Murat Sevinç
On altıncı yazı…
Bir önceki yazının konusu Türkiye’deki laikleşmenin tohumları ve düşünce yaşamına damga vuran ‘devlet bekası’ kaygısıydı. Kaldığım yeri biraz açarak devam etmek istiyorum. Okuyacağınız bir ‘ara yazı’ sayılır.
Daha önce de birkaç kez yinelediğim gibi, yazı dizisinin derdi, ‘meraklı gazete okuru‘na anayasalar tarihinin ‘anayasaların metinleri‘nden ibaret olmadığını anlatmaya çalışmak. Anayasa tartışma ya da kavgalarına çeşitli pencerelerden bakılabilmesine katkı sunmayı denemek. Mümtaz Hoca’nın ifadesiyle, anayasaların içindeki sözcüklerden çok, dışarılarındaki hayata bakıp bazı sonuçlara varabilmek.
Bir şeyi bıkıp usanmadan tekrar etmek gerekiyor: Türkiye eğitim müfredatı ve yerleşik sistem, tornasından geçenlerin sağlıklı düşünmesini önlemek üzere örgütlenmiş durumda. Bu nedenle bir şeyleri daha iyi anlayabilmek için o tornanın biraz dışına çıkmak şart. ‘Öğrenmek’ edimi eser miktar kafa karışıklığına gereksenim duyuyor. Kafa karışıklığından kastım, sorgulama ihtiyacı. Eğitim, insana öncelikle bu vasfı kazandırmalı. İşitilen, okunan, konuşulan, bildirilen, öğrenilen her şeyi sorgulamak. Yazı da aynı amaca hizmet etmeli.
Ne yazık ki, konuşurken, dinlerken, okur ya da yazarken kendinden ve müktesebatından pek kuşku duymayan çoğunlukların toprağı burası. Kötü eğitim ve sorgulamamanın sonuçlarından biri temelsiz özgüven ise diğeri, şu ya da bu yöndeki ezberlerin insanın yakasını bir ömür bırakmaması sanırım. Yazı dizisi bağlamında beni asıl ilgilendiren, ‘ezberler’ kısmı. Anlama çabasının olmazsa olmaz unsuru ‘soğukkanlılığa’ izin vermeyen tekrarlar ve duygusal refleksler.
Türkiye ‘laik cumhuriyet’inin mimarı Mustafa Kemal Atatürk çevresinde dönen tartışmaların seyri ve üslubu ne kadar çok şey söylüyor, örneğin. “Olmazsan olmazdık” ile “Olmasaydın da olurduk” arasına bir yerlere hapsedilmek isteniyor düşünce. Oysa günümüzde halkın çoğunluğu tarafından çok sevilmesinin de, halkın daha küçük bir kesimi tarafından sevilmemesinin de tarihsel nedenleri var.
Biraz ilgisiz gibi görünecekse de, sizce bugüne dek Atatürk hakkında doğru dürüst bir sinema filmi çekilememiş olmasıyla, Türkiye toplumunun nitelikleri ve demokrasisinin hali pür melali arasında ilişki yok mu? Belgesel film (Mustafa) nedeniyle Can Dündar’a tepki gösterenlerin “Atatürk karanlıktan korkar mı hiç, yalan bunlar” dediğini hatırlarsınız.
Herhangi bir gelişme ve düşünce, ‘hainlik’ ile ‘kahramanlık’, ‘ilericilik’ ile ‘gericilik’ dışında kavramlarla da ele alınabilir. Yaşamı ve kendimizi bu denli hafife almak, böyle yoksullaştırmak zorunda değiliz. Kuruluş dönemi Mustafa Kemal’i ile 1920’ler sonu Mustafa Kemal’i ve 1930’lar Mustafa Kemal’i arasında farklar var. İlki 1921 Anayasası’nın mimarı olurken, sonuncusu ‘Türk soyunun efendiliği‘nden dem vuran Türk Tarih Tezi ve Güneş Dil Teorisi üzerine çalıştı. İkisi de aynı insandı.
Büyük işler başaran tarihi kişilikler, ‘kurucular’; farklı yönleriyle okumalara tabi olur doğal olarak. Yalnızca bir askerden değil, zorlu koşullarda mücadele vermiş bir siyasetçiden de söz ediyoruz. Siyaset yaparken elbette muhalefetle karşılaşıyordu. Aynı toprakta yetişmiş, hatta aynı mücadele içinde yer almış farklı görüşte insanlarla. Bugün olduğu gibi. Bir kez daha: Tarihi, memlekette genellikle tercih edildiği gibi ‘ilericilerle gericiler‘in, ‘hainlerle kahramanlar’ın mücadelesi şeklinde okumak zorunda değiliz. İkisi arasında çokça form, düşünce ve siyaset biçimi var.
Özellikle akademik alanda ‘nesnellik’ ile ‘yansızlık’ arasındaki ilişkinin niteliği bilinçli olarak yanlış betimleniyor uzun süredir. Sanki ‘nesnel’ olmak için ‘yansız’ olmak gerekirmiş gibi yazılıp çiziliyor, ‘hâkim’ anlatıda. Kuşkusuz bu tavrın nedeni, düşüncenin ‘egemen ideoloji‘ye hizmet edebilmesini sağlamak. Oysa diğer insanlar gibi bilim insanı da ‘yansız’ olmaz, ancak ‘nesnel’ olmak zorundadır. Önünüzdeki somut gerçekliği görmezden gelemezsiniz, buna mukabil bir kez gördükten sonra onu nasıl ele alacağınız, durduğunuz yerle ilişkili.
Daha ziyade akademik dünya için anlamlı gibi görünen ‘nesnellik’ ve ‘yansızlık’ ilişkisini; burada dinler, laikleşme, Osmanlı-Türk macerası, tarihsel kişilikler bağlamında değerlendirebiliriz. Örneğin dinlere yönelik bireysel tavırlar, onların tarihlerini ve kitleler bakımından anlamını görmezden gelmeye neden olmamalı. Örneğin Osmanlı’ya ilişkin olumlu ya da olumsuz yargılar, koskoca bir tarihin türlü açılardan ele alınması gereğinin ihmal edilmesine neden olmamalı. Örneğin Atatürk’ü çok sevmek ya da sevmemek, onu bir lider ve bir insan olarak belli bir mesafeden tanımayı, siyasetini değerlendirmeyi, koşullarını göz önünde bulundurmayı engellememeli.
Tarihsel kişiliklere, tam anlamıyla sahip olup olmadıkları belirsiz olumlu ya da olumsuz nitelikler atfetmek onların değil, büyük ölçüde takipçilerin ve hasımların marifeti kuşkusuz. Bilinçli ya da bilinçsiz bir ‘ayıklayıcı’ okuma becerisinden kaynaklanıyor. Hocamız Ömür Sezgin’in ‘Türk Kurtuluş Savaşı ve Siyasal Rejim Sorunu’ (Birey/Toplum, 1984) isimli kitabındaki şu saptamasına katılmamak mümkün mü: “Bir strateji bir kez saptanınca geçmişe dönüp bu stratejinin geçerliliğini savunmak oldukça kolaydır. Çünkü onca tarihsel belge arasında, elbette kanıtlanmak istenen savın doğrultusunda birkaç belge kolaylıkla bulunabilir.”
Hal böyleyken, örneğin geri kalmışlığı öncelikle ‘din’le açıklamak isteyen biri, ihtiyaç duyduğu tarihsel kanıtları bulmakta hiç zorlanmaz. Durumun vahametini ‘gerçek din’den uzaklaşmakla açıklamaya çalışan diğerinin, pek zorlanmadığı gibi! Bir laik, bir dindar ya da bir ateist, Mustafa Kemal’in dinle ilgili farklı zamanalarda dile getirdiği sözleri kendisine kalkan yapabilir.
Hatta bazı TV kanallarını seyredip Mustafa Kemal Atatürk’ü o ekranlarda konuşanlardan dinleyip okuyanlar, kendisinin hayli dindar biri olduğunu düşünebilir ki tahmin edilebileceği gibi Mustafa Kemal’in dinle yakın muhabbeti iddiasının insaflı tabirle çocuksuluğu, aynı ‘seçmeci’ anlatıdan kaynaklanır. Daha sonra yeri geldiğinde yine değineceğim; örneğin 1933’te ezanın Türkçe okunmasını sağlayan Mustafa Kemal, 1950’de yeniden Arapça ezana dönülürken de milletvekilleri tarafından referans gösterilebiliyordu!
Özetle: Mustafa Kemal’in ‘laik cumhuriyet’ ideali o yıllar/koşullar için hayli cesur, köktenci bir adımdı. Buna kuşku yok. Ancak mesele şu ki, ‘laikleşme’ bir günde olmadığı gibi, o adımları atan Mustafa Kemal ve kurucular kendilerinden önceki tarihin ve gelişmelerin ürünüydü ve o tarihe dek ‘din’, her zaman şu ya da bu ölçüde bir ‘araç’ olarak kullanılmıştı. Değişmeyen bir ilke ve kaygı olan ‘devlet bekası’ uğruna. Osmanlı’dan Cumhuriyet anayasacılığı ve laik düşünce savunusu da söz konusu ‘ana yol’dan sapmış değil.
Bu nedenle, Cumhuriyet’ten önce ‘adı konulmamış’ laikleşme adımlarından haberdar olmak, hem Türkiye laikliğinin hukuksal/hukuk dışı niteliklerinin anlaşılmasına, hem de olup biteni kavramayı çoğu zaman imkânsızlaştıran bazı klişelerin sorgulanmasına yardımcı olabilir.
Örneğin bu yaşıma dek en sık işittiğim ezberlerden biri şu: Efendim bizi din bu hale getirdi, geriliğimizin sebebi dindir.
Hayır, değildir. Böyle kanılar, çoklukla düşünce konforu sağlamaya yönelik temelsiz iddialardır. Koskoca tarih, tek bir olgunun varlığıyla ve onun şekli şemailiyle açıklanamaz. Dinler, tarihsel toplumsal gelişmelerde etkili olabilen etmenlerden yalnızca biri.
Sözünü ettiğimiz İslam dini ise -ki öyle- tarihi boyunca tek bir yorumu olduğu, yani asırlar boyunca hiç dönüşmeyen bir ‘din’ olabileceği nasıl tahayyül edilebilir? 9’uncu yüzyılda Mutezileyi benimseyen iktidarlar döneminde Eski Yunan klasiklerinin çevrildiği İslam devriyle, 13’üncü yüzyıldan sonra giderek hâkim olan din anlayışı nasıl aynı olsun?
Osmanlı bir teokrasiydi, doğru. Buna mukabil ‘eyaletler’den, ‘fethedilen yerler’den oluşan, hukuk sisteminde yalnızca şeriatın değil, örfi hukukun ve önceki devlet geleneklerinin de pay sahibi olduğu, çoğu zaman devlet siyasetine dini kılıf bulmaya çalışan şeyhülislamın kaderinin, hükümdarın iki dudağı arasında bulunduğu bir teokrasiydi.
Her gelişmeyi ‘dinin rolü’yle açıklama eğiliminde olanlar, hem devletin sınıfsal renginin ve niteliklerinin, hem de bir insan topluluğunun yüzyıllar boyunca hiçbir değişim geçirmediğini mi düşünür? Böyle bir şey mümkün mü? Bırakın yüzyıllar öncesini ve bugüne bakın lütfen: Günümüz Türkiyesi’nin iktidarına bakınca yalnızca din mi görüyorsunuz? Müteahhitlik faaliyetleri ile ihaleler? Tartaklanan işçiler, yasaklanan işçi yürüyüşleri, her koşulda kârını artıran büyük sermaye? Hangisi hâkim rengini veriyor rejimin, din mi sermaye çıkarı mı? İkisi de mi? İlahiyat fakültesine, meşhur ihaleci müteahhitin adını verdiler; nasıl da sembolik değil mi!
Avrupa ve Osmanlı’nın tarihinde belirleyici olan dindarlık mıydı, yoksa ‘dinler’, sınıf mücadelesinde (ve Osmanlı’nın devlet nizamında) hâkim olanın ihtiyaç duyduğu ‘ideolojik kılıf’ı teyelleyen etmenlerden biri miydi? Protestanlığın üç büyük isminden Thomas Müntzer, yaşamı pahasına isyan eden köylülerin yanında dururken, ‘muteber’ Martin Luther, burjuvazi tarafından neden o denli sevildi?
İngiltere’de VIII. Henry Anglikan Kilisesi’ni yalnızca ‘ailevi gerekçelerle’ mi kurdu; yoksa Roma Kilisesi’nin elindeki devasa topraklar İngiliz burjuvazisinin eline geçerken herkesin keyfi yerinde miydi? Peki Osmanlı’da din, yalnızca dindarlıkla mı ilgiliydi? Bir kez daha: Bu toprakların tarihinde, devlet yönetimine ve düşünce yaşamına damga vuran ‘devlet bekası’ hedef ve kaygısı bir an olsun akıldan çıkarılmamalı.
Bir tarihten sonra Osmanlı’yı yaya bırakan Avrupa’da Hıristiyanlığın/skolastik düşüncenin etkisi, Rönesans ve Reform’a rağmen Aydınlanma (doğa bilimlerindeki gelişme) devrine dek gücünü korumadı mı? Hıristiyan Avrupa’nın dininin, Müslüman Osmanlı’nın dininden farkları neydi? Osmanlı’nın çok güçlü olduğu birkaç asırlık dönemin hâkim dini de, İslam değil miydi? Hangi ‘dini ya da din dışı’ etmenlerin rolüyle 17’inci yüzyılla birlikte işin rengi değişmeye başladı? O rengin değiştiğini fark eden Osmanlı, kaçmakta olan trenin peşinden koşarken neler yaşadı?
‘Osmanlı’ derken hep devleti kastediyoruz, o esnada toplum derin dondurucuda mıydı? Eğer bir laikleşmenin tohumları atıldıysa, toplumsuz mu oldu bu? İhtimal dahilinde mi?
Osmanlı-Türk laikleşmesine ‘on yedinci’ yazıda devam edeceğim…
Bu yazıyı, tarih hocamız Taner Timur’un, çok sevdiğim bir çalışmasından (size de tavsiye ederek) bazı ‘alıntılar’la bitirmek istiyorum: ‘Osmanlı Kimliği’ (İmge). Bendeki baskı 1998 tarihli. İlk baskı 1986’da yapılmış.
Taner Hoca, ‘Osmanlı kimliğini ortaya koyabilmek için öncelikle bu uygarlığın İslami renginin kuvvetle vurgulanması gerektiğini’ belirttiği kitabınının merkezine, bir kültür-kimlik krizi yaşadığımız varsayımını takip eden “Geçmişle günümüz arasında uyum sağlamak nasıl mümkün olabilir?” sorusunu koyup Batı ile Osmanlı’ya bu gözle bakıyor. İki medeniyetin tarihini sorgulama/hatırlatma çabası, Osmanlı-Türk laikleşmesi konusunda da ipuçları sunuyor.
Okuduğunuz yazı bağlamında beni daha çok ilgilendiren, özellikle ‘din’in konumuna dair şu satırlar:
“Yakın tarihimizle ilgili yanlış bir analizden hareket ederek, İslam kültürünü bir ‘gericilik’ kaynağı olarak görürsek, evrensel tarihin bazı zirve noktalarını anlayamayacağımız gibi, kendi tarihi mirasımızla da kompleks yaratıcı bir kopukluk içine girmiş oluruz. Osmanlı toplumu İslam yüzünden geri kalmamıştır. Osmanlı toplumunu geri bırakan unsurlar, aynı ortam içinde, dini de geri bırakmıştır… 16. yüzyıl sonlarında ve 17. yüzyılda Osmanlı Devleti’nde Mehmed Birgevi Efendi’nin dar kalıpları, Müslümanlığın güçlü bir akımı haline gelmişse, bunun din dışında bir sürü nedeni vardır. Eğer biz sonucu, neden olarak görürsek Farabi’leri… güçlü düşünürleri yaratan kültür ortamını hiçbir şekilde açıklayamayız.”
Belli bir aşamada başlayacak ‘Batı’yı yakalama’ çabaları esnasında sıklıkla dile getirilen serzeniş ve hedeflerden birinin de ‘gerçek İslam’ düşüncesini ortaya çıkarmak (bugün dahi çokça tanık olduğumuz!) olduğunu, Hoca’nın bu saptamasıyla birlikte akılda tutmakta yarar var. Taner Timur’un ‘Osmanlı münevveri’ hakkındaki görüşlerine, başkaca yazarlarınkiyle birlikte sonraki yazıda yer vereceğim.
Cesur devrimci kararlar, boşlukta değil, eninde sonunda bir toplumun sinesinde kabul gördüğü için şu ya da bu ölçüde başarılı olabiliyor. Türkiye’de olduğu gibi. Dolayısıyla eğer bugün laiklik ilkesinin iktidarca (ve sanırım muhalefetçe de!) yok sayılmasından kaynaklanan sorunlar varsa ki var, gelecekteki çözümünü de, toprağımızdaki laikleşme macerasının özgül niteliklerini düşünerek aramakta yarar olabilir…
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları
-
Şevki ÇELİKCİKEMAL ARABACI 17.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin GürcanFırat batısı, Suriye, riskler, tespitler: Ufukta bir operasyon mu var? 13.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin MünirErkeğin kadını ezmesi 22.09.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AcetSon anketler ne diyor? 9.09.2021 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZKONYA KATLİAMI VE GAZETECİLİK MESLEĞİ ÜZERİNE 2.08.2021 Tüm Yazıları
-
Yasin AKTAYTaliban’ın inancıyla ters olma arzusu 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Süleyman Seyfi Öğün2023’e doğru Türkiye 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Cem SANCARHanımefendi diyeceksiniz 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Yusuf KaplanFetih ruhu ve rüyası 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ali AYDINİşsiz Kalan Antikorlar, Lanetli Pay ve Siyaset 17.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer F. GergerlioğluMuhafazakârlar çürümeye niye sessiz? 8.06.2021 Tüm Yazıları
-
Mustafa ÖztürkNiyet ve akıbet 29.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ayşe BöhürlerTarih büyük harflerle yazılmaz 28.05.2021 Tüm Yazıları
-
Gazi BAŞYURTBir zamanlar sayılamazdık parmak ile, şimdi eksiliyoruz birer birer… 25.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer Ahmet ÖZERENBİR 1 MAYIS Anekdotu… 10.05.2021 Tüm Yazıları
-
Osman CAN24 Nisan 1915: Kardeşimin Cenazesini Kaldıramadım Hala! 29.04.2021 Tüm Yazıları
-
Verda ÖZERBırak artık eski normali 28.04.2021 Tüm Yazıları
-
Vedat BilginSistem değişti de ne oldu! 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Kurtuluş TAYİZPandemide Erdoğan'ı devirme planı çöktü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali Saydam23 Nisan ‘Çocuklara Hürmet’ Günü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali TarakçıZEVZEK'in asıl amacı Montrö değilmiş! 17.04.2021 Tüm Yazıları
-
Burak Bilgehan ÖzpekVesayet Nedir, Nasıl Kurulur, Niçin Çöker? 16.04.2021 Tüm Yazıları
-
Firuz TÜRKERDARBE GİRİŞİMİNE HAZIR OLMAK 4.04.2021 Tüm Yazıları
-
Yıldız RamazanoğluYeni metin ne söyleyecek? 25.03.2021 Tüm Yazıları
-
RAGIP DURAN'Bir tek kişinin otoritesi suçtur!' 22.03.2021 Tüm Yazıları
-
Sevilay YALMANMesele Gergerlioğlu meselesi değil! 19.03.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKBACAKİZMİT KÖRFEZİ YAKIN, DENİZ BİZE ÇOK UZAK! 17.03.2021 Tüm Yazıları
-
Ural ATEŞERANADİL... 21.02.2021 Tüm Yazıları
-
Demir Küçükaydınİki Devrimci – Türeci ve Şahin 4.01.2021 Tüm Yazıları
-
Perihan MAĞDENHayaller: ETHOS, Gerçekler: BİR BAŞKADIR BENİM MEMLEKETİM 18.11.2020 Tüm Yazıları
-
Talat ULUSOY9 Eylül 1922, İzmir’in “KURTULUŞ” Günü’nde… 9.09.2020 Tüm Yazıları
-
Mahmut ÖVÜRAK Parti mi “İhvan’cı” siz mi operasyon çekiyorsunuz? 8.09.2020 Tüm Yazıları
-
Mustafa Yurtsever2010 YILI REFERANDUMU’NUN BİTMEYEN HİKAYESİ 29.08.2020 Tüm Yazıları
-
Hilâl KAPLANİstanbul Sözleşmesi yaşatır mı? 7.08.2020 Tüm Yazıları
-
Eşref ÇAKARKonca Yazışmaları... 5.08.2020 Tüm Yazıları
-
Kadri GÜRSELTürkiye’de darbe mi olacak gerçekten? 16.05.2020 Tüm Yazıları
-
Sinan ÇİFTYÜREKTürbülanstan mayın tarlasına dalış yapan AKP! 13.05.2020 Tüm Yazıları
-
Yaşar YAKIŞTürkiye’nin iktidar partisi yardımlaşmayı da tekeline almak istiyor 25.04.2020 Tüm Yazıları
-
Orhan PamukEski salgınlar ve bugün biz 24.04.2020 Tüm Yazıları
-
Bejan MATURÖlüm hangi boşluğu doldurur? 12.04.2020 Tüm Yazıları
-
Umut ÖZKIRIMLIKorona ve milliyetçilik 8.04.2020 Tüm Yazıları
-
Raffi Hermon Araks‘ARTSAX (Dağlık Karabağ) MESELESİ, NEDİR VE NE DEĞİLDİR? 1.04.2020 Tüm Yazıları
-
Serdar KAYAİslam, Bilim, Virüs, Kumaş 24.03.2020 Tüm Yazıları
-
Markar ESAYANKarantina günlerinde yalnızlık... 20.03.2020 Tüm Yazıları
-
Eyüphan KAYACorona Virüs bir musibettir 19.03.2020 Tüm Yazıları
-
Metehan DemirMoskovanın samimiyet testi 23.02.2020 Tüm Yazıları
-
Merve Şebnem OruçSürreel bir devrim: Gezi 23.02.2020 Tüm Yazıları
-
Tayfun AtayGoebbels korosu söylüyor: "Her şey mükemmel efendim!" 18.02.2020 Tüm Yazıları
-
Yalçın AKDOĞANBirilerini suçlama yarışı 8.02.2020 Tüm Yazıları
-
Hüseyin GÜLERCECHP, şimdi de İlker Başbuğu alet ediyor 8.02.2020 Tüm Yazıları
-
Ufuk COŞKUNCemevleri için Cumhurbaşkanı’na Çağrı! 20.01.2020 Tüm Yazıları
-
Yalçın ERGÜNDOĞANGökdelen hançeri tam İzmir’in kalbine saplanıyordu ki… 16.12.2019 Tüm Yazıları
-
Nihat Ali ÖzcanOrtadoğu’nun karmakarışık halleri 22.10.2019 Tüm Yazıları
-
İbrahim TenekeciDün ve bugün 11.09.2019 Tüm Yazıları
-
Esat KORKMAZYOLDAŞIM YAVUZ ÇANAK 29.08.2019 Tüm Yazıları
-
Ali KİREMİTCİDÜNYADA VE TÜRKİYE’DE SİYASET YENİDEN ŞEKİLLENİYOR 13.07.2019 Tüm Yazıları
-
Tayfun TURANAYILANA GAZOZ, BAYILANA LİMON. 11.07.2019 Tüm Yazıları
-
Mustafa DAĞCIÖTEKİLEŞTİRMENİN ÖTESİ= DÜŞMANLAŞTIRMAK 3.07.2019 Tüm Yazıları
-
Gürkan-Zengin23 Haziran seçimleri: Bir vak’ayi hayriyye 25.06.2019 Tüm Yazıları
-
Serdar ESEN"Herşey Çok Güzel Olacak" mı? 9.06.2019 Tüm Yazıları
-
Celal DENİZIRKÇILIĞIN TEDAVİSİ VAR MIDIR? 9.06.2019 Tüm Yazıları
-
Ahmet AY14 Mayıs güzellemelerinin anlamı 15.05.2019 Tüm Yazıları
-
Salih TunaZincir sesleri 23.04.2019 Tüm Yazıları
-
Beril DEDEOĞLUİflas eden tüccar, eski defterleri karıştırırmış 27.02.2019 Tüm Yazıları
-
İbrahim TığlıBu ne iki yüzlülük!... 26.02.2019 Tüm Yazıları
-
Nermin ALPAYİNSAN VE EKONOMİK DEĞERİ 8.02.2019 Tüm Yazıları
-
Ümit FıratBir mahalli seçim hatırası 15.01.2019 Tüm Yazıları
-
Murat AKSOYUnutmayalım yerel seçime gidiyoruz 11.01.2019 Tüm Yazıları
-
Ekin GÜNBİR… İKİ… İZMİR MARŞIYLA KOŞ! 4.01.2019 Tüm Yazıları
-
Ahmet SeverTürkiye bu kadar tehdit ve hakaret eden bir Cumhurbaşkanı görmedi 18.12.2018 Tüm Yazıları
-
İbrahim SEDİYANİKirletme 15.12.2018 Tüm Yazıları
-
Nadi ÖZTÜFEKÇİUlusal mı Ulusalcılık mı? 15.12.2018 Tüm Yazıları
-
M.Şükrü HANİOĞLUDünya “biz”i parçalamak için mi savaştı? 26.11.2018 Tüm Yazıları
-
Cemil ERTEMEkonominin geleceğini simgeler anlatır! 31.10.2018 Tüm Yazıları
-
Amberin ZAMANCemal Kaşıkçı ve Türkiye’nin itibarı 10.10.2018 Tüm Yazıları
-
Mete YararCastle International 28.09.2018 Tüm Yazıları
-
Mehmet CANFilistin ulusal sorunu-II 25.09.2018 Tüm Yazıları
-
Leyla İPEKCİAile içi eğitimin maneviyatı (1) 18.09.2018 Tüm Yazıları
-
Ümit KurtTarihçi Kieser: Modern Türkiye'nin eş kurucusu Talat Paşa 17.09.2018 Tüm Yazıları
-
Güngör UrasABD’DE BORÇ KRİZİ 10.08.2018 Tüm Yazıları
-
Serpil Çevikcan24 Haziran sonrasındaki şema 30.05.2018 Tüm Yazıları
-
Hüseyin ÇAKIRVaatlerinizi sözleşme olarak imzalayın… 27.05.2018 Tüm Yazıları
-
Kürşat BUMİNLGS Türkçe: Çocuklarla dalga mı geçiyorsunuz? 7.02.2018 Tüm Yazıları
-
Aslı AydıntaşbaşYaklaşan facia 6.02.2018 Tüm Yazıları
-
Yusuf Ziya DÖGERTürkiye Seçimlerinin Kilidi Kürdler 6.02.2018 Tüm Yazıları
-
Özgür MumcuTutuklu yargı 6.02.2018 Tüm Yazıları
-
Arife KÖSEHawaii’den sonra nükleer savaş tehdidini yeniden düşünmek 1.02.2018 Tüm Yazıları
-
Güldalı COŞKUNSeçim kritiği desem de…. 1.02.2018 Tüm Yazıları
-
Ergün Diler23 gizli toplantı. 8.01.2018 Tüm Yazıları
-
Ceren KENARMusul sonrası DEAŞ 14.07.2017 Tüm Yazıları
-
Okay GÖNENSİNSertleşme mi normalleşme mi? 11.07.2017 Tüm Yazıları






















































































































































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
4.02.2026
10.01.2026
5.01.2026
29.12.2025
7.12.2025
23.11.2025
21.11.2025
14.11.2025
30.10.2025
26.10.2025