Aydın Selcen
Dünyanın öbür ucunda bir cani, dünyayı gezip görmüşken ve geçmişinde şiddet eğilimine dair hiçbir emare yokken ibadet eden 49 Müslümanı katledip, bilgisayar oyunu gibi cinayetlerini kendi bakış açısından kaydetti. Öyle ki, katliam sanki sanal şöhret adına, bir Bay Sıfır’ın, bir küçük adamın, “ben de varım ve şimdiye yok sayıldıysam sizin yüzünüzden” demesini kanıtlamak için işlenmiş gibi
Brenton Tarrant adlı 28 yaşındaki Avustralya vatandaşı, Yeni Zelanda’nın Christchurch kentinde iki camide 49 kişiyi (maalesef sayı artabilir) öldürdüğü bir katliam yaptı. Saldırgan katliamda ABD ordusunun kullandığı yarı-otomatik M16 piyade tüfeğinin bir versiyonunu kullanmış. Ayrıca, canlı yayınladığı katliamı 8Chan adlı sosyal paylaşım sitesinden duyurmuş ve 74 sayfalık “Büyük Yer Değiştirme” başlıklı bir manifestoyu da internetten paylaşmış. Manifesto, Fransız yazar Renaud Camus’nün aynı adlı kitabından esinlenilmiş. Katliam anında Bangladeş Kriket Milli Takımı’nın da caminin hemen yakınında olduğu sonradan ortaya çıktı.
Gerek söz konusu manifestodan, gerek silahının üzerine, kabzasına, şarjörüne yazdığı tarihsel referanslardan saldırganın katliamı İslâm ve özellikle Türk karşıtı motiflerle gerçekleştirdiği açıkça belli oldu. Bu tarihsel referansların eksiksiz bir dökümü Daily Sabah’ta yayımlandı. Katliam, 2011 yılında Norveç’in Utoya adasında 77 kişiyi öldüren ırkçı Anders Breivik’in eylemini andırıyor. Tarrant’ın da eylemden sonra hayatta kalmayı öngördüğü anlaşılıyor. Nitekim Breivik gibi Tarrant da mahkemede gösteri yapmaya yeltendi. Terör eylemi midir? Evet, öyledir, tedhiş yani dehşet saçma amaçlıdır, sapkın bir ideolojiyi namlu ucunda dayatmaya yöneliktir.
Pekiyi ne fark eder? Artık 11 Eylül 2001 saldırıları sonrasında dolaşıma giren “küresel terörle mücadele” defteri kapanırken, “terör, terörist, terörizm” etiketi saplantısının da bana sorarsanız içi boşalmış durumda. Selahattin Demirtaş da, bu Avustralyalı kasap da terörist öyle mi? Bir başka bakımdan ırkçı, faşist gibi tanımlamalar da belki anlamlarını yitirdiler. Dağarcığımızdaki sözcükler kadar mı düşünebiliyoruz, yoksa sözcüklerle iletemediğimiz nebula halinde zihnimizde dolanan düşüncelerimiz var mı? Bilemem. Ama cesetler üzerinden pornografinin gündelik siyasetçilik adına araçsallaştırılması hakikaten kabak tadı verdi.
Öyle olmasa burada, bilgisayar ekranı başında radikalleşme süresinin sanıldığının aksine iki-üç haftada gerçekleştiğini konuşabilirdik. Yeni nativizmin, eski milliyetçiliğe göre dışarıda bırakılacaktan yola çıktığını, o ötekinin de büyük ölçüde “Müslüman” olduğu üzerine tartışabilirdik. Kenar uçlara, aşırılığa, köktenciliğe savrulanlar didinedursun, esasen Müslümanlar dahil ezici göçmen çoğunluğun toplumsal entegrasyonu kendiliklerinden becerdiğini not düşebilirdik. Tertemizciler, tekçiler tepinedursun, dünyanın gidişatının melezleşme, harman olma, kozmopolitanizme doğru olduğundan, nüfus çoğunluğunun artık kentlerde yaşadığının da altını çizerek, bahsedebilirdik. Benzer eylemler örnekse Suriye, Yemen, Irak, Türkiye’de olunca neden haber değeri taşımaz uluslararası medyada diye sorgulayabilirdik.
Öylesi, olması gereken olurdu. Kabaca yukarıdaki hatlar üzerinden sağlıklı, serinkanlı, düzeyli bir görüş alışverişi olur, sonuçlarından da hemfikir olmasak da birlikte yararlanabilirdik. Olamaz, olamadı, bırakmadılar. Prof. Dr. İbrahim Kalın buyurmuş: “Charlie Hebdo için yürüyenler, Yeni Zelanda için de yürüyecek mi? Acısı gerçekten ortak olanlar birlikte yas tutabilirler.” Herhalde ona, Sayın Kalın’la birlikte dördü bir arada Davutoğlu’ndan boşalan baş ideologluk makamını doldurmaya hamle eden Çelik, Ünal ve Altun da benzer nağmelerle katılacaktır. Fırsat kaçmaz çünkü.
Sayın Kalın samimi mi? Yoksa kendince boş kaleye goller mi atarak eğleniyor? Misvak’ın Tarrant’ın üzeri bezeli tüfeğine öykünen karikatüründeki “1915” ibaresine ne der? Sonra Misvak’ın yeni karikatürünün aynen Charlie Hebdo’nun katliam sonrası çıkan “her şey affedildi” başlıklı kapağıyla benzerliği yok mu? Ama o zaman katliama rağmen derginin kapağı “hassasiyet” yaratmıştı bizde. Yürümekse daha dün kadın yurttaşlar Taksim’e yürüyelim dediler, “işgal” girişiminden söz ediyor Cumhurbaşkanı: Sayın Kalın, kadınlar gününde yürüyüşe katılmak istemez miydi?
Sayın Kalın acaba seneye Hrant Dink cinayetini anmak için bu defa Galatasaray’dan Taksim’e değil, Taksim’den Pangaltı’ya yürümek ister mi? O da kısa mesafe. Sayın Kalın, Tahir Elçi cinayeti için Diyarbakır’da dört ayaklı minarenin altına gelmek ister mi? Sayın Kalın Georgetown’da ders vermiş bir hocadır, Vaşington’un kalbindeki Smithsonian Enstitüsü’nün Amerikan Yerlileri Müzesi’ni muhakkak pek çok kez gezmiştir. Bizde benzer bir Ermeni Müzesi düşünür m? Belki o da “terör kurbanı” büyükdedem de yer bulur o mutasavver müzede, benim “Ermenilerin soykırım acılarını paylaştığımı” açıklamam da belki.
Sayın Kalın’ın müktesebatı zengindir, acaba inceleme fırsatı bulduysa Gezi-Osman Kavala İddianamesi hakkında ne düşünür? Anadolu Kültür Derneği’ni bir terör örgütü olarak mı görür? Hep birlikte Hıristiyan, Yahudi, Müslüman, Hindu ve diğerleri dayanışma göstereceksek ülkemizde tek tük ayakta durmaya çalışan medya ve tek tük kapatılmadan idare eden sivil toplum kuruluşu da Türkiye dışından fon arayabilir mi, bulabilir mi, bu suç mudur? Hepsinden vazgeçtim, yarın 18 Mart ve ardından 25 Nisan Anzak Günü geliyor, bu iki tarihi Sayın Kalın, Cumhurbaşkanlığı’nca bir dostluk, insanlık, çoğulculuk, çokkültürlülük, ortak medeniyet şenliğine dönüştürülmesine önayak olmak ister mi?
Ülkemizde kendilerini iktidarın sahibi olarak görenler, hesap vermek, hesaba çekilmek konusunda en ılımlı deyimle oldukça çekingenler. Ancak, belediye seçimlerini vesile ederek, bir “hesaplaşma” söylemidir dayatıyorlar. “Yüzleşme” ise onlara sapa bir gezegen. “Hesaplaşma” denilince, muhaliflerin gırtlağına mı basılacak? Mallarına mı çökülecek? Güdümlü mahkemelerde yargılanan muhalifler topluca cezaevlerine mi tıkılacak? Pasaportlarına mı el konulacak? Tehcir mi öngörülüyor? Bakınız, İslâm ve Türk düşmanı cani Tarrant’ın esinlendiği Renaud Camus’nün kitabının başlığı da “Büyük Yer Değiştirme.*” Çokkültürlülüğü, multi-kulti’yi, çoğulculuğu, kültürsüzleşmeyle, kimlik yitimiyle bir tutmaya dayanıyor.
Batı’daki yeni sağın etiketi de artık bu: Kimlik. Bizdeki “ezana sahip çıkmanın milletin temel unsuru” olması, ulusal kimlik söylemini andırmıyor mu? Bu bir anlamda uygarlık kuramında kimlik bölünmesi, şizofreni, eşanlı olarak yürütmede ise teklik demek. Her hükümet darbesi, yürütmeyi tek elde toplamayı ve yöneteni hesap vermez kılmayı, ulusu da o tek yöneticide cisimleştirmeyi öngörmez mi? Schmitt gibi hortlaklar da bu nedenle dekoratif amaçla dolaptan çıkarılamaz mı? Acaba amaç fikriyat yarıştırmaksa Sayın Kalın, Çelik, Altun, Ünal gibi “düşünürler” tüm bu konuları bir panel, sempozyum, yuvarlak masa türü bir organizasyonla örnekse İlter Turan, Ersin Kalaycıoğlu, Yılmaz Esmer, Üstün Ergüder vb. duayen isimlerle karşılıklı konuşmak isterler mi?
Dünyanın öbür ucunda bir cani, dünyayı gezip görmüşken ve geçmişinde şiddet eğilimine dair hiçbir emare yokken ibadet eden 49 Müslümanı katledip, bilgisayar oyunu gibi cinayetlerini kendi bakış açısından kaydetti. Öyle ki, katliam sanki sanal şöhret adına, bir Bay Sıfır’ın, bir küçük adamın, “ben de varım ve şimdiye yok sayıldıysam sizin yüzünüzden” demesini kanıtlamak için işlenmiş gibi. 2019 yılında dahi din adına, vehmedilen bir kimliğin savunulması adına katliam yapılıyor. 2019 yılında dahi Tarran’tın ülkesi Avustralya, Behrouz Boochani gibi mültecileri toplama kamplarına atıyor.
Bizde de muhalifleri “ezan, bayrak düşmanı, FETÖ’cü, Kandil’den talimat alan” diye erinmeden yaftalayanlar, dönüp “Charlie Hebdo için yürüyenler Yeni Zelanda için de sokağa çıkacak mı” diye sorabiliyor. Ankara Garı, Suruç, Atatürk Havalimanı, Reina, Reyhanlı: Yıkanıp, silindiler mi belleklerimizden? Yüzleşebildik mi dolaplarımızdaki iskeletlerle? Toplum olmak yönünde mi ilerliyoruz, çözülüp toplama dönüşmeye mi? Aydınlığa mı dönük yüzlerimiz, karanlığa mı? Lütfen samimi olalım, sinekten yağ çıkarmaya, şov yapmaya yönelik ifadeler, açıklamalar, çağrılar çok sakil duruyor.
Tanrı’dan Yeni Zelanda’daki katliamda hayatını kaybedenlere rahmet, geride bıraktıklarına sabır ve metanet dilerim. Dışişleri’nden dönem arkadaşım Sayın Wellington Büyükelçimiz Ahmet Ergin’e de geçmiş olsun dileklerimi iletirim.
*”Le Grand Remplacement”, Renaud Camus, ilk basımı 2011.
Yazarlar
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYAİmamoğlu'na istenen 23 asırlık tarihi ceza: Roma İmparatorluğu kurulduğunda hapse girseydi hala ceza 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakKadife eldiven zamanı 10.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Selami GÜREL“Adı belirsiz” süreç hızlı ilerliyor 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELOtoriter Nasyonal-Kapitalizmin Yeni Eşiği: II. Trump Devri 5.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
6.04.2025
23.02.2025
27.01.2025
9.12.2024
19.11.2024
11.11.2024
2.11.2024
1.08.2024
14.06.2024
14.04.2024