Ayşe HÜR
7. yüzyıl yazarı Evliya Çelebi, 'içkinin katresinin haram' olmasına rağmen devletin sadece Galata'dan 70 bin kuruş 'hamr' vergisi topladığını yazar.
Son günlerde hükümetin çıkarmaya çalıştığı bir yasa nedeniyle sıkça duyduğumuz ‘alkol’ kelimesi Arapçada bir şeyin özü, aslı anlamına gelen ‘el kuhl’ kelimesinden Batı dillerine girmiştir. Alkollü içkilerin tarihi insanlığın tarihi ile yaşıttır. Nuh’un gemisindeki insanların şarap içerek hayatta kaldıkları, şarabı da onların dünyaya yaydığı rivayet olunur. Ege havzasında yeşeren tüm eski kültürlerde şarap merkezi yere sahiptir. Budizm’de içki yasaktır. En eski tek tanrılı dinlerden olan Musevilikte sarhoş olmamak koşuluyla içki içilmesine izin vardır. Şarabı ‘İsa'nın kanı’ olarak kutsal sayan Hıristiyanlık içkiyi törenlere katmıştır. Dinler içinde içkiye karşı en katı tutumu İslamiyet takınmıştır. Nahl/67, Bakara/219, Nisa/42, Maide/90-91 numaralı ayetler ile kademeli olarak bu dünyada içkiye (hamr) karşı tavır sertleşirken, Muhammed/15’te cennet tarif edilirken “Orda su ırmakları var bozulup kokmaz, ve süt ırmakları var lezzetleri bozulmaz, ve şarap ırmakları var içenlere safi lezzet ve bal ırmakları var…” denilmesine bakılırsa, şarap öte dünyada mübahtır.
Hamr ve nebiz
Bu ayetlerde geçen ve kelime anlamı ‘örtmek’ olan ‘hamr’ terimi Malikî, Şafî ve Hanbelî tefsircilere göre üzüm, hurma, arpa ve buğdaydan elde edilen sarhoş edici içkilerin adıdır. Hanefilere göre ise ‘hamr’ yalnız, üzüm suyundan yapılan alkollü içkidir. Hurma, arpa, darı, buğday gibi diğer maddelerden yapılan alkollü içkiye ise ‘nebiz’ denir. Dolayısıyla bütün mezheplerde az veya çok şarap içene, sarhoş olsun veya olmasın ceza uygulanırken, Hanefilerde nebiz faslına giren içkileri (rakı, rom gibi) içene sarhoş olmadıkça ceza uygulanmaz.
Muhtemelen gerek Kuran’da geçen terimle ilgili belirsizlik yüzünden, gerekse içki kültürünün çok köklü olmasından dolayı, bazı Emevi ve Abbasi halifeleri hurma şarabı alemlerinden geri kalmamışlardır. (Bu konuya 24 Nisan 2013 tarihli yazımda değinmiştim.)
Halifesi içen bir toplumda sıradan insanın içkiye uzak durduğunu düşünmek gerçekçi olmaz herhalde. Ancak içkinin ille de uzak durulması gereken bir şey olmadığını düşünen İslam büyükleri de vardır. Örneğin büyük İslam filozofu ve hekimi İbn-i Sina (ö.1037) bakın ne demiş: “Şarap gerçekten ruhun gıdasıdır/Onun rengi ve kokusu gülün rengini ve rayihasını bastırır/Tad bakımından baba öğüdü gibidir; acı fakat yararlıdır/Şarap içmek cahile göre batıl, bilgin yanında haktır/Aklın fetvası ile âlime helal olmuştur/ Şeriat hükümlerinde ahmak olanlar için haram sayılmıştır/Cahili şeytana, bilgeyi tanrıya yöneltir.”
İslamiyet’i 9. yüzyıl gibi oldukça geç bir tarihten itibaren ve uzun bir sürede kabul ettiklerinden ve Şamanizm, Manicilik, Zerdüştlük, Budacılık, Nasturilik gibi dinlerin etkisinde kaldıklarından Türklerin İslam yorumları açık, dışsal (zahiri) anlamlardan ziyade içsel, gizli (batıni) anlamlar üzerine yoğunlaşmıştı. Dolayısıyla İslam’ın içkiye yasak koyan ayet ve hadislerini farklı biçimde anlamaya eğilimli oldular. Nitekim Türkler hakkında önemli bilgiler veren 11. Yüzyıl yazarı Kaşgarlı Mahmut’un Divan-ı Lügat’it Türk adlı eserinde ‘süçik’, ‘çağır’, ‘bor’, ‘ugut’, ‘agartgu’, ‘begni’, ‘buhsum’ gibi çeşitli şarap türlerinden bahsedilir ancak muhafazakar tarihçiler bunların ‘şerbet’ türü olduğunu iddia ederler.
Padişahlar içer miydi?
Osmanlı Devleti’nde sarayın ve halkın içkiye ilişkin tavrı konusunda da birbirinin tam zıttı görüşler olması şaşırtıcı olmamalı. Yine muhafazakarlara göre Osmanlı toplumu şeriat kurallarına göre yönetilen, en azından yöneticilerinin ‘takva sahibi’ olduğu bir toplumdu. Padişahların içmemesine kanıt olarak yaptırdıkları camileri, mescitleri sayıp döken bu çevrelere göre tersini iddia edenler ya Şii meşreplidir ya yalancıdır!
Konuya daha soğukkanlı yaklaşanlar ise padişahlar arasında içki düşmanları olduğu gibi, arada içenler, ‘sarhoş’ lakabıyla anılanlar ve önce içip sonra tövbe edenler olduğunu söylüyor. Yine bu yazarlara göre, İstanbul başta olmak üzere büyük şehirlerde Müslüman olsun, gayrimüslim olsun halkın önemli bir kesimi ramazan dışında, Bizans’tan miras meyhanelerde içkiyle buluşurdu.
Osmanlı döneminde saraydan bağımsız bir tarih yazıcılığı olmadığı için kelleyi koltuğa alıp da içki içen padişahları, devlet ricalini, Müslüman halkı yazanları ciddiye almamak ayıp olur doğrusu! Ama yerimiz az olduğu için, en çok merak edilen padişahlar hakkındaki iddialara göz atmakla yetineceğim.
Kaynakların içki içmediğinde ve içkiye karşı sert tedbirler aldıklarında ittifak ettiği padişahlar Osman (ö. 1324) ve oğlu Orhan (ö. 1361), Kanuni Sultan (I.) Süleyman (ö.1566), III. Murad (ö. 1595), III. Mehmed (ö. 1603), I. Ahmed (ö. 1617), IV. (Avcı) Mehmed (ö.1687) ve Osmanlı modernleşmesini başlatan III. Selim (ö.1807).
Ancak Kanuni döneminde yabancılara içkinin serbest bırakıldığını, dönemin ünlü şairi Fuzuli ile Kanuni, II. Selim ve III. Murad dönemlerinin ünlü şairi Baki’nin içinde ‘şarap’, ‘mey’, ‘meyhane’, ‘bade’, ‘saki’ gibi içki kültürüne dair terimler geçen yüzlerce şiir yazdığını ve el üstünde tutulduğunu (bugün de ‘bunlar tasavvuf felsefesinin metaforlarıdır’ açıklamasının arkasına sığınıldığını) hatırlatalım…
Yine IV. Mehmed döneminin vakanüvisti Silâhdar Fındıklık Mehmed Ağa’nın 1681 yılı olaylarını anlatırken şöyle demesine de mim koyalım: "On bir seneden beri Hamr Emaneti kaldırılmış, meyhaneler yıktırılmıştı. Sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa, meyhanecilerden dört yüz kese akçe rüşvet almış, meyhane açmalarına göz yummuştu.” Aynı kişi 1687’de şöyle yazmıştı: “Hazine çok sıkıntı içinde idi, içki yasağı kaldırıldı, Hamr Emaneti yeniden kuruldu, meyhanelerde tütün içmeye izin verildi ve ayrıca tütüne vergi konuldu.” (Hamr Emaneti, içkiden alınan vergilerin toplandığı maliye dairesidir.) Nitekim bu tarihten sonra devletin ekonomisi düzelince içki konusunda sert tedbirler alınmış, bozulunca içki yasağı gevşetilmiştir. Çünkü içki, tütün ve kahveden alınan Zecriye Vergisi hazinenin önemli bir gelir kalemidir.
“Dört köşesinde meyhanesi eksik”
İçki içtiği bilinen padişahlara gelince, Şeyhülislam, tarihçi ve müderris Hoca Sâdeddin Efendi’ye (ö.1599) göre kendini s¸araba veren ilk Osmanlı hükümdarı I. Bayezid'dir. I. Bayezid öyle bir içicidir ki, damadı Emir Seyyid, 1396 yılında Bursa’da yaptırdığı camide bir eksiklik görüp görmediğini soran padişaha “Bana öyle geliyor ki, bu caminin dört kös¸esine dört tane meyhane yapmak lâzım; binaya güzellik katar ve pâdis¸âhımızın, sık sık, sofra arkadas¸larıyla birlikte buraya gelmesini sag?lar,” demiştir.
‘Osmanlı İmparatorluğu’nun Genel Tablosu’ adlı eserin yazarı Muradcan Tosunyan’ın (ö. 1807) aktardığı bir rivayete göre II. Bayezid (ö. 1512) de içkiye pek meyilliydi. Bütün ziyafetlerinde sarayının ileri gelenlerine içki ikram eder ve onları içmeye tes¸vik ederdi. Ama hükümranlıg?ının sonuna dog?ru s¸arabı terk etmiş ve öylesine tövbekâr bir hayat yas¸amıştı ki, ölümünden sonra ‘velî’ diye anılmaya başlamıştı.
Devlet adamı ve tarihçi Peçevi’ye (ö. 1650) göre ‘Osmanlı ülkesine halifeliği getirmekle’ maruf Yavuz Sultan Selim (ö. 1520), gönül erlerinden güzel sesli olanları ve güzel saz çalanları bir odaya toplar sabahlara kadar işret ederdi. II. Selim (ö.1574) ise muhtemelen içki konusunda çok mutaassıp olan babası Kanuni’ye inat öyle bir içkici olmuştu ki, sarhoş anlamına gelen ‘Mest’ lakabıyla tarihe geçmiştir. İslamcı yazar Kadir Mısıroğlu’na göre içkiye şehzadeliği zamanında dönemin önemli siyasi figürlerinden Josef Nasi tarafından alıştırılan Selim’in ölümünün hamamda içki âlemi sırasında kızları kovalarken mermerde kayarak yaralanması yüzünden olduğunu söyleyen de vardır, ölümünden kısa süre önce aşırı içki yüzünden sağlığı bozulduğu için “ayş ü işret ve saz ü sözden bil külliye el çektiğini” yazan da…
IV. Murad ve Bekri Mustafa
İlk erkek çocuğunun şerefine düzenlediği şenlik sırasında Cibali’nin büyük bir bölümünü yok eden yangından dolayı padişaha kızan halkın, tütünün en çok tüketildiği mekânlar olan kahvehanelerde padişah aleyhine konuşmalara başlamasına kızarak sadece kahve, tütün ve diğer keyif verici maddelerle birlikte içkiye karşı en sert tedbirleri alan IV. Murat (ö.1640), Halil İnalcık’a göre sıkı bir içiciydi. Muhafazakâr tarihçilere göre ise mustarip olduğu gut hastalığının verdiği acıyı hafifletmek için içmek zorunda kaldığı afyon yüzünden sendelediği için, içki içtiği sanılırdı! Ancak, ‘Ayyaşların Piri’ diye anılan Bekri Mustafa’nın onun döneminde yaşadığının sanıldığını hatırlatalım. Daha ilginci, içki içenler darağaçlarında sallandırılırken dönemin Şeyhülislamı Zekeriyazade Yahya Efendi, bir şiirinde bakın ne diyordu: "Mescitte riya pişeler etsin ko riyayı/ Meyhaneye gel kim ne riya var ne mürai..." (Mescitte ikiyüzlüleri bırak ikiyüzlülük etsinler /Sen meyhaneye gel, ne ikiyüzlülük var ne ikiyüzlü.)
IV. Murad ve IV. Mehmed gibi yasakçı padişahlar döneminde yaşayan ve tam 50 yıl boyunca Osmanlı ülkesini karış karış gezen ünlü seyyah Evliya Çelebi’nin şu satırları ise başkentteki içki kültürüne dair önemli ipuçları verir: "İstanbul'un dört çevresinde meyhaneler çoktur ama çokluk üzre Samatya kapısında, Kumkapı'da, Yeni Balıkpazarı'nda, Unkapanı'nda, Cibali kapısında, Fener kapısında, Balat kapısında ve Hasköy'de bulunur. Karadeniz Boğazı'na varınca her iskelede meyhane bulunur ama Ortaköy, Kuruçeşme, Arnavutköy, Yeniköy, Tarabya, Büyükdere ve Anadolu tarafında Kuzguncuk, Çengelköy, Üsküdar ve Kadıköy'de tabaka tabaka meyhaneler vardır." Çelebi’ye göre o yıllarda şehirde 2.623 meyhane vardır ve buralarda 11.639 kişi çalışmaktadır. Çelebi, ‘içkinin katresinin haram’ olmasına rağmen devletin sadece Galata’dan 70 bin kuruş ‘hamr’ vergisi topladığını da yazar.
İçkiyi seven padişahlar arasında elbette Lale Devri’nin padişahı III. Ahmet (ö.1730) vardır ama Necdet Sakaoğlu’na göre hem dindarlığı hem de 456 kişilik haremi ile tanınan selefi I. Mahmud da halvet âlemlerinden ve içkiden uzak değildir. (Hatırlayalım, modernleşmeci III. Selim ülkedeki bütün meyhaneleri kapatacak, içki içenleri idam ettirecek kadar katı bir içki düşmanıydı.)
Modernleşmeci padişahlar
Osmanlı modernleşmesinin bir başka önemli ismi II. Mahmut (ö. 1839) ise Kavalalı Mehmet Ali Paşa’ya karşı savaş hazırlıkları sırasında hastalanınca hekimi Abdülhak Molla’nın tavsiyesi ile içkiyi bırakıp süt içmeyi denemiş, bunu başaramayınca şarap ve absent içerek hastalanmış, sonra da ölmüştür.
Necdet Sakaoğlu’na göre Batıcı padişahlardan Abdülmecid (ö. 1861) içki bağımlısıdır; bazı geceler körkütük sarhoş durumda mabeyinciler tarafından arabasına konulup saraya götürülmüştür. Abdülaziz (ö. 1869) dönemi, ‘mecmua-ı zürefa’ denilen kibar zevatın gittiği ‘selatin meyhaneleri’ ile meşhurdur. II. Abdülhamid'e (ö. 1918) göre, ağabeyi V. Murad'ı (ö. 1876) içkiye alıştıran, geceleri sık sık buluştuğu şair Namık Kemal'dir.
Bu faslı, Ahmet Rıza Bey’in içki içmediği söylenen V. Mehmed Reşat’la (ö.1918) ilgili bir anısı ile kapatalım: "Sırp Kralı geldiğinde, Yıldız'da verdiği ziyafette Ayan Reisi yoktu. Ben, Padişah'ın sağına oturdum. Kadehlere şarap dolduruluyordu. Saygı olarak ben içmiyordum. Padişah yavaşça, ‘Yuvarlayıver’ dedi; ben de sağlığına içtim…"
II. Abdülhamit içer miydi?
Gelelim bazıları tarafından ‘Kızıl Sultan’ diye yerin dibine batırılan, bazılarınca ‘Ulu Hakan’ diye göklere çıkarılan 33. Osmanlı padişahı ‘Halife’ unvanlı II. Abdülhamit’in (1876-1909) içkiye karşı tutumuna.
Abdülhamit’in sadrazamlarından Avlonyalı Mehmed Ferid Paşa’nın oğlu Celâleddin Velora Paşa “Az yer, içki içmez, kumar oynamaz, ibadetinde kusur göstermezdi” derken, Dahiliye Nazırı Reşit Mümtaz Paşa’nın oğlu Semih Mümtaz Bey de “Şehzadeliğinde bilhassa açıklıklarda yemek yemeyi tercih eder, bu gibi âlemlerin içkisiz eğlencelerine iltifat eylerdi,” diyerek ona destek çıkmıştı.
Buna karşılık, Abdülhamit’in şehzadeliğinde özellikle ağabeyi V. Murat’ın düzenlediği ‘âb âlemleri’ne katıldığı ve içki içtiği, içkiyle arasına mesafe koymasının, yakalandığı şiddetli zatürreeden sonra kendisini tedavi eden dönemin tanınmış doktorlarından Mavroyani Bey’in kendisini vereme yakalanabileceği korkutmasıyla olduğunu söyleyenler de var. Yine de, II. Abdülhamit’in soğuk algınlığı geçirdiği zamanlar, bu hastalığa iyi geldiğine inandığı konyak ve romu ilaç niyetine içtiği rivayet olunur. Bunda da bir gariplik yoktur, çünkü Hanefi mezhebine göre bu içkiler ‘nebiz’ faslına girmektedir.
Açıkhava meyhanesi
Ancak şu bilgiler konusunda pek şüphe yok: II. Abdülhamit cami ve mezarlıklara 100 arşından (yaklaşık 67 metre) daha yakın mesafeye meyhane açılmasına izin verilmemesi gibi, sade Müslüman vatandaşlarını tatmin etmekten başka bir önlem alma gereğini duymamıştır. Hatta, Meşrutiyet ve Cumhuriyet döneminin unutulmuş gazetecilerinden Ahmet Cemaleddin Saraçoğlu’na göre, Abdülhamit dönemi, “etliye sütlüye karışmayan vatandaşlar için kocaman bir meyhane” idi. Kâğıthane ve Göksu’da yapılan incesazlı ‘ab âlemleri’ne, mehtap sefalarına ve fasıllara, rakılar, şaraplar, biralar, konyaklar eşlik ederdi. İçkiden uzak muhafazakâr devlet adamlarından eğlence düşkünü mirasyedilere uzanan geniş yelpazede pek çok meraklısı olan bu eğlenceleri izlemek için bazen padişahlar, sultan efendiler ya da şehzadeler de buralara gelirlerdi.
Fertek ve Mürefte rakıları
Daha ilginci, II. Abdülhamit döneminde alkollü içki üretimi devletin resmi faaliyetlerinden biri olmuştu. Bu konudaki ilk ürün 1880’lerin başında, o yıllarda Konya’ya bağlı olan Niğde’nin Fertek kasabasında üretilen Fertek Rakısı idi.
Daha sonra Abdülhamit’in tam 32 yıl boyunca başmabeyincisi olan ve arada maliye nazırlığı da yapan Sarıca Ragıp Mehmet Paşa tarafından Tekirdağ yolu üzerindeki Umurca Çiftliği’nde Osmanlı’nın ilk rakı fabrikasını kurdu. Umurca Rakısı halk arasında öylesine tutulmuştu ki, 1878’de devlet borçlarının ödenmesi için altı değişik verginin birleştirilmesinden oluştuğu için Rüsum-u Sitte (Altı Vergi) diye anılan verginin en önemli kalemini, bu rakıdan alınan vergi oluşturmuştu. Abdülhamit döneminin diğer ünlü rakıları Erdek Düzü ve Deniz Kızı (Bozcaada, Tenedos) rakılarıydı.
İsviçreli Bomonti Kardeşlerin 1885’te Şişli’de bira imalathanesi kurması, 1890’da bu imalathanenin ürettiği “halis Osmanlı birası”nın satışa sunulması, bu tesislerin 1902-1905’te modernize edilerek Bomonti Bira Fabrikası adıyla faaliyete geçmesi de Abdülhamit zamanında olmuştu.
Abdülhamit döneminde içkinin sadece meyhanelerde, birahanelerde, gazinolarda tüketildiğini düşünüyorsanız yanılırsınız. Çünkü Ayşe Fahriye Hanım’ın ilk baskısı 1883’te yapılan ve çok tutulan Ev Kadını adlı yemek kitabının 34. Bölümü “rakı içmemeyi nasihat ederek” başlıyor ama ardından “amma ille de içecekseniz Avrupa’dan ithal kötü ispirtolarla yapılan ve sağlığa çok zararlı olan rakıları içeceğinize, benim tarifim üzere evinizde rakı üretin onu için” diye devam ediyordu. Ardından basit bir imbik yapımı, iki tip rakı yapımı (mastika ve düz rakı) ayrıntılarıyla anlatılıyor ve bu düzenekle şıra ve şarap üretimi yapılabileceği de hatırlatılıyordu. Kısacası II. Abdülhamit dönemini, rakının ve biranın altın çağıydı.
Özetin özeti: Bana göre şer’i kurallarla örfi kuralların başarılı bir sentezi ile yönetilen Osmanlı İmparatorluğu’nun, toplumsal kültüründe içkinin, içkili mekânların önemli bir yeri vardı. Muhafazakâr çevrelerce, tepeden inme biçimde topluma empoze edildiği için haklı biçimde eleştirilen Cumhuriyet modernliğinin mütemmim cüzü olarak ‘adeta dayatıldığı’ iddia edilen içki kültürü de bu eski kültürün devamıydı. Ancak dayatıldığı iddiası doğru bile olsa, Kemalist rejimin başarılı olamadığı Türkiye’nin kişi başına içki tüketiminde 194 ülke arasında 147. Sırada olmasından anlaşılıyor. Yani iktidarın telaşı yersiz. Eğer bazılarının iddia ettiği gibi AKP iktidarı bu ve benzeri yasalarla, gizli ya da açık baskılarla, ‘halk sağlığı’ gibi itiraz edilemez bir gerekçenin ardına saklanarak, ‘dindar nesil yaratma’ stratejisinde yeni bir merhaleye geçiyorsa, korkarım yakında bu tür yazıların yazılması bile ‘halk sağlığı’ bahanesiyle engellenebilir....
Özet Kaynakça: Halil İnalcık Has-bağçede 'ayş u tarab:nedîmler, şâirler, mutribler, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2011; M. de D’Ohsson [Muradcan Tosunyan], 18. Yüzyıl Türkiyesinde Örf ve Adetler, Çeviren: Zehran Yüksel, Tercüman 1001 Temel Eser 3, tarihsiz; Reşat Ekrem Koçu, “Osmanlı Tarihinde Yasaklar,” Tarih Dünyası Dergisi, Özel Sayı, 1950; Ahmet Cemaleddin Saraçoğlu, Eski İstanbul'dan Hatıralar, Kitabevi Yayınları, 2005; Necdet Sakaoğlu, Bu Mülkün Sultanları-36 Osmanlı Padişahı, Oğlak Yayıncılık, 2012, Rakı Ansiklopedisi, Yayın Yönetmeni: Erdir Zat, Overteam Yayınları, 2010, Vefa Zat, “Meyhaneler” maddesi, Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi, C. 5, s. 434-438, Kültür Bakanlığı ile Tarih Vakfı’nın ortak yayını, 1994, Reşat Ekrem Koçu, Eski İstanbul’da Meyhaneler ve Meyhane Köçekleri, Tan Basımevi, 1947.
Yazarlar
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları
-
Şevki ÇELİKCİKEMAL ARABACI 17.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin GürcanFırat batısı, Suriye, riskler, tespitler: Ufukta bir operasyon mu var? 13.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin MünirErkeğin kadını ezmesi 22.09.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AcetSon anketler ne diyor? 9.09.2021 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZKONYA KATLİAMI VE GAZETECİLİK MESLEĞİ ÜZERİNE 2.08.2021 Tüm Yazıları
-
Yasin AKTAYTaliban’ın inancıyla ters olma arzusu 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Süleyman Seyfi Öğün2023’e doğru Türkiye 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Cem SANCARHanımefendi diyeceksiniz 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Yusuf KaplanFetih ruhu ve rüyası 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ali AYDINİşsiz Kalan Antikorlar, Lanetli Pay ve Siyaset 17.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer F. GergerlioğluMuhafazakârlar çürümeye niye sessiz? 8.06.2021 Tüm Yazıları
-
Mustafa ÖztürkNiyet ve akıbet 29.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ayşe BöhürlerTarih büyük harflerle yazılmaz 28.05.2021 Tüm Yazıları
-
Gazi BAŞYURTBir zamanlar sayılamazdık parmak ile, şimdi eksiliyoruz birer birer… 25.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer Ahmet ÖZERENBİR 1 MAYIS Anekdotu… 10.05.2021 Tüm Yazıları
-
Osman CAN24 Nisan 1915: Kardeşimin Cenazesini Kaldıramadım Hala! 29.04.2021 Tüm Yazıları
-
Verda ÖZERBırak artık eski normali 28.04.2021 Tüm Yazıları
-
Vedat BilginSistem değişti de ne oldu! 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Kurtuluş TAYİZPandemide Erdoğan'ı devirme planı çöktü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali Saydam23 Nisan ‘Çocuklara Hürmet’ Günü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali TarakçıZEVZEK'in asıl amacı Montrö değilmiş! 17.04.2021 Tüm Yazıları
-
Burak Bilgehan ÖzpekVesayet Nedir, Nasıl Kurulur, Niçin Çöker? 16.04.2021 Tüm Yazıları
-
Firuz TÜRKERDARBE GİRİŞİMİNE HAZIR OLMAK 4.04.2021 Tüm Yazıları
-
Yıldız RamazanoğluYeni metin ne söyleyecek? 25.03.2021 Tüm Yazıları
-
RAGIP DURAN'Bir tek kişinin otoritesi suçtur!' 22.03.2021 Tüm Yazıları
-
Sevilay YALMANMesele Gergerlioğlu meselesi değil! 19.03.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKBACAKİZMİT KÖRFEZİ YAKIN, DENİZ BİZE ÇOK UZAK! 17.03.2021 Tüm Yazıları
-
Ural ATEŞERANADİL... 21.02.2021 Tüm Yazıları
-
Demir Küçükaydınİki Devrimci – Türeci ve Şahin 4.01.2021 Tüm Yazıları
-
Perihan MAĞDENHayaller: ETHOS, Gerçekler: BİR BAŞKADIR BENİM MEMLEKETİM 18.11.2020 Tüm Yazıları
-
Talat ULUSOY9 Eylül 1922, İzmir’in “KURTULUŞ” Günü’nde… 9.09.2020 Tüm Yazıları
-
Mahmut ÖVÜRAK Parti mi “İhvan’cı” siz mi operasyon çekiyorsunuz? 8.09.2020 Tüm Yazıları
-
Mustafa Yurtsever2010 YILI REFERANDUMU’NUN BİTMEYEN HİKAYESİ 29.08.2020 Tüm Yazıları
-
Hilâl KAPLANİstanbul Sözleşmesi yaşatır mı? 7.08.2020 Tüm Yazıları
-
Eşref ÇAKARKonca Yazışmaları... 5.08.2020 Tüm Yazıları
-
Kadri GÜRSELTürkiye’de darbe mi olacak gerçekten? 16.05.2020 Tüm Yazıları
-
Sinan ÇİFTYÜREKTürbülanstan mayın tarlasına dalış yapan AKP! 13.05.2020 Tüm Yazıları
-
Yaşar YAKIŞTürkiye’nin iktidar partisi yardımlaşmayı da tekeline almak istiyor 25.04.2020 Tüm Yazıları
-
Orhan PamukEski salgınlar ve bugün biz 24.04.2020 Tüm Yazıları
-
Bejan MATURÖlüm hangi boşluğu doldurur? 12.04.2020 Tüm Yazıları
-
Umut ÖZKIRIMLIKorona ve milliyetçilik 8.04.2020 Tüm Yazıları
-
Raffi Hermon Araks‘ARTSAX (Dağlık Karabağ) MESELESİ, NEDİR VE NE DEĞİLDİR? 1.04.2020 Tüm Yazıları
-
Serdar KAYAİslam, Bilim, Virüs, Kumaş 24.03.2020 Tüm Yazıları








































































































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.09.2024
9.09.2024
17.11.2022
6.11.2022
7.06.2019
26.12.2017
21.03.2016
13.03.2016
6.02.2016
28.02.2016