Hüseyin ÇAKIR
AKP’nin “ tek ideoloji ve tek parti” olma hayaline ilişkin her gün derin kuşkular yaratan uygulamalarını görüyoruz. En tepe yöneticilerin tek parti dönemini anımsatan açıklamaları, “yönetim sistemi” değişikliği “rejim değişikliğine mi evriliyor” kuşkusunun ötesine geçiyor.
16 Nisan’dan sonra Tayyip Erdoğan’ın, AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı olarak iki şapkası var ama, O her yerde parti lideri olarak konuşuyor. Parti üyelerine veya yöneticilerine yaptığı konuşmalarda partinin sorunları ile devletin sorunlarını özdeşleştiriyor. Partisinin geleceği ile Türkiye Cumhuriyetinin geleceğinin kaderini birbirine bağlayarak sorunsallaştırıyor. Devletin bekası ile AKP’nin bekası aynı temasını işliyor.
Hal böyle olunca partililer, partilerini devlet olarak görüyorlar, (Bugün AKP’yi yöneten ezici çoğunluk da böyle görüyor) AKP’ye muhalefet eden kim olursa olsun, AKP düşmanı ve devlet düşmanı kabul ediliyor.
Bu özdeşlik, toplumsal yarılmayı ve kutuplaşmayı derinleştiriyor.
Özellikle eğitimde dini normların öne çıkartılması laik, modernist kesimi ürkütüyor. Dini simgelerin hemen her yerde AKP’nin siyasal araçları olarak kullanılması, AKP’li olmayanlar tarafından psikolojik baskı aracı gibi görülüyor. İktidar nimetlerinden yararlananlar, yararlanmak isteyenler dini sembol ve görünürlülüklerini AKP yöneticilerinin ve iktidar karar vericilerinin gözünün içine sokuyorlar.
Bunların arasında inanlar olduğu kadar, takiye yapanlar, her dönem olduğu gibi kraldan çok kralcılar çılgın partizan ve Reisçiler olarak nalına da, mıhına da vuruyorlar.
TAKKELİ KEMALİZM
AKP yöneticilerinin siyasallaşmış dinci söylemleri, dini simgeleri devletin simgeleri gibi kullanmaları sonucunda, Maçka Parkında Şortlu kıza güvenlikçinin müdahalesi ve Ramazan ayında oruç tutmayanlara müdahale, sigara içen başı örtülülere söylenen çirkin, ahlaksız söz gibi.., daha önce de yaşanmış olayların bu söylemler devam ettikçe yaşanması kaçınılmaz olacaktır.
Parti devlet özdeşliği daha önce de bir kaç kere yazdığım gibi: CHP tek parti dönemi yeri geldiğinde yeriliyor bu dönem rövanş gibi gösterilirken, Ohal, KHK’ler ve otoriterlik savunulurken CHP’nin tek parti dönemi zihniyeti ve uygulamaları gibi davranmaktan rahatsız olunmuyor.
Kuşkusuz CHP’nin tek parti dönemi ve uygulamalarıyla yüzleşerek, bu dönemi reddi miras yapmaması ve sırında kambur gibi bu dönemi taşıması ve “tarihsel koşullar” vs gibi gerekçelerle olumlaması otoriterliği ve Türkiye’nin özgünlüğü adın o dönemi meşrulaştırılmasını sürekli kılıyor.
Yeri ve zamanı gelince Kemalizm adı altında, Mustafa Kemal’in arkasına sığınarak, bir bakıyorsunuz askeri üniforması, kalpaklı, fötr şapkalı fotoğrafları ideolojik siyasi simge olarak kullanıyor.
AKP’nin öncülü Milli Görüş’ün lideri Necmettin Erbakan “Atatürk yaşasaydı bizim partiye üye olur” demişti. Bir “takkeli Kemalizm eksikti” diye tartışılmıştı.
AKP, Mustafa Kemali “kurucu lider” olarak kabul ediyor. Ancak AKP içinde yer alan siyasetçi, akademisyenlerden bazıları Kemalist modernleşmenin ve modernizmin tarihsel olarak zamanını doldurduğunu düşünüyorlar, zaman zaman yazıyor veya tartışıyorlar.
Yeni Osmanlıcılık en belirgin örnek olarak öne çıktı. Ancak bütünsel politik bir program olarak gündeme getirilmedi. Parça parça gündeme taşındı. Özellikle TV dizileri, filimler, yayınlar vs ve Eğitim müfredatında yapılan değişiklikle kültürel hegemonya ve zihinsel olarak hazırlık yapılıyor eleştirileri haklılık kazanıyor.
16 Nisan Anayasa değişikliği ile girilen sürecin zihniyet ve uygulamaları “tek parti veya parti devleti- devlet partisi” izinden gidildiğini gösteriyor.
YENİ DEVLET KURULUYOR MU TARTIŞMASI
Tek parti döneminin iki özelliği var. Birincisi, devlet ve partinin yasama yürütme ve yargı olarak tek güç olması. İkincisi Muhalefetin olmaması, zaman zaman “hoş görünmek ” için denemeler yapılsa da en kısa sürede o veya bu gerekçe ile yasaklanmasıdır.
Tek partiden çok partili hayata geçiş! Sonrasında siyasi partiler devletin politikalarına müdahale edememiştir. Ediyormuş görüntülerinin yaşandığı zamanlar ise, devletin politika değiştirmeye karar verdiği zamanlara denk düşmüş olmasıdır.
AKP iktidarının Cumhurbaşkanlığı Sistem değişikliği siyasetin devlete müdahalesi mi? Ya/da devlet strateji değişikliğine karar verdi bunu AKP eliyle mi yapıyor? Bu iki soru değişik boyutlarıyla tartışılıyor.
Özetle: AKP’mi devleti ele geçirdi, devlet mi AKP’yi ele geçirerek, kendi amaçları için kullanıyor? Olgular her iki durumun mümkün olabileceğini gösteriyor. İki durumdan hangisinin olduğunu görmek için: 15 Temmuz Davalarının nasıl gelişeceğine ve 2019 seçim sonucunda Erdoğan başkan olamaz ise devletin nasıl tutum alacağına bakacağız.
AKP’nin eski bir MYK üyesinin “Yeni devlet kuruluyor, lideri de Erdoğan” sözü; zihin arkasının dışa vurumu mu? AKP içinde tartışılan bir konu mu ? Bu görüşün hatırı sayılır bir kesimi temsil ettiğini bir kenara not düşmek gerekiyor.
AKP “tabu kırmak” adına bu tür çıkışları sık sık yapıyor/yaptırıyor. İster nabız yoklama, ister Erdoğan’ın yeni kurucu liderliği ve Atatürk’e alternatifliğine alıştırmak diyelim: Özeti AKP’nin dünya görüşü ve politikaları doğrultusunda “devletin kurumsal yapılanmasında” hem pratik, hem de zihinsel değişim yaşanıyor.
AKP Genel Başkanı şapkasıyla Rize’de konuşan Erdoğan: “Unutmayın Türkiye’nin yeni bir kurtuluş savaşı verdiği bir dönemdeyiz” sözü ile “ Yeni devlet kuruluyor, lideri de Erdoğan” sözü arasında bir bağlantı kurulabilir, buradan yüründüğü zaman bir dizi senaryo kurmak mümkündür.
Bu cümleyi Doğu Perinçek hala kullanıyor. Perinçek’in, her dönem söyledikleri ile devletin derinliklerindeki kanallardan birsinin sesi olduğunu bilmeyen yok. Bugün Avrasyacı, ulusalcı zinde güçler Vatan Partisinde toplanmış durumda. AKP’nin; güvenlikçi, Ortadoğu’da müdahaleci, Kürt sorununun şiddetle çözümü politikalarından yanalar ve NATO, ABD, AB karşıtı politikalarını antiemperyalizm adına destekliyor.
“Yeni Kurtuluş Savaşı”na tarihsel bağlamıyla bakıldığında bu Doğan Avcıoğlu ve Mihri Belli’nin tezleriydi. Simgesi kalpaklı Atatürk ve “sol” Kemalizm idi. 2. Kurtuluş savaşçılar sonuca ulaşmak için “zinde güçler”, “asker-sivil aydın”ların bu işi yapacağına inanmışlardı.
“2. Kurtuluş savaşı /Milli Demokratik Devrim” tezi Türkiye sol tarihi ve demokrasi-devrim mücadelesinde, teorik ve pratik politik derin tartışmalar ve bölünüp parçalanmalara yol açtı. Devletin bir kanadı bu tezin savunucularını istediğinde kullandı, istediğinde patakladı.
Bu paranteze nokta koyarak: Erdoğan “yeni kurtuluş savaşı” sözünün önünü ve arkasını boşlukta bıraktı.
Örneğin bu “savaşın” gücü ve güçlerini açıklamadı.
Seninki de soru mu, elbette “millet” diyeceksiniz.
Haklı olabilirsinin de?
Eğer Cumhurbaşkanı, AKP Genel Başkanı R. Tayyip Erdoğan’ın son bir yıldır yaptığı konuşmaları hatırlarsak: Ana muhalefeti millete karşı olmak HDP’lileri terörist, tutuklu gazetecileri ajan, muhalif aydın, yazar, akademisyenlere “müsvedde” gibi, gibi… “suçlamalar” yaptığını görmekteyiz.
Bazı konuşmalarda muhaliflerin tümünü yabancı güçlerin “maşası” olmakla itham edebiliyor.
Bu anlamda “millet kavramı” sorunlu olduğu için “yeni kurtuluş savaşı” sözü bana ürkütücü geliyor.
Toplantılarda sık sık “işte başkomutan, işte lider” sloganı atanlar “yeni kurtuluş savaşı” hedefinden haberdar mı? değil mi? bilmiyorum.
Son günlerde TV tartışma programlarına çıkan AKP’li akademisyenlerin “emperyalizm” den söz ediyor olmaları dikkat çekici. “Dış güçlerin maşası” genellemesi darbe dönemlerinin suçlu üretme makinesi gibi çalışıyordu. Muhalefeti susturmanın yeni yolu “emperyalizm “ maşası suçlamasını sık sık duyarsak şaşırmamak lazım.
Tek partili, buçuk olarak MHP’nin yer alacağı bir buçuk partili bir sistem hayali kuranlar var.
Basına kısmen yansıyan ve kulislerde “CHP’nin FETÖ bağlantısı tutmadı, CHP içini de karıştıracak, oyları dağıtacak şeyler bulunmalı, bulunamazsa MİT tırları, emperyalistlerle işbirliği yaptıkları kapmayası başlatarak vatana ihanetle suçlanmalı” senaryoları konuşuluyor.
Son birkaç gün içinde Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu“CHP'nin içinde DHKP-C, PKK sempatizanı milletvekilleri var” diyor. AKP Genel Başkan Yardımcısı Mahir Ünal, “Yeni devlet kuruluyor”açıklamasının“düşünce özgürlüğü” olduğunu söylerken, aynı konuşma içinde Kılıçdaroğlu ‘nun Focus Dergisi’ne verdiği mülakat nedeniyle “Kemal Kılıçdaroğlu’nun Türkiye karşıtı lobilerin sözcüsü olduğunu” söyledi ve şöyle devam etti: “Kemal Kılıçdaroğlu, her söyleminde meşruiyet krizi oluşturacak bir dil oluşturuyor. Tartışmayı derinleştirecek krizler oluşturuyor.” Derken, Devlet Bahçeli de "CHP'nin karanlığa doğru adım atmasına PKK destek vermektedir, FETÖ omuz vermektedir" diyor.
CHP ve Kemal Kılıçdaroğlu “vatana ihanet, teröre destekle suçlanabilir mi?
Celal Başlangıç Artı Gerçek’te son yazında bu olasılığı kuvvetlendiren topyekûn kampanya örnekleri sıralıyor.
Olur mu böyle bir şey?
Neden olmasın. Mesela Ahmet Şık, FETÖ’cü yapılabildiğine göre…
“Çal karayı, çıkarmak için uğraşıp dursunlar” zaten kara propaganda makineleri harıl harıl çalışıyor.
“Yeni Kurtuluş Savaşı” bağlamı başka olmakla birlikte, 2. Cumhuriyet tartışmalarını akla getiriyor.
Mesela,1923 pozitivist modernist Fransız modeli cumhuriyeti 1. Cumhuriyet ise; İhvan modeline benzer ama İslamcılığı modern ve modernistlikle donatarak 2. Cumhuriyet mi kuruluyor?
Mehmet Altan’ın kulakları çınlasın.
“Ben içeride fikrim iktidar da” diye saçlarını yolacağını sanmıyorum ama 2. Cumhuriyet fikrini de çalıyorlar galiba.
Yazarlar
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYAİmamoğlu'na istenen 23 asırlık tarihi ceza: Roma İmparatorluğu kurulduğunda hapse girseydi hala ceza 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakKadife eldiven zamanı 10.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
21.05.2018
13.05.2018
6.02.2018
29.04.2018
22.04.2018
8.02.2018
1.02.2018
25.03.2018
19.03.2018
11.03.2018