Cemil KOÇAK
Genelkurmay Başkanlığı’nı Millî Savunma Bakanlığı’na bağlama düşüncesi yeni değil; fakat bu sırada yeniden gündemde. Eğer gerçekleşirse, bu ikinci deneme olacak.
Altmış iki yıl önce kabul edilen yasayla o zamana dek Başbakanlığa bağlı olan Genelkurmay, Amerikan modeline uygun olarak Milli Savunma Bakanlığı’na (MSB) bağlandı. Soğuk savaş bütün ağırlığıyla çökerken Türkiye de batı ittifakının bir sonucu olarak askerî yapılanmasında Amerikan modelini örnek alıyor, Alman modeline artık son veriyordu. Daha 1948 yılında CHP Seyhan milletvekili Sinan Tekelioğlu, Hasan Saka Hükûmeti’nin programının görüşülmesi sırasında, mecliste yaptığı bir konuşmada, MSB’den de söz etmiş ve bakanlığın adının değiştirilmesi gerektiğine işaret etmişti. Bakanlığa Genelkurmay Bakanlığı adı verilmeliydi ya da Genelkurmay Başkanlığı MSB’ye bağlanmalıydı. “Hiçbir devlette böyle bir teşkilât yoktu. (...) Parayı sarf eden MSB, bütün mesuliyet onun omuzları üzerinde [idi]. Öteki yapacağını yapar[dı] ve hiçbir mesuliyeti yoktu.” Tekelioğlu, “Genelkurmay [Başkanlığı] kumandaya salâhiyetli midir?” diye soruyor ve ardından hemen yanıtını veriyordu: “Evet, anayasa böyle yazıyor. Tabiî bu yazı ile olmaz. Genelkurmay [Başkanlığı], yalnız eğitim vazifesi gören bir müessesedir [ve] o yalnız mütâlaa dermeyan eder. Fakat kumandayı ve icrayı yapan Millet Meclisi dolayısıyla MSB’dir. (...) Biz de dostumuz olan Amerika devletine benzeyelim.”
Genelkurmay MSB’ye bağlanırken
Vatan gazetesi, daha 1948 yılının sonbahar aylarında Genelkurmay Başkanlığı’nın MSB’ye bağlanacağını haber vermişti bile. Aynı gazete, yılın son günlerine doğru haberini yineleyecek ve Başbakanın aynı zamanda MSB’yi de üzerine alacağından söz edecektir. Herhalde Genelkurmay Başkanlığı’nın MSB’ye bağlanması sürecinde ortaya atılan fikirlerden bir tanesi de, Başbakanın fiilen MSB’yi de üzerine alması ve bu formülle aslında Genelkurmay Başkanlığı’nın MSB görüntüsü altında fiilen Başbakanlığa bağlanmasıydı.
Şemsettin Günaltay Hükûmeti’nin programı mecliste görüşülürken de, 1949 yılının ilk günlerinde, Sinan Tekelioğlu, Genelkurmay Başkanlığı’nın MSB’ye bağlanmasını istemişti. Vatan gazetesinde yayınlanan bir yazıda, yeni hükûmetin programında millî savunmanın yeniden düzenlenmesinin öngörüldüğü belirtiliyor ve Silahlı Kuvvetler Komutanlığı kurulacağı ileri sürülüyordu. Yazıda, Amerikan ordu modelinin kabul edildiği ve hazırlıkların ve projelerin bu temele dayanılarak gerçekleştirildiği açıkça belirtiliyordu: “Bütün teşkilât ve teçhizat itibariyle Ordumuz ve millî savunmamız Amerika örneğine göre ayarlanınca, teşkilâtın da bu tarzda kurulması düşünülmüştü.” Buna göre, Kara, Deniz ve Hava Silahlı Kuvvetleri Komutanlığı adı ile bir ya da üç ayrı komutanlık kurulabilirdi. Bu durumda Genelkurmay Başkanı, Silâhlı Kuvvetler Başkomutanı olacak ya da bir başka formül bulunacaktı.
Nitekim MSB Hüsnü Çakır, sadece bir gün sonra basına yaptığı bir açıklamada, MSB ile Genelkurmay Başkanlığı’nın birleştirileceğinden söz edecektir. Basındaki haberlere göre, MSB Amerikan savunma teşkilâtına benzeyecekti. Başbakan Şemsettin Günaltay, Genelkurmay Başkanlığı’nın MSB’ye bağlanacağını açıklıyordu. Buna göre, Kara, Deniz ve Hava Komutanlıkları, Genelkurmay Başkanlığı’na bağlı olarak kurulacaktı. Bütün bu teşkilât da MSB’ye bağlı olacaktı. Ayrıca Millî Savunma Konseyi oluşturulacaktı. Konsey, Başbakanın başkanlığında olacak ve ilgili bakanlardan oluşacaktı. Genelkurmay Başkanı da konseyde bulunacaktı. Günaltay, bütün bu değişikliğin nedenini “gayri mesul makam bırakmamak” şeklinde özetliyordu. Genelkurmay Başkanlığı’nın eski uygulamalarda “müstakil” olması ve daha sonra Başbakanlığa bağlanması, Günaltay’a göre “gayri tabiî” bir durumdu. Zafer gazetesi, bu gelişmeyi şöyle duyuruyordu: “Bu memlekette bundan sonra lâyüsel [sorumsuz] bir makama yer yoktur. Herkes Büyük Millet Meclisi’ne hesap vermeye mecbur olacaktır.”
“İkinci Nizâm-ı Cedit”
MSB’nin Kuruluş ve Görevlerine Dair Kanun, sadece birkaç ay sonra, 30 Mayıs 1949 tarihinde kabul edilecektir. Günaltay’a göre, “Gayrimesul durumlar insan zeka ve iradesini felce uğratan bir âmildi.(...) Bu kanunun sevkinde müessir olan sebeplerden birisi de bu olmuştu.” Bir zamanlar, Genelkurmay Başkanlığı, “devlet teşkilâtının haricinde adeta lâyüsel [sorumsuz] bir durumda idi.” Genelkurmay Başkanlığı daha sonra Başbakanlığa bağlanmıştı. “Fakat bu durumda da Genelkurmay Başkanlığı ve onun bütün teşkilâtı, mesuliyetle doğrudan doğruya karşı karşı bulunmuyorlardı ve Başbakanlık, askerî teşkilâtın bütün kademelerini yakından inceleyip kavrayacak imkânlardan mahrum bulunuyor, fakat Genelkurmay [Başkanlığı]’na ait mesuliyetlere muhatap olmakla ödevlenmiş bulunuyordu.” Bu tasarı ile amaç Ordunun “bütün uzuvları”nı “mesuliyetle karşı karşıya bulundurmak”tı. Günaltay şöyle diyordu: “MSB namı altında bu mesuliyeti tecelli ettirmeyi bugünün icaplarına ve demokrasi rejimimize uygun olarak kabul ettik.” CHP Diyarbakır milletvekili İhsan Hamit Tigrel ise, yeni girişimi “ikinci Nizâm-ı Cedit” olarak karşılıyordu.
Yeniden yapılanma
Yasaya göre, Cumhuriyet Ordusunun hazırlanması ve idaresiyle görevli ve bu işlerden sorumlu olan MSB, barışta harb kuvvetlerinin komutası kendisine verilmiş olan Genelkurmay Başkanlığı ile MSB’nin asker müsteşarının idaresi altındaki daireleri kapsayacaktı ve bu örgütlenme Ordu kuruluş ve kadrolarında gösterilecekti. Genelkurmay Başkanı, MSB’nin önerisi üzerine hükûmetçe tayin edilecek ve değiştirilecekti. Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanları ile Ordu Müfettişleri ve diğer Orgeneral ve Oramiraller, Genelkurmay Başkanı’nın görüşü alınarak MSB’nin önerisi üzerine yine hükûmetçe atanacak ve değiştirilecekti.
MSB Hüsnü Çakır, yetki ve sorumluluğun bakanlıkta bulunacağını ve meclis hariç bakanlığın üzerinde başkaca bir merci olamayacağını vurguluyordu. Çakır, anayasada yer alan formülasyonun dünyada başka bir benzeri ya da örneği bulunmadığını, ancak bununla birlikte yeni tasarının getirdiği formülasyonun da anayasa çerçevesi içinde hazırlandığını belirtiyordu. Yeni organizasyonun tasarlanmasında Amerikan “askerî misyonlarının fikir ve mütâlaalarından da istifade” edilmişti.
Ordu ve Cumhurbaşkanı
Yasanın kabul edilmesinden çok kısa bir önce Genelkurmay Başkanı Orgeneral Salih Omurtak’ın 30 Ağustos 1947 tarihinde 30 Ağustos vesilesiyle Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’ye hitaben kalem aldığı kutlama mesajında geçen “Yüce Başbuğum” ibaresi dikkat çekiyordu. 1948 yılı başında Omurtak’ın Cumhurbaşkanı’na ilettiği tebrik mesajı siyasî tartışmalar neden olacaktır. Omurtak’ın mesajı şöyleydi: “Çok Sayın Cumhurbaşkanımız ve Yüce Başbuğumuz; Kara, Deniz ve Hava Ordularımızın komutan, subay ve eratı adına, yeni yıllarını en derin tazim ve itaatle kutlar, büyük Şefimizin, Ordumuzun ve aziz Türk vatanının başı üstünde her zaman şan ve şerefle ışık vermelerini ulu Tanrıdan dilerim.” Tabiatıyla tek-parti dönemi için son derece klasik bir üsluba sahip olan bu mesajın artık yeni dönemde tepki yaratmaması beklenemezdi. Özellikle DP’nin Genelkurmay Başkanı’nın tarzına ve üslubuna tepki göstermesi doğaldı. Omurtak’ın Cumhurbaşkanı’ndan “Başbuğ” olarak söz etmesi, mesajında “itaat” sözcüğünü kullanması, Cumhurbaşkanı’nın görev süresi ile ilgili olarak ve “ışık vermeleri”ni dilemesi, elbette muhalefet partileri için iktidar-Ordu ilişkisi açısından üzerinde durulmayı gerektiren sonuçlar yaratıyordu.
Fuat Köprülü, mesajın “dünyanın hiçbir demokrasisinde eşine tesadüf edilemeyecek garip bir eda taşımakta” olduğunu belirtiyor ve üslubun “Cumhuriyet rejimlerinde” “büsbütün başka tarzda” olması gerektiği üzerinde duruyordu. “Anayasanın ruhu”na da aykırı olan üslup karşısında Köprülü, “siyasî hiçbir hüviyeti olmayan ve olmasına kanunen imkân bulunmayan Genelkurmay Başkanı” tanımını kullanma ihtiyacı içindeydi.
Buna benzer bir başka gelişme, yine aynı yılın ortalarında ve bu kez 26 Ağustos’ta yine Omurtak’tan İnönü’ye iletilen kutlama mesajı dolayısıyla yaşanacak ve bu mesajda 26 Ağustos’un İnönü’ye borçlu olarak gösterilmesi, yine muhalefetin eleştirisine ve tepkisine neden olacaktır. Mesajda şöyle deniliyordu: “Yüce emir ve komutanız altında ulaşılan tarihî büyük zaferin”, “şükran ve tazimlerimi arz ederim”, “Büyük Şef”.
Genelkurmay bağımsızlaşırken
3 Mart 1924 tarihinde kabul edilen yasayla Erkânı Harbiyei Umumiye Vekâleti (Genelkurmay Başkanlığı Bakanlığı) kaldırılmıştı. “Reisicumhura niyabeten Ordunun hazarda emri kumandasına memur ve yüksek makamı askerî olmak üzere Erkânı Harbiyei Umumîye Riyaseti tesis” olunuyordu. Genealkurmay Başkanı görevinde bağımsızdı. Genelkurmay Başkanı, Başbakanın önerisi üzerine Cumhurbaşkanı tarafından atanıyordu. Genelkurmay Başkanı bütün görevlerinde bakanlıklarla doğrudan haberleşebiliyordu. Bu tarihte Genelkurmay Başkanlığı’nın bir siyasî makama ve hatta meclise dahi bağlanmamış olması dikkat çekicidir. Bu fiilî durum birinci meclis ile karşılaştırıldığında aradaki bariz fark hemen görülecektir. Genelkurmay Başkanlığı’nın bağımsız otoritesi ve herhangi bir makama karşı sorumlu olmaması yasa ile saptanmıştı.
Harbiye
Vatan gazetesinin 1945 yılının sonbaharında verdiği bir haber de burada zikredilmeye değer: “Harb Okulu”, “ırk ve mezhep gözetmeden talebe alacak...” “Harb Okulu’na ırk ve mezhep ayrılığı gözetilmeksizin her Türk talebe alınacaktır.” Harbiye’ye giriş koşullarının değiştiği ya da değişeceği anlaşılıyordu. Buna göre, haberden anlaşılan, bu zamana kadar Harbiye’ye “ırk ve mezhep” gözetilerek öğrenci alındığıydı.
Cumhuriyet gazetesi, subayların üniformalarının değiştirileceğinden söz ediyordu. Subayların kıyafetleri de “Amerikan, İngiliz üniformalarına benzeyecek”ti. Genelkurmay Başkanı ile Cumhurbaşkanlığı yaverleri yeni askerî üniformalarını giymişlerdi bile. Gazete bu haberi fotoğraflarla birlikte sunuyordu. Gazetede ordu kıyafet talimatı haberi de yayınlanmıştı. Bütün bu gelişmelerin 12 Temmuz 1947 tarihli Türk-Amerikan Yardım Antlaşması ile aynı tarihlere denk düşmesi elbette, dikkat çekicidir. Söz konusu kıyafet değişikliği ile ilgili olarak mecliste görüşlerini açıklayan iktidar partisinden emekli bir generalin bu değişikliği eleştirmesi anlamlıdır. Kara Kuvvetleri Komutanlığı’ndaki subay üniformaları da Amerikan modeli esas alınarak değiştirilmişti.
1 Şubat 1944 tarihinde Jandarma Kanunu’nun 103. maddesinin değiştirildiğine ve Jandarma subaylarının bundan böyle sadece “Türk ırkı”ndan kadınlarla evlenebilmelerine imkân sağlayan bir düzenlemenin kabul edildiğine ilişkin bilgi bulunmaktadır. ABD Askerî Yardım Heyeti Başkanı General Mac Bridge, “Türk Genelkurmayı da kendi askerî okul sistemlerini tevsi etmek ve bunları Amerikan okul sistemlerine benzetmek kararına varmıştır” diyordu.
Genelkurmay başkanlığı başbakanlığa bağlanırken
aGENELKURMAY Başkanlığı’nın Vazife ve Salâhiyetleri Hakkında Kanun, çok daha yakın bir tarihte ve Türkiye’nin uluslararası ilişkilerinin güçlükler içinde olduğu bir dönemde, Batı ile yeniden yakınlaşma manevralarının bir aşamasında, 5 Haziran 1944 tarihinde kabul edilmişti. Yasa, Genelkurmay Başkanlığı’nın barış zamanında Başbakana bağlı olduğunu ve ayrıca emir ve komutadan ve Genelkurmay işlerinden dolayı yine Başbakana karşı sorumlu olduğunu hükme bağlıyordu. Barışta Genelkurmay işlerinden ve barışta ve savaşta savaş güçlerinin emir ve komutasından meclise karşı Başbakan sorumluydu. Genelkurmay Başkanı, Başbakanın önerisi üzerine hükûmetçe atanıyordu. Genelkurmay Başkanı, görevini ilgilendiren işlerde Başbakan tarafından atanan ve gerektiğinde de değiştirilebilecek esaslara göre bakanlarla doğrudan doğruya haberleşmeye yetkili kılınabilirdi. O zamanlar henüz ordu komutanları bulunmadığından, onların işlevini gören Ordu Müfettişleri ile eşdeğer görevliler, Genelkurmay Başkanlığı’nın görüşü alınarak, Başbakanın önerisi üzerine hükümetçe atanacaktı.
Ordu ve Politika
TEK-parti döneminin değişmez Genelkurmay Başkanı olan ve 1944 yılında değişen uluslararası ilişkiler ve Türk dış politikası sonucunda emekliye ayrılmak zorunda kalan Mareşal Fevzi Çakmak, “Ben Ordunun başında bulundukça ancak Genelkurmay Başkanlığı’nın vazife bakımından resmen müsait olduğu derecede siyasetle meşgul oldum” diyecektir. Hilmi Uran da, anılarında, “O devlet teşkilâtında Ordunun başı olarak müstakil gibi idi. Devlet tefrişatında da bütün vekillere tekaddüm eder, Başvekil’den sonra gelirdi. Ziyaret kabul eder, fakat ziyaret iade etmezdi.” demektedir. Oral Sander de, “Çakmak, Ordunun rejime tam desteğini sağlamış, ancak bunu Genelkurmay Başkanı’nın hükûmete değil, Cumhuriyetin başı olan Atatürk’e sorumlu olması koşuluna bağlamıştı. Böylece 1943 [1944] yılında görevinden ayrılıncaya kadar, Ordu hükûmet kontrolünün dışında kalmıştı.” diye yazmaktadır.
Savunma Harcamalarına Denetim
1950 yılı bütçe yasa tasarısı vesilesiyle MSB bütçesi hakkında ilk kez bir görüşme ve tartışma açılmasını Millet Partisi Afyon milletvekili emekli general Sadık Aldoğan şöyle vurguluyordu: “Şimdiye kadar bu memlekette millî savunma meseleleri açıktan açığa konuşulmamıştır. (...) Müdafaai memleket meselesi hiçbir zaman mahrem olarak kalamaz. Evvela bu zihniyet ortadan kalkmalıdır. Şimdiye kadar bunlara mahrem denilmiş... (...) Müdafaai memleket meselesi gizli kapaklı olamaz. (...) Prensip olarak bu memlekette millî savunma işleri Millet Meclisi’nin murakabesinden uzaktır. (...) Demek ki, bize getirecekler, bir pusula verecekler, ondan sonra biz de şak şak yapacağız, Orduya selâm diyeceğiz, çıkacağız bu işin içinden... Yağma yok, geçti o devir... Demokrasi başlıyor... Tek adamın dediği , bu memlekette artık olmayacak.”
Hüseyin Câhit Yalçın da şöyle yazacaktır: “Millet Meclisi kürsüsünde böyle bir sualin sadece sorulması bile başlı başına bir zihniyet inkılâbı demektir. Çünkü, evvelce hüküm süren zihniyete göre, askerliğe uzaktan yakından taallûk eden meselelerin hepsi bir ‘tabou’ teşkil ederdi. Ortada bin türlü dedikodu dolaşırdı. Fakat ne gazetelerde ne mecliste buna dair bir söz söylemek ‘haram’ idi. Tabiatıyla dedikodular büyür ve herkesin içine dert olurdu. Fakat bu gün, işte Millet Meclisi kürsüsü, hükûmet işlerinde milletin murakabesini her şubeye teşmil ediyor ve her meselenin efkârı umumîye huzurunda aydınlatılmasını sağlıyor. Sorulan sual üzerine, MSB’nin verdiği cevaba bilhassa dikkati çekeriz. Bizde resmî makamların, bir taraftan vazifelerini yapmaya gayret etmekle beraber, diğer taraftan da vukua gelmiş bazı yolsuzlukları duyurmamaya ehemmiyet vermeleri âdet olmuştu.” Tanin, (22 Şubat 1947),
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları
-
Şevki ÇELİKCİKEMAL ARABACI 17.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin GürcanFırat batısı, Suriye, riskler, tespitler: Ufukta bir operasyon mu var? 13.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin MünirErkeğin kadını ezmesi 22.09.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AcetSon anketler ne diyor? 9.09.2021 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZKONYA KATLİAMI VE GAZETECİLİK MESLEĞİ ÜZERİNE 2.08.2021 Tüm Yazıları
-
Yasin AKTAYTaliban’ın inancıyla ters olma arzusu 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Süleyman Seyfi Öğün2023’e doğru Türkiye 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Cem SANCARHanımefendi diyeceksiniz 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Yusuf KaplanFetih ruhu ve rüyası 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ali AYDINİşsiz Kalan Antikorlar, Lanetli Pay ve Siyaset 17.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer F. GergerlioğluMuhafazakârlar çürümeye niye sessiz? 8.06.2021 Tüm Yazıları
-
Mustafa ÖztürkNiyet ve akıbet 29.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ayşe BöhürlerTarih büyük harflerle yazılmaz 28.05.2021 Tüm Yazıları
-
Gazi BAŞYURTBir zamanlar sayılamazdık parmak ile, şimdi eksiliyoruz birer birer… 25.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer Ahmet ÖZERENBİR 1 MAYIS Anekdotu… 10.05.2021 Tüm Yazıları
-
Osman CAN24 Nisan 1915: Kardeşimin Cenazesini Kaldıramadım Hala! 29.04.2021 Tüm Yazıları
-
Verda ÖZERBırak artık eski normali 28.04.2021 Tüm Yazıları
-
Vedat BilginSistem değişti de ne oldu! 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Kurtuluş TAYİZPandemide Erdoğan'ı devirme planı çöktü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali Saydam23 Nisan ‘Çocuklara Hürmet’ Günü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali TarakçıZEVZEK'in asıl amacı Montrö değilmiş! 17.04.2021 Tüm Yazıları
-
Burak Bilgehan ÖzpekVesayet Nedir, Nasıl Kurulur, Niçin Çöker? 16.04.2021 Tüm Yazıları
-
Firuz TÜRKERDARBE GİRİŞİMİNE HAZIR OLMAK 4.04.2021 Tüm Yazıları
-
Yıldız RamazanoğluYeni metin ne söyleyecek? 25.03.2021 Tüm Yazıları
-
RAGIP DURAN'Bir tek kişinin otoritesi suçtur!' 22.03.2021 Tüm Yazıları
-
Sevilay YALMANMesele Gergerlioğlu meselesi değil! 19.03.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKBACAKİZMİT KÖRFEZİ YAKIN, DENİZ BİZE ÇOK UZAK! 17.03.2021 Tüm Yazıları
-
Ural ATEŞERANADİL... 21.02.2021 Tüm Yazıları
-
Demir Küçükaydınİki Devrimci – Türeci ve Şahin 4.01.2021 Tüm Yazıları
-
Perihan MAĞDENHayaller: ETHOS, Gerçekler: BİR BAŞKADIR BENİM MEMLEKETİM 18.11.2020 Tüm Yazıları
-
Talat ULUSOY9 Eylül 1922, İzmir’in “KURTULUŞ” Günü’nde… 9.09.2020 Tüm Yazıları
-
Mahmut ÖVÜRAK Parti mi “İhvan’cı” siz mi operasyon çekiyorsunuz? 8.09.2020 Tüm Yazıları
-
Mustafa Yurtsever2010 YILI REFERANDUMU’NUN BİTMEYEN HİKAYESİ 29.08.2020 Tüm Yazıları
-
Hilâl KAPLANİstanbul Sözleşmesi yaşatır mı? 7.08.2020 Tüm Yazıları
-
Eşref ÇAKARKonca Yazışmaları... 5.08.2020 Tüm Yazıları
-
Kadri GÜRSELTürkiye’de darbe mi olacak gerçekten? 16.05.2020 Tüm Yazıları
-
Sinan ÇİFTYÜREKTürbülanstan mayın tarlasına dalış yapan AKP! 13.05.2020 Tüm Yazıları
-
Yaşar YAKIŞTürkiye’nin iktidar partisi yardımlaşmayı da tekeline almak istiyor 25.04.2020 Tüm Yazıları
-
Orhan PamukEski salgınlar ve bugün biz 24.04.2020 Tüm Yazıları
-
Bejan MATURÖlüm hangi boşluğu doldurur? 12.04.2020 Tüm Yazıları
-
Umut ÖZKIRIMLIKorona ve milliyetçilik 8.04.2020 Tüm Yazıları
-
Raffi Hermon Araks‘ARTSAX (Dağlık Karabağ) MESELESİ, NEDİR VE NE DEĞİLDİR? 1.04.2020 Tüm Yazıları
-
Serdar KAYAİslam, Bilim, Virüs, Kumaş 24.03.2020 Tüm Yazıları
-
Markar ESAYANKarantina günlerinde yalnızlık... 20.03.2020 Tüm Yazıları
-
Eyüphan KAYACorona Virüs bir musibettir 19.03.2020 Tüm Yazıları
-
Metehan DemirMoskovanın samimiyet testi 23.02.2020 Tüm Yazıları
-
Merve Şebnem OruçSürreel bir devrim: Gezi 23.02.2020 Tüm Yazıları
-
Tayfun AtayGoebbels korosu söylüyor: "Her şey mükemmel efendim!" 18.02.2020 Tüm Yazıları
-
Yalçın AKDOĞANBirilerini suçlama yarışı 8.02.2020 Tüm Yazıları














































































































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.02.2016
3.02.2016
26.03.2016
19.03.2016
13.03.2016
5.02.2016
28.02.2016
20.02.2016
13.02.2016
7.02.2016