Lale KEMAL
Hükümet, kimi zaman, dış politika alanında abartılı ve adeta Osmanlı’nın başarılı dönemlerindeki hakimiyetini yeniden canlandırmak ister bir görüntü verebiliyor ve kimi dış çevrelerde bu algı güçleniyor. Bende de zaman zaman bu türden algı oluşuyor. Ama ben bu tür sapmaları, ufak yol kazaları olarak görüyor ve genel hatlarıyla, Türkiye’nin dış politikada doğru adımlar atan ve bu adımları atarken de sözü dinlenen bir ülke haline geldiğini gözlüyorum. Hele hele de yakın tarihe kadarki ciddiye alınmazlığımız gözönüne alındığında bugün sözü dinlenen bir ülke olduğumuzu kabul etmemiz gerekiyor.
Çok öteye gitmeye gerek yok. Daha 10 yıl öncesine kadar, ciddi insan hakları ihlalleri yüzünden dış dünyada ağır eleştirilere maruz kalıyorduk. Darbe kültürü, faili meçhul cinayetler, nezarethanelerde işkenceden ölen insanlar, Güneydoğu’da, sivil-asker rant paylaşımı arasında PKK ve güvenlik güçleri arasında sıkışıp kalan insanlar, yerlerinden edilen onbinlerce insan. Saymakla bitmez.
Bugün dünyada saygın bir yerimiz varsa, bunun izlerini, atılan demokratikleşme adımlarında bulabiliriz. Ne zamanki Türkiye, tabu olan, askerin yönetimi sivil iktidarla paylaşmama uğruna gerçekleştirdiği darbeler, sonrasında yargıya intikal eden darbe planı iddiaları, Kürt sorunu gibi ülkeyi derinden yaralayan sorunları, reformlardan aldığı güçle tartışmaya başladı işte o zaman dünyanın kayda değer bulduğu bir ülke haline geldi.
Bugün artık, tabu olan konuların tartışılmasının da ötesine geçildi. Darbe kalıntısı Anayasa’da önemli değişiklikler yapıldı, faili meçhul cinayetlerden sorumlu olanlar yargı önünde hesap veriyor, futboldaki şike iddiaları yargıya taşındı, yakın tarihe kadar dokunulmaz olan üniformalı ya da üniformasız suç işlediklerinden şüphelenilen pek çok kişi yargı önünde hesap veriyor. Kürt sorununa, çok geç de olsa 2009 yılında başlatılan açılım ile silah dışı yöntemlerle çözüm arayışları başlatıldı.
Ama son zamanlardaki gelişmeler, Türkiye, bu kazanımlarından ödün mü veriyor, milliyetçi hezeyan içindeki savaş yanlısı çevrelerin tuzağına mı düşüyor, gibi soruları sormamıza neden olacak nitelikte. Bu soruları sormamıza neden olan en önemli gelişmelerden biri, Kuzey Irak’ta PKK hedeflerine yönelik yaklaşık bir yıl aradan sonra yeniden başlatılan operasyonlar.
12 yaşında Prusya ordusuna katılan ünlü savaş filozofu Clausewitz der ki, “Savaş, politik amaçlara başka yollardan ulaşmanın bir aracı olmaktan öteye geçmez”.
Clausewtz, “Politikayı yapan siyasetçiler ile bu politikayı uygulayan askerler arasındaki yakın işbirliği temel bir gereksinimdir” diye de ekler.
Bu ünlü savaşçı ve savaş yazarının öğretilerini, bizde asker ve siyasetçiler ya okumamış ya da okumuş, önemsememiş!.. Bunca yıllık NATO üyeliğimiz sırasında Brüksel’e gönderdiğimiz askerî ataşeler de, terörü önemli ölçüde azaltan İspanya ve İngiltere gibi ülkelerden alınan dersleri de karargâhlarına ya aktarmamışlar ya da aktarmışlar, aldıran olmamış.
28 yılı buldu PKK ile mücadele adı altında devam eden düşük yoğunluklu savaş; onbinlerce insan ya öldü ya da yaralandı, geride kalan aileleri derin acılar içersinde. 1990 yılı sonrası, son operasyonlar sayılmazsa Kuzey Irak’taki PKK hedeflerine yönelik yapılan hava ve kara harekâtı sayısı 20’yi aştı. Bu süre zarfında, “savaşın politik amaçların elde edilmesinde bir araç olmaktan öteye gitmediğini” idrak eden tek bir siyasi irade ortaya çıkmadı. TSK’nın, onlarca yıl inisiyatifine ve kontrolüne bırakılan terörle mücadeleden sonuç doğal olarak alınmadı. Zira, bu mücadele mutlaka ve mutlaka, siyasi irade ve parlamentonun denetiminde yapılmalıydı ve siyasi araçlar devreye sokulmalıydı.
Hükümetin, geç de olsa, terörle mücadelede kontrolü ele aldığını görüyoruz. Şimdinin Başbakan Yardımcısı, eski İçişleri Bakanı Beşir Atalay, 19 ağustosta NTV’ye yaptığı açıklamada, sınırötesi operasyonları kastederek, “Daha önce olmadığı kadar bütün kurumlar koordinasyon içinde hareket ediyoruz” diyordu.
Ancak, hükümet, operasyonları kısa süre içinde durdurmaz ve reformları hayata geçirmez ise, içerde derin yaralar almaya devam edeceğimiz gibi dış politikadaki kazanımlarımız da heba olacak.
CNN International’da, “Türkiye’de yatırım yapın” çağrısını içeren bir reklam dönüyor şu sıralar. Savaş tamtamlarının çaldığı Türkiye’ye yatırım yapan olur mu, diye sormak gerekiyor.
TSK hazırlığı hükümetin bilgisi dahilinde mi?
Önceki gün bizim gazetede manşetten verilen bir haber vardı. Genelkurmay Başkanlığı Adlî Müşavirliği’nde bir toplantı yapıldığı ve bu toplantıda, darbe planı iddialarından tutuklu olan sanıkların tahliye edilmeleri için Ceza Yasası’nda yapılabilecek değişiklikler üzerinde çalışıldığı belirtiliyordu. Genelkurmay Başkanlığı, aynı gün yaptığı açıklamada, haberi doğruluyordu ama bir nüansla.
“Şeytan ayrıntıda gizlidir” derler ya işte o ayrıntı, açıklamadaki şu cümlede gizliydi:
“Bu toplantıda (Genelkurmay Başkanlığı Karargâhında), yeni yasama döneminde CMK’da ve askerî hukuki mevzuatta yapılması düşünülen yeni düzenlemelerin neler olabileceği üzerinde değerlendirmeler yapılmıştır.” TSK açıklamalarında kullanılan ifadeleri iyi bilenler, Genelkurmay Başkanlığı’ndaki bu toplantının ve söz konusu çalışmanın, aslında hükümetin bilgisi dahilinde yapıldığına işaret ettiğini belirtiyorlar.
Söz konusu toplantı ve ele alınan konu şayet TSK’nın inisiyatifinde gerçekleşseydi; “CMK’da ve askerî hukuki mevzuatta yapılması düşünülen yeni düzenlemeler” ifadesi yerine, “Yapılmasına ihtiyaç olan düzenlemeler” cümlesi kurulurdu. “Düşünülen yeni düzenlemeler” ifadesi, TSK dışında düşünülen bir çalışmayı kastediyor.
Önümüzdeki günlerde, tutukluluk süreleriyle ilgili hükümetten bir düzenleme gelirse şaşırmayın. Ancak uzun tutukluluk sürelerinin adeta cezaya dönüştüğü de bir gerçek. Kimilerince de uzun tutukluluk süreleri, “Sanki ortada işlenmiş bir suç yokmuş gibi,” istismar ediliyor.
Diğer yandan, salt rütbeliler mağdur edebiyatı yaptığı için tutuksuz yargılanma sürecini başlatmak, toplumda aynı durumda bulunan sıradan vatandaşı, “Neden biz benzer durumdayken önlem alınmadı” diye sormasını kaçınılmaz kılıp, derinden yaralayacaktır.
Türkiye’yi zor durumda bırakmaya gebe sınırötesi operasyonlar gibi bu hukuki tasarruf hazırlıkları da hükümeti tuzağa düşürebilecek nitelikte.
Yazarlar
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları




































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
2.02.2016
25.06.2016
18.06.2016
11.06.2016
4.02.2016
28.05.2016
14.05.2016
7.02.2016
30.04.2016
24.04.2016