Nadi ÖZTÜFEKÇİ
Şiddete karşı durmak gerek. Katıksız ve 'ama'sız.
Kimden gelirse gelsin, tüm içtenliğimizle şiddete karşı durmak gerek.
Kışkırtana da, kışkırtılana da... Kim şiddete başvurursa sonuna kadar karşı çıkacaksın.
Açıkça, işin teviline kaçmadan... Öyle sitem ederek, selam ve rica göndererek olmaz bu iş.
Barış yüklü ve ağır bir sözcüktür. Sorumluluk ve samimiyet ister.
Her sözcüğü siyasi rant için, “laf olsun” diye kullanabilirsin ama barış laf olsun diye söylenmez.
Barışın "b"sini ağzına aldığında bütün bunları baştan göze almak, düşünmek gerek. Barış sözcüğünün tamamladıysan eğer, düşünmek de yetmez. Sorumluluklarını yerine getireceksin.
Olup bitenin tek bir adı var; şiddet.!!
Bunun adı “vatan bölünmesin mücadelesi” değil, şiddet…
Bunun adı “özgürlük ve demokrasi mücadelesi” değil, şiddet…
Mücadelenin haklı tarafı vardır ama şiddetin haklı tarafı olmaz.
Eğer barış sözcüğü dökülmüşse dudaklarından, her taraftan gelen şiddete karşı çıkmak artık senin görevindir. Şiddete karşı çıkmak barışı seslendirmekten öte bir şeydir.
Şiddetin tüm taraflarına karşı açıkça mücadeleyi gerektirir. Bu mücadelenin başlangıç noktası şiddetin tüm taraflarının yanlışlarını açıkça dile getirmek, yaratmak istedikleri algıya direnmektir.
Bu mücadele sadece görev değil aynı zamanda haktır. Çünkü hepimiz bu şiddetin mağduruyuz.
Ben kendime düşen görevi yerine getirip, barışı savunma hakkımı kullanmak istiyorum.
Yaratılan şiddete kendi çapımda sesimi yükseltmek istiyorum.
Şiddetin taraflarından biri, aslında her alanda mücadele edilmesi gereken ülkemizin gedikli belası; AKP ve Erdoğan…
Sen, Erdoğan, sen AKP..!? Bugünkü durumun baş aktörü değil misin(iz)?
Küresel derin güçlerin orduyu “askeri vesayeti yıkıyoruz” naralarıyla 'AkSaray’ınızın kapı kulu haline getirmesinin bedeli neydi? Ve sen bu bedeli bilmiyor muydun? Üstelik bu bedeli herkesten daha iyi ödeyebileceğin için seçilmemiş miydin?
Çoktan ön görülmüş çok daha büyük bir planın bir parçası olan bu sürecin, sadece zemin ve tedarik çalışmasının bir gereği ve sonucu olduğun halde Çözüm Sürecinin mimarı olarak piyasa edildin.
Yani küresel bir planın sıradan bir ekipmanı olduğun halde hak etmediğin(iz) demokratlık prim alıp, siyasi kredi kullandınız.
Oslo görüşmelerini -yemin billah inkar ve tevilden sonra- küresel destek ve yönlendirme eşliğinde "analar ağlamasın" üzerinden siyasi ranta devşiren sen değil miydin?
Siyasi rakiplerini “kandan beslenen zihniyet” diye suçlarken, “milliyetçiliği ayaklar altına alırken” ne kadar da fiyakalıydın?
Bunca zaman çözüm süreci, Kürt, Alevi açılımlarının siyasi rantı değil mi sana bugün ‘Külliye’nde saltanat sürdüren?
Peki, şimdi ne değişti? Nedir bu “yedi düvele karşı milli mücadele” verir halleriniz?
Yoksa aniden barış güvercini kostümünüz sıktı mı? Hani fazla semirmiş olabilir misiniz uzatmalı, saadet dolu, muhalefetsiz iktidar yıllarınızda?
Ya da artık barış güvercini olmak eskisi kadar siyasi rant sağlamıyor olabilir mi?
Sıkıcı olduğunuzu falan mı hissettiniz kendinizi. Yeni bir kostüm, şöyle kendini daha iyi ifade eden bir kreasyon daha mı iyi olurdu? Güvercin kostümü yerine şahin kostümü örneğin..?
Bunca gürültü, bunca kan, bunca ölüm birkaç puanlık oy artışı için mi?
Belki de kendini kullanılmış hissediyorsunuzdur..? Son kullanım tarihin(iz) yaklaşıyor olabilir mi? Yani seni iktidara taşıyan güçlerin sana yükledikleri misyonun son ve en önemli aşamasını yerine getirdikten sonra fişini çekebileceğini sezmiş olabilir misiniz? Faturayı da senin(sizin) üzerine kestirtebilirler hani…
Bu da seni(sizi) deli gibi korkutup kızdırıyor olmasın? O yüzden bu son görevi yerine getirirken ayak diretiyor olabilir misiniz?
Özellikle de seni Erdoğan…
Hani senin “kof külhan” hallerin vardı. O “one minute”, “dünya beşten büyüktür” gibi babalanmaların falan… Oysa senin küresel patronların Türkiye’de siyaseten elinin güçlenmesi, verdikleri görevi daha iyi yerine getirebilmen için hoş görüyorlardı bu tuluat gösterilerini.
Yoksa sen bütün bunları gerçek mi sanıyordun? Kendini rolüne fazla kaptırmışsın anlaşılan?
Doğru, sen de haklısın… Sen büyük bir afi ve kof külhanlıkla “Dünya beşten büyüktür” diye naralanırken kimse sana hatırlatmadı; “Türkiye de birden büyük” diye…
Keşke sen de bitse her şey… Keşke bütün bu sorunların tek kaynağı sen olsaydın.
Ama değilsin ve bunu sen çok iyi biliyorsun.
Nazım’ın Peyami Safa için yazdıkları ne kadar güzel anlatıyor senin durumunu;
“….
Sen bu kavgada
bir nokta bile değil,
bir küçük, eğri virgül,
bir zavallı vesilesin!..”
Evet, keşke Erdoğan’la başlayıp bitseydi kabus. Keşke bu şiddetin tek tarafı o olsaydı.
O zaman benim de görevim buraya kadar yazdıklarımla biterdi.
Ancak ne yazık ki değil. Şiddetin tek tarafı yok.
Hatta keşke bu şiddetin tüm tarafları bize görünenlerle sınırlı kalsaydı…
Bu şiddet; görünen ve görünmeyenleriyle çok taraflı bir şiddet… Ne yazık ki dolaylı ve dolaysız, bile isteye ya da zorunlu olarak tüm tarafların artık ‘de facto’ bir işbirliğine dönüşen, hata ve suçlarının kesişme alanından kaynaklanmakta…
Ülkemizin son 45 yılını biçimlendiren, demokrasi, özgürlük mücadelesini, ekonomik hak ve eşitlik mücadelesini rafa kaldıran, sınıf kavgasını unutturan bu kör şiddete karşı mücadelenin en büyük zorluğu da bu özelliği…
Karşılıklı sürdürülen, karşılıklı nemalanılan çok taraflı hata ve suçlarla sürekli beslenen, adeta kanıksamamızı, birlikte yaşamaya razı olmamızı istedikleri bir şiddetten, ülkemize özgü bir olgudan söz ediyoruz.
Bu olgu giderek “meşru” bir araca dönüşmekte… Sanki sıradan, basit bir “kendini ifade etme”, masum bir “derdini haykırma” aracı olarak kanıksanmamız isteniyor.
Öylesine kanıksatma operasyonu ki oluşturulmak istenen –önemli ölçüde oluşturan- algıya göre bu şiddetin en masumları şiddetin tarafları.
Ana akım görsel ve sosyal medyada sadece bu şiddetin tarafları ve destekçileri söz fırsatı buluyor; büyük bir pişkinlikle, hiç bitmeyen “kabahat kimde”, “ilk kim başlattı” kavgasıyla bizleri şaşkınlaştırıp, suçu(şiddeti) haklı ve meşru kılıyorlar.
Tıpkı köyün iki güçlü ailesinin arasında uzun süren, suçun kimde olduğunun, ilk kimin başlattığının belirsizleştiği kan davaları gibi köye kabus yaşatılıyor. Bu arada iki ailenin de ileri gelenlerinin öteden beri köyle ilgili kirli hesapları olan uzaklardaki çok güçlü bir aile ile ilişkilerini sürdürüyor olması bu kan davasını daha kirli ve iğrenç yapıyor.
İşin en acı yanı ise;
Köyün ileri gelenlerinin, sözü dinlenenlerinin meseleye samimiyetsiz, mahalle teamülleri ve hatır kaygıları güderek, ahbap çavuş ilişkileri üzerinden bakmaları;
İşi basit sitem ve ricalarla geçiştirip kendilerini ve çevresini kandırmaya kalkmaları;
Şiddetin taraflarıyla mücadeleyi asla göze alamamaları…
Konuyu köy örneklemesinden çıkarıp gerçek hayata ve Türkiye ölçeklerine taşıyıp somutlayalım.
Yaşanılan bu iğrenç ve haksız şiddeti yaratan tüm taraflara karşı açıkça mücadele edilmezse bu şiddet gerilemez.
Daha açıkça ifade edersek;
Şiddeti siyasi hesapları adına araçsallaştıran AKP – Erdoğan Hükümetine de;
Şiddeti kendini ifade etmek, güç ve prestij kazanmak adına araçsallaştıran PKK ve uzantılarına karşı mücadele etmeyi göze almayan hiçbir girişim sonuç alıcı değildir.
Sonuç alıcı olmadığı gibi samimi de değildir.
Bu mücadelenin meşru zeminde, demokratik mücadele yöntemleriyle, olabildiğince kitlesel ve geniş tabanlı, kararlı bir şekilde yapılması gerekiyor.
Kesinlikle “kim başlattı” tartışmalarına girmeden, şiddete haklılık zemini yaratılmasına izin vermeden, katıksız ve hilafsız bir mücadele gerçek çözüme doğru adım atmamızı sağlar.
Burada bir şey açıkça ortaya çıkıyor. Solun güçlü, kararlı ve samimi, birleşik, ama en önemlisi bağımsız bir duruş ve tavır göstermesi gerekiyor.
Evet, bağımsız bir duruş… Devletin bölünmezliği ve kutsallığı ya da seçimle gelmiş meşru hükümet kavramları ardına sığınan AKP ve Erdoğan’a endeksli olmadığı gibi; Kürt Hareketi ve HDP’ye de endeksli olmayan, asla karşısında değil ama kuyruğuna da yapışmayan bağımsız bir duruş.
Ancak böylesi duruş ve tavır şiddetin tüm taraflarıyla dediğimiz anlamda bir mücadeleyi göze alır.
Ancak böylesi bağımsız bir sol, gündemi bu kör şiddetin taraflarının sürüklemek istediği mecradan çıkarabilir.
Ancak böylesi bir bağımsız bir Barış Cephesi şiddete karşı inandırıcı bir söylem geliştirebilir.
Örneğin Suruç’ta öldürülen 32 kişinin protesto gösterilerinde “PKK intikam” sloganlarının atılmasına sitemden öte bir tavır gösterebilir.
Ancak böyle bir ‘Barış Cephesi’nde Demirtaş’ın Barış Mitinginde “ Başka da bize savaş dayatan yok. Toplum barış istiyor, PKK barış yapmaya hazır olduğunu ilan ediyor” söylemini çılgınca alkışlayarak, önceki günkü 6 ölümün haklılık zemini yaratılmaz.
Giderek silikleşen, Kürt Hareketinin gölgesi altında hatları belirsizleşen bir Türkiye solu var ortalıkta. Kürt Hareketi ile AKP gericiliği arasındaki şiddet ve kanla soslanmış müzakere, çekişme, kavga ve işbirliği karışımı garip ilişkiye ayak bağı olmamaya özen gösteren, işlevsiz bir refakatçi konumunda.
Çok doğal olarak Kürt Hareketinin ulusal refleksleri, küresel Sermayenin bölgemiz ve ülkemiz hakkındaki hesap ve çıkarları ile birçok noktada kesişmekte.
Bağımsız bir Türkiye solu bu kesişme noktalarında, Kürt Hareketini Küresel Sermayenin dümen suyuna girmesine direnç göstermelidir.
Çünkü Türkiye solunun antiemperyalist görevi sadece Türkiye’nin bölgeye yönelik emperyalist planların maşası olmasına karşı mücadele ile sınırlı değildir.
Emperyalizm ve Küresel Sermayenin Türkiye’ye yönelik planlarına karşı da direnmek gibi bir görevi vardır.
Evet, zorlu bir süreç Türkiye solunu beklemektedir.
Ancak Türkiye solunun tek yaptığı Kürt Hareketinin kendisi için özel inşa ettiği huzur evininin (HDP) sıcak-soğuk klimalı odalarında emekliliğini yaşamak…
Kürt Hareketi Ulusal bir hareket olmanın doğal refleksleriyle ‘solcusu’, liberali, İslamcısı, aşiretleri, toprak ağaları, sermayedarları ile Küresel Sermayenin desteği eşliğinde hedefine doğru giderken, Türkiye solu bunu “başarının sırrı burada” minvalinde kabaca taklit ediyor.
Bir zamanlar sosyal medyada çala klavye kavga ettiği, karşısındakine veya kendine yapıştırdığı liberal, kapiatlist, piyasacı, Bolşevik, Leninci, Stalinci, revizyonist, Marksist, Komünist, ulusalcı gibi rütbe ve yaftalarla didiştikleriyle şimdi özel oluşturulan sosyal medya mahallelerinde şirinlik yarışmaları yapmaktalar.
Hep birlikte; “PKK’nın Erdoğan yüzünden mecburen(!) öldürdükleri” üzerinden üzüntü gösterisi yapıp güya barış için mücadele, güya muhalefet görevlerini yerine getirmekteler.
Oysa o ölümlerin olduğu alanlara gerillayı da askeri de gönderenlere aynı netlik ve kararlılıkla karşı durmayan, samimiyetsiz ve çekingen bir Barış söyleminin yetersizliği açıkça görülmekte.
Aynı açıklık bu şiddet batağının kimin işine yaradığı konusunda da var.
Ama Türkiye solu samimiyetsiz bir barış söylemi dışında bu kör şiddetin oluşmasında bu kadar açıkça belirginleşmiş Küresel Kapitalizmin istek ve ihtiyaçları etmenini açığa çıkarmak dahil birçok görev ve kavgasını ertelemiş durumda.
Böylece asıl barışı mahalle teamüllerinde tereddüt yaratmamak adına, hatıra binaen Küresel Kapitalizmle, emperyalizmle yapıyorlar.
Türkiye solu kendi doğal tabanından, işçi sınıfından, yoksul köylülerden ve en önemlisi Anadolu insanından giderek ayrı düştüğünün, giderek marjinalleştiğinin farkında bile değil.
Son olarak yazının ilk paragrafını tekrarlayarak bitirmek istiyorum.
Barışı savunmak gerek. Katıksız ve 'ama'sız..
Şiddete karşı durmak gerek. Katıksız ve 'ama'sız..
Kimden gelirse gelsin, tüm içtenliğimizle şiddete karşı durmak gerek.
Kışkırtana da, kışkırtılana da... Kim şiddete başvurursa sonuna kadar karşı çıkacaksın.
Açıkça, işin teviline kaçmadan... Öyle sitem ederek, selam ve rica göndererek olmaz bu iş.
Barış yüklü ve ağır bir sözcüktür. Sorumluluk ve samimiyet ister.
Her sözcüğü siyasi rant için, “laf olsun” diye kullanabilirsin ama barış laf olsun diye söylenmez.
Barışın "b"sini ağzına aldığında bütün bunları baştan göze almak, düşünmek gerek. Barış sözcüğünün tamamladıysan eğer, düşünmek de yetmez.
Sorumluluklarını yerine getireceksin.
11 Haziran 2015
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları
-
Şevki ÇELİKCİKEMAL ARABACI 17.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin GürcanFırat batısı, Suriye, riskler, tespitler: Ufukta bir operasyon mu var? 13.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin MünirErkeğin kadını ezmesi 22.09.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AcetSon anketler ne diyor? 9.09.2021 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZKONYA KATLİAMI VE GAZETECİLİK MESLEĞİ ÜZERİNE 2.08.2021 Tüm Yazıları
-
Yasin AKTAYTaliban’ın inancıyla ters olma arzusu 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Süleyman Seyfi Öğün2023’e doğru Türkiye 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Cem SANCARHanımefendi diyeceksiniz 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Yusuf KaplanFetih ruhu ve rüyası 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ali AYDINİşsiz Kalan Antikorlar, Lanetli Pay ve Siyaset 17.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer F. GergerlioğluMuhafazakârlar çürümeye niye sessiz? 8.06.2021 Tüm Yazıları
-
Mustafa ÖztürkNiyet ve akıbet 29.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ayşe BöhürlerTarih büyük harflerle yazılmaz 28.05.2021 Tüm Yazıları
-
Gazi BAŞYURTBir zamanlar sayılamazdık parmak ile, şimdi eksiliyoruz birer birer… 25.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer Ahmet ÖZERENBİR 1 MAYIS Anekdotu… 10.05.2021 Tüm Yazıları
-
Osman CAN24 Nisan 1915: Kardeşimin Cenazesini Kaldıramadım Hala! 29.04.2021 Tüm Yazıları
-
Verda ÖZERBırak artık eski normali 28.04.2021 Tüm Yazıları
-
Vedat BilginSistem değişti de ne oldu! 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Kurtuluş TAYİZPandemide Erdoğan'ı devirme planı çöktü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali Saydam23 Nisan ‘Çocuklara Hürmet’ Günü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali TarakçıZEVZEK'in asıl amacı Montrö değilmiş! 17.04.2021 Tüm Yazıları
-
Burak Bilgehan ÖzpekVesayet Nedir, Nasıl Kurulur, Niçin Çöker? 16.04.2021 Tüm Yazıları
-
Firuz TÜRKERDARBE GİRİŞİMİNE HAZIR OLMAK 4.04.2021 Tüm Yazıları
-
Yıldız RamazanoğluYeni metin ne söyleyecek? 25.03.2021 Tüm Yazıları
-
RAGIP DURAN'Bir tek kişinin otoritesi suçtur!' 22.03.2021 Tüm Yazıları
-
Sevilay YALMANMesele Gergerlioğlu meselesi değil! 19.03.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKBACAKİZMİT KÖRFEZİ YAKIN, DENİZ BİZE ÇOK UZAK! 17.03.2021 Tüm Yazıları
-
Ural ATEŞERANADİL... 21.02.2021 Tüm Yazıları
-
Demir Küçükaydınİki Devrimci – Türeci ve Şahin 4.01.2021 Tüm Yazıları
-
Perihan MAĞDENHayaller: ETHOS, Gerçekler: BİR BAŞKADIR BENİM MEMLEKETİM 18.11.2020 Tüm Yazıları
-
Talat ULUSOY9 Eylül 1922, İzmir’in “KURTULUŞ” Günü’nde… 9.09.2020 Tüm Yazıları
-
Mahmut ÖVÜRAK Parti mi “İhvan’cı” siz mi operasyon çekiyorsunuz? 8.09.2020 Tüm Yazıları
-
Mustafa Yurtsever2010 YILI REFERANDUMU’NUN BİTMEYEN HİKAYESİ 29.08.2020 Tüm Yazıları
-
Hilâl KAPLANİstanbul Sözleşmesi yaşatır mı? 7.08.2020 Tüm Yazıları
-
Eşref ÇAKARKonca Yazışmaları... 5.08.2020 Tüm Yazıları
-
Kadri GÜRSELTürkiye’de darbe mi olacak gerçekten? 16.05.2020 Tüm Yazıları
-
Sinan ÇİFTYÜREKTürbülanstan mayın tarlasına dalış yapan AKP! 13.05.2020 Tüm Yazıları
-
Yaşar YAKIŞTürkiye’nin iktidar partisi yardımlaşmayı da tekeline almak istiyor 25.04.2020 Tüm Yazıları
-
Orhan PamukEski salgınlar ve bugün biz 24.04.2020 Tüm Yazıları
-
Bejan MATURÖlüm hangi boşluğu doldurur? 12.04.2020 Tüm Yazıları
-
Umut ÖZKIRIMLIKorona ve milliyetçilik 8.04.2020 Tüm Yazıları
-
Raffi Hermon Araks‘ARTSAX (Dağlık Karabağ) MESELESİ, NEDİR VE NE DEĞİLDİR? 1.04.2020 Tüm Yazıları
-
Serdar KAYAİslam, Bilim, Virüs, Kumaş 24.03.2020 Tüm Yazıları
-
Markar ESAYANKarantina günlerinde yalnızlık... 20.03.2020 Tüm Yazıları
-
Eyüphan KAYACorona Virüs bir musibettir 19.03.2020 Tüm Yazıları
-
Metehan DemirMoskovanın samimiyet testi 23.02.2020 Tüm Yazıları
-
Merve Şebnem OruçSürreel bir devrim: Gezi 23.02.2020 Tüm Yazıları
-
Tayfun AtayGoebbels korosu söylüyor: "Her şey mükemmel efendim!" 18.02.2020 Tüm Yazıları
-
Yalçın AKDOĞANBirilerini suçlama yarışı 8.02.2020 Tüm Yazıları
-
Hüseyin GÜLERCECHP, şimdi de İlker Başbuğu alet ediyor 8.02.2020 Tüm Yazıları
-
Ufuk COŞKUNCemevleri için Cumhurbaşkanı’na Çağrı! 20.01.2020 Tüm Yazıları
-
Yalçın ERGÜNDOĞANGökdelen hançeri tam İzmir’in kalbine saplanıyordu ki… 16.12.2019 Tüm Yazıları
-
Nihat Ali ÖzcanOrtadoğu’nun karmakarışık halleri 22.10.2019 Tüm Yazıları
-
İbrahim TenekeciDün ve bugün 11.09.2019 Tüm Yazıları
-
Esat KORKMAZYOLDAŞIM YAVUZ ÇANAK 29.08.2019 Tüm Yazıları
-
Ali KİREMİTCİDÜNYADA VE TÜRKİYE’DE SİYASET YENİDEN ŞEKİLLENİYOR 13.07.2019 Tüm Yazıları
-
Tayfun TURANAYILANA GAZOZ, BAYILANA LİMON. 11.07.2019 Tüm Yazıları
-
Mustafa DAĞCIÖTEKİLEŞTİRMENİN ÖTESİ= DÜŞMANLAŞTIRMAK 3.07.2019 Tüm Yazıları
-
Gürkan-Zengin23 Haziran seçimleri: Bir vak’ayi hayriyye 25.06.2019 Tüm Yazıları
-
Serdar ESEN"Herşey Çok Güzel Olacak" mı? 9.06.2019 Tüm Yazıları
-
Celal DENİZIRKÇILIĞIN TEDAVİSİ VAR MIDIR? 9.06.2019 Tüm Yazıları


























































































































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
27.05.2018
18.04.2018
7.02.2018
9.02.2017
15.02.2017
27.01.2017
22.01.2017
4.02.2016
11.03.2016
20.11.2015