Ferhat KENTEL
"Hani şu “biz” ve “onlar” karşılaştırmaları vardır ya… Bunun en basit düzeyi herhalde aileler arası karşılaştırmalardır… “Bak adam karısına neler alıyor”, “bak, karısı ne güzel yemekler yapıyor”, “evleri ne güzel”, “evleri ne pis”, “bak elâlemin çocuğu senin gibi haytalık yapıyor mu?”, “gördün mü, karşı komşuyu, balkona çamaşır asmışlar güya; leş gibi” benzeri olumlu ya da olumsuz tespitler yapılır bu karşılaştırmalarda…
Ya da bir takım memleketlerle bizimkini karşılaştırıp, kâh gurur duyarız, kâh kendimizi eksik görüp hayıflanırız. “Bizde böyle, onlarda böyle” diyerek… Bazen aşağılık kompleksinden içimiz içimizi kemirir, bazen de başkalarını nasıl aşağılayacağımızı bilemeyiz.
Beğensek de beğenmesek de, her ailenin, her ülkenin kendi koşulları ve dinamikleri karşılaştırma yapmayı zorlaştırsa da, her ülkeyi kendi içinde değerlendirmek varken, böylesine karşılaştırmalar çok anlamlı olmasa da bu tür karşılaştırmalardan kaçınmak çok kolay değildir.
Kendi hesabıma, evet, tabii ben de karşılaştırırım, ama üstünlük ve aşağılanma duygusunu pek yaşamam. Yaşadığım memleketin huzurlu ve güzel yaşanan bir memleket olmasını, başkaları öyle olduğu için değil, bizzat doğru dürüst bir yerde yaşamak istediğim için isterim.
Ancak, Yeni Zelanda’daki ırkçı katliam sonrası, ülkenin gencecik (38 yaşında) başbakanı ve siyasi yöneticilerinin, aynı zamanda sokaktaki vatandaşın göstermiş olduğu sağduyu ve feraset karşısında yaşadığım ülke açısından içim acımadı desem yalan olur.
Öncelikle şunu tespit edelim; her ülkede, her insan topluluğunda Yeni Zelanda’daki aşağılık birtakım eylemleri yapabilecek tıynette ve ideolojide insanlar bulunabilir. Bu insanların oranı tabii ki değişebilir ama bu yüzden herhangi bir ülkeyi zihnimizde toptan çöpe atmanın ya da göklere çıkarmanın pek bir âlemi yoktur.
Mühim olan o tıynette olmayan insanların ne yaptığıdır; mühim olan o tıynetteki insanlar karşısında o ülkenin yöneticilerinin yani o ülkeyi temsil eden insanların ne yaptığıdır; mühim olan o ülkeyi “temsil eden” yöneticilerin, o aşağılık eyleme maruz kalan insanların ruhlarına iyi gelecek, onları biraz olsun iyileştirecek tutum ve tavırları gösterip göstermediğidir…
İşte Yeni Zelanda’nın Başbakanı, 50 üyesini korkunç bir katliama kurban vermiş Müslüman cemaatinin yasına ortak olmak için yaptığı konuşma ve aldığı tavırla, sadece Müslüman ülkelerde değil, bütün dünyada adeta bir kahraman oldu.
Yeni Zelanda Başbakanı Jacinda Ardern, yüzüne sinmiş olan acı ve örttüğü başörtüsü ile her şeyden önce, Yeni Zelanda’da katliam sonrasında kendilerini alabildiğine kırılganlaşmış hisseden, tedirgin ve korkmuş Müslüman azınlığa tarifsiz bir dayanışma göstermiş oldu.
Bilgisayar oyunlarından fırlamış bir görsellik ve mizansene ilave olarak, sanki böylesine bir eylemin ucuna takıştırdığı bir “manifesto” eşliğinde, mühim ve herhalde kahraman olma hayalindeki adamın adını ağzına almadı Ardern… O “teröristin” ismi yerine, hayatını kaybeden Müslümanların adlarını hatırlamaya çağırdı insanları.
Yaşının özellikle altını çizelim; “38 yaşındaki” Başbakan, katliamdan sonra Meclis’teki açılış konuşmasına “Es selamün aleyküm” diye başladı… Nice ihtiyarlara, ihtiyar ruhlulara ve soğuk savaş artığı siyasetçilere inat, olgunluk dersi verdi. Laf olsun diye değildi bu “selamün aleyküm”… Hani anlamını bilmeyiz ama kimliği göstermenin bir yoludur, cemaatimizin kimlik işaretidir; biraz alışkanlıktır ya bu Arapça selam; işte Ardern’in selamı öyle değildi, “Barış üzerinize olsun, barış hepimizin üzerine olsun” diyerek tercümesini de yaptı verdiği selamın.
Yeni Zelanda Başbakanı, kriz zamanlarında bir ülkeye nasıl mesaj verileceğinin dersini verdi. Azınlık vatandaşlarıyla “birlikte toplum” olmanın dersini verdi; Müslüman ya da Hıristiyan Yeni Zelanda’nın tüm vatandaşları nezdinde değeri bir kat daha arttı.
Jacinda Ardern başörtüsünü örterken, ülkenin birçok bölgesinde, Müslüman olmayan kadınlar da, her türlü nefret ve kin karşısında Müslüman cemaatle dayanışmalarını sergilemek için başlarını örttüler. Hatta polisler bile… Camilere gittiler, Müslüman komşularını ziyaret ettiler, onlara çiçekler, hediyeler, dayanışma mesajları götürdüler… Müslümanların acısına, yasına ortak olarak…
Müslümanlar, kendi ifadeleriyle, bu saygı ve sevgi karşısında yaslarını paylaştılar ve azalttılar. Yeni Zelanda’nın Müslüman olmayan vatandaşlarının bu davranışı ne demektir, ne anlama gelir, farkındayız değil mi? Bu davranış, “hepimiz Müslümanız” demektir…
***
Hani Hrant öldürüldüğü zaman, onun cenazesine katılan yüzbinlerce insanın, bağırmadan ama derin bir acıyla ve sessizce “Hepimiz Ermeniyiz” diye haykırması gibi bir şeydir.
Hani toplumun milliyetçi ve de derin muhafazakâr kesimine bir türlü anlatılamamıştı ya… Bir ara Solingen’de evleri yakılan Türklerin arkasından Almanlar “hepimiz Türk’üz” diye sloganlar atmıştı ve bu örnek de pek işe yaramamıştı. İşte o anlatılamayan şeyi bu sefer Yeni Zelandalılar çok daha çarpıcı bir şekilde anlattılar.
Almanların “hepimiz Türk’üz” ya da Yeni Zelandalıların “hepimiz Müslümanız” şeklinde anlattıkları acı paylaşımını bizim ülkemizde birileri çok gördü; “hepimiz Ermeniyiz” diyenlere karşı “Siz Ermeni piçisiniz; biz hepimiz Türk’üz” diyerek öfke kustular…
Biraz ayrıntılandıralım; Yeni Zelandalılar, başörtü takarak ya da “selamün aleyküm” diyerek Müslüman olmadılar… “Dönmediler” yani… Bazılarının “hidayete erecekleri” beklentilerinin tersine…
Bu vesileyle, “hepimiz Ermeniyiz” deyince Ermeni olmaktan korkmakla, başkalarının da başörtü takınca Müslüman olacağından umutlanmanın aynı zihniyetin ürünü olduğunu anlamak çok zor değil. Yani aslında kendisini sorgulamayı bir türlü beceremeyen, cemaatleşmiş bir toplumun gayet simetrik olarak hissettiği bir duygu hali de bu vesileyle karşımıza çıkıyor. Böyle bir cemaatçi yapı için tabii ki esas mesele “bizim cemaat ile öteki cemaat arasında maç kaç kaç bitecek?” meselesinden daha öte bir şey değil…
Karşılaştırma başladı, devam edeyim… Hani Hrant’ı öldüren katile dönüştürülmüş çocukla, bayraklı fotoğraflar çektirmişti bir takım devlet elemanları… İnternete beyaz bereli katil adaylarının şarkıları ve videoları düşmüştü; Hrant’ı öldürenlere övgüler düzen videolar falan…
Hani Malatya’da savunmasız Protestanlar katledilirken, bizim ülkemizin Hıristiyan vatandaşlarının ruhunu serinletmek üzere kimsenin kılı kıpırdamamıştı… O Protestanların adı “misyonerler” kalmıştı… Öldürülmelerinde “biraz da kendi kabahatleri” olduğunun altını çizer gibi sanki…
Yeni Zelanda’da siyasetçiler ve vatandaşlar, “hepimiz Müslümanız” diyerek, bilgece tavır sergilerken, bizim toprakların yetkilileri, savaşa döndürdükleri “yerel” seçimler için bu fırsattan malzeme derliyorlar… Bir yandan döndüre döndüre katliamın görüntülerini gösterirken, diğer yandan Çanakkale savaşından en korkunç ölüm mesajlarını üretmekte beis görmüyorlar.
“Terörün milliyeti falan yoktur” derken, terörün başka memleketlerde yarattığı korkunç sonuçlar hiçbir zaman bizim buralarda, gerçekten “barış üzerinize olsun, barış hepimizin üzerine olsun” kıvamında bir mesaj eşliğinde karşılanmadı.
Charlie Hebdo’ya saldırdı bir takım “Müslümanlar”… Yeni Zelanda’da Christchurch kentindeki camilere saldıran “Hıristiyan” ile çok benzer bir performans sergileyerek… Hatırlayalım; bizim memlekette bir takım insanlar bu cinayetlerin niçin “anlaşılması” gerektiğine ikna etmeye çalıştılar bizi.
Not edelim; Yeni Zelanda’da benzer bir gerekçelendirme yapmaya çalışan bir ırkçının kafasına gencecik bir adam yumurta yapıştırdı.
Avrupa kentlerinde kamyonlarla kalabalıkların ortasına dalan IŞİD’çi elemanların katlettiği insanlar için de çok fazla bir empati üretmedik bizim buralarda…
Mesela Fransa’nın Nice şehrinde, 14 Temmuz 2016’da, kamyonla kalabalığa dalan bir “terörist”, aralarına 10 tane çocuğun da bulunduğu 86 kişiyi öldürüp 400 kişiyi yaralarken, bizim buralarda en fazla “gerçek İslam bu değil” demekle yetindi etkili yetkililer…
Yeni Zelanda’da kaç tane kadın başörtü taktı? Nüfusa oranı neydi bu insanların? Bu konuda istatistiki bilgim yok; ancak Yeni Zelanda halkı, bizzat kendisi ve onu temsil eden en yetkili ağızdan olağanüstü bir mesaj verdi. “Ulvi” olduğuna inandırmaya çalıştıkları çıkarları için dünyayı her anlamda şiddetleriyle yakmayı göze alan sağcı popülist Trumpgil devlet ve siyaset adamlarının yaydığı kötümser havaya karşı bir umut ışığı yaktılar.
Yeni Zelandalılar sadece kendilerini kurtarmadılar; on binlerce kilometre uzaklardan dünyanın dört bir yanındaki insanlara –ve bize de- kendimizi kurtarmamız için muhteşem bir mesaj gönderdiler."
Yazarlar
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYAİmamoğlu'na istenen 23 asırlık tarihi ceza: Roma İmparatorluğu kurulduğunda hapse girseydi hala ceza 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakKadife eldiven zamanı 10.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Selami GÜREL“Adı belirsiz” süreç hızlı ilerliyor 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları




































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.07.2024
16.04.2024
5.02.2024
12.07.2023
24.01.2023
26.11.2021
2.05.2021
16.04.2021
10.10.2020
9.09.2020