Hasan ÖZTÜRK
(Konca Yazışmaları’ndan)
Konca’daki yaşamımızın en çok önemli parçası olan yaptığımız spor çalışmaları kesinlikle anlatılmalıdır. Bunun için Mehmet Tan’ın yardımı gerekir. Her ne kadar Burhanettin Hoca’nın kaptanı olduğu Harabe Spor, benim kaptanı olduğum Virane Spor’u yeniyorduysa da gerçekleri saklamak böyle bir çalışmanın doğasına aykırıdır.
Yıllarca yattığımız halde, bugün kireçlenmeden yakınmamız yoksa yaptığımız bilinçli sporun buna katkısı büyüktür.
Konca’yı anlatırken file örmeçalışmalarını anlatmamak olur mu? Konca yaşamımızda, ilk günden son güne dek komünün mali sorumlusuydum. Filenin yaşamımıza katkısını yakından biliyorum. Balıkesirli arkadaşların sivil cezaevinde öğrenip geldikleri file örme işi, bizleri maddi olarak rahatlattığı gibi, dışarıda gereksinimi olan aileler için de ekmek parası oldu. Belli günlerde yaptığımız kutlamalarda file örme, en heyecanlı yarışmaydı. Sefa, Sıtkı, Şevki, Hikmet, Şeref gibi yarışmacılar çoktan bir saatin altına indirmişlerdi bir adet file örmeyi. Ellinin üstünde arkadaşımız kahvaltıdan sonra tezgâhlarının başına geçer, gerçek bir işliğe dönüştürürlerdi koğuşu. Bininci file bittiğinde büyük bir coşkuyla kutlamıştık bunu.
Asıl konum olan tiyatro çalışmalarına geçmeden, sorumlusu olduğum Münderecat adlı duvar gazetesinden de kısaca söz etmem gerekir. Haftalık olarak yayınladığımız bu gazetenin çıkmasını herkes dört gözle beklerdi. Bir gülmece gazetesi olan Münderecat, bazı gardiyanların da sabırsızlıkla beklediği bir yayın organıydı. Yalnız onların aklının ermediği şey, birbirimizle bu kadar dalga geçtiğimiz halde niye kavga etmediğimizdi. Bana bunu birkaç kez dile getirdiler gardiyanlar. Çünkü en çok dalga geçilen bendim. Ama onlar, dalga geçen kişinin de ben olduğumu bilmiyorlardı.
Münderecat’la ilgili bir anımı anlatayım. Gazetenin bir sayısında, koçluğunu yaptığım basketbol takımı Körfez Spor’un yenilmesi halinde tüm koğuşa helva ısmarlayacağımı yazdım. Doğal olarak buna kimse inanmadı, çünkü helva getirtmemiz yasaktı. Körfez Spor maça çıkarken de A4 kâğıtlarına VİRANE HELVALARI diye yazıp oyuncuların sırtlarına iğneledim. Bu işe en çok Muzaffer Duymaz bozuldu. Muzaffer, geceleri rüyasında tatlı görüp uyanan bir arkadaşımızdı. Bana gelip “Helvayı hatırlatmasan olmaz mı be yoldaş, zaten aş erer gibi helva istiyor canım?” dedi. Çok bozulmuştu. Körfez Spor yenilince herkes benimle dalga geçmeye başladı. “Körfez Spor yenecek sandın, helvalar benden dedin, şimdi ne olacak?” demeye başladılar. Muzaffer başlarında olmak üzere, Tutukevi yönetimince verilecek tatlıları bir yıl boyunca bana yedirmeyip kendileri yiyeceklerini söylediler. Akşam olup herkesin önüne helva konunca çok şaşırdılar. Helva işi bir gün önce ayarlanmıştı...
OY MÜSTANTİK MÜSTANTİK
Çıktıktan sonra eşi Naciye Rona ile birlikte acı bir trafik kazasında kaybettiğimiz, Ayhan Rona’yı özlemle anıyorum. Ayhan’ın ustaca çaldığı sazını ve söylediği-söylettiği türküleri unutmak mümkün mü? Hele de sıkça söylediği “Oy müstantik müstantik” türküsünü. Ayhan ve Naciye’yi saygı ile anıyorum.
SARI KURDELEM SARI
Çıktıktan sonra bir trafik kazasında ölen arkadaşımız Fevzi Ertin’in ünlü şarkısıdır bu. Her etkinlikte, her kutlamada, bazen de arkadaşların isteğiyle ranzasında güzel tenor sesiyle bu şarkıyı söylerdi Fevzi. Kendisini saygıyla anıyorum.
ÜÇÜNCÜ KAT RANZAMDA
Sözlerini kendisi yazıp tutukevinde bestelemişti Doktor Mehmet Çelen bu türküyü. Çok da güzel söylerdi. Şakacı olduğu kadar duygulu bir arkadaştı. Bu türküyü hepimiz öğrenmiştik ondan; çok güzel bir hapishane türküsüydü. Doktor Çelen’i de bir trafik kazasında yitirdik. Saygıyla anıyorum kendisini.
MÜZİK BAZEN NEŞELENDİRDİ BAZEN EFKÂRLANDIRDI BİZİ, AMA HİÇ BİR ZAMAN KARARTMADI
Şarkı türkü deyince ilk akla gelenlerden Muzaffer ve Çetin ikilisi. Üsküdar Türk Musiki Cemiyetinde ders almış olan bas bariton Muzaffer’in söylediği güzel şarkılara uduyla eşlik eden Çetin’i dinlemek ayrı bir güzellikti tutukevinde.
Yılmaz arkadaşımız gitarıyla ayrı bir güzellik katıyordu yaşamımıza. Oyunlarımızda canlı müzik yapması bizim için büyük zenginlikti.
Sivaslı Salman bir yanında koltuk değnekleri, elinde bağlamasıyla ayrı bir renkti koğuşta.
HAPİSTE YATACAK OLANA BAZI ÖĞÜTLER
Ders alacaksanız ustasından alacaksınız. Nazım Usta hapiste yatanlar için her zaman bir moral ve coşku kaynağı olmuştur. Kutlamalarımız, kaybettiğimiz yoldaşlarımızı anma günleri Nazım’ın şiirleri olmasaydı sanırım sönük geçerdi. Böyle günlerde okuduğu şiirlerle hepimizi duygulandıran Cevdet arkadaşımızı anmadan geçmek istemiyorum. Şiir okuma deyince o gelirdi herkesin aklına. Ne güzel okurdu Nazım’ın şiirlerini... Eşi ve çocuğuyla çok mutlu yaşadığı Antalya’da kanserin pençesine düştü ve kurtulamadı. Saygıyla anıyorum kendisini.
HARMANDALI EFEN GELİYOR
Heyyy be heey. Neydi o gün? Pencerelerinden bakan diğer koğuş sakinleri şaşırmışlardı olanlara. Şaşırılmayacak gibi değildi. Efeler, Tutukevi’nin bahçesinde 1 Mayıs kutluyorlardı. Bağlama çalıyor, izleyenler söylüyor, efeler oynuyordu. Dizleri yere vurdukça, toprak sallanıyordu. Sanırım pencerelerden izleyenler bu zeybek oyununu böylesine güzel oynayan Balıkesirlilerden çok, onların üstlerindeki giysilere bakıyorlardı. Sinek uçurtulmayan tutukevine folklor giysileri nasıl girmişti? (Bu tutukevine yönetimin haberi olmadan neler girip çıkmamıştı ki).
Bu 1 Mayıs diğerlerinden daha coşkulu kutlanmıştı. Ancak, file üretimimizin de bir süre durmasına neden oldu. File iplerini boyamak için aldığımız boyalar, folklor giysisi yapımında kullanıldığı için yönetim dışarıdan aldırdığımız boyayı kesti. Bazı arkadaşlar için de tutukevi yönetimi soruşturma açtı. Devlet malına zarar vermekten. Yatak çarşaflarından bazıları folklor giysisi yapılmıştı...
BİR VARMIŞ BİR YOKMUŞ
Masalcı Dede (Mehmet Düzgün) böyle başlardı masalını anlatmaya. Birçoğu, ne dediğini anlamayıp sorardı ilk başlardan. Düzgün’ün, konuşurken en çok işe yarayacak dişleri yoktu. Bazen ‘fısss’lar, bazen ‘tısss’lardı, masal anlatırken. Karizması yerindeydi ama. Resim öğretmenleri İsmail ve Cemil hocaların yaptığı kavuk ve makyajla, benim süet kabanımı ters çevirerek çıkardı masal anlatmak için orta ranzanın üçüncü katına. Masal zamanlarından kalma bir dedeye benzerdi o makyaj ve giysilerle.
Anlattıkları genellikle komün yaşamının masallaştırılmasıydı. Bol bol ironi vardı anlattıklarında. Oynadığımız her oyundan önce ille bir masal anlatırdı Dede. Masalları özenerek yazdığım kâğıdı kendisine verirdim. Bir gün benim verdiğim masal kâğıdını değişmiş görünce şaşırdım. Benim yazdıklarımı başka kâğıda geçmiş, kargacık burgacık yazılarla, noktaları virgülleri atmış, ne satırbaşı bırakmış ne paragraf. “Niye böyle yaptın diye sordum?” “Ben hep öyle yapıyorum, senin yazdıklarında nokta, virgül olduğu için okuyamıyorum” dedi...
CEZAEVİNDE BİR TİYATRO
Bu başlık 1989 yılının şubat ayında Yeni DÜŞÜN Dergisi’nde yayınlanan yazıma aittir. Tutukluyken yaptıklarımızı anlattığım oyun yazarı ve yönetmen Yılmaz Onay, bu yaşadıklarımızın yazıya dökülmesini ve o günlerde en çok satan Yeni DÜŞÜN Dergisinde yayınlanması gerektiğini söyledi. Çok önem vermişti anlattıklarıma. Yazıyı yazıp Çağatay Anadol’un aracılığıyla yayınlattık dergide. Yazıyı okuyan ülkemizin önemli tiyatro adamlarından Özdemir Nutku fotokopisini alıp arşivine koymak istediğini, böyle bir olayın Türkiye’nin tiyatro tarihinde olmadığını söyledi.
Bursa emniyetinde başlayan tiyatro çalışmalarımızın Konca’ya dek olan kısmını atarak belleğimden daha güvenli olan bu yazıyı buraya almak istiyorum:
“Gölcük’te Konca denilen bir tutukevine kapatıldık. Tek katlı üçyüz metrekareye yakın bir yerdi burası. Çoğumuzun ikişer kişi yattığı ranzalar ise üç katlıydı. Diğer illerden gelenlerle birlikte ikiyüzonyedi kişi olmuştuk. Burası gerçek bir tutukeviydi.
Biraz zaman geçip, çevreyi tanıdıktan sonra, yüzümüze sahne tozu bulaştığından olacak zaman geçirmeden tiyatro yapmanın olanaklarını araştırmaya başladık. Aramıza diğer illerden katılan arkadaşlarımız da merakla yapacaklarımızı bekliyorlardı. İlk olarak oyuncu arkadaşların belleklerinde taşıdıkları, Bursa’da tutukluyken oynadığımız ADSIZ OYUN adlı oyunumuzu kâğıda döktük. Oyunun redaksiyonunu yapıp, yönetime karşı gerekli önlemleri alarak, Konca’da ilk oyunumuzu sahneledik.
Seyirciyle birlikte eleştiriler de çoğalmıştı. Dışarıda amatör olarak oyun koymuş, amatör olarak oynamış arkadaşlarımız aramıza katılmışlardı. Hepsinin görüşleri alındı ve kendilerinden çok yararlanıldı.
Mahkemelerin başlamasına yakın, yargılamayı konu alan bir oyun oynandı: SENARYO. Oyunda, ortaoyununun baş kişileri olan Kavuklu ve Pişekâr anlatıcı olarak görev aldılar. Hem oynayıp hem anlattılar. Oyuncuların tiyatro bilgisi az olduğundan ve olanaksızlıklardan dolayı kostümlü prova yapamadığımızdan birbirlerinin başlıklarını ters giyip çıktılar sahneye. Bu oyun ilk kez dört sahne değiştirerek, dekor ve sahne tekniği konusunda ilerleme sağladık.
Buradaki sahne Bursa’daki gibi meydan sahnesi değildi. Yatak çarşaflarımızı teyelleyip perdeli bir çerçeve sahne yaptık. Resim öğretmeni arkadaşlar oyunculara makyaj da yapıyorlardı. Gitar, bağlama ve ut gibi enstrümanlarımız, bu enstrümanları iyi çalan arkadaşlarımız vardı. Oyun şarkıları dışarıdayken öğrenilen oyun şarkılarının kalıplarına göre yazılan yeni sözlerden oluşuyordu.
Işık konusunda ise çok fakirdik. Seyircilerin rahat koltukları yoktu. Koltuk olarak üç katlı ranzaların sahneye bakan uçları kullanılıyordu. Bir ranzadan bazen dokuz on baş uzanırdı sahneye. Oyundaki masalar, altı beslenmiş büyük valizlerdi. Çatal yasak olduğu için yerine tahta kaşık, cam bardak yerine metal kupalar kullanılırdı.
Sahnedeki oyunların hepsi epik oyunlardı. Bu, sadece benim tiyatro anlayışımdan kaynaklanmıyordu kuşkusuz. O koşullarda istesek de benzetmeci bir oyunu sahneleme olanağımız yoktu. Politik tiyatroda epik türün öznel bir istek değil bir gereksinim olduğunu da bu çalışmalarda iyice kavradık.
Bu oyunlardaki izlenimlerimizden biri de, seyircinin canlılığı idi. Politik bir davadan tutuklu, bilinç düzeyi yüksek bir izleyici kitlesinden tepki almak çok kolay oluyordu. Yani dördüncü duvarı çok kolay kaldırabiliyorduk aradan. TASLAK oyununun (1982 anayasasının taslağını konu alan oyun) oynandığında oyuna katmak istediğimiz seyirciyle oyuncular iç içeydi adeta. Anlatıcı, seyirciyi kesip oyuna devam etmek için zorlanıyordu.
Tiyatronun ne büyük eğlence olduğunun farkına orada iyice vardık. Yine, tiyatronun ne kadar güçlü bir öğretici olduğunu orada gördük.
Bir örnek vermek istiyorum: Mahkemenin başladığı ilk duruşmalarda, tahliye umudu olan arkadaşlar çok aceleci davranışlar içindeydiler. Duruşmalardan bir gün önce, tahliye umudu olmayan arkadaşlara anı olarak bazı eşyalarını verirler, kimlere selam götürmeleri gerektiğini sorarlar, ertesi günün akşamına yetecek sigarayı kendilerine ayırıp artanını kalanlara dağıtırlardı.
Valizlerini akşamdan toplayan bu arkadaşlar, ertesi gün tahliye edilmediklerinde yataklarına uzanır, kafalarına battaniyelerini çekip kimseyle konuşmadan birkaç gün yatarlardı. Devrimci morale ters düşen bu davranışları kendilerine anlatılır, ancak bir sonuç alınamazdı. Tek perdelik bir güldürü olan SIK MAÇAYI, KURTAR PAÇAYI OYUNU bu aralarda yazılıp sahnelendi. Bu oyundan sonra, valizini toplayıp tahliyeye hazırlanan arkadaşların hiç birisi eski davranışlarını yinelemediler.
Askeri tutukevlerinin sıkı disiplininde, tüm bu işleri nasıl yaptığımız sorusu takılabilir kafalara. 12 Eylül’ün ilk dönemlerinde görece bir gevşeklik vardı tutukevinde. 30 Aralık 1981 tarihinde sahnelediğimiz SOSYETE MUHASEBECİSİ adlı oyuna, diğer davalardan tutuklanmış devrimci arkadaşlarımızı da davet edebilmiştik başka koğuşlardan.
Yine 1 Mayıs 1982’de diğer davalardan yargılanan arkadaşlarla ortak kutlama yaptık. Bu ortak kutlamada birbuçuk saat süren “YURDUMUZDA İŞÇİ SINIFININ TARİHİ” adlı bir pandomim gösterisi sundu tiyatromuz. Daha sonra koğuşlar arası görüşmeler yasaklandı. Bir dizi yasaklar kondu. Gerek ilk dönemlerde gerekse sonraki dönemlerde oyunlarımızın provalarında ve sahnelenmesinde gerekli önlemler hep alınırdı. Oyun gecesi seçilirken subayların nöbet sıraları öğrenilir, bu işe ses çıkarmayacak, hatta oyunları izlemek isteyen gardiyanların nöbetleri kollanırdı. Kırk elli sayfa tutan, çoğaltılmış el yazması oyunun metinlerinin haftalar boyu saklanması da ayrı bir beceri isterdi.
İçeride benim yazıp yönettiğim toplam yedi oyun, iki skeç, bir pandomime ek olarak, birer oyunla Rauf Güner ve İhsan Bilge de tiyatro çalışmalarımızı zenginleştirdiler.
Baştan BİT (Bursa İşçi Tiyatrosu) Daha sonra KİT (Konca İşçi Tiyatrosu) adını alan tiyatromuz 1983 yılının ortalarında çalışmalarını durdurdu. Tutukevinde bizleri besleyecek kaynak bulamıyorduk. Okunacak kitap yoktu. Yaşamımız birkaç yüz metre kare içinde geçiyordu. Değişik olaylar, değişik kişiler izleyemiyorduk. Zorlamak yinelemeyi getirecekti.
İçeride dışarıya dönük çalışmalar da yaptık. 1976 yılında direniş yapan SİFAŞ’lı işçilerin öncüleri içimizdeydi. Bu arkadaşlarla günler süren konuşmalardan sonra, BEBEKLER DOĞACAK adlı bir oyun yazıldı. Oyun 1976 da yapılan DGM Direnişi’ni ve tekstil sektöründe çalışan kadın işçilerin çilesini anlatıyordu. Oyun dışarıda oynanmak üzere yazılmıştı. Tutukevinden çıkarılırken Tutukevi Müdürü tarafından bulunmuş ve sobaya atılıp yakılmıştır. Ekim 1980 de Bursa Emniyeti’nde ölen arkadaşımız Ahmet Hilmi Feyzioğlu için içeride yazımına başlanan oyun dışarıda tamamlanmıştır.
Yazımı okuyanlar, tiyatroyla ilgili diğer yazılarda olduğu gibi, konuyla ilgili fotoğraflar arayabilirler. Askeri tutukevlerinde fotoğraf çektirmek yasaktır. Bazen kendileri fotoğraflarımızı çekerler, ama bu fotoğraflar da polisin ve sıkıyönetim komutanlıklarının arşivleri içindir.
Bu yazımda ben, bizlerin bir deneyimini aktarmaya çalıştım. Bu konuda başka deneyimi olanlar varsa, onların da çalışmalarını yazıya dökmesinin yararına inanıyorum. Konusu tiyatro araştırması olanlar ilgi duyarlarsa daha ayrıntılı bilgi vermeye hazırız.
Dışarıya çıkarabildiğimiz, içeride oynanan ve konusu bir kıyı köyünde geçen İLMİK İLMİK adlı oyunun final şarkısıyla bitirmek istiyorum yazımı:
Duyuyorsan eğer kokusunu
Sancıyan toprağın
Çatlayan tomurcuğun
Ve sesini
Yatağına akan suların
Sessizliğini zeytin ağaçlarının
Duyuyorsan eğer
Sen de
İlmik ilmik örmelisin ağı
Bıkmadan usanmadan yılmadan
Bir kıyı köyünde
Güneş yanığı bir balıkçıya
Ya da yüzü toprak kokan bir bacıya
Sorarsan eğer
Açacak sana umutsuzluğunu
Ama sen
İlmik ilmik örmelisin ağı
Bıkmadan usanmadan yılmadan
Kaynasın istiyorsan su
Bilmelisin güneşte kaynamayacağını
Döveceksek demiri
Dolmalı körüğe nefeslerimiz
Öyleyse
İlmik ilmik örmelisin ağı
Bıkmadan usanmadan yılmadan
İşçi tulumlarıyla traktörlerin
İstiyorsan birlikte geçmesini
Dalga dalga alanlardan
Bugünden daha
İlmik ilmik örmelisin ağı
Bıkmadan usanmadan yılmadan
Ve de açmasını karanfillerin
İstiyorsan eğer
Yorgun sabahların aydınlığında
Daha da bir
İlmik ilmik örmelisin ağı
Bıkmadan usanmadan yılmadan
( YENİ DÜŞÜN Şubat 1989 Sayı 59 )
Bu İlmik İlmik oyunun nasıl sahnelendiğini ve oynandığını oyun içinde oyun olarak yazıp Kadıköy Belediyesi Oyun Yazma Yarışmasına gönderdim. Övgüye değer oyun ödülü aldı ve kitabı Mitos Boyun yayınlarınca basıldı. E-mail adresine bu oyunu göndereceğim.
Yaptığımız tiyatro çalışmalarının önemi, düzene ve tutukevinin baskılarına karşı yapılabilmiş olmasıdır. Yoksa birçok ceza ve tutukevinde tiyatro çalışmaları yapıldı ve yapılıyor. Bu çalışmalar yönetimlerin izin ve yardımıyla, genellikle de hükümlüleri oraya getirip tıkan düzenin övülmesi dayatmasıyla yapılıyor.
Dergiden alıntıladığım yazıda anlatılandan çok daha kapsamlı olan tiyatro çalışmalarımız ayrıntıya girildiğinde bir kitabı doldurur.
Hemen her oyunda başarıyla oynayan, profesyonel oyuncuları aratmayacak arkadaşlarımızın olduğunu söylemem boş bir sav değildir.
Mustafa Palaz, Zekeriya Çölok, Bülent Yalçın, M.Nuri Planya ve diğerleri kötü koşullarda yaptığımız provalar sonunda çok güzel oyunlar çıkarmışlardır. Ranzalarla kamufle ettiğimiz prova sahnemiz (Dört metre kare kadardı) de yaptığımız çalışmaların izlenmesini istemememize karşın tüm provaları izleyen arkadaşlarımız vardı. Onlar da diğer arkadaşlar kadar merakla oyun akşamını beklerlerdi.
Oyunların dekor kostüm ve makyajlarında resim öğretmenlerimiz İsmail Somuncu ve Cemil Hoca’nın becerilerini söylemeden geçemem.
Muzaffer ve Çetin arkadaşlarımızın bestelediği İlmik İlmik şarkısının müziğini ben dışarıya çıktıktan sonra, aynı oyunu sahnelediğimde kullandım. Her oyundan önce broşür bastıramadığımız için sunuşumuzu yapan(Tüm etkinliklerde sunucudur aynı zamanda) Edebiyat öğretmeni Numan Dönmez’in çalışmalarımızdaki yardımları da bizim ve diğer kültür etkinlikleri için önemliydi.
Anımsadığım tiyatro çalışmalarımızla ilgili birkaç anımdan söz edeyim. SOSYETE MUHASEBECİSİ adlı oyunda Sadık Ekinci, Faik Bostancı’yı sahnede kendisini oynarken gördüğünde gülme krizi geçirdi. Öyle bir gülüyordu ki oyunu kesmek zorunda kaldık. Onu yatıştırdıktan sonra oyunumuzu sürdürebildik ancak.
Aynı oyundan sonra makyajını silmeden yatan Mustafa Palaz’ı ertesi sabah babası ziyarete gelmişti. Uyuyan Palaz’ı kaldıran arkadaşları babasının geldiğini söylediler. Makyajlı olduğunu unutan Palaz on dakikalık görüşme süresini en iyi şekilde
değerlendirebilmek için koşarak gidip demir parmaklıklarda bekleyen babasının karşısında durduğunda adam düşüp bayılacaktı az daha.
Oyunlar boyunca sahne görevlisi olarak çalışan Erol ve Recep Tunca bana gelerek bir yardımcıya ihtiyaç duyduklarını söylediler. Yardımcı adayları da Mehmet Ünlü’ydü. Neden yardımcı istiyorsunuz diye sorduğumda, Mehmet Ünlü’yü perdeci olarak çalıştıracaklarını söylediler. Bu konuda referansı var mı diye sorduğumda; Avrupa görmüş, yabancı dili olan bir elektrik mühendisidir dediler. Ücret ödemeyeceğimiz için kabul ettim önerilerini. Üçüncü kat ranzalardan birinin en üst katında oturup kendi icadımız perdenin ipinden tutup çekecekti. Perde böyle açılıp kapanıyordu. O oyunda bu hareket dört kez yapılması gerekiyordu, Mehmet Ünlü oyun izleyeceğim diye her seferinde görevini unuttu. Daha ilk oyunda işine son verdik.
Adam bir nal bulmuş kendi kendine söylenmiş: “İş üç nalla bir ata kaldı.” Söyleyeceği replik buydu Mehmet Düzgün’ün. Bir ay süresince provalarda Mehmet:”İş bir nalla üç ata kaldı,”dedi. Düzelttiremedik. Yeni bir oyuncu yetişmeye zamanımız olmadığından Mehmet’i çıkardık sahneye. Oyunda da aynı şeyi söyledi. Herkes komik karakterleri çok iyi oynayan Mehmet’in izleyici güldürmek için öyle söylediğini sanıp bol bol güldü... Aynı oyunda Mehmet garsonu oynuyordu. Tatlı yerine çıkan hoşafın kuru üzümlerini biriktirip, o oyunun içki ziyafeti sahnesine arkadaşlar şarap yapmışlardı. Mehmet içenlerin kupasına su doldurup götürürken kendisi durmadan hazırladığımız şaraptan içiyormuş sahnenin arkasında. Diğerleri rol gereği sarhoş olduklarında Mehmet Düzgün gerçekten sallanıyordu...
Bir süre birlikte olmuştuk diğer davalardan yargılanan arkadaşlarla. Oyunlarımızı onlar da izlerdi. Zamanla değişik davalardan yargılananların birbirleriyle görüşmeleri yasaklandı. Bir oyunumuzda gardiyanları tatlı diliyle mi, yoksa çok güzel çaldığı bağlamayla mı bilmiyorum, ikna edip karşı koğuştan arkadaşlardan biri geldi oyunumuza. Başka bir davadan yargılanan bu arkadaş her oyunumuzu izlemişti o güne dek. Oyunu izledikten sonra beni kutladı ve: “Arkadaşlarıma da söyledim. Bizim atladığımız çok önemli şeyi; sanatı siz TKP atlamıyorsunuz. Başarılar dilerim.” deyip koğuşuna gitti.
Askeri tutukevlerinde özellikle de Konca’da yapmış olduğum tiyatro çalışmaları, sonunda beni oyun yazarı yaptı. Birçok tiyatro tarafından sahnelenen oyunlarımın yanında Devlet Tiyatrosu repertuarına alınmış sekiz oyunum var. Bunlardan üçü Devlet Tiyatroları’nın Bursa, Ankara ve İzmir bölgelerince sahnelendi. Niye kaldırdıklarını anlamış değilim. TCK’nın 141-142. maddeleri, bu ülkeye birçok sanatçı yetiştirmişti...
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları
-
Şevki ÇELİKCİKEMAL ARABACI 17.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin GürcanFırat batısı, Suriye, riskler, tespitler: Ufukta bir operasyon mu var? 13.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin MünirErkeğin kadını ezmesi 22.09.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AcetSon anketler ne diyor? 9.09.2021 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZKONYA KATLİAMI VE GAZETECİLİK MESLEĞİ ÜZERİNE 2.08.2021 Tüm Yazıları
-
Yasin AKTAYTaliban’ın inancıyla ters olma arzusu 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Süleyman Seyfi Öğün2023’e doğru Türkiye 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Cem SANCARHanımefendi diyeceksiniz 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Yusuf KaplanFetih ruhu ve rüyası 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ali AYDINİşsiz Kalan Antikorlar, Lanetli Pay ve Siyaset 17.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer F. GergerlioğluMuhafazakârlar çürümeye niye sessiz? 8.06.2021 Tüm Yazıları
-
Mustafa ÖztürkNiyet ve akıbet 29.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ayşe BöhürlerTarih büyük harflerle yazılmaz 28.05.2021 Tüm Yazıları
-
Gazi BAŞYURTBir zamanlar sayılamazdık parmak ile, şimdi eksiliyoruz birer birer… 25.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer Ahmet ÖZERENBİR 1 MAYIS Anekdotu… 10.05.2021 Tüm Yazıları
-
Osman CAN24 Nisan 1915: Kardeşimin Cenazesini Kaldıramadım Hala! 29.04.2021 Tüm Yazıları
-
Verda ÖZERBırak artık eski normali 28.04.2021 Tüm Yazıları
-
Vedat BilginSistem değişti de ne oldu! 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Kurtuluş TAYİZPandemide Erdoğan'ı devirme planı çöktü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali Saydam23 Nisan ‘Çocuklara Hürmet’ Günü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali TarakçıZEVZEK'in asıl amacı Montrö değilmiş! 17.04.2021 Tüm Yazıları
-
Burak Bilgehan ÖzpekVesayet Nedir, Nasıl Kurulur, Niçin Çöker? 16.04.2021 Tüm Yazıları
-
Firuz TÜRKERDARBE GİRİŞİMİNE HAZIR OLMAK 4.04.2021 Tüm Yazıları
-
Yıldız RamazanoğluYeni metin ne söyleyecek? 25.03.2021 Tüm Yazıları
-
RAGIP DURAN'Bir tek kişinin otoritesi suçtur!' 22.03.2021 Tüm Yazıları
-
Sevilay YALMANMesele Gergerlioğlu meselesi değil! 19.03.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKBACAKİZMİT KÖRFEZİ YAKIN, DENİZ BİZE ÇOK UZAK! 17.03.2021 Tüm Yazıları
-
Ural ATEŞERANADİL... 21.02.2021 Tüm Yazıları
-
Demir Küçükaydınİki Devrimci – Türeci ve Şahin 4.01.2021 Tüm Yazıları
-
Perihan MAĞDENHayaller: ETHOS, Gerçekler: BİR BAŞKADIR BENİM MEMLEKETİM 18.11.2020 Tüm Yazıları
-
Talat ULUSOY9 Eylül 1922, İzmir’in “KURTULUŞ” Günü’nde… 9.09.2020 Tüm Yazıları
-
Mahmut ÖVÜRAK Parti mi “İhvan’cı” siz mi operasyon çekiyorsunuz? 8.09.2020 Tüm Yazıları
-
Mustafa Yurtsever2010 YILI REFERANDUMU’NUN BİTMEYEN HİKAYESİ 29.08.2020 Tüm Yazıları
-
Hilâl KAPLANİstanbul Sözleşmesi yaşatır mı? 7.08.2020 Tüm Yazıları
-
Eşref ÇAKARKonca Yazışmaları... 5.08.2020 Tüm Yazıları
-
Kadri GÜRSELTürkiye’de darbe mi olacak gerçekten? 16.05.2020 Tüm Yazıları
-
Sinan ÇİFTYÜREKTürbülanstan mayın tarlasına dalış yapan AKP! 13.05.2020 Tüm Yazıları
-
Yaşar YAKIŞTürkiye’nin iktidar partisi yardımlaşmayı da tekeline almak istiyor 25.04.2020 Tüm Yazıları
-
Orhan PamukEski salgınlar ve bugün biz 24.04.2020 Tüm Yazıları
-
Bejan MATURÖlüm hangi boşluğu doldurur? 12.04.2020 Tüm Yazıları
-
Umut ÖZKIRIMLIKorona ve milliyetçilik 8.04.2020 Tüm Yazıları
-
Raffi Hermon Araks‘ARTSAX (Dağlık Karabağ) MESELESİ, NEDİR VE NE DEĞİLDİR? 1.04.2020 Tüm Yazıları
-
Serdar KAYAİslam, Bilim, Virüs, Kumaş 24.03.2020 Tüm Yazıları
-
Markar ESAYANKarantina günlerinde yalnızlık... 20.03.2020 Tüm Yazıları
-
Eyüphan KAYACorona Virüs bir musibettir 19.03.2020 Tüm Yazıları
-
Metehan DemirMoskovanın samimiyet testi 23.02.2020 Tüm Yazıları
-
Merve Şebnem OruçSürreel bir devrim: Gezi 23.02.2020 Tüm Yazıları
-
Tayfun AtayGoebbels korosu söylüyor: "Her şey mükemmel efendim!" 18.02.2020 Tüm Yazıları
-
Yalçın AKDOĞANBirilerini suçlama yarışı 8.02.2020 Tüm Yazıları
-
Hüseyin GÜLERCECHP, şimdi de İlker Başbuğu alet ediyor 8.02.2020 Tüm Yazıları
-
Ufuk COŞKUNCemevleri için Cumhurbaşkanı’na Çağrı! 20.01.2020 Tüm Yazıları
-
Yalçın ERGÜNDOĞANGökdelen hançeri tam İzmir’in kalbine saplanıyordu ki… 16.12.2019 Tüm Yazıları
-
Nihat Ali ÖzcanOrtadoğu’nun karmakarışık halleri 22.10.2019 Tüm Yazıları
-
İbrahim TenekeciDün ve bugün 11.09.2019 Tüm Yazıları
-
Esat KORKMAZYOLDAŞIM YAVUZ ÇANAK 29.08.2019 Tüm Yazıları
-
Ali KİREMİTCİDÜNYADA VE TÜRKİYE’DE SİYASET YENİDEN ŞEKİLLENİYOR 13.07.2019 Tüm Yazıları
-
Tayfun TURANAYILANA GAZOZ, BAYILANA LİMON. 11.07.2019 Tüm Yazıları
-
Mustafa DAĞCIÖTEKİLEŞTİRMENİN ÖTESİ= DÜŞMANLAŞTIRMAK 3.07.2019 Tüm Yazıları
-
Gürkan-Zengin23 Haziran seçimleri: Bir vak’ayi hayriyye 25.06.2019 Tüm Yazıları
-
Serdar ESEN"Herşey Çok Güzel Olacak" mı? 9.06.2019 Tüm Yazıları
-
Celal DENİZIRKÇILIĞIN TEDAVİSİ VAR MIDIR? 9.06.2019 Tüm Yazıları
-
Ahmet AY14 Mayıs güzellemelerinin anlamı 15.05.2019 Tüm Yazıları
-
Salih TunaZincir sesleri 23.04.2019 Tüm Yazıları
-
Beril DEDEOĞLUİflas eden tüccar, eski defterleri karıştırırmış 27.02.2019 Tüm Yazıları
-
İbrahim TığlıBu ne iki yüzlülük!... 26.02.2019 Tüm Yazıları
-
Nermin ALPAYİNSAN VE EKONOMİK DEĞERİ 8.02.2019 Tüm Yazıları
-
Ümit FıratBir mahalli seçim hatırası 15.01.2019 Tüm Yazıları
-
Murat AKSOYUnutmayalım yerel seçime gidiyoruz 11.01.2019 Tüm Yazıları
-
Ekin GÜNBİR… İKİ… İZMİR MARŞIYLA KOŞ! 4.01.2019 Tüm Yazıları
-
Ahmet SeverTürkiye bu kadar tehdit ve hakaret eden bir Cumhurbaşkanı görmedi 18.12.2018 Tüm Yazıları
-
İbrahim SEDİYANİKirletme 15.12.2018 Tüm Yazıları
-
Nadi ÖZTÜFEKÇİUlusal mı Ulusalcılık mı? 15.12.2018 Tüm Yazıları
-
M.Şükrü HANİOĞLUDünya “biz”i parçalamak için mi savaştı? 26.11.2018 Tüm Yazıları
-
Cemil ERTEMEkonominin geleceğini simgeler anlatır! 31.10.2018 Tüm Yazıları
-
Amberin ZAMANCemal Kaşıkçı ve Türkiye’nin itibarı 10.10.2018 Tüm Yazıları
-
Mete YararCastle International 28.09.2018 Tüm Yazıları
-
Mehmet CANFilistin ulusal sorunu-II 25.09.2018 Tüm Yazıları
-
Leyla İPEKCİAile içi eğitimin maneviyatı (1) 18.09.2018 Tüm Yazıları
-
Ümit KurtTarihçi Kieser: Modern Türkiye'nin eş kurucusu Talat Paşa 17.09.2018 Tüm Yazıları
-
Güngör UrasABD’DE BORÇ KRİZİ 10.08.2018 Tüm Yazıları
-
Serpil Çevikcan24 Haziran sonrasındaki şema 30.05.2018 Tüm Yazıları
-
Hüseyin ÇAKIRVaatlerinizi sözleşme olarak imzalayın… 27.05.2018 Tüm Yazıları
-
Kürşat BUMİNLGS Türkçe: Çocuklarla dalga mı geçiyorsunuz? 7.02.2018 Tüm Yazıları
-
Aslı AydıntaşbaşYaklaşan facia 6.02.2018 Tüm Yazıları
-
Yusuf Ziya DÖGERTürkiye Seçimlerinin Kilidi Kürdler 6.02.2018 Tüm Yazıları
-
Özgür MumcuTutuklu yargı 6.02.2018 Tüm Yazıları

















































































































































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.02.2015
20.12.2014
7.12.2014
16.11.2014
26.10.2014
11.10.2014
27.09.2014
14.09.2014
3.09.2014
16.08.2014