Murat Sevinç
Cihangir İslam’ın konuşması; içeriğini beğenir ya da beğenmezsiniz, katılır ya da katılmazsınız, TBMM kürsüsünde yapıldı. Anayasa’nın 83'üncü maddesinin ilk fıkrasını anlamak için anayasacı olmaya gerek yok. Okuma bilmek yeterli. Cihangir İslam, yasama çalışmaları esnasındaki bir konuşması (ya da diğer yasama etkinlikleri) nedeniyle ‘soruşturulamaz.’ Bu kadar basit
Cihangir İslam’ın konuşması ve kürsü dokunulmazlığı ile ilgili yazıyı, milletvekili olmadan önce kısa bir süre yazarlık yaptığı Gazete Duvar’da yazmak istedim.
Saadet Partisi Milletvekili N. Cihangir İslam, geçtiğimiz haftanın en hararetli tartışma konusuydu. Görünen o ki olabilecek büyük suçu/günahı işledi: AKP’li milletvekillerinin canını sıktı! 15 Temmuz darbe girişimi ile ilgili Meclis Araştırması önergesini reddeden AKP’lilerin! Cihangir İslam, günlerdir TBMM’de yaptığı konuşma nedeniyle linç ediliyor ve hakkında ‘soruşturma’ başlatıldı.
Her aklı başında insan, İslam’ın konuşmasında 15 Temmuz’da darbeci askerlerce katledilen yurttaşa bir eleştiri ya da hakaret filan olmadığını anladı kuşkusuz. Herkesin her şeyi anladığı ama anlamıyormuş gibi yaptığı ve bu ‘korkunç’ tavrın, bilinçli olarak bir ‘tarza’ dönüştürüldüğü, Türkiye’de.
Soruşturma, ‘kürsüde’ yaptığı konuşma nedeniyle açıldı. ‘Devlet organlarını aşağılamak,’ ‘suçu ve suçluyu övmek,’ vs. Kürsü dokunulmazlığı konusuna yazının sonunda değineceğim, ancak kesinlikle ‘uzatmayacağım,’ çünkü hem bu konuyu çok yazdım hem de artık anayasa üzerine kalem oynatmak gelmiyor içimden. ‘Mış gibi’ davranmanın âlemi yok. Ahmet Şık ile ilgili olan sonuncu yazıyı burayabırakıyorum.
Yasama ‘sorumsuzluğu’ (kürsü dokunulmazlığı) kapsamına giren ifadeleri yargılama konusu yapılan ilk siyasetçi değil Cihangir İslam. 27 Mayıs sonrasında da, 28 Şubat sürecinde açılan Refah Partisi kapatma davasında da (Erbakan’ın TBMM’de sarf ettiği bazı sözler nedeniyle) yaşanmıştı aynı/benzer sorun. Başkaca örnekler de var.
Cihangir İslam’ın ‘başına gelenleri’ birkaç açıdan ele almak istiyorum: İlki, Cihangir İslam ile ‘karşılaşma.’ İkincisi, vekalet ve birer ‘vekil’ olarak, milletvekillerinin işlevi.
16 Nisan 2017 anayasa halk oylaması öncesiydi. İstanbul’daydım ve bir iki toplantıda ‘hayır’ konuşması yapmıştım. Konuştuğum yerlerde, dinleyiciler zaten benimle üç aşağı beş yukarı aynı görüşe sahip insanlardı. İyiydi hoştu ancak ‘bilgilendirme’ ve ‘paylaşma’ dışında ne yararı oldu, emin değilim.
Şubat ya da marttı, hatırlamıyorum. İnternette, Hak ve Adalet Platformu’nun Üsküdar’da bir ‘düğün salonunda’ toplantı yapacağını okumuştum; aklımda kalmış. Pazar günü Üsküdar iskelesine yürürken, ilanı hatırladım ve toplantının yapılacağı mekânı bulup uğramaya karar verdim.
Daha önce ‘dindar kesimin’ böyle bir toplantısına katılmamıştım. Ayrıca malumunuz, bizler, yani dünya ve ülke gerçeklerinden habersiz ‘seçkinler,’ elimizde viski bardaklarıyla Boğaz kıyısında yer içer, yürüyüş yaparız genellikle. Bazen de Kabataş’ta. Üstümüz çıplak, deri pantolonlarımızla… Misal, geçenlerde elimde viski bardağı olduğunu unutup metrobüse bindim yanlışlıkla, ama konu bu değil şimdi.
Akşama doğru Üsküdar’daki ‘düğün salonunu’ buldum. Hakikaten düğün salonuydu! Beyaz tüllerle sarılmış yüzlerce fiyonklu sandalye, tavanda iki-üç disko topu. Varaklı koltuklar vs. 50-60 civarında dinleyici vardı sanırım. Muhalif oldukları için başka salon verilmiyormuş ve o salonun da kaloriferlerini yakmamışlar! Buz gibiydi. Arkalarda bir yerlere oturdum ve soğuktan titreyerek konuşmaları dinledim. Konuşmacılar, Ö. Faruk Gergerlioğlu, A. Faruk Ünsal ve Cihangir İslam’dı.
Üç kişi de, karşılarında oturan insanların ‘dilini’ iyi bildiklerinden, onların aşina olduğu kavram setiyle gayet güzel konuşmalar yaptı. Son konuşmacı Cihangir İslam’dı. Adını duymuştum, ortopedi profesörü ve benim gibi KHK’li olduğunu biliyordum ama ilk kez dinleyecektim. Burada konuşmasının içeriğini anlatmayacağım. Ancak şunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim; bugüne dek tanık olduğum en etkili konuşmalardan biriydi ve İslam, çok iyi bir hatipti. Şu aralar kimi hokkabazların iddia ettiği gibi ‘konuşma şehveti’ filan değil; sağlam, dinleyenleri sarsan, onları özeleştiriye davet eden bir üsluptan söz ediyorum.
Sonrasında Cihangir İslam ile birkaç kez daha karşılaştım. Konuşma, tartışma fırsatımız oldu. Başta ‘İslamcılık’ tanımı olmak üzere hiç katılmadığım düşünceleri ve katıldıklarım vardı. Tercih etmediğim ve doğrusu pek hâkim olmadığım bir terminoloji kullanarak savunuyordu varsayımlarını. İyi tanıdığım bir insandan söz etmiyorum, buna mukabil şu birkaç gözlemi ‘doğru’ yapabilecek kadar sohbet ettik sanırım: Karşımda, tartışmaktan asla çekinmeyen, hatta inatla tartışan ve karşı argümanları saygıyla karşılayan ‘dürüst’ bir insan vardı. Kesinlikle samimi biri. Evet, sanırım bu doğru bir teşhis olur: Samimiyet. Doğal uzantısı, sözünü sakınmamak. Çoğunluğun karnından konuştuğu bir kültürde, rahatsız edici bir nitelik!
Bu nedenle, İslam’ın Meclis’teki konuşma şekli beni hiç şaşırtmadı doğrusu. Hakikaten sakınmıyor söyleyeceklerini. İçeriği farklı olmakla birlikte, Ahmet Şık’ın söz söyleme şeklini andırıyor. Eğip bükmeden konuşmak. Dosdoğru. Sürekli gevezelik edip hiçbir şey söylemeyenlerin dünyasında, riyakârlığın bereketli toprağında, şaşırtıcı, şoke edici bir tercih bu. Ezcümle; iki satır sohbet ettiğim Cihangir İslam, her ne düşünüyorsa hesapsızca dile getiren, açık sözlü biriydi. Bu açıdan, imzacı akademisyenlerin ifade özgürlüğünü savunan ‘destek metnini’ imzalamış olması da şaşırtıcı olmasa gerek.
İkinci konu, vekillerin ‘vekâleti.’
Yeni sistemde artık TBMM’deki muhalefet milletvekillerinin hiçbir etkisi yok. Alınmasınlar, varlıklarıyla yoklukları (hukuksal bakımdan) fark etmiyor. Bu sistemin temel özelliği (ki bin kez yazdım/yazıldı) şu: Eğer devlet başkanı ile meclis çoğunluğu aynı siyasi eğilime/partiye mensupsa (şimdi, Cumhur ittifakında olduğu gibi) tek adam rejimi. Yok eğer farklı görüşlerdeyse, yönetimde tıkanma/yönetilemezlik.
Hâl böyleyken, halihazırdaki TBMM’de Cumhur İttifakı davam ettiği sürece iktidarın desteklediği her yasa geçer, istemedikleri geçmez. Cumhurbaşkanı kararnamelerinden ‘yasaya’ fırsat kaldıkça tabii! Muhalefet bolca soru önergesi verir, kimse ciddiye almaz. Komisyonlarda karşı çıkar, çıktıklarıyla kalırlar. Salı günleri grup toplantılarında gereksiz konuşmalar yapılır, bir saat sonra hatırlayan kalmaz.
İktidar milletvekilleri üzerine yazmanın ise pek anlamı yok sanırım. El kaldır, el indir. Gömlek ve ceket kollarının rahat kesim olması durumunda herhangi bir sorun yaşamazlar. ‘Slim fit’ giymeye kalkarlarsa belki ‘işaretle oylamalarda’ biraz zorlanma olur, ancak bunlar demokrasi içinde çözülmeyecek sorunlar değil.
Hâl böyleyken değerli okur, milletvekilliği; maaş + sosyal haklar + kırmızı pasaport + meclis lokantası + rahat emeklilik ve çevre esnafı nezdinde prestij anlamına geliyor.
Peki böylesine ‘etkisiz’ bir temsil ilişkisinde, hakikaten ‘vekillik’ yapmak isteyen ve bir kez daha seçilmek dışında da kaygısı olan ‘az sayıda’ milletvekili ne yapabilir?
Örneğin, köy köy, mahalle mahalle gezerek halkla farklı düzeyde ilişki kurabilirler. Örneğin parklarda, kahvelerde forumlar düzenleyebilirler. Örneğin, kendilerine tanınan her fırsatta meclis kürsüsünde ‘anlamlı’ ve ‘etkili’ bir şeyler söyleyebilirler. Örneğin, kimi vekillerin yaptığı gibi toplumsal etkinliklerde, mahkeme salonlarında yer alabilirler.
Bir milletvekilinin biz ölümlülerden farkı ve büyük avantajı, milletvekili dokunulmazlığına sahip oluşu. Gerçi son zamanlarda muhalefet vekilleri güvenlik güçlerince itilip kakılmaya başlandı ancak yine de sıradan yurttaştan daha avantajlı konumdalar.
Dolayısıyla özellikle kürsü dokunulmazlığının yok sayılması, ‘vekillik’ yapmak isteyen çok az sayıdaki milletvekilinin, ellerindeki son ‘hukuksal kozu’ da kaybetmeleri anlamına geliyor. (Bu konuya Diken’de devam edeceğim.)
Malum, siyaset yalnızca profesyonel siyasetçinin yaptığı ve yalnızca parlamentoda gerçekleştirilen bir etkinlik değil. Yaşamın her alanına sirayet eden bir ‘olgu.’ Kürsü dokunulmazlığın yok sayılması/hırpalanması ise, bırakın hayatın her anını, siyasetin profesyonel olarak icrasını dahi tüketmeye yönelik bir tutum.
Gelelim son başlığa. Kürsü dokunulmazlığına.
Cihangir İslam’ın konuşması; içeriğini beğenir ya da beğenmezsiniz, katılır ya da katılmazsınız, TBMM kürsüsünde yapıldı. Anayasa’nın 83’üncü maddesinin ilk fıkrasını anlamak için anayasacı olmaya gerek yok. Okuma bilmek yeterli. Cihangir İslam, yasama çalışmaları esnasındaki bir konuşması (ya da diğer yasama etkinlikleri) nedeniyle ‘soruşturulamaz.’ Bu kadar basit. Kürsü dokunulmazlığı, hoşa giden, iktidarların alkışlayacağı ifadeler için tanınmamıştır. Aksine, sinir bozucu, rahatsız edici düşünce açıklamaları içindir. Bir kez daha: Cihangir İslam’ın kürsü konuşması, soruşturulamaz.
SP (Saadet Partisi) bir milletvekilinin kürsü dokunulmazlığını, hakkını savunmak için SP’li olmaya gerek yok. Muhalefet partileri ve liderleri bir ‘vekilin’ söz özgürlüğünü savunmazsa, kendi tercihleriyle sıkışıp kaldıkları parlamento binası içinde ellerinde kalmış ‘nadir’ siyaset yapma araçlarından birini daha, hatta ‘sonuncusunu,’ kaybedeceklerini bilmeliler.
İçtenliğine birkaç mecrada tanık olduğum Cihangir İslam’ın, kendisine yönelik linç kampanyasından çok etkileneceğini ve açık sözlülüğünden ödün vereceğini, sanmıyorum.
Son olarak…
Konuşmasının sonlarına doğru Cihangir İslam, mağdur yurttaşların AKP’lilere ‘beddua ettiğini’ söylediğinde, sıra kapaklarına vuranlar iyice çileden çıkmış. Demek ki, ‘eski Cemaat çalışanı yeni itirafçı Fethullahçılar’ TV’lerde ahkâm keserken sorgusuz sualsiz açlığa mahkum edilenlerin, kendilerini takdir edip ‘hayırla yâd ettiklerini’ düşünüyorlardı! İşte bu hakikaten çok ama çok ilginç bir durum! Fakat içerik itibariyle benim değil, bir başka milletvekili Mehmet Bekaroğlu’nun uzmanlık alanına giriyor…
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları
-
Şevki ÇELİKCİKEMAL ARABACI 17.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin GürcanFırat batısı, Suriye, riskler, tespitler: Ufukta bir operasyon mu var? 13.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin MünirErkeğin kadını ezmesi 22.09.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AcetSon anketler ne diyor? 9.09.2021 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZKONYA KATLİAMI VE GAZETECİLİK MESLEĞİ ÜZERİNE 2.08.2021 Tüm Yazıları
-
Yasin AKTAYTaliban’ın inancıyla ters olma arzusu 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Süleyman Seyfi Öğün2023’e doğru Türkiye 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Cem SANCARHanımefendi diyeceksiniz 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Yusuf KaplanFetih ruhu ve rüyası 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ali AYDINİşsiz Kalan Antikorlar, Lanetli Pay ve Siyaset 17.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer F. GergerlioğluMuhafazakârlar çürümeye niye sessiz? 8.06.2021 Tüm Yazıları
-
Mustafa ÖztürkNiyet ve akıbet 29.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ayşe BöhürlerTarih büyük harflerle yazılmaz 28.05.2021 Tüm Yazıları
-
Gazi BAŞYURTBir zamanlar sayılamazdık parmak ile, şimdi eksiliyoruz birer birer… 25.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer Ahmet ÖZERENBİR 1 MAYIS Anekdotu… 10.05.2021 Tüm Yazıları
-
Osman CAN24 Nisan 1915: Kardeşimin Cenazesini Kaldıramadım Hala! 29.04.2021 Tüm Yazıları
-
Verda ÖZERBırak artık eski normali 28.04.2021 Tüm Yazıları
-
Vedat BilginSistem değişti de ne oldu! 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Kurtuluş TAYİZPandemide Erdoğan'ı devirme planı çöktü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali Saydam23 Nisan ‘Çocuklara Hürmet’ Günü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali TarakçıZEVZEK'in asıl amacı Montrö değilmiş! 17.04.2021 Tüm Yazıları
-
Burak Bilgehan ÖzpekVesayet Nedir, Nasıl Kurulur, Niçin Çöker? 16.04.2021 Tüm Yazıları
-
Firuz TÜRKERDARBE GİRİŞİMİNE HAZIR OLMAK 4.04.2021 Tüm Yazıları
-
Yıldız RamazanoğluYeni metin ne söyleyecek? 25.03.2021 Tüm Yazıları
-
RAGIP DURAN'Bir tek kişinin otoritesi suçtur!' 22.03.2021 Tüm Yazıları
-
Sevilay YALMANMesele Gergerlioğlu meselesi değil! 19.03.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKBACAKİZMİT KÖRFEZİ YAKIN, DENİZ BİZE ÇOK UZAK! 17.03.2021 Tüm Yazıları
-
Ural ATEŞERANADİL... 21.02.2021 Tüm Yazıları
-
Demir Küçükaydınİki Devrimci – Türeci ve Şahin 4.01.2021 Tüm Yazıları
-
Perihan MAĞDENHayaller: ETHOS, Gerçekler: BİR BAŞKADIR BENİM MEMLEKETİM 18.11.2020 Tüm Yazıları
-
Talat ULUSOY9 Eylül 1922, İzmir’in “KURTULUŞ” Günü’nde… 9.09.2020 Tüm Yazıları
-
Mahmut ÖVÜRAK Parti mi “İhvan’cı” siz mi operasyon çekiyorsunuz? 8.09.2020 Tüm Yazıları
-
Mustafa Yurtsever2010 YILI REFERANDUMU’NUN BİTMEYEN HİKAYESİ 29.08.2020 Tüm Yazıları
-
Hilâl KAPLANİstanbul Sözleşmesi yaşatır mı? 7.08.2020 Tüm Yazıları
-
Eşref ÇAKARKonca Yazışmaları... 5.08.2020 Tüm Yazıları
-
Kadri GÜRSELTürkiye’de darbe mi olacak gerçekten? 16.05.2020 Tüm Yazıları
-
Sinan ÇİFTYÜREKTürbülanstan mayın tarlasına dalış yapan AKP! 13.05.2020 Tüm Yazıları
-
Yaşar YAKIŞTürkiye’nin iktidar partisi yardımlaşmayı da tekeline almak istiyor 25.04.2020 Tüm Yazıları
-
Orhan PamukEski salgınlar ve bugün biz 24.04.2020 Tüm Yazıları
-
Bejan MATURÖlüm hangi boşluğu doldurur? 12.04.2020 Tüm Yazıları
-
Umut ÖZKIRIMLIKorona ve milliyetçilik 8.04.2020 Tüm Yazıları
-
Raffi Hermon Araks‘ARTSAX (Dağlık Karabağ) MESELESİ, NEDİR VE NE DEĞİLDİR? 1.04.2020 Tüm Yazıları
-
Serdar KAYAİslam, Bilim, Virüs, Kumaş 24.03.2020 Tüm Yazıları
-
Markar ESAYANKarantina günlerinde yalnızlık... 20.03.2020 Tüm Yazıları
-
Eyüphan KAYACorona Virüs bir musibettir 19.03.2020 Tüm Yazıları
-
Metehan DemirMoskovanın samimiyet testi 23.02.2020 Tüm Yazıları











































































































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
4.02.2026
10.01.2026
5.01.2026
29.12.2025
7.12.2025
23.11.2025
21.11.2025
14.11.2025
30.10.2025
26.10.2025