Süleyman YAŞAR
Merkez Bankası Başkanı sık sık televizyonlara çıkıp sıkı durduklarını ileri sürüyor. Yani sıkı para politikası izlediklerini söylüyor. Dün Enflasyon Raporu açıklandı. Bu raporda bu yıl sonunda enflasyonun yüzde 70 olasılıkla yüzde 7,4 ile 8,4 aralığında olacağı, orta noktasının yüzde 7,9 olarak tahmin edildiği belirtildi.
Oysa 2015 yılı bütçe kanun tasarısıyla birlikte TBMM’ye sunulan Orta Vadeli Program’da 2015 yılı enflasyonu yüzde 5 olarak belirtilmişti. Yani nereden nereye… Enflasyon tahmini yüzde 58 oranında saptı. Güya Türkiye enflasyon hedeflemesi rejimi izliyor. Ve nokta hedefi koyuyor. Ama hedef sürekli değişiyor. Aslında Merkez Bankası’nın izlediği bu rejime “değişken enflasyon hedefli rejim” demek daha doğru olur.
Peki, niye Merkez Bankası’nın belirttiği hedef sürekli değişiyor?
Değişiyor, çünkü Merkez Bankası Başkanı sıkı duruyoruz diyor ama durmuyor. Çünkü sıkı duran bir Merkez Bankası başkanı ekonomik büyüme yüzde 3’ün altına düşerken para arzını yüzde 20 oranında artırmaz. Bizim Merkez 2014 yılı Eylül ortası ile 2015 yılı Eylül ayı ortası itibariyle geniş tanımlı para arzını yani M2’yi yüzde 20 oranında artırdı. Hâlbuki para arzının enflasyon olmaması için ekonominin büyüme hızının bir ya da iki puan üzerinde artması gerekiyor. Ya da para arzını enflasyon hedefine göre artırmak gerekiyor. Ama bizim Merkez para arzını büyüme hızından tam 18 puan fazla artırıyor. Tabii böyle olunca belirlediği enflasyon hedefi yüzde 58 oranında sapıyor.
Şimdi bizim Merkez, Amerikan Merkez Bankası, Avrupa Merkez Bankası sürekli para bastı enflasyon olmuyor diyebilir. Onlarda olmaz. Onların para birimi rezerv para. Bir de onların bankaları aldıkları parayı tekrar kendi merkez bankalarına park ediyorlar. Hâlbuki Türkiye’de para basıldıkça bizim bankalar süreklidöviz
alıyor. Yeri gelmişken hemen belirtelim IMF’nin 23 Eylül tarihinde yayınladığı “How to De-Dolarize
Financial Systems in the Caucasus and Central Asia?” başlıklı çalışmada BRICS ülkeleri yani Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika’da döviz
mevduatının toplam mevduata oranı yüzde 15 düzeyinde bulunuyor. Oysa aynı oran Türkiye’de yüzde 42,5 düzeyine yükseldi. Hemen unutmadan belirtelim dolarizasyonun, enflasyonu, hızla yükselttiği bulgulara dayanılarak aynı IMF çalışmasında belirtiliyor.
Kısaca, para arzının yüzde 20 arttığı süreçte “bu nasıl sıkı duruş” diye Merkez’e sormakta şart oluyor.
BABACAN MEFRUŞATA EL KONULSA EKONOMİNİN GENELİNE ETKİSİ OLUR MU?
Ali Babacan tam on üç yıl ekonomiden sorumlu başbakan yardımcılığı yaptı. Şimdi yine AKP milletvekili adayı. Önceki gün Ali Babacan “Özel şirketlere devletin el koymasının ekonomiye etkisi ne olur” sorusuna Habertürk TV’de “Spesifik olarak bu konunun ekonominin geneliyle ilgili olumsuz bir sonuç getireceğine inanmıyorum” diye cevap verdi.
Hâlbuki müsaderenin yapıldığı duyulduğu anda BİST 100 endeksi gerilemeye başladı. Ve tam 600 puan düştü. Yine Türk parası değer kaybetti. Dolar 2 lira 88 kuruş düzeyindeydi. Müsaderenin ardından 2 lira 91 kuruşa yükseldi. Demek ki mülkiyet hakkına dokunulduğunda Ali Babacan’ın söylediklerinin aksine ekonominin geneli etkileniyor. Çünkü bir ülkede hukuk, mülkiyet hakkını güvence altına almıyorsa o ülkede yatırım
yapılmaz. Mevcut yatırımlar da ülkeyi terk eder. Türkiye’de 2015’in ilk sekiz ayında 64,2 milyar dolar tutarında yabancı sermayenin bu ülkeyi terk ettiğini, Merkez Bankası’nın Uluslararası Yatırım Pozisyonu Ağustos 2015 raporu, gösteriyor.
Peki, niye terk ediyor bu kadar büyük sermaye Türkiye’yi?
Terk ediyor, çünkü Ali Babacan’ın ekonominin genelini etkilemez dediği müsadere tam aksine ekonominin genelini derinden etkiliyor. İşte bu nedenle küçük bir işletme olan Babacan mefruşata bile el konsa yine ekonominin geneline olumsuz etki yapacağını bilmekte fayda var.
Yazarlar
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları




































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
25.07.2016
13.07.2016
4.02.2016
2.02.2016
1.02.2016
10.06.2016
31.05.2016
27.05.2016
18.05.2016
17.05.2016