Pelin CENGİZ

Prof. Dr. TANER BERKSOY
Okan Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Taner Berksoy, akademik kariyerinin yanı sıra çeşitli kurum ve kuruluşlarda danışmanlık hizmeti vererek, iş dünyasında da önemli görevler üstlendi. Türkiye ekonomisindeki yapısal ve güncel durumlar, dünya ekonomisine ilişkin analizler ve kalkınma politikaları gibi alanlarda akademik çalışmalar yaptı, çok sayıda kitap ve makalesi yayımlandı. Makaleleri dünyanın saygın dergilerinde yer aldı. Berksoy, halen Dünya Gazetesi’nde köşe yazıları yazıyor.
Türkiye’de ekonomi tartışması artık 2012 yılına damgasını vuran şu meşhur gaz/fren metaforu üzerinden sürüyor. Öyle görünüyor ki, Avrupa’daki resesyonun da etkisiyle Türkiye, yılbaşında koyduğu büyüme, enflasyon, bütçe, işsizlik ve cari açık hedeflerine 2012 yılı sonunda ulaşamayacak. Türkiye’dekine benzer bir gaz/fren tartışmasının dünyada da yapıldığını, bunun sadece bize özgü olmadığını söyleyen Prof. Dr. Taner Berksoy ile Türkiye’nin yılsonunda nasıl bir ekonomik bilanço fotoğrafı ile karşı karşıya kalacağını konuştuk. Berksoy, 2002-2008 yılları arasında gerçekleştirilen mali onarım sürecinde sıkı mali politikaları uygulanırken, ekonominin de hızlı büyüdüğünü ve hafızalarda şimdi o eski performansın olduğunu söylüyor. Ancak, dünyanın içinden geçtiği kriz sürecinde hem frene basıp hem büyüme elde etmek söz konusu değil. Berksoy’a göre, 2002 yılı sonrasında dünyada müthiş bir konjonktür vardı, faizler düşüktü, likidite yüksekti. Dolayısıyla dünyadaki büyüme trendinden biz de nasibimizi aldık. Ancak, bugün durum öyle değil. Berksoy, bugün artık büyüme değil, yavaşlama konjonktürü içinde olduğumuzu hatırlatarak, şu noktaya dikkat çekiyor: Uluslararası konjonktür, birinci maliye politikası seferini başarıyla tamamladığımız dönemdeki gibi değil...
Hükümetteki gaz/fren tartışması farklı boyutlarıyla çeşitli kesimlerce ele alındı. Ancak, bu tartışma sadece bize özgü değil. Bizdeki ile krizdeki ülkelerde yaşanan tartışmanın benzer boyutları var mı?
Gaz/fren deyimi bu şekliyle bize has ama benzerini tüm dünya konuşuyor. Epey derin bir kriz yaşandı ve gelişmekte olan ülkeler daha hızlı çıkarken, yaşlı ülkeler o kadar iyi çıkamadı. Bu nedenle tekrar ikinci bir dip riski ortaya çıktı. Krizin başlangıcında fazla tereddüt etmeden herkes ekonomilerine hem para politikasını hem de maliye politikasını gevşeterek çok hızlı şekilde müdahale etti. Beklenenden daha sığ bir yerden döndü ama toparlayamadı. Bu, bir miktar öz olarak oradan kalma bir tartışma. Şu anda tüm dünya yavaşlama konjonktüründen geçiyor. Küreselleşme nedeniyle etkileşimler çok yoğun olduğu için hemen herkes bundan etkilendi, hep beraber yavaşlıyoruz. Yavaşlarken krizden çıkışta özellikle maliye politikası fazlasıyla açıldığı için, kamu borcu problemini de beraberinde getiriyoruz. Bizde de bir miktar açılma oldu ama o kadar çok değil. ABD ve özellikle Avrupa’da kamu borcu açığı ortaya çıktı. Tartışma şu: Ciddi bir borç dinamiği oluşmuşken, kamu açığı varken, borçlar hızla artarken kamu alanını biraz daraltmak lazım. Normal koşullarda sıkı bir maliye politikası bu işi yapar ama koşullar normal değil, durgunluk var. Dolayısıyla “mali disiplini yeniden tesis edelim, frene basalım” diyenler var. Tersine “şimdi frene basacak bir durum yok, resesyona gidiyoruz gaza basalım” diyen bir tez var. Bunlar aynen bizde de var. Biz benzer bir durumdan 2001’de geçtik, maliyede ciddi bir düzeltme yaptık. Krizin başladığı 2008-2009’a kadar da mali disiplini yani kamu dengesini koruduk. Bu sayede borç dinamiğini fevkalade düşürdük, borç oranını aşağı çektik. Bizde oradan kalma bir risk algısı var. 2000 öncesine ait felaket bir kamu maliyesi sabıka kaydına sahibiz. O bir korku. 2002’den sonra mali disiplini sağlayan Ali Babacan ve kadrosu, hâlâ aynı kadro. Hem kendi eserlerini feda etmek hem de şöhretlerini kaybetmek istemiyorlar.
Kriz döneminde Türkiye mali politikalar açısından çok fazla takdir edildi...
İş, şaka yollu Yunanistan’a gitsek maliye dersi versek noktasına kadar geldi. Egolar fazla şişikti. Gaza basalım dediğinizde ondan vazgeçiyorsunuz... Gaz/fren hikâyesinin geri planı ve şu anki durumu bu. Babacan, bu tartışmanın fren tarafında duracağının sinyallerini veriyordu. OVP nerede duracak diye merak ediyordum. OVP, çok net fren tarafında duruyor. Sert bir fren değil ama gevşeme durumu da pek yok. 2015’e kadar öngördüğü büyüme hızı da düşük. 2013 için yüzde 4, ondan sonrası 5 ve üzeri olarak gidiyor. Türkiye’nin potansiyeline ve problemine göre düşük. Türkiye ekonomisinin problemi nedir diye sorarsanız bu, geleneksel olarak kamu borcu açığından ziyade enflasyon/işsizlik ikilemi arasında konuşulan bir şey. Fren yaptığınızda bir miktar işsizliği arttırıp enflasyonu kontrol altında tutarsınız, gaza bastığınızda da işsizliği azaltırsınız ama fiyatlar bir miktar kıpırdar. Bu dönemin şöyle bir rahatlığı vardı. Bunun altını çiziyorum çünkü, gelecekte olmayabilir. Krizle birlikte tavan yapan işsizlik yüzde 8.4’e kadar düştü. Sonra yüzde 9 seviyesine çıktı. Enflasyonda hedeften uzaklaşıyoruz. Yüzde 5 iyimserdi, şimdi yüzde 6’lar biraz daha realist. Ancak gerçekleşme bunun da üzerine çıkarak yüzde 7’lerde olacak. İşsizlik artışı bir alarm zili. Enflasyonda hızlanma olasılığı var. Burada, Merkez Bankası’nın kendine göre bir rahatlığı var. “Son çeyrekte büyüme hızlanacak, işsizliği dengeleyeceğiz, enflasyon da biraz daha yavaşlayacak.” Onu şu anda bilmiyoruz.
Dördüncü çeyrek için beklentiniz nedir?
Yılbaşında yavaşlayacağız ama bu sert mi, yumuşak mı olacak tartışması vardı. Bundan vazgeçtik. Çünkü, çok yumuşak olamayacağı ortaya çıktı. Şimdi, “bu çok yumuşak olmayan büyümeyi hızlandırmak gerekir mi” tartışmasına döndü. Bir taraf, “Gaza basmazsak işsizlik daha da yükselecek o bir problem olacak. O zaman kamu dengesi ve mali disiplini çok iyi, kamu maliye şöhreti yerli yerinde duran ama acayip işsize sahip, ekonomisi çok düşük büyüyen bir ülke olacağız” diyor. Tersi ise, “Şu anda enflasyon üzerinde baskı yok ama gaza bastığınızda harcamaları arttıracağınız için enflasyon üzerinde de bir baskı yaratma ihtimaliniz var. O zaman kadim enflasyon problemine dönme riskimiz var” diyor. Böyle arada sıkıştık. Bende şöyle bir iş bölümü yapıldığı kanaati var. Maliye tarafını sıkıyoruz, para tarafı da gevşiyor. Faiz bandının üst sınırı aşağı çekildi. Bu bankalara daha düşük maliyetle fonlama yapılacak, bankalar bunu kredi faizlerine yansıtacak, oradan da piyasa faiz oranı etkilenecek ve daha düşük faiz olacak gibi büyüme dostu bir şey. Maliye politikası çok da büyüme dostu olmayan bir yerde dururken, para politikası biraz daha büyüme dostu bir yerde duruyor. Bunu birbirlerinden habersiz yaptıklarını düşünmememiz için hiçbir neden yok. Her iki takım da eski ve 10 yıldır bu işi yapıyor ve birbirlerinden çok da kopuk hareket etmiyorlar.
Büyümeyi arttırmak için hükümet sizce ne yapacak?
Hükümetin büyüme için ne yapacağı, büyüme için ne kadar rahatsız olacağına bağlı. Büyümeyle ilgili iki şeyden eşzamanlı olarak rahatsız olabilir. Gelirler artmaz ya da daha düşük hızda artar. Büyüme, üretim ve gelirlerin artması demek. Türkiye’nin kötü bir gelir dağılımı var. Düşük hızda artan gelir, orta ve altı gelire sahip kesimlerde rahatsızlık yaratır. Düşük hız işsizlik demek. İşsizliğin yükselmesi de rahatsızlık getirir. Herhangi bir siyasi iktidar gözünü buraya diker, enflasyona bakar. Rahatsız edeceği noktaya gelene kadar da, bu takım ayağını frenden çekmez. Seçime giden iktidar gaza basar. Seçim sırasında ortada çok fazla işsiz olması siyaseten iyi bir şey değil. AKP’nin böyle bir sorunu yok. İşsizlik nedeniyle iktidar, kaybedecek gibi durmuyor. Popülist bir gevşeme ihtiyacı olmayabilir.
Mehmet Şimşek sık sık seçim ekonomisi olmayacak diyor. Bu da kendine güvenden mi kaynaklı?
Seçim sonucuna güvenmekten kaynaklı. Daha seçime var. Ama herhangi bir nedenle seçime doğru oy kaybı hızlanırsa, bunu o zaman tekrar değerlendirmek lazım.
İç dinamiklerin yanı sıra Avrupa’nın neredeyse resesyonda olması sonucu, Türkiye’nin yükselen bir büyüme trendi içinde olmasını bekleyemeyiz. İç talep ve ihracat dengesi nasıl kurulacak?
Son dört çeyrektir dış taleple büyüyoruz. Dış talebin artışından kasıt şu: İhracatın artış hızı, ithalattan daha yüksek. Bu, lehimize bir dış denge düzelmesi yapıyor, bunu cari açıkta görüyoruz. Bu hem talebin yer değiştirmesi hem de büyümeyi dış talep çekiyor anlamına gelir. Bundan şikâyet edecek halimiz yok ama bu sürdürülebilir değil. İthalatın çöküşü ekonominin çok hızlı yavaşlamasından kaynaklı. Büyümedeki hızlı düşüş ithalatı da aşağı çektiği için veya hızını kestiği için ithalat yavaşlamasından kaynaklanan bir durum. Eğer ekonomi daha da yavaşlarsa açıkçası resesyona doğru gidiyorsunuz demektir. Üç çeyrektir çöküş gibi bir iç talep daralması var.
Sizce iç talep neden daralıyor?
Aktörler önlerini görmüyor. Riskleri tam olarak algılayamadıkları için de yatırım harcamalarında hızlı bir gerileme var. Tabi risk üretmekte de epey becerikliyiz. İleriyi görmeyi kararttık. Beklenti yönetimini hiçbir zaman beceremedik. Şunu bile anlamadık: Dışa bağlı piyasa ekonomilerinde beklentiler, ekonominin önemli güçlerinden biridir. İyiyse çeker ekonomiyi götürür, karardığı zaman da geriye iter. Böyle bir “beklenti kararması” var. Dünyadaki yavaşlama ve Avrupa’nın bir türlü kendine gelememesi, bizi çok etkiliyor. Ekonomiyi dış talep sürüklüyor ama o da sürdürülebilir bir şey değil. Bir yerde ihracat da teklemeye başlayacak. Teklemekten kastım geri gitmesi değil, hızı muhafaza edemiyor. Dolayısıyla “dış talep bizi çekiyor” argümanı çok güvenilir bir argüman değil. İç talebi de canlandıracak ortada bir şey yok. Dönüp geliyorsunuz gaz meselesine. Bu çelişkiyi çözmek için bir miktar harcamaları arttırmak lazım. Şu anda özel alanda harcamaları arttırabilecek bir durum yok. İşte o kaybolan özel talebi telafi edecek bir şey yapmak lazım. Zafer Bey gaz vermekten bunu kastetse, onunla hemfikir olurum. Ama onun söylediği biraz daha ihtiraslı bir gaza basma.
Merkez Bankası üzerinde sizce baskı var mı? Varsa bu baskı ileride artar mı?
Var ve yavaşladığımız sürece o baskı artacak. Başbakan faiz sevmiyor. Faizin çok yüksek olduğunu ve bunun enflasyon yarattığını söylüyor. Bu bir baskı. Herkes görüyor ki, yatırım yok. Tüketim harcamaları hâlâ çok canlı değil, tüketici güveni de yerine gelmiş değil. Burayı bir miktar kışkırtmak için faizi bir miktar aşağı indirmek lazım. Orada bizim başka bir problemimiz devreye giriyor. Faizler biraz yukarıdayken yığılmalı şekilde döviz geliyor, en ufak bir şeyde de çıkıp gidiyor. İki durumda da sıkıntı çekiyoruz. Faizi çok düşük bir yere getirirsek, sermaye girişi yavaşlar. Sonra ters döner ama bu dış açığın finansmanını ciddi şekilde etkiler.
Merkez Bankası’nın faiz indirebilecek marjı var mı?
Bana göre çok yok. Başbakan gibi düşünüp faiz yüksek o nedenle enflasyon oluyor derseniz, faizi ne kadar düşürürseniz enflasyonu da o kadar düşürürsünüz. Halbuki, bize okullarda öğretilen o ilişki terstir. Yüksek enflasyon faizin yükselmesini gerektirir ki, arada bir reel faiz parçası olsun insanlar ona bakıp bir miktar tasarruf etsin, yatırım kaynakları da biraz daha düzgün dağılsın diye. Merkez Bankası 150 baz puan indirime gitti. Söylenenlere bakılırsa, yıl sonuna kadar bir 50 baz puan daha indirim gelecek. Fonlama maliyeti yüzde 7 civarına inecek. Zaten enflasyon beklentisi de o civarda. Dolayısıyla çok büyük bir marjı yok. Bankacılık düzgün yapılacaksa, orada çok fazla bir marjın olmadığı söylenebilir. Faiz negatifte olabilir ama bizde tasarruf problemi var. Tasarruf sıkıntısı olan bir ekonomide negatif faiz intihar etmek gibi bir şey. IMF, 4. Madde görüşmelerinin ardından büyüme ve enflasyon hedeflerinin gerçekleşmesinin mümkün olmadığını belirtti. Yılsonu nasıl bir tablo göreceğiz? Yılbaşında konan hedeflerin artık tutma olasılığı kalmadı. Büyümede hedefin altında kalacağız. Bütçe açığı eylül itibariyle hemen hemen yılsonunda öngörülen rakamlara geldi. Son zamları da göz önüne alırsak bütçe öngörülenden daha büyük bir açıkla yılı kapatacak. Enflasyonu zaten yarı yolda biraz yukarı ittik. Doğalgaz ve elektriğe yapılan zammın yaygın etkilerini daha tam görmedik. Bu iki ürüne yapılan zam enflasyonu arttıracak. Büyümeyi iyi kestiremediğimiz için büyük ihtimalle cari açık düşük bir yerde kalacak. Büyük ihtimalle yılsonu yeniden çift haneli ya da onun biraz altında kalan bir işsizlik rakamı görürüz. Benim bir tezim de şu. 2002-2008 arası müthiş bir mali onarım oldu. Mali politikalarda sıkının da ötesine geçtik. Reel faizi düşürdük. Şu anda mali disiplin peşinde koşarken, kafalarda eskinin anıları var. Bunlar yapılırken ekonomi hızlı büyüdü. Hem frene basıyorsunuz, hem de ekonomi büyüyor. 2002 sonrası dünyada müthiş bir konjonktür vardı. Faizler dipteydi, kıyamet gibi para vardı. Herkes büyürken, arada biz de büyüdük. Bugün durum öyle değil. Bugün büyüme değil, yavaşlama konjonktürü var. Gereğinden fazla fren yaparsak, işsizliğin tavan yaptığını görürüz, 2013’ü ciddi sıkıntılı geçiririz. Uluslararası konjonktür birinci maliye politikası seferini başarıyla tamamladığımız dönem gibi değil...
Avrupa’daki kriz daha ne kadar sürer?
Liderler, avronun ve AB’nin her şartta muhafaza edilmesi kararı aldı. Yunanistan, İspanya, Portekiz, İrlanda ve kısmen İtalya’nın problemi kendi finansmanlarını yapamaması. Uluslararası borçlanma piyasalarına giremiyorlar, girdiklerinde çok yüksek fiyatla borçlanıyorlar. Finansörleri, özellikle Almanya, bir an önce kendileri borçlansın istiyor. Krizdekiler ise piyasa borçlanmasını erteleyip, Avrupa fonlarıyla devam etmek istiyor. Bunun ekonomiyle ilgisi yok, bu siyasi manevra. Bir taraf Avrupa fonları gelsin diye son noktaya kadar direniyor, diğer taraf da piyasadan borçlansınlar diye itebildiği kadar itiyor. Zengin ülkeler krizdekileri finanse etsin anlayışı, Almanya’nın geleneksel kamu maliyesi anlayışının çok ötesinde bir yerde. Bu ülkelerin de ellerini taşın altına koymak gibi niyetleri yok. Madem birliği dağıtmıyoruz o zaman birlik ödesin fikri var ve dört beş yıl daha sürer. Bu da Demokles’in Kılıcı gibi bir Avrupa sorunu beş yıl devam edecek demek.
[email protected]
Yazarlar
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYAİmamoğlu'na istenen 23 asırlık tarihi ceza: Roma İmparatorluğu kurulduğunda hapse girseydi hala ceza 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakKadife eldiven zamanı 10.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Selami GÜREL“Adı belirsiz” süreç hızlı ilerliyor 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELOtoriter Nasyonal-Kapitalizmin Yeni Eşiği: II. Trump Devri 5.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKAna muhalefet lideri Akşener mi olacak? 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARSavaş notları 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları
-
Şevki ÇELİKCİKEMAL ARABACI 17.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin GürcanFırat batısı, Suriye, riskler, tespitler: Ufukta bir operasyon mu var? 13.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin MünirErkeğin kadını ezmesi 22.09.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AcetSon anketler ne diyor? 9.09.2021 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZKONYA KATLİAMI VE GAZETECİLİK MESLEĞİ ÜZERİNE 2.08.2021 Tüm Yazıları
-
Süleyman Seyfi Öğün2023’e doğru Türkiye 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Yasin AKTAYTaliban’ın inancıyla ters olma arzusu 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Yusuf KaplanFetih ruhu ve rüyası 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Cem SANCARHanımefendi diyeceksiniz 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ali AYDINİşsiz Kalan Antikorlar, Lanetli Pay ve Siyaset 17.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer F. GergerlioğluMuhafazakârlar çürümeye niye sessiz? 8.06.2021 Tüm Yazıları
-
Mustafa ÖztürkNiyet ve akıbet 29.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ayşe BöhürlerTarih büyük harflerle yazılmaz 28.05.2021 Tüm Yazıları
-
Gazi BAŞYURTBir zamanlar sayılamazdık parmak ile, şimdi eksiliyoruz birer birer… 25.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer Ahmet ÖZERENBİR 1 MAYIS Anekdotu… 10.05.2021 Tüm Yazıları
-
Osman CAN24 Nisan 1915: Kardeşimin Cenazesini Kaldıramadım Hala! 29.04.2021 Tüm Yazıları
-
Verda ÖZERBırak artık eski normali 28.04.2021 Tüm Yazıları
-
Kurtuluş TAYİZPandemide Erdoğan'ı devirme planı çöktü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Vedat BilginSistem değişti de ne oldu! 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali Saydam23 Nisan ‘Çocuklara Hürmet’ Günü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali TarakçıZEVZEK'in asıl amacı Montrö değilmiş! 17.04.2021 Tüm Yazıları
-
Burak Bilgehan ÖzpekVesayet Nedir, Nasıl Kurulur, Niçin Çöker? 16.04.2021 Tüm Yazıları
-
Firuz TÜRKERDARBE GİRİŞİMİNE HAZIR OLMAK 4.04.2021 Tüm Yazıları
-
Yıldız RamazanoğluYeni metin ne söyleyecek? 25.03.2021 Tüm Yazıları
-
RAGIP DURAN'Bir tek kişinin otoritesi suçtur!' 22.03.2021 Tüm Yazıları
-
Sevilay YALMANMesele Gergerlioğlu meselesi değil! 19.03.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKBACAKİZMİT KÖRFEZİ YAKIN, DENİZ BİZE ÇOK UZAK! 17.03.2021 Tüm Yazıları
-
Ural ATEŞERANADİL... 21.02.2021 Tüm Yazıları
-
Demir Küçükaydınİki Devrimci – Türeci ve Şahin 4.01.2021 Tüm Yazıları
-
Perihan MAĞDENHayaller: ETHOS, Gerçekler: BİR BAŞKADIR BENİM MEMLEKETİM 18.11.2020 Tüm Yazıları
-
Talat ULUSOY9 Eylül 1922, İzmir’in “KURTULUŞ” Günü’nde… 9.09.2020 Tüm Yazıları
-
Mahmut ÖVÜRAK Parti mi “İhvan’cı” siz mi operasyon çekiyorsunuz? 8.09.2020 Tüm Yazıları
-
Mustafa Yurtsever2010 YILI REFERANDUMU’NUN BİTMEYEN HİKAYESİ 29.08.2020 Tüm Yazıları
-
Hilâl KAPLANİstanbul Sözleşmesi yaşatır mı? 7.08.2020 Tüm Yazıları
-
Eşref ÇAKARKonca Yazışmaları... 5.08.2020 Tüm Yazıları





























































































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.03.2025
29.12.2024
14.10.2024
27.09.2024
23.08.2024
26.07.2024
21.05.2024
13.02.2023
10.02.2023
15.11.2022