Demir Küçükaydın
Bu açık mektup ciddi sonuçları olacak bir hatayı engellemek için son bir uyarıdır. Ciddiye alınacağını da pek sanmıyoruz ama kayda geçmesi gerekir. Yeni bir şey de söylemeyeceğiz, yılladır söylediklerimizi kısaca özetlemekle yetineceğiz.
Bir hastalığı tedavi için önce doğru teşhis gerekir. Yani nedenler kaldırılmadan sonuçlar ortadan kaldırılamaz.
HDP’nin çok ciddi sorunları olduğu ortadadır. HDP başarısız bir politika izlemektedir.
Bunların temelinde sosyolojik denebilecek, yani onun dayandığı toplumsal güçlerin konum, çıkar ve karakterlerinden kaynaklanan ve ancak uzun vadeli çözülebilecek olanlar vardır. Bu ayrı bir bahistir ve uzun vadeli tedbirlerle (ama önce bu sorunların neler olduğu da açıkça ortaya koyularak ve bunun için mekanizmalar yaratarak) çözülebilir. Bu nedenle bunlara girmiyoruz.
HDP’nin bir de yapısal sorunları (yani son duruşmada tüzüksel sorunları) vardır. Bugünkü sorunlarının kaynağında örgütsel düzeyde bu yapısal sorunlar bulunmaktadır. Bu yapısal sorun “bileşen hukuku” denen hukuktur, tüzüktür.
Ne yazık ki, Özgürlük Hhareketi’nin HDP’nin sorunlarının nedeni olarak HDP’nin bu yapısının olduğu yönünde teşhis ve tedavi arayışı olduğuna dair en küçük bir emare görülmemektedir. Şu ana kadar Özgürlük Hareketi’nden hiç kimsenin HDP’nin sorunlarının kaynağında bileşen hukukunun bulunduğuna ilişkin bir teşhis yaptığı görülmüş değil.
HDP’nin kendisi bu teşhisi yapamaz ve tedaviye geçemez, çünkü bizzat kendisi bu yapısal sorunun ürünüdür.
Bu teşhisi yapıp tedaviyi ancak Özgürlük Hareketinin dinamizmi ve prestiji uygulayabilir.
Bu nedenle bu mektubumuz Özgürlük hareketinedir.
Prestij siyasi mücadelede muazzam bir öneme sahiptir. Muazzam bir zaman ve güç kaybını engelleyebilir.
Örneğin Öcalan’ın prestiji ve ağırlığı olmasaydı, kimse Özgürlük Hareketi’nin stnatejik ir dönüşüm yapmasını sağlayamazdı. Örneğin Türkiyelileşme projesi, HDP’nin kuruluşu vs. onlarca yıllık arayışlarla enerji ve zaman kayıplarıyla mümkün olabilirdi.
Sorunların kaynağındaki yapısal sorun, “bileşen hukuku”dur. “Bileşen Hukuku” derhal terk edilip birey hukukuna geçilmelidir.
Ancak bir de çok acil olarak çözülmesi gereken ve çözülebilecek ve birbirinden şu momentte ayrılamayacak, politika ve personel (hangi göreve kimin getirileceği, İslamcıların terminolojisiyle “işi ehline vermek”) sorunları vardır.
Ne var ki, kişilerin kazandığı çok özel politik anlamlar, personel ve politika sorunlarını iç içe geçirmiş ve kopmazcasına birbiriyle bağlamış bulunuyor.
Yani aslında politika, stratejiden bağımsızca ele alınması gereken personel sorunları şu an politik bir sorun olarak ele alınmak durumundadır.
Selahattin Demirtaş’ın tekrar başkan seçilip seçilmeyeceği, bu nedenle bir personel sorunu değil, bir politika sorunudur ve bir politika sorunu olarak tartışılmalıdır.
En acil ve en önemli sorun olarak Selahattin Demirtaş’ın eş başkan olarak tekrar seçilmesi sorununu ele alalım.
Gazetelere yansıyan haberler ve kulis dedikodularına bakıldığında öyle görülüyor ki, Selahattin Demirtaş’ın tekrar eş başkan olarak seçilmesi şeklindeki öneriler bir kenara itilmiş ve yerine yeni eş başkanlar aranıyor. (Örneğin özellikle HDP’ye oy verenlerin imza attığı, farklı girişimler tarafından toplanan ve toplamı 5000’i çoktan aşmış imzalar (Sadece bizim başlattığımıza, Afrin’in gündemin başına yerleşmesi nedeniyle hızı azalmış olmasına rağmen 4533 kişi tarafından imzalanmış durumda) hiç kimse tarafından ciddiye bile alınmış değil. Tabandan böyle bir istek var ne yapalım diye tartışıldığına dair bir satır bile okumadık şu ana kadar.)
Anlaşılan sorun Demirtaş’ın yerine kimlerin hangi dengelere göre seçileceğine kalmış.
Bu korkunç bir yanlış olacaktır. Emin olun bunu en fazla isteyen Erdoğan’dır ve yaptığı planlarda HDP’nin böyle bir yanlış yapacağını kesinlikle hesaplıyordur.
Selahattin Demirtaş’ın tekrar eş başkan seçilmemesi, HDP’nin yapacağı en büyük politik ve stratejik yanlış olacaktır.
Çünkü Selahattin Demirtaş’ın eş başkan seçilmesi örgütsel ya da hangi görevin hangi kişi tarafından en başarılı biçimde yapılacağına ilişkin, yani bir personel sorunu, yani “işi ehline verme” sorunu değildir. Bu politik bir sorundur.
Selahattin Demirtaş, Türkiye’nin “yaşam tarzından” (ki çoğunu Kemalistler ve CHP’liler oluşturmaktadır) ve “inancından” (çoğunu da yine esas olarak Aleviler oluşturmaktadır) dolayı, aslında İslamcı diktatörlüğe karşı tamamen ikinci bir ulusal karakterde bir direniş için bir bayrak arayan kesimler tarafından, Türkiyelileşme, (yani Türkiye’nin diğer ezilenlerinin sorunlarına da sahip çıkarak onlarla ittifak kurma; onları kazanma, önyargılarını yıkma) politikasının terki olarak anlaşılacaktır.
Bu nedenle tarihi düzeyde, sonuçları “hendekler” veya “özyönetim ilanları”ndan daha ağır ve olumsuz olacaktır.
Bu politik yanlış nesnel olarak Erdoğan’a diktatörlüğü kendi elleriyle sunmak anlamına gelecektir.
Kürt ulusal hareketi ile Alevi ve “laik şehirli” ulusal hareketin Türkçü-İslamcı diktatörlük karşısında birleşmesini engelleyecektir. Türkçülerin ve İslamcı’ların bir diktatörlük kurmak için birleştiği bu durumda, Türkçülüğün baskısı altındaki Kürtlerin; İslamcılığın baskısı altındaki Alevi ve “Laiklerin” birleşmesi hayati önemdedir.
Hangi gerekçeyle olursa olsun, Selahattin Demirtaş’ın eş başkan seçilmemesi, Öcalan’ın bizzat kendi önderi bulunduğu harekete bile karşı sürekli mücadele ederek kabul ettirdiği ve her adımda bu stratejiye karşı olanlarca sabote edilen çizginin, yani “Türkiyelileşme” çizgisinin terki anlamına gelir.
Burada şunu iyi kavramak gerekir. Selahattin Demirtaş, bu çizgiyi yeterince kavrayıp kavramadığından veya savunup savunmadığından bağımsız olarak, bu çizgiyi temsil eden bir bayrak olmuştur. Türkiye’nin Alevileri, “laikleri” bunu böyle kabul etmiş bulunuyorlar. Bu bir nesnel gerçekliktir.
Bu kesimler Türkiye’nin yüzde otuz veya kırkını oluşturmaktadır. Bu güçleri kazanmak, onlardan tecrit olmamak diktatörlüğe karşı mücadelede hayati önemdedir. Böylece bir hareket alanı, bir Erdoğan-Ergenekon İslamcı-Türkçü Faşist diktatörlüğünü dengeleyecek bir karşı ağırlık oluşturulabilmektedir.
Ayrıca Selahattin Demirtaş, Erdoğan’a karşı mücadelenin de bir sembolü olmuştur.
Erdoğan-Ergenekon ittifakının en güçlü ve en zayıf yeri Erdoğan’dır.
Demirtaş “Seni başkan yaptırmayacağız” porolasıyla özdeşleşmiştir.
Demirtaş’ın tekrar başkan seçilmemesi, bu (laik ve Alevi) kesimlerin Kürt hareketinin Erdoğan ile anlaşacağı ve kendilerini terki olarak yorumlanacaktır zaten şimdiden de böyle yorumluyorlar. Onlar zaten böyle düşünmeye meyillidirler ve bu eğilimlerini iyi bilen Ergenekon-Erdoğan ittifakı bunu kolayca bu şekilde istismar edip, ancak uzun yıllarca çok zaman ve enerji kaybıyla telafi edilebilecek bir sonuca yol açacaktır.
Şunu unutmayın, Öcalan’ın Diyarbakır Newroz’unda okunan bildirisinde, Alevilerden söz etmek, Alevilere duyduğu sempatiyi zaten kitaplarında defalarca ifede etmiş olması nedeniyle “malumu ilan” olarak görülür diye sınırlı zaman ve olanakları, toplumun daha uzak, daha Sünni ve Türkçü kesimlerinin ön yargılarını yıkmak için yaptığı kimi vurgular bile Alevilerde kendilerinin satıldığı yönünde çok taraftar bulan yorumlara yol açmıştı. Ve Öcalan bunları hemen ciddiye alarak yanlış anlamayı gidermeye çalışmıştı.
İşte bu nedenlerle Demirtaş’ı tekrar başka seçmek gerekiyor. Demirtaş’ın tekrar başkan seçilmesi politik bir mesajdır ve öyle olacaktır.
Demirtaş’ın tekrar başkan seçilmesinin örgütsel veya personel olarak fiili bir anlamı zaten olmayacaktır.
O elbette bulunduğu yerden örgütü yönetemez, taktiklerini belirleyemez ve onun politikalarını belirleyici bir etkisi olamaz.
Demirtaş’ın tekrar eş başkan seçilmesi, “laiklere” ve Alevilere biz, yani ulusu “İslam” ile tanımlamak isteyen Erdoğan’a karşı, biz Kürtler sizlerle ittifak kurmak istiyoruz, Türkiyelileşme projesini terk etmedik, biz Erdoğan’la hiçbir şekilde uzlaşmayı düşünmüyoruz mesajı olacaktır.
Bu yapılmadığı takdirde HDP’nin tecridi daha da büyüyecektir. Bu sadece HDP’yi zayıflatmayacak, aynı zamanda demokrasi cephesinin esas gücü HDP olduğundan, demokrasi cephesinin çöküşüne de yol açacaktır. HDP’nin böyle bir zayıflaması, CHP içinde durumdan rahatsız olup baş kaldırmaya başlayan laik ve Alevilerin de gerilemesini ve seslerinin kısılmasını getirecektir: bu da Erdoğan’ın önünü iyice açacaktır.
Demirtaş tekrar eş başkan seçildikten sonra kendisi istifa mı eder yoksa kalır mı? Buna kendisi karar verir, ama mesaj verilmiş olur.
Kalı ki, Demirtaş’ın biraz politika ve görev bilinci varsa istifa etmez ve kendisine yüklenen politik anlamı olan görevinde işlevini görmeye devam eder.
HDP’nin sorunlarının kaynağı yapısaldır, kişilere ilişkin değildir dedik. Yapısal sorunlara geçmeden önce eş başkanlıklar konusunu yani gerçekten personel sorununu ele alalım. Çünkü bu da politik bir anlama sahip olacaktır.
Demirtaş’ın eş başkan olduğunu var sayarsak, en azından üçer tane, her biri diğerinin yedeği olan eş başkan yardımcılığı tesis edilmelidir.
Filli eş başkanlar elbette bu eş başkan yardımcılarının birinci konumunda bulunanlar olacaklardır.
Tüzüksel olarak eş başkan yardımcıları ama fiilen eş başkan olacaklarda da aynı şekilde politik olarak seçilecek kişilerin ifade ettikleri semboller ve politik mesajlar büyük önem taşımaktadır.
Selahattin Demirtaş bir bakıma, nasıl hem Kürt, hem laik hem de Alevi kesimlerin bir ittifakını temsil eden, ama Kürt hareketinin ortaya çıkardığı, onun dinamizmini temsi eden bir sembolse, diğer eş başkan yardımcıları da aynı şekilde canlı hareketleri temsil eden sembollerden seçilmelidir
Son yirmi yılda iki canlı hareket görülmüştü Kürt hareketin dışında. Kadın hareketi ve Politik İslam.
Politik İslam iktidarı ele aldıktan sonra bu özelliklerini yitirdi elbet ama onun geçmişteki demokratik özlemlere dayanan karakterini sürdüren hiç de küçümsenmeyecek bir politik İslam’dan gelen bir kesim bulunmaktadır. Bunlar Erdoğan-Ergenekon diktatörlüğüne karşı en önce mücadele vermektedirler.
İkinci bir canlılık gösteren hareket de Kadın hareketidir. Aslında Kürt hareketi de özünde bir kadın hareketidir. Bu hareketin dinamizmi ve etkileri şu eş başkan uygulamasında bile görülmektedir.
O halde her üçer eş başkan yardımcılarının politik İslam’dan ve kadın hareketinden olmaları gözetilymelidir. Çünkü son duruşmada Erdoğan-Ergenekon Türkçü-İslamcı diktatörlüğe karşı başarıyı, İslamcılar ve kadınların direnişe katılmaları belirleyecektir.
O halde somut olarak politik İslam’dan gelen Ayhan Bilgen ile yine kadın hareketinden gelen, özellikle Kürt kadın hareketinden gelen bir ismin olması çok önemlidir.
Bunların da yedekleri, yedeklerinin de yedekleri tesis edilmeli ve benzeri ölçülerle seçilmelidir.
Hukuken Figen Yüksekdağ seçilemeyeceğine göre, eğer hukuken olanak varsa, kadın eş başkanlık boş bırakılmalı ve böylece Erdoğan’a karşı kararlılık ve savaş azmi sembollerle ifade edilmelidir. (Bunu partinin hukukçuları inceleyebilirler. Her halde bir formül bulunur. Yetir ki kararlılık mesajları verilmeye karar verilsin.)
Böyle bir çözüm tamamen politik karakterde olacaktır: bu açıkça Erdoğan’a bir meydan okuma olacak ve öyle kavranacaktır. Böyle bir kararlılık muhalefet cephesini güçlendirecektir.
Üçer eş başkan yardımcılığının tesisi, haydi tutukla, her tutuklananın yerine yenisi ve yedeği gelecektir mesajı verilmiş olacaktır.
Bütün bu hukuki çözümler ve personel seçimleri esas olarak politik bir anlama sahip olacaktır.
Bu nedenle Personel sorunlarının izlenecek politika başlığı altında tartışılması gerekmektedir.
Bunlar şikayet edilen tutarlı ve radikal bir politikanın izlenmemesi sorununu en azından semboller düzeyinde giderecek ilk ve acil tedbirlerdir.
Ama gelelim yapısal sorunlara.
HDP başarısızdır. Ama bu başarısızlığının nedeni yapısaldır. Bileşen hukuku ile HDP’nin başarılı olma şansı bulunmamaktadır.
Bileşen hukuku HDP’nin tıpkı büyük güçlerin elinde dengelere göre şekillerdirilen bir Lübnan gibi olmasına yol açmaktadır.
Dikkat edin dünyadaki bütün demokratik ülkeler hiçbir zaman içlerinde bileşen hukuku uygulamazlar, birey hukuku uygularlar.
Ama bütün üçüncü dünya ülkelerinde, egemenlik alanlarında bileşen hukuku uygularlar. Irak’ta Şiiler, Kürtler, Sünniler; Lübnan’da saymakla tükenmeyecek bileşenler; Yugoslavya’da da aynı “bileşen hukuku”.
Bileşen hukuku eşit bireylerin eşit yurttalar olarak katılımını değil, dile dine vs. göre tanımlanmış birimler aracılığıyla katılımını esas alır. Bu onları yaralanabilir yapar. Bu sistemin demokrasiyle ilişkisi yoktur.
Aslında bugünkü ulusal devletler sistemi bile “bileşen hukukunun” dünya ölçüsünde uygulanmasıdır. İnsanlar ancak ulusal devlet denen politik birimler aracılığıyla temsil edilebilmektedirler. Halbuki Aydınlanma’nın ideali, bir dünya cumhuriyetinde insanların doğrudan birey hukukuyla doğrudan eşit dünya yurttaşları olmasıydı.
Bu nedenle uluslar ve ulusçuluk bir karşı devrimdir. İnsanların eşitliğinin yerini ulusların eşitliği almıştır ve insanlar politik olarak böylece bölünmüşlerdir. Burjuvazi tam da uluslar ve ulusçuluk denen aslında dünya ölçüsünde bir “bileşen hukuku”ndan başka bir şey olmayan sistem aracılığıyla dünya ölçüsünde egemenliğini sürdürebilmektedir.
Ama burjuvazi en azından gerçekten iktidarı elinde bulundurduğu ülkelerde, hiçbir zaman bileşen hukuku uygulamaz. Orada eşit bireyler olan yurttaşların hukuku vardır.
Buna karşılık, Lübnan gibi, Irak gibi ülkelerde, sözde eşitlik (ki o da eşitlik değildir ağırlıklarına göredir) dillerin, dinlerin politik temsilcileri aracılığıyla sağlanmaya, yani bileşen hukukuna dayanır ve bu nedenle bu ülkelerde eşit bir yurttaşlık bilinci gelişmez. Bu ülkeler her türlü dış müdahaleye ve bunların arasındaki dengelere bağlı ve bu tür etkilere açık olurlar.
İşte HDP Lübnan gibidir. HDP’nin esas sorunu budur. HDP bileşen hukukunu ve yapısını terk etmeli, birey hukukuna geçmelidir.
Böyle bir HDP’de tartışmalar açıkça üye toplantılarında olur. İnsanlar üyelerin çoğunluğunu kazanmak için mücadele ederler. Sorunlar “komisyonlar”da görüülmez. Açıkça toplantılarda, farklı görüşler arasındaki çoğunluğu kazanmaya yönelik fikir mücadeleleriyle tartışılır ve sonuca bağlanır. Böylece “komisyonlar”dan çıkan bürokratların HDP’nin tüm yönetim organlarını doldurması da engellenmiş olur.
böyle bir HDP’de dengeler göre sözde müzakerelerle değil, açık tartışmalarla seçimler yapılır.
böyle bir dinamik örgüt bütün bugünkü sorunlarını aşma yeteneği gösterebilir ve toplumun en canlı en diri kesimlerini kendi saflarına çekebilir.
Şu an ise, bütünüyle dengelere ve pazarlıklara dayanan bir Lübnan hukuku geçerlidir. Bu hukuk demokratik bir cumhuriyetin hiçbir dolayıma uğramadan karar veren eşit yurttaşlarının hukuku değildir.
Eğer HDP’nin bir parça düzelmesi isteniyorsa, onun gerçekten bir muhalefet partisi olması ve Türiye’deki muhalefeti toparlaması isteniyorsa, teşhisi doğru yapmalı ve bu kongrede bileşen hukukunun, bu Lübnan hukukunun ilga edileceği, bir demokratik cumhuriyetin eşit yurttaşlarının birey hukukunun geçerli olacağı bir tüzükten yana ağırlık koyulmalı.
Bunu yapabilecek tek güç Kürt özgürlük hareketidir.
Ama bu aynı zamanda kararlılık ve irade gerektirmektedir.
Çünkü Küt Hareketinin içinde hiç de küçümsenmeyecek bir kesimin aslında Türkiyelileşme projesini yanlış bulduğu ve buna açıktan karşı çıkamadığı için sorunu hep Kürtlük ve Türklük düzeyinde ele alıp içinden sabote ettiği görmezden gelinemez.
Ne var ki, Öcalan olmadığında bu mücadelenin hep tavsadığı da görülmektedir.
Toparlarsak, acil olarak yapılması gerekenler şunlardır:
- Demirtaş’ı eş başkan olarak seçmek. (Eğer hukuken imkan varsa diğer eş başkanı seçmemek ve boş bırakmak.)
- Eş başkan yardımcılıkları diye Erdoğan’a meydan okuma anlamında en az üçer tane her biri diğerinin yedeği olacak biçimde eş başkan yardımcılıkları oluşturmak.
- Bu eş başkan yardımcılıklarına politik İslam ve Kürt hareketinden gelen insanları seçmek.
-
Derhal bileşen hukukuna son vermek, birey hukukunu geçerli kılmak ve birey hukuku üzerinden en kısa zamanda tekrar tüm kongreleri yapmak. Tüzüğü ve Programı gözden geçirmeyi gündeme almak.
İlk elde yapılması gerekenler bunlardır.
Bunlar özünde politik bir mesaj olacaklar ve sorunun kaynağına yönelme anlamına geleceklerdir.
Esas önemli değişiklikler ise bu yapısal değişikliklerden sonra yapılabilecektir.
Bunları da diğer yazılarımızda ele alırız.
Çünkü yapılması gereken programatik, stratejik, mücadele ve örgüt biçimlerine ilişkin çok köklü değişiklikler bulunmaktadır.
Ancak bunlardan sonra HDP bırakalım Türkiye’yi Ortadoğu’yu değiştirecek bir hareket olabilir.
Günün karanlığına bakmayalım. Büyük bir devrimci yükseliş mümkündür.
Buna hazırlanmak da gerekiyor.
Gerçek köklü ve başarı getiren değişiklikler böyle zor zamanlarda yapılır.
Örneğin Öcalan örneğin, yakalandığı, en ağır koşullar altında bulunduğu koşullarda bugünkü başarıyı getiren stratejik değişiklikleri yapmıştı.
Devrimcilik böyle olur.
Burada bir zamanların bir sözünü tekrarlayalım:
“İdare-i maslahatçılar esaslı derim yapamazlar”
2 Şubat 2018 Cuma
Demir Küçükaydın
[email protected]
Bloglar:
https://steemit.com/@demiraltona
https://demirden-kapilar.blogspot.de
Video:
https://www.youtube.com/user/demiraltona
Podcast:
https://soundcloud.com/demirden-kapilar
İndirilebilir kitaplar:
https://drive.google.com/open?id=0BxCB_Gtx8VYAcDREeTJVLW93MjA
Bu yazı ilk olarak şurada yayınlandı:

Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları
-
Şevki ÇELİKCİKEMAL ARABACI 17.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin GürcanFırat batısı, Suriye, riskler, tespitler: Ufukta bir operasyon mu var? 13.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin MünirErkeğin kadını ezmesi 22.09.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AcetSon anketler ne diyor? 9.09.2021 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZKONYA KATLİAMI VE GAZETECİLİK MESLEĞİ ÜZERİNE 2.08.2021 Tüm Yazıları
-
Yasin AKTAYTaliban’ın inancıyla ters olma arzusu 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Süleyman Seyfi Öğün2023’e doğru Türkiye 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Cem SANCARHanımefendi diyeceksiniz 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Yusuf KaplanFetih ruhu ve rüyası 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ali AYDINİşsiz Kalan Antikorlar, Lanetli Pay ve Siyaset 17.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer F. GergerlioğluMuhafazakârlar çürümeye niye sessiz? 8.06.2021 Tüm Yazıları
-
Mustafa ÖztürkNiyet ve akıbet 29.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ayşe BöhürlerTarih büyük harflerle yazılmaz 28.05.2021 Tüm Yazıları
-
Gazi BAŞYURTBir zamanlar sayılamazdık parmak ile, şimdi eksiliyoruz birer birer… 25.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer Ahmet ÖZERENBİR 1 MAYIS Anekdotu… 10.05.2021 Tüm Yazıları
-
Osman CAN24 Nisan 1915: Kardeşimin Cenazesini Kaldıramadım Hala! 29.04.2021 Tüm Yazıları
-
Verda ÖZERBırak artık eski normali 28.04.2021 Tüm Yazıları
-
Vedat BilginSistem değişti de ne oldu! 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Kurtuluş TAYİZPandemide Erdoğan'ı devirme planı çöktü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali Saydam23 Nisan ‘Çocuklara Hürmet’ Günü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali TarakçıZEVZEK'in asıl amacı Montrö değilmiş! 17.04.2021 Tüm Yazıları
-
Burak Bilgehan ÖzpekVesayet Nedir, Nasıl Kurulur, Niçin Çöker? 16.04.2021 Tüm Yazıları
-
Firuz TÜRKERDARBE GİRİŞİMİNE HAZIR OLMAK 4.04.2021 Tüm Yazıları
-
Yıldız RamazanoğluYeni metin ne söyleyecek? 25.03.2021 Tüm Yazıları
-
RAGIP DURAN'Bir tek kişinin otoritesi suçtur!' 22.03.2021 Tüm Yazıları
-
Sevilay YALMANMesele Gergerlioğlu meselesi değil! 19.03.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKBACAKİZMİT KÖRFEZİ YAKIN, DENİZ BİZE ÇOK UZAK! 17.03.2021 Tüm Yazıları
-
Ural ATEŞERANADİL... 21.02.2021 Tüm Yazıları
-
Demir Küçükaydınİki Devrimci – Türeci ve Şahin 4.01.2021 Tüm Yazıları
-
Perihan MAĞDENHayaller: ETHOS, Gerçekler: BİR BAŞKADIR BENİM MEMLEKETİM 18.11.2020 Tüm Yazıları
-
Talat ULUSOY9 Eylül 1922, İzmir’in “KURTULUŞ” Günü’nde… 9.09.2020 Tüm Yazıları
-
Mahmut ÖVÜRAK Parti mi “İhvan’cı” siz mi operasyon çekiyorsunuz? 8.09.2020 Tüm Yazıları
-
Mustafa Yurtsever2010 YILI REFERANDUMU’NUN BİTMEYEN HİKAYESİ 29.08.2020 Tüm Yazıları
-
Hilâl KAPLANİstanbul Sözleşmesi yaşatır mı? 7.08.2020 Tüm Yazıları
-
Eşref ÇAKARKonca Yazışmaları... 5.08.2020 Tüm Yazıları
-
Kadri GÜRSELTürkiye’de darbe mi olacak gerçekten? 16.05.2020 Tüm Yazıları
-
Sinan ÇİFTYÜREKTürbülanstan mayın tarlasına dalış yapan AKP! 13.05.2020 Tüm Yazıları
-
Yaşar YAKIŞTürkiye’nin iktidar partisi yardımlaşmayı da tekeline almak istiyor 25.04.2020 Tüm Yazıları
-
Orhan PamukEski salgınlar ve bugün biz 24.04.2020 Tüm Yazıları
-
Bejan MATURÖlüm hangi boşluğu doldurur? 12.04.2020 Tüm Yazıları
-
Umut ÖZKIRIMLIKorona ve milliyetçilik 8.04.2020 Tüm Yazıları
-
Raffi Hermon Araks‘ARTSAX (Dağlık Karabağ) MESELESİ, NEDİR VE NE DEĞİLDİR? 1.04.2020 Tüm Yazıları
-
Serdar KAYAİslam, Bilim, Virüs, Kumaş 24.03.2020 Tüm Yazıları
-
Markar ESAYANKarantina günlerinde yalnızlık... 20.03.2020 Tüm Yazıları
-
Eyüphan KAYACorona Virüs bir musibettir 19.03.2020 Tüm Yazıları
-
Metehan DemirMoskovanın samimiyet testi 23.02.2020 Tüm Yazıları
-
Merve Şebnem OruçSürreel bir devrim: Gezi 23.02.2020 Tüm Yazıları
-
Tayfun AtayGoebbels korosu söylüyor: "Her şey mükemmel efendim!" 18.02.2020 Tüm Yazıları
-
Yalçın AKDOĞANBirilerini suçlama yarışı 8.02.2020 Tüm Yazıları
-
Hüseyin GÜLERCECHP, şimdi de İlker Başbuğu alet ediyor 8.02.2020 Tüm Yazıları
-
Ufuk COŞKUNCemevleri için Cumhurbaşkanı’na Çağrı! 20.01.2020 Tüm Yazıları
-
Yalçın ERGÜNDOĞANGökdelen hançeri tam İzmir’in kalbine saplanıyordu ki… 16.12.2019 Tüm Yazıları
-
Nihat Ali ÖzcanOrtadoğu’nun karmakarışık halleri 22.10.2019 Tüm Yazıları
-
İbrahim TenekeciDün ve bugün 11.09.2019 Tüm Yazıları
-
Esat KORKMAZYOLDAŞIM YAVUZ ÇANAK 29.08.2019 Tüm Yazıları
-
Ali KİREMİTCİDÜNYADA VE TÜRKİYE’DE SİYASET YENİDEN ŞEKİLLENİYOR 13.07.2019 Tüm Yazıları
-
Tayfun TURANAYILANA GAZOZ, BAYILANA LİMON. 11.07.2019 Tüm Yazıları
-
Mustafa DAĞCIÖTEKİLEŞTİRMENİN ÖTESİ= DÜŞMANLAŞTIRMAK 3.07.2019 Tüm Yazıları
-
Gürkan-Zengin23 Haziran seçimleri: Bir vak’ayi hayriyye 25.06.2019 Tüm Yazıları
-
Serdar ESEN"Herşey Çok Güzel Olacak" mı? 9.06.2019 Tüm Yazıları
-
Celal DENİZIRKÇILIĞIN TEDAVİSİ VAR MIDIR? 9.06.2019 Tüm Yazıları
-
Ahmet AY14 Mayıs güzellemelerinin anlamı 15.05.2019 Tüm Yazıları
-
Salih TunaZincir sesleri 23.04.2019 Tüm Yazıları
-
Beril DEDEOĞLUİflas eden tüccar, eski defterleri karıştırırmış 27.02.2019 Tüm Yazıları
-
İbrahim TığlıBu ne iki yüzlülük!... 26.02.2019 Tüm Yazıları
-
Nermin ALPAYİNSAN VE EKONOMİK DEĞERİ 8.02.2019 Tüm Yazıları
-
Ümit FıratBir mahalli seçim hatırası 15.01.2019 Tüm Yazıları
-
Murat AKSOYUnutmayalım yerel seçime gidiyoruz 11.01.2019 Tüm Yazıları
-
Ekin GÜNBİR… İKİ… İZMİR MARŞIYLA KOŞ! 4.01.2019 Tüm Yazıları
-
Ahmet SeverTürkiye bu kadar tehdit ve hakaret eden bir Cumhurbaşkanı görmedi 18.12.2018 Tüm Yazıları
-
İbrahim SEDİYANİKirletme 15.12.2018 Tüm Yazıları
-
Nadi ÖZTÜFEKÇİUlusal mı Ulusalcılık mı? 15.12.2018 Tüm Yazıları
-
M.Şükrü HANİOĞLUDünya “biz”i parçalamak için mi savaştı? 26.11.2018 Tüm Yazıları
-
Cemil ERTEMEkonominin geleceğini simgeler anlatır! 31.10.2018 Tüm Yazıları
-
Amberin ZAMANCemal Kaşıkçı ve Türkiye’nin itibarı 10.10.2018 Tüm Yazıları
-
Mete YararCastle International 28.09.2018 Tüm Yazıları
-
Mehmet CANFilistin ulusal sorunu-II 25.09.2018 Tüm Yazıları










































































































































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
10.04.2020
30.03.2020
19.03.2020
18.03.2020
17.03.2020
10.03.2020
2.03.2020
1.03.2020
2.02.2020
3.01.2020