Ayhan ONGUN
Cumhuriyet tarihinden bu yana en yüksek temsil yeteneğine sahip meclis, sonunda toplandı. BDP nin yemin ederek meclis çalışmalarına başlaması kuşkusuz demokrasi adına çok olumlu bir gelişme.
Ancak Türkçe yemin sırasında Kürt özgürlük mücadelesine bir yaşam adamış Leyla Zana’ nın gözlerindeki hüzün, sanırım en dikkat çekici ve düşündürücü olandı.
Türkçe yemin bir yana, içerik olarak farklı etnik kökenden insanların yer aldığı bir mecliste göreve başlarken; niye bir Kürt, “Türk Milleti adına” diye yemin etmek zorunda kalsın?
Madem bu mecliste halk iradesini temsilen katılan siyasi partilerle aynı haklara sahipler, askerler niye BDP li vekiller yemin etmeye başlayınca meclisi terk ettiler?
Devletin ve onun resmi ideolojinin gölgesi üzerinden kalkmadan, bu meclisin halk iradesini temsil ettiğini söyleyebilir miyiz?
Yeni anayasaya ne gerek var diyenlerin siyasi partiler yasasının 4. Maddesini bir kez daha okumalarında yarar var diye düşünüyorum.
“Siyasi Partiler, demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır. Atatürk ilke ve inkilaplarına bağlı olarak çalışırlar. Siyasi partilerin kuruluşu, organlarının seçimi, işleyişi, faaliyetleri ve kararları Anayasada nitelikleri belirtilen demokrasi esaslarına aykırı olamaz.”
Demokratik ülkelerde siyasi partiler yasasının olmadığı gerçeğini bir kenara koysak, bizdeki bu yasanın mantığı; “ihaleyi daha önceden belirlediği firmaya vermekte kararlı kurumun, ihale şartnamesini o firmanın koşullarına uygun hazırlaması” gibi bir durum.
Hakemliğe yeni başlayan kişilere bile “Atatürk ilke ve inkilaplarına bağlı kalacağıma” diye başlayan bir yemin töreni yaptıranlardan, Atatürk’ e kötülük ettiklerinin farkında olmayan zihniyetten kurtulmanın zamanıdır artık.
İktidarı her koşulda statükoyu savunacak bir partiye verme amacıyla hazırlanmış bir siyasi partiler yasasının mutlaka yeni anayasadan çıkarılması gerekir.
Keza, halkın değil, liderlerin seçtiği ve bizlerden de bunlara oy vermemizin istendiği seçim yasasıyla, parlamentonun üzerinde bir kara leke gibi duran seçim barajı kaldırılmadan ya da makul bir düzeye çekilmeden oluşacak anayasa; ne yeni, ne de sivil bir anayasa olabilir.
Siyasetin finansmanının da halkın verdiği vergilerden karşılanmadığı bir düzenleme yeni anayasada yer almalıdır.
İşte ancak o zaman; “ağaç kovuğunda savaşın bitmesini bekleyen Japon askerleri gibi” soğuk savaş dönemlerinden kalma yöntemlerle AK Parti iktidarının gitmesini bekleyen modern elitistlerden, darbe heveslilerinden, siyaseti derin devletle buluşturmaya çalışan Ergenekon yanlılarından kurtulabiliriz.
Terörün sona erdirilmesinin de, Kürt halkı üzerinde oluşturulmaya çalışılan vesayetten kurtulmanın yolu da yeni anayasadan geçiyor.
Bir toplumsal antlaşma olarak kabul edeceğimiz Anayasanın; belli bir ideolojinin topluma dayatılmasına son verecek, bireyin hak ve özgürlüklerini devlete karşı koruyacak, bu coğrafyada yaşayan tüm vatandaşları “eşit yurttaşlık” temelinde kucaklayacak bir anayasa olmasını istiyorsak; o renkli çizgilerden, ön yargılardan arınmamız gerekir.
Bir siyasi partinin siyasi angajmanlarını cumhuriyetin temel ilkeleri olarak anayasaya koyup, sonrada siyasi partiler yasasına bunu monte ederek “demokratik, siyasi hayatımızın vazgeçilmez unsurları “ siyasi partileri, devletin ve askerin vesayetinden kurtaramazsınız.
Eski Amerikan kovboy filmlerinde olduğu gibi;” genç ve masum kızı kovboyumuz, kötü adamlardan kurtarır da, çoğu zaman kızı bu sefer kovboydan kurtaramayız.”
Bu ülkede artık ne kötü adamlar olsun, ne de bizi o kötü adamlardan kurtarmaya çalıştığını söyleyerek sonra da onlardan kurtulamadığımız kovboylar olsun!
Siyaseti içinde bulunduğumuz bu kirlenmişlikten kurtarmak, siyasi partilerimizi gerçek anlamda ”demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurları” haline getirmek istiyorsak önce devletten kurtarmak gerek diye düşünüyorum.
[email protected] 04.10.2011/BODRUM
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
19.08.2021
31.03.2021
17.03.2021
3.02.2021
23.10.2020
30.09.2020
28.07.2020
19.05.2020
15.05.2020
19.03.2020