Ümit KIVANÇ
Yaklaşık yarısı sahiden çoğulcu demokrasi ve adalet istiyorsa bir toplum otokrasiye uzun süre mahkûm edilemez. Ama tabiî kimse gelip onu oradan kurtarmaz; kendini kurtaracak mecburen. Haysiyet icabı.
Eğer “malzemeden çalıyorsun” demezseniz, seçimden önceki son yazımdan bir parçayı hatırlatarak başlamak isterim:
“…hiç beklenmedik bir anda, ülkenin ite kaka sokulduğu otokrasi yolundan, üstelik bu defa daha sahici bir parlamenter demokrasiye dönüş imkânı, iradesi doğdu. Soru şu: Diyelim seçim kaybedildi; bu imkân ve irade ortadan kalkmış mı sayılacak? Niye? Nasıl? Ya da kazanıldı. Otokrasiciler eyvallah deyip, bizden aparttıkları servetleriyle ondan bundan aparttıkları mülklerine mi çekilecekler? Hayır. Siyasî mücadele sürecek. Seçim sonucu ne olursa olsun, şu anda oluşmuş bulunan, parlamenter rejim ve kuvvetler ayrılığını yeniden kurma iradesi, Türkiye Cumhuriyeti siyasî tarihinde yakalanmış en ciddî demokrasi imkânıdır. Seçimin bu imkânı değerlendirmeyi sağlayacak bir sonuç vermesini elbette umuyorum. Ama bu sefer vermezse de, hemen toparlanıp en yakın zamanda yeniden demokrasi atağına kalkılması gerektiğini akıldan çıkarmamak lazım. Harekete geçmiş olan potansiyel, kolay durdurulabilir cinsten değil; buna güvenmeli!”
1970’LERLE SONRASININ FARKI
Başına ne gelirse gelsin hedeflerinin meşruiyetine, mücadele azmine güvenmek, Türkiye’de esas olarak yalnız Kürtlerin ve bir kısmı yaşını başını almış bir avuç solcunun bildiği bir insan davranışı. Gezi İsyanı’nda parlayan, çeşitli vesilelerle kendini gösterdiğinde ışıltısıyla göz kamaştıran, umut vaat eden, son olarak, Muharrem İnce’nin yapısal ataletle mâlûl CHP çevresinde bile muazzam bir dinamizm yaratmasıyla yeniden ortalığı aydınlatan modern büyükşehirli muhalif enerji ise, maalesef, herhangi bir uzun vadeli siyasî mücadelenin ön koşulu olan bu özellikten yoksun görünüyor. Yoksunluğu, ilk olarak gençliğinden, ikinci olarak, artık genç sayılmayacak kısmının gençliğini 12 Eylül ertesi koşullarında veya 1990’larda geçirmiş olmasından kaynaklanıyor sanırım. ’80’’lerde böyle kavram ve duygular -’70’lerdeki gibi- havada uçuşmuyordu, doğal olarak solunmaları imkânsızdı; sonrasında “ora”da, yani “Güneydoğu”da “düşük yoğunluklu savaş” vardı, batıdakilerin yüzünü oraya çevirmek mümkün olmamıştı.
İşçilerden değil, harekete geçtiği zaman çok daha kısa sürede çok daha görünür olabilen, sözü ve eylemi daha yüksek kurdan işlem gören orta sınıflardan söz ettiğimizi hatırlatarak devam edeyim – çünkü son seçim öncesinde ortaya çıkan, bir değişim potansiyelinin vücut bulması saydığımız kesim bu: Batıdaki büyükşehir ahalisinin birtakım asgarî hakları için mücadeleye girmek zorunda olduğunu idrak etmesi görece yeni bir olgu. Erdoğan+AKP iktidarının, geleneksel hassasiyetleri kaşıyarak toplumu kutuplaştırmaya dayalı iktidar pratiğine mecburî tepkiyle gelişti bu. İkinci etken, 7 Haziran 2015 seçimleri sürecinde Selahattin Demirtaş’ın pratiğidir. Demirtaş büyükşehir ahalisine öyle yerlerden öyle tonlarda seslendi ki, kulak kabartmamaları imkânsız hale geldi. Elbette yalnız Demirtaş değil. Söylemiyle, sloganlarıyla, görüntüsü ve “müziği” ile HDP’nin genel olarak sunduğu, en azından göz atmaya, kulak kabartmaya câzip bir davetti. Başarısı, varsayılmak, hesaba katılmak oldu. Bugün devletin ve faşistlerin dört koldan kesmeye, parçalamaya, imha etmeye çalıştığı, pek yeni sayılması gereken bu bağlantıdır. Kürtlerin askerle çatışan teröristten ibaret olmadığının idrak edilişi, hattâ Kürtlerin Kürt olduğunun yüksek sesle kabul edilişi de yeni sayılacak olgular.
Muharrem İnce’nin hapisteki Selahattin Demirtaş’a, Türkiye’deki siyasî partilerden birinin lideri ve cumhurbaşkanı adaylarından herhangi biri -siyaset diplomasisi bakımından böyle ifade edebiliriz- muamelesi yapması bu sürece önemli bir katkıydı.
İKİ HAYAL KIRIKLIĞI
Muhalif büyükşehir ahalisine döneyim. Seçim gecesi bu kitle, haklı olarak, iki büyük hayal kırıklığı yaşadı. İlki seçim sonucundan, ikincisi İnce’nin anlaşılmaz, CHP yönetiminin sinir bozucu tavırlarından ötürü. Demokrasi isteyen insanlar olarak, cumhurbaşkanı seçiminin en azından ikinci tura kalmasını ve parlamento çoğunluğunu muhalefetin almasını umuyorduk. Üstelik, olacak gibiydi. Olmadı. Üzülmemizden, hayal kırıklığı yaşamamızdan, birkaç günlüğüne hayata kahretmemizden daha tabiî ne olabilir?
Ancak, şu anda bana kızmakta olan muhterem büyükşehir ahalisi, kabul ediniz ki, “hayatım” dediği şeyin kendince olmazsa olmazlarına sahiden “hayatî” önem atfediyorsa, gönlünce yaşayamamayı onursuzluk sayıyorsa, “hayatım”ın steril bir kuytuda tek başına var olmadığını biliyorsa, “hayat” derken kendi dışındakileri, haksızlığa uğrayanları, yoksulları yoksunları hesaba katıyorsa, yeryüzünde adalet için uğraşmanın insanî bir gereklilik olduğunu düşünüyorsa, etrafta hüküm süren adaletsizliğe dair o kötü his bireysel mutluluğuna engel oluyorsa, kısaca haysiyetiyle yaşamak istiyorsa, insan ne olursa olsun silkinip mücadeleye devam etmelidir. Dahası, doğal olarakdevam eder ve bunu herhangi bir başarı garantisi aramadan yapar. Çünkü doğal olarak yapar.
Ve, insanın kendi eylemine önem ve değer atfetmesi elbette kaçınılmaz ve çok güzel, ama siyasî-toplumsal mücadelede herhangi bir girişimimizden hemen sonuç bekleyemeyiz ki! Bu toplumun yarısından biraz fazlası, artık iyice biliyoruz ki, devletin keyfince insan öldürmesiyle, yargı-hukuk kurumunun paramparça edilişiyle, haksız-adaletsiz yere hapse atılanlarla, Kürt köylerinde estirilen terörle, meşhur “millî irade”nin cisimleştiği yer olan Meclis’in şahsiyeti ve kaderiyle ilgilenmiyor. ‘Vuralım-kıralım-öldürelim’ci faşistlerle aynı safta olmak büyük çoğunluğu rahatsız etmiyor. Din adına her türlü düzenbazlığın yapılması da öyle. Ve biz bu ülkede bu toplum değişsin, çoğulcu, demokratik bir hayatı tercih etsin istiyorsak, bugüne kadar bu arzuyu duymamış, böyle bir geleceğin ferahlatıcı havasını şimdiden içine çekemeyen birilerine daha ulaşmak zorundayız. Çünkü bizim istediğimiz toplum hayatı, çoğunluk iradesi ve katılımı olmaksızın imkânsız. Dolayısıyla, çok zorlu bir uğraş, önümüzdeki.
KAZANIM
Şimdi dönüp somut vaziyete bir de öbür açıdan bakalım: İki ay öncesine kadar hüküm süren rejim, şimdi yasallaşacak olandan fiilen farksızdı. Evet, tek-adama kâdiri mutlaklık veren yasal zemin yoktu, ama zaten herhangi bir yasallık zemini de kalmamıştı. Hukuk kurum olarak imha edilmiş, parlamento işlevsiz kılınmıştı, yönetime ilişkin önemli kararlar hangi odasında kimin çalıştığını ve ne yaptığını bilmediğimiz bir sarayda, bilmediğimiz kimseler tarafından alınıyordu. “Gerek görüldüğünde” eli sopalı, hattâ silahlı faşist çeteler sokağa salınıyordu. Ve bunların karşısında sözü edilmeye değer muhalefet yoktu, insanlar protesto veya muhalif herhangi bir eylem için sokaklara, meydanlara çıkmayalı uzun zaman geçmişti.
Şu anda, seçimden sonra vaziyet nedir? Yukarıda saydıklarımın hepsi geçerli. Biri hariç: Toparlanmaya başlamış, iki ay gibi bir sürede neredeyse sonuç alabilecek kıvama gelmiş bir muhalefet var. Türkiye’de ataletin en yerleşik ve güçlü müessesesi CHP beklenmedik bir atakla, CHP’li olmayanın da dikkat ve ilgisini çeken bir lideri sahneye çıkardı. Özellikle onun performansı ve çabasıyla, aralarında pekâlâ sabah akşam birbirlerini yemelerini gerektirecek farklar bulunan siyasî partiler, otokrasinin hükmedemediği bir alanı geçici olarak oluşturabildiler. “Kürt partisi”ni dışlamamanın en azından ihtimal olarak varsayıldığı -e, bizim buradaki demokratiklik de şimdilik bu kadar!- bir zemin meydana geldi. Kısaca, hukuk devleti ve kuvvetler ayrılığı ilkeleri, parlamenter demokrasi hedefiyle sürdürülebilecek bir toplu hareket doğdu.
Böyle bir siyasî varlığa kan-can verecek olan, hepsi başka toplumsal-kültürel baskı ve kısıtlamalara göre hareket alanlarını sınırlandırmayı politika sanan siyasetçiler değildir. Kitlelerdir. Sabahın beşinde kalkıp sandık başına koşan, daha dünün apolitiği insanlar, gece karanlığında faşist grupların saldırılarına, polisin tehditlerine baskılarına -ve kendilerini oraya çağıranların son derece süflî bir tavırla, bu fedakârlığın mânâsız olduğunu ilan etmelerine- rağmen oy çuvallarının başında bekleyenlerdir. Değişim umuduna kapıldıklarında muazzam bir enerji toplamı oluşturan, fedakârlıklar yapan (kendi odasını topladığı pek şüpheli gençler iki hafta boyunca Taksim Meydanı’nı silip süpürmüşlerdi), fakat başarısızlıkta çabucak hayal kırıklığına uğrayıp küsenlerdir.
Oysa oy sandıkları taşındığı için sekiz-on kilometre yol yürüyen Hakkârililerin gözünde bu tür bir hayal kırıklığı “lüks madde” sınıfına giriyor. Dün birileri Diyarbakırlılara kızıyordu, niye seviniyorsunuz, kutlama yapıyorsunuz, diye. HDP’nin şu koşullarda aslında ne muazzam iş başardığını anlamayanlar…
Nâçizâne, bence hemen morali bozulan ve boşa kürek çektiği hissine kapılan büyükşehir ahalisi öncelikle kendine haksızlık ediyor, becerdiği şeyi göremiyor. Başarmak için, tam da şu yaptığını yapmayı sürdürmesi gerekiyor oysa! Elbette başka yollar arayarak, başka sözlerle, başka faaliyetlerle takviye ederek. Ama ısrar ederek: “Burası benim de memleketim, benim de senin kadar söz hakkım var!” diyerek.
Unutmayalım: Yaklaşık yarısı sahiden çoğulcu demokrasi ve adalet istiyorsa bir toplum otokrasiye uzun süre mahkûm edilemez. Ama tabiî kimse gelip onu oradan kurtarmaz; kendini kurtaracak mecburen. Haysiyet icabı. Çünkü şu var: Karınca çok uzak yola çıkmış. Varamazsın oraya, demişler, şöyle cevap vermiş: “En azından o yolda öldü desinler.”
“Yol” siyasî mücadelede çoğu zaman, hele hedef demokrasiyse, bizzat hedefin kendisidir.
(NOT: Seçim öncesi son yazımı okumadıysanız bu yazıyla birlikte onu da dikkate almanızı rica ederim.)
Yazarlar
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları
-
Şevki ÇELİKCİKEMAL ARABACI 17.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin GürcanFırat batısı, Suriye, riskler, tespitler: Ufukta bir operasyon mu var? 13.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin MünirErkeğin kadını ezmesi 22.09.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AcetSon anketler ne diyor? 9.09.2021 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZKONYA KATLİAMI VE GAZETECİLİK MESLEĞİ ÜZERİNE 2.08.2021 Tüm Yazıları
-
Yasin AKTAYTaliban’ın inancıyla ters olma arzusu 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Süleyman Seyfi Öğün2023’e doğru Türkiye 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Cem SANCARHanımefendi diyeceksiniz 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Yusuf KaplanFetih ruhu ve rüyası 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ali AYDINİşsiz Kalan Antikorlar, Lanetli Pay ve Siyaset 17.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer F. GergerlioğluMuhafazakârlar çürümeye niye sessiz? 8.06.2021 Tüm Yazıları
-
Mustafa ÖztürkNiyet ve akıbet 29.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ayşe BöhürlerTarih büyük harflerle yazılmaz 28.05.2021 Tüm Yazıları
-
Gazi BAŞYURTBir zamanlar sayılamazdık parmak ile, şimdi eksiliyoruz birer birer… 25.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer Ahmet ÖZERENBİR 1 MAYIS Anekdotu… 10.05.2021 Tüm Yazıları
-
Osman CAN24 Nisan 1915: Kardeşimin Cenazesini Kaldıramadım Hala! 29.04.2021 Tüm Yazıları
-
Verda ÖZERBırak artık eski normali 28.04.2021 Tüm Yazıları
-
Vedat BilginSistem değişti de ne oldu! 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Kurtuluş TAYİZPandemide Erdoğan'ı devirme planı çöktü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali Saydam23 Nisan ‘Çocuklara Hürmet’ Günü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali TarakçıZEVZEK'in asıl amacı Montrö değilmiş! 17.04.2021 Tüm Yazıları
-
Burak Bilgehan ÖzpekVesayet Nedir, Nasıl Kurulur, Niçin Çöker? 16.04.2021 Tüm Yazıları
-
Firuz TÜRKERDARBE GİRİŞİMİNE HAZIR OLMAK 4.04.2021 Tüm Yazıları
-
Yıldız RamazanoğluYeni metin ne söyleyecek? 25.03.2021 Tüm Yazıları
-
RAGIP DURAN'Bir tek kişinin otoritesi suçtur!' 22.03.2021 Tüm Yazıları
-
Sevilay YALMANMesele Gergerlioğlu meselesi değil! 19.03.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKBACAKİZMİT KÖRFEZİ YAKIN, DENİZ BİZE ÇOK UZAK! 17.03.2021 Tüm Yazıları
-
Ural ATEŞERANADİL... 21.02.2021 Tüm Yazıları
-
Demir Küçükaydınİki Devrimci – Türeci ve Şahin 4.01.2021 Tüm Yazıları
-
Perihan MAĞDENHayaller: ETHOS, Gerçekler: BİR BAŞKADIR BENİM MEMLEKETİM 18.11.2020 Tüm Yazıları
-
Talat ULUSOY9 Eylül 1922, İzmir’in “KURTULUŞ” Günü’nde… 9.09.2020 Tüm Yazıları
-
Mahmut ÖVÜRAK Parti mi “İhvan’cı” siz mi operasyon çekiyorsunuz? 8.09.2020 Tüm Yazıları
-
Mustafa Yurtsever2010 YILI REFERANDUMU’NUN BİTMEYEN HİKAYESİ 29.08.2020 Tüm Yazıları
-
Hilâl KAPLANİstanbul Sözleşmesi yaşatır mı? 7.08.2020 Tüm Yazıları
-
Eşref ÇAKARKonca Yazışmaları... 5.08.2020 Tüm Yazıları
-
Kadri GÜRSELTürkiye’de darbe mi olacak gerçekten? 16.05.2020 Tüm Yazıları
-
Sinan ÇİFTYÜREKTürbülanstan mayın tarlasına dalış yapan AKP! 13.05.2020 Tüm Yazıları
-
Yaşar YAKIŞTürkiye’nin iktidar partisi yardımlaşmayı da tekeline almak istiyor 25.04.2020 Tüm Yazıları
-
Orhan PamukEski salgınlar ve bugün biz 24.04.2020 Tüm Yazıları
-
Bejan MATURÖlüm hangi boşluğu doldurur? 12.04.2020 Tüm Yazıları





































































































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
31.01.2025
30.12.2024
24.12.2024
15.12.2024
1.12.2024
15.11.2024
21.10.2024
7.10.2024
22.09.2024
5.07.2024