Ayhan ONGUN
Yaklaşan yerel seçimleri bir genel seçim havasına sokmaya çalışanlar bir yana, siyaseti yeniden dizayn etmek isteyenlerin çirkin senaryoları nedeniyle vatandaşın aklı iyice karıştı.
Normal bir ülkede bu seçimler yapılıyor olsaydı, öyle sanıyorum olaylar şöyle gelişirdi.
Siyasi partiler önce kendi durumlarıyla ilgili bir durum tespiti yapar, kısa ve uzun vadeli hedefler koyarak, geleceğe yönelik planlar yaparlar.
Hangi bölgede ne tür bir seçim çalışması, hangi ilde, nasıl bir aday ve bölgelere göre kazanma şansı olan yerler belirlenir; kimlerle, hangi kesimlerle ittifak ve işbirliği yapılabileceğine ilişkin öngörüler saptanır.
Kuşkusuz bu hazırlıkların seçimlere üç ay kala değil, çok önceden başlatılması gerektiği gibi, önyargısız, objektif kriterlerle değerlendirmeler yapılması gerekir.
Ancak ülkemizde demokrasi kültürü yerleşmediği için, geçmişte parti içi lider sultası, başkan ve adamlarının siyasi hırs ve beklentilerine göre şekillenen adaylar, şimdilerde büyük sermaye çevrelerinin istekleri doğrultusunda belirleniyor
Üstelikte kazanmak için her yolu mübah gören bir zihniyet, siyaset kurumunun her aşamasına hakim olmuşken, emek, liyakat, uzmanlık gibi değerler tümden askıya alınıyor, parti içi demokrasi rafa kaldırılıyor.
Düşünebiliyor musunuz, bir kentin tüm sandıklarında açık ara önde olan bir siyasi parti niye dışarıdan, başka partiden ithal aday getirme ihtiyacı duyar?
Niye kendi örgütünden bir kişiyi böyle bir görev için hazırlamaz?
Kimin aday olması gerektiği konusunda kendi parti tabanına, örgütüne sorma ihtiyacı duymaz?
Çünkü amaçlanan, halka hizmet, yaşanabilir bir kent yaratmak değildir.
Amaç, o bölgede yatırım yapacak sermaye çevrelerinin çıkarlarına hizmet edecek birilerini aday yapmak, onu seçtirmektir.
Seçim kazanma şansı olmayan bir yerde, bir siyasi partinin, kazanabilecek oy potansiyeline ulaşmak için, o yörede etkili olan, dengeleri değiştirme gücüne sahip birini aday göstermesini belki anlayabiliriz
Ama oy oranı itibariyle diğer partilerden çok önde olan bir parti kendi içinden birini değil de dışarıdan birini aday gösteriyorsa, o noktadan itibaren, rant ve çıkar ilişkileri devreye giriyor demektir.
Kaldı ki siyasi etik, dış güçlerin desteğiyle kazanmaktansa, kendi öz gücüyle kaybetmenin çok daha erdemli olduğunu söyler.
30 Mart seçimlerine az bir zaman kalmışken, ne yazık görüyoruz ki, adayların projeleri, yapmak istedikleri, yapabilecekleri yerine şimdiye kadar yapamadıkları, yaptıkları yanlışlar ve daha da acısı, özel yaşamları didikleniyor.
Nefret söylemlerinin hakim olduğu seçim atmosferinde belgeler, kasetler, karalamalar, suçlamalar üzerine siyaset yapılmak isteniyor.
Ne seçim barajı, ne anti demokratik siyasi partiler ve seçim yasaları, ne de tarihimizin en büyük utancı, darbe anayasasından kurtulmak için yapılması gereken yeni, sivil, demokratik anayasa konuşulmuyor.
Politik tutarlılık, siyasi derinlik, ideolojik bilinç, doğruluk, dürüstlük gibi insani ve ahlaki değerler, barış, demokrasi, eşit yurttaşlık, düşünce ve örgütlenme özgürlüğü gibi evrensel kavram ve değerler yerine, ekonomik güç, rant paylaşımındaki kurnazlık ve pazarlık becerileri öne çıkıyor.
Siyasi partiler aday seçmiyorlar, adaylar kendilerine parti seçiyorlar. Daha doğrusu egemen güçler adayları partilere yerleştiriyor.
Parti içerisindeki güç ve koltuklarını sağlamlaştırma adına liderlerde bu tür oynak adaylara itibar ediyor, hatta kendilerini onlara mecbur hissediyorlar.
Daha doğrusu büyük sermaye çevrelerinin siyaseti yeniden dizayn etme amaçlarını görmezden geliyor ya da kendi çıkar ve ikballeri uğruna işbirliğine razı oluyorlar.
Durum böyle olunca, orta yerde bir kurmaca oyun oynanıyor. Oyunu yönetenler, esas oğlanlar, senaryo ve hatta seyirciler bile önceden belli, bizlere de senaryoyu bile görmeden figüranlık yapmak düşüyor.
Ben kendi adıma, ne bu oyunu izlemek, ne de figüran olmak istemiyorum.
Yaşadığım kenti yönetmek isteyenler, benim istek ve görüşlerimi dikkate almıyor, karar alma ve uygulama süreçlerinde beni yok sayıyor ve sonuçta kendi egemenlik alanlarını oluşturuyorlarsa ve tüm bunları da büyük sermaye çevrelerinin telkin ve talimatlarıyla yapıyorlarsa ben bu oyunun içinde olmak istemiyorum.
Yerel değil, yerinden yönetim ilkelerini yaşama geçirmek, başkana odaklı değil, hizmet ve insan odaklı, katılımcılığı öne çıkaran bir yönetim anlayışını egemen kılmak için mücadele etmek varken, siyaset baronlarının sahneye koyduğu oyunun parçası olmak istemiyorum.
http://blog.radikal.com.tr/Sayfa/siyasete-kimler-yon-veriyor-49525
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- SU AKAR, YOLUNU BULUR!
19.08.2021 - İKTİDAR ÇOCUKLARINI KURBAN VERİYOR!
31.03.2021 - ÖĞRETMEN OKULLARININ EĞİTİM SİSTEMİNDEKİ YER
17.03.2021 - BOĞAZİÇİ’NDE NELER OLUYOR?
3.02.2021 - AK PARTİ KİMLERİ TEMSİL EDİYOR?
23.10.2020 - DEVLET KİN GÜDER Mİ?
30.09.2020 - CHP KURULTAYININ ARDINDAN
28.07.2020 - GENÇLERİ DOĞRU ANLAMAK GEREK
19.05.2020 - İSTİM ARKADAN GELİR Mİ?
15.05.2020 - HER ŞEY BİR VİRÜSLE BAŞLADI……….
19.03.2020
Yazarlar
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları






























UMUT S
Vallahi çok güzel yazı. tatlı tatlı açıklamışsınız başvurulan demagojileri.