Cemil KOÇAK
Tarih yazımında anıların önemi üzerinde durmak gereksiz bir çaba olurdu. Anılar, önemli ve değerli bir kaynaktır. Zaman zaman da paha biçilmez malzeme niteliğindedir.
ASOLAN anılardan tarihsel malzeme olarak yararlanma aşamasında ortaya çıkan yöntem sorunlarının üstesinden gelebilmektir. Bir tarihçi için anılardan yararlanmak, ele aldığı tarihsel dilime/zamana ve mekâna göre değişiklik gösterir. Anılarda ortaya konulan bilgiler, arşiv malzemesinin sunduğu bilgilerle rahatça karşılaştırılabilir. Kaynaklar karşılaştırılarak test edilebilir. Resmî kayıtlarla kişisel ve özel olanın karşılaştırılmasından söz ediyoruz. Bu, o kadar da kolay değildir, çünkü kime güvenileceği belirsizdir. Muhtemelen her ikisine de tam anlamı ile güvenilemez. Yine de araştırmacının anılardan çok belgelere başvurmasını öneririm. Bir başka yöntem de, üçüncü kişilerden kalan malzeme ile bu iki kaynağı denetlemeye çalışmak olabilir. Arşiv bilgileri ile anılar çelişebilir. Tarihçiler, sadece anılara dayanarak gerçeği asla ifade edemeyeceklerdir.
Anılar ve biz
Yakın dönem siyasî tarihimizle ilgilenenlerin ilk sorunu, yeterli sayıda anı bulmaktır. Sayıca az olmak malzemenin darlığını ortaya koyar. Bu nedenledir ki, genellikle kaynaklarda belli isimler yer alır. Yeni bir anı keşfetmek bile başlı başına önem arz eder. Bu aşamada; (a) daha önce hiçbir yerde yayınlanma fırsatı bulamamış anıları keşfetmek, onları bulup çıkarmak, elyazması ya da daktilo halinde iken onlara hayat vermek, yayınlamak, (b) daha önce bir gazetede ya da dergide tefrika edilerek yayınlanmış, fakat aradan geçen uzun yıllar sonrasında gazete de, dergi de, anılar da unutulmuş iken, koleksiyon taraması sırasında bu anılarla yeniden buluşmak, onların yeniden yayınlanmasını sağlamak, (c) zamanında kitap olarak yayınlanmışsa da, zamanın dönüşümü içinde artık yeniden basılmayan anıları hatırlamak gerekir. Yine de belirtmek isterim ki, son yıllarda anıların yayını yoğunlaştı. Bu sevindirici.
Anıların ne zaman yazıldığı çok önemlidir. Yazılmaktan kastım, ne zaman kaleme alındığı, anlatıldığı ya da banda kaydedildiğidir. Yayınlanmaktan söz etmiyorum henüz... Anıların ne zaman ortaya çıktığı, ne kadarlık bir süreyi içerdiği, anıların yazılma yeri ve zamanı, tek bir hamlede mi yoksa uzun zaman aralıkları için de mi kaleme alındığı, bütün bunlar, anıların değerlendirilmesinde epistemolojik ve metodolojik sorunlara yol açar. Olup bitenlerin hemen hafızalarda taze iken kaleme alındığı anılar kadar, aradan çok uzun zaman geçtikten sonra, mesela elli yıl sonra kaleme alınmış olan anılar da vardır ve bunların yarattığı yöntem sorunları farklıdır. Sıcağı sıcağına kaleme alınmış olan anılar, hafızanın nispeten kuvvetli olduğu bir zamana denk geldiğinden, çok daha ayrıntılı olabilir. Yerler, isimler, tarihler, mekânlar konusunda yazar, nispeten yakın tarihli hafızasına güvenerek, güvenilir bilgiler verebilir. Görüşmeler daha ayrıntılı bir şekilde nakledilebilir. Bütün bunlar, yazılanların tamamen doğru olduğunu göstermeyeceği gibi, her şeyin anlatıldığı anlamına da tabiî ki gelmez.
Anılar ve insanlar
Anıların kaleme alınma süresi de önemlidir. Çok uzun ve farklı konjonktürlerde yazılmış metinler içinde farklılıklar ve çelişkiler olabileceği unutulmamalıdır. Uzun yıllara yayılmış bir anı metni içinde aynı olayın farklı anlatımları ile karşılaşmak mümkündür. Hafızanın yanılgıları, bu çelişkilerde ya da farklılıklarda kendisini gösterebilir. Ya da işin esasında hafıza ile ilgili bir sorun bulunmamaktadır. Bizzat yazar, geçmişi, aradan zaman geçtikten sonra artık farklı hatırlamaya başlamış olabilir. Ya da artık farklı hatırlamayı tercih etmektedir. Ama ister onu hafızası yanıltmış olsun, ister geçmişe ilişkin duygu ve düşüncelerini gerçekten değiştirmiş olsun, isterse duygu ve düşüncelerini kalbinin en derin yerine gömmek pahasına tutumunu en azından okuyucuya daha farklı duyurmayı tercih etsin, bütün bunlar da araştırmacı için değerli ipuçlarıdır. Hele araştırmacı, metnin bu farklılık arz eden noktalarının hangi farklı zamanlarda kaleme alındığını biliyor ya da tahmin edebiliyorsa, bu ipucu mekanizması daha da önem kazanır. Anılar, sanıldığının aksine, hep aynı kalmazlar, ama değişirler ya da değişebilirler. Geçmişin yeniden hatırlanması süreci, esas olarak hatırlandığı zamana bağlı ve bağımlıdır. Bu bağımlılık ilişkisi, geçmişi bugünün kırılmasına uğratabilir. Yazar, geçmişini ne zaman anlattığına bağlı/bağımlı olarak farklı anlatabilir. Uzun zamana yayılmış anı metinleri, bu bakımdan içinde bazı tuhaflıkları barındırabilir. Eğer yeniden sıkı bir şekilde gözden geçirilmemişse...
Sıcağı sıcağına yazılan anıların genellikle baş etmesi gereken, fakat baş etmesi de bir o kadar da zor olan bir açığı vardır: Öznelliğin ve duygusallığın göreli olarak artma riski ve tehlikesi... Her anı, özneldir, duygusaldır ve neredeyse kaçınılmaz olarak savunmaya yöneliktir. Savunmacı anı anlayışını yıkabilmek imkânsızdır, çünkü, anılarını kaleme alanlar, bir bakıma kendilerine, fakat daha çok bugüne ve geleceğe hesap verme psikolojisi içinde davranırlar. Pek az anı sahibi, duygu ve düşünceleri ile birlikte, geçmişinin tamamını, hele karanlık olan kısımlarını okuyuculara açma konusunda hevesli davranır. Anı sahipleri, kendilerinin hep haklı olduğunu ya da haklı çıktığını anlatma hevesindedir. Nadiren bu eğilimi kırdıklarında da, bu durum ayrıntıda kalan bir çaba hüviyetindedir. Bu elbette anlayışla karşılanması gereken bir çabadır. Ama anlayış göstermek, yazarı haklı kılmak ile eşdeğer değildir ve olmamalıdır da.
Anıların öyküleri
Anı metni, sıcağı sıcağına yazılmış olabilir. Sonra, aradan zaman geçtikten sonra, yani yayınlanmadan önce, yeniden gözden geçirilmiş, eklemeler ve çıkarmalar yapılmış da olabilir. Aslında metnin yayından önce başına gelenleri bilmek, ancak şanslı kullara nasip olabilir. Okuyucu ve araştırmacı, genellikle metnin yayın öncesinde başından geçenleri ilk elden bilemez, ancak ona yansıtıldığı kadarı ile bilebilir. Ona yansıtılanların ise gerçeklerle ne ölçüde örtüştüğü bilinemez. İşte bu noktada, anıların güvenirliği sorunu da gündeme gelir.
Hemen uyarayım: Bazı anılar yoktan var edilmiş olabilir. Türkçesi: uydurulmuş olabilir. Hiç anılarını yazmayan bir beyefendinin, hanımefendinin, komutanın, politikacının anılarını okumak, ancak böyle mümkün olabilir. Hayal gücü zengin olanların kaleminden çıkan bu türden metinler, aradan zaman geçtikçe kalıcı ve gerçek bir niteliğe de bürünebilir. İlk yapılması gereken, anıların sahih olup olmadığını, gerçekten de yazarı tarafından kaleme alınmış olup olmadığını saptamaktır. Sahte anıları dikkatle ayıklamak sanıldığından daha zor olabilir. Sahteliğini keşfetmek de ayrı bir dikkat ve uzmanlık ister. Neyse ki ülkemizde bu türden yayınlar ekonomik olmadığından, ancak siyasî amaçlarla sahte anı üretimi söz konusu olabilir. Sahte anı üretmek için tek alan, gerçekten de çok bilinen, tanınmış bir şahsiyetin ismini kullanmaktır. Yine de bu alanda yol kat edildiğini söyleyebiliriz. Araştırmacıların anıların gerçekliğini sorgulamaları ilk anda çok önemlidir. Herhalde bu konuda en ilk akla gelen örnek, II. Abdülhamit’in anılarıdır. Her baskısında daha da uzayan anılar, yadırgatıcı olduğu kadar, uyarıcı da olmalıdır!
Bu arada, gerçekten de kaleme alınmış ve yazarın hayatında yayınlanma fırsatı bulamamış çok sayıda anı metni de bulunmaktadır. Bazen anı sahibi, anılarını yayınlamak için bir kişi ya da kuruma teslim edebilir ve hayatta iken yayınlanmasını da talep edebilir. Ne var ki, koşullar ya da bilemediğimiz nedenlerle bu iş bir türlü gerçekleşmez. Yazarın ölümünden sonra ise, metni, artık kimin ya da kimlerin elinde kaldıysa, bir başka macera beklemektedir. Metnin olduğu gibi yayınlanması gerekir, ama bunu kim denetleyecektir? Anıları yayına hazırlayanların işi oldukça güçtür. Bir yandan, ellerinde bitmiş ya da yarım kalmış, notlar hâlinde bırakılmış ya da bütünüyle yayına hazır bir metin vardır, diğer yandan metnin içeriği... Aslında yapılması gereken, anı sahibinden geride kalanı olduğu gibi ve eğer gerekiyorsa (ki sık sık gerekecektir) açıklamalarla ve notlarla okuyucuya sunmaktır. Bunu yaparken de, yayına hazırlayanların nerede ne yaptıklarını açık seçik anlatmaları beklenir. Yazar ile yayına hazırlayanın karışmaması esastır.
Bu süreçte zaman zaman garipliklere rastlayabiliriz. Bir anı metni, olduğu gibi yayınlanmak yerine, yayına hazırlayan(lar)ın kendi üslûbuna ve siyasî/ideolojik duruşuna göre de adeta yeniden şekillendirilebilir. Metin uzayabileceği gibi, kısaltılabilir de... Şöyle ki, yayına hazırlayanlar, hiçbir açıklamada bulunmadan, metinle istedikleri gibi oynayabilirler. Beğenmedikleri yerleri çıkarabilirler, metinde bulunmayan, ama bulunsa iyi olur düşüncesi ile metne eklemelerde bulunabilirler. Bu türden sorunlu metinleri bulup çıkarmak ve ayıklamak ancak meslekten ustalar gerektirir. Bu bakımdan mimlenmiş metinlerden prensip olarak uzak durulmalıdır.
Anıların âkıbeti
ANILARIN ne zaman yazıldığı kadar ne zaman yayınlandığı da çok önemlidir. Yayın tarihine çok önem verilmelidir. Bu tarihler pek çok noktaya ışık tutabilir. Anıların yazım tarihi ile yayın tarihi arasında fark olabilir. Pek az anı yazılır yazılmaz yayınlanma imkânına kavuşabilir. Bu bakımdan yayın tarihi, yazarın metnini yayın aşamasında bir kez daha ve yeniden gözden geçirmesine imkân sağlar ve gerçekten de bu aşamada metinler yeniden değişebilir ya da değiştirilebilir. Yazarın hayatta olması, ona bu imkânı sağlayacaktır. Her anı metni, genellikle yayınlandığı günün havasına uygun bir şekilde düzenlenme imkânına sahiptir. Bunu her zaman yazarlar yapmazlar. Hatta yazarların hayatta olmadığı bir zamanda, metnin yeni sahipleri, editörler, yayına hazırlayanlar da, bu yeni imkândan yararlanmak isteyebilirler. Okuyucular ve araştırmacılar, genellikle orijinal metni hiç görme fırsatına sahip değillerdir. Bu bakımdan özgün metinle yayınlanan metin arasında bir karşılaştırma imkânı mümkün değildir.
Dahası, özgün metin üzerinde bizzat yazar tarafından değişiklikler yapılmış olabilir. Eklemeler, çıkarmalar, düzeltmeler tabiîdir. Yayına hazırlayanların, bu değişiklikleri de bir şekilde metinde göstermeleri beklenir. Üzeri çizilmiş olan bir cümle, bir isim, karalanmış bir sayfa, değiştirilmiş sözcük ya da sıfat, yazılmış, fakat sonradan vazgeçilmiş bir anlatı, bir konuşma, bunlar hep, okuyucuya yazarın kafasından geçenler olarak mutlaka sunulmalıdır. Okuyucu, metin içinde yazarın bütün düzeltmelerini görebilmelidir. O, elbette yazarın son metnini okuyacaktır, fakat düzeltmeleri görmek de hakkıdır.
Anıların üzerinde genellikle değişiklikler yapılır. Okuyucu bunları bilemez. Bu türden değişiklikler, ancak el yazmasının ya da hazırlık notlarının taranması ile anlaşılabilir. Önce yazılmış ve sonradan çıkarılmış olan kısımlar, sonradan eklemeler, değiştirilmiş fikirler, hatta kelimeler, sıfatlar, inceltilmiş ya da vurgulanmış kısımlar, çıkarılmış isimler, dikkate alınmalıdır. Tarihçinin bu metni görebilmesi nadirdir. O son hâli ile karşılaşır, ama belki de bu metnin bir öncesi olduğunu düşünmesi, ona ışık tutabilecektir. Eğer şanslı olarak eski metni görebilirse, bir karşılaştırma imkânı doğabilir. O zaman malzeme, sadece bu metinlerle sınırlı olmaz; bir karşılaştırma her zaman malzemenin içeriğini ve derinliğini zenginleştirir.
Lâkin bu çok sık rastlanan bir durum değildir. Çünkü, yazar hayatta olduğu sürece ilke olarak özgün metin yayınlanacağından, yazarın metninde yer alan bu türden farklılıkları ve düzeltmeleri görmek ve değerlendirmek imkânı hiç olmaz. Ancak belki yazarın ölümünden sonra, eğer büyük bir şans eseri özgün metin hâlâ hayatta kalır ve bir şekilde bir arşivde koruma altına alınabilirse, araştırmacıların bu karşılaştırmayı yapma imkânı doğabilir. Bu türden nadir şansların araştırmacılar tarafından mutlaka kullanılması gerektiğini, bilmem yazmaya gerek var mı?
Anılar tarihçilerin vazgeçilmez kaynaklarıdır; ancak anılardan yararlanma aşamasında tarihçilerin pek çok noktaya dikkat etmeleri gerekir; aksi halde yazılan her şeyin doğru olduğu tuzağına düşülür. Tarihçiler, ne her yazılana, ne de her söylenene inanırlar. Her şeyi kontrol etmek zorunda olduklarını bir an için bile unutmazlar. Tarihçi ile amatörü birbirinden ayıran önemli ve ince çizgi buradadır işte.
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları
-
Şevki ÇELİKCİKEMAL ARABACI 17.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin GürcanFırat batısı, Suriye, riskler, tespitler: Ufukta bir operasyon mu var? 13.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin MünirErkeğin kadını ezmesi 22.09.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AcetSon anketler ne diyor? 9.09.2021 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZKONYA KATLİAMI VE GAZETECİLİK MESLEĞİ ÜZERİNE 2.08.2021 Tüm Yazıları
-
Yasin AKTAYTaliban’ın inancıyla ters olma arzusu 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Süleyman Seyfi Öğün2023’e doğru Türkiye 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Cem SANCARHanımefendi diyeceksiniz 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Yusuf KaplanFetih ruhu ve rüyası 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ali AYDINİşsiz Kalan Antikorlar, Lanetli Pay ve Siyaset 17.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer F. GergerlioğluMuhafazakârlar çürümeye niye sessiz? 8.06.2021 Tüm Yazıları
-
Mustafa ÖztürkNiyet ve akıbet 29.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ayşe BöhürlerTarih büyük harflerle yazılmaz 28.05.2021 Tüm Yazıları
-
Gazi BAŞYURTBir zamanlar sayılamazdık parmak ile, şimdi eksiliyoruz birer birer… 25.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer Ahmet ÖZERENBİR 1 MAYIS Anekdotu… 10.05.2021 Tüm Yazıları
-
Osman CAN24 Nisan 1915: Kardeşimin Cenazesini Kaldıramadım Hala! 29.04.2021 Tüm Yazıları
-
Verda ÖZERBırak artık eski normali 28.04.2021 Tüm Yazıları
-
Vedat BilginSistem değişti de ne oldu! 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Kurtuluş TAYİZPandemide Erdoğan'ı devirme planı çöktü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali Saydam23 Nisan ‘Çocuklara Hürmet’ Günü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali TarakçıZEVZEK'in asıl amacı Montrö değilmiş! 17.04.2021 Tüm Yazıları
-
Burak Bilgehan ÖzpekVesayet Nedir, Nasıl Kurulur, Niçin Çöker? 16.04.2021 Tüm Yazıları
-
Firuz TÜRKERDARBE GİRİŞİMİNE HAZIR OLMAK 4.04.2021 Tüm Yazıları
-
Yıldız RamazanoğluYeni metin ne söyleyecek? 25.03.2021 Tüm Yazıları
-
RAGIP DURAN'Bir tek kişinin otoritesi suçtur!' 22.03.2021 Tüm Yazıları
-
Sevilay YALMANMesele Gergerlioğlu meselesi değil! 19.03.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKBACAKİZMİT KÖRFEZİ YAKIN, DENİZ BİZE ÇOK UZAK! 17.03.2021 Tüm Yazıları
-
Ural ATEŞERANADİL... 21.02.2021 Tüm Yazıları
-
Demir Küçükaydınİki Devrimci – Türeci ve Şahin 4.01.2021 Tüm Yazıları
-
Perihan MAĞDENHayaller: ETHOS, Gerçekler: BİR BAŞKADIR BENİM MEMLEKETİM 18.11.2020 Tüm Yazıları
-
Talat ULUSOY9 Eylül 1922, İzmir’in “KURTULUŞ” Günü’nde… 9.09.2020 Tüm Yazıları
-
Mahmut ÖVÜRAK Parti mi “İhvan’cı” siz mi operasyon çekiyorsunuz? 8.09.2020 Tüm Yazıları
-
Mustafa Yurtsever2010 YILI REFERANDUMU’NUN BİTMEYEN HİKAYESİ 29.08.2020 Tüm Yazıları
-
Hilâl KAPLANİstanbul Sözleşmesi yaşatır mı? 7.08.2020 Tüm Yazıları
-
Eşref ÇAKARKonca Yazışmaları... 5.08.2020 Tüm Yazıları
-
Kadri GÜRSELTürkiye’de darbe mi olacak gerçekten? 16.05.2020 Tüm Yazıları
-
Sinan ÇİFTYÜREKTürbülanstan mayın tarlasına dalış yapan AKP! 13.05.2020 Tüm Yazıları
-
Yaşar YAKIŞTürkiye’nin iktidar partisi yardımlaşmayı da tekeline almak istiyor 25.04.2020 Tüm Yazıları
-
Orhan PamukEski salgınlar ve bugün biz 24.04.2020 Tüm Yazıları
-
Bejan MATURÖlüm hangi boşluğu doldurur? 12.04.2020 Tüm Yazıları
-
Umut ÖZKIRIMLIKorona ve milliyetçilik 8.04.2020 Tüm Yazıları
-
Raffi Hermon Araks‘ARTSAX (Dağlık Karabağ) MESELESİ, NEDİR VE NE DEĞİLDİR? 1.04.2020 Tüm Yazıları
-
Serdar KAYAİslam, Bilim, Virüs, Kumaş 24.03.2020 Tüm Yazıları
-
Markar ESAYANKarantina günlerinde yalnızlık... 20.03.2020 Tüm Yazıları
-
Eyüphan KAYACorona Virüs bir musibettir 19.03.2020 Tüm Yazıları
-
Metehan DemirMoskovanın samimiyet testi 23.02.2020 Tüm Yazıları
-
Merve Şebnem OruçSürreel bir devrim: Gezi 23.02.2020 Tüm Yazıları
-
Tayfun AtayGoebbels korosu söylüyor: "Her şey mükemmel efendim!" 18.02.2020 Tüm Yazıları
-
Yalçın AKDOĞANBirilerini suçlama yarışı 8.02.2020 Tüm Yazıları
-
Hüseyin GÜLERCECHP, şimdi de İlker Başbuğu alet ediyor 8.02.2020 Tüm Yazıları
-
Ufuk COŞKUNCemevleri için Cumhurbaşkanı’na Çağrı! 20.01.2020 Tüm Yazıları
-
Yalçın ERGÜNDOĞANGökdelen hançeri tam İzmir’in kalbine saplanıyordu ki… 16.12.2019 Tüm Yazıları
-
Nihat Ali ÖzcanOrtadoğu’nun karmakarışık halleri 22.10.2019 Tüm Yazıları
-
İbrahim TenekeciDün ve bugün 11.09.2019 Tüm Yazıları
-
Esat KORKMAZYOLDAŞIM YAVUZ ÇANAK 29.08.2019 Tüm Yazıları
-
Ali KİREMİTCİDÜNYADA VE TÜRKİYE’DE SİYASET YENİDEN ŞEKİLLENİYOR 13.07.2019 Tüm Yazıları
-
Tayfun TURANAYILANA GAZOZ, BAYILANA LİMON. 11.07.2019 Tüm Yazıları
-
Mustafa DAĞCIÖTEKİLEŞTİRMENİN ÖTESİ= DÜŞMANLAŞTIRMAK 3.07.2019 Tüm Yazıları
-
Gürkan-Zengin23 Haziran seçimleri: Bir vak’ayi hayriyye 25.06.2019 Tüm Yazıları
-
Serdar ESEN"Herşey Çok Güzel Olacak" mı? 9.06.2019 Tüm Yazıları
-
Celal DENİZIRKÇILIĞIN TEDAVİSİ VAR MIDIR? 9.06.2019 Tüm Yazıları
-
Ahmet AY14 Mayıs güzellemelerinin anlamı 15.05.2019 Tüm Yazıları
-
Salih TunaZincir sesleri 23.04.2019 Tüm Yazıları
-
Beril DEDEOĞLUİflas eden tüccar, eski defterleri karıştırırmış 27.02.2019 Tüm Yazıları
-
İbrahim TığlıBu ne iki yüzlülük!... 26.02.2019 Tüm Yazıları
-
Nermin ALPAYİNSAN VE EKONOMİK DEĞERİ 8.02.2019 Tüm Yazıları
-
Ümit FıratBir mahalli seçim hatırası 15.01.2019 Tüm Yazıları
-
Murat AKSOYUnutmayalım yerel seçime gidiyoruz 11.01.2019 Tüm Yazıları
-
Ekin GÜNBİR… İKİ… İZMİR MARŞIYLA KOŞ! 4.01.2019 Tüm Yazıları
-
Ahmet SeverTürkiye bu kadar tehdit ve hakaret eden bir Cumhurbaşkanı görmedi 18.12.2018 Tüm Yazıları
-
İbrahim SEDİYANİKirletme 15.12.2018 Tüm Yazıları
-
Nadi ÖZTÜFEKÇİUlusal mı Ulusalcılık mı? 15.12.2018 Tüm Yazıları
-
M.Şükrü HANİOĞLUDünya “biz”i parçalamak için mi savaştı? 26.11.2018 Tüm Yazıları
-
Cemil ERTEMEkonominin geleceğini simgeler anlatır! 31.10.2018 Tüm Yazıları
-
Amberin ZAMANCemal Kaşıkçı ve Türkiye’nin itibarı 10.10.2018 Tüm Yazıları
-
Mete YararCastle International 28.09.2018 Tüm Yazıları
-
Mehmet CANFilistin ulusal sorunu-II 25.09.2018 Tüm Yazıları
-
Leyla İPEKCİAile içi eğitimin maneviyatı (1) 18.09.2018 Tüm Yazıları
-
Ümit KurtTarihçi Kieser: Modern Türkiye'nin eş kurucusu Talat Paşa 17.09.2018 Tüm Yazıları
-
Güngör UrasABD’DE BORÇ KRİZİ 10.08.2018 Tüm Yazıları
-
Serpil Çevikcan24 Haziran sonrasındaki şema 30.05.2018 Tüm Yazıları
-
Hüseyin ÇAKIRVaatlerinizi sözleşme olarak imzalayın… 27.05.2018 Tüm Yazıları
-
Kürşat BUMİNLGS Türkçe: Çocuklarla dalga mı geçiyorsunuz? 7.02.2018 Tüm Yazıları
-
Aslı AydıntaşbaşYaklaşan facia 6.02.2018 Tüm Yazıları















































































































































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.02.2016
3.02.2016
26.03.2016
19.03.2016
13.03.2016
5.02.2016
28.02.2016
20.02.2016
13.02.2016
7.02.2016