Ayhan ONGUN
Anayasa Mahkemesinin kararı ardından CHP İzmir Milletvekili, gazeteci Mustafa Balbay, Ergenekon mahkemesi tarafından tahliye edildi.
Tahliye gerekçesinde belirtilen “uzun tutukluluk halinden kaynaklı mağduriyet” tespitine katılmamak mümkün değil. Balbay dahil, Türkiye de cezaevlerinde binlerce insanın tutukluluğu bir tedbir olmaktan çıkıp, cezaya dönüşmüştü.
Balbay’ın Milletvekili olması ve yasama faaliyetlerine katılmasına engel oluşturması da tahliyesi için ayrı bir gerekçe olarak düşünülebilir.
Burada üzerinde durulması gereken; Balbay la aynı konumda olan ve hala cezaevinde bulunan BDP milletvekillerinin durumu. Aynı mağduriyet onlar için ve hatta milletvekili olmayan diğer siyasi tutuklular için de geçerli.
İşin hukuksal boyutu bir yana, toplumsal barış ve kamu vicdanı açısından da toplumda rahatsızlık yaratan bu sorunun en kısa zamanda çözüme kavuşturulması, içinde yaşadığımız barış süreci için yaşamsal öneme sahiptir.
İnsanları tutukluluk sürecinde hapiste tutmak, yalnız sanığı cezalandırmak anlamına gelmiyor. O kişiyi ailesi, çevresi, sevenleriyle bir bütün olarak değerlendirdiğimizde geniş bir kesimin mağduriyeti söz konusu.
Kuşkusuz, her suçun bir cezası vardır ve cezası kesinleşen kişi bedeli ödeyeceği gibi, dava sonuçlanana kadar geçecek süre de cezaya dönüşmeyecek şekilde tutukluluk, bir tedbir olarak uygulanabilir.
Kaldı ki Ergenekon sanıkları için kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı da vardır.
.Daha önce özgürlüğü elinden alınmış biri olduğundan Mustafa Balbay için vicdanen bunları yazmayı çok doğru bulmuyordum ama şimdi tahliye olduğu için yazmakta bir sakınca görmüyorum.
İlgili mahkeme suçlu bulup ceza verdiği için değil ama benim vicdanımda da Mustafa Balbay masum değildir.
Soruşturma aşamasında ve yargılama sürecinde hukuksal kimi tartışmalar, itirazlar olsa da, tüm bunlardan ayrı olarak benim kişisel kanım o dur ki, Balbay ve kimi sivil kişiler Türkiye de askerin darbe yapması, darbe ortamının oluşması için direk ya da dolaylı olarak darbecilerin yanında yer almış, desteklemişlerdir.
Ve hatta bu kişilerin darbe üzerindeki etkisi, şu an onlarca yıl ceza almış, belki de içinde bulunduğu askeri hiyerarşi ve psikolojik durum gereği, darbe planlarında yer almak zorunda kalmış subaylardan çok daha fazladır.
Şimdi geldiğimiz noktada şu soruların cevabını aramamız gerekmez mi?
Eğer Mustafa Balbay, cezası kesinleşmesine karşın, uzun tutukluluk nedeniyle mağdur edildiği için tahliye edildiyse, bu bir emsaldir ve aynı durumda olan diğer mahkumlara niye uygulanmıyor?
Yok mağduriyeti uzun tutukluluk süresi değil de, yasama faaliyetlerine katılamadığı için oluşmuşsa, keza aynı durumda olan BDP milletvekilleri niye tahliye edilmezler?
Özgürlükte çifte standart olmaz.
Şimdi tahmin ediyorum; birçok endişeli modern, bu yazdıklarımı okuduklarında beni Mustafa Balbay’a ve buradan yola çıkarak cumhuriyetin ulvi değerlerine karşı olmakla, vicdansızlıkla, Kemalizm düşmanlığıyla suçlayacaklar.
Oysa bunu yapacaklarına zahmet edip de Ergenekon duruşma tutanakları ve karar metnine internet den girip kısa bir araştırma yapsalar, gerek Balbay’ın, gerekse Haberal’in geçmişinin pek de o kadar masum olmadığını görürler.
Ancak ne yazık ki, toplumumuzda ve özellikle kendilerini cumhuriyetin ve devletin sahibi gören laikçi kesimde bir akıl tutulması ve müthiş bir önyargı var.
Pek okumayı da sevmezler ya, varsa okudukları gazete ya da takip ettikleri yazar, ne diyorsa, onlar için tek doğru odur.
Tıpkı geçmişte Marksizm adına marksologluk yapan, kendi inandıkları doğruları tabulaştırıp adeta secde eden solcular gibi, günümüz ulusolcuları da bilimsel kuşku olgusunu yok sayıp, kendi doğmalarına tapınmaya başladılar.
Kendi iktidarını korumak ve pekiştirmek adına muhalefeti yok sayan, demokratik değişimler adına giderek otoriterleşen, kişi hak ve özgürlüklerine müdahale sayılabilecek uygulamalara yönelen iktidar nasıl yanlış yapıyorsa, salt AK Parti ve Erdoğan karşıtlığı ve nefreti üzerinden muhalefet yapmaya çalışan, daha doğrusu yaptığını sanan muhalefet partileri de aynı yanlışın içindedir.
Yaklaşık bir yıldır terör konusunda nefes alan, şehit cenazelerine ağıt yakmak zorunda kalmayan toplumda, yeniden kaos ortamı yaratmaya çalışanların bu çabalarına sessiz kalmak bir yana, kimilerinin neredeyse el oğuşturduklarını görmek için kahin olmaya gerek yok.
İktidarla mücadele demokratik yol ve yöntemlerle yapılır.
AK Parti iktidarından kurtulmak için her yol mübahtır diyerek, terörün yeniden bir tehdit unsuru haline gelmesine göz yummak, barış için yapılacak her türlü girişime karşı çıkmak yerine; ” herkes için adalet, herkes için özgürlük “ sağlanabilecek ortam ve koşulların oluşması için çaba göstermek, bu ülkeye karşı sorumluluk duyan her yurttaşın görevi olmalıdır.
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
19.08.2021
31.03.2021
17.03.2021
3.02.2021
23.10.2020
30.09.2020
28.07.2020
19.05.2020
15.05.2020
19.03.2020