Sinan ÇİFTYÜREK
Bu hafta iki kitaptan hareketle kapitalizmin son iki yüzyılına ilişkin emek ve çalışma hayatına dönük uygulamalarının bir özetini yapacağız. Kitaplardan ilki: Paul Mason, Çalışarak Yaşamak ya da Savaşarak Ölmek, Küresel İşçi Sınıfı Nasıl Oluştu? Diğeri: Beverly Silver, Emeğin Gücü - 1870’ten Günümüze İşçi Hareketleri ve Küreselleşme. Her iki kitabın, Yordam Kitap tarafından 2009 yılında Türkçe basımı gerçekleştirilmiş.
İki kitap, uluslararası emek hareketine ilişkin birbirini tamamlayan bir içeriğe sahip. Mason, işçi hareketinin son 200 yılını özetlerken; Silver, sermaye ve emek hareketinin zaman-mekân haritasındaki değişimi inceler.
İki kitabın içerik ve sorunlamasının bütününü bu makalede özetlemek ne mümkün ne de gereklidir. Son iki yüzyıl boyunca kapitalizmin sosyal yüzünde ne değişti, esas olarak da ne oranda değiştirildi? İşçi sınıfına, emekçi kitlelerine ve genel olarak insanlığa yaklaşımında ileriye yönelik değişim adına ne var?
Aşağıda aktardığımız alıntılar kapitalizmin tarih içerisindeki sosyal yüzünü, daha doğrusu karanlık yüzünü sergiliyor. Alıntıları uzun aldım, dolayısıyla uzun yorum için hem yer hem pek gerek de kalmadı. Bu nedenle birkaç noktada özetleyeceğim.
Birincisi; 1819-2006 arası geçen yaklaşık iki yüzyıllık sürede kapitalizm altında işçinin, emekçinin ekonomik, sosyal sorunlarında özünde ileriye yönelik değişimin yaşanmadığı görülür. İki yüzyıl önce de işçiler, toplu olarak barakalarda yaşıyorlardı, tek gözlü gecekondularda aile boyu yaşam sürdürüyorlardı, bugün de aynı koşullarda yaşıyorlar. Denilecek ki Paris, New York, Berlin vb. merkezlerde belirli bir işçi, emekçi kitlesinin aile mekânı, ücret ve çalışma koşullarında kimi iyileşmeler olduğu inkâr edilemez. Doğru, ancak bu iyileşmelerin, öncelikle işçi-emekçi halkların uzun ve ağır bedellerle verdiği kanlı kavgalar sonucunda elde edildiğini belirtelim. Bir de, dünya halklarını sömüren emperyalist merkezlerin kendi halklarına sus payı verebildiklerini ekleyelim.
Bugün “bir milyar insan, yani insanlığın altıda biri, kent nüfusunun üçte biri gecekondularda yaşıyor”sa (Paul Mason a.g.e., sf; 72) yaşam koşulları iyileşen işçi-emekçi kitlenin genel işçi kitlesi içerisinde küçük bir oranı oluşturduğunu, Paris, Berlin, Londra vb. emperyalist merkezlerde de gecekondulaşmanın büyüdüğünü ve gittikçe genişleyen bir işçi-emekçi kitlenin Şanghay, Amukoko, Varanasi benzeri koşullara gerilediğini de ekleyelim.
Burjuvazi iki yüzyıl önce de kadın ve çocukları ucuz iş gücü olarak çalıştırıyordu, bugün de!
Dün de işçi kadınlara, patron ve ustabaşları taciz, sarkıntılık, tecavüz ediyordu, bugün de!
Dün de sendika üyesi olmak, sendika kurmak işten atılma gerekçesiydi, bugün de!
İşçiler arasında patronlara yaltaklık, ajanlık vb. yapanlar dün de vardı, bugün de bunu besleyen koşullar sürdürülüyor!
Dün de patronlar daha fazla kar ve sömürü için her yolu denediler, bugün de! Hatta bugün, son yıllarda tırmandırılan özelleştirme ile paralel geliştirilen taşeronlaştırma, “çok katlı” taşeronlaştırmalar nedeniyle sömürü ve çalışma koşulları gittikçe ağırlaştırılıyor!
Dün de patronlar, iş gücüne ihtiyacı olmazsa, işçilere “çalışarak yaşamayı” yani ücretli bir işe sahip olmasını çok görüyordu, bugün de! Hatta bugün üretimde sağlanan teknolojik gelişmelerle işçinin canlı emeğine daha az ihtiyaç duyulması nedeniyle yapısal işsizlik daha da büyümüş, bilinçli büyütülmüştür. Öyle ki, tüketici kitle olarak işçiye ihtiyaç duymasa, işçi gittikçe patron için “gereksiz bir varlık” haline gelecektir!
Kısacası, kapitalizm altında işçi sınıfının kitlesel büyümesine kitlesel sefaletin eşlik etmesini buradan da aramak gerekir.
İkincisi; küresel çapta siyasal alanda da özgürlük, eşitlik, demokrasi vurgularının arttığı ve biçimsel de olsa ileriye yönelik kimi gelişmelerin olduğu göz ardı edilemez. Birey ve kadın haklarında da kimi olumlu gelişmeler yaşandı, yaşanıyor, ama bütün bunları burjuvazi ya da egemen sınıflar bahşetmediler! Bunların kazanılmasında aralıksız yüzyıllar süren sınıflar mücadelesi belirleyici rol oynamıştır.
Obama, Merkel, Erdoğan, hatta Soros, Boyner gibi sermayenin siyasal temsilcileri düne oranla daha fazla “demokrasi”, “özgürlük” vb. diyorlarsa, bunda iki gelişme belirleyici olmuştur. Birincisi, tarih içerisinde sınıflar mücadelesinin kazanımları; ikincisini ise, sosyalist sistemin yıkılması, komünist ve emek hareketinde yaşanan gerilemenin burjuvaziye kazandırdığı özgüvende aramak gerekir ki, özellikle de Batı Avrupa’da son yıllarda sosyal haklarda yaşanan gerilemelerde bu ikinci faktör rol oynadı. Önce de yazdım; burjuvazi günümüzde küresel çapta demokrasi oyununu oynuyor. Küresel çapta özgürlük ve sosyalizm yani sınıflar mücadelesi yeniden güçlendikçe, burjuvazinin “demokrasi oyununu” bozacaktır. Küresel gelişmeler bu yönde.
Üçüncüsü; her yerde ücretli çalışanların durumu dün oluğu gibi bugün de ağır, ama Çin’de bugünkü tablo farklı ve düşündürücüdür, zira iktidarda ‘Komünist Parti’ var! Aktardığımız alıntılarda görüldüğü gibi Çin’e, iki yüzyıl önce de “ucuz ve itaatkâr emek cenneti” olması nedeniyle küresel sermaye akın ediyordu, ama bugün ‘Komünist Parti’ iktidarı altında da Çin’in aynı gerekçelerle küresel sermayenin yatırım cenneti işlevini sürdürmesi acı verici olup kabul edilemez! Çin komünist hareketinin bu ihaneti sosyalizm davasına en büyük zararı veriyor.
Çin, dün, en son Japonların sömürgesiydi. Çinli işçiler bunu haklı olarak onur meselesi yapıp “Japon ustabaşılar bizleri yumruklamaya, sopalarla dövmeye devam ediyor… Nerede Çin ulusal egemenliği?” diye sorguluyorlardı. Bugün Çin bağımsız bir devlet, hatta dünyanın ikinci ya da üçüncü büyük ekonomik gücü, ama Çinli işçilerin “ulusal onuru” küresel sermayenin ayakları altında! Tıpkı sömürgeyken yaşadığı gibi bugün de ve üstelik ‘Komünist Parti’ iktidarında Çin küresel sermayenin akınına uğruyor ve Çin kırsalındaki ucuz emek gücü “Batı tarzı yaşam”a kavuşma adına Şanghay, Şenzen vb. kentlere akın ederken yüzleştiği gerçek, 19.yy vahşi kapitalizm koşullarıdır!
Köklü uygarlık geçmişine rağmen Çin’in kendini bugün fazlasıyla Avrupa Merkezci “Batı tarzı yaşam”a kaptırması hem kendisinin hem de küremizin başına büyük belalar açacaktır, açmaya başladı bile. Çin, Hindistan, Bangladeş, yani 3 milyar insanın Batı tüketim kalıplarına yönelmesi demek küremizin sonu demektir. Buna bir değil üç kürenin kaynakları zor yeter!
Dördüncüsü; özgürlük ve sosyalizm uğruna sınıflar mücadelesinin küresel nitelik kazanmasının zeminleri güçleniyor. Küreselleşen kapitalist üretimle birlikte emek ile sermaye arasındaki çelişki ve çatışmalar hem yeniden üretiliyor hem de küresel niteliği güçleniyor.
Reel sosyalizmin yıkılması ile hızlandırılan kapitalist küreselleşmenin her yerde pazar ekonomisini geliştirmesi; aynı gelişmenin bir diğer sonucu olarak işyeri koşullarının “dünya çapında standartlaşması”; küresel sermayedeki mekân ve zaman hareketliğinin sonucu olarak Batı Avrupa ve ABD işçileri ile Çin, Hindistan, Mısır hattındaki işçilerin sorunlarının yanı sıra kaderlerinin de ortaklaşmasının zemininin her geçen gün güçlenmiş olması..! Bu gelişmeler, 20.yy’a oranla bugün Berlin-Pekin ya da Londra-Yeni Delhi arasında işçi-emekçilerin ve siyasal temsilcilerinin enternasyonal mücadelesinin zeminlerini de güçlendiriyor. Sermayenin Almanya, İtalya, ABD’den Güney’e yani Çin’e, Hindistan’a doğrudan yatırım ve üretimi büyüdükçe Kuzey-Güney işçi ve emekçileri arasındaki ekonomik, siyasal mücadelenin zeminlerini de beraberinde güçlendirecektir. Dünya komünist, devrimci hareketi değerlendirebilirse tabi!
Son İki Yüzyılda İşçinin Yaşamında Ne değişti?
* “Çinli işçilerle tanıştım; çalışma koşulları benim dedemin kuşağının bile hoş görmeyeceği kadar kötü olan Bolivyalı madencilerle tanıştım; Hindistanlı tekstil işçileriyle tanıştım; ürettikleri elbiselerin üzerindeki markaları biliyorlardı, ama patronlarının kim olduğunu, kendilerine ne zaman ödeme yapılacağını bilmiyorlardı.” (Paul Mason, Çalışarak Yaşamak ya da Savaşarak Ölmek, Küresel İşçi Sınıf Nasıl Oluştu?, sf:13)
* 18 ve 19. Yüzyıl Büyük Britanyası
1889- Londra liman işçilerinin durumu
“Hepimiz boydan boya demir parmaklıklarla çevrili bir kulübenin içine tıkıştırılmıştık. Dışarıda ustabaşı ve müteahhit hayvan pazarında gezinen bir satıcı edasıyla bize yaklaşır ve bir iş bulma hevesiyle birbirlerini ezen ve bir günlük iş fırsatı için adeta hayvanlar gibi dövüşen kalabalıktan insanlar seçerdi.”
“Tek odalı gecekondularda sıkça rastlanan ensest ilişkilere değinmedim. Bazı mesai arkadaşlarımın kendi babalarından veya kardeşlerinden çocuğu olmaları gerçeğini şakaya vurabilmeleri, bu aşağılık sosyal çevrenin insan kişiliği ve aile yaşamı üzerinde yarattığı tahribatın dehşete düşürücü bir örneğiydi.” (Paul Mason, a.g.e., sf:142, 143)
Daha 1819’da Manchester işçileri ağır koşullara karşı yükselen işçi eylemliliğine hazırlanırken; “Eve vardığımda kasabada bir hareketlilik olduğunu fark ettim. Genç erkeklerin çoğu silah hazırlamakta ya da silaha dönüştürmek için bir şeyler aramaktaydı. Kimi tırpanları, kimi eski baltaları, kimiyse tornavidaları, paslı kılıçları, pikeleri ve mop çivilerini bilemekteydi… Fakat hiçbir plan yapılmamıştı. Hiçbir şey düzenli değildi.” (Paul Mason, a.g.e, sf:31)
1904- Liverpol
“Bizlerden, bu katedralin inşaatında çalışan ücretli kölelerden size selam! Buranın birkaç adım ötesinde, insanlar domuzların bile barınamayacağı barakalarda yaşıyor.” (Paul Mason, a.g.e., sf:9)
2004 Londra’sında sosyal manzaralar
“Londra içindeki Karayip ve Asya mahallesi sakinleri değildiler. Onlar Somalili, Nijeryalı, Sierra Leoneli, Kürt, Irak, Afgan, Kolombiyalı, Bolivyalı, Kübalı, İspanyol ve Portekizli yeni göçmenlerdi.” Bir banka temizlik amiri, ofis çalışanlarının bu temizlikçilere dönük tutumlarını şöyle anlatır:
“Çöpleri temizleyen temizlikçiler, ofis çalışanları için bir çöpten farksızdırlar, geceleri çalışanlar hariç; onlar bizi tanımaya başlar ve bazı zamanlar ‘iyi geceler’ diye selam verirler. Geri kalanlar içinse biz bir hiçiz. Biz geceleri ortaya çıkan sıçanlarız.”
Ofis çalışanları denilenler gündüz çalışan ve “aylık maaşları ortalama 60 bin paund olan takım elbiseli kadın ve erkekler” iken; gece temizliğe gelen temizlikçiler ise ortalama “haftada 200-300 paund” ancak kazanıyorlar. (Paul Mason, a.g.e., sf:137, 138)
* Şanghay/Çin - 1919’da işçi-emekçilerin durumu
“1894 yılında Şanghay’da 36 bin fabrika işçisi vardı, 1919’da bu rakam 260 bin
oldu.” Kısa süredeki bu olağanüstü işçi akınını bir işçi şöyle anlatır:
“Çok yoksulduk. On üç yaşındayken Şanghaylı bir işveren temsilcisi çocukları sözleşmeli işçi olarak işe almak için köyümüze geldi. ‘Şanghay harikulade bir yer. Kaliteli pirinç, balık ve et yiyebilirsiniz. Batı tarzı bir evde yaşabilirsiniz, para biriktirebilirsiniz’ dedi. Böyle olunca kırdaki birçok aile çocuklarını sözleşmeli işçi olarak göndermeye razı oldu.”
“İşçilere göre, her gün bedenlerine uygulanan bir tür tecavüzdü sömürgecilik. Yabancılara ait fabrikalarda ‘büyükbaş hayvanlar gibi’ muamele görüyorlardı. Üst araması zorunluydu, şiddet gündelik bir hal almıştı… İşçi tuvalete gitmek için bambudan bir izin kağıdıyla başvuru yapmak zorundaydı; bu kağıtlar küçük tuvalet için beyaz, büyük tuvalet için kırmızı renkteydi.”
“Her gün 12 saat çalışmamıza karşın Japon ustabaşılar bizleri yumruklamaya, sopalarla dövmeye devam ediyor… Yaşam alanlarımız ahırdan beter. Sizlere soruyoruz, nerede Çin ulusal egemenliği?” (Paul Mason, a.g.e., sf:229, 233, 239)
“On dokuzuncu yüzyılda Çin’de yabancı doğrudan yatırımlar tekstil endüstrisinin gelişmesine önemli katkı sağladı. Bu doğrudan yabancı yatırımların ‘ucuz’ ve ‘itaatkâr’ emek fikri nedeniyle yapıldığı sır değildi.” (Beverly Silver, Emeğin Gücü, 1870’ten Günümüze İşçi Hareketleri ve Küreselleşme, sf:124)
Şenzen 2003, yani ‘Komünist Parti’ iktidarı altındaki bugünkü Çin
Günde “12 saat ara vermeden çalışarak plastik çiçek yaptığı”nı anlatan Li Qibing’i dinleyelim:
“Fabrika bizi sigortalamamıştı. Mahkemeye verdik ama davayı görmeyi reddettiler. Futbol topu gibi bir oraya bir buraya gönderildik. Kimse ilgilenmedi.”
“Hepsi genç, hepsi göçmen, hepsi haraptı. Onlar 20 yıl gibi kısa bir zaman diliminde dünyayı değiştirecek kadar hızlı ve ucuz bir şekilde bir araya getirilen yeni Çinli emek ordusunun birer parçalarıydılar. Buna karşın o kadar az hak ve özgürlüğe sahipler ki dünya onların varlığından bile bihaber.”
“Çinli işçi sendikaları birer birlik gibi değil, devletin birer organı gibi hareket ediyor… Bağımsız sendika kurmaya teşebbüs etmenin standart cezası 12 yıl hapistir. Büyük, gösterişli fabrikalardan çıkıp arka sokaklardaki bağımsız atölyelere gittikçe, işçiler için kaza sigortası ya da fazla mesaiyi reddetmek gibi temel haklar da ortadan kalkıyor.”
“Ortalama ücret ayda 40 paunda denk geliyor. ‘Hayatı aile gibi yaşa, oyunu takım gibi oyna, işi asker gibi yap’ şirketin sloganı olmuş ve çoğu işçi, tüm sene boyunca köyüne 40 paund geri götürebilirse kendini şanslı görmesi gerektiğini bildiğinden, yaptıkları bu slogana uymak oluyor.” (Paul Mason, a.g.e., sf:18, 19, 20)
*Varanasi/Hindistan- 2005
“Fakat 2005 Eylül’üne kadarki 12 ay içinde Varanasi bölgesinde 39 dokuma işçisinin açlıktan ya da yoksulluk nedeniyle intihar ederek öldüğü resmen kayıtlara geçti. Dokuma tezgâhının tepesindeki kola asılan urgan vasıtasıyla intihar etmek geleneksel intihar yöntemi olmuştu.” Lenin adlı işçi, intiharların nedeni için, “her ne kadar şu an dilenerek yaşasalar da dokuma işçileri dilenmektense açlıktan ölmeyi yeğler” diyor.
2005 Hindistan’ının Yeni Delhi’sinde tablo nedir?
“Çoğu ücret asgari ücretin üzerinde, ayda 58 ila 70 sterlin arasında seyrediyordu. Fazla mesai çift ücretlendiriliyordu.” Ancak bir işçinin ifade ettiği gibi hoşnutsuzluk söz konusuydu;
“Fabrikada çok zor şartlarda kalmak zorundaydık ve sürekli olarak Grup 4 Güvenlik Teşkilatı’nın gözetiminde tutuluyorduk. Yaklaşık 2.000 işçi tek çatı altında uyumak zorundaydı. Temiz hava yoktu. Uyumak için dışarıda çimenliğe gittiğim olurdu. Televizyon gibi imkânlar verilmişti, eve geri dönebilirdik ama burayı terk etme özgürlüğümüz yoktu.” (Paul Mason, a.g.e, sf:49, 50, 222)
*Amukoko/ Nijerya - 2005
“Amukoko’daki evlerin yalnızca yüzde 5’inde su akıyor. ‘Buraya getto diyoruz’ diyor Stephen Oluremi. Üç milyon insan yaşıyor burada. Geceleri bir odada sekiz-on kişi yatıyor. İnsanların koridorlara, yüklüklere ve merdiven boşluklarına taşmış olduğu görülebilir.”
“Oluklar ve sokaklar gerçek çamurdan değil; onlarca yıllık plastik torbalar, geçen seneden kalma bir kilim, dünden kalan tavuk kemikleri gibi kat be kat zehirli çöpten oluşan gri bir balçıkla kaplı.”
“Oluremi ayda 5.000 naira kazanıyor. Bu 21 sterline eşit ve Çin’deki bir fabrika işçisinin aldığının yaklaşık yarısı demek. Çalışma saatleri tahammül edilebilir (sabah 7’den öğleden sonra 3’e kadar).” (Paul Mason, a.g.e., sf:71, 72, 73)
*Philedelpiha/ABD - 1869
“Sabahın erken saatlerinden gece geç saatlere kadar dikiş makinelerini çalıştırarak kazandıkları ekmekleri, çocukları ve sakat kocalarıyla paylaşan kadınların varlığını fark ettiğimde çok etkilendim. Parça başı beş sente gömlek yapma işini almak için dükkan dükkan geziyorlardı… İnsafsız işverenler çoğu zaman bir düzine gömleği diken zavallı kadınların yaptıkları işlerde birkaç dikiş hatası bulur ve ücretlerin yarısını keserdi.”
1873’te Almanya’dan New York’a göç etmiş Spies’in izlenimleri:
“Fabrika; aşağılık düzenlemeler, gözetleme, ihbar sistemi, yaltakçılık… Öncelikle işçilerin ve yaşlı bastonlu adamların, ustabaşlarının kendilerini çileden çıkarabilecek hakaret ve kaprislerine hiçbir isyan emaresi göstermeden sessizce boyun eğmelerini veya patronların onlara bu kadar yüklenmelerini anlayamadım.” (Paul Mason, a.g.e., sf:111, 126)
*Buones Aires/Arjantin - 1889
“Dell’Acqua & Ci’a şapka fabrikasında, yüzlerce kadın, genç ve çocuk çalışıyordu. Bu fabrikaya alındıkları zaman kendilerinden bir depozito alınıyordu, kendilerine kesilen cezaları ödemezlerse, hastalık durumunda doktor masraflarını karşılamazlarsa veya işten sekiz gün önce haber vermeden ayrılırlarsa bu para kendilerinden kesilir.”
“Mekân bir çöp ve paçavra yığınıydı. Bir baraka, banyo, bir ambar ve geceyi aydınlatmak için gaz lambası veya mum konulacak yer. Kısacası her oda; dört, beş veya daha fazla insanın bütün zevklere, hijyene ve topluma meydan okurcasına yaşadıkları bir in gibiydi.” (Paul Mason, a.g.e, sf:160,163)
Arjantin’in Neuquen kentinde 2001 yılında yaşanan ayaklanma sırasında işgal edilen fabrikalardan yaklaşık 160’ını halen denetleyen işçileri dinleyelim:
“Sekiz saatlik üç vardiyamız var, herkes aynı çalışma saatleri için aynı ücrete tabi. Patronların egemenliği altında çalıştığımız zamanki çalışma saatlerinin yarısı kadar çalışıyoruz. Eskiden tüm üretim sürecinin temposunu düzenleyen seramik baskı makinesini dakikada 14-15 vuruş yapacak şekilde ayarlamak zorundaydık ki bu kollarımızı hissizleştirdiği için korkunçtu. Şimdi bu oranın yarısı hızda çalışırken yüksek verimlilik seviyemizi koruyoruz.” (a.g.e, sf: 291)
Not: bu yazı daha önce Newroz Gazetesinde yayınlandı
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları
-
Şevki ÇELİKCİKEMAL ARABACI 17.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin GürcanFırat batısı, Suriye, riskler, tespitler: Ufukta bir operasyon mu var? 13.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin MünirErkeğin kadını ezmesi 22.09.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AcetSon anketler ne diyor? 9.09.2021 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZKONYA KATLİAMI VE GAZETECİLİK MESLEĞİ ÜZERİNE 2.08.2021 Tüm Yazıları
-
Yasin AKTAYTaliban’ın inancıyla ters olma arzusu 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Süleyman Seyfi Öğün2023’e doğru Türkiye 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Cem SANCARHanımefendi diyeceksiniz 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Yusuf KaplanFetih ruhu ve rüyası 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ali AYDINİşsiz Kalan Antikorlar, Lanetli Pay ve Siyaset 17.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer F. GergerlioğluMuhafazakârlar çürümeye niye sessiz? 8.06.2021 Tüm Yazıları
-
Mustafa ÖztürkNiyet ve akıbet 29.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ayşe BöhürlerTarih büyük harflerle yazılmaz 28.05.2021 Tüm Yazıları
-
Gazi BAŞYURTBir zamanlar sayılamazdık parmak ile, şimdi eksiliyoruz birer birer… 25.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer Ahmet ÖZERENBİR 1 MAYIS Anekdotu… 10.05.2021 Tüm Yazıları
-
Osman CAN24 Nisan 1915: Kardeşimin Cenazesini Kaldıramadım Hala! 29.04.2021 Tüm Yazıları
-
Verda ÖZERBırak artık eski normali 28.04.2021 Tüm Yazıları
-
Vedat BilginSistem değişti de ne oldu! 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Kurtuluş TAYİZPandemide Erdoğan'ı devirme planı çöktü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali Saydam23 Nisan ‘Çocuklara Hürmet’ Günü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali TarakçıZEVZEK'in asıl amacı Montrö değilmiş! 17.04.2021 Tüm Yazıları
-
Burak Bilgehan ÖzpekVesayet Nedir, Nasıl Kurulur, Niçin Çöker? 16.04.2021 Tüm Yazıları
-
Firuz TÜRKERDARBE GİRİŞİMİNE HAZIR OLMAK 4.04.2021 Tüm Yazıları
-
Yıldız RamazanoğluYeni metin ne söyleyecek? 25.03.2021 Tüm Yazıları
-
RAGIP DURAN'Bir tek kişinin otoritesi suçtur!' 22.03.2021 Tüm Yazıları
-
Sevilay YALMANMesele Gergerlioğlu meselesi değil! 19.03.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKBACAKİZMİT KÖRFEZİ YAKIN, DENİZ BİZE ÇOK UZAK! 17.03.2021 Tüm Yazıları
-
Ural ATEŞERANADİL... 21.02.2021 Tüm Yazıları
-
Demir Küçükaydınİki Devrimci – Türeci ve Şahin 4.01.2021 Tüm Yazıları
-
Perihan MAĞDENHayaller: ETHOS, Gerçekler: BİR BAŞKADIR BENİM MEMLEKETİM 18.11.2020 Tüm Yazıları
-
Talat ULUSOY9 Eylül 1922, İzmir’in “KURTULUŞ” Günü’nde… 9.09.2020 Tüm Yazıları
-
Mahmut ÖVÜRAK Parti mi “İhvan’cı” siz mi operasyon çekiyorsunuz? 8.09.2020 Tüm Yazıları
-
Mustafa Yurtsever2010 YILI REFERANDUMU’NUN BİTMEYEN HİKAYESİ 29.08.2020 Tüm Yazıları
-
Hilâl KAPLANİstanbul Sözleşmesi yaşatır mı? 7.08.2020 Tüm Yazıları
-
Eşref ÇAKARKonca Yazışmaları... 5.08.2020 Tüm Yazıları
-
Kadri GÜRSELTürkiye’de darbe mi olacak gerçekten? 16.05.2020 Tüm Yazıları
-
Sinan ÇİFTYÜREKTürbülanstan mayın tarlasına dalış yapan AKP! 13.05.2020 Tüm Yazıları
-
Yaşar YAKIŞTürkiye’nin iktidar partisi yardımlaşmayı da tekeline almak istiyor 25.04.2020 Tüm Yazıları
-
Orhan PamukEski salgınlar ve bugün biz 24.04.2020 Tüm Yazıları
-
Bejan MATURÖlüm hangi boşluğu doldurur? 12.04.2020 Tüm Yazıları
-
Umut ÖZKIRIMLIKorona ve milliyetçilik 8.04.2020 Tüm Yazıları
-
Raffi Hermon Araks‘ARTSAX (Dağlık Karabağ) MESELESİ, NEDİR VE NE DEĞİLDİR? 1.04.2020 Tüm Yazıları
-
Serdar KAYAİslam, Bilim, Virüs, Kumaş 24.03.2020 Tüm Yazıları
-
Markar ESAYANKarantina günlerinde yalnızlık... 20.03.2020 Tüm Yazıları
-
Eyüphan KAYACorona Virüs bir musibettir 19.03.2020 Tüm Yazıları
-
Metehan DemirMoskovanın samimiyet testi 23.02.2020 Tüm Yazıları
-
Merve Şebnem OruçSürreel bir devrim: Gezi 23.02.2020 Tüm Yazıları
-
Tayfun AtayGoebbels korosu söylüyor: "Her şey mükemmel efendim!" 18.02.2020 Tüm Yazıları
-
Yalçın AKDOĞANBirilerini suçlama yarışı 8.02.2020 Tüm Yazıları
-
Hüseyin GÜLERCECHP, şimdi de İlker Başbuğu alet ediyor 8.02.2020 Tüm Yazıları
-
Ufuk COŞKUNCemevleri için Cumhurbaşkanı’na Çağrı! 20.01.2020 Tüm Yazıları
-
Yalçın ERGÜNDOĞANGökdelen hançeri tam İzmir’in kalbine saplanıyordu ki… 16.12.2019 Tüm Yazıları
-
Nihat Ali ÖzcanOrtadoğu’nun karmakarışık halleri 22.10.2019 Tüm Yazıları
-
İbrahim TenekeciDün ve bugün 11.09.2019 Tüm Yazıları
-
Esat KORKMAZYOLDAŞIM YAVUZ ÇANAK 29.08.2019 Tüm Yazıları
-
Ali KİREMİTCİDÜNYADA VE TÜRKİYE’DE SİYASET YENİDEN ŞEKİLLENİYOR 13.07.2019 Tüm Yazıları
-
Tayfun TURANAYILANA GAZOZ, BAYILANA LİMON. 11.07.2019 Tüm Yazıları
-
Mustafa DAĞCIÖTEKİLEŞTİRMENİN ÖTESİ= DÜŞMANLAŞTIRMAK 3.07.2019 Tüm Yazıları
-
Gürkan-Zengin23 Haziran seçimleri: Bir vak’ayi hayriyye 25.06.2019 Tüm Yazıları
-
Serdar ESEN"Herşey Çok Güzel Olacak" mı? 9.06.2019 Tüm Yazıları
-
Celal DENİZIRKÇILIĞIN TEDAVİSİ VAR MIDIR? 9.06.2019 Tüm Yazıları
-
Ahmet AY14 Mayıs güzellemelerinin anlamı 15.05.2019 Tüm Yazıları
-
Salih TunaZincir sesleri 23.04.2019 Tüm Yazıları
-
Beril DEDEOĞLUİflas eden tüccar, eski defterleri karıştırırmış 27.02.2019 Tüm Yazıları
-
İbrahim TığlıBu ne iki yüzlülük!... 26.02.2019 Tüm Yazıları
-
Nermin ALPAYİNSAN VE EKONOMİK DEĞERİ 8.02.2019 Tüm Yazıları
-
Ümit FıratBir mahalli seçim hatırası 15.01.2019 Tüm Yazıları
-
Murat AKSOYUnutmayalım yerel seçime gidiyoruz 11.01.2019 Tüm Yazıları
-
Ekin GÜNBİR… İKİ… İZMİR MARŞIYLA KOŞ! 4.01.2019 Tüm Yazıları
-
Ahmet SeverTürkiye bu kadar tehdit ve hakaret eden bir Cumhurbaşkanı görmedi 18.12.2018 Tüm Yazıları
-
İbrahim SEDİYANİKirletme 15.12.2018 Tüm Yazıları
-
Nadi ÖZTÜFEKÇİUlusal mı Ulusalcılık mı? 15.12.2018 Tüm Yazıları
-
M.Şükrü HANİOĞLUDünya “biz”i parçalamak için mi savaştı? 26.11.2018 Tüm Yazıları
-
Cemil ERTEMEkonominin geleceğini simgeler anlatır! 31.10.2018 Tüm Yazıları
-
Amberin ZAMANCemal Kaşıkçı ve Türkiye’nin itibarı 10.10.2018 Tüm Yazıları
-
Mete YararCastle International 28.09.2018 Tüm Yazıları
-
Mehmet CANFilistin ulusal sorunu-II 25.09.2018 Tüm Yazıları
-
Leyla İPEKCİAile içi eğitimin maneviyatı (1) 18.09.2018 Tüm Yazıları
-
Ümit KurtTarihçi Kieser: Modern Türkiye'nin eş kurucusu Talat Paşa 17.09.2018 Tüm Yazıları
-
Güngör UrasABD’DE BORÇ KRİZİ 10.08.2018 Tüm Yazıları
-
Serpil Çevikcan24 Haziran sonrasındaki şema 30.05.2018 Tüm Yazıları
-
Hüseyin ÇAKIRVaatlerinizi sözleşme olarak imzalayın… 27.05.2018 Tüm Yazıları
-
Kürşat BUMİNLGS Türkçe: Çocuklarla dalga mı geçiyorsunuz? 7.02.2018 Tüm Yazıları
-
Aslı AydıntaşbaşYaklaşan facia 6.02.2018 Tüm Yazıları
-
Yusuf Ziya DÖGERTürkiye Seçimlerinin Kilidi Kürdler 6.02.2018 Tüm Yazıları
-
Özgür MumcuTutuklu yargı 6.02.2018 Tüm Yazıları
-
Arife KÖSEHawaii’den sonra nükleer savaş tehdidini yeniden düşünmek 1.02.2018 Tüm Yazıları
-
Güldalı COŞKUNSeçim kritiği desem de…. 1.02.2018 Tüm Yazıları
-
Ergün Diler23 gizli toplantı. 8.01.2018 Tüm Yazıları
-
Ceren KENARMusul sonrası DEAŞ 14.07.2017 Tüm Yazıları
-
Okay GÖNENSİNSertleşme mi normalleşme mi? 11.07.2017 Tüm Yazıları
-
İhsan ELİAÇIKDini çoğulculuk gereği kadından imam olabilir 23.06.2017 Tüm Yazıları
-
Adil GÜRHay Allah yine çenemi tutamadım! 16.04.2017 Tüm Yazıları
-
Hüseyin SARIBAŞHAYIR, YETER ARTIK! 18.02.2017 Tüm Yazıları
-
İlhan ÇETİNFiliz 22 gündür hayata tutunmaya çalışıyor... 7.02.2017 Tüm Yazıları
-
Mustafa ARMAGANÇankaya’nın karakutusu Latife Hanım mı? 7.02.2017 Tüm Yazıları
-
Süleyman YAŞARVatandaşın dövizini devlete dört katı faizle satıyorlar 26.07.2016 Tüm Yazıları
-
A.Turan ALKAN40 $, hem de ‘döge döge’ 15.07.2016 Tüm Yazıları





























































































































































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.06.2019
7.02.2019
18.03.2019
4.02.2019
28.01.2019
9.02.2019
7.01.2018
26.10.2018
28.09.2018