Berrin Sönmez
Erken evlilikleri dinin gereği gibi görenlerin medya desteğiyle siyaset ve bürokrasi üzerinde kurduğu baskı gücüyle konu yine politikanın gündeminde. Erken evlilik suçu nedeniyle hüküm giymiş olanlara af getirecek bir düzenlemeyi yasamanın gündemine alacak çalışmalar yapıldığına haberler yayınlanmıştı. Yerel seçim nedeniyle meclisin tatile girmesine kısa bir süre kalmışken “tecavüzcü affı” içerecek bir düzenlemenin yasalaşması zor belki. Ancak asıl sorun, parlamento kulislerinde konunun gündemde tutulması.
Şule Çet davası özelinde ataerki cinayetlerine yönelik medya ve yargı yaklaşımlarının önemi bir kez daha konuşuluyor. Şiddetle mücadele etmeye değil şiddet failine, zanlısına destek olmaya dönüşen bu sorunlu tavır ve davaya ilişkin kapsamlı değerlendirmeler içeren bir yazı kaleme almıştı Avukat Hülya Gülbahar. Gazete Duvar da yer verdi “Şule Çet davası, kadınlara karşı işlenen suçlar konusunda toplumsal bir sınavdır” başlıklı yazıya. Şiddetle mücadele alanında hukuk dersi niteliği taşıyan değerlendirmelerle birlikte bu yazıda, bazı haber başlıkları ve sorunlu haber verme biçimlerinden örnekleri de görüyoruz: “Ana akım medya da, “lüks plazada buluşma”, “iki erkekle plazaya girdi, sonrası…” başlıklı haberler, intihar ya da düşme vurguları ile bir kadına karşı şiddet olayında daha faili koruyup kollamaya başladı. Kadını ve kadının yaşam tarzını suçlayıcı bir dil kullanarak kamuoyunu kadın aleyhine yönlendirmeye çalıştı. Yapılan haberlerde Şule Çet’in fotoğrafları açıkça kullanıldığı halde, şüpheli erkeğin fotoğrafına, adına yer verilmiyor ve şüpheli açıkça kollanıyordu.”
Mağdur kadının hayat tarzına saldırı niteliğindeki yayınların, cinayet kurbanı kadının ailesinin acısına ve hatırasına saygısızlık boyutuna da dikkat çekiyor Hülya. Ve medya-yargı etkileşimini de dile getiriyor: “Bu yayınlar nedeniyle yapılan hiçbir suç duyurusundan sonuç alınamamış; zor bela tazminat ödemeye mahkum edilen Takvim gazetesine ilişkin karar da, geçtiğimiz günlerde istinaf mahkemesi tarafından bozulmuştu. Yandaş olmayanların yaşam tarzlarına saldırı konusunda yargı kalkanı ile korunmaya devam edilen medya, hem tüm toplumu kendi değerleri yönünde manipüle ediyor, hem de yargıya yön verebiliyordu.” Medyanın yargı tarafından korunup kollanırken aynı zamanda tüm toplumu manipüle ederek yargıya da yön vermesi, salt ataerki cinayetleriyle sınırlı değil elbet. Eril şiddetin, kız çocuklarının hayatına tasallut ediş biçimi olan erken evlilikler konusunda da ister ana akımda iste havuzda yer alsın medyanın payı çok büyük.
Ancak “kendi değerleri” sözüne itirazım var. İnsanın hayatına kast eden, haysiyetini, toplumsal itibarını çiğneyen eylem ve söylemler erdemli davranışlar olmadığından değer sözüyle ifade edilmemeli. Kendi anlayışları ve inançları kast edilerek dine gönderme yapılması da yanlış olur. Çünkü anılan medya organlarının eleştirilen bu tutumları, dinin değil ama geleneğin içinde kendine sağlam bir yer edinmiş patriarkal yaşam kültürünün ürünü. Dini geleneğin içine sızmış patriarkayı görmeden, aramadan veya üzerine hiç düşünmeden, dini ve o dine inananları toptancı yaklaşımla itham eden söylemlerden, söyleyiş biçimlerinden feminist arkadaşlarımın kendilerini kurtarması için hatırlatmalardan vazgeçmeyeceğim. Tıpkı Vahiy sürecinde, öncesinde ve sonrasında Arap yarımadasında hüküm süren yaşam tarzını İslamın gereğiymiş gibi sunan ataerkil din yorumlarına karşı mücadeleye devam edeceğim gibi.
Gelelim bugün ele almak istediğim asıl konuya. Erken evlilikleri dinin gereği gibi görenlerin medya desteğiyle siyaset ve bürokrasi üzerinde kurduğu baskı gücüyle konu yine politikanın gündeminde. Erken evlilik suçu nedeniyle hüküm giymiş olanlara af getirecek bir düzenlemeyi yasamanın gündemine alacak çalışmalar yapıldığına dair haberler Gazete Duvar’da kulis bilgisi olarak yayınlanmıştı. Yerel seçim nedeniyle meclisin tatile girmesine kısa bir süre kalmışken “tecavüzcü affı” içerecek bir düzenlemenin yasalaşması zor belki. Ancak asıl sorun, parlamento kulislerinde konunun gündemde tutulması. Seçim öncesi politik çıkar hesaplarının içine çocuğun cinsel istismarına yeşil ışık yakma eğiliminin girmesi. Bu ülkede kız çocuklarının 12, 13, 14, 15, 16, 17 yaşlarındayken evlendirilmesinden partizanca medet umulması, siyasetin ve parlamentonun yüz karası. Fakat bununla da bitmiyor. Bürokrasi ve yargı, siyasi kulislerdeki çalkalanmalara göre pozisyon alma eğiliminde olduğundan, çocuğun cinsel istismarı olan erken evlilikleri önlemeye dair yasal düzenlemeleri uygulamakta zaafa düşülüyor. Ve toplumsal algı, erken evlilik yasalarımıza göre suç olduğu halde “erken evlilik suçu” ifadesini, kusurlu bulur hale geliyor. Hem de seçim yatırımı niyetine kullanılan bu siyasi söylemler nedeniyle giderek artan oranda erken evliliklerin suç olduğu anlayışı silikleşiyor, geniş kesimlerin zihninde.
Politikacıların, bürokratların, hukukçuların hukuk tarafında saf tutmayışları kadar aydınların, kız çocuklarının üstün yararını gözetmeyişi de etken bu konuda. İslami kesimin entelektüelleri ve insan hakları savunucuları, ikircikli tutum takınarak hem nalına hem mıhına misali sözler sarf ediyor, kız çocuklarının erken yaşta evlendirilmesi konusunda. Çünkü kadın hakları bilinciyle değil kadını ikincil varlık gören ataerkinin gözlüğüyle bakıyorlar dine ve topluma. Ve patriarkal zihniyetin dine sızmış halini sezemiyor, erken evlilik dinin gereğiymiş zannıyla net tavır alamıyorlar. Hem çağın şartlarını biliyor, hem kadının güçlenmesine aykırı olduğunu görüyor ve buna samimiyetle üzülüyorlar ama “kız çocuklarının erken yaşta evlendirilmesi dinin emri değil” diyemiyorlar. İslami kesimin aydınları da ülkenin genel aydın hastalığından muaf değil. Aydın, entelektüel denebilecek kişilerin toplumsal kamplaşmada açık taraf olması, bu kamplardan birine yerleşecek şekilde pozisyon tutması, ideolojik bagaj yükünden kurtulamayışı temel sorunlarımızdan zaten.
Bir kere daha evlilik yaşı ile ilgili hüküm dinde örfe bırakılmıştır diyerek bugün bizim örfümüzün bu konuda Medeni Kanun olduğunu belirterek bitireyim. Ve Cumhurbaşkanı için “sağlam irade” vurgularının çokça tekrarlandığı şu seçim sath-ı mailinde, herkes konuşurken, tecavüzcülere af konusunda Erdoğan’ın hiç konuşmadığını hatırlayalım. Bekleyerek görelim Medeni Kanunun, Ceza Kanunun, şiddetle mücadele kanunun arkasında tıpkı İstanbul Sözleşmesi imzalanırken gösterilen iradeyle durulacak mı? Kadınlar ve kız çocukları mı desteklenecek yoksa cahiliye ahlakının kalıntılarını taşıyan ataerkil din yorumları mı desteklenecek?
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları








































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
13.12.2025
22.11.2025
3.11.2025
19.10.2025
12.10.2025
4.10.2025
21.09.2025
23.08.2025
17.08.2025
10.08.2025