Ayşe HÜR
Günlük bir gazetede tarih sayfası hazırlamak zor. Birbirinden farklı ilgi, eğitim, sabır ve zamana sahip geniş bir kitleye hitap ettiğiniz için üslup, uzunluk, derinlik konusunda hep ortalama bir yerde durmanız gerekir. Konu seçmek bile sorun olur. Bazen kronoloji, bazen gündemin temaları, bazen gündemin olayları, bazen tarihin genel sorunları esin kaynağı olur konu seçiminde. Elbette seçtiğiniz konunun kaynaklarına sahip olmanız ya da kısa sürede ulaşabilir olmanız gerekir. En çok özlediğim, bu kriterlere hiç uymadan sadece kendi ilgilendiğim, benim için ilginç, önemli, değerli olan konularda yazma özgürlüğüdür.
‘Esin kaynağı olur’ sözünü bilinçli kullandım, çünkü bazen ele aldığım konularla güncel olaylar arasında paralellik kurmaya, hatta bunları birbirinin tekrarı gibi görmeye eğilimli kişilerle karşılaşıyorum. Veya tersinden "Bu yazdığınızın şu şu olayla ne ilgisi var?" diye soranlar oluyor.
Bazen nesnel anlamda ‘ilgi’ çok güçlü olur, bazen ‘zayıf’, bazen hiç ilgisi olmaz. Çoğunlukla da ilgiyi öznel biçimde okurun kendisi kurar sadece. Bu haftaki yazımın esin kaynağı da yazar, programcı Ahmet Hakan’a yönelik darp eylemi. Bu vesileyle Ahmet Hakan’a bir kez daha büyük geçmiş olsun diyorum. ‘Ahmet Hakan’a kim vurdu’ sorusuna cevap arıyorsanız Hayko Bağdat’ın 3 Ekim 2015 tarihli Taraf yazısını okumanızı öneriyorum. (okumak için tıklayın)
BİR ÖRGÜT: İTC
Örgütün hikayesi ile başlayalım. 30 yıldır istibdat rejimi sürdüren II. Abdülhamid’i alaşağı etmeye karar veren Müslüman-Türklerin (ki Batı basını onlara Jön Türkler diyordu) ilk hücresi, İshak Sukuti, Mehmed Reşit, İbrahim Temo, Abdullah Cevded, Hüseyinzade Ali tarafından Fransız Devrimi’nin 100. yıldönümünün kutlandığı 1889 yılının Mayıs ayında, İstanbul’da Mekteb-i Tıbbiye-i Askeriye’de kurulmuştu. İlk adı İttihad-ı Osmanî olan bu gizli cemiyetin hedefi halkın temel hak ve özgürlüklerini gasp eden ‘istibdat’ yönetimini sonlandırmak ve imparatorluğun dağılmasının önüne geçmekti.
İttihad-ı Osmanî ve Avrupa’da faaliyet gösteren diğer muhalifler 1889-1895 arasındaki bir tarihte Osmanlı Terakki ve İttihat Cemiyeti adı altında birleştiler. Kısa süre içinde Paris, Cenevre, Selanik, Kahire, Londra, Napoli gibi merkezlerde şubeler açan örgüt önceleri Mizan, Meşveret, Osmanlı, Kanun-i Esasi, Basiret’ül-Şark, Hak, İçtihad gibi yayın organları aracılığıyla sadece fikir faaliyetlerinde bulundu. 1902’de Abdülhamid’e muhalif güçlerin Paris’te gerçekleştirdiği Birinci Jön Türk Kongresi’ne tüm Osmanlı halklarını temsilen 60-70 kişi katıldı, İngiliz tipi liberalizme yakın duran Prens Sabahattin kongre başkanı seçildi, Ermeni Ahoranyan ve Rum Satus ise yardımcılıklara getirildi. Ama kongre başarıya ulaşamadı ve Prens Sabahattin’in grubu Teşebbüs-i Şahsî ve Adem-i Merkeziyet Cemiyeti adında bağımsız örgütlenmeye gittiler.
1906’da Selanik’te Talât, Cemal, Rahmi, Mithad Şükrü, İsmail Canpolat beyler gibi radikal unsurlar Osmanlı Hürriyet Cemiyeti adı altında örgütlendiler. 27 Eylül 1907’de bu ‘radikal’ örgütle Paris’teki ‘entelektüel’ örgüt Osmanlı İttihat ve Terakki Cemiyeti adı altında birleşti. Daha sonra kısaca İttihat ve Terakki Cemiyeti (İTC) olarak tanınacak olan örgüt, birleşmeden sonra entelektüel niteliğini kaybederek komitacılığa evrildi. Cemiyet’e muhalefet etmek vatan hainliği ile eşdeğerdeydi. Cemiyet bu cezaları yerine getirmek için ‘Cemiyetin Jandarma Teşkilâtı’ diye bir fedailer birliği oluşturmuştu. Tüzüğün 48-55. maddelerine göre, bir yemin töreniyle girilen fedai teşkilatına giriş gönüllü olup, çıkmak mümkün değildi. Fedailer merkez heyeti tarafından mevcudiyeti vatan için tehlikeli olduğuna hükmedilen herkesi ortadan kaldırma konusunda yetkiliydiler, ancak gerektiğinde merkezin talimatlarını beklemeden eyleme geçme hakkına da sahiptiler. Kendisine verilen görevi 24 saat içinde yerine getirmeyen fedai cezalandırılırdı.
Cemiyetin önündeki en önemli sorun hareketi Anadolu’da yayacak bir teşkilata ve etkinliğe sahip olmamaktı. İşte bu eksiklik 27-29 Aralık 1907’de Paris’te yapılan kongrede Haçadur Malumyan (nam-ı diğer Agnuni), Prens Sabahaddin ve Ahmed Rıza’nın başkanlık yaptığı üç oturumda Taşnaksutyun (Ermeni Devrimci Federasyonu) ile kurulan ittifakla dolduruldu. İttihatçılar sadece Taşnakçılarla değil, VMORO’nun (Makedonya-Edirne Dahili Örgütü) sol kanadından çetelerle de işbirliği yapıyorlardı.

(Genç ve yaşlı II. Abdülhamit)
II. MEŞRUTİYET'İN İLANI
9-12 Haziran 1908 tarihlerinde Britanya Kralı VII. Edward ile Rus Çarı II. Nikola’nın Reval’de (bugün Estonya’nın başkenti Tallinn) bir araya gelmesi İttihatçılara aradıkları fırsatı verdi. Reval’de Osmanlı İmparatorluğu’nun “taksimine karar verildiği” şaiyaları yayılarak ortam gerilmiş (bugün Edward ve Nikola’nın esas amacının Almanya’ya karşı bir gövde gösterisi yapmak olduğunu ve görüşmede Makedonya, Girit gibi konularda görüş alışverişi yapıldığını biliyoruz) Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun, Avusturya sınırından Selanik Limanı’na uzanan bir demiryolu inşa etmeye karar vermesi üzerine İttihatçılar harekete geçmişlerdi.
3 Temmuz 1908’de Resneli Niyazi Bey komutasındaki kuvvetler dağa çıktılar. 23 Temmuz 1908 günü, İttihatçılar Manastır Garnizon Kumandanı Müşir Osman Paşa’yı esir aldılar, şehirdeki İngiliz Konsolosluğu’na İTC’nin birkaç saat içinde meşrutiyeti ilan edeceğini bildirdiler. Serez, Drama, Resne, Debre ve başka merkezlerde de benzer törenler yapıldı. Haberler İTC’nin merkezi Selanik’e ulaştığında şehir halkı coşkuyla meydanlara akın etti. Selanik’te bulunan Umumi Müfettiş Hüseyin Hilmi Paşa, hükümetten, Abdülhamid’in halkın isteklerine uyarak 1877’de kapattığı Meclis-i Mebusan’ı yeniden açmayı kabul ettiğine dair bir telgraf aldı. Hüseyin Hilmi Paşa 24 Temmuz’da telgrafı halka okuduktan sonra Selanik’te ve Makedonya’nın önemli şehirlerinde Avrupalı gözlemcileri büyük şaşkınlığa düşüren gösteriler başladı. Abdülhamid ya hareketi çok güçlü sandığı için ya da tarihin akışını değiştiremeyeceğini anladığından Jön Türklere direnmedi ve 1876 tarihli Kanun-i Esâsî uyarınca Meclis-i Mebusan’ın açılmasını emretti. 30 yıl aradan sonra 17 Aralık 1908’de açılan Meclis-i Mebusan’da 147 Türk, 60 Arap, 27 Arnavut, 26 Rum, 14 Ermeni, 10 Slav ve 4 Yahudi mebus yer aldı. Kısacası Osmanlı İmparatorluğu’nun çok kültürlü yapısını tam anlamıyla yansıtmasa da gayet çoğulcu bir meclis oluşmuştu.

(İzmir’de Meşrutiyet’in ilanı sevincini gösteren bir kartpostal. Temmuz 1908)
BİR GAZETECİ: HASAN FEHMİ
Bu olayların coşkusu azalarak da olsa sürüyordu ki, 1909 yılının 6 Nisan’ını 7 Nisan’a bağlayan gece, Serbesti gazetesinin başyazarı Hasan Fehmi Bey ile Şakir Bey Galata Köprüsü’nün orta yerinde silahlı saldırıya uğradılar. Alpay Kabacalı’nın aktardığına göre parlak düğmeli siyah bir kaput giymiş, yakasında kırmızı işaret bulunan kara bıyıklı bir şahıs “Al Mevlan!” diye bağırarak Şakir Bey’e bir el ateş etmiş ardından Hasan Fehmi Bey’e üç kurşun sıkmıştı. Şakir Bey, kendisini katil sanan polis tarafından zorla karakola götürülürken, gerçek katil Eminönü tarafına doğru koşarak gözden kaybolmuştu.
Mevlanzade Rıfat Bey’in sahibi olduğu Serbesti gazetesi ve yazarı Hasan Fehmi Bey, İttihat ve Terakki Cemiyeti (İTC) yönetimine karşı sert muhalefetleriyle tanınıyorlardı. Bir ay önce gazetede yayımlanan bir belgede İTC’nin eski rejimin yozlaşmış memurlarından şantaj yoluyla para aldığı iddia edilmişti. Katilin “Al Mevlan!” seslenişi, aslında Mevlanzade Rıfat Bey’i öldürmek istediğini, Hasan Fehmi Bey’in Rıfat Bey’e benzerliği yüzünden saldırıya uğradığını düşündürüyordu. Nitekim Rıfat Bey, olayın soruşturulması için Zaptiye Nazırlığı’na başvurduğunda, nazırın yanında bulunan Meclis Başkanı İTC’li Ahmed Rıza Bey, kendisine “şahsiyat ile uğraşanların akıbeti böyle olur,” demişti…
ALİ KEMAL'İN SİVRİ DİLİ
7 Nisan günü, İTC’ye muhalif İkdam’ın sivri dilli gazetecisi Ali Kemal, tarih dersleri verdiği Mekteb-i Mülkiye’de olayın heyecanı içindeki büyük bir topluluğa hitap etmiş, “O atılan vicdansız kurşun, Hasan Fehmi’nin başına değil, söz hürriyetine, fikir hürriyetine, vicdan hürriyetine, en basit ve en başta gelen insan haklarına atılmış bir kurşundur” diye haykırmıştı. Nutkun giderek artan şiddetiyle dershane adeta sarsılmış, izleyicilerin derin sessizliği yerini asabi ve öfkeli bağırışlara bırakmıştı. Konuşmanın etkisindeki Darülfünun hocaları ve öğrencileri Bâbıâlî’ye giderek yetkililerden katillerin yakalanmasını istemeye karar vermişlerdi. Sadrazam Hüseyin Hilmi Paşa, yanında yaveri ile sayıları on bine yaklaşmış kalabalığın huzurunda belirdiğinde öfke son haddine varmıştı. (Resmi tarihin ünlü ‘hain’i Ali Kemal ve acı sonu hakkında geniş bilgi için: http://arsiv.taraf.com.tr/yazilar/ayse-hur/resmi-tarihin-unlu-haini-ali-kemal/369/ )
Kalabalığın sözcüsü “her iki başında ikişer askerin nöbet tuttuğu bir köprüde işlenen cinayetin hükümetten habersiz olamayacağını,” “devletin İttihatçıların çetecilik usulleri ile yönetilemeyeceğini” söylemiş, konuşmayı kayıtsızca dinleyen Sadrazam “Katil yakalanır ise, en ağır cezaya çarptırılacaktır,” deyince kalabalık “Yakalanırsa ne demek? ‘İse’ ne demek, bu ne biçim devlet?” diye haykırmaya başlamış, yeni katılımcılarla birlikte Ayasofya Meydanı’ndaki Meclis-i Mebusan’a doğru yürüyüşe geçmişti. Meclis Başkanı Ahmed Rıza Bey de benzer bir ilgisizlik gösterince, kalabalık tam galeyana gelmişti ki, uzaktan 50 kadar süvari belirmişti. Bir süre sonra, sayıları on binlere ulaşan topluluğun geride birkaç yüz yaralı bırakarak yavaş yavaş dağılmaya başladığı görülecekti…
MİTİNG GİBİ CENAZE TÖRENİ
Ancak, halkın sinmediği ertesi gün anlaşıldı. 8 Nisan günü, yaklaşık 30-40 bin kişi cenaze için toplanmış, padişahtan cenazeyi Sultan II. Mahmud’un türbesine gömmek için izin alınmıştı. Cenaze töreni İTC’ye ve Hükümete yönelik bir gövde gösterisine dönüşmüştü. 11 Nisan tarihli Volkan gazetesinde çıkan bir haber birilerinin olayı karartmaya çalıştığını düşündürüyordu. “Cinayet Başka Bir Şekle mi Girecek?” başlıklı bir haberde şöyle deniyordu: “...dünkü gazetelerin bir ikisinde mecruh (yaralı) Şakir Bey’in yarasının evvelce arkadan olduğu söylenirken, şimdi Gülhane Hastanesi Müdürü ve Sertabibi muallim Doktor Viting Paşa ile Seririyyat-ı Cerrahiye Muallimi Doktor Orhan Bey ve Zabtiye Etibbasından (doktorlarından) Simon Beylerin vaki olan muayeneleri neticesinde Şakir Bey’in ön taraftan cerh edilmiş (yaralanmış) olduğunu tahakkuk etmiştir deniliyor.”
Halbuki adı geçenlerden Orhan Bey’in yapmış olduğu ilk muayenede, Şakir Bey’in arkasından yaralandığı söylemişti. Aynı doktorun iki ayrı raporda farklı teşhisler koyması Volkan gazetesinin şüphesini çekmişti. Ancak birkaç gün sonra ‘31 Mart Olayı’ patlak verdi ve cinayetin peşi bırakıldı. (Olay, bugün kullandığımız Milâdî Takvim’e göre 13 Nisan 1909 günü, o tarihte kullanılan Rumî Takvim’e göre ise 31 Mart 1325 günü meydana geldiği için böyle adlandırılmıştı. Ayrıntılar için: http://arsiv.taraf.com.tr/yazilar/ayse-hur/31-mart-ihtilal-i-askeriyesi/375/ , eş zamanlı Adana İğtişaşı için:http://www.radikal.com.tr/yazarlar/ayse_hur/1905_bomba_olayi_ve_1909_adana_igtisasi-1338855 )

(31 Mart Olayı’nı bastıran Hareket Ordusu Kumandanı Mahmud Şevket Paşa)
İTC İSTİBDATI BAŞLIYOR
31 Mart Olayı bastırıldıktan hemen sonra İttihatçılar II. Abdülhamid’i tahttan indirdiler. Selanik’te Alatini adlı bir İtalyan un tüccarının köşkünde (Alatini Köşkü, sonradan Ordu Köşkü diye anılacaktı) mecburi ikamete tabi tutulan Abdülhamid’in yerine Veliaht Mehmed Reşad Efendi’nin padişah ilan edilmesinden sonra İTC iktidara yerleşmeye başladı.
Özgürlükleri kısıtlayan bir dizi kanun çıkarıldı. 9 Haziran 1910’da Sada-yı Millet başyazarı Ahmed Samim Bey, 10 Temmuz 1911’de Şehran gazetesi yazarı Zeki Bey öldürüldü. Ekim-Kasım 1911’de Trablusgarp Savaşı başladı. 1912 Mayıs ve Haziran aylarında, İTC’ye muhalefet eden bir grup subay ‘Halaskâr Zabitan Grubu’ (Kurtarıcı Subaylar Grubu) adıyla bir araya geldi ve bir ‘muhtıra’ yayınladı. Ekim ayında Birinci Balkan Savaşı patladı. Hükümet krizleri derken, İTC 23 Ocak 1913 tarihli kanlı Babıali Baskını ile yönetime tamamen el koydu!… (Ayrıntılı bilgi için:http://www.radikal.com.tr/yazarlar/ayse_hur/teskilatin_tetikcisi_yakup_cemil-1378707 )
Cumhuriyet tarihi boyunca yakamızı bırakmayan darbeciliğin miladı saydığım Babıali Baskını’ndan altı ay sonra, 30 Mayıs’ta, Edirne’nin tüm mücadelelere karşı kesin olarak düşmanın eline geçmesinden sonra Enver’in itibarı çok azaldı ama muhalefetin 11 Haziran 1913’te, Mahmut Şevket Paşa’yı Harbiye Nezareti’nden çıktığı sırada öldürülmesi ile durum tersine döndü. Aralarında devlet memurlarının da bulunduğu 320 kadar muhalif Bahr-i Cedid Vapuru ile Sinop’a sürüldü. Edirne’nin bir şans eseri geri alınmasıyla birlikte İTC’nin itibarı zirveye çıktı ve Birinci Dünya Savaşı’na kadar da sürdü.
BİR TETİKÇİ: ÇERKES AHMED
Gelelim tetikçinin hikayesine. Yakın zamana dek, Hasan Fehmi’yi İttihatçıların fedailerinden Kara Kemal’in veya Mustafa Necip’in öldürdüğü tahmin ediliyordu. Ancak bu kişinin, Şehrah yazarı Zeki Bey’in de katili olan Çerkes Ahmed olduğu ihtimali çok güçlü görülüyor.
10 Temmuz 1911 gecesi üç arkadaşı ile Sakızağacı’ndaki Mihail’in gazinosundan çıkıp evlerine giderken öldürülen Zeki Bey’in katil zanlısı olarak Serez Mebusu Derviş Bey’in kardeşi Mustafa Nazım ile Nazım’ın çiftlik kahyası Çerkes Ahmed tutuklanmıştı. Sorguda ve yargılamada birbiriyle çelişen ifadeler veren ikili, mahkemeye gelmeyen, gelse de “hatırlamıyorum”, “bilmiyorum” diyen tanıklar, resmi makamlardan bir türlü gelmeyen cevaplar ve belgeler, İttihatçıların mahkemeye baskılarına rağmen cezalandırılmış, bunlardan Çerkes Ahmed asli fail olarak 15 seneye mahkum edilmişti. Ancak bu cezasını çekmediği gibi rütbe almaya devam etti. Çerkes Ahmed’in affa mı uğradığı yoksa hapisten mi kaçtığı/kaçırıldığı meçhuldür ancak cinayetlerine devam ettiği kayıtlara geçmiştir. Bunlardan en ünlüsünün hikayesi şöyle:
ERMENİ MEBUSU ZOHRAB'IN KATLİ
O meşum 1915 yılında, 23 Nisan’ı 24 Nisan’a bağlayan gece İstanbul’da tutuklama haberini duyanlar İstanbul Mebusu Krikor Zohrab’ın evine koşmuşlardı. Zohrab Sadrazam Said Halim Paşa’yı aramış, ardından Talât Paşa’ya bir mektup yazmıştı. Ama sürgünleri durduramamıştı. Durduramadığı gibi kendisi de sürülmüştü. Tutuklanış hikâyesi gayet ilginçti. 2 Haziran Çarşamba gecesi Cadde-i Kebir’deki (İstiklal Caddesi) Cercle d’Orient Kulübü’nde Talât Paşa ve Halil Bey’le yemek yemiş, ardından kâğıt oynamış, Zohrab Efendi gitmek üzere ayağa kalktığında Talât Paşa da kalkmış ve Zohrab’ı yanağından öpmüştü. Şaşıran Zohrab “Bu iltifat neden?” diye sormuştu. Talât Paşa da “İçimden geldi” demişti. Zohrab, yayan olarak evine giderken kendisini takip eden bir polis tarafından tutuklanmıştı. Erzurum Mebusu Vartkes Serengülyan’la birlikte Zohrab’ı Diyarbakır Divan-ı Harbi’nde yargılamak üzere Haydarpaşa’dan trene bindirdiklerinde, karısı Klara ile İttihatçı gazeteci Hüseyin Cahit (Yalçın) Bey, Talât Paşa’nın evine gitmişlerdi. Talât Paşa Klara’yı kayıtsız bir şekilde dinlemiş ve “Soruşturma bitince dönecektir” demekle yetinmişti. Ama Zohrab ve Serengülyan dönemeyeceklerdi.

(24 Nisan 1915 den itibaren tutuklanan ve öldürülen Ermeni aydınlarından bir grup: Krikor Zohrab, Taniel Çubukkâryan, Rupen Zartaryan, Ardaşes Harutünyan, Adom Yârcanyan, Rupen Çilingiryan, Dikran Çöğüryan, Diran Kelekyan, Tlgadintsi, Yervant Sırmakeşhanlıyan.) Kaynak: AGOS
ÇERKES AHMET'İN İTİRAFLARI
İki arkadaş, zorlu yolculukları sırasında İstanbul’da pek çok kişiye (Şeyhülislam Ürgüplü Hayri Bey’e, Dahiliye Nazırı Talât Paşa’ya, İTC’nin Merkez Komitesi üyesi Halil Bey’e, eski Adliye Nazırı Necmettin Molla’ya, Almanya Büyükelçisi Wangenheim’a, İTC’nin önde gelenlerinden Dr. Nazım’a) mektup yazarak geri dönmelerine yardım etmeleri için ricada bulunmuştu. Ama hiçbirinden cevap alamamışlardı. Ermeni komitacıların ve bazı Türk dostlarının (örneğin Bekir Sami Bey’in) kaçmalarını tavsiye etmelerine de kulaklarını tıkamışlardı. Hâlâ işin vahametinin farkında değillerdi. Zohrab ve Serengülyan, 18, 19 veya 20 Temmuz’da Urfa yakınlarında, Teşkilat-ı Mahsusa mensubu Binbaşı Çerkes Ahmed tarafından öldürüldüler.
AHMET REFİK ALTINAY'IN TANIKLIĞI
Cinayetin nasıl işlendiğini, İkinci Meşrutiyet’in üç önemli tarihçisinden (diğerleri Ali Reşad ve Diren Kelekyan’dır) biri olan ve İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin resmi tarihçisi olan Ahmed Refik Altınay İki Komite, İki Kıtal/Kafkas Yollarında adlı hatıratında şöyle anlatmıştı: “Çerkes Ahmet, Ermeni felaketi için mühim bir belge idi. Bu katili, hadisenin evrelerini bizzat failinden dinlemek istedim. Çerkes Ahmet’e doğu vilayetlerinde neler yaptığını sordum. Çizmeli ayaklarını birbirinin üstüne attı, cigarasının dumanlarını karşısına savurdu: ‘Beybirader’, dedi, ‘şu hal namusuma dokunuyor. Ben vatanıma hizmet ettim. Gidin, görün, Van ve havalisini Kâbe toprağına döndürdüm. Bugün orada bir tek Ermeniye tesadüf edemezsiniz. Vatana bu kadar hizmet ettim: sonra o Talât gibi hergeleler İstanbul’da buzlu bira içsinler, beni de böyle muhafaza altında getirtsinler, yok bu haysiyetime dokunuyor!’
Fakat onun bir arkadaşı vardı, kendisiyle beraber Zeki Bey’i öldüren Nazım! Çerkes Ahmet’e Nazım’ı sordum: Sus beybirader. Zavallı şehit oldu. dedi. Çerkes Ahmet’ten daha fazla malumat almak istiyordum: -Peki, bu Zöhrab filan ne oldular? ‘A duymadınız mı? Hepsini geberttim.’ Sigarasının dumanlarını havaya doğru savurdu, sol eliyle bıyıklarını düzelterek sözüne devam etti: ‘Halep’ten çıkmışlardı. Yolda rast geldik, derhal arabalarını kuşattım. Gebereceklerini anladılar. Vartakes dedi ki: Peki Ahmet Bey. Bize bunu yapıyorsunuz, fakat Araplara ne yapacaksınız? Sizden onlar da memnun değiller.’ ‘O senin bileceğin iş değil kerata dedim, bir mavzer kurşunu ile beynini patlattım. Sonra Zöhrab’ı yakaladım. Ayağımın altına aldım. Koca bir taşla kafasını ezdim, ezdim, geberinceye kadar ezdim.”
ÇANTADAN ÇIKAN MÜCEVHERLER
Meclis-i Mebusan’ın saygın ve renkli üyelerinden olan Zohrab’ın böyle vahşice öldürülmesi İstanbul’da büyük tepki yaratınca, Talât Paşa bir soruşturma açmak zorunda kaldı. Aslında Talât Paşa bir süredir uygun bir bahane bulup başına buyruk davranan Çerkezs Ahmed’den kurtulmak istiyordu. Nitekim IV. Ordu Kumandanı Cemal Paşa’nın Emir Subayı Falih Rıfkı (Atay) Suriye anılarını topladığı Zeytindağı adlı kitabında “Tam fırsatı idi. Cemal Paşa hemen ikisinin de tevkif olunmasını emretti. Fakat Çerkes Ahmet’le Nazım durumu kavramış olduklarından ilk trenle İstanbul’a hareket etmişlerdi. Cemal Paşa, çılgın, Adana’ya, Afyon’a, şiddetli emirler yağdırıyordu. İki arkadaş İstanbul’a can atmışlardı. Merkez Kumandanına emir verdi: Bütün mesuliyeti bana ait olmak üzere derhal bu iki arkadaşı eşyalariyle Şam’a yollayınız.’ Merkez-i Umumi bırakmıyordu. Talat Paşa ile şifre yazışmaları başladı. Talat Paşa nihayet: ‘Bu vesile ile onlardan da kurtulmuş oluruz’, kararını vermiş olacaktı. İki arkadaş Şam’a geldiler. (…) Çerkes Ahmet ve Nazım’ın eşyaları açıldığı zaman çantalarında kadın yüzüğü, bilezik, küpe ve mücevher buldular. Harp divanının eline mükemmel bir silah geçmişti, bu iki serserinin bir ideal için fedakârlık değil, zengin olmak için cinayet yapmış oldukları belli idi. İstanbul’dan iltimas telgrafları yağıyor, Şam Harp Divanına sür’at emirleri gidiyordu. Harp Divanı yirmi dört saat içinde iki azılının idam kararını verdi ve mazbatasını Kudüs’e yolladı. (…) Zöhrap’la Vartekes’in katilleri ertesi gün Şam’da asılmıştı.”
İleriki yıllarda bu hikaye resmi tarihçiler tarafından “Ermeni Tehciri’nin suçlularını İttihatçılar cezalandırdı” yalanına monte edilecekti.
Evet, yazı bitti. Kıssadan hisseler çıkarmak sırası sizde…
Özet Kaynakça: Şükrü Hanioğlu, Bir Siyasal Örgüt Olarak Osmanlı İttihad ve Terakki Cemiyeti ve Jön Türklük, Cilt I: (1889–1902), İletişim Yayınları, 1986; Aykut Kansu, 1908 Devrimi, Çeviren: Ayda Erbal, İletişim Yayınları, 2006; Tarık Zafer Tunaya, Türkiye’de Siyasal Partiler Cilt 3, İttihat ve Terakki, Bir Çağın, Bir Kuşağın, Bir Partinin Tarihi, İletişim Yayınları, 2000; Feroz Ahmed, İttihat ve Terakki 1908-1914, Kaynak Yayınları, 1995; 31 Mart’ta Ne Oldu?”, Dosya Editörü: Aykut Kansu, Toplumsal Tarih, S. 124, Nisan 2004, s. 72-103, Nazmi Eroğlu, “Arnavutluk İsyanından Muhalif Bir Cuntaya:1Halâskâr Zabitân Grubu”, Köprü, Güz 2002, S. 80; Alpay Kabacalı, Türkiye’de Siyasal Cinayetler, Gürer Yayınları, 1993, Ahmed Refik Altınay, İki Komite, İki Kıtal/Kafkas Yollarında, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, 2010, Falih Rıfkı Atay, Zeytindağı,Varlık Yayınevi, 1964.
Yazarlar
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları
-
Şevki ÇELİKCİKEMAL ARABACI 17.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin GürcanFırat batısı, Suriye, riskler, tespitler: Ufukta bir operasyon mu var? 13.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin MünirErkeğin kadını ezmesi 22.09.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AcetSon anketler ne diyor? 9.09.2021 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZKONYA KATLİAMI VE GAZETECİLİK MESLEĞİ ÜZERİNE 2.08.2021 Tüm Yazıları
-
Yasin AKTAYTaliban’ın inancıyla ters olma arzusu 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Süleyman Seyfi Öğün2023’e doğru Türkiye 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Cem SANCARHanımefendi diyeceksiniz 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Yusuf KaplanFetih ruhu ve rüyası 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ali AYDINİşsiz Kalan Antikorlar, Lanetli Pay ve Siyaset 17.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer F. GergerlioğluMuhafazakârlar çürümeye niye sessiz? 8.06.2021 Tüm Yazıları
-
Mustafa ÖztürkNiyet ve akıbet 29.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ayşe BöhürlerTarih büyük harflerle yazılmaz 28.05.2021 Tüm Yazıları
-
Gazi BAŞYURTBir zamanlar sayılamazdık parmak ile, şimdi eksiliyoruz birer birer… 25.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer Ahmet ÖZERENBİR 1 MAYIS Anekdotu… 10.05.2021 Tüm Yazıları
-
Osman CAN24 Nisan 1915: Kardeşimin Cenazesini Kaldıramadım Hala! 29.04.2021 Tüm Yazıları
-
Verda ÖZERBırak artık eski normali 28.04.2021 Tüm Yazıları
-
Vedat BilginSistem değişti de ne oldu! 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Kurtuluş TAYİZPandemide Erdoğan'ı devirme planı çöktü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali Saydam23 Nisan ‘Çocuklara Hürmet’ Günü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali TarakçıZEVZEK'in asıl amacı Montrö değilmiş! 17.04.2021 Tüm Yazıları
-
Burak Bilgehan ÖzpekVesayet Nedir, Nasıl Kurulur, Niçin Çöker? 16.04.2021 Tüm Yazıları
-
Firuz TÜRKERDARBE GİRİŞİMİNE HAZIR OLMAK 4.04.2021 Tüm Yazıları
-
Yıldız RamazanoğluYeni metin ne söyleyecek? 25.03.2021 Tüm Yazıları
-
RAGIP DURAN'Bir tek kişinin otoritesi suçtur!' 22.03.2021 Tüm Yazıları
-
Sevilay YALMANMesele Gergerlioğlu meselesi değil! 19.03.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKBACAKİZMİT KÖRFEZİ YAKIN, DENİZ BİZE ÇOK UZAK! 17.03.2021 Tüm Yazıları
-
Ural ATEŞERANADİL... 21.02.2021 Tüm Yazıları
-
Demir Küçükaydınİki Devrimci – Türeci ve Şahin 4.01.2021 Tüm Yazıları
-
Perihan MAĞDENHayaller: ETHOS, Gerçekler: BİR BAŞKADIR BENİM MEMLEKETİM 18.11.2020 Tüm Yazıları
-
Talat ULUSOY9 Eylül 1922, İzmir’in “KURTULUŞ” Günü’nde… 9.09.2020 Tüm Yazıları
-
Mahmut ÖVÜRAK Parti mi “İhvan’cı” siz mi operasyon çekiyorsunuz? 8.09.2020 Tüm Yazıları
-
Mustafa Yurtsever2010 YILI REFERANDUMU’NUN BİTMEYEN HİKAYESİ 29.08.2020 Tüm Yazıları
-
Hilâl KAPLANİstanbul Sözleşmesi yaşatır mı? 7.08.2020 Tüm Yazıları
-
Eşref ÇAKARKonca Yazışmaları... 5.08.2020 Tüm Yazıları
-
Kadri GÜRSELTürkiye’de darbe mi olacak gerçekten? 16.05.2020 Tüm Yazıları
-
Sinan ÇİFTYÜREKTürbülanstan mayın tarlasına dalış yapan AKP! 13.05.2020 Tüm Yazıları
-
Yaşar YAKIŞTürkiye’nin iktidar partisi yardımlaşmayı da tekeline almak istiyor 25.04.2020 Tüm Yazıları
-
Orhan PamukEski salgınlar ve bugün biz 24.04.2020 Tüm Yazıları
-
Bejan MATURÖlüm hangi boşluğu doldurur? 12.04.2020 Tüm Yazıları
-
Umut ÖZKIRIMLIKorona ve milliyetçilik 8.04.2020 Tüm Yazıları
-
Raffi Hermon Araks‘ARTSAX (Dağlık Karabağ) MESELESİ, NEDİR VE NE DEĞİLDİR? 1.04.2020 Tüm Yazıları
-
Serdar KAYAİslam, Bilim, Virüs, Kumaş 24.03.2020 Tüm Yazıları








































































































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.09.2024
9.09.2024
17.11.2022
6.11.2022
7.06.2019
26.12.2017
21.03.2016
13.03.2016
6.02.2016
28.02.2016