Ayhan ONGUN
İçinde yaşadığımız günlerde toplumda oluşan akıl tutulmasını sanırım en iyi böyle izah edebiliriz.
Gözlerini kapatıp, göremiyorum; kulaklarını tıkayıp, duymuyorum diyenlerin yaşadığı ruh halini başka nasıl anlatabiliriz?
Son iki hafta da yazdıklarımı yeniden gözden geçirdim.
“İnsanlar en kolay kendilerini aldatırmış” başlıklı yazıma farklı yorumlar aldım. Ancak çevremdeki insanların büyük bölümü bu tespitime katıldığı gibi bir dostum da Platon’un bir sözünü hatırlattı.
“Aldatmak isteyenin bizden bir adım bile uzakta olmayıp, her zaman içimizde bulunması ne denli korkunç, değil mi?”
Tıpkı;”müziğin sesini duymayanların, dans edenleri deli sanması” gibi.
Her yolun bir sonu olduğu gibi, her kuyunun da mutlaka bir dibi vardır. Ama inmeyi beceremediğimiz ve bu yüzden de dibini göremediğimiz bu kuyu, bizim için “dipsiz kuyu” olur birden.
Sormayan, sorgulamayan, araştırmayan bireyler olarak, bilgiye ulaşmadaki bu beceriksizliğimizi, isteksizliğimizi gizlemek için yumarız gözlerimizi, tıkarız kulaklarımızı.
Bu yetmezmiş gibi, kendimizi akıllı, bizim gibi düşünmeyenleri cahil, aptal ve hatta satılmış gösterme ahlaksızlığını da elden bırakmayız.
Bu ilkel benlik, bu şişik ego, bu anlamsız kibir, bu had bilmezlik öyle bir hale getirir ki bizleri, kendimizi dünyanın merkezine yerleştirir ve her şey bizim etrafımızda dönüyor sanırız.
Oysa dönen dünya değil, bizim yitip gitmiş değerlerimiz.
Kendimize bu denli yabancılaştığımızı görmemek için aynaya bakmayız.
Tıpkı; dipsiz dediğimiz kuyunun dibinde ne olduğunu öğrenmek istemediğimiz gibi.
Tıpkı; hızla değişen, dönüşen dünyada yürüyen merdivenlere ters binenler misali.
Üstelik de, niye bu insanlar üstümüze geliyorlar diye başkalarını suçlama aymazlığına düşenler gibi.
Bizim derin dediğimize onlar dipsiz diyerek vaziyeti kurtarmaya çalışadursunlar, dipten gelen bir dalga tüm toplumu sarmaya başladı bile.
Bu güzel ülkenin insanları, ne derin ilişkilerde kaybolmak ne dipsiz sanılan kuyularda boğulmak istemiyorlar.
Bu güzel ülkenin güzel insanları; her kuyunun dibini de görmek, derinliklerini de öğrenmek istiyorlar.
Çünkü onlar biliyor ki, bu ülkenin ve bu güzel insanların başına ne geldiyse bu bilinmezler yüzünden geldi.
Şimdi artık maskeleri düşürmenin, gerçekleri görmenin zamanıdır.
Bizi tarihimiz boyunca korkularımızla yönetmeye çalışanlar, şimdi yeni korkular icat etmeye çalışıyorlar.
Bir yandan saldırıp, bir yandan mazlumu oynayanlar, sahneye yeni oyunlar koymak, dikkatlerimizi başka yönlere çekmek istiyorlar.
Oysa çok bir şey değil ki, istediklerimiz.
Üstelik parayla da satın alınmıyor.
Eşit yurttaşlık istiyoruz.
Barış istiyoruz, demokrasi istiyoruz, özgürlük istiyoruz.
Terör bitsin, çocuklar, gençler öldürülmesin, analar ağlamasın istiyoruz.
Siyaset bu karanlık ilişkilerden kurtulsun, ilkeli, çağdaş, evrensel ölçülerde yapılsın, hukuk ve adalet yıpranmasın, bu ülkenin başbakanı bile kendini güvende hissetmiyor diyerek bizi yeni korkularla baş başa bırakmasınlar istiyoruz.
Polise, savcıya, hakime, yargıya, adalete güvenmek, başbakan olmasa da bizler kendimizi güvende hissetmek istiyoruz.
Açlık, yokluk, yoksulluk nedir bilmeden büyüyen çocuklarımız; sağlık ve huzur içinde yaşlanan büyüklerimiz, geleceğe umutla bakan gençlerimiz olsun,
Hayallerimiz olsun, hayallerimizin peşinde koşalım istiyoruz.
Bütün bu istediklerimizin bedeli, inanın sizin çaldıklarınızdan, savurduklarınızdan daha pahalı değildir. Ve bizler başka bedel ödemek istemiyoruz.
Bizler gibi düşünen, bu güzel ülkenin, güzel insanları; artık sizin öğrettiğiniz gibi yaşamak, sizin istediğiniz gibi yönetilmek istemiyoruz.
Yeter artık, bu ülkeyi biz yönetmek istiyoruz.
Nasıl mı? ( bir sonra ki yazıda)…………………..
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
19.08.2021
31.03.2021
17.03.2021
3.02.2021
23.10.2020
30.09.2020
28.07.2020
19.05.2020
15.05.2020
19.03.2020