İhsan DAĞI
Bu ülkede devlet ve otorite esas, toplum ve özgürlük teferruattır. İktidarda kim olursa olsun bu değişmez. Devlet hep tepede ve buyurgandır, toplum ise edilgen. Devlete ‘baba’ der, ve bunu dediğimiz anda devletle aramızda yukarıdan aşağıya ‘hiyerarşik’ bir ilişki kurar, hiyerarşiyi de doğallaştırırız.
Oysa siyaset toplumsal bir süreçtir. Rekabete dayalı mekanizmaların egemen olduğu bir siyaset düzeninde ‘toplumsal’ın ‘siyasal’a nüfuz etmesi, onu tanımlaması ve belirlemesi beklenir. Yani devleti çoğunluğun yönetmesine imkan veren asgari bir demokraside bile siyaseti, en başta da devleti toplum sınırlar, denetler ve belirler.
Nedense bizde bu ilişki oldukça farklı. Devletin toplumu, yani sivil alanı ‘devletleştirme’ potansiyeli hayli yüksek. Toplumsal dinamikler ve aktörler bir süre sonra karşınıza ‘resmiyet’ kazanıp ‘bekçi Murtaza’ kılığıyla çıkıverir...
En ‘sivil’ siyasetçiler, aydınlar, sivil toplumcular bile ‘Türklerin bin yıllık devlet geleneği’nden prestijle söz eder, ‘milli birlik ve beraberliğe en çok muhtaç olduğumuz bu günler’ repliğini dilinden düşürmez, ‘hikmet-i hükümet’e olan inancı sarsılmaz, ‘emperyal bir Türkiye vizyonu’ndan şaşmaz. Beklenenin aksine devlet-toplum buluşmasında kazanan nedense hep devlet olur. Devlete ram olmayan neredeyse yoktur. Otorite tarafından ezilen ve dışlananlar bile devlet çağırdığında ‘hizmet’e hazır kıtalara dönüşür; çünkü her kesim özünde devlete aşkın bir duyguyla bağlıdır. Devlet ve otorite ile ontolojik bir sorunları yoktur. Bu İslamcılar ve Kemalistler kadar kimi liberaller için de böyledir.
Atilla Yayla ‘bu ülkede herkes biraz kolektivisttir’ der. Benzer bir şey sanırım; bu ülkede herkes epeyce ‘devletçi’. Siyasi partiler arasında hep bir ‘devlet partisi’ oldu; bir de toplumu arkasına alarak iktidar olan partiler. İkincilerin bu ülkede demokrasi inşa etme potansiyelleri yüksekti, eğer kendilerini iktidar yapan ‘topluma hizmet’ sunarken ‘devlet baba’ kültürünü derinleştirmiş olmasalardı. CHP’nin tek partili yıllarında toplumu ‘döven devlet babası’ndan DP’yle birlikte ‘toplumu besleyen devlet baba’sına geçince devletle toplum arasındaki ‘hiyerarşi’ ortadan kalkmadı, sürekli yeniden üretilerek günümüze kadar geldi.
Tamam, sonuçta toplum kendini döverek ‘terbiye eden’ babayı değil de ‘besleyerek’ sadakat bekleyen devlet babayı tercih etti hep. Aç aç dayak yemektense tok karna itaat etmek ‘gelişme’ sayılırdı. Ama toplum destekli ‘hizmet siyaseti’ sivil alanı özerkleştirmekten çok toplumu devletin ‘patronajı’na eklemlemekle sonuçlandı.
Aslolan halkın devlete muhtaç olmadan, devlete el açmadan var olabilmesidir. Halk o zaman özgür ve özerk olur, demokratik siyaset üzerinden devleti ‘sivilleştirebilir’. Aksi halde kaynakları ve özgürlükleri istediği gibi tanzim etme gücüne sahip bir devlet aygıtı siyaseti de toplumu da teslim alır.
‘Muhtaçlar’ ülkesinden demokrasi çıkmaz. Muhtaçlar sadece yoksullar değildir; devletsiz ‘olamayan’ sermaye, medya, sivil toplum da muhtaçtır devlete ve otoriteye. Ve onlardan yurttaş değil, devletin lütfuna muhtaç teba olur ancak.
Böyle olunca da devlet neyin ‘milli içki’ olduğuna kendi karar verir, özel sektöre ‘otomobil üreteceksin’ fırçası atar, sivil toplumu devletle bütünleştirecek işlere kalkışır. Sonra, devletin otoritesiyle dalga da geçilmez. Devlet ve hatta devleti temel referans alan ‘sadık’ toplum buna izin vermez. Devlet ister Kemalist olsun, isterse de muhafazakar, fark etmez. Bizim devlet kendini ezdirmez, gerek gördükçe de ezer... Toplum devletten özerk olmayınca devlet topluma hükmeder. Kısmi de olsa demokrasi içinde bunu yapıyor olabilmesi ise bir ‘Türk mucizesi’ sayılmalıdır.
Yazarlar
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları













































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
13.01.2025
10.05.2024
11.04.2024
8.04.2024
3.01.2024
25.12.2023
13.12.2023
16.10.2023
9.10.2023
17.06.2023