Lale KEMAL
Siyasal iktidar, nitelikli insan gücünün, insanlığın yararına bilimin sınırsız gelişimine olanak veren demokratik devletlere göçünü tersine çevirmek için güya bir dizi adımlar atıyor.
Ne var ki, terörün son bulması için barış çağrısı yapan binlerce akademisyene yönelik ağır baskı olayında da tanık olunduğu üzere beyin göçünü tersine çevirmede temel koşul olan ifade özgürlüğünün sınırlarını giderek daraltıyor.
Evet Türkiye'de yeniden çoktandır dirilen baskıcı politikalara rağmen romancı Orhan Pamuk, Nobel Ödülü alarak bizi gururlandırdı. Ama Ermeni ve Kürt sorunlarına dair verdiği demeçler nedeniyle Pamuk, devlet katında itibar görmedi dünyada itibar görürken. Zaten hep böyle olmuyor mu? Dünyada itibar gören başarılı Türk insanları, kendi ülkelerinde, demokratik ilkeleri savunageldiklerinden sürekli baskı altında tutulup, itibarsızlaştırılıyorlar.
Siyasî iklim, Türk insanının ülkesine artı değer katmasına engel olmaya devam ediyor.
Türk asıllı yönetmen Deniz Gamze Ergüven, Türkiye'nin değil de Fransız hükümetinin finansal desteği ve özgür siyasi iklimi sayesinde sinema filmi ‘Mustang' ile Fransa'nın yabancı dilde Oscar adayı oldu. Ergüven, Canım İstanbul adlı haber bülteninde 21 Ocak tarihinde yer alan demecinde, “Bu filmi Türkiye'de yapamazdım.” diyordu. Nedeni basit, filmin kadın temalı konusuna bakarsanız, kadının kahkaha atmasını ayıp sayan bir anlayış, Ergüven'i dünya çapında bir yönetmen yapmak için yüreklendirmezdi.
Aklıma bu kez, kanser hastalığı üzerine yaptığı araştırmalarıyla iki meslektaşıyla birlikte geçen yıl Nobel Kimya Ödülü'nü kazanan Prof. Aziz Sancar geldi. Sancar, İstanbul Tıp Fakültesi'ni bitirdikten sonra ABD'ye gitme fırsatı bulmamış olsaydı belki de bugün, doğduğu Mardin kentine sıkışıp kalacaktı.
Türkiye'de özgürlükçü, yeniliklere açık bir bilim ortamı ve teşviki hiçbir zaman sağlanmadı. Bugün pek çok Türk bilim insanı, Türkiye'de sınırları zorlayarak mesleklerini sürdürebiliyorlar. Kurulu düzene ayak uydurarak akademik kariyer yapanların bir kısmını ise zaten açın, televizyon kanallarında göreceksiniz, fikirlerine fikir demek mümkün değil.
Türkiye Suriye'den göç alırken ironik biçimde yeni bir Türk beyin göçüne de sahne oluyor. Bu göç usul usul zaten son yıllarda başlamıştı. Nitelikli eğitim alan gençlerin, artık kurumsal hale gelen Nepotizm uygulamasıyla, yani kamu kurumlarında akraba, eş ve dostun istihdam ediliyor olması karşısında bürokraside iş bulma imkânları ortadan kalkmıştı. Özel sektör deseniz, burada da, torpil olmadan, hakkaniyetli bir sınav süreci ile vasıflarınıza uygun iş bulmanız o kadar kolay değil.
Türkiye'den beyin göçü 1970'li yıllarda başlamıştı. Gördükleri ağır baskılar sonucu Kürtler ve Türk aydınları yurt dışında demokratik ülkelere sığınmak zorunda kaldılar. Onlar vatan hasreti çekti, biz de aydın yoksunluğu yaşadık.
Şimdilerde yurtdışında iş bulma olanaklarını zorlayan gençlere büyük bir akademisyen ordusu katılırsa şaşırmayın. Zira, yayımladıkları barış bildirisi yüzünden ağır hakarete uğrayan, gözaltına alınan ya da soruşturma geçirmekte olan binlerce akademisyen, başka ülkelere göçü bir seçenek olarak düşünmek zorunda kalabilirler.
Nitekim, Nobel ödüllü ekonomist Profesör Joseph Stiglitz, Davos zirvesinde yaptığı konuşmada, süregelen baskıların Türk akademisyenlerin göçüne yol açacağı uyarısını yaparken, yenilikçi ekonomik modeller ile ekonomik durgunluğa çare arandığı bir küresel ortamda, akademik özgürlük olmadan bunun başarılamayacağına dikkat çekiyordu. (Cumhuriyet, 22 Ocak 2016).
Batı, Türk akademisyenlere kapılarını açacaktır, ya geride kalan öğrenciler nasıl yetişecek?
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları

















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
2.02.2016
25.06.2016
18.06.2016
11.06.2016
4.02.2016
28.05.2016
14.05.2016
7.02.2016
30.04.2016
24.04.2016