Markar ESAYAN
Birey, toplum ve siyaset, dengesini bulmuş sosyo-politik bir düzlemde kendi zihni yapısı ve tarihi üzerinde düşünmeye ihtiyaç hissetmez. İnsan, hayatı anlamlı kılma zorunluluğu içindedir ve her ideoloji bu ihtiyaca cevap verdiği oranda meşruiyet kazanır. Esas olan toplumun ikna edilmesidir. Bu ikna, her zaman rızayı esas almaz. Otoriterlik ve şiddet eşliğinde de bir zihniyet kendisine yer açabilir. İster rıza gösterilsin, ister şiddet uygulansın, toplum kendisi ve tarihi üzerinde düşünmeyi unuttukça rejim normalleşir.
Ancak hiçbir şey sabit ve değişmez değildir. Toplumun zihniyeti, en totaliter devlet düzenlerinde dahi esastır ve tepeyi hep tehdit eder konumda bulunur. Toplumsal ihtiyaçlara, eşitliğe ve özgürlüğe dayalı olmayan sistemler, doğal olmayanı her ne kadar doğal olarak meşrulaştırmaya çalışsa da, toplumda bulunan değişim ve yaşam bilgisi ile çatışmalı halde bulunur. Bu gerilim, değişimin ana motorudur ve tarihin daha iyiye gitmesinin formülünü de ima eder.
Çünkü insanlar iyi yaşamak isterler ve kendilerini hedef alan adaletsizliklerden hoşlanmazlar. Modernizm, rızaya dayalı ataerkil dünyadan itaate dayalı otoriter dünyaya geçerken, dış gerçeklikle kurduğu rölativist ilişki ile 'eski' dünyanın çaresiz kalacağı geniş bir zihniyet alanı yaratmıştır. Bir yandan Avrupalı tüccarların kar etmeye yönelik vahşi iştahları, öte yandan dış gerçekliğin Tanrı olmadan da kavranabileceğine dair materyalist yansımacı açılım (dış dünya gerçekliğinin insan zihnine olduğu gibi düştüğü, bu nedenle en çok bilgiye sahip olan en üst hiyerarşideki kesimin otoriterlik hakkını kendinde gördüğü model), bu yansımanın dış dünya yasalarında icatlarla, keşiflerle ispatlandığına dair kanıtlar modernizmi mutlak kılmıştır. Bir şekilde, Tanrı ile maddeye dayalı paradigmanın yeri değişmiştir. Böylelikle, modernizmin nihai bir son durak olduğu kabulünü Doğu dahil tüm coğrafyalarda tartışma dışı bırakmıştır.
BATI HEGEMONYASININ SAVRULUŞU!
Oysa modernizmin demokrasi tanımı tek gerçeklik değildir. Olsa olsa gerçekliklerden sadece bir tanesidir. Modelleri bizim zihniyetlerimiz kurar ve ancak zihniyetimiz kadar mükemmeldir. Pozitivizmin 1. ve 2. Dünya Savaşları'nda ortaya çıkardığı cehennemden faşizmin devlet bazında 'yenilmesi' ve sosyal refah devletine geçişle çıktığını varsayan modern demokrasi, dünyanın geri kalanını Stanilizme ve bölgesel soykırımlara, açlığa teslim ettiğini yok saymıştır. Göçmenlerle kendi içine de giren Doğu'ya reva gördüğü antidemokratik uygulamalarla uzlaşarak çelişkisini büyütmüştür. Modern demokrasinin temeli sayılan vatandaşlık kurumu, gittikçe bir ötekileştirme ve eleme sistemine dönüşür. Avrupa'nın varoşlarında, Müslümanlar ve diğer göçmenlere dayatılan alt vatandaşlık önerisi, kimliksel dışlayıcılık ve alt-üst kültür ayrımlarıyla, Doğu'nun Batı'yı sadece İslam'ın değil, bizatihi modernin içinden eleştirmesinin yolunu açar.
Böylelikle dokunulmazlığını gittikçe yitirir. Küreselleşmenin Batı değerlerini ve tek tip bir modern demokrasiyi tüm dünyaya dayatması, modern demokrasinin eşit, refah ve özgür toplum iddiasının, kendisi, hatta sadece kendi elitleri ile sınırlı olduğunu daha görünür hale getirdi. Tahrir Devrimi'ni modern demokrasinin usullerine göre gerçekleştiren Mısır halkı, Batı dünyasından övgü ve destek almak yerine, tehdit olarak görüldüğünü fark etti. General Sisi'nin Batı desteğinde Mursi'yi devirmesiyle, katliamlar yapmasıyla ahlaki üstünlüğünü kaybetti. Bu zihniyetin kendi önerdiği ahlakı ve iç tutarlılığını yitirmesi, modern demokrasinin tartışılmaya açılmasını sağladı. Doğu, Batı zihniyetini reddetmekle de, onun demokrasi modelini uygulamakla da Batı nezdinde eşit olamayacağını anladı.
Bu ahlak yitimi Batı için yeni bir şey değildi ama küreselleşme ve enformasyon devrimi ile gittikçe daha katlanılmaz hale geliyordu. Birleşmiş Milletlerin, hiçbir zaman işlevsel olmamış dünya barışını ve mazlumlarını koruma misyonunun Suriye içsavaşı ile bir kez daha çökmesi gibi... Modern demokrasinin Batı üstünlüğü ve hegemonyasını konsolide amaçlı savruluşu ve Batı'nın kendi içinde eleştirel düşünce üretiminin sorun üretme hızına yetişmemesi ile modern ötesinin tahayyülü zorunlu hale geldi. İdeoloji ve paradigmaları kendilerini hissettirmedikleri müddetçe içinde yaşadığımız tek dünyaymış gibi algılanır. Ama artık insanların ihtiyaçlarına cevap vermedikleri, hatta yük olmaya başladıklarında, toplumun dikkatini çekerler ve insanlar bu zihniyetle yabancılaşmaya başlar. Bir şeye yabancılaşma, insanın kendisini dört bir yandan kavrayan zihniyetin dışına çıkma veya ona daha objektif bakmak anlamına gelir.
KEMALİST TOTALİTER ZİHNİYET!
Türkiye bağlamında ise, pozitivist modernizmin yerli şubesi olan Kemalist aydınlanmacılığın aynı kadere daha erken maruz kaldığını görürüz. Topluma şiddet eşliğinde dayatılan Kemalizm, totaliter laiklik ve buna münasip tek yaşam biçimi diktatörlüğü erozyona uğradı. Totaliter mantığı itibarıyla –şeyi o şey yapan ana mantıktaki arızanın çıplak hale gelmesi– ahlak yitimi kaçınılmazdı. Kemalizm, modernizm gibi birçok ideolojinin –liberalizm, sosyalizm vd– derinleşmesinden neşet eden bir zihniyet değil, taklitten ibaret bir iktidar kullanma biçimiydi. Bu nedenle çöküşü daha erken oluyordu. Çöküşün ilanı sadece belli bir konjonktürü beklemekteydi.
O konjonktür, Batı demokrasisini çıplak bırakan SSCB'nin çöküşü ve Soğuk Savaş'ın bitişiyle zuhur etti. Kemalist totaliter zihniyet, son bir hamleyle Kürt sorunu üzerinden 90'lı yılların gazabıyla kendisini konsolide etmeye çalıştı ama bu hem Kürtlerin, hem de dindarların mobilize olmasını hızlandırdı. Kürtlere yönelik artan zulüm, 28 Şubat'la ikinci büyük bloku, yani dindarları devlete yabancılaştırdı.
Yeni Türkiye'yi bu iki ana gövdenin kuracak olması bu nedenleydi. 3 Kasım 2002'de başlayan değişim hareketinin 2007 yılını atlattıktan sonra yavaş yavaş AB, ABD ve ülke içindeki totaliter batıcılarla girdiği çatışma bir rastlantı değil. Doğu ve Türkiye'ye kategorik bakmayan demokrat Batılılar ise, modernin dışında düşünemedikleri için yaşananları doğru değerlendiremiyor, ilk grubun kucağına düşüyorlar. Dıştaki ve içteki totaliter laik Batı bloku bu ayrışmayı 'demokrasiden uzaklaşma' olarak okuyor ve kendilerince haklılar. Ama bu hangi demokrasi? Tabii ki tekliğine inanılan ve mükemmellik atfettikleri modern demokrasiden bahsediyorlar. Peki ya başka türlü bir demokrasi de mümkünse? Ya modern demokrasi, demokrasi iddiasında küreselleşememiş, işlevini kaybetmiş veya en azından artık duraksamaya girmişse? Ve ya Türkiye çelişkileriyle de olsa, kendi özgün demokrasi modelini yaratmaya dönük olumlu bir süreç yaşıyorsa?
AK Parti'ye Kemalist totaliterlere karşı verilen destek şartlıydı. Batı'nın totaliter laik paşalara sırtını dönmesi, bir zihniyet uyuşmazlığından çok, ülkeyi yönetme ehliyetlerini kaybetmelerinden kaynaklanıyordu. Çünkü bu zaaf vesayetin tehdit altında olması demekti. (200 yıllık modernleşme tarihimiz, özgün olmadığı için Batı vesayetini kabullenme sürecidir aynı zamanda.) Vesayeti çağa uygun hale getirememiş, gözden düşürmüşlerdi. AK Parti ile yine özde Batıcı olacak bir düzenin konsolidasyonu hem rasyonel, hem de sahaya uygundu. Batı'nın tercihlerine uygun olarak kontrol edilecek bir dindar parti ile onun kitlesi, Batı için İslam coğrafyası için de işlevseldi. Ama aslolarak Batı ve Türkiye arasındaki ana aksı ihlal etmemeliydi. Yani Türkiye'de Batı vesayeti çağa uygun hale getirilmeli, vicdanları daha az rahatsız edici halde sürdürülmeliydi. Bize yüzleşme ve derin devletle hesaplaşma olarak gösterilen, yüksek ihtimal, bu davalarla vesayetin bir cemaat üzerinden el değiştirmesiydi.
Bu şartlı destek, o dönem Erdoğan'ı destekleyen liberal ve özgürlükçü sol çevreler için de geçerliydi. İşi eline yüzüne bulaştırmış, çağa uyumsuz hale gelmiş paşaların tasfiye edilmesi, ancak toplumsal meşruiyet ile mümkündü ve bu meşruiyet ancak iki ana gövde olan dindarlar ve Kürtlerin kazanılmasıyla mümkündü, AK Parti, hem dindarlar hem de Kürtler arasında birinci partiydi ve bu bulunmaz bir imkândı.
TABAN SÜRECİN DEĞERİNİ BİLİYOR!
Anlaşılıyor ki, dışarıdaki ve içerideki Batıcılar için AK Parti bir nevi vadeli hareket olarak görülmüş veya yol üzerinde yaşanan gelişmelerle bu noktaya gelinmişti. Temel neden, standart sapması yüksek bir lider olan Erdoğan'ın öngörülen sınırları ihlal etmesi, program dışına çıkması oldu. 'One minute' ile İsrail ile çizgilerin aşılmasına cüret etmek, AB'ye üyelik sürecinde çifte standarda karşı çıkış, NATO vesayetinden çıkarak Çin'den füze almaya kalkmak, milli silah sanayiinde yapılan atılımlar, BM için 'Dünya beşten büyüktür' kampanyası yapmak, Brezilya ile birlikte İran'a yaptırımlara karşı çıkmak, Ortadoğu'da en etkin siyasi güç haline gelmek, milli para politikası oluşturmak, kredi derecelendirme kuruluşlarının tekelini kırmaya çalışmak gibi birçok sınır ihlali mevcuttu.
Bu hamlelerin ve Erdoğan'ın neye tekabül ettiğini AK Parti'nin bile anlayabildiğini zannetmiyorum. Ama taban, yaşam bilgisinden yola çıkarak bu kritik sürecin değerini bilmekte.
İşte ABD'nin neo-conlarını, İsrail'i, AB'yi, ülke içindeki ulusalcıları, seçkin aydınları ve Gülen cemaatini aynı dalga boyunda birleştiren zihni birliktelik buydu. Gülen cemaatinin karşı bloka geçmesi, Fethullah Gülen'in uzun süre ABD'de olmasıyla, Batı'nın gücünü içselleştirmesi, bu büyük gücün asla yenilemeyeceğine, dolayısıyla Erdoğan'ın ülkeyi mahva sürüklediğine, en iyisinin bu güçlerin tercihlerine uygun davranmak olduğuna inanması ile açıklanabilir. 'Bir adamı feda ederek' kendilerince vatanseverlik yapıyorlar, ama bunu yanlış bilgi, yanlış güdüler ve güç zehirlenmesi ile gerçekleştiriyorlar.
YENİ BİR ZİHNİYET!
Erdoğan'ın siyasete atıldığı günden veya 3 Kasım 2002'den beri bu kavramsal çerçevenin bilincinde olarak hareket ettiğini iddia edemeyiz. Ama hangimiz için böyle bir iddiada bulunabiliriz ki? İçimizde ham halde bulunan itirazlar ve değiştirmek istediğimiz bir dünya var. Bu çabalarımız yolda yaşadıklarımızla dönüşüyor, olgunlaşıyor ve hayatta bir karşılık bularak kendi kuramsal çerçevesini oluşturuyor. Erdoğan, 'One minute' veya 'Dünya beşten büyüktür' derken, aslında modern ötesi bir dünyanın mümkün olduğunu el yordamıyla hissediyor, bu ihtiyacı görüyordu. Bizler de ancak şimdi ortaya çıkan bilgilerle bu analizleri yapabiliyoruz.
Erdoğan çoğumuz gibi ataerkil bir zihniyet yapısından geliyor. Çünkü Osmanlı ataerkil, ama heterojen bir zihniyet dünyasına sahip. Rızayı önemseyen ataerkillik, İslam'ın evrenselliği ve heterojen toplum anlayışı, homojen Batı tipi otoriterlik ile temel bir karşıtlık içinde. Erdoğan, modern dünya ile çatışmaya düştüğünde, ya yeni hamleler yapıyor ve tarz üretiyor, ya da bunda sıkıştığında modernizmle zihniyet farkı olan Osmanlılığa geri sıçrayarak nefes alıyor. AK Parti'deki Osmanlılık eğiliminin ana nedeni 'yeni bir zihniyete' ihtiyaç olduğunun hissedilmesi ama yeninin henüz inşa aşamasında olması, yani kuramsal çerçeve eksikliği.
Bu arada Erdoğan'ın temeldeki bu tavrına demokrat zihniyeti aşıladığını da görmek lazım. Bir tür melezleşme bu… Yani, esas olan demokrat zihniyet ise, bu zihniyete homojen toplumu öngören otoriterlikten çok, ataerkil, dindar bir heterojenlikten varmak daha kolay. Varılan yer, ne Osmanlılık, ne de modernizm olacak. Lakin Erdoğan'ın demokratlığı da hepimiz gibi sorunlu ve deneyerek, sonuçlarını görerek edinilen bir birikimi ima ediyor. Mesela Çözüm Süreci, tam da ataerkilliğin, dini imkânların ve demokratlığın bir karışımından neşet ediyor ve bunun toplumsal bir karşılığı var. Çözüm Süreci'nin bu kadar tehdit görülmesi sadece reel politik ile açıklanamaz. Ülkedeki ulusalcıların ve batıcı koloni aydınlarının bu melez çözüme olan nefretleri, sürecin yeni bir paradigma yaratma ve Batı vesayetini sona erdirme potansiyeli olduğunun hissedilmesinden.
Varlıklarını tek bir zihniyete bağlayanların, ideolojinin sonu ile kendi sonlarını özdeşleştirmeleri doğal. Zihinsel darlığı ve paniği yaratan da bu yanılgı. Oysa modern Batı demokrasisi bir son nokta değil, geçici, tekamül eden, dönüşen ve değişen insani bir üretim. Her üretim gibi bir vadesi var.
ZİHNİYET DÜNYASI!
Batı, Mısır, Türkiye ve Ukrayna'da olan bitene verdiği tepkilerden anlaşıldığı üzere, hiçbir özeleştiri yapmadan eskinin aynen devam etmesini istiyor. Oysa Doğu'nun yerini almasıyla, modern ötesi farklı bir demokrasi zihniyeti yaratılabilir. Batı, ya eşitliği reddederek ilk yöntemi denemeye devam edecek ve gittikçe kendisi ile çelişerek bir bunalıma saplanacak, ya da mutlak üstünlük iddiasından vazgeçerek en önemli arızasından kurtulacak ve bu ona bir hayat öpücüğü olacak. Bu durum, beden (Batı) ve ruh (Doğu) olarak ikiye parçalanmış insanı (dünyayı) birleştirme ve farklı zihniyet kalıplarını birbirine açma anlamına gelecek.
Tabii ki her şey zihniyette başlayarak zihniyette bitiyor. Zihniyetler gücü ele geçirdiğinde iktidarı kendi zümresi hesabına kullanıyor ve değişim bu imtiyazların kaybedilmesi anlamına geliyor. Dolayısıyla, değişim, karşılıklı bir fikir alışverişi süreci ile değil, bir gücün diğerini yenmesi ile mümkün olabiliyor. Türkiye'de 30 Mart öncesi yaşadığımız bunca akıl almaz düşkünlük, zihniyete dair çürümeyi ima ediyor. Oysa başka türlü bir dünya, başka türlü bir paylaşım da mümkün.
http://yenisafak.com.tr/yorum-haber/batinin-zor-sinavi-recep-tayyip-erdogan-26.03.2014-628708
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları
-
Şevki ÇELİKCİKEMAL ARABACI 17.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin GürcanFırat batısı, Suriye, riskler, tespitler: Ufukta bir operasyon mu var? 13.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin MünirErkeğin kadını ezmesi 22.09.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AcetSon anketler ne diyor? 9.09.2021 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZKONYA KATLİAMI VE GAZETECİLİK MESLEĞİ ÜZERİNE 2.08.2021 Tüm Yazıları
-
Yasin AKTAYTaliban’ın inancıyla ters olma arzusu 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Süleyman Seyfi Öğün2023’e doğru Türkiye 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Cem SANCARHanımefendi diyeceksiniz 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Yusuf KaplanFetih ruhu ve rüyası 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ali AYDINİşsiz Kalan Antikorlar, Lanetli Pay ve Siyaset 17.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer F. GergerlioğluMuhafazakârlar çürümeye niye sessiz? 8.06.2021 Tüm Yazıları
-
Mustafa ÖztürkNiyet ve akıbet 29.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ayşe BöhürlerTarih büyük harflerle yazılmaz 28.05.2021 Tüm Yazıları
-
Gazi BAŞYURTBir zamanlar sayılamazdık parmak ile, şimdi eksiliyoruz birer birer… 25.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer Ahmet ÖZERENBİR 1 MAYIS Anekdotu… 10.05.2021 Tüm Yazıları
-
Osman CAN24 Nisan 1915: Kardeşimin Cenazesini Kaldıramadım Hala! 29.04.2021 Tüm Yazıları
-
Verda ÖZERBırak artık eski normali 28.04.2021 Tüm Yazıları
-
Vedat BilginSistem değişti de ne oldu! 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Kurtuluş TAYİZPandemide Erdoğan'ı devirme planı çöktü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali Saydam23 Nisan ‘Çocuklara Hürmet’ Günü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali TarakçıZEVZEK'in asıl amacı Montrö değilmiş! 17.04.2021 Tüm Yazıları
-
Burak Bilgehan ÖzpekVesayet Nedir, Nasıl Kurulur, Niçin Çöker? 16.04.2021 Tüm Yazıları
-
Firuz TÜRKERDARBE GİRİŞİMİNE HAZIR OLMAK 4.04.2021 Tüm Yazıları
-
Yıldız RamazanoğluYeni metin ne söyleyecek? 25.03.2021 Tüm Yazıları
-
RAGIP DURAN'Bir tek kişinin otoritesi suçtur!' 22.03.2021 Tüm Yazıları
-
Sevilay YALMANMesele Gergerlioğlu meselesi değil! 19.03.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKBACAKİZMİT KÖRFEZİ YAKIN, DENİZ BİZE ÇOK UZAK! 17.03.2021 Tüm Yazıları
-
Ural ATEŞERANADİL... 21.02.2021 Tüm Yazıları
-
Demir Küçükaydınİki Devrimci – Türeci ve Şahin 4.01.2021 Tüm Yazıları
-
Perihan MAĞDENHayaller: ETHOS, Gerçekler: BİR BAŞKADIR BENİM MEMLEKETİM 18.11.2020 Tüm Yazıları
-
Talat ULUSOY9 Eylül 1922, İzmir’in “KURTULUŞ” Günü’nde… 9.09.2020 Tüm Yazıları
-
Mahmut ÖVÜRAK Parti mi “İhvan’cı” siz mi operasyon çekiyorsunuz? 8.09.2020 Tüm Yazıları
-
Mustafa Yurtsever2010 YILI REFERANDUMU’NUN BİTMEYEN HİKAYESİ 29.08.2020 Tüm Yazıları
-
Hilâl KAPLANİstanbul Sözleşmesi yaşatır mı? 7.08.2020 Tüm Yazıları
-
Eşref ÇAKARKonca Yazışmaları... 5.08.2020 Tüm Yazıları
-
Kadri GÜRSELTürkiye’de darbe mi olacak gerçekten? 16.05.2020 Tüm Yazıları
-
Sinan ÇİFTYÜREKTürbülanstan mayın tarlasına dalış yapan AKP! 13.05.2020 Tüm Yazıları
-
Yaşar YAKIŞTürkiye’nin iktidar partisi yardımlaşmayı da tekeline almak istiyor 25.04.2020 Tüm Yazıları
-
Orhan PamukEski salgınlar ve bugün biz 24.04.2020 Tüm Yazıları
-
Bejan MATURÖlüm hangi boşluğu doldurur? 12.04.2020 Tüm Yazıları
-
Umut ÖZKIRIMLIKorona ve milliyetçilik 8.04.2020 Tüm Yazıları
-
Raffi Hermon Araks‘ARTSAX (Dağlık Karabağ) MESELESİ, NEDİR VE NE DEĞİLDİR? 1.04.2020 Tüm Yazıları
-
Serdar KAYAİslam, Bilim, Virüs, Kumaş 24.03.2020 Tüm Yazıları
-
Markar ESAYANKarantina günlerinde yalnızlık... 20.03.2020 Tüm Yazıları
-
Eyüphan KAYACorona Virüs bir musibettir 19.03.2020 Tüm Yazıları
-
Metehan DemirMoskovanın samimiyet testi 23.02.2020 Tüm Yazıları
-
Merve Şebnem OruçSürreel bir devrim: Gezi 23.02.2020 Tüm Yazıları
-
Tayfun AtayGoebbels korosu söylüyor: "Her şey mükemmel efendim!" 18.02.2020 Tüm Yazıları
-
Yalçın AKDOĞANBirilerini suçlama yarışı 8.02.2020 Tüm Yazıları
-
Hüseyin GÜLERCECHP, şimdi de İlker Başbuğu alet ediyor 8.02.2020 Tüm Yazıları
-
Ufuk COŞKUNCemevleri için Cumhurbaşkanı’na Çağrı! 20.01.2020 Tüm Yazıları
-
Yalçın ERGÜNDOĞANGökdelen hançeri tam İzmir’in kalbine saplanıyordu ki… 16.12.2019 Tüm Yazıları
-
Nihat Ali ÖzcanOrtadoğu’nun karmakarışık halleri 22.10.2019 Tüm Yazıları
-
İbrahim TenekeciDün ve bugün 11.09.2019 Tüm Yazıları
-
Esat KORKMAZYOLDAŞIM YAVUZ ÇANAK 29.08.2019 Tüm Yazıları
-
Ali KİREMİTCİDÜNYADA VE TÜRKİYE’DE SİYASET YENİDEN ŞEKİLLENİYOR 13.07.2019 Tüm Yazıları
-
Tayfun TURANAYILANA GAZOZ, BAYILANA LİMON. 11.07.2019 Tüm Yazıları
-
Mustafa DAĞCIÖTEKİLEŞTİRMENİN ÖTESİ= DÜŞMANLAŞTIRMAK 3.07.2019 Tüm Yazıları
-
Gürkan-Zengin23 Haziran seçimleri: Bir vak’ayi hayriyye 25.06.2019 Tüm Yazıları
-
Serdar ESEN"Herşey Çok Güzel Olacak" mı? 9.06.2019 Tüm Yazıları
-
Celal DENİZIRKÇILIĞIN TEDAVİSİ VAR MIDIR? 9.06.2019 Tüm Yazıları
-
Ahmet AY14 Mayıs güzellemelerinin anlamı 15.05.2019 Tüm Yazıları
-
Salih TunaZincir sesleri 23.04.2019 Tüm Yazıları
-
Beril DEDEOĞLUİflas eden tüccar, eski defterleri karıştırırmış 27.02.2019 Tüm Yazıları
-
İbrahim TığlıBu ne iki yüzlülük!... 26.02.2019 Tüm Yazıları
-
Nermin ALPAYİNSAN VE EKONOMİK DEĞERİ 8.02.2019 Tüm Yazıları
-
Ümit FıratBir mahalli seçim hatırası 15.01.2019 Tüm Yazıları
-
Murat AKSOYUnutmayalım yerel seçime gidiyoruz 11.01.2019 Tüm Yazıları
-
Ekin GÜNBİR… İKİ… İZMİR MARŞIYLA KOŞ! 4.01.2019 Tüm Yazıları
-
Ahmet SeverTürkiye bu kadar tehdit ve hakaret eden bir Cumhurbaşkanı görmedi 18.12.2018 Tüm Yazıları
-
İbrahim SEDİYANİKirletme 15.12.2018 Tüm Yazıları
-
Nadi ÖZTÜFEKÇİUlusal mı Ulusalcılık mı? 15.12.2018 Tüm Yazıları
-
M.Şükrü HANİOĞLUDünya “biz”i parçalamak için mi savaştı? 26.11.2018 Tüm Yazıları
-
Cemil ERTEMEkonominin geleceğini simgeler anlatır! 31.10.2018 Tüm Yazıları
-
Amberin ZAMANCemal Kaşıkçı ve Türkiye’nin itibarı 10.10.2018 Tüm Yazıları
-
Mete YararCastle International 28.09.2018 Tüm Yazıları
-
Mehmet CANFilistin ulusal sorunu-II 25.09.2018 Tüm Yazıları
-
Leyla İPEKCİAile içi eğitimin maneviyatı (1) 18.09.2018 Tüm Yazıları
-
Ümit KurtTarihçi Kieser: Modern Türkiye'nin eş kurucusu Talat Paşa 17.09.2018 Tüm Yazıları
-
Güngör UrasABD’DE BORÇ KRİZİ 10.08.2018 Tüm Yazıları
-
Serpil Çevikcan24 Haziran sonrasındaki şema 30.05.2018 Tüm Yazıları
-
Hüseyin ÇAKIRVaatlerinizi sözleşme olarak imzalayın… 27.05.2018 Tüm Yazıları
-
Kürşat BUMİNLGS Türkçe: Çocuklarla dalga mı geçiyorsunuz? 7.02.2018 Tüm Yazıları
-
Aslı AydıntaşbaşYaklaşan facia 6.02.2018 Tüm Yazıları
-
Yusuf Ziya DÖGERTürkiye Seçimlerinin Kilidi Kürdler 6.02.2018 Tüm Yazıları
-
Özgür MumcuTutuklu yargı 6.02.2018 Tüm Yazıları
-
Arife KÖSEHawaii’den sonra nükleer savaş tehdidini yeniden düşünmek 1.02.2018 Tüm Yazıları
-
Güldalı COŞKUNSeçim kritiği desem de…. 1.02.2018 Tüm Yazıları



















































































































































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.05.2019
2.05.2019
24.04.2019
21.04.2019
18.04.2019
16.04.2019
13.04.2019
10.04.2019
3.02.2019
28.03.2019