Sezin ÖNEY
Erdoğan-Putin buluşması, Türkiye’nin “yeni dünyasında”, son dönemde gerçekleşen en sembolik olaylardan biriydi.
Türkiye’nin “yeni dünyası”, Avrupa’dan kopuk, Batı’ya öfkeli, ama nereye yakın belli değil; Batı ülkelerine sıradan vatandaşlarının, hatta Irak’a Enerji Bakanı’nın “vize alıp giremediği” bir çapraşıklık hâli.
Bugün, Putin ve Erdoğan’ın “tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş” misali muhabbetleri, Türkiye’nin savruluşunun da simgesi gibi.
Rusya, 2007’de, “uzak ve korkulan” imge idi. “Ulusalcılar” ve “laik” takipçileri dışında, Rusya ile yakınlaşmak, eşleşmekten ürkülüyordu.
O dönem, en gözde orduevlerinde, Putin’in son derece militarist bir görüntüyle kapağında poz verdiği kitaplar, gururla “hedefiniz budur, ileri” gibi bir edayla sergileniyordu.
2012’de ise, sivil bir iktidarla, bu durum “gerçeğimiz” hâline geldi.
Bazılarımızın, acıyarak sorduğu, “nasıl da böyle Putin ile yaşıyorlar” sorusunun gerçeğini yaşamaya başladık; fiilen.
Nasıl buraya geldik?
Bunun yanıtı, aslında Rusya’da gizli değil.
Rusya, “sonsuz” Putin liderliği altında bile, aslında Avrupa ile ayrılmaz bir bütün hâlinde.
Bazen dövüşerek, hesaplaşarak, sırtını dönerek ve bazen de bütünleşerek, yaşadığı yegâne gerçeklik “Avrupa”; nefret ettiği ve öykündüğü ideali o.
Rusya, büyük güç olarak, hem Doğu hem de Batı’ya hükmetmek istese de, bunu Avrupa’ya sırtını dönerek yapmak istemez.
Batı dışı bir Rusya aslında yok.
Putin de, tüm desiseleri ve ideolojik atıp tutmaları ötesinde, bunun farkında.
Erdoğan ise, Batı dışı bir Türkiye olamayacağının farkında değil.
Türkiye ise, Erdoğan AKP’si ile, Osmanlı İmparatorluğu’ndan beri gelen, “Avrupa’nın Türkiye, Türkiye’nin Avrupa” olduğu gerçeğini, “lokumsal”, “köprüsel” tasavvurlar, “Batı çöktü” veya Almanya’ya karşı verilen “asimilasyon” veryansınları dışında unutmuşa benziyor.
Rusya her zaman üstün olmuştu Osmanlı ve Türkiye’ye, tüm o “büyük oyun” ve “realist paradigmalar” açısından; Putin de, bugün, İstanbul’da boy gösteriyorsa, bu onun iktidarının zaferi, Türkiye’nin değil.
Türkiye’nin, dünyada süregelen “insan” ve “insan-ötesi büyük güç” tartışmalarında, kendisini “bireyi ezen, bireyin haklarını hiçe sayan”, evrensel insan hakları çerçevelerini aşağılayan, bir tek adam rejimi, bir “otoriter demokrasi” olarak konumlaması, Putin’in zaferdir; Türkiye’nin değil.
Rusya, tarihi boyu demokrasiyi, çok partili düzeni, Türkiye ile karşılaştırılamayacak kadar kısa süre yaşamış bir ülke.
“Putin vakasının”, Rusya’da yaşanmasını izah edebilecek bir sürü sebep var.
Türkiye’ninse, Erdoğan için bahanesi yok.
“Başkanlık sistemi” tartışması, rastgele bir “klasikleşen iktidar kaprisi” değil Türkiye’nin devlet sisteminde.
Başkanlık sistemine geçilmesi çabaları, Avrupa Birliği ile ilişkiler üzerinden Avrupa’ya sırt dönülmesi, yüzlerce yıllık iç içe geçmiş kimliklerin, tarihin hiçe sayılması ile beraber, iki temel ve kalıcı hasar yaratacak hata olarak kayda geçecek Türkiye siyasetinde.
Biz, nasıl “tek bir insanı”, politikamızın temeli hâline getirdik?
Türkiye, “Batı-Doğu” ikilemleri ve çatışmalarında, bir tek adam kaprisi yüzünden, Rusya’dan çok daha avantajlı bir konumda başladığı hâlde güncel sorgulamalarda, girdaplarda, detaylarda boğulmuş, kaybolmuş durumda.
Rusya, “demokrasiyi” hiç bilemeden Putinleşti.
Biz...
Nasıl buraya geldik?
Din veya dindarlık, mesele değil.
Mesele, kaderlerimiz ve kimliklerimizin bir tek adamın kısıtlı tasavvuruna göre; devlet tarafından zorla şekillendirilmesi.
Kimliklerimizle ve bireyle alakalı, doğduğumuz andan beri parçamız olan, seçtiğimiz ve seçemediğimiz herşey, bizim sorumluluğumuz, sorunumuz... Ve kimse, kimse; hiçbir “güç sahibi” bu konuda bir tek şey dahi söylememeli.
Ancak, kimlikleri ezmeden de, tek adam olunmuyor.
Bu coğrafya, bunları daha önce yaşadı. Ama seçerek değil.
Talat Paşa ve Enver Paşa’nın “sözde mağrurlukları”, “insana” değil, “insan-ötesi güce” dayanıyordu dersek; sadece kendinizi, 10, 20 yıl ötesine götürün; ne görüyorsunuz?
Onlar, Bakü’den Afganistan’a “büyük oyun” oynadılar da ne oldu?
Mesele eğer, “Batı dışı” modernleşme modeli ise, Latin Amerika’da, “insan onuru” gibi kavramların giderek daha fazla telaffuz edilmesiyle, Türkiye’den çok daha enteresan şeyler söyleniyor.
Gelecek on yıllarda, Türkiye çözemediği Kürt Sorunu’nun çökertici ağırlığı ve Avrupa’ya sırtını dönerek kaybettiği “Batı’nın Doğu, Doğu’nun Batı” olduğu çok boyutlu kimliğinin boşluğuyla, savruluşun modeli olacak; olsa olsa. O zaman, bugünün çakma Rusya hâlleriyle yapılan hataları çok anacağız.
Not. Artık, perşembe ve cumartesi günleri yazıyorum.
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- Olağanüstü koşullardan çıkış
3.02.2025 - Lucifer etkisi: Can ve cam kırıkları
29.01.2025 - Çanlar kimin için çalıyor?
17.01.2025 - ABD seçimleri: Neden böyle oldu?
7.11.2024 - Şahinlerin barışı
6.11.2024 - Bu 'süreç' neyin süreci?
24.10.2024 - Dönüm noktası bir ziyaret
27.06.2024 - Meksika’nın ilk kadın başkanı çetelere karşı
7.06.2024 - Siyasi cinayetler: Slovakya’dan Türkiye’ye
26.05.2024 - Etki Ajanlığı Yasaları: Ne, nerede, nasıl?
20.05.2024
Yazarlar
-
Ali BAYRAMOĞLUBir hegemonya diyarı olarak Türkiye… 6.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYapıyorlar, oluyor ve bir şey de olmuyor 6.07.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CANCHP operasyonlarında yeni eşik 6.07.2025 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Yargıya güvenin’ 6.07.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUABD Büyükelçisi bir şeyler söylüyor da, ne diyor? 6.07.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRCHP'YE YAPILAN OPERASYONLARA KARŞI NE YAPMALI? 6.07.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBahçeli’nin jeopolitik sorumluluğu 4.07.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBenimki bir valiz hikayesi… 4.07.2025 Tüm Yazıları
-
Çiğdem TOKERİklim adıyla sınai kirletmenin ticareti 4.07.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞYangınlar yeniden başladı, Orman Bakanı ne yapacak ve George Orwell 4.07.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasKafkasya ötesinde kanlı satranç 4.07.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciŞimşek görmüyor mu? 4.07.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANBasın Tarihi: “Kürt Sorununda atılacak ‘hayal gibi’ 9 adım…” 4.07.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKSıcak bir yaz, serin bir sonbahar ve belirsiz bir kış 1.07.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİİnsan yerin yüzüdür 1.07.2025 Tüm Yazıları
-
Akdoğan ÖzkanÜç liderin 12 Gün Savaşı’nda karşılaştırmalı performansı 30.06.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEButlan 30.06.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanAK Parti, kendi eseri olan bu Türkiye fotoğrafına daha dikkatli bakmalı 30.06.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAToplumsal Muhalefetten Demokratik Topluma: Halkların, İnançların ve Özgürlük Güçlerinin Birleşik Müc 30.06.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞELLİ MİLYAR DOLAR DÜNYADAKİ AÇLIĞI ÇÖZÜYOR… 30.06.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURDemek ki “ideolojiler” henüz ölmemiş 30.06.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye, sıcak savaşlara evrilen küresel paylaşım savaşının hem sahnesi hem öznesi 30.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENSiyaset ırmağı kirlenirken… 29.06.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENOrtadoğu ve Kürtler CHP’yi Çağırıyor 29.06.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraAdalet ve Kalkınma Partisi’nin Ön Tarihinden 29.06.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNBarışı savunmayayım da ne yapayım! 28.06.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanŞaka değil, Kılıçdaroğlu sahiden gelip CHP’nin başında kalmak istiyor! 28.06.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞDemirtaş’a Kobane mahkumiyeti: Gerekçedeki “10 kusurlu hareket” 28.06.2025 Tüm Yazıları
Ali Denizci
muafazakar basina mi borcluyuz? ben yalnizca tarafa borcluyuz saniyordum. dusunuyorum da aklima yalnizca muhafazakar basinin tarafin bombaladigi alanlarda cirit oynamasi geliyor. (bir olcude zaman gazetesi haric) ha bi de roboski de 34 insan olduruldugunde saatlerce bunu haber yapmayan muhafazakar basin geliyor.