Alper GÖRMÜŞ
Tarihteki bütün büyük ‘dava’lar, ister bir milletin büyük idealleriyle, isterse de bütün bir insanlığın büyük idealleriyle bağlantılı olsun, daima otoriter siyasi sistemleri beslediler, onlara kaynaklık ettiler.
Çünkü büyük davalar büyük (“aşırı”?) haklılık duygusuyla birlikte yürürler ve bu duygu, büyük davanın iktidardaki sahiplerine, davanın hedefleriyle uyumlu olmayanları susturmada esaslı bir meşruiyet kaynağı sağlar.
Peki, toplumsal talepleri ve halkının refahını geri plana atıp bütün enerjisini ‘kutsal dava’nın hedefleri uğruna harcayan bir iktidar, ‘dava’ etrafında bir de toplumsal rıza üretirse ne olur? Ortaya nasıl bir insan çıkar?
Okumayı yeni bitirdiğim bir kitap, işte bu soruya cevap veriyor... Kitabın adı, İkinci El Zaman: Kızıl İnsanın Sonu... Sovyetler Birliği’nin ve Rusya’nın önde gelen gazetecilerinden Svetlana Aleksiyeviç’e 2015 Nobel Edebiyat Ödülü’ni kazandıran kitap, Aleksiyeviç’in, Sovyetler Birliği’nin dağılma sürecinin başladığı 1980’lerin sonundan 2012’ye kadar geçen dönemde, olan bitene fiilen tanıklık etmiş sıradan ‘Sovyet insanları’yla gerçekleştirdiği söyleşilere dayanıyor.
Aleksiyeviç’in kitabında, Sovyetler Birliği’nin dağılma sürecinde, zincirlerinden kopmuş milliyetçiliklerin insanları ne hale getirdiğine dair çok sarsıcı tanıklıklar da var. Bir sonraki yazıyı bu tanıklıklara ayıracağım; çünkü bunlar, “bizde milliyetçi boğazlaşma olmaz” iyimserliğine çok da fazla güvenmemek gerektiğini gösteriyor.
Fakat kitapta beni, insanların nasıl olup da milliyetçilik üzerinden bu kadar vahşileşebildiklerinden çok, insanların nasıl olup da kardeşlik ve hümanizm duygularıyla dopdoluyken Stalin ve devamcılarının on yıllar boyunca aralarında kendi anne-babalarının, kardeşlerinin, akrabalarının da olduğu insanlara karşı reva gördükleri zalimliği ‘kabul edilebilir’ bulduğuydu.
Şimdi sizi kitaptan seçtiğim iki tanıklıkla başbaşa bırakıyorum; Ardından, bu tanıklıklardan yola çıkarak yukarıda sorduğum sorunun cevabını vermeye çalışacağım. (Soruyu bir daha hatırlatayım: “Toplumsal talepleri ve halkının refahını geri plana atıp bütün enerjisini ‘kutsal dava’nın hedefleri uğruna harcayan bir iktidar, ‘dava’ etrafında bir de toplumsal rıza üretirse ne olur? Ortaya nasıl bir insan çıkar?”).
Margarita Pogrebitskaya, doktor, 57 yaşında
Benim bayramım... 7 Kasım... Büyük, parlak... Çocukluğumdan kalan en parlak iz; Kızıl Meydan’daki askeri geçit töreni...
Babamın omuzlarındayım, elimde kırmızı bir balon var. Gökyüzünde, sütunların üzerinde devasa Lenin ve Stalin... Marx portreleri asılmış... Kırmızı, mavi, sarı balonlardan çelenk ve buketler. Kırmızı renk. Sevdiğim, en sevdiğim. Devrimin rengi, onun adına dökülen kanın rengi... Büyük Ekim Devrimi! (...) Hayatım boyunca şu inançla yaşadım: En mutlu kişiler biziz, görülmemiş ve mükemmel bir ülkede doğduk. Böyle başka bir ülke yok. (...) Neşeliydik! Yarının bugünden iyi olacağına inanırdık, yarından sonrası yarından da güzel olacaktı. Geleceğimiz vardı. Geçmişimiz de. Her şeyimiz vardı! (...) İnanç! İnanç! İnanç! Akıldan yüce olan bir şey. (...) Belki de o bir hapishaneydi, ama içim daha sıcaktı bu hapiste. Öyle alışmışım... (...) Ve, evet! Evet! En büyük hayal, ölmek! Kendini feda etmek. Vermek. Komsomol yemini: “Gerektiğinde hayatımı halkıma vermeye hazırım.” Ve bunlar sözden ibaret değildi, gerçekten böyle yetişmiştik.
Bir sorun... Sormanız lazım, nasıl böyle şeyler yan yana var olabildi: Bir yandan bizim mutluluğumuz, bir yandan da geceleri gelip birilerini almaları, götürmeleri? Kimi kayboldu, kapının ardında hıçkırdı. Bunu nedense hatırlamıyorum! Bahar vakti leylak nasıl kokardı, topluca nasıl gezilirdi, ahşap, güneşle ısınmış kaldırımlar nasıldı onu hatırlıyorum. Güneşin kokusunu hatırlıyorum. Jimnastikçilerin göz kamaştırıcı geçit törenlerini ve Kızıl Meydan’daki jimnastikçilerin vücutları kullanılarak yazılmış, rengârenk çiçekli isimleri hatırlıyorum: Lenin-Stalin. Anneme de sormuştum bu soruyu...
Beriya hakkında ne hatırlıyoruz? Lubyanka hakkında? Annem pek konuşmazdı... Bir keresinde yazın, tatilden sonra babamla Kırım’dan dönüşlerini hatırlamıştı. Ukrayna’ya gitmişlerdi. Otuzlu yıllardı... Kolektifleştirme... Ukrayna’da büyük bir açlık vardı, Ukraynaca, holodomor. (Holodomor: Açlıktan ölüm. 1932-33 yıllarında Ukrayna’da milyonlarca kişinin ölümüne neden olan açlık. Kolektifleştirmeye karşı çıkan Ukrayna köylüsü, aç bırakılarak cezalandırılmıştır. – Yazarın notu.)
Milyonlarca insan öldü. Köydeki herkes ölüyordu... Gömecek kimse yoktu... Ukraynalılar kolhozlara gitmek istemedikleri için öldürüldü. Aç bırakılarak öldürüldüler. Şimdi bunları biliyorum... Orada öyle bir toprak var ki, kazık çaksan ağaç olur. Ama onlar öldüler... Hayvanlar gibi öldürüldüler. Her şeyi aldılar onlardan, evlerin kubbelerine kadar. Toplama kampındaki gibi çevirdi askerler çevrelerini. Şimdi biliyorum... İşyerinde Ukraynalı bir arkadaşım var, ninesinden duymuş... Onların köyünde annesi bir çocuğu baltayla kesmiş, pişirip diğerlerini beslemek için. Kendi çocuğunu... Bunların hepsi olmuş...
(...)
Uzun süre Stalin kızı oldum. Çok uzun süre. Çok... Evet, bu oldu! Benim başımdan geçti... Bizim başımızdan... O yaşam olmayınca ellerim boş kalacak. Hiçbir şeyim olmayacak...
Vasili Petroviç N., 1992 yılından beri parti üyesi, 87 yaşında
Bizim zamanımız... Benim zamanım... Büyük bir zamandı! Kimse kendisi için yaşamazdı. Bu yüzden güceniyorum işte... Geçende kibar bir hanımefendi bir görüşme yaptı benimle. Beni “aydınlatmaya” başladı, o zamanlar ne korkunç bir dönem yaşadığımız konusunda. O kitaplardan okumuştu, bense orada yaşamıştım. Orada doğmuştum. O yıllarda. Ve bana “Siz köleydiniz,” diye anlatıyor. “Stalin köleleri.” Bacaksız! Köle değildim ben! Değildim! Şimdi de kendimi şüphelerden kurtaramıyorum... Ama köle değildim.
(...)
Orenburg yakınlarındaki Orsk şehri. Gece gündüz yük trenleriyle kulaklar gönderiliyor.(Kulak: Toprak sahibi zengin Rus köylüleri – A. G.). Sibirya’ya. İstasyonu koruyoruz biz. Bir vagonu açıyorum: Köşede yarı çıplak bir adam kemerle asmış kendini. Anne kollarında bir bebeği sallıyor, biraz daha büyük bir çocuk da yanında oturuyor. Elleriyle kendi bokunu yiyor, lapa gibi. “Kapat” diye bağırıyor bana komiser. “Bunlar kulak pislikleri! Yeni hayata layık değil bunlar!” Gelecek... O güzel olacaktı... Sonra güzel olacak.
(...)
Önce karımı tutukladılar... Tiyatroya gitti ve eve dönmedi. Ayakkabı fabrikasında çalışıyordu. Kızıl mühendisti. “Anlaşılmaz bir şeyler oluyor” demişti, “Bütün arkadaşlarımızı götürdüler, bir değişiklik var...”
(...)
Üç gün sonra benim için geldiler. (...) İçeri tıkmalar artık kitlesel oluyordu. Her gün birilerini alıp götürüyorlardı. Korkunç bir durum. Birini alıp götürüyorlar, etraftaki herkes susuyor. Sormak boşuna. İlk sorguda sorgucu bana açıkladı: “Siz öncelikle karınızı ihbar etmemekle suçlusunuz.” Yo, bu hapisteykendi... O sırada hafızamdaki her şeyi gözden geçirdim. Her şeyi... Bir tek şeyi hatırlıyordum... Şehirdeki son parti konferansını hatırlıyordum... Yoldaş Stalin’in selamını okumuştuk ve bütün salon ayağa kalkmıştı. Bağırmıştı hatip: “Yaşasın yoldaş Stalin, zaferimizin organizatörü ve esin kaynağı!” “Yaşasın Stalin!” “Yaşasın lider!” On beş dakika... Yarım saat... Herkes birbirine bakıyor ama kimse ilk oturan olmuyor. Herkes duruyor ayakta. Ben nedense oturdum. Mekanik bir biçimde. Sivil giyimli iki kişi yanıma geldi: “Yoldaş, neden oturuyorsunuz?” Fırladım ayağa! Kurulmuş gibi sıçradım. Ara olunca sürekli etrafıma bakındım. Biri gelip tutuklayacak diye bekledim.
(...)
Sabaha doğru arama sona erdi. Emir verildi: “Toplanın!” Dadı oğlumu uyandırdı... Gitmeden önce onun kulağına fısıldamayı başardım: “Kimseye annen, baban hakkında bir şey söyleme.” Böyle hayatta kaldı işte.
(...)
Bir ay tecritte kaldım. Taştan bir tabut, baş kısmı daha geniş, ayak kısmı daha dar. (...) Ortak hücre... Hücrede elli kişi. Tuvalete günde iki kez çıkarıyorlar. Geri kalan zamanda? Bir kadına nasıl açıklarsın? Girişte kocaman tahta bir kova vardı... Oturup herkesin içinde sıçmayı bir deneyin! Tuzlu balık yediriyorlar ve su vermiyorlardı. Elli kişi... İngiliz... Japon casusları... Köylü bir ihtiyar, cahil. Anlattığı fıkra yüzünden gelen bir öğrenci vardı... “Duvarda Stalin portresi var. Konuşmacı Stalin hakkında bir yazı okuyor. Koro bir Stalin şarkısı söylüyor. Sanatçı Stalin şiirini okuyor. Bu da ne böyle? Puşkin’in yüzüncü ölüm yıldönümü için yapılan bir akşam toplantısı...” Bu öğrenci 10 yıl kampta kaldı, mektuplaşma hakkı olmadan. Stalin’e benzediği için tutuklanan bir şoför vardı. Gerçekten de benziyordu.
(...)
Hapiste eski bir yoldaşımla karşılaştım...Nikolay Verhovtsev, 1924 yılından beri parti üyesiydi. İşçi fakültesinde ders veriyordu. Herkes tanıdık... Yakın bir çevre... Birisi yüksek sesle Pravda gazetesini okuyormuş ve orada şöyle bir bilgi varmış: Merkez Komitesi toplantısında atların döllenmesi sorunu ele alındı. Bizimki de kalkıp ”Merkez Komitesi’nin başka işi kalmamış, atların nasıl dölleneceğini düşünüyor” demiş. Gündüz söylemiş bunu, akşam onu alıp götürmüşler. Parmaklarını kapının arasına sıkıştırıp kurşun kalem gibi kırmışlar. Bugün bunu nasıl anlatıyorum, bilemiyorum... Barbarlıktı bunlar. Aşağılayıcı şeyler. Bir et parçasısın... Çişin içinde yatıyorsun.
(...)
Hapiste en azından bir yıl kaldım. Bir yıl sonra beni yeni sorgucu çağırdı... Davamı gözden geçirmeye karar vermişler. Beni bıraktılar, bütün suçlamaları kaldırdılar. Yani bir hataymış. Parti bana inanıyormuş!
(...)
Verhovtsev’le vedalaştım... Bana kırık parmaklarını gösteriyor: “Burada on dokuz ay yedi gün yattım. Kimse beni buradan çıkarmayacak. Korkuyorlar.” Nikolay Verhovtsev... 1924 yılından beri parti üyesiydi... Kırk bir yılında kurşuna dizildi, Almanlar şehre girince... NKVD’ciler tahliye edemedikleri bütün mahkûmları kurşuna dizdiler.
(...)
Kırk bir yılı. Herkes ağlıyordu... Ben ise mutluluktan şakıyordum; savaş! Savaşa gidiyorum! Bana bunun için izin veriyorlar. Gönderiyorlar. (...) Eve iki yarayla döndüm. Üç madalya ve nişanla. Parti bölge komitesinden çağırdılar: “Ne yazık ki karınızı size geri getiremeyeceğiz. Karınız öldü. Ama onurunuzu geri verebiliriz...” Parti kimliğimi verdiler bana. Ve mutlu oldum! Mutlu oldum...”
‘Dava’sız hayatı hayat saymayanlar
Svetlana Aleksiyeviç, böyle bir hayatın sonunda parti kimliği kendisine verildiğinde mutlu olan Vasili Petroviç’in sözünü kesip, “bunu anlayamadığını, hiç anlayamayacağını” söylediğinde büyük bir öfke patlamasına maruz kalıyor:
“Mantık kurallarıyla yargılayamazsınız bizi. Muhasebeciler sizi! Anlasanıza! Bizi ancak dini kurallara göre yargılayabilirsiniz! İnanç kurallarına göre! İnancımız sizi kıskandırır bile! Yüce olan neyiniz var sizin? Hiç. Bir tek konfor. Her şey mide için... On iki parmak bağırsağı için... Göbeğini şişiririsin ve keyiflerle çevrelenirsin...”
Aleksiyeviç’in kitabında, ‘yüce’ bir davaya bağlanmamış bir hayatın hayat sayılmayacağına dair çok sayıda başka tanıklık da var.
Toplumsal talepler ve halkın refahı yerine ‘yüce’ bir davanın hedeflerine odaklanmanın kaçınılmaz olarak otoriterlik ürettiğini biliyoruz... Svetlana Aleksiyeviç’in kitabı ise, bu hat üzerinden oluşturulmuş totaliter bir iktidarın, kendi ‘yüce’ davasına ikna ettiği insanların kimyasını ortaya sermede emsalsiz dersler içeriyor.
Bence kitabın bize söylediği esas fikir şu: Bir insan bir fikir için, ‘yüce’ bir dava için canını verecek kıvama gelmişse, o uğurda başka insanların başına gelecek felaketlere aldırmamasına da şaşırmamalıyız.
Eski yazılarımdan birinde IŞİD şiddetini açıklamaya çalışırken başvurduğum izâhın, rejimin ürettiği şiddeti, onun vaat ettiği ‘cennet’in dürbününden gördüğü için ‘kabul edilebilir’ bulan Rus komünistleri için de geçerli olduğunu düşünüyorum:
“Bütün insanlar için ebedi kurtuluş vadeden bir ideolojiniz varsa, bir canavara dönüşmeniz işten bile değildir. Çünkü o kadar yüksek bir toplumsal ideale inanıyorsunuz ki, o idealin bir an önce kuvveden fiile çıkması için engel teşkil edebilecek tek tek bütün bireyler, sizin için üzerine basılıp geçilecek bir nesneden başka bir şey değildir. Size katılsalardı, şiddetsiz, sonsuz bir barış döneminin kutlu kurucuları payesine erişeceklerdi, fakat şimdi şiddete son verecek o ‘son şiddet’in kurbanları haline geldiler.”
İnsanoğlu’nun kurtuluş saplantısı
Peki, ‘yüce’ davaların devlet düzleminde otoriter-totaliter iktidarlar, toplum düzleminde ise onların ürettiği şiddete katılan ya da sessizce onaylayan bireyler ürettiği yaşanan bunca örnekle sabitken, ‘yüce’ davalar neden insanlara cazip gelmeye devam ediyor?
Rumen felsefeci Emil Cioran’a göre bunun nedeni “insanın selâmet (kurtuluş) saplantısı...”
Ona göre yaşadığımız dünya, “insanın selâmet saplantısının hayatı soluksuz bıraktığı bir yer”, toplum ise bir “kurtarıcılar cehennemi”dir.
Cioran’a göre, insandaki “selâmet saplantısı” neredeyse doğamızın bir parçası... Çünkü insan, “kendisini zamanın merkezi, nedeni ve sonucu zannetmeye bilinçsizce meyilli”dir ve bu insan için bir savunma mekanizmasıdır:
“Reflekslerimiz ve gururumuz, teşkil ettiğimiz et ve bilinç parçasını bir gezegene dönüştürür. Eğer dünyadaki konumumuzu doğru olarak anlayabilseydik; eğer kıyaslamak, yaşamaktan ayrılmaz olsaydı, mevcudiyetimizin ufaklığının açığa çıkması bizi ezerdi. Ama yaşamak, kendi boyutlarına karşı körleşmektir.”
Cioran’a göre, insanoğlundaki “selâmet saplantısı”, tarihin çeşitli dönemlerinde milyonlarca insanı etkisi altına alan kurtuluş ideolojilerine dönüşür; ve her seferinde aynı korkunç sonuçlar doğursa da insanlar kurtuluş ideolojilerinden vazgeçmezler; çünkü bu bir saplantıdır.
Yazarlar
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları
-
Şevki ÇELİKCİKEMAL ARABACI 17.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin GürcanFırat batısı, Suriye, riskler, tespitler: Ufukta bir operasyon mu var? 13.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin MünirErkeğin kadını ezmesi 22.09.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AcetSon anketler ne diyor? 9.09.2021 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZKONYA KATLİAMI VE GAZETECİLİK MESLEĞİ ÜZERİNE 2.08.2021 Tüm Yazıları
-
Yasin AKTAYTaliban’ın inancıyla ters olma arzusu 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Süleyman Seyfi Öğün2023’e doğru Türkiye 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Cem SANCARHanımefendi diyeceksiniz 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Yusuf KaplanFetih ruhu ve rüyası 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ali AYDINİşsiz Kalan Antikorlar, Lanetli Pay ve Siyaset 17.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer F. GergerlioğluMuhafazakârlar çürümeye niye sessiz? 8.06.2021 Tüm Yazıları
-
Mustafa ÖztürkNiyet ve akıbet 29.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ayşe BöhürlerTarih büyük harflerle yazılmaz 28.05.2021 Tüm Yazıları
-
Gazi BAŞYURTBir zamanlar sayılamazdık parmak ile, şimdi eksiliyoruz birer birer… 25.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer Ahmet ÖZERENBİR 1 MAYIS Anekdotu… 10.05.2021 Tüm Yazıları
-
Osman CAN24 Nisan 1915: Kardeşimin Cenazesini Kaldıramadım Hala! 29.04.2021 Tüm Yazıları
-
Verda ÖZERBırak artık eski normali 28.04.2021 Tüm Yazıları
-
Vedat BilginSistem değişti de ne oldu! 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Kurtuluş TAYİZPandemide Erdoğan'ı devirme planı çöktü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali Saydam23 Nisan ‘Çocuklara Hürmet’ Günü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali TarakçıZEVZEK'in asıl amacı Montrö değilmiş! 17.04.2021 Tüm Yazıları
-
Burak Bilgehan ÖzpekVesayet Nedir, Nasıl Kurulur, Niçin Çöker? 16.04.2021 Tüm Yazıları
-
Firuz TÜRKERDARBE GİRİŞİMİNE HAZIR OLMAK 4.04.2021 Tüm Yazıları
-
Yıldız RamazanoğluYeni metin ne söyleyecek? 25.03.2021 Tüm Yazıları
-
RAGIP DURAN'Bir tek kişinin otoritesi suçtur!' 22.03.2021 Tüm Yazıları
-
Sevilay YALMANMesele Gergerlioğlu meselesi değil! 19.03.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKBACAKİZMİT KÖRFEZİ YAKIN, DENİZ BİZE ÇOK UZAK! 17.03.2021 Tüm Yazıları
-
Ural ATEŞERANADİL... 21.02.2021 Tüm Yazıları
-
Demir Küçükaydınİki Devrimci – Türeci ve Şahin 4.01.2021 Tüm Yazıları
-
Perihan MAĞDENHayaller: ETHOS, Gerçekler: BİR BAŞKADIR BENİM MEMLEKETİM 18.11.2020 Tüm Yazıları
-
Talat ULUSOY9 Eylül 1922, İzmir’in “KURTULUŞ” Günü’nde… 9.09.2020 Tüm Yazıları
-
Mahmut ÖVÜRAK Parti mi “İhvan’cı” siz mi operasyon çekiyorsunuz? 8.09.2020 Tüm Yazıları
-
Mustafa Yurtsever2010 YILI REFERANDUMU’NUN BİTMEYEN HİKAYESİ 29.08.2020 Tüm Yazıları
-
Hilâl KAPLANİstanbul Sözleşmesi yaşatır mı? 7.08.2020 Tüm Yazıları
-
Eşref ÇAKARKonca Yazışmaları... 5.08.2020 Tüm Yazıları
-
Kadri GÜRSELTürkiye’de darbe mi olacak gerçekten? 16.05.2020 Tüm Yazıları
-
Sinan ÇİFTYÜREKTürbülanstan mayın tarlasına dalış yapan AKP! 13.05.2020 Tüm Yazıları
-
Yaşar YAKIŞTürkiye’nin iktidar partisi yardımlaşmayı da tekeline almak istiyor 25.04.2020 Tüm Yazıları
-
Orhan PamukEski salgınlar ve bugün biz 24.04.2020 Tüm Yazıları
-
Bejan MATURÖlüm hangi boşluğu doldurur? 12.04.2020 Tüm Yazıları
-
Umut ÖZKIRIMLIKorona ve milliyetçilik 8.04.2020 Tüm Yazıları
-
Raffi Hermon Araks‘ARTSAX (Dağlık Karabağ) MESELESİ, NEDİR VE NE DEĞİLDİR? 1.04.2020 Tüm Yazıları
-
Serdar KAYAİslam, Bilim, Virüs, Kumaş 24.03.2020 Tüm Yazıları
-
Markar ESAYANKarantina günlerinde yalnızlık... 20.03.2020 Tüm Yazıları
-
Eyüphan KAYACorona Virüs bir musibettir 19.03.2020 Tüm Yazıları
-
Metehan DemirMoskovanın samimiyet testi 23.02.2020 Tüm Yazıları
-
Merve Şebnem OruçSürreel bir devrim: Gezi 23.02.2020 Tüm Yazıları
-
Tayfun AtayGoebbels korosu söylüyor: "Her şey mükemmel efendim!" 18.02.2020 Tüm Yazıları
-
Yalçın AKDOĞANBirilerini suçlama yarışı 8.02.2020 Tüm Yazıları














































































































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
21.07.2025
14.07.2025
23.06.2025
19.06.2025
17.06.2025
8.06.2025
1.06.2025
11.05.2025
8.05.2025
4.05.2025