşılığını verir: 'Ben gerçeğe tanıklık etmek için doğdum, bunun için dünyaya geldim. Gerçekten yana olan herkes benim sesimi işitir.' Ve Pilatus ona 'GERÇEK NEDİR?' diye sorar ve konuşma burada biter.
Bu müthiş bir diyalogdur. Tahmin ettiğiniz gibi Nasıralı 'suçlu' İsa Mesih'tir ve ?yersel-göksel? 'krallık' tartışması üzerinden 'laiklik' tanımını yapmış, besbelli Pilatus ikna olmuştur. Üstelik Pilatus'un Herodot ve Protogoras'ın 'göreciliğinden' muhtemelen haberi vardır. Trajik sonucun aksine, aslında İsa ile Pilatus arasında bir uzlaşma yaşanmıştır. Ortak bir menfaat için gerçeklikle oynanacak, bir suç işlenecektir. Ama Pilatus ikiyüzlülük etmez ve Ferisiler gibi geçersiz, çelişkili argümanların arkasına sığınmak yerine bunu İsa karşısında kabul eder.
Laik bir putperest olan Romalı Pilatus, konunun dini bir ihtilaf olduğunu, bunun kendi yasal yükümlülüğü içine girmediğini anlamıştır. İsa'ya ise 'Gerçek nedir' diye sorarken, aslında, bir olgu veya olayın, olsa olsa ancak tarihsel dar bir kesit ve kültürel bağlamı içinde öznel bir 'gerçekliği' olabileceğini (yani aslında genel geçer bir nesnellik iddiasının mümkün olmadığını), bu gerçekliğin ise yine aynı bağlam ve gelenek içinde uzlaşma sağlansa bile, ahlaki olmayabileceğini ima etmiştir.
TARİHİ ÂNA DÖNELİM...
Pilatus İsa ile konuşmasını bitirdikten sonra Ferisilere dönerek 'Ben bu adamda bir suç göremiyorum' der. Ancak daha sonra, karısının da 'Bu adam masum, ona zarar verme' diye yalvarmasına rağmen, baskılardan korkacak ve İsa'yı çarmıha gerdirecektir. Pilatus da, dönemin en ileri hukukuna sahip olmakla övünen bir medeniyetin ilkelerini reel politik için feda etmişti. İlkeler ihlal edilirken, gerçeği eğip bükmeye yarayacak argümanlar sonsuz kere çoğaltılabilirdi. Gerçek sorun argümanlarda gibi gözükse de, aslında zihinsel temelliydi.
Bu tarihsel olayı, fark ettiğiniz üzere 'gerçeklik' tartışması dikkatimi çektiği için kullandım. Kendi dar zihinsel dünyaları ve cahilliklerini her şeyin üzerindeki mutlak gerçek olarak görenlerin biriktiği bir zihniyet kulübü dünya tarihinde her zaman var olmuş ve olacaktır. İlginç bir nokta ise, bu türden 'tek'lik dayatmasında bulunan 'fikir' sahiplerinin, bu fikirlerin toplum üzerinde uygulanmasında samimiyet ve müzakereye değil, Roma tarzı bir güç merkezine dayanmış olmasıdır. Tabii ki ahlaki kurallar da dönemsel, coğrafi ve geleneksel olma özellikleri taşır ve görecelidir ama 'Suçsuz insan öldürmek' gibi birtakım basit evrensel kurallar da vardır. Bu evrensel kurallar 'real politik' adına çiğnenmek istendiğinde, bir kaba kuvvet merkezi arkalanır ve laf kalabalığına sığınılır. Ferisilerin Pilatus'a İsa'nın suçunu net biçimde delillendirmek yerine, 'Suçu olmasaydı sana getirmezdik' demesi ve 'Çarmıha ger, çarmıha ger!' diye haykıran birkaç bin kişinin avluda bulundurulması gibi.
Bu model tarih boyunca kendisine hiç ara vermemiştir. Ama modern dünyada durum daha karmaşık hale gelmiştir. Ara kademeler çoğalmış ve totaliterlik 'bilimsellik', 'sekülerlik', 'demokrasi ihracı', 'hak mücadelesi', 'reel politik', 'milli menfaat', 'kaynak kıtlığı' gibi argümanların arkasına gizlenmiştir.
Sokrates günümüzde yaşasaydı belki bedenen öldürülmeyecekti ama muhtemelen karakter suikastları veya 'suskunluk' cezasına kurban gidecek, fikirleri itibarsızlaştırılacaktı. Hele ki, modern Sokrates'imiz Batı'nın genel geçer 'bilimsel' veya sosyal 'gerçeklik kulüplerine' aykırı bir iddiada bulunsun! Veya Fransa'da yaşasın da 'kürtaja karşı olanların, kürtaja sınırsız özgürlük isteyenler kadar eşit söz hakkına sahip olması gerektiğini, okullarda evrim teorisi ile yaratılış teorisinin de aynı müfredatta yer almasını savunsun. Modern Sokrates'imiz, muhtemelen bedenen öldürülmeyi yeğleyecek denli 'laik uzmanlar' ve 'profesyonel özgürlükçüler' tarafından ?yanlış anlama ve argümanlara boğulma görünümlü? lince uğrayacaktır. Aynı örneği Karl Feyerabend, Galileo üzerinden verirken Kilise'nin bugünkü uzman oligarşisinden çok daha açık ve dürüst davrandığını ifade eder ve ekler: 'Galileo evren kuramını savunurken, Kilise'den çok daha kibirliydi.'
REEL-POLİTİK
Ama sıkıntı bununla da bitmez. Diyelim ki, tüm riskleri göze aldınız ve suskunluk cezasına da çarptırılmadınız. Burada da başka bir sorun pusuda bekler. Konuyu değil, tartışma yöntemlerini ve konunun sayısız nesnelerini tartışmak zorunda bırakılırsınız. Argümanlar asla gerçek düşünsel zemine indirilmeyecektir. Çünkü genelde orası oldukça boştur. İçeriksizlik, içeriğin yerini almış, konjonktürel olarak argümanı değişebilecek bir münasip boşluk yaratılmıştır. Rakipleriniz, konunun kendisinin ne olduğunu bile unutmuşlardır. Aslında tümdengelimci kof bir argümanlar deposuna sahiptirler ve onları sayısız kez tekrarlamakla ?totoloji? mutlak gerçekliğin sağlandığını düşünürler. Bunun nedeni zaten mutlak ve tüm evrende geçerli yasaları onların bulduğuna, dolayısıyla, sizin bir vakit kaybı ve yok edilmesi gereken bir heretik olduğunuza inançtır. Tarihin belirli bir kesitinde, belirli şartlar altında, ampirik olarak kanıtlansa bile kendisinden evrensel çıkarımlarda bulunulamayacak yerel kanıtları mutlak gerçeklik örneği olarak üzerinize yığarlar.
Tuzağa düşerseniz siz de verilen örnekleri çürütmek için tüm enerjinizi harcarsınız. Halbuki bu işin sadece piar kısmıdır. Akademi, medya ve iktidar merkezileri ile düşer kalkarlar. Bu kötü bir şey olmayabilirdi; eğer böyle olmadığı reddedilmese ve bu ilişki sayesinde toplum mühendisliklerine girişilmeseydi.
Yani bu yöntemle başarıyla ulaşamayacak kadar deplasmandasınızdır. En özgürlükçülerinin size lûtfedeceği şey, sizin kendinizi onlara eşit zannedeceğiniz konforu şekilsel olarak sağlamaktır. Sizin bir ihtimal, gerçekliği bir yerinden temsil ettiğinizi düşünebilirler; ama kendi etimolojik ezberlerini sarstığı veya sizi anlayamadıkları anda sertleşecekler ve sessizce ortadan kaybolup sizi uzman görünümlü tetikçilerin eline teslim edeceklerdir. Buna felsefe ve bilimin reel politiği diyebiliriz. Çünkü hata sizdedir? Mesele bir tartışma hakkında argüman üretmek değildir. Mesele o veya bu ideolojinin, bilimsel teorilerin iddialarında da değildir.
Savunulan argümanlar, onların içinde işlevselleştiği zihniyet dünyası ve iktidar bağıntılarının semptomlarıdır, konunun kendisi değil. Tartışmalar bu nedenle sonsuz kere sonsuz kez kafa karıştırıcıdır. Çoğu iddia, kuluçkası olan zihniyet dünyası ve iktidar bağıntılarından bağımsız değildir. Her kulüp dışı yeni teori, öncellikle bu zihniyet dünyası ve iktidarı hedef aldığı oranda tehlikeli sayılacaktır. Bir teorinin, teklifin Batı dışından gelmesi ve anlaşılamaması bile tehdit olarak algılanması için yeterlidir. 'Bilimsel objektivizm', 'rasyonellik' ve 'evrensel nesnellik', sadece kendisini mutlak gören zihniyet dünyasına ve iktidar bağıntısına boyun eğildiği müddetçe cari olacak, boyun eğmenin anlamı da zaten orijinal olanın delik deşik edilip devşirilmesi anlamına gelecektir.
Yani aslında yaşanan bir müzakere, ikna etme-olma süreci değil, eşitsiz bir güç savaşıdır. Bilimsellik, demokrasi ve nesnellik gibi kavramlar ise ?bunlar da ancak diğerleri kadar bir gelenek olabilir, evrensel değildirler? bu eşitsiz savaşı maskelemek için kullanılan ambalajlar haline gelmiştir. Şüphesiz Batı'da iyiniyetli küçük adacıklar bulmak mümkündür, ama onları çevreleyen okyanusun vesayeti altındadırlar. Fonların serbest kalmasının koşulu bu vesayeti kabul etmekten geçer ve çoğu bir tercihle yüz yüze kaldığında çarmıha gerilmek yerine Kayafa veya Pilatus'un 'rasyonelliği'ne sığınmayı tercih ederler. Söylenmek istenen şudur: belirleyici olan argümanlar değil, zihniyet dünyaları ve onların yaslanmış olduğu iktidardır. Mesele kimin konuşmaya hakkı olduğu, kimin ise susması gerektiğidir.
BATI'NIN İKTİDAR ÜSTYAPILARI
Günümüze, dünyaya ve Türkiye'ye gelelim? Türkiye kendi içindeki egemenlik kavgasındaki benzer söylem ve stratejilerine dünyada da maruz kalmaya başladı. Türkiye, içeride mesela Hürriyet, cnnturk, Radikal, Birgün, Bugün, Zaman, BBCTürkçe, T24 vs. yayınları ile aksaçlı sinirli yazarların homurtuları ve Der Spiegel, Bild, Frankfurter Allgemeine, The Economist, BBC, WSJ, Freedom House, HRW, Amnesty İnt. gibi türlü kurumların ortaklaşan önyargılı tavrına karşı kendini anlatmaya çalışıyor. Evet, bu çaba önemlidir. Türkiye'yi dış dünyaya anlatan tekeli kırmak, dünyada Türkiye'yi anlamaya çalışan samimi insanlar için önemli bir imkân sağlar. Diğer yandan, Batı kendi zihniyet sınırlarına takıldığı için, kendi dışında olan bitenleri anlamakta zorluk çekmekte, 'yabancı' bir olguyu kendi diline çevirememekte ve tedirgin olmaktadır.
Ama bu mesele bu çabadan fazlasını talep eder. Argümanlarla boğuşmakla yetinen çaba anlaşılmamaya mahkûmdur. Çünkü güçler eşitsizdir. (Deplasman.) Kendini doğru anlatma, neyin dizayn çabası, neyin eleştiri olduğunu ayırt etme ve kendini düzeltmek gereklidir, bu da doğru. Bu çaba Batı kamuoyu için anlamlıdır, ancak Batı'nın iktidar üstyapıları sizi sizden daha iyi tanımaktadır zaten. Hasılı bu adım da yeterli değildir.
Bu mücadelenin asıl omurgası, zihniyetlerin üzerine oturduğu iktidar ilişkileridir. Algı imalatları birer semptomdur. Gerçek mücadelenin arayüzde kalması için de elzemdir. Meşruiyetlerini gerçeklik iddiasından değil, egemenlik mücadelesinden alırlar. Gücün eşliğinde, zaten göreceli olan gerçeklik sadece bir imalat haline gelir. Bu nedenle, siz Yılmaz Özdil veya Der Spiegel'de tezahür eden haksızlıkları anlatmaya çalışarak enerjinizin hepsini harcayabilir, öfkelenerek duygusal hatalara düşebilir, daha kötüsü, bunlarla tatmin olabilirsiniz. Batılı analistlerin haksız olmadıkları bir Doğu tanımı vardır: 'Doğulular' derler, 'Biraz övgü veya biraz taciz ile gerçeklik duygularını kaybederek kolayca manipüle edilebilirler.'
AHLAKİ GÜÇ
'One Minute' ve 'Dünya beşten büyüktür' gibi çıkışlar çok yıkıcı etki yarattı Batı'nın üst yapılarında. Bir zihniyetin gayr-i ahlâkî ve kof olması, o zihniyetin tüm devâsâ teknolojisi ile size karşı harekete geçmeyeceği anlamına gelmez. Bilâkis, bu anlama gelir. Batı kendisini merkez alıp dünyanın geri kalanına yabancılaşarak tekdüzeliğe mahkûm olmuş, modern bir Bâbil Kulesi inşa etmiş ve Galileo öncesi dünya (Batı) merkezli evren modeline geri dönmüştür.
Türkiye tarihin doğru yerinde duruyor ve ne ilginçtir ki hâlâ ayakta. Bu başarısını doğru, ahlâkî, derinlikli, kompleksi değil özeleştiriyi ve aklı merkeze koyan, eforik olmayan bir strateji kurarak sürdürmesi gerekiyor. Tarihin doğru yerinde durmanın ahlâkî bir gücü vardır. Ama tek başına yeterli değildir. Sözün karşıya doğru gitmesi, bir iletişim hâli olduğu kadar bir ayakta kalma meselesidir.
http://m.yenisafak.com/yorum-haber/turkiyenin-konusmaya-hakki-var-mi-
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları
-
Şevki ÇELİKCİKEMAL ARABACI 17.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin GürcanFırat batısı, Suriye, riskler, tespitler: Ufukta bir operasyon mu var? 13.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin MünirErkeğin kadını ezmesi 22.09.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AcetSon anketler ne diyor? 9.09.2021 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZKONYA KATLİAMI VE GAZETECİLİK MESLEĞİ ÜZERİNE 2.08.2021 Tüm Yazıları
-
Yasin AKTAYTaliban’ın inancıyla ters olma arzusu 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Süleyman Seyfi Öğün2023’e doğru Türkiye 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Cem SANCARHanımefendi diyeceksiniz 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Yusuf KaplanFetih ruhu ve rüyası 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ali AYDINİşsiz Kalan Antikorlar, Lanetli Pay ve Siyaset 17.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer F. GergerlioğluMuhafazakârlar çürümeye niye sessiz? 8.06.2021 Tüm Yazıları
-
Mustafa ÖztürkNiyet ve akıbet 29.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ayşe BöhürlerTarih büyük harflerle yazılmaz 28.05.2021 Tüm Yazıları
-
Gazi BAŞYURTBir zamanlar sayılamazdık parmak ile, şimdi eksiliyoruz birer birer… 25.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer Ahmet ÖZERENBİR 1 MAYIS Anekdotu… 10.05.2021 Tüm Yazıları
-
Osman CAN24 Nisan 1915: Kardeşimin Cenazesini Kaldıramadım Hala! 29.04.2021 Tüm Yazıları
-
Verda ÖZERBırak artık eski normali 28.04.2021 Tüm Yazıları
-
Vedat BilginSistem değişti de ne oldu! 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Kurtuluş TAYİZPandemide Erdoğan'ı devirme planı çöktü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali Saydam23 Nisan ‘Çocuklara Hürmet’ Günü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali TarakçıZEVZEK'in asıl amacı Montrö değilmiş! 17.04.2021 Tüm Yazıları
-
Burak Bilgehan ÖzpekVesayet Nedir, Nasıl Kurulur, Niçin Çöker? 16.04.2021 Tüm Yazıları
-
Firuz TÜRKERDARBE GİRİŞİMİNE HAZIR OLMAK 4.04.2021 Tüm Yazıları
-
Yıldız RamazanoğluYeni metin ne söyleyecek? 25.03.2021 Tüm Yazıları
-
RAGIP DURAN'Bir tek kişinin otoritesi suçtur!' 22.03.2021 Tüm Yazıları
-
Sevilay YALMANMesele Gergerlioğlu meselesi değil! 19.03.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKBACAKİZMİT KÖRFEZİ YAKIN, DENİZ BİZE ÇOK UZAK! 17.03.2021 Tüm Yazıları
-
Ural ATEŞERANADİL... 21.02.2021 Tüm Yazıları
-
Demir Küçükaydınİki Devrimci – Türeci ve Şahin 4.01.2021 Tüm Yazıları
-
Perihan MAĞDENHayaller: ETHOS, Gerçekler: BİR BAŞKADIR BENİM MEMLEKETİM 18.11.2020 Tüm Yazıları
-
Talat ULUSOY9 Eylül 1922, İzmir’in “KURTULUŞ” Günü’nde… 9.09.2020 Tüm Yazıları
-
Mahmut ÖVÜRAK Parti mi “İhvan’cı” siz mi operasyon çekiyorsunuz? 8.09.2020 Tüm Yazıları
-
Mustafa Yurtsever2010 YILI REFERANDUMU’NUN BİTMEYEN HİKAYESİ 29.08.2020 Tüm Yazıları
-
Hilâl KAPLANİstanbul Sözleşmesi yaşatır mı? 7.08.2020 Tüm Yazıları
-
Eşref ÇAKARKonca Yazışmaları... 5.08.2020 Tüm Yazıları
-
Kadri GÜRSELTürkiye’de darbe mi olacak gerçekten? 16.05.2020 Tüm Yazıları
-
Sinan ÇİFTYÜREKTürbülanstan mayın tarlasına dalış yapan AKP! 13.05.2020 Tüm Yazıları
-
Yaşar YAKIŞTürkiye’nin iktidar partisi yardımlaşmayı da tekeline almak istiyor 25.04.2020 Tüm Yazıları
-
Orhan PamukEski salgınlar ve bugün biz 24.04.2020 Tüm Yazıları
-
Bejan MATURÖlüm hangi boşluğu doldurur? 12.04.2020 Tüm Yazıları
-
Umut ÖZKIRIMLIKorona ve milliyetçilik 8.04.2020 Tüm Yazıları
-
Raffi Hermon Araks‘ARTSAX (Dağlık Karabağ) MESELESİ, NEDİR VE NE DEĞİLDİR? 1.04.2020 Tüm Yazıları
-
Serdar KAYAİslam, Bilim, Virüs, Kumaş 24.03.2020 Tüm Yazıları
-
Markar ESAYANKarantina günlerinde yalnızlık... 20.03.2020 Tüm Yazıları
-
Eyüphan KAYACorona Virüs bir musibettir 19.03.2020 Tüm Yazıları
-
Metehan DemirMoskovanın samimiyet testi 23.02.2020 Tüm Yazıları
-
Merve Şebnem OruçSürreel bir devrim: Gezi 23.02.2020 Tüm Yazıları












































































































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.05.2019
2.05.2019
24.04.2019
21.04.2019
18.04.2019
16.04.2019
13.04.2019
10.04.2019
3.02.2019
28.03.2019