Tayfun Atay
29 Temmuz 1965 günü Milliyet gazetesinde Abdi İpekçi'ye verdiği söyleşide CHP Genel Başkanı İsmet İnönü, Parti'sinin 'ortanın solu'nda olduğunu söyledi.
Elbette bu demeç, ardından bir dolu tartışma, rahatsızlık ve kaynaşmayı tetikledi. CHP, yönünü mü şaşırmıştı, kimliğini mi değiştiriyordu, kendini inkâr mı ediyordu?..
Bu doğrultuda, bir uçta "Ortanın solu, solun ortası" nakaratıyla ti'ye almalardan, öbür uçta "Ortanın solu, Moskova yolu" diyerek komünizm fobisi üzerinden gözden düşürme çabalarına kadar açılan yelpazede, Türkiye'nin en eski partisinin 'devlet'ten 'toplum'a doğru bu yeni siyasi yörünge ilanı yerden yere vurulmuştur. Hatta 1965 seçimlerindeki başarısızlık da "İşte buyurun, 'ortanın solu'nu buldunuz" demeye getirircesine bu karara bağlanmıştır.
Ardından, İnönü döneminin Parti Genel Sekreteri Bülent Ecevit başkanlığı devralıp 'ortanın solu'na daha kararlıca sahip çıkarak bu çizgiyi herkesin anlayacağı dille halka sunup kitleselleştirdiğinde, CHP'nin bu 'yeni rengi'nden hoşlanmayan partililer, Turhan Feyzioğlu liderliğinde Cumhuriyetçi Güven Partisi 'kopması'na da yol açmışlardır.
Geçerken şunu kaydetmemek haksızlık olur: Her ne kadar 'ortanın solu'nun CHP Genel Başkanı İnönü'nün ağzından Parti'nin siyasi çizgisi olarak resmen telaffuz edilmesi önemli ise de bu ifade Parti'nin bazı genç siyasetçileri tarafından daha erken yıllarda kullanılmıştır. Özellikle İnönü-sonrası CHP'sinde öne çıkacak olan iki abide isim, Bülent Ecevit ve Turan Güneş'in 'ortanın solu' tabirini CHP ile bağlaşık şekilde İnönü'den önce kullandığına ilişkin tespitler vardır.

İsmet İnönü
Her halükârda İnönü'nün 1960'lar dünyasının yükselişte olan ekonomik, sosyal, politik, ideolojik ve kültürel dinamikleriyle gayet uyarlı mahiyette CHP için netleştirdiği 'ortanın solu' çizgisi ciddi sarsıntı ve çalkantılara yol açarak kısa vadede Parti'nin aleyhine gibi görünen birtakım sonuçlara yol açmıştır denilebilir.
Ama uzun vadede ne olduğunu hepimiz biliyoruz.
'Ortanın solu'na bütün fikriyatı ve kalbiyle sahip çıkan, onu kendince herkesin anlayacağı bir dille 'teorikleştirme' yönünde de çaba sarf eden (aşağıya, 'Kaynaklar'a bkz.) Bülent Ecevit'le CHP, 1970'ler Türkiye'sinde tarihinin en büyük oy oranlarını yakalayarak bugüne kadar bir merkez-sol kitle partisi kimliğiyle kristalleşti, kurumsallaştı.
CHP tarihinin belki de en önemli dönüm noktasıdır İnönü'nün "Ortanın solundayız" anonsu ve ardından Ecevit liderliğinde bu siyasi çizginin hem teorik hem de pratik olarak hayata geçirilmesi…

Bülent Ecevit
Muhafazakârlığa 'tepeden bakma'nın bedeli
Önceki hafta sonu T24 olarak CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve Parti'nin önde gelen isimleriyle birlikte İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu'nun da katılımıyla gerçekleştirdiğimiz buluşmada Kılıçdaroğlu'nun bazı sözlerini dinlerken zihnimden onun şimdi lideri olduğu Parti'nin tarihinde 1960'ların ortasında cesaretle hayata geçirilmiş olan bu 'ortanın solu' söylem ve pratiği geçti.
Elbette aynı ölçek ve ağırlıkta olduğunu söylemiyorum, ama Kılıçdaroğlu, CHP tarihinde yine önemli bir dönüm noktası oluşturacak mahiyette yeni bir siyasi-stratejik yönelim ya da yörüngede bir girişimden bahisle başladı sözlerine.
Bu, CHP için pek çoklarınca 'imkansızı istemek' denilebilecek şekilde, siyaseten bir türlü nüfuz edilemez bir dünya olarak düşünülen dindar-muhafazakâr kesimlerle diyalog ve 'muhabbet' inşası yolunda kararlı, planlı-programlı bir çabanın içinde olunduğu bilgisiydi.
CHP Başkanı şunları söylemekteydi:
"Bir kentin muhafazakâr dünyaya ya da merkez sağ siyasete yakın kanaat önderleriyle 30-35 kişilik buluşmalar gerçekleştiriyoruz. Onlara Genel Başkan'ı kırar mıyız, üzer miyiz, yanlış anlaşılır mıyız veya tepki görür müyüz diye düşünmeyin, istediğiniz soruyu, istediğiniz şekilde sorabilirsiniz, ben de sizin her sorunuzu büyük bir samimiyetle cevaplayacağım diyerek toplantıyı açıyorum. Tabii biz de onlara soruyoruz 'Neden bize oy vermiyorsunuz?' diye. Bu toplantılar sayesinde birbirimizi karşılıklı olarak daha yakından, daha iyi tanımış oluyoruz. (…) Kutuplaştırılmış bir toplumda, zaten size oy vermeye karar vermiş bir seçmen kitlesine kendinizi anlatmanın bir anlamı yok. Önemli olan size uzak duran ama tanımak da isteyen ve hatta tanıdıkça politik tercihini değiştirebilecek olan, bu değişimle birlikte çevresini de etkileyecek olan isimlere ulaşmak. 16 Nisan (2017) Referandumunda uygulamaya başladığımız bu yeni kampanya yönteminin meyvelerini 31 Mart yerel seçimlerinde aldık. Örgütlerimiz de bu kampanya tarzını memnuniyetle benimsedi. Bu zamana kadar kapısını çalmadığı, çalmaktan çekindiği toplumsal kesimlerle buluştukça ve bu buluşmaların olumlu sonuçlarını aldıkça daha da sahiplendi bu yönteme. (…) Kanaat önderleriyle yapılan toplantıların bir başka önemli örneği de kadın vaizeler ile yapılan toplantı. Bir başka toplantı örneği ise CHP'ye hiç oy çıkmamış köylerin muhtarlarıyla yaptığımız toplantı. Bu tür toplantıların sonuncusunu Aksaray'da yaptık. Çok yoğun bir muhtar katılımı oldu. (…) Neden CHP'ye oy vermiyorlar sorusuna yönelik ortaya çıkan sonuç, CHP'nin bu toplum kesimlerine yönelik 'tepeden baktığı' yönünde bir yargının olduğu. Üzülerek ifade edeyim, bizim halka tepeden baktığımız, küçümsediğimiz gibi bir algının yerleştiğini gördüm."
Genel Başkan Kılıçdaroğlu, böylesi bir yargının yerleşmesinde dünden bugüne CHP yönetim kademesi olarak kendi sorumluluklarını da kabul ederek bu yargının kırılması yolunda böylesi bir muhafazakârlıkla buluşma, konuşma, karşılıklı anlama-anlaşma yolunda bir girişiminin önünün açıldığını sözlerine ekledi.
'Kök-paradigmalar'
Kılıçdaroğlu'nun konuşmasında bu bağlamda bana çok ilginç gelen bir kesit de dindar-muhafazakâr kesimle diyalog sürecinin, kendilerini bir yeni 'kültürel dil' kullanma yolunda geliştirme çabasına soktuğunu söylemesiydi. Dindar-muhafazakâr 'kültürel lehçe'nin daha aşina olduğu; anlam ve değer dünyasını biçimlerken işlerlikte tuttuğu simgesel söz ve sözcükleri içselleştirmeye çalıştıklarının, buna mukabil yadırgadığı deyiş ve kavramları ise artık kullanmaktan kaçındıklarının altını çizdi CHP lideri.
Bu bana Prof. Şerif Mardin'in Türkiye'de din ve toplumsal değişme (modernleşme) ilişkisini Said Nursi ve Nurculuk örneğinde inceleyerek tartışmaya açtığı kitabında antropolog Victor Turner'dan hareketle bir çözümleme anahtarı olarak kullandığı "kök-paradigmalar" kavramını hatırlattı.
Mardin, Türkiye'de Cumhuriyet'in başından itibaren siyaseten hayata geçirilen hızlı ve köktenci modernleşme karşısında İslami kültürün kendini yeniden-üretebilmesinde kök-paradigmaların oynadığı işlevsel role dikkat çeker. Bir 'kök-paradigma', bir sözcüğün belli bir kültür ortamında taşıdığı özel anlamları işaret etmektedir. Bu anlamlar çerçevesinde insanlar, kendilerine yaşamlarında yol gösterici olacak bir 'kültürel harita' edinirler, bu doğrultuda toplumsal yaşantılarını ve ilişkilerini biçimlendirirler.
İslami bir kültür örüntüsü içinde doğmuş ve yetişmiş insanlar için 'kök-paradigma' mahiyetinde pek çok kavram; rızk, kanaat, namus, hürmet, haram, hak, adalet, sabır, şükür, tevekkül, selamet, vd., gündelik hayatın içinde varoluş çabasında işlerlik arz ederler.
Dolayısıyla, Mardin'e göre, bir radikal modernleşme (Batılılaşma) sürecinin siyaseten hayata geçirildiği Cumhuriyet Türkiye'sinde dindar-muhafazakâr kültürel örüntü, kök-paradigmalar dolayımıyla ayakta kalabilmiş, böylelikle kuşaktan kuşağa aktarım sağlanabilmiştir.

Prof. Şerif Mardin
Kök-paradigmalarla buluşma
Hızla konumuza, CHP'ye ve CHP'nin muhafazakârlık ve 'muhafazakâr kültürel lehçe'ye yabancılığı aşma hedefine geri dönelim!..
Şerif Mardin'in, elbette eleştiri ve sorgulamaya da açık yukarıdaki çalışmasından hareketle formülleştirmek gerekirse, Türkiye'de dindar-muhafazakârlığı modernleşen Türkiye'de zinde-diri-canlı kıldığı belirtilen kök-paradigmalar, aynı zamanda bunlara duyarlı kitleleri on yıllar boyunca sağ partilerin arkasında tutma yolunda da popülist siyasetin malzemesi olmuştur denilebilir.
(Bunu sadece bazı merkez-sağ partiler ve İslamcı-sağ partilerin isimlerine bakarak dahi anlamak mümkün: Adalet, Doğru Yol, Nizam, Selamet, Refah, Fazilet, Saadet)
CHP için ise bu kök-paradigmalar, 'sırrına vakıf olunmak', yani kitleler nezdinde anlam ve değer üreten simgeler şeklinde değerlendirilmek şöyle dursun, daha ziyade gericilik, çağdışılık, yobazlık hallerinin dildeki (söylemsel) tezahürleri olarak takdir olundular. Buna karşılık, söz konusu muhafazakâr kitlelerle mesafeye, yabancılaşmaya ve ters düşmeye sürükleyen bir terminolojik dil kullanımı benimsendi.
Kılıçdaroğlu'nun sözünü ettiği "CHP bize tepeden baktı" algısının bu kadar pekişmesinde bu 'terminoloji' sorununun, bu kök-paradigmalara vakıf olamama durumunun payı olduğu da düşünülebilir.
Fakat şimdi Genel Başkanı'nın T24 buluşmasındaki sözlerinden anlıyoruz ki CHP, artık bu kök-paradigmalarla çatışık değil barışık, onlara dışsal değil içsel bir yeni-dil kullanımını özellikle dindar-muhafazakâr kitlelerle kurduğu ilişkide geliştirme yolunda bir çaba içine girmiş görünüyor.

Kemal Kılıçdaroğlu
'Ölsem de CHP'ye oy vermem' muhafazakârlığı bitiyor
Zaten hemencecik 'CHP'de muhafazakâr açılım' denilip ironiye vurularak hem küçümsenen hem de kınanan bu muhafazakâr kesimi anlama/ona kendini anlatma pratiğinin naif mi naif, romantik mi romantik, hülyalı mı hülyalı, dolayısıyla da boşa kürek çekmekten öteye gitmeyecek nafile ve beyhude bir çaba olduğunu elbette çok söyleyen çıkacaktır.
Kendisini CHP bünyesinin bir parçası sayan kesimlerden de gelecektir itirazlar...
Başta Tayyip Erdoğan olmak üzere, meydanlarda "Kırk yıllık Kâni olur mu Yani" diyerek ve geçmişten bol bol 'CHP-marifeti' saydıkları dindarlık-karşıtı bir takım uygulamaları temcit pilavı gibi öne sürerek, kitleleri bu girişim karşısında ters yönde maniple edecek sağ-dinbaz siyaset erbabı da olacaktır.
Bütün bu beklenti ve olasılıkların ötesinde ben CHP'nin girişiminin yerinde ve zamanında, dolayısıyla geçerli ve de gerekli olduğunu savunuyorum.
Doğrudur, bu memlekette, "Babamın mezardan çıkacağını bilsem de ölsem de CHP'ye oy vermem" diyen bir dindar-muhafazakâr nesil olmuştur. Ben de bu tür lakırdıları edenlere bol bol tanık oldum.
Fakat, bilmiyorum çok mu ağır olacak, o yüzden Allah geçinden versin diye bir not da düşerek belirtmem gerekirse, "Ölsem de CHP'ye oy vermem" diyen o muhafazakâr nesil de hakikaten ölmeye yüz tutmuştur. Ya da henüz topyekûn Hakk'ın rahmetine kavuşmadıysa da hem fiziken hem zihnen hem de ruhen alabildiğine yaşlanmıştır.
Bugün AKP ve MHP bir yandan da işte tam bu vasıfta olanların siyasal temsili olarak bir kitlesel daralma sürecinin içinde kanımca.
Ve gayet ilginç şekilde, AKP iktidarı bir noktadan itibaren Türkiye'de seküler kimliğin partisi CHP'yi dindar-muhafazakâr kesimle irtibat ve 'muhabbet' noktasına şimdilerde getirdiği gibi, dindar-muhafazakâr camia da 17 yıllık AKP iktidarında alabildiğine sekülerleşme sürecinin içinde oldu.
Dolayısıyla CHP'nin dindar-muhafazakârlara hitap etme, onların gönlünü ve güvenini kazanma arayışının ben öyle topyekûn karşılıksız kalacağını düşünmüyorum.
"Ölsem de CHP'ye oy vermem" diyen dindar-muhafazakârlık ölmeye yüz tutuyor.
Yeni-kuşak dindar-muhafazakârlık ki isterseniz bugün hayli popüler olan Z-kuşağı tabirinden esinle 'Z-kuşak dindar muhafazakârlık' diyelim; işte bu kuşak için AKP dinbazlığının yaşlı, sıkıcı, boğucu, daral getirici, nihayet deizme kaçırıcı söylem ve pratiği karşısında CHP sekülerliğinin hayata da sevince de ümide de davet eden bir seçenek oluşturma ihtimali yok değil, bal gibi de vardır.
İmamoğlu örneği
Yukarıdaki iddiamızı temellendirme yolunda en bariz, taze ve heyecan verici örnek, Ekrem İmamoğlu'dur.
23 Haziran tekrar-seçiminde İstanbul'da kendisini gösteren ezici oy farkı, kentin dindar-muhafazakâr seçmenlerinin, yaşlanmış ve çatık kaşlı; kutuplaşma, kavga, çatışma, savaş, kan vaat etmekten öteye gitmeyen; dünyayı değil ahireti, hayatı değil ölümü öne çıkaran AKP tavrına bir tepkisi olarak da geldi.
Ve işte bugün İstanbul'da karşımızda Ramazan'da orucunu tutan, Cuma namazına iştirak eden, üstüne bir de çatır çatır 'aşr-ı şerîf' okuyan, öte yandan Belediye Meclisi'nde Alevi cemevlerinin ibadethane statüsü kazanması için canla başla mücadele veren, sosyal demokrat, ortanın solunda, dindarlıkla barışık ve dindar-muhafazakârlıkla aynı dili konuşan bir CHP'li Belediye Başkanı var.
Onun arkasında da Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve Parti'sinin yukarıda zikrettiğimiz üzere, "Bize oy vermeyen muhafazakâr kesimle buluşma, konuşma, anlatma-dinleme, halleşme, helâlleşme, muhabbet üzere olma yolundayız" denilebilecek yeni siyasal arayışı var.
Evet, ben bunun 1960'larda "Artık ortanın solundayız" diyen CHP lider kadrosunun yaptığı gibi yerinde, gerekli ve cesaret dolu bir adım olduğu kanaatindeyim. CHP demek istiyor ki artık ortanın solunda olduğum kadar muhafazakârlığın da kalbinde olacağım!..

Ekrem İmamoğlu
Eski alışkanlıklar zor ölür, ama ölür!
CHP İstanbul'da dindar-muhafazakâr yurttaşlardan aldığı oyu, Aksaray'da da alabilir, Yozgat'ta da alabilir, Konya'da Kayseri'de Trabzon'da Rize'de de alabilir.
Türkiye'de, küresel tekno-ekonomik akışla da uyarlı mahiyette seyreden toplumsal-kültürel değişim, 'sekülerleşme' bağlamında vurguladığım gibi, dindar-muhafazakâr kesimde de hükmünü icra etmekte. Ortalığı yaygaraya, şiddete, dehşete boğup medyada sansasyonel-spektaküler dinbazlık salvoları atanlara aldırmayın. Derinden akan sularda dindar-muhafazakâr yeni-kuşaklar da dünyevi ve elbette adil olduğu kadar huzurlu, eğlenceli, neşeli bir hayat yaşamak istiyorlar.
Bu isteği karşılama yolunda CHP'nin niteliksel yapısı da elverişli, potansiyeli de yüksek.
Elbette eski alışkanlıklar zor ölür. Ama ölür.
Yukarıda da kaydettiğim üzere, Türkiye bazı eski alışkanlıkların nihayet ölmeye yüz tuttuğu noktada. "Ölsem de CHP'ye oy vermem" diyenlerin de "CHP ne kadar yırtınırsa yırtınsın dindarlardan oy alamaz" diyenlerin de miadının dolduğu günlerdeyiz!..
Dinbaz-zenginlik karşısında dindar-dostu 'ortanın solu'!
Ne diyordu Ecevit, ta 1966'da İnönü'nün "Ortanın solundayız" demecinin hemen ardından kaleme aldığı, bir bakıma 'Ortanın Solu Manifestosu' denilebilecek o sade, küçük ama dopdolu kitabında, okuyalım:
"Ortanın solundakiler halkçıdırlar. Geniş halk topluluklarının yararını, dar zümrelerin çıkarlarına üstün tutarlar. Halkın köklü sınıf duvarlarıyla bölünmesini insanlık onuruna ve toplumun esenliğine aykırı sayarlar. Ama bunun için, bir sınıfın başka sınıfları yok etmesini değil; gelir dağılımında denge ve adalet sağlanarak, insanlığa ve topluma yararlı bütün işlere saygınlık (itibar) kazandırılarak, her türlü ayrıcalıklar (imtiyazlar), her türlü fırsat ve imkân eşitsizlikleri kaldırılarak ve bütün sömürme kapıları kapanarak, sınıflar arasında kaynaşma olmasını, sınıf ayrılıklarının bu yoldan eritilmesini isterler."
Denilebilir ki 'CHP matriksi' (dölyatağı) söz konusu olduğunda zaman-zemin farkı elbette dikkate alınarak yüründüğünde değişmeler kadar süreklilikler de karşımızdadır.
Ecevit'in sözlerine dikkat edin ve o sözlerde 'dar zümrelerin çıkarları', 'her türlü ayrıcalıklar', 'her türlü fırsat ve imkân eşitsizlikleri', 'sömürme kapıları' gibi ifadelerin bugünün Türkiye'sinde neye denk geldiğini bir düşünün!
Zihninizde 'dinbazlık', 'dinbaz sermaye sınıfı', 'saraylı dinbaz aristokrasi', yani kısacası bir 'dinbaz zenginlik' canlandığını hissedecek, fark edeceksiniz!..
Eh, böyle bir ekonomi-politik iklimde CHP elbette bu ülkenin yoksul ya da dar gelirli, çaresiz, geleceğe güvenle bakamayan dindar-muhafazakâr insanlarıyla aynı dili konuşmanın, onların kalbini kazanmanın yollarını arayacaktır.
'Ortanın solu' bunu gerektirir çünkü…
(Yararlanılan ve okunması önerilen kaynaklar: Bülent Ecevit, Ortanın Solu, Tekin Yayınevi, 1975 (İlk baskı: 1966); Özkan Ağtaş, 'Ortanın Solu: İsmet İnönü'den Bülent Ecevit'e', Modern Türkiye'de Siyasi Düşünce, Cilt 8: Sol, İletişim Yayınları, 2007; Şerif Mardin, Bediüzzaman Said Nursi Olayı: Modern Türkiye'de Din ve Toplumsal Değişim, İletişim Yayınları, 1990.)
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları
-
Şevki ÇELİKCİKEMAL ARABACI 17.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin GürcanFırat batısı, Suriye, riskler, tespitler: Ufukta bir operasyon mu var? 13.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin MünirErkeğin kadını ezmesi 22.09.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AcetSon anketler ne diyor? 9.09.2021 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZKONYA KATLİAMI VE GAZETECİLİK MESLEĞİ ÜZERİNE 2.08.2021 Tüm Yazıları
-
Yasin AKTAYTaliban’ın inancıyla ters olma arzusu 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Süleyman Seyfi Öğün2023’e doğru Türkiye 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Cem SANCARHanımefendi diyeceksiniz 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Yusuf KaplanFetih ruhu ve rüyası 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ali AYDINİşsiz Kalan Antikorlar, Lanetli Pay ve Siyaset 17.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer F. GergerlioğluMuhafazakârlar çürümeye niye sessiz? 8.06.2021 Tüm Yazıları
-
Mustafa ÖztürkNiyet ve akıbet 29.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ayşe BöhürlerTarih büyük harflerle yazılmaz 28.05.2021 Tüm Yazıları
-
Gazi BAŞYURTBir zamanlar sayılamazdık parmak ile, şimdi eksiliyoruz birer birer… 25.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer Ahmet ÖZERENBİR 1 MAYIS Anekdotu… 10.05.2021 Tüm Yazıları
-
Osman CAN24 Nisan 1915: Kardeşimin Cenazesini Kaldıramadım Hala! 29.04.2021 Tüm Yazıları
-
Verda ÖZERBırak artık eski normali 28.04.2021 Tüm Yazıları
-
Vedat BilginSistem değişti de ne oldu! 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Kurtuluş TAYİZPandemide Erdoğan'ı devirme planı çöktü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali Saydam23 Nisan ‘Çocuklara Hürmet’ Günü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali TarakçıZEVZEK'in asıl amacı Montrö değilmiş! 17.04.2021 Tüm Yazıları
-
Burak Bilgehan ÖzpekVesayet Nedir, Nasıl Kurulur, Niçin Çöker? 16.04.2021 Tüm Yazıları
-
Firuz TÜRKERDARBE GİRİŞİMİNE HAZIR OLMAK 4.04.2021 Tüm Yazıları
-
Yıldız RamazanoğluYeni metin ne söyleyecek? 25.03.2021 Tüm Yazıları
-
RAGIP DURAN'Bir tek kişinin otoritesi suçtur!' 22.03.2021 Tüm Yazıları
-
Sevilay YALMANMesele Gergerlioğlu meselesi değil! 19.03.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKBACAKİZMİT KÖRFEZİ YAKIN, DENİZ BİZE ÇOK UZAK! 17.03.2021 Tüm Yazıları
-
Ural ATEŞERANADİL... 21.02.2021 Tüm Yazıları
-
Demir Küçükaydınİki Devrimci – Türeci ve Şahin 4.01.2021 Tüm Yazıları
-
Perihan MAĞDENHayaller: ETHOS, Gerçekler: BİR BAŞKADIR BENİM MEMLEKETİM 18.11.2020 Tüm Yazıları
-
Talat ULUSOY9 Eylül 1922, İzmir’in “KURTULUŞ” Günü’nde… 9.09.2020 Tüm Yazıları
-
Mahmut ÖVÜRAK Parti mi “İhvan’cı” siz mi operasyon çekiyorsunuz? 8.09.2020 Tüm Yazıları
-
Mustafa Yurtsever2010 YILI REFERANDUMU’NUN BİTMEYEN HİKAYESİ 29.08.2020 Tüm Yazıları
-
Hilâl KAPLANİstanbul Sözleşmesi yaşatır mı? 7.08.2020 Tüm Yazıları
-
Eşref ÇAKARKonca Yazışmaları... 5.08.2020 Tüm Yazıları
-
Kadri GÜRSELTürkiye’de darbe mi olacak gerçekten? 16.05.2020 Tüm Yazıları
-
Sinan ÇİFTYÜREKTürbülanstan mayın tarlasına dalış yapan AKP! 13.05.2020 Tüm Yazıları
-
Yaşar YAKIŞTürkiye’nin iktidar partisi yardımlaşmayı da tekeline almak istiyor 25.04.2020 Tüm Yazıları
-
Orhan PamukEski salgınlar ve bugün biz 24.04.2020 Tüm Yazıları
-
Bejan MATURÖlüm hangi boşluğu doldurur? 12.04.2020 Tüm Yazıları
-
Umut ÖZKIRIMLIKorona ve milliyetçilik 8.04.2020 Tüm Yazıları
-
Raffi Hermon Araks‘ARTSAX (Dağlık Karabağ) MESELESİ, NEDİR VE NE DEĞİLDİR? 1.04.2020 Tüm Yazıları
-
Serdar KAYAİslam, Bilim, Virüs, Kumaş 24.03.2020 Tüm Yazıları
-
Markar ESAYANKarantina günlerinde yalnızlık... 20.03.2020 Tüm Yazıları
-
Eyüphan KAYACorona Virüs bir musibettir 19.03.2020 Tüm Yazıları
-
Metehan DemirMoskovanın samimiyet testi 23.02.2020 Tüm Yazıları
-
Merve Şebnem OruçSürreel bir devrim: Gezi 23.02.2020 Tüm Yazıları
-
Tayfun AtayGoebbels korosu söylüyor: "Her şey mükemmel efendim!" 18.02.2020 Tüm Yazıları
-
Yalçın AKDOĞANBirilerini suçlama yarışı 8.02.2020 Tüm Yazıları
-
Hüseyin GÜLERCECHP, şimdi de İlker Başbuğu alet ediyor 8.02.2020 Tüm Yazıları
-
Ufuk COŞKUNCemevleri için Cumhurbaşkanı’na Çağrı! 20.01.2020 Tüm Yazıları
-
Yalçın ERGÜNDOĞANGökdelen hançeri tam İzmir’in kalbine saplanıyordu ki… 16.12.2019 Tüm Yazıları
-
Nihat Ali ÖzcanOrtadoğu’nun karmakarışık halleri 22.10.2019 Tüm Yazıları
-
İbrahim TenekeciDün ve bugün 11.09.2019 Tüm Yazıları
-
Esat KORKMAZYOLDAŞIM YAVUZ ÇANAK 29.08.2019 Tüm Yazıları
-
Ali KİREMİTCİDÜNYADA VE TÜRKİYE’DE SİYASET YENİDEN ŞEKİLLENİYOR 13.07.2019 Tüm Yazıları
-
Tayfun TURANAYILANA GAZOZ, BAYILANA LİMON. 11.07.2019 Tüm Yazıları
-
Mustafa DAĞCIÖTEKİLEŞTİRMENİN ÖTESİ= DÜŞMANLAŞTIRMAK 3.07.2019 Tüm Yazıları
-
Gürkan-Zengin23 Haziran seçimleri: Bir vak’ayi hayriyye 25.06.2019 Tüm Yazıları
-
Serdar ESEN"Herşey Çok Güzel Olacak" mı? 9.06.2019 Tüm Yazıları
-
Celal DENİZIRKÇILIĞIN TEDAVİSİ VAR MIDIR? 9.06.2019 Tüm Yazıları
-
Ahmet AY14 Mayıs güzellemelerinin anlamı 15.05.2019 Tüm Yazıları
-
Salih TunaZincir sesleri 23.04.2019 Tüm Yazıları
-
Beril DEDEOĞLUİflas eden tüccar, eski defterleri karıştırırmış 27.02.2019 Tüm Yazıları
-
İbrahim TığlıBu ne iki yüzlülük!... 26.02.2019 Tüm Yazıları
-
Nermin ALPAYİNSAN VE EKONOMİK DEĞERİ 8.02.2019 Tüm Yazıları
-
Ümit FıratBir mahalli seçim hatırası 15.01.2019 Tüm Yazıları
-
Murat AKSOYUnutmayalım yerel seçime gidiyoruz 11.01.2019 Tüm Yazıları
-
Ekin GÜNBİR… İKİ… İZMİR MARŞIYLA KOŞ! 4.01.2019 Tüm Yazıları
-
Ahmet SeverTürkiye bu kadar tehdit ve hakaret eden bir Cumhurbaşkanı görmedi 18.12.2018 Tüm Yazıları
-
İbrahim SEDİYANİKirletme 15.12.2018 Tüm Yazıları
-
Nadi ÖZTÜFEKÇİUlusal mı Ulusalcılık mı? 15.12.2018 Tüm Yazıları
-
M.Şükrü HANİOĞLUDünya “biz”i parçalamak için mi savaştı? 26.11.2018 Tüm Yazıları
-
Cemil ERTEMEkonominin geleceğini simgeler anlatır! 31.10.2018 Tüm Yazıları
-
Amberin ZAMANCemal Kaşıkçı ve Türkiye’nin itibarı 10.10.2018 Tüm Yazıları
-
Mete YararCastle International 28.09.2018 Tüm Yazıları
-
Mehmet CANFilistin ulusal sorunu-II 25.09.2018 Tüm Yazıları
-
Leyla İPEKCİAile içi eğitimin maneviyatı (1) 18.09.2018 Tüm Yazıları
-
Ümit KurtTarihçi Kieser: Modern Türkiye'nin eş kurucusu Talat Paşa 17.09.2018 Tüm Yazıları
-
Güngör UrasABD’DE BORÇ KRİZİ 10.08.2018 Tüm Yazıları
-
Serpil Çevikcan24 Haziran sonrasındaki şema 30.05.2018 Tüm Yazıları
-
Hüseyin ÇAKIRVaatlerinizi sözleşme olarak imzalayın… 27.05.2018 Tüm Yazıları
-
Kürşat BUMİNLGS Türkçe: Çocuklarla dalga mı geçiyorsunuz? 7.02.2018 Tüm Yazıları
-
Aslı AydıntaşbaşYaklaşan facia 6.02.2018 Tüm Yazıları
-
Yusuf Ziya DÖGERTürkiye Seçimlerinin Kilidi Kürdler 6.02.2018 Tüm Yazıları
-
Özgür MumcuTutuklu yargı 6.02.2018 Tüm Yazıları
-
Arife KÖSEHawaii’den sonra nükleer savaş tehdidini yeniden düşünmek 1.02.2018 Tüm Yazıları
-
Güldalı COŞKUNSeçim kritiği desem de…. 1.02.2018 Tüm Yazıları
-
Ergün Diler23 gizli toplantı. 8.01.2018 Tüm Yazıları
-
Ceren KENARMusul sonrası DEAŞ 14.07.2017 Tüm Yazıları
-
Okay GÖNENSİNSertleşme mi normalleşme mi? 11.07.2017 Tüm Yazıları
-
İhsan ELİAÇIKDini çoğulculuk gereği kadından imam olabilir 23.06.2017 Tüm Yazıları
-
Adil GÜRHay Allah yine çenemi tutamadım! 16.04.2017 Tüm Yazıları
-
Hüseyin SARIBAŞHAYIR, YETER ARTIK! 18.02.2017 Tüm Yazıları
-
İlhan ÇETİNFiliz 22 gündür hayata tutunmaya çalışıyor... 7.02.2017 Tüm Yazıları
-
Mustafa ARMAGANÇankaya’nın karakutusu Latife Hanım mı? 7.02.2017 Tüm Yazıları
-
Süleyman YAŞARVatandaşın dövizini devlete dört katı faizle satıyorlar 26.07.2016 Tüm Yazıları
-
A.Turan ALKAN40 $, hem de ‘döge döge’ 15.07.2016 Tüm Yazıları
-
İhsan YILMAZÜmmetin ortak dili: İngilizce 13.07.2016 Tüm Yazıları
-
Bülent KORUCUÖzel haber bayramı 11.07.2016 Tüm Yazıları
-
Gökhan ÖZGÜNBen HDP’ye oy veriyorum… 28.06.2016 Tüm Yazıları
-
Orhan MİROĞLUYazmaya kısa bir mola veriyorum 17.04.2016 Tüm Yazıları
-
Cemil KOÇAKVe Türkiye ‘hayır’ diyor! 16.04.2016 Tüm Yazıları
-
Sema İZOLCennette de hendek var mı anne? 15.02.2016 Tüm Yazıları
-
Birgül HAKANAli Demirsoy 9.02.2016 Tüm Yazıları
-
Lale KEMALMİT-Mossad kırılganlığı, Rusya ile IŞİD gerilimi 9.02.2016 Tüm Yazıları
-
Sanem ALTANAcılar usta, bizler çırağız.. 6.02.2016 Tüm Yazıları
-
Hadi ULUENGİNOtoriterlik yükselirken 4.02.2016 Tüm Yazıları
-
Demiray ORAL‘Serbest kötülük ortamı’nı icat ettik / Hep birlikte - Tev bi hev re* 2.02.2016 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARANSUYasadışı dinleme suç değilmiş! 1.02.2016 Tüm Yazıları
-
Enver SEZGİNEkrem Sezgin 1.02.2016 Tüm Yazıları
-
Gülay GÖKTÜRKAYM’den AİHM’e cevap 12.01.2016 Tüm Yazıları
-
Yasemin YILDIRIMSayın Kılıçdaroğlu elinizi yükseltin ve “Demirtaş 15 Temmuz gecesi neredeydi?” diye sorun 5.01.2016 Tüm Yazıları
-
Ayhan BİLGENYalanın gücü tükenir, onur kavgası tükenmez 30.12.2015 Tüm Yazıları
-
Zeliha AKPINARNefretiniz elektriğe dönüştürülebilseydi bütün dünyayı aydınlatırdı 29.12.2015 Tüm Yazıları
-
Umur COŞKUNSöz Geçmez, Top Mermisi İşlemez 28.12.2015 Tüm Yazıları
-
Abdülkadir Küçükbayrak“Analar ağlamasın”dan “Analarını ağlatacağız”a nasıl gelindi! 28.12.2015 Tüm Yazıları
-
Ekrem DUMANLIGeç kaldın ey Müslüman 17.11.2015 Tüm Yazıları
-
Semra POLATFransa'nın mülteci ayarlı bombaları 14.11.2015 Tüm Yazıları
-
Ferdan ERGUTHDP içi bir PKK eleştirisi mümkün müdür? 12.11.2015 Tüm Yazıları
-
Nejat ERDİMIŞİD,KÜRTLER VE KAPIMIZDAKİ TEHLİKE! 22.07.2015 Tüm Yazıları




















































































































































































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
11.02.2020
27.01.2020
23.01.2020
9.01.2020
7.01.2020
5.01.2020
31.12.2019
26.12.2019
22.12.2019
12.12.2019