Oya BAYDAR
Uzun süredir başka olaylar, başka konular dolayımında, toplumu saran ve sarsan şiddeti konuşuyoruz. Gündelik olaylar, çatışmalar, söylemler, ifadeler, tartışmalar hep bir şiddet ortamında, şiddetin diliyle sürüyor. Örnek mi? Başbakan şiddet ve tahakküm dili dışında dil bilmiyor, yabancı dil olarak eğreti ve yetersiz öğrendiği dilleri de çoktan unuttu. Devlet, “şiddet tekeli”ne sahip olmanın sağladığı ayrıcalığı fütursuzca ve şehvetle kullanıyor. Yargı, şiddet zihniyetinin uzantısı kararlarıyla adalet yerine şiddet dağıtıyor. Şiddet şiddeti doğuruyor. Uludere’deki kanlı şiddet PKK şiddetine; devletin ezme, yoketme operasyonları yüreklerde patlayan şiddete yol açıyor. Futbol maçları, derbiler şiddetin her türünün boy ölçüştüğü kanlı olaylara dönüşüyor. 1 Mayıs 1977 değerlendirmeleriyle hızlanan sol içi şiddet, devrimci şiddet tartışmaları, şiddeti tartışmak yerine, şiddet dilinin en kötü ve acımasız örneklerini sergiliyor. Yabancısı olduğum twitter dünyası, dolaylı izlediğim kadarıyla şiddet ve saldırganlığın kol gezdiği, insanların birbirinin haysiyetini, onurunu, kimliğini kırmak için elinden geleni ardına koymadığı dilsel ve zihinsel şiddetin üretildiği başlıca ortamlardan biri. Çocuklarının gözleri önünde öldürülen kadınların; töre cinayetine kurban edilen, ya da aralarında öğretmenlerin, üst düzey memurların, emniyet mensuplarının, vb. bulunduğu koca adamların toplu tecavüzüne uğrayan gencecik, küçücük kızların; yakınları tarafından işkenceyle öldürülen bebelerin ülkesi burası. Hayvanlara yapılan korkunç eziyet haberlerinin insanlara eziyet haberleriyle gölgelendiği bir ülke. Bırakın çok eskilere gitmeyi, 1978-79 Maraş, Çorum, Malatya, 1993 Sivas katliamlarının yaşandığı; her birinde darağaçları kurulan, kan ve işkencenin meşrulaştırıldığı darbelerin ülkesi. Sağ’ın “Devlet için kurşun atan da kurşun yiyen de şereflidir” zihniyetinin solda “devlet” sözcüğünün yerine “devrim” sözcüğünün geçirilmesiyle dengelendiği; Türk milliyetçiliğinin “Her Türk asker doğar” beyin yıkamasının Kürt silahlı hareketinde “Her Kürt gerilla doğar”a çevrildiği, sürekli şiddet üretilen cennet vatanımız!
Şiddetin binbir yüzü
Şiddetin makyajlı makyajsız binbir yüzü, binbir şekli vardır. Şiddet uygulayanların, uyguladıkları şiddeti haklı gösterme ve olumlama gerekçeleri ise tektir: Bir davanın ya da bir kutsalın “yüce çıkarı ve zaferi”. Din uğruna, inanç uğruna, vatan-millet uğruna, devrim uğruna; vatanın, milletin, dinin, ideolojinin, kutsalın, devrimin, örgütün, partinin yüce çıkarları ve zaferi için uygulanan şiddetin hep bir ama’sı olur. Laboratuvarda deney hayvancığını kesip biçen bilim insanı, öldürmek kötüdür ama insanlığı amansız bir illetten kurtaracak ilacın keşfi için ne yazık ki gerekli, diye düşünür. Çocuğunu döven baba, “adam olması için gerekliydi” der. Kız aile kararıyla ölüme götürülürken “içimiz yanıyor ama aile namusumuzu temizlememiz gerek” der cellatlar. Soykırımların, toplu katliamların da, vatan, millet, Allah, din, inanç, ırkın arılığı gibi kavramlarla örtülen ama’ları olur. Saldırgan şiddetle savungan (savunmaya yönelik) şiddet çoğu kez birbiri içine geçer; haklı şiddet-haksız şiddet tartışmaları da öyle.
Sesin yükselmesi, bir tokat, bir yumruk ya da düşmanın, tutsağın, ötekinin kimliğini, kutsalını, değerlerini aşağılamak, dilini, dinini, inancını terk etmeye, değiştirmeye zorlamak şiddetin bir yüzüyse canlının bedenini örselemek, eziyet, işkence, öldürme en çirkin yüzüdür. Şiddet sadece kanla, ölümle ölçülmez, duygusal ve sözel şiddet de aynı yolun yolcusu, aynı ruh ikliminin ürünüdür. Ve işin en sonunda şiddetin her türü ötekini dize getirip zafere ve iktidara ulaşma, elde edilen iktidarı pekiştirme amacında buluşur.
İçimizdeki Şiddet
Son dönemlerin yüzleşme/hesaplaşma tartışmalarının konusu ne olursa olsun; ister Dersim’i, Ermeni tehcirini/kıyımını, darbeleri, ister İstiklâl Mahkemeleri’ni, 12 Eylülü, Diyarbakır-Mamak cezaevlerini, ister 1 Mayıs olaylarında solun iç şiddetini, ister davadan dönenleri domuz bağıyla bağlayıp diri diri gömen Hizbullah benzeri örgütlerin vahşetini, Maraş’ta, Çorum’da insanların gözlerini oyan, kadınların memelerini kesen, Sivas’ta canları diri diri yakan sağcı-dinci terörü, ya da yedi TİP’li gencin Çatlıgillerin emri ve Kırcıların cellatlığında iple boğularak öldürülmesini, ister Hrant Dink’in katledilişini, ister PKK’deki ve kendine sol diyen kimi örgütlerdeki iç infazları konuşalım, dönüp dolaşıp geleceğimiz yer şiddet olgusu ve şiddete karşı tavrımızdır. Bir yanda davadan döneni vurun emri ve uygulaması, öte yanda devletin ya da burjuvazinin ajanı yaftasıyla hain ilan etme ve infaz pratiği, kendi ama’larına dayanarak gelip aynı noktada buluşurlar. Çok eski ve güç bir tartışma olduğunu biliyorum; ama şiddetin haklısının olamayacağına, benim/bizimkilerin şiddetini meşru görürsek ötekinin şiddetini engelleyemeyeceğimize ve şiddet sarmalında debelenip duracağımıza her geçen gün, yaşadıklarımız ışığında biraz daha inanıyorum.
Geçmişin ve yakın tarihimizin olaylarını, sorunlarını, zihniyetini, ayıplarını, günahlarını her kesimin kendi yönünden ve kendi konumundan hareketle, kendi haklılığından kuşku duymadan deşip yüzleşmeye, heaplaşmaya başladığı şu günlerde, öncelikle her kesimin kendisiyle, kendi içindeki şiddetle yüzleşmesi gerektiğini düşünüyorum. Bunun Müslüman kesimdeki ilk örneğini 1 Mayıs’ta Antikapitalist Müslüman Gençler grubu ve onlara destek olan özgürlükçü Müslüman solun temsilcileri verdi. Grup adına açıklama yapan İhsan Eliaçık, alana gitmeden önce Fatih Camii’nde namaz kılıp yürüyüşe oradan başlamalarının nedenini 43 yıl önce 6 Filo’yu ve ABD emperyalizmini protesto etmek için toplanan gençlere yönelik kanlı saldırının Fatih Camii’ndeki namazdan çıkanlarca başlatılmış olmasıyla açıkladı. Bu henüz sağda da solda da rastlamadığımız bir yüzleşme, cesur ve namuslu bir özeleştiri ve şiddet reddiydi. Benzeri, diğer kesimlerden gelmedi henüz.
Şu günlerde tarihle, geçmişle hesaplaşma adı altında sürdürülen tartışmalar her kesimin karşısındakiyle, kendi varlığına ve iktidarına engel olarak gördüğüyle hesaplaşması olarak sürüyor büyük ölçüde. İktidarın; 28 Şubat müdahalesiyle, Balyoz ve Ergenekon davalarında simgesini bulan askeri vesayetle hesaplaşmak için gösterdiği heves ve coşkuyu 12 Mart müdahalesi için, 12 Eylül davasının iki diktatör eskisiyle sınırlı kalmaması için, faili meçhuller için, Hrant Dink, vb. davaları için, Uludere katliamı için gösterdiğine şahit olmuyoruz. Yine 80 öncesinin en kanlı olaylarından, cinayetlerinden sorumlu faşizan Ülkücü milliyetçi hareket ise, bireysel istisnalar bir yana, kendi şiddetini sorgulamaya yanaşmıyor, hatta kendi sorumluluğunu o dönemin solunun üstüne atmakta cuntacılarla adeta yarışıyor. Maraş katliamı sırasında ajan provokatör olarak oynadığı rol, olayların ardından devletin kendisini himaye altına alması, yüz operasyonu da gerçekleştirilerek çehresinin ve kimliğinin devlet tarafından değiştirilmesiyle tescil edilmiş milliyetçi-mukaddesatçı kişi, 12 Eylül davasına müşteki ve müdahil olarak katılıp hepimizle kafa bulurken, içinden çıktığı hareketin bugünkü uzantılarından ses çıkmıyor. Geçmişe bugünden bakıldığında hiçbir kesim, hiçbir hareket sütten çıkmış ak kaşık değil, ama kimileri bırakın sütü pisliğe bulanmış durumda ve toplumsal hafızanın unutkanlığında yuğup arınarak aramızda geziyorlar.
Geleceğe yürüyebilmek, şiddet sarmalından kurtulmak ve normalleşmek için, daha önce bir yazıda söylemeye çalıştığım gibi, karşıdakiyle hesaplaşmadan önce kendimizle yüzleşmemiz gerekiyor. Her kesim önce cesaretle kendisiyle yüzleşip özgürleşmeli ki ötekiyle hesaplaşabilsin. Bu konuda bagajı en yüklü olan öncelikle Sünni-Türk sentezli, vesayetçi-Kemalist devlet ile milliyetçi- faşizan sağdır. Yine de kendi mahalleme kıyak atmış olmamak için, bizim eski mahallenin, sosyalist solun şiddetle yüzleşmede başkalarını beklemeden ve suçlamadan adımlardan birini atmasını diliyorum.
Birbirimizi ufalamaya, alçaltmaya, suçlamaya yönelik, bizatihi şiddet içeren tartışmalar, dövüşmeler yerine eşiği atlamak, yenilenmek, geleceğe uzanabilmek için sosyalist solun ve Kürt hareketinin de şiddetle ve örgüt içi şiddet biçimleriyle aynı cesaret ve açık yüreklilikle hesaplaşması gerekmez mi? En azından bir ilk adım olarak dilimizdeki şiddeti, birbirimizi hırpalama şehvetimizi yenemez miyiz?
Söylemeden geçmeyeyim
Şiddet, önce dil ve düşüncede filizlenir. İlle de gırtlak kesmek ya da vurup öldürmek gerekmez. O en üst noktadır. Şiddet dilinin son birkaç örneği içime umutsuzluk ve kötümserlik yayıyor. Siyasilerin o korkunç atışma/dalaşma dilini kastetmiyorum. Son iki örneğin kahramanlarından biri; müziğinin, dehasının gerçekten hayranı olduğum Fazıl Say. Gerçi Say’ın çıkışlarına, azarlarına, aşağılamalarına alıştık, biraz da dehalar hesapız ve heyecanlı olur diyerek sineye çekmeye çalışıyoruz. Ama Türkiye’yi terketme ve Japonya’ya yerleşme tehdidine karşı Kültür Bakanı’nın “Aman yapma, etme, bizi bırakma” minvalindeki sözlerine verdiği “Bırak zevzekliği” cevabı beni gerçekten aştı. Say, ne yazık ki şiddet dilinin tam ortasından konuşma hakkını kendisinde buluyor. Bunu bireysel bir vaka olarak bir yana bırakalım. Diğer örnek benim açımdan daha önemli. Ömer Laçiner’in t24’te yayımlanan söyleşisindeki dil, hiç beklemediğim bir yerden de geldiği için şaşırttı ve irkiltti. Birgün gazetesi için, BDP milletvekili Sırrı Süreyya Önder için, muhafazakâr kesimden bazı adlar için sarfettiği sözleri içime sindiremedim. Sola rezillik sıfatını yakıştırabilen zihniyet ve onun diliyle Birgün gazetesine paçavra diyen saldırgan dilin kaynağı aynı değil mi? Doğrudur, sol kendi içindeki farklı düşünceleri hazmetmekte hiç başarılı olmadı, iyi sınav vermedik. “Yetmez ama evet” tercihi çevresinde tarafların birbirine karşı tutumları hiç de saygılı ve özgürlükçü değildi. Yetmez ama evet’çiler zelil (aşağılık) olmakla itham edilirken, hayırcılar Ergenekoncu ilan edildi. Ama, “Biz onlarla bu dilde konuşmadık” derken tam da aynı höşgörüsüzlük ve şiddet dilini üretmek o dili kolay kolay terkedemeyeceğimizi de gösteriyor.
Ne dersiniz, önce ben de dahil hepimiz kendimizden ve kendi dilimizden başlasak mı şiddeti aşmaya!
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları
-
Şevki ÇELİKCİKEMAL ARABACI 17.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin GürcanFırat batısı, Suriye, riskler, tespitler: Ufukta bir operasyon mu var? 13.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin MünirErkeğin kadını ezmesi 22.09.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AcetSon anketler ne diyor? 9.09.2021 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZKONYA KATLİAMI VE GAZETECİLİK MESLEĞİ ÜZERİNE 2.08.2021 Tüm Yazıları
-
Yasin AKTAYTaliban’ın inancıyla ters olma arzusu 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Süleyman Seyfi Öğün2023’e doğru Türkiye 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Cem SANCARHanımefendi diyeceksiniz 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Yusuf KaplanFetih ruhu ve rüyası 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ali AYDINİşsiz Kalan Antikorlar, Lanetli Pay ve Siyaset 17.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer F. GergerlioğluMuhafazakârlar çürümeye niye sessiz? 8.06.2021 Tüm Yazıları
-
Mustafa ÖztürkNiyet ve akıbet 29.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ayşe BöhürlerTarih büyük harflerle yazılmaz 28.05.2021 Tüm Yazıları
-
Gazi BAŞYURTBir zamanlar sayılamazdık parmak ile, şimdi eksiliyoruz birer birer… 25.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer Ahmet ÖZERENBİR 1 MAYIS Anekdotu… 10.05.2021 Tüm Yazıları
-
Osman CAN24 Nisan 1915: Kardeşimin Cenazesini Kaldıramadım Hala! 29.04.2021 Tüm Yazıları
-
Verda ÖZERBırak artık eski normali 28.04.2021 Tüm Yazıları
-
Vedat BilginSistem değişti de ne oldu! 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Kurtuluş TAYİZPandemide Erdoğan'ı devirme planı çöktü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali Saydam23 Nisan ‘Çocuklara Hürmet’ Günü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali TarakçıZEVZEK'in asıl amacı Montrö değilmiş! 17.04.2021 Tüm Yazıları
-
Burak Bilgehan ÖzpekVesayet Nedir, Nasıl Kurulur, Niçin Çöker? 16.04.2021 Tüm Yazıları
-
Firuz TÜRKERDARBE GİRİŞİMİNE HAZIR OLMAK 4.04.2021 Tüm Yazıları
-
Yıldız RamazanoğluYeni metin ne söyleyecek? 25.03.2021 Tüm Yazıları
-
RAGIP DURAN'Bir tek kişinin otoritesi suçtur!' 22.03.2021 Tüm Yazıları
-
Sevilay YALMANMesele Gergerlioğlu meselesi değil! 19.03.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKBACAKİZMİT KÖRFEZİ YAKIN, DENİZ BİZE ÇOK UZAK! 17.03.2021 Tüm Yazıları
-
Ural ATEŞERANADİL... 21.02.2021 Tüm Yazıları
-
Demir Küçükaydınİki Devrimci – Türeci ve Şahin 4.01.2021 Tüm Yazıları
-
Perihan MAĞDENHayaller: ETHOS, Gerçekler: BİR BAŞKADIR BENİM MEMLEKETİM 18.11.2020 Tüm Yazıları
-
Talat ULUSOY9 Eylül 1922, İzmir’in “KURTULUŞ” Günü’nde… 9.09.2020 Tüm Yazıları
-
Mahmut ÖVÜRAK Parti mi “İhvan’cı” siz mi operasyon çekiyorsunuz? 8.09.2020 Tüm Yazıları
-
Mustafa Yurtsever2010 YILI REFERANDUMU’NUN BİTMEYEN HİKAYESİ 29.08.2020 Tüm Yazıları
-
Hilâl KAPLANİstanbul Sözleşmesi yaşatır mı? 7.08.2020 Tüm Yazıları
-
Eşref ÇAKARKonca Yazışmaları... 5.08.2020 Tüm Yazıları
-
Kadri GÜRSELTürkiye’de darbe mi olacak gerçekten? 16.05.2020 Tüm Yazıları
-
Sinan ÇİFTYÜREKTürbülanstan mayın tarlasına dalış yapan AKP! 13.05.2020 Tüm Yazıları
-
Yaşar YAKIŞTürkiye’nin iktidar partisi yardımlaşmayı da tekeline almak istiyor 25.04.2020 Tüm Yazıları
-
Orhan PamukEski salgınlar ve bugün biz 24.04.2020 Tüm Yazıları
-
Bejan MATURÖlüm hangi boşluğu doldurur? 12.04.2020 Tüm Yazıları
-
Umut ÖZKIRIMLIKorona ve milliyetçilik 8.04.2020 Tüm Yazıları
-
Raffi Hermon Araks‘ARTSAX (Dağlık Karabağ) MESELESİ, NEDİR VE NE DEĞİLDİR? 1.04.2020 Tüm Yazıları
-
Serdar KAYAİslam, Bilim, Virüs, Kumaş 24.03.2020 Tüm Yazıları
-
Markar ESAYANKarantina günlerinde yalnızlık... 20.03.2020 Tüm Yazıları
-
Eyüphan KAYACorona Virüs bir musibettir 19.03.2020 Tüm Yazıları
-
Metehan DemirMoskovanın samimiyet testi 23.02.2020 Tüm Yazıları
-
Merve Şebnem OruçSürreel bir devrim: Gezi 23.02.2020 Tüm Yazıları
-
Tayfun AtayGoebbels korosu söylüyor: "Her şey mükemmel efendim!" 18.02.2020 Tüm Yazıları
-
Yalçın AKDOĞANBirilerini suçlama yarışı 8.02.2020 Tüm Yazıları
-
Hüseyin GÜLERCECHP, şimdi de İlker Başbuğu alet ediyor 8.02.2020 Tüm Yazıları
-
Ufuk COŞKUNCemevleri için Cumhurbaşkanı’na Çağrı! 20.01.2020 Tüm Yazıları
-
Yalçın ERGÜNDOĞANGökdelen hançeri tam İzmir’in kalbine saplanıyordu ki… 16.12.2019 Tüm Yazıları
-
Nihat Ali ÖzcanOrtadoğu’nun karmakarışık halleri 22.10.2019 Tüm Yazıları
-
İbrahim TenekeciDün ve bugün 11.09.2019 Tüm Yazıları
-
Esat KORKMAZYOLDAŞIM YAVUZ ÇANAK 29.08.2019 Tüm Yazıları
-
Ali KİREMİTCİDÜNYADA VE TÜRKİYE’DE SİYASET YENİDEN ŞEKİLLENİYOR 13.07.2019 Tüm Yazıları
-
Tayfun TURANAYILANA GAZOZ, BAYILANA LİMON. 11.07.2019 Tüm Yazıları






















































































































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.05.2024
14.05.2024
3.05.2024
3.05.2024
22.04.2024
16.04.2024
3.04.2024
29.03.2024
22.03.2024
7.03.2024