Ferdan ERGUT
Ekim’i yorumlamak
8.11.2012
3010
Bundan tam 95 yıl önce “dünyayı sarsan on gün” yaşandı. İşçiler dünya tarihinde ilk kez bir devlet kurucusu olarak tarih sahnesine çıktılar. Solda siyaset yapanlar için Ekim Devriminin özel bir anlamı vardır. Bu öncelikle devrimin kendisinin dünya tarihini değiştirecek kertede önemli olmasından kaynaklanır. Ama bunun dışında, dünyada ilk kez bir işçi devletinin mümkün olduğunu göstermesi sol siyasette Ekim’i özel bir yere oturttu. Bu ise üç temel sorun yarattı: Birincisi, belirli tarihsel ve mekânsal koşulların ürünü olan bir devrim evrenselleştirildi ve neredeyse devrimlerin genel yasası olarak sunuldu. Bununla bağlantılı ikincisi, başka coğrafyalarda ve başka zamanlarda farklı haksızlıklara karşı farklı biçimlerde mücadeleler vermiş milyonların tarihsel tecrübesine göreli bir duyarsızlık peyda oldu. Ve nihayet üçüncüsü, kendi mücadelelerimizde bu anlatı, bize doğru bir rehberlik yapmadı. Oysa başka bir anlatı mümkündü ve bu satırların yazarına göre o anlatı hakikate daha yakındı. Aşağıda yazacaklarım, satır başlarıyla o alternatif anlatıya dairdir. (Okurun, bu yazının Birikim’de yayınlanacak daha uzun bir yazının kısaltılmış hali olduğunu bilmesini isterim. Argümanlarımı desteklediğim tarihsel malzeme o yazıda yer alacak)
Öncelikle soğuk savaş döneminde anti-komünist tarihçilerin eline düştü Ekim Devrimi. ABD’nin en prestijli üniversitelerinin Rusya uzmanı tarihçi profesörlerinin tek hedefleri Ekim Devrimi’nigayrı-meşru göstermekti. Bu önemliydi; zira Sovyetler Birliği’nin doğum anı olan Ekim Devrimi bir kez gayrı meşru gösterilebilirse, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği’nin kendisi de gayrı meşru olacaktı. Soğuk savaşın “saygın tarihçilerinin” tarihsel hakikatle başkaca bir ilgileri yoktu. Harvard tarihçisi Richard Pipes şöyle yazıyordu örneğin: “Sovyet Rusya’yı yöneten elit, hakiki bir otorite iddiasında bulunamaz. Lenin, Troçki ve beraberindekiler zorla iktidarı ele geçirmişler ve etkin olamayan ama demokratik bir hükümeti yıkmışlardır [1905’de kurulan meşruti monarşiden bahsediyor. F.E] Başka bir deyişle, kurdukları hükümet küçük bir azınlığın şiddetinden doğmuştur.”
Batı’nın anti-komünist tarihçiliği iktidar hırsıyla yanıp tutuşan maceracı bir Lenin portresi çizerken, Sovyetlerin resmi tarihçileri bu algıyı tersinden yeniden üretiyordu. Bu grup için de sonuçta Ekim Devrimi, Lenin önderliğindeki Bolşeviklerin dahiyane stratejileri üzerinden açıklanıyordu. Her iki tarihçiliğin görmezden geldiği kısım, Ekim Devrimi’nin “aşağıdan yukarı”tarihiydi.
Ekim’e giden yol, 19. yüzyılın ikinci yarısında birçok genç ve kentli devrimcinin köylüye giderek devrimi ateşleme hayalleriyle başladı. Çeşitli başarısızlıklardan sonra nihayet çarpık Rus modernleşmesinin yarattığı devasa işçi sınıfı, devrimcilerin dikkatini çekti ve devrimin temel öznesinin işçiler olabileceği düşüncesi yerleşti. Ekim Devrimi’nin, Bolşevikleri merkeze alan “yukardan aşağı” anlatılarında pek de vurgulanmayan o işçiler, 1905’deki kitlesel grevleriyle nelere kadir olduklarını hem Çara hem de devrimcilere gösteriyorlardı. O bir yıl içinde tam 3 milyon işçi greve gitti. Bir yıl içinde bu sayıda işçinin grevde olduğu başka bir ülke yoktur! O yıl, grevleri koordine etmek için kendi aralarında “Sovyetler” (meclisler) kurdular. Sovyet delegasyonu fabrikaları dolaşarak işçileri greve ikna ediyordu. Ekim Devrimi işte tam da bu işçilerin devrimiydi. Dahası, bu devrim Marx’ın devrim teorisini doğrulayan belki de tek devrimdi. Sanayi proleteryası devrimin öncüsüydü. Birçok Batı ülkesinde proleterya böylesi devrimci bir radikallik sergilemedi. Birçok Batı-dışı ülkedeki devrimlerde ise işçi sınıfının rolü ikincil olmuştu. Bolşevik Devrimi bu açıdan da benzersizdi.
1917 Şubat’ında çöken iktisadi, mali ve askeri yapı, işçi sınıfının eylemleri ve alternatif iktidar odaklarıyla birleştiğinde Çarlık devletinden geriye bir şey kalmamıştı. Ekim, bir devleti çökerten devrim değildir. Çökmüş bir devletin yerine yeni bir devlet kuran devrimdir. (Teorik bir not: Aslında eski rejimleri çökerten devrimcilerin faaliyetleri değildir. Buna inanmak oldukça idealist bir bakış olurdu. Materyalist bir analizin söyleyeceği üzere, devletleri çökerten yapısal nedenlerdir. Devrimler, devlet çöküşünün nedeni değil; sonucudur.)
Aslında Bolşevikleri ve Lenin’i diğerlerinden ayıran unsur, kitlelerin taleplerini çok iyi bir şekilde analiz edip o talepleri sahiplenmeleri olmuştu. Kent yoksulları ekmek istiyordu; işçiler daha faza ücret daha az çalışma saatleri istiyordu; toplumun yüzde 80’ini oluşturan köylüler toprakistiyordu. Hepsi birlikte ise savaşın bitmesini, yani barış istiyordu.
Bolşeviklerin sloganı “Ekmek, Barış, Toprak” bu dönemde müthiş bir kitleselleşme sağladı. Mart 1917’de birkaç binlik bir kadro olan Bolşevikler aynı yılın yaz aylarında 250.000’lik bir sayıya ulaşmıştı (Anti-komünist tarihçilerin tümüyle göz ardı ettikleri kitlesellik budur) Ama dikkat: Kitleselleşmeyi sağlayan bu sloganın hiçbir sözcüğü Bolşeviklerin icadı değildi. Lenin’in tek yaptığı kitleyi izlemekti. Hobsbawm’ın güzel deyişiyle Lenin “izleyerek önderlik yapmayı bilen” bir devrimciydi. Tam da bu nedenle sosyalist programa uymasa da toprakların, aile çiftlikleri arasında bölünmesini onaylamakta tereddüt göstermedi.
Devrimi doğuran ana dinamik Bolşevikler değildi belki; ama devrim sonrası devleti ve iktisadi sistemi kuran onlardı elbette. İktidarı almışlardı; ama iktidarda kalabileceklerinin hiçbir garantisi yoktu. Her şeyden önce tek ülkede sosyalizmi kurmak, sanayii kamusallaştırmak, büyük topraklara el koymak, 1. Dünya Savaşı’nın yükümlülüklerini ve dış borçları reddetmek gibi hedefler kapitalist sistemin hakim devletlerinde elitlerin tüylerini diken diken etmişti. İnanılması imkansız olan şuydu ki, “cahil-cühela” işçiler dünya tarihinde ilk kez devlet kuruyordu. Kapitalist devletler, devrimi boğmak için ellerinden geleni yapacaklardı ve yaptılar da… Ekim Devrimi’nin burjuvazinin tahayyül sınırlarını ne kadar zorladığını New York Times muhabirinin yaptığı “haber”e bakarak da anlayabiliriz. Gazeteye göre Lenin ve yoldaşları (“insan müsveddeleri” deniyordu haberde) Petrograd’da saatte 500 kafa koparan elektrikli bir giyotin icat etmişlerdi ve giyotin durmadan çalışıyordu!
Bu koşullarda, başta Lenin olmak üzere bütün Bolşeviklerin tek bir hedefi vardı: Dayanmak. Tek ülkede sosyalizm fikri hepsine yabancıydı. Dünya devriminin fitili, eli kulağında bekleyen Almanya’daki sosyalist devrimle ateşlenecekti. O zamana kadar Bolşevikler bütün gücüyle dayanacaklardı. Ve dayandılar!
Savaş belasından kurtulmak için Brest Litovsk’da Almanların kendisine dayattığı barış koşullarını dahi kabul etti Lenin. Parti içi muhalefet, infiale kapılmıştı. Neredeyse devrime ihanetlesuçlanıyordu. Lenin bu süreçte şaşırtıcı bir biçimde partiyi açık tuttu. Bütün muhalif gruplarla görüştü, müzakere etti ve onları ikna etmeye çalıştı. O dönemde Kremlin’de bulunan yabancı gözlemciler Lenin’in bu kadar kolay ulaşılabilir bir lider olmasına nasıl şaşırdıklarını anlatırlar.
BAZI SONUÇLAR
Ekim’den çıkartılması gereken ilk sonuç “dünyayı sarsan on gün”ün aslında on günden ibaret olmadığını bilmektir. Uzun dönemde şekillenen yapısal sorunların çözülememesi (neden çözülemediği bu yazıda yer almıyor) sonucunda çöken eski rejim, bir devrim sonucunda yerini yeni ve sosyalist bir devlete bırakmıştır. Teoride çok kullandığımız “devrimci durumlar”,devrimcilerin yapıp ettikleriyle oluşmazlar. Devrimci durumların yapısal koşullarına dikkat etmeyenler onun var olup olmadığını bile gözleyemezler. Lenin, bütün yaptıklarını bunu gözleyerek yaptı. Gözleyemeyenler –yani Lenin’in yaptığını yapamayanlar- kısa sürede “madde”nin gücüyle karşı karşıya gelirler. Böylesi durumlarda son, trajiktir. Tarihte, örneği çoktur.
İkinci sonuç, devrimcilerin kitleyle kurduğu bağa ilişkindir. Tarihte çok az devrim Ekim kadar, çok az lider Lenin kadar suistimale uğramıştır! Öğrencilik yıllarımda, 1970’lerde çıkan sosyalist dergileri taramıştım. Hemen hemen bütün örgütler “hakiki öncü”nün kendileri olduğunu söylüyordu. Neredeyse öncü olmak için, telaffuz etmek yetiyordu. Yukarıdaki anlatı, umarım ki, Bolşeviklerin ve Lenin’in “öncülüğünün” nasıl bir öncülük olduğunu gösterebilmiştir.
Bununla bağlantılı üçüncü bir sonuç şudur: “Büyük devrimler” büyüktür; zira halkın kendisi yapmıştır devrimi. Milyonlarca devrimci, işleri kendi ellerine alıp yerleşik düzenleri yıkmışlardır. Elbette hepsinde “profesyonel devrimciler” vardır ve katkıları önemlidir. Ama o devrimlerin hiçbirini“profesyoneller” yapmamıştır! Fransız Devrimini Jakobenler üzerinden, Rus DevriminiBolşevikler üzerinden açıklamak o devrimleri azımsamaktan başka bir anlama gelmez. Fransa’nın her yerinde binlerce köylü 1789’da ayaklanarak, şatoları ve içlerindeki vergi ve borç kayıtlarını yakmak suretiyle feodalizmi fiilen ilga ederlerken Jakoben nedir, Jironden nedir zerre bilgileri yoktu. Çin’de hanedanlığın 1912’de çökmesiyle başlayan devrimci sürecin başlangıcında Mao daha çocuktu ve Çin Komünist Partisi mevcut değildi. Ve Ekim: Rusya’nın her yerinde yiyecek ayaklanmaları olduğunda, askerler bölüklerini terk edip sovyetlerini kurduklarında Lenin İsviçre sürgünündeydi ve Bolşevikler yer altındaydı. Sözün özü: Büyük Devrimler, halkların yaptıkları devrimlerdir.
Dördüncü sonuç: Ekim Devrimi tarihsel bir olaydı. Tarih! Yani belirli bir zaman ve belirli bir mekan… Yiyecek ayaklanmaları dünyanın her yerinde oluyordu. Ama 1917’de, Ekim’de, Rusya’da olunca Ekim Devrimi oldu! Dünyanın bu tek işçi devrimini incelerken dört unsuru gözden kaçırmayalım: i) bu devrimi yapanlara haklarını ve saygınlıklarını teslim edelim ve devrimin bütün onurunu “çelik çekirdeğe” vermeyelim; ii) zamana ve mekana bağlı (yani tarihsel!) bu olayı evrenselleştirip bağlamından kopartmayalım; iii) bağlam-bağımlı olmasına rağmen, Lenin ve Bolşeviklerin yapıyı gözleme ve yapıyı zorlama becerisine dair çıkarsamalarımızı bir kenara not edelim; ama iv) bunların hepsini kitleyle birlikte yapma kararlılığını ısrarla vurgulayalım; nihayetinde –ama maalesef- v) Bolşeviklerin iktidara geldikten kısa süre sonra görülmeye başlayan ve giderek kurumsallaşan olguyu –yani kitle ile kurulan organik bağın önemsizleşmesiyle birlikte Sovyetler Birliği’nde olanları- da asla akıldan çıkarmayalım.
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları
-
Şevki ÇELİKCİKEMAL ARABACI 17.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin GürcanFırat batısı, Suriye, riskler, tespitler: Ufukta bir operasyon mu var? 13.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin MünirErkeğin kadını ezmesi 22.09.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AcetSon anketler ne diyor? 9.09.2021 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZKONYA KATLİAMI VE GAZETECİLİK MESLEĞİ ÜZERİNE 2.08.2021 Tüm Yazıları
-
Yasin AKTAYTaliban’ın inancıyla ters olma arzusu 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Süleyman Seyfi Öğün2023’e doğru Türkiye 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Cem SANCARHanımefendi diyeceksiniz 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Yusuf KaplanFetih ruhu ve rüyası 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ali AYDINİşsiz Kalan Antikorlar, Lanetli Pay ve Siyaset 17.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer F. GergerlioğluMuhafazakârlar çürümeye niye sessiz? 8.06.2021 Tüm Yazıları
-
Mustafa ÖztürkNiyet ve akıbet 29.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ayşe BöhürlerTarih büyük harflerle yazılmaz 28.05.2021 Tüm Yazıları
-
Gazi BAŞYURTBir zamanlar sayılamazdık parmak ile, şimdi eksiliyoruz birer birer… 25.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer Ahmet ÖZERENBİR 1 MAYIS Anekdotu… 10.05.2021 Tüm Yazıları
-
Osman CAN24 Nisan 1915: Kardeşimin Cenazesini Kaldıramadım Hala! 29.04.2021 Tüm Yazıları
-
Verda ÖZERBırak artık eski normali 28.04.2021 Tüm Yazıları
-
Vedat BilginSistem değişti de ne oldu! 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Kurtuluş TAYİZPandemide Erdoğan'ı devirme planı çöktü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali Saydam23 Nisan ‘Çocuklara Hürmet’ Günü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali TarakçıZEVZEK'in asıl amacı Montrö değilmiş! 17.04.2021 Tüm Yazıları
-
Burak Bilgehan ÖzpekVesayet Nedir, Nasıl Kurulur, Niçin Çöker? 16.04.2021 Tüm Yazıları
-
Firuz TÜRKERDARBE GİRİŞİMİNE HAZIR OLMAK 4.04.2021 Tüm Yazıları
-
Yıldız RamazanoğluYeni metin ne söyleyecek? 25.03.2021 Tüm Yazıları
-
RAGIP DURAN'Bir tek kişinin otoritesi suçtur!' 22.03.2021 Tüm Yazıları
-
Sevilay YALMANMesele Gergerlioğlu meselesi değil! 19.03.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKBACAKİZMİT KÖRFEZİ YAKIN, DENİZ BİZE ÇOK UZAK! 17.03.2021 Tüm Yazıları
-
Ural ATEŞERANADİL... 21.02.2021 Tüm Yazıları
-
Demir Küçükaydınİki Devrimci – Türeci ve Şahin 4.01.2021 Tüm Yazıları
-
Perihan MAĞDENHayaller: ETHOS, Gerçekler: BİR BAŞKADIR BENİM MEMLEKETİM 18.11.2020 Tüm Yazıları
-
Talat ULUSOY9 Eylül 1922, İzmir’in “KURTULUŞ” Günü’nde… 9.09.2020 Tüm Yazıları
-
Mahmut ÖVÜRAK Parti mi “İhvan’cı” siz mi operasyon çekiyorsunuz? 8.09.2020 Tüm Yazıları
-
Mustafa Yurtsever2010 YILI REFERANDUMU’NUN BİTMEYEN HİKAYESİ 29.08.2020 Tüm Yazıları
-
Hilâl KAPLANİstanbul Sözleşmesi yaşatır mı? 7.08.2020 Tüm Yazıları
-
Eşref ÇAKARKonca Yazışmaları... 5.08.2020 Tüm Yazıları
-
Kadri GÜRSELTürkiye’de darbe mi olacak gerçekten? 16.05.2020 Tüm Yazıları
-
Sinan ÇİFTYÜREKTürbülanstan mayın tarlasına dalış yapan AKP! 13.05.2020 Tüm Yazıları
-
Yaşar YAKIŞTürkiye’nin iktidar partisi yardımlaşmayı da tekeline almak istiyor 25.04.2020 Tüm Yazıları
-
Orhan PamukEski salgınlar ve bugün biz 24.04.2020 Tüm Yazıları
-
Bejan MATURÖlüm hangi boşluğu doldurur? 12.04.2020 Tüm Yazıları
-
Umut ÖZKIRIMLIKorona ve milliyetçilik 8.04.2020 Tüm Yazıları
-
Raffi Hermon Araks‘ARTSAX (Dağlık Karabağ) MESELESİ, NEDİR VE NE DEĞİLDİR? 1.04.2020 Tüm Yazıları
-
Serdar KAYAİslam, Bilim, Virüs, Kumaş 24.03.2020 Tüm Yazıları
-
Markar ESAYANKarantina günlerinde yalnızlık... 20.03.2020 Tüm Yazıları
-
Eyüphan KAYACorona Virüs bir musibettir 19.03.2020 Tüm Yazıları
-
Metehan DemirMoskovanın samimiyet testi 23.02.2020 Tüm Yazıları
-
Merve Şebnem OruçSürreel bir devrim: Gezi 23.02.2020 Tüm Yazıları












































































































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
6.01.2015
28.07.2015
30.05.2015
5.02.2015
27.10.2014
21.06.2014
3.06.2014
26.04.2014
4.04.2014
20.02.2014