Yıldıray OĞUR
Tatava yapınca üzerine basılıp geçilmiş bir kadının hikâyesi…

“II. Mahmud’un ilk atadığı serasker yani ilk Genelkurmay Başkanı olan Ağa Hüseyin Paşa’nın torunlarından olan bir annenin ve geçirdiği bütün evliliklere rağmen hayatı boyunca onun adını taşıyacağı ceza hâkimi Muhiddin Bey’in kızı olarak 1889’da Kandilli’de doğdu. Kardeşiyle gönderildikleri okulu beğenmeyince onu en iyi şekilde yetiştirmek isteyen babası evi bir idadiye çevirdi ve çocuklarına özel dersler aldırdı. Arapça ve Farsça ardından Almanca ve Fransızca öğrendi. Diğer genç kızlar gibi evde oturmadı; at bindi, Kandilli ’den kayıkla tek başına boğaza açıldı, spor yaptı.

Kendi tabiriyle kadınlık mefkûresiyle, istibdat karşıtı, hürriyet sever annesinin evlatlığı entelektüel bir kadın olan Nakiye Hanım vasıtasıyla tanıştı. Fatma Aliye Hanım’ın fikirlerinden etkilenen bir çevrenin mensubu olan Nakiye Hanım, onun ilk feminist öğretmeni oldu.
Yüksek tahsil yapmayan Nezihe Muhiddin, evde aldığı yüksek eğitimle 1909 Maarif Nezareti’nin hocalık sınavını kazanıp hayata atıldı; Kız İdadi Mektebi’nde fen bilimleri hocası oldu.
II. Meşrutiyet’in hürriyet rüzgârları esmekteydi. Kızların eğitim için Avrupa’ya gönderilmesini destekleyen ilk yazısı yayınlandığında sadece on sekiz yaşındaydı.

II. Meşrutiyet yıllarında kadın hareketi içinde kısa bir sürede efsaneye dönmüş Halide Edip’in ardından en sivrilen isimdi artık. 1912’de Balkan Savaşları sonrası hayır işleri için kurulan Osmanlı Türk Hanımları Esirgeme Derneği’nin, Osmanlı Donanması’nı desteklemek için kurulan Donanma Cemiyeti’nin Kadınlar Şubesi’ni kurucuları arasında yer aldı.
Öğrencileriyle savaştan gelen askerlerin tedavi gördüğü hastanelerde hasta bakıcılık yaptı.
İstanbul’un işgalinin ardından toplanan Milli Kongre’nin delegeleri arasında yer aldı. Bu sırada kendini edebiyata verdi. Yazdığı romanlarda da kadınların sorunlarını işledi, evliliklerde erkeklerin tutumlarını eleştirdi.
Ama tüm hayır işleri bir yana kafasında esas başka bir mesele vardır: Kadınların siyasi hayata katılması ve birliği.
Nakiye Hanım’ın ev toplantılarından beri haberdar olduğu, kadınlara seçme ve seçilme hakkı için ABD ve Avrupa’da başlayan, açlık grevleri, şiddet eylemleriyle süren Sufrajet harekete gönülden bağlıydı. Bir gün bu taleplerin Türkiye’de de yüksek sesle dile getirilmesi için uygun bir zamanın gelmesini sabırla bekliyordu. .
Çok beklemesine gerek kalmadı. Savaş bitmiş ve Ankara’da yeni rejimin temelleri atılmaya başlanmıştı; Ama Meclis’te Kemalistlerin Birinci Grubu ve muhaliflerin İkinci Grubu’nun anlaştıkları birkaç meseleden biri kadınlardı. İkisi için de siyasette kadının adı yoktu. Atatürk’ün Halk Fırkası adıyla bir parti kurma niyetinin daha yeni yeni ortaya çıktığı günlerdi. Meclis, 1 Nisan 1923 günü seçime gitme kararı almıştı. Müzakereye açılan seçim kanunun ikinci maddesinde “On sekiz yaşını geçen her erkek seçmen seçme hakkına sahiptir.” yazıyordu. Kanunun altında Kanun-i Esasi Encümen Reisi sıfatıyla Yunus Nadi’nin imzası vardı. Muhalefetin de bu maddeye hiçbir itirazı yoktu.
Tam bu sırada Ahmet Emin Yalman’ın Vakit gazetesinin açtığı “Kadınlara seçme ve seçilme hakkı” tartışması büyük ilgi gördü. Kamuoyu artık bunu duymaya hazırdı. Nezihe Muhiddin ve on üç kadın arkadaşı, 30 Mayıs 1923’te daha cumhuriyet bile ilan edilmemişken kadınların siyasi hakları için bir kadın şurası toplamaya karar verdiklerini açıkladı. Gazetelerin büyük ilgi gösterdiği ve II. Meşrutiyet’in önemli devlet adamlarının eşleri ve kızları olarak tanıttığı kadınlar “Türk kadınlığının siyasal haklarını kazanmaya kararlı olduklarını ve kazanacaklarından zerre kadar şüphe beslemediklerini” söylüyorlardı.. Şûraya bütün kadın derneklerinden ikişer delegeyle yüksekokul ve lise mezunu bütün kadınlar davet edilmişti.
Uzun süre salon bulamayan kadınlar, Nezihe Muhiddin’in evinde hazırlık toplantılarını sürdürdü. Sonunda 15 Haziran gününe Darülfünun Konferans Salonu için izin alınabildi. Durumun hassasiyetinin farkına varan kadınlar, şûraya davetlerinde milli mücadeleye verdikleri desteğin, CHP’nin atası olan Müdafaa-ı Hukuk Cemiyeti’nin kadınlar kısmı gibi çalışacaklarının altını çiziyordu.
Nezihe Muhiddin ise “ne istediklerini” anlattığı Vakit gazetesinde çıkan yazısında inkılabın zemini üzerinde kadınlara haklarının verilmesinin zamanı geldiğini bir tür meydan okumayla dile getirmişti:
“Onları bize vermeseler bile biz onları alacağız. Hiç şüphesiz hak, azmin, fiilin ve liyakatindir. Kadınlarımızın şu on beş seneden beri ibraz ettiği fikr-i teşebbüs ve faaliyet o mevkilere oturmak için bize bir hak bahşetmiştir. Memleketin gerçek ihtiyacı da o mevkilere bizim sahip olmaklığımızı emrediyor.”
Ve 15 Haziran 1923 günü Darülfünun konferans salonunda toplanan Kadınlar Şûrası’ndan beklenen karar çıktı: Kadınlar Halk Fırkası kurulacaktı.
Daha rejimi kuran Birinci Grup’un Halk Fırkası’na dönüşmesine bile beş ay vardı. Kadınlar ilanından beş ay önce Cumhuriyet’in ilk partisini kurmak için Kemalistlerden önce davranıp ilk adımı atmışlardı. Ertesi günkü gazeteler, fırkanın kuruluşunu büyük puntolarla duyurdu.
Ama bir sorun vardı; Mustafa Kemal Halk Fırkası’nı henüz resmen kurmamıştı.
Fırkanın tüzüğü ve programı basında yer aldı. Kemalist Birinci Grubun Dokuz Umdesi’ne nazire yaparcasına kadınlar Dokuz Umde belirlemişti. Kadın hakları tedrici olarak istenecekti. İlk hedef belediye seçimlerinde oy verme hakkıydı. Kadınların askerlik hizmetini yapması gibi radikal taleplere bile programında yer veren partinin hızla Anadolu’da örgütlenmesi tamamlanacaktı.
Basın bölünmüştü: Gizli bir ajandaları olduğunu söyleyenler, “Bunların derdi mebus olmak” diyenler, korumak için “siyasi cereyanlara karışmayacaklar” diye savunmaya geçenler... Devletten ilk tepki, partinin kuruluş evraklarının teslim edildiği İstanbul Valisi’nden geldi: “Kadınların haklarını alması bir eğitim meselesidir.”
Valilik, parti kuruluşuna karar vermesi için evrakları ve tüzüğü Ankara’ya İçişleri Bakanlığı’na gönderdi. İlk kez bir parti kuruluyordu, buna da ancak Ankara karar verebilirdi.
Kamuoyunun kulağına ise kadınların siyasi haklarıyla ilgili kar suyu kaçırılmıştı bir kere. 1923 Temmuz’unda İzmir’de yapılan mebus seçimlerinde sandıklardan aday olmadıkları halde Halide Edip’e üç, Latife Hanım’a bir oy çıkmıştı.
Kadınlar Halk Fırkası’nın arkasına düşmüş Ankara’nın cevabı gecikmedi. Parti kuruluşu için cevap sekiz ay sonra geldi. KHF’nin programı “bazı düşünceler” nedeniyle hükümetçe reddedilmişti. Bu düşüncelerin neler olduğu hakkında ise hiçbir ayrıntıya girilmemişti.
Bu arada 9 Eylül 1923 günü İçişleri Bakanlığı’na verilen bir dilekçeyle Halk Fırkası kurulmuştu artık, şimdilik başka fırkaya gerek yoktu. 17 Kasım 1924’te kurulacak olan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası da sekiz ay sonra kapatılacaktı.
Nezihe Muhiddin ve arkadaşlarıysa öyle hemen pes etmemekte kararlıydı. Partinin programını biraz yumuşattılar, tüzüklerine açıkça “Birliğin siyasetle alakası yoktur.” maddesini eklediler. Bu programla başvurdukları Valilik, bu kez Türk Kadınlar Birliği’nin kurulmasına izin verdi.
Ama esas hedef değişmemişti.
Dört yüz üyeye ulaşan birlik, seçimlerde Halide Edip ve Nezihe Muhiddin’i mebusluk için aday gösterdi.
Sembolik olan bu adaylıklara en büyük tepki Cumhuriyet gazetesi ve Yunus Nadi’den gelmişti. “Cins-i latif”, “Havva kızları” gibi cinsiyetçi tanımlamalarla andığı kadınlarla dalga geçen, kendi propagandalarını yapmakla suçlayan Yunus Nadi ile Nezihe Muhiddin arasında gazeteler üzerinden sert bir polemik başladı.
Aynı günlerdeki Şeyh Said isyanını hatırlatan Cumhuriyet “Türkiye’nin hayatında çok mühim meseleler mevcut olduğu bir zamanda hanımlarımızın mebusluk propagandası veya reklamı ile meşgul olmalarını lakaydane seyredemezdik.” diyerek muhalefetini açıklıyordu.
Ama doğrudan Nezihe Muhiddin’i hedef alan Cumhuriyet’in bunun gibi seksist yayınları, açık bir kadın düşmanlığından başka bir şey değildi:
“Salonda zarifane konuşmaktan, yahud gazetecilere resimlerini vermekten yahud da balodan sinemaya, sinemadan dansa koşan hanımlara karşı, açık ve samimi konuşalım, biz erkekler hürmet de etsek yalandır. Bu hürmet ancak onların zarafetlerine daha ince bir çeşni vermek ve sonra da bu zarafeti şaşırmış ve hayran seyr ü temaşa seyretmek içindir.”
Nezihe Muhiddin devrin önemli kanaat önderleriyle toplantılar düzenliyor, camilerde kadınlarla ilgili vaaz vermek için Diyanet İşleri’ne başvuruyor, dünya kadın hareketiyle ilişkiler kuruyordu.
1926 yılında bu kez devlete ters köşe yapan bir adım atıldı ve TKB üyeleri, Cumhuriyet Halk Fırkası’na üye olmak için başvurdular. Başvuru karşısında şaşıran CHF bir cevap veremedi. Başvuruyla ilgili gazetelerin sıkıştırdığı CHF müfettişi “Kadınlar evlerinde yapacak ev işi kalmazsa bu işlerle ilgilenmeye başlayabilirler.” diyebildi.
Kadınlar Birliği ne yapıp ediyor gazetelerin birinci sayfalarından düşmüyordu. “Kadınlar polis de olabilir” gibi açıklamalarla kamuoyunun kadın meselesine ilgisini hep diri tutmayı başardılar. Cumhuriyet bu teklifi de alaycı bir dille karşılamakta gecikmemişti: “Mebus olmayacağını anlayan kadınlar şimdi de polis olmak istiyor.”
Kamuoyu kadınların bu mücadelesine alışmıştı, basında sempatiyle karşılanmaktaydılar. Artık daha fazla takiyye yapmaya gerek yoktu. 1927 yılında toplanan Türk Kadınlar Birliği kongresinde üç yıl önce programdan çıkarılan “Siyasal hakların alınması için çalışılacaktır.” maddesi yeni bir formülle geri getirildi, Nezihe Muhiddin yeniden başkanlığa seçildi.
İşte bu, sonun başlangıcı olacaktı..
Kampanya kongreden hemen sonraki gün başlatıldı. Üyelerden birkaçı basına, CHF’ye, Valiliğe ve Emniyet’e mektup yazarak Nezihe Muhiddin’in yolsuzluk yaptığını, kongrede seçimlerde yapılan usulsüzlükler nedeniyle Kadınlar Birliği’nin gayrikanuni ilan edilmesi gerektiğini iddia ettiler.
Ertesi gün Nezihe Muhiddin hemen bir basın toplantısı düzenleyerek bütün iddiaları reddetti.
Yeni program valilikçe onaylandı, yolsuzluk iddiaları da asılsız çıktı. TKB, 1927 seçimleri için çalışmaya başlamıştı. Bu kez yine Ankara’yı ters köşeye yatıracak bir hamle yapıldı. CHF’den kadın aday gösterilmesi için çalışılacaktı. CHF bu hamleye “Anayasaya uygun değil” diyerek karşı çıktı. Bu arada Kazım Karabekir Paşa gibi isimler de Kadınlar Birliği’nin kadın aday göstermesine destek açıklamaları yaptılar. Bundan cesaret alan Kadınlar Birliği bir adım daha ileri gitti ve seçimler için aralarında Nezihe Muhiddin’in de olduğu dört kadın adayını kamuoyuna açıkladı.
Bütün gözler Kadınlar Birliği’ne çevrilmişti. Basın, birliğin tüm toplantılarını yakından izliyordu. Sadece yerli basın değil, yabancı basın da birliğin peşindeydi. New York Times muhabirinin izlediği bir toplantıyla seçim kampanyasında ikinci bir adım daha atıldı. Bir heyet kurulacak, bu heyet Cumhurbaşkanı Atatürk’ü ziyarete ederek ondan anayasanın değiştirilerek kadınlara oy hakkı verilmesini isteyecekti.
Kampanya, Meclis’in de gündemine geldi.. Kadın mebus adaylığını destekleyen vekillere cevap, rejimin bekçisi Savunma Bakanı Recep Peker’den geldi. Kürsüye çıkan Peker, Kadınlar Birliği’nin adını vermeden “bir heyet” diye bahsedip kadınları Meclis yerine orduya çağırdı: “Madem ki Türk vatanıyla ve mukadderatı ile fiilen meşgul olmak arzusundasınız, o halde bu meşguliyet-i fiiliyenin şerefli bir cephesi vardır ki sizi oraya davet ederim.”
Atatürk’e çok yakın isimlerden Falih Rıfkı da tartışmaya sert biçimde katılmıştı. Milliyet’te çıkan yazısında bu davada ciddiyet görmediğini söyleyip TKB’ye “Erkeklerle uğraşmaya başlamadan önce inkılapları Türk kadınlığına kabul ettirmeye çalışın.” diye sesleniyordu.
Çember daralmaktaydı.
Ama Kadınlar Birliği’nin Ankara’da Atatürk’ü ziyaret planı da suya düşmüştü. Çünkü 1919’dan beri Atatürk ilk kez İstanbul’a geliyordu. Türk Kadınlar Birliği bu kez yedi yüz üyesiyle Atatürk’ü karşılayacağını açıkladı.
Birlik, Dolmabahçe Sarayı’nda kalan Atatürk’ten randevu almak için bir heyet gönderdi. Atatürk randevu için gelen hazırlıksız heyeti kabul etti. Bu, Nezihe Muhiddin’in başkanlığındaki heyetle görüşmekten kurtulmak için ustaca bir hamleydi.
Bu arada birliğin seçimlerde gösterdiği feminist erkek aday Kenan Bey de baskılara dayanamayarak adaylıktan çekilmişti.
Kötü bir şeyler olduğunun farkına varan Nezihe Muhiddin ön lmak için seçimlerde milletvekili adayı göstermekten vazgeçtiklerini açıkladı. Ama seçme ve seçilme hakkı için kampanya temmuz ayı boyunca sürdürüldü.. Birlik, kampanyayı tersten esmeye başlayan rüzgâra meydan okuyan bir bildiriyle tamamladı:
“Biz ölünceye kadar bu hak uğrunda çalışacağız ve ömrümüz kifayet etmez, bu hakkı alamazsak ahfadımız, torunlarımız, mutlaka alacaktır!”
Atatürk ve bütün bakanlar İstanbul’daydı. Sesleri artık fazla çıkmaya başlayan Türk Kadınlar Birliği’ne operasyon için düğmeye basılmıştı.
Önce 25 Ağustos 1927 günü TKB’nin Heybeliada’da düzenlediği yaz kampı polis tarafından basıldı, izinsiz oldukları gerekçesiyle çadırlar söküldü. Birliğin Değirmendere’ye düzenlediği gemi gezisi de iptal edildi. Kısa bir süre sonra daha önce işe yaramayan yolsuzluk iddiaları yeniden sandıklardan çıkarıldı. Başta Cumhuriyet olmak üzere, basında Nezihe Muhiddin’i itibarsızlaştırmak bir kampanya başlatılmıştı.. 10 Eylül günü polis dernek binasında arama yaptı. Valilik aramanın ardından basına Nezihe Muhiddin’in birlik kasasından beş yüz lirayı kendisi için harcadığını, dernek merkezini evi gibi kullandığını açıkladı. Birlik idaresinden Doktor Safiye Ali, gelişmeler üzerine Nezihe Muhiddin’i suçlayarak istifa etti.
19 Eylül günü polis Kadınlar Birliği’nin faaliyetlerini geçici olarak durdurdu ve belgelerine el koydu.
Nezihe Muhiddin ise henüz pes etmemişti. Birliği olağanüstü kongreye çağırdı, polisten evraklarının kendisine iadesini istedi. Polis belgeleri vermeyerek kongrenin yapılmasını yasakladı. Cemiyet idaresi gelişmeler üzerine Nezihe Muhiddin’in Cihangir’deki evinde toplandı. Savcılığa dilekçe yazıldı, heyet üyeleri gazetelere Muhiddin’i destekleyen açıklamalar yaptılar.
Gazeteler ise Nezihe Muhiddin’i çoktan istifa ettirmişti. Milliyet istifa haberini “Yerinde bir karar” başlığıyla duyurmuştu. Atış artık serbestti. Muhiddin’in arkasında yabancı güçlerin olduğu, Cihangir’de evinde oturduğu söylenen Belçikalı bir kadın tarafından yönlendirildiği yazıldı.
Bu arada hükümet yanlısı cemiyetin kadın üyeleri de bir araya geldiler ve imza toplayıp olağanüstü kongre için valiliğe başvurdular. Valilik muhaliflerin kongre başvurusunu hemen kabul etti. Valilik eliyle Türk Kadınlar Birliği’nde darbe yapılmıştı.
Nezihe Muhiddin bu kongrenin yasa dışı olduğunu ve istifa etmeyeceğini açıkladı. Türk Ocağı binasında polis denetiminde yapılan kongreye alınmayan Muhiddin’i savunan üyeler sert biçimde susturuldu. Yetersiz sayı olmasına rağmen hemen seçimler yapılarak Nezihe Muhiddin’i valiliğe şikayet eden mektubun sahibi Saime Hanım, Latife Bekir ve Sabiha Sertel’in de aralarında bulunduğu yeni bir yönetim kurulu seçildi.
Habere en çok Cumhuriyet gazetesi sevinmişti. Yunus Nadi, Nezihe Muhiddin’in Türk Kadınlar Birliği yönetiminde düşürülmesi için ertesi günkü köşesinde sevincini gizlememişti:
“Oh diyoruz, aman kurtulduk!”
Yeni TKB’nin ilk icraatı da Nezihe Muhiddin’i ihraç etmek oldu. Birlik yeni amacını da “Türk kadınına hukuk ve vazifelerini göstermek, kadınlığı tekamüle doğru sevk etmek” olarak açıkladı.
Valilik de Nezihe Muhiddin aleyhine yolsuzluk ve görevini kötüye kullanmak suçlamalarıyla dava açmıştı.
İddialar için “iğrenç” diyen Nezihe Muhiddin artık pes etmişti. Gazeteler uzun süre onun adından sadece adliye haberlerinde bahsettiler. Hakkında açılan davalar 1929 yılındaki afla düşene kadar devam etti.
Türk Kadınlar Birliği’nin yeni başkanı Latife Bekir, gazetecilerin “Siyasetle ilgilenecek misiniz?” sorusuna, “Hayır. Biz Nezihe Hanım gibi hayallerin peşinde koşacak değiliz” diye cevap vermişti.
Nezihe Hanım, o hayallerinin peşinde koşmaya bir süre daha devam etti. 1930’da Serbest Cumhuriyet Fırkası, onu Beyoğlu ikinci sıradan adayı gösterdi. İlk sırada Atatürk’ün kız kardeşi Makbule Hanım vardı.
Uğruna linç edildiği hayali 1934 yılında gerçekleşti. 5 Aralık 1934 günü Meclis kadınlara seçme ve seçilme hakkını veren kanun değişikliğini kabul etti. Nezihe Muhiddin’in on bir sene önce istediği ve bunu istediği için cezalandırıldığı hak, rejimin kadınlara büyük hediyesi olarak bahşedilmişti. Rejimin emrine giren Kadınlar Birliği yıllardır uğruna mücadele ettiği bu “lütuf” için sokaklara çıkıp Atatürk’e şükranlarını sundu. Kutlama için düzenlenen toplantıya Nezihe Muhiddin çağrılmadı, kürsüye çıkan konuşmacılar sözlerini “Yaşasın kadınlık, yaşasın Gazi!” diye bitiriyordu.
Yine de suya sabuna dokunmaktan vazgeçmedi, isimsiz yazılar yazdı ve Türk Kadını adında bir kitap kaleme aldı. Seçme ve seçilme hakkının verilmesinden sonra 1935’teki ilk seçimde İstanbul’dan bağımsız aday oldu.
“Nezihe Muhiddin gibi siyasi hayallerimiz yok” diyen Latife Bekir de 1946 yılında CHP’den Meclis’e girdi. Birlik daha sonraki yıllarda Kemalist kadınların hayırseverlik derneğine dönüştü,90’lardaki laiklik mücadelelerinde başı çekti.
Artık tamamen köşesine çekilen Nezihe Muhiddin ise evinde her ayın ilk cuması kadınlarla çay sohbetlerinde bir araya geliyor, lise öğretmenliği ve popüler romanlar yazarak hayatını kazanmaya çalışıyordu. Ama bu unutulmaya ve yalnızlaştırılmaya heyecanlı bünyesi ve berrak zihni daha fazla dayanamadı. Kadın arkadaşları onu bir akıl hastanesine yatırmak zorunda kaldılar. Ve 10 Şubat 1958 günü Şişli’deki o akıl hastanesinde yalnız ve unutulmuş bir kadın olarak hayatını kaybetti.
Şişli Camii’nden kaldırılan cenazesinde eşi ve yakın dostlarından başka kimse yoktu. Kurucusu olduğu Türk Kadınlar Birliği sadece bir çelenk göndermekle yetinmişti. Annesinin ölümünden sonra oğlu Malik de ortalardan kayboldu. Onun da Beyoğlu’nun sokaklarında yatıp kalktığı ve orada öldüğü söylenir.
Bugün sandığa gittiğinizde pusulada adı yazan, oy veren her kadını gördüğünüzde, Nezihe Muhiddin’i hatırlayın.
Nezihe Muhiddin üzerine daha ayrıntılı bir okuma için: Yaprak Zihnioğlu, Kadınsız İnkılap: Nezihe Muhiddin, Kadınlar Halk Fırkası, Kadın Birliği, Metis Yayınları, 2003.
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları
-
Şevki ÇELİKCİKEMAL ARABACI 17.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin GürcanFırat batısı, Suriye, riskler, tespitler: Ufukta bir operasyon mu var? 13.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin MünirErkeğin kadını ezmesi 22.09.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AcetSon anketler ne diyor? 9.09.2021 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZKONYA KATLİAMI VE GAZETECİLİK MESLEĞİ ÜZERİNE 2.08.2021 Tüm Yazıları
-
Yasin AKTAYTaliban’ın inancıyla ters olma arzusu 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Süleyman Seyfi Öğün2023’e doğru Türkiye 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Cem SANCARHanımefendi diyeceksiniz 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Yusuf KaplanFetih ruhu ve rüyası 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ali AYDINİşsiz Kalan Antikorlar, Lanetli Pay ve Siyaset 17.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer F. GergerlioğluMuhafazakârlar çürümeye niye sessiz? 8.06.2021 Tüm Yazıları
-
Mustafa ÖztürkNiyet ve akıbet 29.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ayşe BöhürlerTarih büyük harflerle yazılmaz 28.05.2021 Tüm Yazıları
-
Gazi BAŞYURTBir zamanlar sayılamazdık parmak ile, şimdi eksiliyoruz birer birer… 25.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer Ahmet ÖZERENBİR 1 MAYIS Anekdotu… 10.05.2021 Tüm Yazıları
-
Osman CAN24 Nisan 1915: Kardeşimin Cenazesini Kaldıramadım Hala! 29.04.2021 Tüm Yazıları
-
Verda ÖZERBırak artık eski normali 28.04.2021 Tüm Yazıları
-
Vedat BilginSistem değişti de ne oldu! 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Kurtuluş TAYİZPandemide Erdoğan'ı devirme planı çöktü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali Saydam23 Nisan ‘Çocuklara Hürmet’ Günü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali TarakçıZEVZEK'in asıl amacı Montrö değilmiş! 17.04.2021 Tüm Yazıları
-
Burak Bilgehan ÖzpekVesayet Nedir, Nasıl Kurulur, Niçin Çöker? 16.04.2021 Tüm Yazıları
-
Firuz TÜRKERDARBE GİRİŞİMİNE HAZIR OLMAK 4.04.2021 Tüm Yazıları
-
Yıldız RamazanoğluYeni metin ne söyleyecek? 25.03.2021 Tüm Yazıları
-
RAGIP DURAN'Bir tek kişinin otoritesi suçtur!' 22.03.2021 Tüm Yazıları
-
Sevilay YALMANMesele Gergerlioğlu meselesi değil! 19.03.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKBACAKİZMİT KÖRFEZİ YAKIN, DENİZ BİZE ÇOK UZAK! 17.03.2021 Tüm Yazıları
-
Ural ATEŞERANADİL... 21.02.2021 Tüm Yazıları
-
Demir Küçükaydınİki Devrimci – Türeci ve Şahin 4.01.2021 Tüm Yazıları
-
Perihan MAĞDENHayaller: ETHOS, Gerçekler: BİR BAŞKADIR BENİM MEMLEKETİM 18.11.2020 Tüm Yazıları
-
Talat ULUSOY9 Eylül 1922, İzmir’in “KURTULUŞ” Günü’nde… 9.09.2020 Tüm Yazıları
-
Mahmut ÖVÜRAK Parti mi “İhvan’cı” siz mi operasyon çekiyorsunuz? 8.09.2020 Tüm Yazıları
-
Mustafa Yurtsever2010 YILI REFERANDUMU’NUN BİTMEYEN HİKAYESİ 29.08.2020 Tüm Yazıları
-
Hilâl KAPLANİstanbul Sözleşmesi yaşatır mı? 7.08.2020 Tüm Yazıları
-
Eşref ÇAKARKonca Yazışmaları... 5.08.2020 Tüm Yazıları
-
Kadri GÜRSELTürkiye’de darbe mi olacak gerçekten? 16.05.2020 Tüm Yazıları
-
Sinan ÇİFTYÜREKTürbülanstan mayın tarlasına dalış yapan AKP! 13.05.2020 Tüm Yazıları
-
Yaşar YAKIŞTürkiye’nin iktidar partisi yardımlaşmayı da tekeline almak istiyor 25.04.2020 Tüm Yazıları
-
Orhan PamukEski salgınlar ve bugün biz 24.04.2020 Tüm Yazıları
-
Bejan MATURÖlüm hangi boşluğu doldurur? 12.04.2020 Tüm Yazıları
-
Umut ÖZKIRIMLIKorona ve milliyetçilik 8.04.2020 Tüm Yazıları
-
Raffi Hermon Araks‘ARTSAX (Dağlık Karabağ) MESELESİ, NEDİR VE NE DEĞİLDİR? 1.04.2020 Tüm Yazıları
-
Serdar KAYAİslam, Bilim, Virüs, Kumaş 24.03.2020 Tüm Yazıları
-
Markar ESAYANKarantina günlerinde yalnızlık... 20.03.2020 Tüm Yazıları
-
Eyüphan KAYACorona Virüs bir musibettir 19.03.2020 Tüm Yazıları
-
Metehan DemirMoskovanın samimiyet testi 23.02.2020 Tüm Yazıları
-
Merve Şebnem OruçSürreel bir devrim: Gezi 23.02.2020 Tüm Yazıları
-
Tayfun AtayGoebbels korosu söylüyor: "Her şey mükemmel efendim!" 18.02.2020 Tüm Yazıları
-
Yalçın AKDOĞANBirilerini suçlama yarışı 8.02.2020 Tüm Yazıları
-
Hüseyin GÜLERCECHP, şimdi de İlker Başbuğu alet ediyor 8.02.2020 Tüm Yazıları
-
Ufuk COŞKUNCemevleri için Cumhurbaşkanı’na Çağrı! 20.01.2020 Tüm Yazıları
-
Yalçın ERGÜNDOĞANGökdelen hançeri tam İzmir’in kalbine saplanıyordu ki… 16.12.2019 Tüm Yazıları
-
Nihat Ali ÖzcanOrtadoğu’nun karmakarışık halleri 22.10.2019 Tüm Yazıları
-
İbrahim TenekeciDün ve bugün 11.09.2019 Tüm Yazıları
-
Esat KORKMAZYOLDAŞIM YAVUZ ÇANAK 29.08.2019 Tüm Yazıları
-
Ali KİREMİTCİDÜNYADA VE TÜRKİYE’DE SİYASET YENİDEN ŞEKİLLENİYOR 13.07.2019 Tüm Yazıları





















































































































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.02.2026
2.02.2026
29.01.2026
25.01.2026
22.01.2026
19.01.2026
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026