Berrin Sönmez
İktidar blokunun yeni arayışlara yöneldiğine tanık olduk geçen hafta. Erdoğan’ın Oğuzhan Asiltürk’ü evinde ziyaret edişi, ziyaret siyasetinin ikinci görüşmesiydi. Peşinen ziyaret siyaseti adıyla anmak ne derece doğru olur kestirmek güç ama yeni bir arayış siyaseti sürecine girildiğine şüphe yok. Bir hafta içinde ilk olarak Bahçeli evinde ziyaret edildi üç gün sonra ise Asiltürk ve dolayısıyla siyasetin gündemi Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ev ziyaretlerine kilitlendi. Üstelik Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamalar ziyaretlerin devam edeceği yönünde olduğu için üzerinde durulmaya, düşünülmeye değer görülmeli. Görülen o ki yeni yılda iktidar, yeni politikalar geliştirmek ihtiyacı duyuyor. Devlet Bahçeli’nin evinde ziyaret edilişi, iktidar blokunda bir nevi güven tazelenmesi gibi okunabilir. Yeni süreçte atılacak şaşırtıcı adımların, iktidar bloku liderlerince üzerinde uzlaşılmış girişimler olduğu, ortak hareket edildiği izlenimi yaratılmak isteniyormuş gibi görülebilecek bir ziyaret bu.
Nezaket ziyareti adıyla ve “terörle mücadelede yalnız kalmamalıyız” düşüncesiyle gerçekleştirildiği Cumhurbaşkanlığınca duyurulan Oğuzhan Asiltürk görüşmesi, ziyaretin Saadet Partisi tabanında yarattığı etkiyi, olası sonuçlarını anlamaya çalışmak da ayrıca önemli zira basında öteden beri Asiltürk ile parti yönetimi arasındaki görüş ayrılıkları dile getirilir. Özellikle Cumhur İttifakı ile ilişkilere yönelik görüş ayrılıklarını dikkate alarak tabanda bu görüşmenin yaratacağı etkiyi dikkate almakta fayda var. Saadet Partisi, oy oranıyla küçük partiler arasında yer alsa da siyasi yelpazenin sağ kanadındaki çarpan etkisi hayli yüksek olduğundan taban ile yönetim arasındaki güven ilişkisini izlemek gerekir. Cumhur İttifakı'nın kuruluşundan sonra ve Saadet Partisi'nin iktidar blokuna yönelik politikasının şekillenmesinden sonraki tarihlerde Karamollaoğlu’nun kongre başarılarını hatırlatıyor, partililer. Cumhur İttifakı'na karşı alınmış pozisyonu, “sınav kazanmış politika” olarak görüyor. Dolayısıyla Asiltürk’ün görüşlerinin parti politikalarında değişiklik yaratacağını söylemek zor.
İktidarın gidişata dair fikir alışverişine ihtiyaç duyması olarak isimlendiriliyor görüşme. “AKP’nin gidişat ile ilgili fikir alışverişine ihtiyacı varsa muhalefetin kabul edip görüş vermesi gerekir. Amacı kendi ekonomi politiğini devam ettirmek, iktidarını pekiştirmek olursa bizim desteğimiz onları yanlışından döndürmek yönünde görüş vermek olmalı.” Genel Başkanlar arası kurumsal bir görüşme olmadığı için tabanda partinin resmi açıklama yapmasına dair bir beklenti görülmüyor. Temel Bey’in bir gazeteciye yaptığı açıklama seçmen nezdinde yeterli görülmüş halde. Ancak Erdoğan’ın benzeri görüşmeleri tüm diğer partilerle sürdürmesi gerektiğini düşünenler çok. Kutuplaşma siyasetinden yorgun düşen ülkenin böylesi bir “siyasi açılıma” ihtiyaç duyduğu söyleniyor. Partililerin kanaati, “iktidarın başı tarafından her partinin görüşü alınmalı” yönünde.
“En az oyla en çok gücü elde etmenin matematiğine AKP her zaman çalışır.” Saadet Partisi tabanından AKP’nin sergilediği manzarayı en iyi anlatan sözlerden birisi böyle ve bir benzetmeyle tamamlanıyor: Doksan dakika bitmeden on kere kural değiştirebilir. Boğaziçi Üniversitesi'ne atanan kayyım rektör meselesinde Saadet Partililer, yerel yönetimlere kayyım atanırken muhalefetin yeterince etkin karşı koymayışına işaret ediyorlar. Belediye başkanları görevden alınıp yerine kayyım atanırken itiraz edilmediği için iktidarın akademiye kayyım atayacak cesareti bulduğu görüşünde. Diğer yandan iktidar eliyle merkezi otoritenin güç temerküzü hamlesinde akademiyi bir başka durak olarak değerlendiklerini aktarmak yerinde olacaktır. Parlamentonun denetim gücünü elinden alan sistem aynı zamanda yerel yönetimlere kayyım atadığı gibi belediye meclislerinin gücünü de en az temsiliyete düşürerek kırmıştı. Genel seçimlerdeki anti demokratik yüzde on barajı, yerel yönetimlerde, belediye meclisinin teşekkülünü, en yüksek oy almış iki partinin üyeleri ile sınırladığı için fiiliyatta yerel yönetimlerin seçim barajı çok daha yüksek. “Demokratik temsil, kurumlar küçüldükçe görünmez hale geliyor ve akademide yüzde yüz biat ilkesine dönüşüyor” kanaati de aktarılmaya değer ifadelerden.
Siyasi tarihimizin bize öğrettiği en önemli tecrübelerden birisi oy kaybeden iktidarın seçimin aritmetiğini değiştirmek için harekete geçmesidir. Ev ziyaretleri, aritmetik arayışın siyaseti gibi görünüyor. Başka bir deyişle iktidar tarihi tecrübelerden aldığı ilhamla harekete geçmiş denilebilir. Seçim kanununda değişiklik yapılarak hiç değilse bir kez daha seçim kazanmanın yolunu aramanın tarihidir biraz da yakın siyasi tarihimiz. Politik muhafazakarlık, ülkeye bu çabayı hediye etmiştir. Cumhur İttifakı'nın oy kaybını telafi edecek şekilde seçimin aritmetiğini değiştirmek için de terör kartıyla yaklaşıyor, Saadet Partisi'ne. Muhtemelen diğer partilere de benzer gerekçelerle gidilecek. Bir yandan muhalefetin blok oluşturmasını önlemek diğer yandan daha düşük oy oranıyla seçim kazanmanın yolunu bulmak şeklinde iki ayaklı bir strateji kurulmuş gibi. Siyasi Partiler Kanunu'nun yanı sıra henüz basına yansımış olmasa da seçim kanununda değişiklik kaçınılmaz görünüyor. Ancak Saadet Partisi'nden destek alma ihtimalini sadece terörle mücadelede ortak hareket etme ümidine bağladıysa iktidarın işi zor görünüyor. Çünkü Saadet Partisi tabanında “muhalif olmakla yasadışı olmak arasındaki fark sıfırlanmışsa terörle mücadele muhalefetle mücadele anlamına gelir ve parti yönetimi buna taviz vermez” kanaati hakim. Yeni yılda Erdoğan’ın yeni siyaseti yüzde 50+1 şartını ortadan kaldıracak yeni bir sihirli formül arayışı olacak gibi görünüyor. Bu uğurda hangi partiye hangi sözü vermesi gerekiyorsa onu verir kuşkusuz.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları














































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
13.12.2025
22.11.2025
3.11.2025
19.10.2025
12.10.2025
4.10.2025
21.09.2025
23.08.2025
17.08.2025
10.08.2025