Murat Sevinç
Soma’ya dönüş yolunda trafik kazasında vefat eden sendikacı madenciler, Tahir Çetin ve Ali Faik İnter’in anısına…
Herhalde tarihimizin yalnızca en zorlu değil, aynı zamanda en ilginç dönemlerinden birini yaşıyoruz. Yer altından seslenen bir isim, hiç kimsenin kolaylıkla yalanlayamadığı ve Türkiye gibi bir ülke için dahi ‘ağır’ sayılacak ithamlarda bulunuyor, işitenlerin büyük çoğunluğu şaşkın, skandal bombardımanına tutulan toplum ortalaması gözüne fener tutulmuş gibi kaskatı. Ve muhalefet partileri vekilleri TBMM’ye uğrayıp hasbelkader genel kurula girdikleri günlerde ‘soru önergesi’ verip, her gün düzenli olarak ’10 bin dolar alan siyasetçi kim’ sorusunu yöneltiyor, günde üç kez tank-palet fabrikası için efkârlanıyor, birkaç yıl önce birilerine tüfek dağıtıldığı iddialarının gündeme geldiği günlerde ‘ilk seçimde gidecekler’ nakaratını tekrarlayarak, savcıları göreve çağırıyor.
Kuşkusuz o muhalefet, ortada aslında yalnızca ‘savcılık‘ bir sorun olmadığının, şu koşullarda herhangi bir savcının elinden bir şey gelmeyeceğinin farkında; buna mukabil siyasetin asli işlevlerinden biri olan ‘toplum için denetleme ve hesap sorma’ işlevini önemsizleştiren ‘savcıları göreve çağırma’ tutumunun, hayli konforlu bir alan yarattığının da farkında. Peki, bir yurttaş olarak muhalefete, “Hiç birinizin, ortalığa saçılan şu rezaletlerden ve fazlasından şunca zaman haberiniz yoktu, ilk kez duydunuz, öyle mi” sorusunu yöneltsem, çok mu haksızlık etmiş olurum!
Okuduğunuz yazı, hiç ilginç olmayan ve fazlaca akıl fikir gerektirmeyen bazı sorular sorup üzerinde düşünmeyi öneriyor.
Türkiye’deki yaygın ‘devlet’ algısı ve neredeyse ‘inancı’ üzerinde durmadan, gerek tarihsel gerek şimdiki zamana ilişkin herhangi bir sorunun kolaylıkla anlaşılamayacağı (ve çözülemeyeceği) kanısındayım ve sanırım muhalefetin hâlihazırdaki berbat iddialar karşısındaki tavrı da bu devlet kabulünden kaynaklanıyor. Ya da ‘temel nedenlerinden biri’, diyelim.
İnsanlık tarihinde hayli genç (yalnızca beş bin yıl) bir örgütlenme biçimi olan, benim gibi düşünenlerin ‘bir sınıfın muhtelif yol ve yöntemlerle yönetme aracı’ olarak yorumladığı devletin, hem kendi özgül tarihinde hem de yaşadığımız toprağın macerasındaki gelişimi, oluşturduğu yapılar, kültür ve insan üzerine, kütüphanelerce yayın ve sonsuz sayıda hayat deneyimi var; hiçbir kabul ya da duygu, birkaç on yılda oluşmuyor.
Bize bakınca, örneğin 19’uncu yüzyılda canlanan düşünce hayatının en önemli isimlerinin temel dertlerinin ‘devlet bekası’ olduğunu görüyoruz. O gün bugündür pek değişmemiş gibi. Devlet (ya da idare/yönetim) üzerine düşünmek, yazmak, eleştirmek, şu da bu yöne çekiştirmek hâlâ çok yaygın eğilim. Tanpınar’ın zamanında; ‘Türkiye’nin evlatlarına kendisinden başka bir şeyle meşgul olma imkânı vermediği’ serzenişini hayatlarımızın özeti gibi görmek mümkün sanırım. Malum, Türkiye yalnızca güzel bir ülkenin değil, aynı zamanda bir ‘devletin’ adı.
Devlet, çok farklı yönde düşünür görünenleri bir çırpıda ortaklaştıran bir olgu. Üzerine ortaklaşılan ‘değerler’ yalnızca tarihsel deneyimin değil, onun büyük dişlilerinden olan eğitim tornasının da ürünü tabii. İşte, ‘yer altından notlar’ konusunda muhalefetin biraz suskun, biraz ikircikli tavrının nedenlerinden birinin, bu düşünce/duygu olduğu kanısındayım. ‘Devlet’ düşüncesine ve o düşünceyi ayakta tutan ‘müesses nizam’ ilkelerine duyulan sadakat.
Bu sadakat ne kadar içselleştirilmiş bir sadakattir, çok emin değilim. Her zaman ve durumda ona eşlik eden bir ‘güvensizlik’ de var aslında. Belki biraz korku, biraz çıkar birlikteliği, saygı ve sadakat ile iç içe geçmiş olabilir. İçinde ‘devlet’ geçen atasözlerini, deyimleri vs. düşünelim; hayli karmaşık duygular söz konusu aslında. Günlük yaşamda, özellikle şu sıralar muhalif seçmen cenahında en sık işittiğimiz, ‘İyi de devlet ayrı hükümet ayrı’ savunusu örneğin, biraz da kendini ikna çabasından kaynaklanıyor gibi geliyor bana. Çünkü bunu dile getiren de aslında bir ‘parti-devlet’ söz konusu olduğunda bu ayrımının anlamını yitirdiğini biliyor. Yine de ‘yineleme’ gereksinimi duyuyor ama mezarlıkta ıslık çalmak gibi.
Şunu soruyorum kendime; Aynı ülkede birbirine taban tabana zıt (görünen) düşünceler ve siyasi eğilimler, nasıl ve hangi koşulların yardımıyla ortaklık(lar) kuruyor ve sonra ne oluyor da o ortaklık bozuluyor? Aynı insanlar birbiriyle çelişkili düşünceleri nasıl bir zihinsel faaliyet sonunda bir araya getirebiliyor? Çelişkiler içinde yaşayabilmek ve tutarsızlık aynı şey mi? Örneğin bir toplumun hem 1961 hem 1982 anayasalarıyla yaşayabilmesini, yalnızca dönem ve koşulların farklılığıyla açıklamak mümkün mü, yoksa nedenleri daha derinlerde filizlenmiş bazı niteliklere mi sahibiz? Ya da bağlamı farklı daha güncel bir örnek vermek gerekirse; yalnızca birkaç yıl arayla, ‘barış süreci‘ ve ‘çatışma süreci’ yaşayabildik. Barış sürecinde, bir iki kişi sokağa çıkıp aleyhe eylem yaptı mı, hayır. Ancak büyük bir hızla, tam aksine uyum sağlayabildik ve şimdi 6 yıl öncesini savunmak dahi düşman ilan edilmek için yeterli. Yalnızca ‘koşul‘, ‘devir‘ ve ‘tutarlılık’ sözcükleriyle açıklanabilir gibi gelmiyor bu çelişkiler bana.
Pinhan Yayıncılık, hukuk ve siyaset bilimi üzerine çalışanlar için ‘hazine’ değerinde kitaplar, çeviriler yayınlıyor nicedir. Ne kadar teşekkür edilse azdır. Onlardan biri birkaç ay önce çıktı. Genç sayılabilecek yaşta vefat eden İranlı hukuk sosyoloğu Reza Banakar’ın (1959-2020) üç makalesi Türkçe’ye çevrildi (Ali Acar, Kasım Akbaş ve Seda Kalem / Hukuk ve Toplum Çalışmaları- İran Üzerine Yazılar).
İran ile Osmanlı-Türk anayasa (modernleşme) maceraları arasında; özellikle 19. yüzyılda olup bitenler, anayasa ve devletin sınırlanması bağlamında aydınların yürüttüğü tartışmalar, 1906 Anayasası, ikili hukuk sisteminin (şer’i-örfi) aynı anda uygulanması, çatışmalı modernleşme süreci vb. gibi konularda (ve hatta 1925 sonrası Pehlevi döneminde) benzerlikler bulmak mümkün. Dolayısıyla Reza Banakar’ın İran toplumu ve hukuk sistemi/algısı üzerine çözümlemeleri, Türkiye üzerine de düşünmeye de yardım ediyor.
Kasım Akbaş’ın çevirdiği ilk makalenin başlığı, ‘İran Hukuku ve Toplumunda Çelişkili Düzenler ve İkili Düşünme.’ Banakar, İran tarihi ve edebiyattan (yalnızca İran edebiyatı değil) yararlanarak, İran ahalisinin ‘çelişkili’ tutumlarının tarihsel (Yedinci yüzyılda Arap Müslümanların, Zerdüşt İran’ı fethi ardından beliren farklı kimliklerin bir arada bulunmasından kaynaklanan) nedenlerini anlamaya çalışıyor. Bir yerde şöyle demiş:
“İranlılar, her gün karşılaştıkları çelişkili tutum, inanç ve beklentilerin neden olduğu nahoş bilişsel uyumsuzluk hallerini idare edebilmek için ikili düşünme ve diğer usullerle işleyen dil oyunlarına başvururlar. Örnek vermek gerekirse, Hâfız’ın (14.yüzyıl şairi, MS) şarap içmeye ve mest olma haline sıkça atıfta bulunması, çoğu İranlının zihninde uyumsuzluk yaratır. Onu büyük bir Müslüman şair olarak reddedemedikleri için, onun küfürlerini ya ruhani metaforlar olarak yorumlarlar veya daha basit bir şekilde, İki karşıt Hâfız imgesinin bir aradalığını normal olarak benimserler. Her iki halde de Hâfız’ın sapkınlığıyla başa çıkabilmek için bir ikili düşünme faaliyetine girişirler.”
Çok hoş ve tanıdık bir çözümleme olmalı bizler için de. Banakar, örneğin ‘komplo teorilerine’ yatkınlığı da, çelişkili tutumların neden olduğu ‘bilişsel uyumsuzluğu’ ortadan kaldırmak için sıkça başvurulan yöntemlerden biri olarak kabul etmiş. Ayrıca, yine aynı uyum çabasının bir diğer sonucunun (Harold Rhodes’tan alıntı), “İranlıların gerçekte neye inandıklarını belirlemenin neredeyse imkânsızlığı” olduğunu iddia ediyor.
Kitabı, Türkiye ahalisinin ‘devlet’ kavramı ve somut olarak ‘idare’ ile ilişkisindeki çelişkileri üzerine düşünürken okumak çok iyi oldu. Birbirinden farklı siyaset, hukuk, yöntem ve kişilerin zihninde bir biçimde ‘uyumlu’ hale getirilebildiği, daha doğrusu ‘zorunda kalındığı’; öte yandan insanların aslında tam olarak neye inandıklarının hiçbir zaman tam olarak kestirilemediği bir toprak burası. Devlet ile toplum ortalaması arasındaki sevgi-güvensizlik ilişkisi süregitse de, nihai olarak ‘devlet’ olgusu üzerinde sağlanabilen birlikteliğin (samimiyeti hiçbir zaman tam kestirilemeyen!) farklı nedenleri olmalı, var.
Yazının başlığındaki ‘kutsal devlet’ ifadesi…
1982 Anayasası’nın ‘Başlangıç’ kısmının ilk halinde devlet, ‘kutsal’ sıfatı ile tanımlanıyordu. Bu bir ilkti ve 12 Eylül faşizminin ruhuna uygundu; “Ebedi Türk vatan ve milletinin bütünlüğüne ve Kutsal Türk Devletinin varlığına karşı…” cümlesiyle başlıyordu darbecilerin tercih ettiği metin. Darbecilerin diyorum; aslında anayasayı hazırlayan komisyonun bunu ne kadar istediği tartışılır. Nitekim DM (Danışma Meclisi)’ye sunulan ve orada tartışılan ilk metinde, henüz bir ‘Başlangıç’ kısmı yoktu, ilginç bir durum. MGK (Beş darbeciden oluşan Milli Güvenlik Konseyi)’deki görüşmelere bakıldığında (Metin DM’den MGK’ye geliyor ve son kararı o beş general veriyordu) Başlangıç metninin neredeyse hiç konuşulmadan kabul edildiğini, Tahsin Şahinkaya’nın bir yerde cümle düşüklüğüne dikkat çektiğini ve kabul edildiğini görüyoruz. (MGK Tutanağı, B.118, 18.10.1982, O.3)
Böylece ilk kez bir Cumhuriyet anayasasında ‘devlet’, ‘kutsal’ kabul edildi. İki satır sonra ise laiklikten söz ediliyordu! O beş generalden ve 12 Eylül faşizminden ‘tutarlılık’ beklemek pek anlamlı değildi kuşkusuz.
‘Kutsal’ sıfatı, demokratikleşme yönündeki ilk kapsamlı değişiklikte, 1995’te (23 Temmuz 1995 tarih ve 4121 sayılı Yasa) kaldırıldı. 2001 değişikliklerinde (4709 sayılı Yasa) başkaca ‘düzeltmeler’ de yapıldı ‘Başlangıç’ta.
Daha sonra yazacağım için burada uzatmayayım, 1995 değişiklikleri esnasında RP (Refah Partisi)’nin değişiklikler konusundaki tavrı, siyasal İslamcıların sonraki yıllardaki anayasa siyasetinin ipuçlarını barındırması bakımından önemli. 2010 yılında mealen “Canım siz şimdi he deyiverinin biz daha ne demokratik adımlar atacağız” diyen siyasal ideolojinin mensupları; 1995’te, ‘Din ve vicdan hürriyeti’ başlıklı 24’üncü maddeye ilişkin değişiklik vaadi yerine getirilmediği gerekçesiyle, değişikliklerin tümüne karşı çıkmıştır. İşin matrak yanı AKP geçtiğimiz 19 yıl boyunca o 24. maddeye dokunma gereği duymadı. Bir maddeyi değiştirmeden onu ‘yok saymanın’ yolunu keşfettikleri için olsa gerek.
Yeri gelmişken, 1995 değişiklikleri esnasında devletin ‘kutsal’ sıfatıyla tanımlanması gerektiğini savunan parti, MHP idi. Bu bakımdan son derece tutarlı olduklarını kabul etmek gerek. (Muharrem Şemsek’in konuşması, B.123, 14 Haziran 1995, O.2)
’12 Eylülcüler’in, devleti ‘kutsal’ sıfatıyla tanımlamaktaki ısrarının, yalnızca onların ideoloji ya da niyetinden kaynaklanmadığı, devlete atfedilen kutsallığın, Türkiye’deki bir kanaatin biraz duygusal ve abartılı biçimde dile getirilmesinden ibaret olduğu kanısındayım. 12 Eylül’ün kurduğu hukuk düzeni, bugüne dek yalnızca birkaç siyasetçinin basiretsizliği nedeniyle yaşamadı kuşkusuz. Sırtını yasladığı ve herhangi bir hukuk kuralından çok daha güçlü bir ‘gelenek‘ söz konusu.
Bakın darbe konuşmasında (1 No’lu MGK Bildirisi) ne diyor, zamanın muktediri Kenan Evren: “Ağızlarından düşürmedikleri hukuk devleti kavramı bir kısım anayasal kuruluşlarca devletin parçalanması pahasına da olsa yalnız kişilerin müdafaası olarak yorumlanmış, devletin ve milletin savunulması ise sahipsiz kalmıştır.”
Bu durumda ‘kutsal’ devleti, hak ve özgürlüklerden ‘şımarmış’ yurttaşa karşı korumaktan daha doğal ne olabilir!
Bizler ‘teferruatız’ bu güçlü ‘geleneğin’ gözünde, vergi öder, arada bir sandığa gideriz, ola ki şımarıklık yaparsak layığımızı buluruz. Hem, ‘devlet ayrı hükümet ayrı’ şekerim…
Birkaç meslektaşımız, ‘İnsan Hakları Hukuku-Koruma Mekanizmaları’ başlığıyla bir video hazırlamış. Konuya ilişkin temel bilgi almak isteyen meraklılar için bilgilendirici.
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları
-
Şevki ÇELİKCİKEMAL ARABACI 17.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin GürcanFırat batısı, Suriye, riskler, tespitler: Ufukta bir operasyon mu var? 13.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin MünirErkeğin kadını ezmesi 22.09.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AcetSon anketler ne diyor? 9.09.2021 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZKONYA KATLİAMI VE GAZETECİLİK MESLEĞİ ÜZERİNE 2.08.2021 Tüm Yazıları
-
Yasin AKTAYTaliban’ın inancıyla ters olma arzusu 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Süleyman Seyfi Öğün2023’e doğru Türkiye 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Cem SANCARHanımefendi diyeceksiniz 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Yusuf KaplanFetih ruhu ve rüyası 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ali AYDINİşsiz Kalan Antikorlar, Lanetli Pay ve Siyaset 17.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer F. GergerlioğluMuhafazakârlar çürümeye niye sessiz? 8.06.2021 Tüm Yazıları
-
Mustafa ÖztürkNiyet ve akıbet 29.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ayşe BöhürlerTarih büyük harflerle yazılmaz 28.05.2021 Tüm Yazıları
-
Gazi BAŞYURTBir zamanlar sayılamazdık parmak ile, şimdi eksiliyoruz birer birer… 25.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer Ahmet ÖZERENBİR 1 MAYIS Anekdotu… 10.05.2021 Tüm Yazıları
-
Osman CAN24 Nisan 1915: Kardeşimin Cenazesini Kaldıramadım Hala! 29.04.2021 Tüm Yazıları
-
Verda ÖZERBırak artık eski normali 28.04.2021 Tüm Yazıları
-
Vedat BilginSistem değişti de ne oldu! 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Kurtuluş TAYİZPandemide Erdoğan'ı devirme planı çöktü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali Saydam23 Nisan ‘Çocuklara Hürmet’ Günü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali TarakçıZEVZEK'in asıl amacı Montrö değilmiş! 17.04.2021 Tüm Yazıları
-
Burak Bilgehan ÖzpekVesayet Nedir, Nasıl Kurulur, Niçin Çöker? 16.04.2021 Tüm Yazıları
-
Firuz TÜRKERDARBE GİRİŞİMİNE HAZIR OLMAK 4.04.2021 Tüm Yazıları
-
Yıldız RamazanoğluYeni metin ne söyleyecek? 25.03.2021 Tüm Yazıları
-
RAGIP DURAN'Bir tek kişinin otoritesi suçtur!' 22.03.2021 Tüm Yazıları
-
Sevilay YALMANMesele Gergerlioğlu meselesi değil! 19.03.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKBACAKİZMİT KÖRFEZİ YAKIN, DENİZ BİZE ÇOK UZAK! 17.03.2021 Tüm Yazıları
-
Ural ATEŞERANADİL... 21.02.2021 Tüm Yazıları
-
Demir Küçükaydınİki Devrimci – Türeci ve Şahin 4.01.2021 Tüm Yazıları
-
Perihan MAĞDENHayaller: ETHOS, Gerçekler: BİR BAŞKADIR BENİM MEMLEKETİM 18.11.2020 Tüm Yazıları
-
Talat ULUSOY9 Eylül 1922, İzmir’in “KURTULUŞ” Günü’nde… 9.09.2020 Tüm Yazıları
-
Mahmut ÖVÜRAK Parti mi “İhvan’cı” siz mi operasyon çekiyorsunuz? 8.09.2020 Tüm Yazıları
-
Mustafa Yurtsever2010 YILI REFERANDUMU’NUN BİTMEYEN HİKAYESİ 29.08.2020 Tüm Yazıları
-
Hilâl KAPLANİstanbul Sözleşmesi yaşatır mı? 7.08.2020 Tüm Yazıları
-
Eşref ÇAKARKonca Yazışmaları... 5.08.2020 Tüm Yazıları
-
Kadri GÜRSELTürkiye’de darbe mi olacak gerçekten? 16.05.2020 Tüm Yazıları
-
Sinan ÇİFTYÜREKTürbülanstan mayın tarlasına dalış yapan AKP! 13.05.2020 Tüm Yazıları
-
Yaşar YAKIŞTürkiye’nin iktidar partisi yardımlaşmayı da tekeline almak istiyor 25.04.2020 Tüm Yazıları
-
Orhan PamukEski salgınlar ve bugün biz 24.04.2020 Tüm Yazıları
-
Bejan MATURÖlüm hangi boşluğu doldurur? 12.04.2020 Tüm Yazıları
-
Umut ÖZKIRIMLIKorona ve milliyetçilik 8.04.2020 Tüm Yazıları
-
Raffi Hermon Araks‘ARTSAX (Dağlık Karabağ) MESELESİ, NEDİR VE NE DEĞİLDİR? 1.04.2020 Tüm Yazıları







































































































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
4.02.2026
10.01.2026
5.01.2026
29.12.2025
7.12.2025
23.11.2025
21.11.2025
14.11.2025
30.10.2025
26.10.2025