Oya BAYDAR
Şu cehennem vatanımızın; sapına kadar “Türk”, cinayet işlerken bile Allahuekber’i ihmal etmeyecek kadar “dini bütün”, Kürdü, Ermeniyi. ötekini gözünü kırpmadan katledecek kadar “vatansever” tosuncuklarının BDP milletvekili Sırrı Sakık’a reva gördükleri iğrenç tepkilerden sonra; bu insan müsveddeleri ve onları kışkırtan ağababalarıyla aynı toprakları, aynı tâbiyeti paylaşmak bile ağır geliyor artık.
Gencecik oğlunu yeni yitirmiş, beş yıl önce kaybettiği eşinin acısı hâlâ diri, halkının acıları yüreğinde hiç dinmeyen, Kürt veya Türk bütün kurbanların acısını içinde aynı şiddetle duyan Sırrı Sakık’a, twitter denilen o korkunç ortamda yöneltilen iğrençlikleri okuyunca, öfke ve çaresizlik içinde ilk tepkim: Bölünsün bu ülke, ben ve benim gibiler bu yaratıklarla, bu alçaklarla aynı zemini, aynı yeri, aynı kaderi paylaşmaktan kurtulalım oldu. Bir arkadaşım aradı o sırada. Neyse ki benim gibi duygularına yenilmeyen aklıselim sahibi arkadaşlarım var. “Bu yaştan sonra hapishane kapılarına, mahkeme salonlarına, görüşe falan gelemem. Aklını başına topla, söylediğine, yazdığına dikkat et”, dedi. Haklıydı.
Oysa ben, zaptedemediğim duygusal bir tepkiyle “bölünsün bu ülke” derken Türk-Kürt, Alevî- Sünnî, laik-Müslüman veya benzeri fay hatlarından, siyasal-düşünsel- kültürel ayrılıklardan söz etmiyordum. Kürt hareketinin en barışçı evlatlarından, insan yaşamına değer veren, bunca acıya rağmen bu toplumla yürek bağlarını hiç koparmamış, birlikte kardeşçe yaşama umudunu tüketmemiş Sırrı Sakık’ı, evlat acısı yaşadığı günde bile nefret söyleminin hedefi kılan iğrenç zihniyetin sözcülerinden, sahiplerinden, kışkırtıcılarından, tetikçilerinden, kuklalarından söz ediyordum.
Kimlerle Birlikte Yaşamak İstemiyorum
Türk, Kürt, Ermeni, Musevi, Hıristiyan, Müslüman, laik, dindar, ateist, Sünnî, Alevî... İnsanî değerlerde, vicdanda, yaşamın kutsallığında birleşenler, çoğulluğumuzdan güç alıp farklılıklarımızla zenginleşerek barış içinde yaşayabiliriz. Ya ötekiler? Sizi bilmem ama ben, artık “En iyi Kürt ölü Kürttür, en iyi Ermeni ölü Ermenidir” zihniyetine sahip olanlarla, kudurmuş saldırganlarla aynı havayı solumaktan hasta oluyorum. Küçücük çocuklara tecavüz edenlerle, kadınları öldürmeyi namus sananlarla, cinayetlerinin kanlarını töre ile yıkayanlarla; hayvanları eziyet ederek keyif için öldürüp, keçilerin, ördeklerin ırzına geçenlerle; din-imân-Allah-Peygamber diyerek cinayet işleyip boğaz kesenlerle; bir Türk daha öldürdük diye keyiflenenlerle ve de öldürülen Kürt gençlerinin sayısıyla övünenlerle; 5 yıl önce Sırrı Sakık’ın eşi Ankara’da Gölbaş mezarlığında toprağa verildiğinde, “teröristin karısını buraya defnettiniz” diye fırça çeken MHP’li il genel meclisi üyesi ve benzerleriyle, daha birkaç gün önce İstanbul’da Çekmeköy mezarlığına bir Kürt defnedildi diye sokaklara dökülen Allahuekberci holiganlarla, İlahiyat Fakültesi dergisinde Yahudilere küfürler, hakaretler yağdıranlarla, Hrant’ın irili ufaklı katilleriyle, BDP’nin seçim konvoyuna taş atan süslü püslü, sarışın, beli açık kafası kapalı kadınlarla, Madımak otelinde insanları diri diri yakanlarla, burada tek tek saymaya ne yerin ne zamanın elvereceği binlerce iğrençlikle birarada yaşamak istemiyorum. Bizler, bu ülkenin barışçı, vicdanlı, iyi insanları, bu ortama müstahak değiliz.
Sakın ola ki, “Ya sev ya terk et, sen git” demeye yeltenmesin kimse. Kuyruğunu kısıp edebini takınmak yerine, ortamdan cesaret alıp azıtanlar; insanlığın evrensel değerlerinin dışında yaşayan, vicdanın v’sine sahip olmayanlar bu ülkeyi, bu ülkenin halklarının yarattıkları değerleri, güzellikleri asla haketmiyorlar. Zihniyetleri, tepkileri, davranışları hepimiz için tehdit ve hakaret içeriyor?
Bir Avuç Kendini Bilmez mi?
Kim bunlar?
Sırrı Sakık’a yönelen nefret söyleminin benzerleriyle her karşılaştığımızda, “Bunlar bir avuç kendini bilmez, tahrik edilmiş cahil kişi” ya da “Bunlar üç beş provokatör” tesellisine sığınmaya çalışırız. Bu kadar basit mi, telaşlanmaya, büyütmeye gerek yok mu acaba?
Twitter’de Sırrı Sakık’a nefret kusanlar kimler? Okuma yazması, bilgisayar erişimi, twitter hesabı olan, haberleri, gelişmeleri iyi kötü izleyen, önemli bölümü meslek sahibi kişiler; çapulcu güruhu değil. Dün, Aydın Engin’in yazısına T24’te yorum (!) döşenen biri “Sapkınlıkta sınır tanımayan Zerdüşt çapulcularla, Ermeni kırması devşirme Kürtlerle, hepsi öldürülene dek savaşacağız” diye yazmıştı. Bu zat da facebook, twitter hesabı sahibi, kelli felli görünümlü, belki kendisine ‘aydın’ sıfatı bile yakıştıran biri olmalı. Örnekler binlerle değil, yüzbinlerle çoğaltılabilir. Hrant Dink öldürüldüğünde internet ortamında dolaşan nefret söylemi daha az değildi. Hem yazıyı uzatmamak, hem de içimizi daha fazla karartmamak için, hatırlatıp geçelim.
Öteki’ne bir mezarlık toprağı çok gören, bırakın dirileri ölülere bile ayrımcılık uygulayan; insanlarımızın vicdanlarını, yüreklerini, kafalarını teslim almış bu zihniyetin borazanları, maşaları, tetikçileri “bir avuç” olsa bile; onların borazanına ses veren, cesaretlendiren, sırtlarını sıvazlayan, gaza getiren, tahrik eden, koruyan kollayanlar kimler? Twitter’de, facebook’ta, sokaklarda lanetlediğimiz sesler “Sahibinin sesi”nin yankıları değil mi?
Hrant Dink’i beyaz bereli bir çocuk öldürmüştü. Bırakın cinayeti ince ince hazırlayıp azmettirenleri, katille Türk bayrağı altında fotoğraf çektirebilmek için birbirleriyle yarışan alt kademe memurlar, üst kademe sorumlular kimlerdi? “Hepiniz Ermenisiniz, hepiniz piçsiniz” pankartları altında, Ermenilere karşı nefret söylemini biraz daha usturuplu tekrarlamaktan çekinmeyen bir İçişleri Bakanı’nı (adamın hakkını yemeyelim, birçokları arasından sadece bir örnek o), Kürtlerden söz ederken “Zerdüşt dininden olanlar” demenin ayrımcılık olduğunu umursamayan; halkın oylarıyla Meclis’e girmiş BDP’li milletvekillerinden her söz edişinde yüzünde iğrenme ifadesiyle“bunlar” diyen, Kürt siyasî hareketiyle PKK’yi kitlelerin algısında eşleştirip şeytanlaştıran bir Başbakan’ı; BDP’li kadın milletvekilleri için “Onları nasıl kadın kabul edersiniz” diyebilen sözde akîl adam Arınç’ı (ki ben onu hâlâ adam saymaya devam ediyorum), ağızlarını her açtıklarında Kürde, Ermeniye, farklı olana nefret kusan MHP’siyle BBP’siyle Türkçü - İslamcı kodamanları, kısaca o zihniyetin anlı şanlı taşıyıcılarını unutursak, “bir avuç kendini bilmez” tesellisiyle avunuruz.
Azizleri İnsanlar Yaratır
Kimse aziz doğmaz, azizleri onlara ihtiyaç duyan insanlar yaratır. Sevgili Sırrı Sakık, büyük acısı içinde Başbakan Erdoğan’a, “Bu kanı durdurun, milletin azizi olursunuz” demiş. Onu çok iyi anlıyorum. Ülkenin kaderinin tek adam Erdoğan’ın dudakları arasında olduğu şu günlerde, savaşı, ölümleri, kanı durdurabilecek etkili adımları ancak o atabilir düşüncesi, giderek yaygınlaşıyor.
Tarihimiz, kitlelerin egemenler tarafından kışkırtılarak nasıl saldırganlaştırıldığının, kışkırtmaların nasıl büyük toplumsal felaketlere yol açtığının örnekleriyle doludur. Peki, son günlerde İslam dünyasını ayağa kaldıran şu mahut filmin provokasyonuna kapılan kitleler çeşitli ülkelerde ayaklanıp, yakıp yıkıp öldürürlerken Türkiye’de Müslümanların sakin kalmaları sizi şaşırtmıyor mu? Bizim, öhö desen tahriklere kapılıveren halkımızın bu sükûnetinin nedenini düşündünüz mü hiç? Bu konuda aklıselim galip geldiyse, Tayyip Erdoğan’ın ve iktidarın diğer unsurlarının fanatizmden uzak yatıştırıcı söylemi sağladı bunu. Kitlelere hâkim liderler, mesela Erdoğan, yukardaki örnekte olduğu gibi istese ve cesaret etse kanı, ölümü, savaşı hiç kuşkunuz olmasın hemen durdurabilir. Leyla Zana boşa çıkarılan barış hamlesiyle bunu hatırlatmak istemişti. Sırrı Sakık da, Başbakan’a “Kanı durdurursanız aziz olursunuz” derken aynı şeyi söylüyor.
Ama kitlelere zerk edilmiş virüslü, zehirli zihniyetin, aziz olmaları çağrısında bulunduğunuz muktedirlerce de paylaşıldığı, pompalandığı, diri tutulduğu şeytanlar ülkesinde, aziz yaratmak da aziz olmak da zordur. Ne Tayyip Erdoğan’dan, ne Karayılan/Öcalan’dan, ne diğer muktedirlerden kendiliğinden aziz çıkmaz. Onlar kendi güçlerinin ve iktidarlarının tutsaklarıdır. Onları Türk ve Kürt halkının, milyonların, hep bir ağızdan “bu savaş bitsin” diyerek barışçı, demokratik iradelerini en güçlü şekilde ortaya koymaları azizliğe zorlayabilir ancak.
Bölünelim! Kürt - Türk olarak değil; taş, toprak, sınır bölünmesiyle değil. Barış isteyenler, kan dursun diyenler, eşit yurttaşlık temelinde ortak yaşam sürdürmeyi ahlakî vicdanî düstur olarak benimseyenler, insanı ve yaşamı savunanlar, Türk-Kürt ayrımı yapmadan bütün ölülerimizi yüreklerinin derinliklerinde aynı acıyla duyanlar bir yana; iktidarlarını kanla pekiştiren, varlıklarını nefret söylemi üzerine temellendiren, barışın bütün yollarını kapayanlar öteki yana...
İnanın biz daha kalabalığız, daha güçlüyüz. Türküyle Kürdüyle insan yaşamını hiçe sayanlara karşı birleşip cesurca ve ama’sız “yeter!” diyebilirsek çakma azizlere ihtiyacımız kalmaz, hepimiz aziz oluruz.
•••••••••••••••••••••••••••••
Son dakika notu:
Yeni, yepyeni, en yeni CHP’nin Genel Başkan Yardımcısı Haluk Koç bir süredir tehdit belgesi olarak sallayıp durduğu Oslo mutabak metnini açıkladı. Gencecik on askerimizin şehit edildiği, savaşın nice canlara mal olarak devam ettiği bir günde, barışın tek umudu olabilecek Oslo Görüşmeleri’nin ana hatlarını, sayesinde öğrenmiş olduk. O mutabakat, zamanında hayata geçirebilseydi, o adımların yaratacağı barışma, onarma iklimi yaratılabilseydi bunca kan akmayacak, iki halk arasında bu kadar derin bir kopuş yaşanmayacak, içinde debelendigimiz çözümsüzlük ve umutsuzluk girdabına sürüklenmeyecektik.
Haluk Koç’un ağzından öğrendiğimiz mutabakat metninin maddeleri, Oslo sürecinin sorunun çözümünün tek umudu olduğunu gösteriyor. Oslo görüşmelerini başlatmanın, AK Parti iktidarının ve bizzat Başbakan’ın bugüne kadarki en doğru, en cesur adımı olduğuanlaşılıyor. Ne yazık ki Erdoğan direnemedi. CHP’nin ve MHP’nin yaygaralarıyla ve aynı kaba yapan Gülen cemaati muktedirlerinin uyguladığı baskıyla; barışı, insan hayatını, ülkenin geleceğini seçimlerde alınacak oylara ve iktidara kurban etti.
CHP ne yapıyor peki? Kürt sorununun barışçı çözümü için iktidarın cesaretlendirilmesi, her uzlaşma teşebbüsünün, en küçük bir barışçı adımın desteklenmesi gereken şu kritik dönemde Oslo müzakereleri için suç duyurusunda bulunmaya hazırlandığını ilan ediyor. Aslında pek de iyi yapıyor, son zamanlardaki bütün cilalara ve makyaja rağmen partisinin değişmeyen gerçek yüzünü sergilemiş oluyor.
Bu zihniyetin yeri Sırrı Sakık’ı hedef alan twitt’lerin yanıdır. Partinin yenilendiğini sanan, canla başla çalışan, vicdanlı, yürekli, barışçı CHP’li dostlarım! Tehlikenin farkında mısınız?
Yazarlar
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYAİmamoğlu'na istenen 23 asırlık tarihi ceza: Roma İmparatorluğu kurulduğunda hapse girseydi hala ceza 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları









































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.05.2024
14.05.2024
3.05.2024
3.05.2024
22.04.2024
16.04.2024
3.04.2024
29.03.2024
22.03.2024
7.03.2024