Ümit KIVANÇ
Fakat Türkiye sahiden bir noktaya gelmiş! Bizi yönetenler yedikleri şamarın acısını çıkarmak için üstümüze çullanmazlarsa, kısa süre de olsa sevinebiliriz.
Bu sevincin nelere mal olduğunu, otuz kurşunla öldürülen, dokuz çocuklu HDP aracı sürücüsünü, Diyarbakır'da şenlik havası içerisindeyken nasıl olduğunu bile anlayamadan bu dünyadan göçüverenleri, hastane odasında ayıldıklarında ayaklarının, bacaklarının yerinde olmadığını fark edenleri sevincimize katmak nasıl mümkün olacak?
Belki onlar için de, inadına sevinmeliyiz.
“Türkiyelileşmiş Kürt partisi”nin etrafında birleşip, yakın siyasî tarihin, geleceğe muhtemel etkileri bakımından belki de en anlamlı adımını attık. Yaptığı ettiğinin içeriği bir yana, sırf haliyle tavrıyla her gün isyan çıkarma potansiyeline sahip “tek adam”ın planları bozulduğu, suratı asılacağı, onunla birlikte, “dünyayı biz yarattık” havalarına girmiş kendini bilmez küstahlar da bozum olacağı için bile sevinebiliriz.
Seçilsin diye uğraştığımız insanlar, sırf Meclis'e girmeleriyle bile çok şeyi değiştirmiş olacaklar. Ne demek ya Roman milletvekili? Ermeni milletvekili? Ezidi milletvekili? Sırf Meclis'teki varlıklarıyla bile “Türkiye Cumhuriyeti'nde değişim-dönüşüm” başlıkları attırabilecek birçok isim var. Ya da isterseniz: “Terör Meclis'te!” ya da: “Cumhuriyet'in temeline dinamit!” ya da: “Zerdüşt Meclis'i!”
Zamanında oradan yaka paça atılmış, ömrünün on senesini demir parmaklık ardında geçirmiş Leyla Zana yemin etmeye kürsüye yürürken yüreğimin nasıl çarpacağını şimdiden hissediyorum. Kürtçe bir cümle etmişti, gencecik, güzel yüzlü bir kadın! Meclis ayağa kalktı. Ordu ayağa kalktı. Medya ayağa kalktı. Polis icabına baktı, yargı gereğini yaptı. Elbirliğiyle linç ettiler.
Hep mâkûl, alçakgönüllü, barışçı bir siyasetçi olmuş Orhan Doğan'ın itile kakıla polis arabasına sokuluşu, bu lincin simgeleşmiş görüntüsüdür. “Kürtler silahı bıraksın, gelip siyaset yapsın”ın yıllar boyu rafa kaldırılması, savaşın sürmesi, binlerce genç insanın daha ölmesi, öldürülmesi, gözaltında kayıplar, kararan hayatlar, dağılan yuvalar... o görüntüyle sağlanmıştı.
Kürt siyasetçileri Meclis'ten atılır, devlet Kürt gençlerine “dağa çıkın!” çağrısı yaparken, “Türkiye” kıçını kıpırdatmadı. Gezi henüz yaşanmamıştı. “Diren Lice, Taksim seninle” diye bağırılabileceği kimsenin aklından geçmiyordu. Bunu isteyen veya gerekli bulan pek kimse de yoktu zaten. “Bölücü teröristler”le savaşan ordu ve özel olarak sarkık bıyıklı Ülkücü polislerden seçilerek oluşturulan Özel Tim o gençleri icap ettiği şekilde öldürüyor, cesetlerini soyup yanyana diziyor, panzere bağlayıp sürüklüyor, kulaklarını kesip kemerlere asıyordu. Kontrgerilla ile MHP “şehit cenazesi” düzenleme yarışındaydı. Şehit temin etmek kolaydı, dağa yollayınca bazıları bir şekilde öldürülüyorlardı, oğulları öldürülen yoksullar “vatan sağolsun” diyorlardı. Milletçe savaştaydık, vatanımız tehdit altındaydı, amiral gemisi başta, medya seferberdi, maçlar İstiklâl Marşı ile başlıyordu, tribünleri “Kahrolsun PKK!” diye bağırtan vazifeliler her yerdeydi. Kürt yoktu. Olağanüstü Hal Bölge Valisi köy köy dolaşıyor, “Apo ve PKK'lilerin Ermeni olduğunu” anlatıyor, uçaklar, helikopterler, “teröristlerin sünnetsiz olduğunu” işleyen bildiriler atıyorlardı. Ordu henüz pek kıymetli, vazgeçilmez bir siyasî partiydi.
Genç okurlarım, gündelik sığ siyasî hesaplarla gözleri kapanmış şuursuzların laflarına itibar etmeyin, o günler hakkında lütfen bilgi edinin. Bu sadece “tarihî bilgi” değil. Bugünkü iktidarın küstah temsilcilerinin Kürtleri yeniden savaşla tehdit ettiğinde neler kastettiğini, emin olun kolay kolay gözlerinizin önüne getiremezsiniz. Düzenin bütün partilerinin, medyanın, devletin bütün gizli-kirli örgütlerinin katılımıyla yürütülen o savaş feci bir şeydi.
Orhan Doğan bugün hayatta olmalıydı, o mazlum yüzünde belirecek gülümsemeyi hep beraber görmeli, o “Türkiye”den böyle bir intikam alabilmeliydik.
Belki de bir kısmı eşimiz dostumuz ahbabımız arkadaşımız olan yeni milletvekilleri hepimiz adına o günlerin acısını bugünün vicdansız küstahlarından çıkaracaktır. Heyecanla bekleyeceğiz.
O günleri temsilen karşılarında, askerî vesayet devletinin her türlü pisliğini devralma telaşındaki AKP'lileri mi, güya zaten varolmayan bir Kürt sorununu Kandil'i bombalayarak, “kökünü kurutarak” vs. çözmeyi öneren MHP'lileri mi, Deniz Baykal'ı mı bulacaklar, yoksa Kılıçdaroğlu CHP'si ile her şey farklı mı olacak, göreceğiz.
Öyle görünüyor ki, seçimden önce Kürtleri gözden çıkaran AKP, en azından bir süre savaş tehdidiyle iş götürmeye çalışacak. Ortada sahiden düşünülmüş taşınılmış bir politika mı var yoksa bitmekte olan denizde şuursuzca debelenilerek sağa sola su mu sıçratılıyor, kestirmek zor.
Şimdiye kadar güler yüzü, yumuşak üslûbu ve göz kamaştıran nezaketiyle herkesin beğeni ve takdirini kazanan, seçkin ve kaliteli insan, derinlikli siyasetçi Yalçın Akdoğan, HDP'lileri kastederek çözüm süreci için, “Artık anca filmini çekerler,” demiş. Çekimin çoktan başladığını, her hareketlerinin kayda geçtiğini anlayamamış. Oysa İslâmcı bir partinin öndegelenlerinden. En azından günahları yazarken dördüncü deftere geçmiş kâtip meleklerden haberdar olmalıydı.
Sanatla edebiyatla haşır neşir, akıllı, vicdanlı insandan seçim sabahı o uyduruk fotoğrafları yayan kara propagandacı, “Müslüman anarşist”ten ağlak yalaka yaratan karanlıkta Yalçın Bey'e laf etmek anlamsız kaçıyor, farkındayım. Bu yüzden kendisini şu anda öfkenin avize kristallerini soldurduğu, hırsın kadife perdeleri yırttığı, derin bir kasvetin kırmızı halıların üzerinden süzülüp bin odaya dağıldığı Saray'da reisiyle başbaşa bırakıp arkadaşlarıma döneceğim.
Selahattin Demirtaş, 7 Haziran seçimi konusunda özel bir bahis. Onca haksızlık, rezillik, dahası saldırı, yakma-yıkma, yaralama, öldürme, katliam karşısında, onca kötü niyete, imâya, hakarete varan niyet okumalara, şuursuz gazetecilerin aynı soruları bin defa ardarda sormasına rağmen, kendine, söylediklerine, savunduklarına, haklılığına güvenen insanın gücünü, alt edilemezliğini bize gösterdi. Gelmiş geçmiş en başarılı siyasetçilerden biridir. Sükûneti, nezaketi, çok güzel, çok etkileyici konuşması, esprileri falan cabası; bize heyecan ve umut verebildi. Hem tebrik ediyorum hem teşekkür ediyorum.
Bu seçimlerle Meclis'e giren birçok şahane insan var. Ötekilerden özür dileyerek, sadece ikisinden kısaca bahsedeceğim.
Garo (Paylan) arkadaşım. Bizi feci bir cinayet ve neredeyse daha da feci olan cinayet sonrası biraraya getirdi. Hrant için adalet peşine düştük birlikte. Her şeyden önce çok iyi bir insandır, iyi bir insan milletvekili oldu diye sevinmeliyiz. Konuşulan herhangi bir şeyin, yapılabileceği sürenin beşte birinde ve derhal yapılması için herkesin yakasına yapışması, benim gibi sorumluluk manyağı bir adamı dahi çaktırmadan arayıp kontrol etmesi, gerçi aramızda mavra konusu olmuş özellikleridir, ama bu tavırların memlekete, Meclis'e çok lazım olduğu aşikâr değil mi?
Ferhat'ı (Encü) Roboski filmini yaparken, köyde tanıdım. O filmin yapılabilmesini sağlayan insanlardandır. Ekip, üç kişi, onların evinde kaldık. Bombayla parçalanarak ölen oğlanlardan Serhat'ın odasında. Roboskililerin o felakete ve uğradıkları “hakarete” -öyle tanımlıyorlardı- rağmen gösterdikleri ağırbaşlı, kararlı tavır bizi mahvetmişti. Öyle büyük bir acıyı, şüphesiz feryatları dağları aştıktan sonra, bu kadar olgunlukla yaşayabilmeleri, açıkça söyleyeyim, katliamdan iki gün sonra yılbaşı kutlayan büyükşehir ahalisiyle yollarımızı en azından ben ölene kadar ayırmıştır. Ferhat, bir zamanların pek gözde solcu deyişiyle “son tahlilde” nerede, kimin yanında yeralmak gerektiğine dair pekişen inancımın bir tür simgesi olarak şimdi TBMM'de!
“Büyük insanlık”, HDP'nin seçim sloganıydı. “İnsanlık” kavramına inancım kapı altından sızan cılız ışık ayarında. “İnsanlık” diye bir şey hiç yaşadı mı, bilmiyorum. Meclis'e seçilen dostlara bakınca, fakat, niyeyse aklımdan “insanlık ölmemiş” lafı geçiyor.
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYAİmamoğlu'na istenen 23 asırlık tarihi ceza: Roma İmparatorluğu kurulduğunda hapse girseydi hala ceza 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakKadife eldiven zamanı 10.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları























































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
31.01.2025
30.12.2024
24.12.2024
15.12.2024
1.12.2024
15.11.2024
21.10.2024
7.10.2024
22.09.2024
5.07.2024