Berrin Sönmez
Eski tarikat ve cemaatler Kur’an’a ve sünnete yaslanarak İslam ahlakını “hal ilmiyle” yaşayıp yaşatmanın derdindeki tarihi tasavvuf ehli bile pek azı müstesna, kendi döneminin siyasi çalkantılarından uzak kalamamıştı. Günümüz tarikat ve cemaatleri ise uzunca zamandır ülkemizde İslam’ın kapitalistleşmesine hizmet ediyor.
Hacı Bayram Veli ve Mevlana hakkında hoş bir hikaye anlatılır halk arasında. Hacı Bayram’ın kendisine mürit olmak isteyenlere bir şart ileri sürdüğü söylenir hikayede. Bedel ödemesini istermiş gelenin. Sahip olduğu şeylerden vaz geçemeyenin geldiği yerden ahlaki değerler alamayacağına inandığından. Almadan vermek sadece Allah’a mahsus olduğundan… Bir vakit bir genç hazrete talebe olmak için yanar tutuşur olmuş. Ama verecek hiçbir şeyi yok. Yine de katılmak istermiş müritler arasına. Derken dergaha gidip halini arz etmeye karar vermiş. Halis niyeti, yol üstünde başında çobanı olmayan sahipsiz bir koyun görünce bozuluvermiş. Herkesin bedel ödediği yere eli boş gitmenin nefsine verdiği ağırlığa dayanamayıp yanına almış ve hazrete sunmuş o koyunu. Hacı Bayram işin aslını sorduğunda ise açık yüreklilikle anlatır eylemini ve niyetini. Bunun üzerine “ben seni kabul edemem ama ille de tarik üzre yürümek istiyorsan Konya’da Rumî’nin yanına var” demiş, hazret. Genç uyar bu tavsiyeye ve Mevlana’nın karşısına çıktığında bütün olanı biteni anlatır. Gülümser Mevlana ve “o bir pırlantadır üzerinde hiçbir leke kabul etmez” der ve alır yanına genci. Gel zaman git zaman gencin yolu tekrar Ankara’ya düştüğünde yine pirin yanına varır. Yaşananların hikmetini kendinde bulduğundan biraz da böbürlenerek anlatır Rumî’nin kabulünü. Hacı Bayram başını sallayarak tebessümle “o, bir deryadır, içine her atılanı temizler” der.
Başta söylediğim gibi bu bir hikaye. Tarihi gerçekliğin izini sürmenin, zaman mekan ve lafız uyumunu gözlemenin gereği yok. Sadece halkın, bu iki tarihi şahsiyete yüklediği anlamı görmeliyiz. Halk, zihninde yarıştırmamış bu iki tasavvuf büyüğünü. Her birine kendi kıymetini vermeye yönelirken onların da diğerini ötekileştirmediğini idrak etmiş, hikayeden anladığım kadarıyla. Bir de mezhepler arası ilişkiyi gösteren tarihi anekdot gelir aklıma tarikat, cemaat ve mezhep tartışmaları yapılırken.
Şafiî mezhebinin önderi İmam Şafii, Bağdat’a gittiği zaman, çok önceden ölmüş olan, İmam-ı Azamı ziyaret maksadıyla onun camiinde sabah namazı kılmaya niyetlenir. Cemaat de böylesi değerli bir alimin imametinde kılmak ister namazı. İmam Şafii imamlık yaparak kıldırır. Ancak namazdan sonra cemaatin aklına takılan soruyu cevaplamak zorunda kalır. Zira bilindiği gibi Şafiî mezhebine göre sabah namazı farzının ikinci rekâtında rükûdan sonra kunut duası okunmaktadır. Fakat İmam Şafii, İmam-ı Azam camiinde kıldırdığı bu sabah namazında kunut duasını okumamıştır. Cemaat kendi öğretisi hilafına hareket edişinin sebebini öğrenmek ister. Saltanat merkezi Bağdat’ta din-devlet ilişkilerinin her zaman yoğun ve çatışmalı olduğu malum. Saltanatın yorumuyla dinin anlaşılmasına dönük siyasi ve fikri tartışmaların eksik olmadığı, herkesin kendi doğrusunu hakikat olarak dayattığı yer, Bağdat. Saltanat dininin merkezinde kendi öğretisini sürdürürken bir başka öğretiye uyması hayret verici bulunmuştur. Katı mezhepçiliğin yersiz oluşuna en güzel cevabı verir İmam Şafii. Hanefî mezhebinin kurucusu İmam-ı Azam Ebu Hanife’yi ve öğretisini kast ederek “burada hazreti imamın misafiriyken, onun tavsiye ettiği usulde kılmak nezaket olduğundan kunut duasını okumadım” der. Mezhepler arası rekabet ve çatışma olamayacağını gösteren nefis bir örnek. Öğretileri/yorumları yani mezhepleri din zannedenlere verilen bu cevap, yazık ki unutulmuştur günümüzde.
Kur’anî yaklaşımla “onlar öyle bir nesildi, geldi, geçti” diyebiliriz. Kendi zamanımızda kendi üstümüze düşenleri yapmaya yönelmek için onlarda ilham alsak da taklit edemeyiz. Yazık ki günümüz tarikat ve cemaatleri, feyz ya da ilham almak şöyle dursun geçmiş tasavvuf ilkelerinden tümüyle uzaklaşmış haldeler. Bağlılarını, eski büyüklerin hikayelerini taklide zorlarken riyakarca ticari, siyasi ama kesinlikle fikri olmayan rekabet içindeler. Kur’an’a ve sünnete yaslanarak İslam ahlakını “hal ilmiyle” yaşayıp yaşatmanın derdindeki tarihi tasavvuf ehli bile pek azı müstesna, kendi döneminin siyasi çalkantılarından uzak kalamamıştı. Günümüz tarikat ve cemaatleri ise uzunca zamandır ülkemizde İslam’ın kapitalistleşmesine hizmet ediyor. Holdingleşen cemaat ve tarikatların rekabette kullandığı araç, din yorumları. Sadece dini değil ticareti de ahlak kurallarından soyutladıkları rekabetin aracı, birbirlerinden farklılaşan tasavvufi yorumlar. Daha anlaşılır bir şekilde belki şöyle söyleyebilirim: Din, ticari ve siyasi rekabette diğerinin önüne geçmek için kullanılan bir ötekileştirme aracına dönüştürüldü.
Siyasi iktidarı, rant dağıtma aracı olarak kullanıp, devlet eliyle sermayedar sınıfı (burjuva) yaratarak kalkınma modelini seçen bir ülkeyiz. İttihat-Terakki’den bu yana değişmeyen kalkınma modelinin burjuva sınıfını çeşitlendirerek çoğaltma yöntemi uyarınca zamana ve şartlara göre değişen farklı kesimlere rant aktarıldı. Başlangıçta saray çevresinden gelen zenginlere ve yerleşik İstanbullu gayr-i Müslimlere yol verilmişti. İstanbul burjuvazisine 6-7 eylül operasyonuyla renk değiştirtildiği gibi zaman içinde Anadolu eşrafı, desteklenmeye başlandı. Anadolu Kaplanları böyle doğuruldu. Sonra yeşil sermaye yaratılırken dernek ve vakıflar aracılığıyla toplumsallaşmış tarikat ve cemaatlerin, şirketler kurmasıyla ticari faaliyetleri çıktı karşımıza. Şimdi, kimi dindar insanlar tarafından kurulup, holdingleşmiş bu yapılara, dini kurum gözüyle bakmanın imkanı yok. İslam ahlakını gündelik hayata taşımanın aracı olarak görebileceğimiz tasavvufun yakınından geçtiklerini bile düşünemeyiz.
Diğer yandan devlet eliyle burjuva yaratan ekonomik kalkınma modelinin topluma yansıma biçimini de gözden kaçırmamak gerekir. Çoğunlukla sosyal mühendislik çalışması olarak nitelenen bu toplumsal dönüşüm, yeni orta sınıflaşan kesimlerin devlet aklıyla uyum içinde varlığını sürdürüp, gelişmesiyle izah edilebilir. Sosyal dokuda devlet ideolojisine muhalif kesimlerin aşındırılıp, törpülenip, marjinalize edilmesine hizmet etti yıllardır bu ekonomik model. Toplumsal muhalefeti ekonomiye kazandırma yoluyla siyasal sisteme entegrasyonunu sağlayan devlet aklı bugün de aynı şekilde iş başında. Tarikat ve cemaatlere yönelik mevcut tartışmlara bir de bu açıdan bakmak yararlı olabilir. Devlet İslami kesimlerden “orta sınıflaştırarak dönüştürebildikleriyle” yoluna devam etmek niyetinde. Parçalanarak küçük lokmalara ayrılanlardan dönüşmeyenler, marjinal gruplar olarak kriminalize edilebilecek kolaylıkla. Dönüşüp sisteme katılanlarsa küresel hegemonyanın arzusuna da uygun biçimde “ehlileşmiş İslami gruplar” olarak zengin sınıfın rengine yeni bir ton olarak eklenecek.
Rabia, hamsin olacak belki yakında. Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet anlayışına bu dönüşüm tamamlandığı zaman bir de tek din eklenecek belki. Ülkemizde saldırgan laiklik anlayışı, İslam’ı kontrol edip, dönüştürmeye hizmet etmişti zaten Cumhuriyet tarihi boyunca. Şimdi dindar iktidar eliyle saldırganlık, hiç olmadığı kadar keskin baskıyla dönüştürürken, soğuk suya atılarak kaynatılan kurbağa misali itirazsız teslimiyet hedefleniyor, muhtemelen. Dinin, tasavvufun, tarikatlar tarihinin içinden yapılacak tartışmaların anlamsızlığı bu açıdan bakınca gün ışığına çıkıyor. Son günleri kaplayan tartışmaların başlatıcısı Nevzat Çiçek’in, tekke ve zaviyeler kanuna ek yapılması ihtimalini dile getirişi de bunu işaret ediyor.
Osmanlı’da, o günün şartlarında bile işlevsiz kalmış Meclis-i Meşayih tavsiyeleri filan anlamlı değil. Tarihin ve din yorumlarının içinden bakılarak çözüm aramaya kalkışıldığında geçmiş hataların, kıyımların tekrarından başka bir şey beklemez bizi. Nitekim dinin, saltanatlaşmasına itiraz ile ortaya çıkan Şeyh Bedreddin’in görüşlerini tepe taklak ederek “şeyhliği şahlığa” döndürmek istediği söylenir oldu. Tarih de allak bullak edilip sadece son iki yılına damgasını vurduğu fetret devrinin müsebbibi sayıldı Şeyh Bedreddin ve Börklüce Mustafa. İlk bakışta tuhaf gelse de tartışmaların Şeyh Bedreddin’e uzanması hayli manidar ve tezimi doğrular nitelikte. Fethullahçı çete, Adnan Oktar çetesi ve sıradakilerle yaşanan çatışma din sorunu değil devlet sorunu. Osmanlının ikinci kuruluşu diyebileceğimiz fetret devri sonunda bastırılan Şeyh Bedreddin isyanı da Osmanlı devletinin dini yapıları, hükümranlık altına alıp, biat ettirmesinin ilk örneği olmuştu. 15 Temmuzu ayrı bir fenomen olarak değerlendirip tartışma dışı bırakırsak, din kisvesiyle faaliyet gösteren tüm yapıların laik devlete biatı aşamasında olduğumuz görülecektir. Devletin devşirdikleri dışında kalanlar hukukun suç alanına girecek. Ama asıl soru şu: Devlet İslami kesim üzerindeki operasyonunu tamamlama aşamasına geldiğine göre sırada kim ve ne var?
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları

























































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
13.12.2025
22.11.2025
3.11.2025
19.10.2025
12.10.2025
4.10.2025
21.09.2025
23.08.2025
17.08.2025
10.08.2025