Nadi ÖZTÜFEKÇİ
Gündeme biraz “sorgulayan” olarak baktığımızda İslami duyarlılık üzerinden politika üretmenin yeniden bir tercih olduğunun farkına varmaktayız. Gündemin inanç duyarlılığı üzerinden yürütülmesi tarafında eskisinden farklı olarak bu defa AKP’yi görüyoruz.
Evet, cümle yanlış kurulmadı. Eskisinden farklı olarak AKP şu sıralar inanç üzerinden politikanın tetikleyiciliğini üstlenmiş durumda...
Aslında Türkiye’de uzun bir süreden beri İslam üzerinden politika yapılıyor, ama ilginç bir şekilde bu politika tarzından en çok nemalanan AKP bunun bayrakçılığını yapmıyordu. Çünkü gerek duymuyordu. Onun adına, -hesapta karşı cepheden- İslamiyet ve inanç üzerinden o kadar fazla söylem yürütülüyordu ki… Şöyle bir geriye baktığımda sol muhalefet adına söylenenlerin önemli bir kısmı başörtüsünden yapılmış bir bohçada taşınılabilir. Bu süreç bu şekilde nasıl yaşandı, bu sürecin asıl mimarları kim? Bilemiyorum, daha doğrusu sezgilere dayanan iddialarda bulunmak istemiyorum. Bence tam anlamıyla bir araştırma konusu... Ama bu sürecin kazananının kim olduğunu hepimiz biliyoruz.
Yıllarca ”irtica tehlikesi” başlığında ve “başörtüsü” özelinde yapılan kısır muhalefet, AKP heyulasını besledi. AKP de kendisine karşı yapılan bu vitamini bol, lezzetli ve besleyici muhalefet tarzının müptelası oldu. Gezi arifesinde; bu muhalefet tarzının olumsuz etkisi -bıktırıcılığı- AKP’den daha çok muhalefetin kendisinde(tabanında) hissedilmeye başlamıştı. Nihayet Gezi Süreci ile birlikte İslamcılık yerine bizzat despotizmin kendisine karşı başkaldırıya dönüştü. Aslında Gezi Sürecindeki isyanın bir kısmı bu muhalefet tarzına karşı idi… Tabii hemen kısaca belirtirsek; sadece başörtüsü ve İslamcılık üzerinden yapılan muhalefete değil aynı zaman da salt etnisiteler, ezilen kimlik, etik ve inanç özgürlüğü sınırlarında kalan solculuğa karşı da bir kalkışmaydı. Şimdilik işin bu yönünü “bir başka yazıda inşallah” diyerek keselim.
AKP, artık hızı kesilen bu şifalı muhalefeti aynı noktaya çekmenin arayışında şu sıralar… İşte 31 Ekim’de, Sütçü İmam olayının yıl dönümünde başörtüsü ile meclise girme kararını da bu arayışın yansıması olarak görüyorum. Bir plan dahilinde Hacca da gidilerek gerekçe yaratıldı. Sütçü İmam, namus, inanç gibi kavramlar üzerinden; hem muktedirken mazlumu oynayabilmeyi hem de gündemi kendi istedikleri yönde ilerletmeyi hedeflediler.
Neyse ki bu defa ülkenin muhalefet özürlü ana muhalefet partisi nasılsa bu oyuna gelmedi.
Bugün başörtüsü ile illüzyon numaraları yapanlar başörtüsü ile örttükleri sihirbaz şapkasından Küresel Finans uyumlu bir İslam çıkarmaya hazırlanıyorlar.
Borsa İstanbul forum dizinlerinin ilkinin Washington'da yapıldığından bir önceki yazımda söz etmiştim. Diğerleri İstanbul'da düzenlendi.
Sabah Gazetesinin Haberi;
“Borsa İstanbul, Dünya Bankası ile yapılan işbirliğinin sonucu olarak Banka'nın İslami Finans alanındaki ilk ve tek temsilciliği olan Dünya Bankası Küresel İslami Finans Geliştirme Merkezi'nin Borsa İstanbul bünyesinde açılacağını bildirdi.”
Dünya Bankası'nı bilirsiniz; hani şu meşhur 'Faiz Lobisi'nin küresel babası olur kendisi.
Şimdi bu haberin ne anlama geldiğini yazının sonlarında bir daha ele almak üzere AKP’nin yeni stratejisini incelemeye çalışalım.
Geçenler de Erdoğan'ın bir zamanlar Şeriatla ilgili söyledikleri, uzun süren görmezden gelme sürecinden sonra yeniden ısıtılıp, piyasaya sürüldü. İki değişik başlıkta piyasaya sürülen bir videoda Erdoğan’ın Aziz Nesin'le tartışması yer alıyor. Videoda Hulki Cevizoğlu’nun “Ceviz Kabuğu” programından bir bölüm var. Programın konuğu Aziz Nesin ve Erdoğan da telefonla bağlanıyor. Bu video AKP’li internet medyası ve Sosyal sayfalarda “Erdoğan'ın Aziz Nesin'i nasıl mat ettiği” başlıkları ve tanıtım yazıları eşliğinde piyasa edilirken, muhalif sayfalarda ise ”Aziz Nesin'in Erdoğan'a haddini bildirdiği” yolunda başlık ve tanıtımlarla paylaşılıyor. Oysa Videonun derlenişi belli ki aynı kaynaktan yapılmış. Aslında videoda daha çok ve en son olarak Erdoğan konuşuyor. Öyle yerden başlatılıp, öyle yerde sonlandırılmış ki; başlığı ne olursa olsun videoyu izledikten sonra oluşan algı; Aziz Nesin’in yetersiz kaldığı yolunda... Videoyu Erdoğan’ın nasıl mat olduğunu görüp “şöyle içimin yağı erisin” diye seyretmeye niyetlenenlerin video bitiminde içi şiştiği ile kalıyor. Bu yaygın bir propaganda taktiğidir. . Bir ara irdelemek istediğim; dezenformasyon tekniklerinden biridir.
Ama videonun bir görevi daha var. Benim bu yazıda irdelemek istediğim konu ile ilgili bir görev bu. Bu videoda Erdoğan’ın iktidarının ilk zamanlarında pek dillenmesini istemediği geçmişteki düşünceleri bu defa AKP’li medyada piyasa ediliyor: “Eğer Müslüman’san şeriatçı da olmak zorundasın.” Bu tema şu sıralar AKP’liler tarafından twitter ve facebook’ta da işlenmekte. Bir zamanlar Erdoğan’ın bu tür konuşmalarını gündeme getirip sosyal medyada paylaşanlar, “hala orada mısın?” gibisinden bir tavırla karşılanırdı. Açıkçası benim de tepkim benzer tarzdaydı. O zamanlar Erdoğan’ın ağırlıklı özelliğinin İslamcı yanı olmadığını, ama bu niteliğinin de es geçilmemesi gerektiğini düşünüyordum. Hala öyle düşünüyorum.
Ancak son zamanlarda AKP’nin taban çalışmasında İslamcı öğelerin giderek daha ağır bastığı gözlemleniyor. Buraya örnekleri alıp yazıyı çorbaya çevirmek istemiyorum ama şu facebook sayfalarını bir incelemenizi öneririm: “Osmanlı Geri Dönecek Kafirler Dize Gelecek”, “İslam Davetçileri”, “Yeniden Hilafetin Gelmesini İstiyoruz”, ”Yakın Tarih Gerçekleri”, “Müslüman Kardeşler”, ”Bağımsız Osmanlı Gençleri”, “Dindar Gençlik”.
Bu sayfalarda paylaşılan “NEYİN BAYRAMI?!.” başlıklı yazıdan kısa bir alıntı;
“23 Nisan, 19 Mayıs, 29 Ekim ve benzeri günler neyin bayramlarıdır? Bunlar Müslümanlar için birer bayram günü değil, birer kara gündür. Zira:
1- „Devletin dini İslam’dır!“ maddesinin anayasadan kaldırılmasının;
2- Allah kanunlarını ve Kur’an hükümlerini kaldırmanın;
3- Şeriat’ı ve Şer’iyye Vekâleti’ni lağvetmenin;
4- Hilâfet’i kaldırıp, Ümmet-i Muhammed’i Halife’siz bırakmanın…”
Yazı Cemalettin Kaplan’ın… Eski bir yazı yani. Ama paylaşım yeni…
İlginç bir şekilde bir zamanlar AKP ile zinhar ilişkilendirmeyen kesimler ve söylemler bu günlerde AKP’liler tarafından özellikle tercih ediliyor. Daha önce bu tür ilişkilendirmelerde AKP yanlısı olanların “artık bunları aşalım” şeklinde özetlenebilecek tepkileri oluyordu. Şimdi bu destekçilerin özellikle İslamcı liberalleri; AKP’nin despotik tavırlarını ve İslamcı argümanları giderek artan bir hızla, daha fazla kullanmasını –şimdilik- utangaçça da olsa onaylıyor. Aynı destek mutabakatının liberal ve sol liberal kesimleri ise sessiz kalıyorlar. Oysa sözünü ettiğim evirilme basite alınacak bir gelişme değil.
Evet AKP’nin bu yeni tarzı yıllardır beslendiği kendisine çok yarayan muhalefeti üzerine çekmek için seçtiği doğru. Yani bir anlamda bir “Sazan Avı” olarak adlandırılabilir. Ama tek başına eşyayı tanımlamaya yetmiyor. Bunu “zorunlu bir aslına rücu” olarak da değerlendirmek gerekir. Diğer bir tanımla “Gezi sendromu” da diyebiliriz. Gezi birçok kesime olduğu gibi AKP’ye de “aslın da ne olduğunu” görebileceği bir ayna tuttu. AKP’nin -bazılarının çok yakıştırdığı- bana oldukça eğreti ve rüküş gelen demokrasi kılığı, Gezi’nin estirdiği o güçlü rüzgarla uçuştu. Üzerinde kalanlarının da ütüsü bozuldu, diz yaptı. Şimdi AKP kendine daha yakıştırdığı, daha rahat ettiği iş elbisesini giymeye hazırlanıyor.
Aslında 4+4+4 eğitim sistemi, Tütün Mamulleri ve Alkollü İçkilerin Satışına ve Sunumuna İlişkin Yönetmeliğin değişmesi, AKP’nin Suriye meselesi süresince El- Kaide uzantılarıyla can ciğer kuzu sarması halleri ve Erdoğan’ın söylemlerindeki üslup değişikliği, bu gidişatın yüzleklerini veriyordu. Ama Gezi ile birlikte farklı bir ivme kazandığını da belirtmek gerekir. Bu fark nedir? diye soracak olursanız; AKP’nin böyle bir kılığa bürünmeyi özellikle seçtiğini söyleyebiliriz. Daha iyi taşıdığını düşünüyor bu kıyafeti… Severek giyiyor.
Her şeye karşın olup bitenin temel parametresi İslamcılık değil. Meselenin özü despotizm. Bildiğimiz despotizm yani… Despotizm; yığınsal gösterilerin hedefi olmuş, kendisine karşı ayaklanılmış, isyanı ve biatı aynı anda görmüş her iktidarın ve liderinin doğal refleksidir. İslamcılık bu ‘İş’in ‘Elbisesi’dir. Ortada İslami bir kalkışma yok. Tıpkı bir İslami yükseliş olmadığı gibi. Ortada yükselen şeyin birincil tanımı despotizmdir. İslamcılık; yukarıda da bahsettiğim gibi bir aşinalık, kullanılması daha kolay gelen argümanlar katalogu… Kendi mahallesinin geçerli argümanları üzerinden, kendi seçmen profiline, kendini kanıtlamaya çalışıyor.
Çünkü kanıtlaması gerekiyor. Çünkü bu mahallede satmaya çalıştığı salyangozlar mahalle sakinlerinin midesini bulandırmaya başladı. Örneğin; -bir önceki Hakan Fidan olayı ile ilgili yazımda da belirttiğim gibi- İsrail’in bölgedeki endişe ve emelleriyle ile ruh ikizi bir dış politika ‘salyangoz’unu Müslüman mahallesinde pazarlamak için epeyce bir İslam sosu gerekmekte.
Bu salyangozun büyüklerinden biri de; yukarıda sözünü ettiğim “Dünya Bankası Küresel İslami Finans Geliştirme Merkezi”nin Borsa İstanbul bünyesinde açılacak olması.
Peki, bu merkezde “geliştirilmesi” düşünülen şey ne olabilir sizce? “İslami Finans’ın geliştirilmesi” ne anlama geliyor? Öncelikle belirtelim; burada geliştirilen işin “Finans” yanı değil, “İslami” yanı... Uyumlulaştırılan demek daha doğru olur. Kapitalizmle olan bir uyumlulaştırmaktan söz ediyorum. Aslında İslamiyet’in kapitalizmle pek uyumsuzluğu yoktur. Ama o Bakara Suresinin 275. Ayeti yok mu!? İşte o noktada sorun çıkıyor:
“Faiz yiyenler, ancak şeytanın çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu, onların, "Alış veriş de faiz gibidir" demelerinden dolayıdır. Oysa Allah alışverişi helal, faizi haram kılmıştır. Bundan böyle kime Rabbinden bir öğüt gelir de (o öğüte uyarak) faizden vazgeçerse, artık önceden aldığı onun olur. Durumu da Allah'a kalmıştır. (Allah onu affeder.) Kim tekrar (faize) dönerse, işte onlar cehennemliklerdir. Orada ebedi kalacaklardır.”
Özellikle Küresel Kapitalizmin 1980’lerden beri izlediği –izlemek zorunda olduğu- “monetarist” politika ile bu ayetin meali her türlü uzlaşma çabasını boşa çıkarıyor. Ayet: “Bu, onların, "Alış veriş de faiz gibidir" demelerinden dolayıdır. Oysa Allah alışverişi helal, faizi haram kılmıştır. “ diyerek özellikle arkadan dolanmaların da önüne geçmiş.
1978’lerden beri sürmekte olan ara düzeltme çabalarının başarısız olması da bu ayet ve özellikle bu kısmı… Bu güne kadar “Katılım Bankacılığı” adı altında; Murâbaha, Mudârebe, İcâre (Kiralama, leasing), Selem ve İstisna, Teverruk, Sukuk gibi “hülle” teknikleriyle aşılmaya çalışıldı bu sorun. Ancak sonuçta mutlaka her para alışverişinde ortada bir mal olması gerekiyordu. Ve kazancın bizzat; edilen karın ve riskin paylaşılması şeklinde olması gerekliliği söz konusu. Bu durum para ticaretinin temel alındığı, izlenen küresel bazdaki monetarist ekonomi açısından ve İslami Sermayenin Küresel Sermaye ile kaynaşması noktasında sorun çıkıyor. Sıradan bir tüketicinin ev, araba ya da bir iş kredisinde sorun üç aşağı beş yukarı “helal” sınırlarında kalsa bile; bu katılım bankalarını mudisi olma heveslisi mütedeyyin yatırımcıların garantili “helal faiz getirisi”ne ulaşmaları pek kolay olmuyor.
Nitekim 2012 Mart’ında Türkiye’deki katılım bankalarının “şeyhülislamı” konumundaki İlahiyat Profesörü, Yeni Şafak yazarı Hayrettin Karaman'ın, Hazine'nin çıkardığı gelire endeksli senetlerin (GES) devlet tahvilinden farksız olduğunu yani faiz içerdiğini yolundaki fetvası, Katılım Bankalarının 1 milyar dolarını faizli para durumuna soktu. Benzeri durum küresel çapta da aynı… Yaklaşık 1,5 trilyon dolar İslami Sermaye küresel sermaye ile “helal” bir izdivaç yapmak için hasretle beklemekte. Bu nikahı kıymak için gözü kara bir imam gerekli. Şöyle ufak tefek(!) meal ve tefsir sorunlarının üstesinden kolayca gelebilecek, başörtüsü, haremlik selamlık ve benzeri tartışmalarla, bilumum İslami argümanlarla donatılmış gündem karmaşasından da yararlanarak bu işi hallediverecek bir imam…
İşte, bu nikahı kıyma görevi; Borsa İstanbul nikah salonunda, AKP Hükümeti ve Dünya Bankası’ndan aldığı yetkiyle, Küresel İslami Finans Geliştirme Merkezi'ne düşüyor. Bu merkezde, Kuran’daki 6 ayet ve 100 civarındaki hadisin; net bir şekilde lanetlediği, faiz yiyen kimseyi annesi ile zina etmiş gibi kabul ettiği bir “haramı”, helal kılma çalışması yapılıyor.
AKP İslamcılığının en tipik özelliği işte burada beliriyor. AKP’yi “Ilımlı İslam” olarak tanımlamanın yanlışlığı da bu noktada düğümleniyor. Eğer AKP İslamcılığına bir ad verilecekse bunun adı “Uyumlu(Kapitalizmle) İslam” olmalıdır. Bu aynı zaman da AKP İslamcılığında “ılım” aramanın da yanlış olduğunun ifadesidir. Bu İslamcılığın sınırını “ılım” belirlemiyor. Uyum belirliyor. Kapitalizmle uyumlu olduğu sürece sonuna kadar gitmekte bir beis görmeyen bir İslamcılık bu... Örneğin okullar da başörtüsünün serbest bırakılmasının hemen ertesinde Abdullah Gül’ün “başörtüsünün serbest bırakılmasını provoke etme amaçlı çarşafla gelenler olacaktır” söylemindeki “turbana evet çarşafa hayır” mealinin nedeni ‘ılım’dan dolayı değildir. Turbanın kapitalizmle ‘uyumlu”, çarşafınsa uyumsuz olmasındandır. Çünkü tesettür modası üzerinden yürütülen ticaretin piyasa değerinden kimsenin vazgeçmeye, hepsinin üzerine çarşaf çekmeye kimsenin niyeti yoktur.
AKP’nin özgürlükler ve yaşam tarzı, demokrasi, kız erkek ilişkileri, işçi hakları, yoksulluk, inanç ritüelleri, muhafazakarlık vs. ile olan ilişkilerini de aynı temelde değerlendirmek lazım. Tüm bu konularda AKP’nin izlediği yolun zikzaklar ve gelgitlerle dolu olması da Kapitalizmin zikzak ve gelgitlerine endeksli olmasındandır. Son günlerde giderek daha fazla İslamcı argümanlar üzerinden kendini tanımlamasının nedeni, Kapitalizmin Küresel sıkıntılarının Türkiye yansımasındandır. AKP Kapitalizmin çıkar ve gereksinimleri doğrultusunda abdest bozdukça, daha fazla ve daha yüksek sesle besmele çekiyor.
Ortada İslamcı bir kalkışma yok demiştim. Doğru… Ama bu; İslamcı bir formatlama, Küresel Sermayenin istekleri doğrultusunda Osmanlıcılık, Halifelik İstemleri, İslami yaşam tarzı, kızlı, erkekli evler hassasiyeti gibi kavramlar üzerinden İslamcı bir kışkırtma olmadığı anlamına gelmiyor.
Küresel Sermayenin; içine düştüğü, bunca zamandır sadece öteleyebildiği krizi, yine en azından öteleyebilmesi yolunda ki, güdüsel ama bir o kadar da sofistike tekniklerle bezenmiş davranışları bir bütünlük oluşturuyor.
Biraz önce sözünü ettiğim Dünya Bankası Küresel İslami Finans Geliştirme Merkezinin Türkiye’de kurulması,
GATS’ın devamı niteliğinde TISA anlaşmaları,
Arap Baharına fiil müdahale, Suriye ve İran üzerindeki hesaplar,
Çözüm süreci ile birlikte dillendirilen “gerçek Misakı Milli”, Demokratik Federalizm ve -İslamcı bir argüman olarak görülse de aslında küresel Sermaye geçişkenliğinin alt yapısı anlamında pişirilen- Osmanlıcılık, Halifelik gibi kavramların hepsi arasında bir senkronizasyon var.
Bu senkronizasyon belki kendiliğinden oluşuyor belki de bir merkezden oluşturuluyor. Ama var…
Tüm bu uyumluluğun odak noktasında da AKP iktidarı var.
Önümüzdeki günlerde AKP ye karşı yapılacak muhalefetin nasıl olacağı, önümüzdeki günleri nasıl yaşayacağımızı belirleyecek.
Açıkçası tahmin edebilmek zor…
Yazarlar
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYAİmamoğlu'na istenen 23 asırlık tarihi ceza: Roma İmparatorluğu kurulduğunda hapse girseydi hala ceza 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakKadife eldiven zamanı 10.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Selami GÜREL“Adı belirsiz” süreç hızlı ilerliyor 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELOtoriter Nasyonal-Kapitalizmin Yeni Eşiği: II. Trump Devri 5.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKAna muhalefet lideri Akşener mi olacak? 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARSavaş notları 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları
-
Şevki ÇELİKCİKEMAL ARABACI 17.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin GürcanFırat batısı, Suriye, riskler, tespitler: Ufukta bir operasyon mu var? 13.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin MünirErkeğin kadını ezmesi 22.09.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AcetSon anketler ne diyor? 9.09.2021 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZKONYA KATLİAMI VE GAZETECİLİK MESLEĞİ ÜZERİNE 2.08.2021 Tüm Yazıları
-
Süleyman Seyfi Öğün2023’e doğru Türkiye 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Yasin AKTAYTaliban’ın inancıyla ters olma arzusu 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Yusuf KaplanFetih ruhu ve rüyası 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Cem SANCARHanımefendi diyeceksiniz 28.06.2021 Tüm Yazıları



































































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
27.05.2018
18.04.2018
7.02.2018
9.02.2017
15.02.2017
27.01.2017
22.01.2017
4.02.2016
11.03.2016
20.11.2015