Lale KEMAL
Malum hiçbir müzakere tek yanlı olmaz, bu bir al- ver sürecidir. Zaten Türkiye özelinde ‘ver’ilmesi gerekenlerin bir bölümü de Kürtler’den gaspedilen anadillerini, kültürlerini özgürce kullanma haklarının iadesidir. Yani bir ödün verilmemektedir. Türkiye’de bir kesim tarafından ödün diye düşünülen ama ileri demokrasilerde olağan olan siyasi hakların verilmesidir ki hükümetin işte adım atmakta zorlandığı ve barış sürecini mümkün olduğunca tek yanlı yürütme gibi müzakerelerin özüne aykırı nafile çabalar içine girdiği mesele de budur.
PKK’nın, ateşkesi sonlandırmasa da önceki gün itibariyle geri çekilme sürecini durdurma kararının arkasında hükümetin, yalnızca Kürtler’i değil tüm Türkiye’yi de rahatlatacak demokratikleşme paketini bir türlü açıklayamaması yatıyor. Belki de hükümet, bir özgürlük paketi açıklamak için PKK’dan geri çekilmeyi durduğuna dair bir baskıyı üzerinde hissetmek istiyordu kim bilir. Öyle ya, PKK ile terörü sonlandırıp silahsız çözüm arayışına giren hükümete bu yolda muhalefetin, bırakın teşvik etmeyi köstekleyici bir politika izleyegeldiğini biliyoruz. O hâlde iktidar üzerinde süreci devam ettirebilmesi için bir baskı gelmesi gerekiyordu, o baskı da PKK’dan gelmeye başladı.
Halkın barış sürecine yüzde 80’ler, 90’lar düzeyinde destek verdiğine dair anket sonuçları, bir de hükümet demokrasi paketini açıklasın bakalım nasıl bir düşüş gösterir. Zira, Türk milletinin terörün sonlandırılmasından anladığı örgütün tek yanlı ödünler vermesidir.
Dolayısıyla, hükümetin, hele hele de önümüzdeki üç yıl boyunca üç seçime gidilecek olmasından dolayı çözüm sürecinin devamını demokratik reformlarla getirmesi biraz sancılı olacak arkasında güçlü destek olmadığı için. Erdoğan’ın, cumhurbaşkanı seçilmesi hâlinde ise, oy kaygısından uzak şekilde barış sürecini hızlandırmada önemli rol oynayacağını düşünüyorum.
30 yıldır süren terör sorununa silahsız yani siyasi çözüm bulunması için başlatılan barış sürecinde ilk aşama, PKK militanlarının Türkiye’den Kuzey Irak’a çekilmesi iken ikinci aşaması iktidarın demokrasi paketini açıklaması idi. Aslında, zaten resmen açıklandığı üzere de PKK’nın yüzde 20 oranında geri çektiği elemanlarının bir kısmı kadın iken bir kısmı hasta olanlar. Savaşma yeteneği olan PKK’lı militanların ise, Kandil Dağı’nda eğitimden geçirildikleri aylardır konuşulan bir konu.Böylece PKK, barış süreci bozulduğunda militanlarını hemen Türk güvenlik güçleriyle çatışmak üzere araziye salacak şekilde “zinde” tutuyor.
KARAYILAN BUGÜNLER İÇİN TERFİ ALMIŞTI
Geçen temmuzda, PKK’nın kolu KCK’da bir görev değişikliğine gidilmiş ve örgütün Öcalan’dan sonraki ikinci adamı olan Murat Karayılan’ın, PKK’nın silahlı gücü olan HPG’nin başına getirildiği bildirilmişti. Ancak yaygın kanının aksine, Karayılan, terfi almış, PKK açısından çekilme sürecinde koz olarak kullanılacak yani hem Türkiye’den dağa dönen ve Suriye’de El Nusra ile çatışan PYD militanlarının eğitimi görevini üstlenmişti. Karayılan, Suriye’de muhalefete giden silahlarınarda kalan bir kısmını da militanların eğitiminde kullanıyor HPG’nin başına geldiğinden bu yana.
PKK’nın, hükümetin de çok iyi bildiği mesajı açık; demokrasi adımları atıldıkça çekilme hızlanacak ama bir yandan da savaşçı güç bu adımların hayata geçmesi için zinde tutulacak. Britanya’da IRA da benzer taktik izlemişti çözüm sürecinde.
Benim anlayamadığım husus, hükümetin, çözüm sürecine pozitif katkı verecek biçimde Türkiye topraklarından Kuzey Irak’a dönen militanlar için bu bölgede iş olanaklarının sağlanması için neden gayret sarfetmediği. Böylece bu militanlar yeniden dağa çıkmak yerine bölgede topluma kazandırılmış olurlardı.
PKK’nın çekilmeyi durdurma kararı, Türkiye tarihinde önemli bir dönüm noktası olan Kürt sorununa çözüm startı veren hükümeti ironik bir biçimde aslında demokrasi adımları için teşvik edici nitelikte.
Yazarlar
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları




























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
2.02.2016
25.06.2016
18.06.2016
11.06.2016
4.02.2016
28.05.2016
14.05.2016
7.02.2016
30.04.2016
24.04.2016