Kemal BURKAY
Bir yıl önce yapılan seçimlerde Cumhurbaşkanlığını ve hükümeti istemeye isteyeme İslamcı kesime teslim etmek zorunda kalan ordu, Tahrir meydanında bir süredir devam etmekte olan kitle eylemlerinin ardından darbe ile yeniden iktidara el koydu. Cumhurbaşkanı Mursi tutuklandı, Başbakan ise aranıyor. Üstelik Başbakan, üst yargı kararıyla görevden alındı ve aynı anda yıldırım hızıyla bir yıl hapis cezasına mahkum edildi. Tahrir’dekiler, yani muhalefet de bunu sevinç gösterileriyle karşıladı.
Bütün bunlar Ortadoğu’ya özgü manzaralar ve bana 27 Mayıs 1960 darbesini hatırlattı. Darbe olduğu zaman üniversitenin son sınıfındaydım. Bazı üniversite eylemleri ve küçük çaplı sokak hareketleriyle başlayan tepkiler askeri darbeyle sonuçlandı.
Darbe Başkent Ankara’da şenliklerle karşılandı ve devrim diye nitelendi. Sonrası ise biliniyor. Menderes ve arkadaşlarının elbet hataları olmuştu. Tahkikat Komisyonu, muhalefete ve basına yönelik baskılar, hele hele Kürtlere yönelik şu ünlü “49’lar Olayı”... 49 Kürt aydını, herhangi bir örgüt de kurmadıkları halde, Kürt devleti kurmaya teşebbüsle suçlanmış, tutuklanıp idam cezası istemiyle yargılanmış, bir yıl süreyle sorgusuz sualsız hücrelerde tutulmuşlardı.
Belki de bu nedenlerle ben de o dönemde, çoğu üniversite öğrencisi gibi darbeyi alkışlayan, onu devrim diye niteleyenler arasındaydım. Ne var ki zamanla bunun bir devrim olmadığını, darbenin bir şeyi çözmediğini, tam tersine demokrasi deneyimini sekteye uğrattığını, ülkeye daha sonra da çok pahalıya mal olacak darbeler yolunu açtığını anladık.
Darbe olmasa da, büyük ihtimalle bir sonraki seçimde Demokrat Parti kaybedecek ve CHP iktidara gelecekti. Ama darbe bu yolu da kapadı. 49’lara gelince, 27 Mayısla iktidara el koyan “Milli Birlik Komitesi”, yani askerler de onları bırakmadılar. 49’lar Davası birkaç yıl daha sürdü ve sonunda, askeri mahkemede bile beraat ettiler.
Peki şu anda Mısır’da olan nedir? Mursi ve arkadaşları böyle bir darbeyi hak etmek ve darbecilerin içte ve dışta bazı çevrelerde alkışlanması için ne yaptılar?
Şunun şurasında Mursi’nin serbest seçimler sonucu % 52 oyla Cumhurbaşkanı seçilmesi ve hükümetin Müslüman kardeşlere geçmesinin üzerinden ancak bir yıl geçti. Mısır’da daha önce mükemmel bir demokrasi vardı da Mursi ve arkadaşları onu askıya mı aldılar? Medyayı mı susturdular? Seçimler kapıya dayandı da buna karşı direndiler mi?
Tunus’la başlayan Arap baharı dalgasının bir parçası olarak Mısır’da da Mübarek’in diktatörlük rejimine karşı Tahrir Meydanı’ndaki ünlü halk eylemiyle başlayan direniş elbet haklıydı ve tüm dünyada demokrasi güçlerince desteklendi. Onun başarıya ulaşmasını bu nedenle biz de alkışladık. Ama Mursi ve arkadaşlarının yeni bir Tahrir direnişine yol açmak için bu bir yıl içinde ne kötülükler yaptığını anlayabilmiş değilim.
Bu arada elbet Mursi ve arkadaşlarının Mısır halkı için ideal bir yönetim sağladıklarını kimse söyleyemez. Hatalar da yapmış olabilirler. Ama bunun yolu herhalde, seçimle gelmiş Mursi’yi ve hükümeti alel acele bir asker-yargı darbesiyle devirmek değildi.
Olup bitenler nasıl açıklanabilir? Kanımca bu gelişmelerin temel nedeni Mısır’da ve “Arap Baharı” değişimini yaşayan söz konusu diğer ülkelerde demokrasi geleneğinin var olmayışıdır ve bu gelenek bir günden diğerine oluşmaz. Batıda oluşması yüzlerce yıl sürdü.
Başlangıçta çoğu kişi Arap dünyasında demokrasi yönünde bir değişim, mevcut diktatörlük rejimlerine karşı bir halk hareketi beklemiyordu. Ama bunlar oldu ve olması doğaldı. Günümüzün güçlü iletişim koşullarında Arap ülkeleri ve bir bütün olarak İslam dünyası da kendi dışında olup bitenlerden etkileniyor, yeni bir nesil yetişiyordu. Bu nesil değişime öncülük etti. O zaman yine birçokları bu değişime dudak büktüler, bu ülkelerde demokrasi olmaz dediler. Herhalde onlar şimdi olup bitenlere bakarak haklı çıktıklarını düşünüyorlar. Ama yine yanılıyorlar.
Elbet bu ülkelerde demokrasinin bir günden diğerine çağdaş anlamıyla, AB standartlarında oluşması beklenemezdi. Değişim dalgasının başladığı ve tartışıldığı dönemde de buna ilişkin görüşlerimi dile getirmiştim. Sürecin inişli çıkışlı olacağını, değişimin sancılı biçimde yaşanacağını, ama Arap ve İslam dünyasının da düşe kalka olsa bile sonunda değişeceğini ve demokratikleşeceğini söylemiştim. Kanımca şimdi yaşanan budur ve bu hamur daha epeyce su alacaktır.
Türkiye’de bazı çevreler şimdi Mısır’da yaşananlara bakıyor ve el ovuşturuyorlar, benzerinin burada da gerçekleşmesini dört gözle bekliyorlar. Bunlar hiçbir dönemde halka inanmamış, güvenmemiş, demokrasiyi önemsememiş çevreler. Bunlar zaten her zaman darbeci idiler ve AK Parti iktidara geldikten sonra da bekledikleri budur.
AK Parti demokrasinin şövalyesi mi? Elbette değil. Yanlışlar yapmıyor mu? Bence de yapıyor. 10 yıllık iktidarı döneminde birhayli olumlu işler yaptı, askeri vesayeti geriletti, Kürt sorununda bazı ezberleri bozdu, demokrasi yönünde olumlu adımlar attı; ama gelip bir yerde durdu. Onun Türkiye’yi çağdaş anlamda demokratikleştirmek için geçmişte gerekli birikimi yoktu ve bugün de Kürt sorununu, Alevi sorununu çözmek, ileri bir demokrasi yaratmak için gerekli projeleri yok. Ana muhalefet CHP ve MHP’nin mi? Onların hiç yok!
Öyle olunca yapılacak iş darbe beklemek değil, değişimci projelerle ortaya çıkıp, bu doğrultuda örgütlenip halkın güvenini kazanmak ve demokratik yöntemlerle iktidar olmaktır. Bunu yapmayıp, darbe beklemek, geçmişte pek çok kez yaşandığı gibi kendi ayağına sıkmak, faşizme ve militarizme davetname göndermektir.
Türkiye’de tüm olup bitenlerden sonra bir darbenin şansı olmadığı kanısındayım. Ama ezkaza olursa en çok düş kırıklığına uğrayacak olanlar, bir kez daha darbeden hak ve özgürlük bekleyenler olacaktır.
İlginçtir, ABD ve AB ülkeleri Mısır’daki darbeye açıkça tavır almadılar, adını bile koymadılar. Bunun nedeni batılıların öteden beri İslami iktidarlardan duyduğu korku ve kaygıdır. Değişim olsun, çok partili hayata geçilsin, serbest seçimlerle iktidar belirlensin, ama İslamcı partiler iktidar olmasın anlayışı… Bunun ise garantisi yok. Seküler ve askeri rejimler tarafından on yıllarca iktidardan uzak tutulmuş dindar yığınların seçimleri kazanma şansı yüksek. Türkiye’de de bu yaşandı. İslamcı yönetimler topluma kendi anlayışları yönünde bir düzen de vermeye çalışabilirler ve bu anlaşılır bir şeydir. Örneğin sosyalistler de iktidar olsalar bunu yapacaklardır. Bu durumda yapılacak şey “hadi bozulup yeniden dizilelim” anlayışıyla demokrasiyi paydos etmek değil, halkın oyuna saygı göstermek ve sabırla kitleleri kazanıp iktidarı demokratik yöntemlerle alarak kendi programını uygulamaktır.
Ama Batılı ülkelerin demokrasi anlayışının çifte standartlı olduğunu, onların çıkarlarını önde tuttuklarını unutmayalım. Tüm ülkelerde ne yazık ki böyledir. Batı’da eğer ikide bir demokrasi kesintiye uğramıyor ve faşizm dönemleri tarihe karıştıysa, bu demokrasi geleneğinin güçlü olması ve kitlelerin demokrasi bilinci sayesindedir. Umarım Ortadoğu ve Afrika da bir gün bu standarda ulaşır.
Elbet demokrasi salt dört ya da beş yılda bir sandık başına gidip kimin iktidar olacağına dair oy kullanmaktan ibaret değildir. Onun birçok ilkeleri var. İnsanların iktidarın uygulamalarına karşı görüş belirtmeleri, barışçı protestolar yapmaları ve çeşitli biçimlerde demokratik sürece katılmaları da bunlar arasındadır. Ama iktidar demokratik süreci kesintiye uğratmadıkça, örneğin serbest seçimlerin yolunu kapamadıkça, anayasal hak ve özgürlükleri işlemez hale getirmedikçe, muhalefetin yolu şiddete başvurma veya askeri darbelerden medet bekleme değildir. Demokratik yoldan iktidarı değiştirmenin yolu kapanmadıkça şiddet içeren bir direniş hak olamaz. Demokrasiye en çok da hakkı yenenlerin, baskı görenlerin ihtiyacı var.
Mısır’da bundan sonra ne olur? Daha ilk günden, A-Haber’de katıldığım programda Mısır’ı zor günlerin beklediğini söyledim. Mısır halkı darbeye karşı sessiz kalmayacak. Bu daha şimdiden görülüyor. Darbe yapmak bir dereceye kadar kolay, ama yönetmek zordur. İslam dünyası da artık eskisi gibi değil. Darbecilerin yaptıklarına pişman olacaklarından kuşkum yok.
http://www.dengekurdistan.nu/
Yazarlar
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYAİmamoğlu'na istenen 23 asırlık tarihi ceza: Roma İmparatorluğu kurulduğunda hapse girseydi hala ceza 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakKadife eldiven zamanı 10.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Selami GÜREL“Adı belirsiz” süreç hızlı ilerliyor 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELOtoriter Nasyonal-Kapitalizmin Yeni Eşiği: II. Trump Devri 5.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları

















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
25.02.2022
28.08.2021
16.05.2020
12.05.2020
8.05.2020
4.05.2020
29.01.2020
18.10.2019
10.10.2019
24.03.2020