Ayhan ONGUN
Eğer parti iktidar amaçlı kurulmuş ve sistemden besleniyorsa, evet parti lidersiz olmaz, olmuyor.
Var olan sistemin tüm imkanlarından sonuna kadar yararlanan düzen partileri, toplumsal ve siyasal alanda öne çıkmış kişiler tarafından kurulduğu için, sonuçta partiyi ayakta tutan da lider oluyor.
Bu durum ülkemizde olduğu gibi neredeyse tüm dünyada da aynıdır.
Hatta düzene karşı kurulduğu iddia edilen, yeni bir toplumsal yaşam vaad eden sol-sosyalist partilerde bile her zaman lider öne çıkmıştır.
Öyle olunca da lider egemen bir partide, başkan ve adamlarının hükümranlığı kaçınılmaz hale geliyor.
O zaman ne parti içi demokrasi uygulanabiliyor, ne de ülkemizde demokrasi tüm kurum ve kurullarıyla yerleşebiliyor.
Kuşkusuz siyasi partiler yasası ve örgütlenmenin doğası gereği her kurumsal yapıda bir yönetim ve onun başkanı olacaktır.
Ancak bir toplumu ya da ülkeyi yönetmeye talip kurumda öncelik lider değil, o kurumun ilkeleri, sosyal, siyasal ve ideolojik değerleri olmalıdır.
Ama görüldüğü gibi, siyaseti meslek olarak gören bir anlayışın hakim olduğu partilerimizde ne yazık ki başkan ve adamları dışında hiç kimseye hayat hakkı tanınmadığı gibi onlar da ölmeden partinin başından gitmiyorlar.
Geçmişe dönüp baktığımızda bunun somut örneklerini fazlasıyla görmek mümkündür.
Atatürk den sonra görevi devralan İnönü, çok partili dönemin ilk lideri Menderes, efsane lider Bülent Ecevit, Süleyman Demirel, Necmettin Erbakan, Özal ve son döneme damgasını vuran Recep Tayip Erdoğan.
HDP Eş başkanlarını ayrı tutuyorum. Çünkü onların da üstünde güçlü bir irade var.
Bu kısa tespitten sonra gelelim,” nasıl olmalı?” sorusuna.
Gelişmiş batı ülkelerinde iktidar dışındaki partilerin genel başkanlarını toplumun büyük bölümü tanımaz bile.
Onlar için önemli olan siyasi partinin ortaya koyduğu ekonomik ve sosyal politikalar, doğrudan insan yaşamını ilgilendiren konularda geliştirdiği projeler, hak ve özgürlükler konusundaki tavrı, program ve tüzüğüyle, ilkeleridir.
Her partinin temsil ettiği bir sosyal katman, öncelikleri ve vazgeçilmez değerleri vardır.
Oysa ülkemizdeki siyasi partilere baktığımızda; öylesine kaygan bir zeminde ve öylesine ilkesiz politika yapılıyor ki, hangi partinin hangi sosyal kesimi temsil ettiği belli değil.
Ayrımsız tüm siyasi partiler, lider odaklı, başkan ve adamlarının isteklerine göre dizayn edilmiş, kuşatılmış bir durumdadır.
Bu ilkesizlik ve kuşatılmışlık içinde her geçen gün biraz daha kirlenen siyaset kurumunun silik birer aktörü durumuna gelen başkan ve adamları da günü kurtaracak politikalar ve yapay gündemlerle halkı oyalıyorlar.
Öte yandan hatırlayanlar bilir, bir dönem 15 milletvekiliyle meclise ve politikaya yön veren Türkiye İşçi Partisi vardı.
O partinin genel başkanı kimdir diye sorsak, çoğu insan cevabını bilmez.
Çünkü o dönem parti yöneticilerinin her biri lider özellikleri olan ama bu yeteneklerini halkla paylaşarak, halk için kullanan insanlardı.
Her biri kendi alanında kendisini kanıtlamış olmasına karşın, ortak politik bir tutumun parçası ve savunusu olmayı kabullenmiş, kişisel egoları olmayan, gerçek demokrasiye inanmış, kolektif iş yapma kültürü almış, sorumluluk sahibi gerçek yurtseverlerdi.
Böyle olunca da kimin lider olduğundan çok, partinin temsil ettiği sosyal kesimlerin talepleri, öncelikleri ve beklentileri önem kazanıyordu.
Yeniden böyle bir siyasi parti hayal gibi görünse de, topluma ve yaşadığı ülkeye karşı kendisini sorumlu hisseden herkesin siyaseten birinci önceliği, mevcut siyasi partiler ve seçim yasalarının çağdaş normlara uygun değiştirilmesi, seçim barajının kaldırılması için mücadele etmek olmalıdır.
Tüm bunların yeni ve sivil, demokratik bir anayasayla gerçekleşmesinin en doğrusu olduğunu bilsek de, bu mevcut yapı ve lider egemen siyasi partilerin yer aldığı meclisten, yeni bir anayasa çıkabileceğine ilişkin umutlar her geçen gün azalıyor.
Birbirlerine en şiddetli biçimde dokunarak sözüm ona dokunulmazlıkları kaldırmaya çabalayan lider vekillerinin anlaşıldı ki, yeni bir anayasa derdi yok.
Görünen o ki, bu durumda iktidar partisi kendi anayasa taslağını getirecek, mecliste yeter çoğunluğu bulamazsa referandum yoluyla istediği anayasayı topluma dayatacak.
Toplumun en geniş kesimleriyle birlikte hazırlanmamış bir anayasa, içeriği ne kadar demokratik ya da çağdaş olsa da toplumsal meşruiyet sorunu yaşayacaktır.Bunun sorumluluğu da mevcut lider vekillerinin olacaktır.
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
19.08.2021
31.03.2021
17.03.2021
3.02.2021
23.10.2020
30.09.2020
28.07.2020
19.05.2020
15.05.2020
19.03.2020