Hasan ÖZTÜRK
Haluk, bu dünyada yaşayan güzel insanlardan biridir. Deniz kıyısındaki, o bir zamanların şirin ve küçük ilçesine gezmeye geldiğinde, buraya yerleşme düşüncesi yoktu aklında. Gördükten sonra bu güzel beldeyi, yerleşmeye karar verdi. O artık arkadaşları arasında “Kuşadalı” ya da sakalları göbeğine dek indiğinden “Sakallı Haluk” olarak anılıyordu. Açtığı kitapçı dükkânı ve galeriyle ilçenin kültür yaşamına yaptığı önemli katkının yanında, onun en büyük özelliği hayvan sever olmasıydı. Bu sevginin en büyük favorisi de kedilerdi. Evinde sokaktan topladığı renk renk, cins cins kedileri olan Haluk’un en büyük yardımcısı yine kendisi gibi bir hayvan sever olan eşi Nuray’dı.
Haluk bir gün işyerine gelirken, kapısının önünden hızla geçen kamyonetin bir kediye çarptığını ve hayvanın bir ayağını ezdiğini gördü. Kamyonetin arkasından bağırdıysa da şoförün durmayıp gitmesi üzerine, hiç zaman geçirmeden yapılacak işin bu siyah ve çok zayıf kediyi alıp bir veteriner kliniğine götürmek olduğunu düşündü. Kedinin arka ayağının biri tamamen ezilmiş ve kopmuştu, ikinci ayağı da kırıktı ama “Uğraşılırsa düzelebilir” dedi veteriner. Bedenindeki diğer yara bereleri de temizletip sardırdıktan sonra talihsiz kediyi kucağına alıp işyerine getirdi Haluk. O gün, birçok işini erteleyip kediyle ilgilendi. Kediyi o halde gören birkaç kişi:
“Boşuna uğraşma ölür bu hayvan” demişlerdi.
“Niye? Tedavi ettirdik işte, iyi bir bakımla kurtulacak göreceksiniz” dediğinde, yazıhanesine gelenlerden biri:
“Yaralarından değil, zayıflıktan ölür bu kedi” demişti. Gerçekten bu adsız sokak kedisi o denli zayıftı ki, kaburgaları çok uzaktan bile sayılabiliyordu.
Haluk uzun uzun incelemişti kediyi o gün. Daha yavruydu o. Bu kazayı atlatıp çok güzel kedi olacaktı. Cinsiyetine baktı Haluk, kedisi erkekti. “Topal da olsa evde kalma tehlikesi yok, nasıl olsa erkek” diye mırıldandı. Kırılan diğer arka ayağının iyileşmesi çok önemli diye düşünüyordu. Üç ayakla yaşamını sürdürebildi bu talihsiz hayvan, önemli olan bunu sağlayabilmekti. Canı çok yandığı için olacak ilk gün bir şey yiyememişti. Kurtulması ve yaşam savaşı verebilmesi için yemesi birinci koşul diyordu Haluk. İkinci gün bir şeyler yemeye başladığında da çok sevinmişlerdi karı koca.
“Şimdi kurtuldu sayılır işte” demişti Haluk, Nuray’a. Bir ara onu eve götürmeyi düşünmüşlerdi ama ikisi de aynı yerde çalıştıkları ve eve akşamdan akşama gittikleri için yazıhanede kalmasının daha doğru olduğunu düşündüler.
Bir süre sonra kliniğe yeniden götürdüklerinde kedinin ölüm tehlikesini atlattığını ve iyiye doğru gittiğini veterinerin ağzından da duydular. Artık karada ölüm yoktu “Narin” için. Evet, adını da “Narin” koymuşlardı kedinin. Bu ad Nuray’ın önerisiydi. Haluk, kedinin bakımsızlıktan ve yaşı çok küçük olduğundan öyle narin yapılı olduğunu, genel yapısının narin olmadığını söylemişti ama hayvancığı çok seven Nuray’ı kırmamış ve ad konusundaki önerisini kabul etmişti.
Aradan bir ay kadar zaman geçtiğinde arka ayağındaki kırık düzelmişti Narin’in. Biraz yamuk basıyordu ama bu çok önemli değildi; görünüşten çok işlevselliği önemliydi ayağın. İki ay sonra ise tamamen iyileşen Narin epeyce de irileşmişti. Haluk’un oturduğu büyük masanın üzerinde yaşamını sürdürüyordu kedi. En büyük zevki de yazıhaneye gelenlerin içinde hoşuna giden kimse olduğunda gidip kucağına uzanırdı. İyi ve titiz bakım sonucu tüyleri parlayıp kendisi de güzelleşmeye başladığından bazı kişilerce bu sorun olmuyordu. Bazıları ise yaşamları boyunca kediye dokunmadıkları için bundan tedirgin oluyorlardı. Haluk, bu durumda olanları anlayıp Narin’i onların kucağından alıp yine masanın üzerine koyuyordu. Haluk’un bu davranışının anlamını çözmüştü kedi; sahibince yapılan bu hareketin, “Artık o kişinin kucağına gitme” demek olduğunu anlıyordu.
Haluk’un yazıhanesine bir gün tanımadığı adamın biri gelerek mal almak istediğini, kendisine kredi açmasını, aldığı malları sattıkça bedelini ödemek istediğini söyledi. Böyle olanakları diğer alıcılara da kefil falan istemeden tanıyan Haluk, adamın bu önerisini kabul etmişti. Arada bir fark vardı; diğerlerini bir yerlerden tanır ya da bir tanıdığı sözle kefil olurdu. Bu adamı ise hiç tanımıyordu. Onun davranışı ve anlattıkları hoşuna gitmişti Haluk’un. Kedileri çok sevdiğini söylemiş, “Evimde yirmiden fazla kedi besliyorum” demişti. Kucağına gelip oturan Narin’le de çok yakından ilgilenmiş ve ona aşırı sevgi göstererek, küçükken başına gelen acı olayı dinlerken neredeyse ağlayacak duruma gelmişti. Onun bu kedi severliği Haluk’un çok hoşuna gitmiş, yeni tanıdığı bu adamın kredisinin de çok yükselmesine neden olmuştu. Adam orada işini garantileyip ayrıldığında da kapının önünde kendi kendine sırıtıp:
“Aptal, nasıl yuttu kedileri sevdiğim masalını. Bilse Narin’i ezenin ben olduğumu yüzünün hali ne olurdu acaba?” deyip oradan uzaklaşmıştı.
Aradan aylar, yıllar geçti. Narin yaşından çok büyüdü, irileşti. İnsanların: “Ölür bu kedi” dedikleri Narin üç yaşına geldiğinde on kilo altı yüz elli gram geliyordu. Haluk’un aynı yaştaki yeğeninden birkaç kilo daha fazlaydı ağırlığı. Herkes “Koca Narin” demeye başlamıştı kediye. Haluk, boyu birkaç karış olan bazı adamların soyadının “Uzun” olmasına benzetiyordu kedinin bu yeni adını. Bu çelişkili adına karşın Haluk ve Nuray onu çok seviyorlardı. Evdeki kedileri görseler bu durumu çok kıskanırlardı. Her gelişlerinde masanın üzerinde yatan bu koca kediyi gören müşterileri, oradan ayrıldıktan sonra telefon ettiklerinde Haluk’un hatırını sormadan önce kediyi sorarlardı. Kediden çok köpeğe benzemeye başlamıştı o iri bedeniyle Koca Narin. Yine hoşlandığı kişilerin kucağına gidiyordu ama bu kez insanlar yoruldukları için Haluk’a kediyi kucaklarından almasını rica ediyorlardı. Kendileri çekiniyorlardı Koca Narin’i kucaklarından indirmeye; onun kızacağını sanıp korkuyorlardı bu koca kediden.
Geceleri dışarı çıkıp gelsin diye pencerelerden birini yarı açık bırakırdı eve giderken Haluk. Bu da Koca Narin’in gece yaşamına alışmasına neden olmuştu. Bazen üç ayağıyla Kuşadası’nın gece âlemlerine katıldığında tanıştığı dişi bir kediye âşık olmuştu. Kendinin aksine pamuk gibi bembeyaz bir kediydi âşık olduğu. Hani şu sarışın bayanların zenci erkeklere âşık olması gibi bir şeydi bu. Bu tanışıklığın sonucunda olan Haluk’a olmuştu. Bir gün Koca Narin’in Mart aşkı Beyaz Kedi simsiyah dört yavrusunu arkasına takıp yazıhaneye gelmişti. Bu işe biraz şaşırarak bakan Haluk’a aynı biçimde Beyaz Kedi de soran gözlerle bakıyordu:
“Ne bakıyorsun Haluk Bey, olağandışı bir şey mi yaptık, sen hiç âşık olmadın mı?” der gibiydi sanki. Dört torununu Haluk’a bırakan Beyaz Kedi, Koca Narin’e birkaç kez sürtünüp onu yaladıktan sonra geldiği kapıdan çıkıp gitti.
“Annelerine çekseler bari bu yavrular?” dedi Haluk.
“Niye, babaları Koca Narin’i sevmiyor musun artık?” diye sordu ona Nuray.
“Koca Narin’i sevmediğimden değil Nuray, bunlar da babaları gibi yerlerse biz sermayeyi kedilere yükleriz.”
“Şimdiden hazır olalım öyleyse, renklerine bakılırsa bunların huyları da babaları gibi olacak.”
Kedilerin yüzünden değil ama ülke koşulları ve Haluk’un ticarete uygun düşmeyecek kadar merhametli oluşu nedeniyle işleri bozulmaya başlamıştı. Alacaklarını çeşitli nedenlerle ödemiyordu borçluları. Hele biri vardı ki, iyice birikmişti onun borçları. Şu, evinde yirmiden fazla kedi besleyen, her gelişinde Koca Narin’i kucağına alıp ona tatlı sözler söyleyerek seven adam. Bu gelişinde de yine kucağındaydı Koca Narin, ona tatlı sözler söyleyerek aşırı sevgisini gösteriyordu. Hani bir zamanlar sokakta bir kediye çarpıp onu üç bacaklı bırakan bu adamın yiyip içip çok para harcadığını da duymuştu Haluk. Ona iyice biriken borçlarını ödemesini söyledi. Adam parasının olmadığını ama en kısa zamanda ödeyeceğini, daha yakında üç kedisinin büyük ameliyat geçirdiğini, onlar için dünyanın parasını harcadığını söyledi. Merhametli Haluk yine yumuşamış, peşin ödeme yapması yerine adama borçlarına karşılık üç aylık bir senet imzalattı. Haluk’un kedi seven dediği aslında kedi ezen bu adam dışarıya çıktığında yine sırıtıyor ve kendi kendine mırıldanıyordu:
“Üç kediyi ameliyat ettirdiğim balonunu yuttu enayi...”
Koca Narin, yine bir akşam Kuşadası’nın hareketli gecelerinden birinde gönlünü eğlendirmeye çıkmıştı. Kuşadası geceleri deyince o cıvıl cıvıl yaz geceleri anlaşılmasın; Koca Narin için ilçenin hareketli geceleri Mart ayında olurdu genellikle. Soğuk bir geceydi, her ne kadar bu bölgede kışlar ılıman olsa da iliklerine dek işliyordu rüzgârın nemli soğuğu. Bir çatıya çıkıp bacalardan birini siper alarak bekledi. Biraz sonra da hareket başladı çatılarda. Yanına gelen tekir bir erkek kedi, kömür yığınına benzeyen bu kocaman kediye bakıp güldü. Koca Narin, ona aldırmadı. Gidip yanına bir erkek kedi daha alıp gelen tekir kedi ona da gösterdi büyük bir kömür yığınına benzeyen Koca Narin’i. Bu kez iki kedi ona bakıp bakıp kahkahalarla güldüler. Yine soğukkanlıydı Koca Narin. Hiç sesini çıkarmadan kendisine kahkahalarla gülen bu biri tekir diğeri sarman iki kediye hiçbir şey yokmuş gibi bakıyordu. Sarman da iri bir kediydi ama bizim kömür yığınına benzeyen Koca Narin’in yanında epeyce küçük kalıyordu. Bela çıkarmak için biraz daha Koca Narin’in çevresinde dönüp gülen kediler onu kızdıramayacaklarını anlayınca dönüp gittiler. Bir saat daha damda bekleyen Narin iyice üşümeye başlamıştı. Tam gitmeyi düşündüğü sırada yanına beyaz renkli dişi bir kedi geldi. Bir süre birbirlerine bakındılar. Ayağa kalkan Narin, dişi kedinin yanına gidip onu kibarca koklayıp yalamaya başladı. Dişi kedi, Koca Narin’den hoşlanmıştı. Onun tek ayağının eksik olduğun görmüştü ama hiç aldırmamıştı. Koca Narin de beyaz kediyi görünce yavrularının anası olan diğer beyaz kediyi düşündü. Bir zamanlar onu ne kadar sevmişti; tüm kedi aşkları kısa sürmesi gerektiğinden ayrılmışlardı. Bu da beyaz güzel bir kediydi, niye aynı aşkı bir kez daha yaşamayayım diye düşündü. Bir süre önce kendisiyle dalga geçen iki kedi yanlarına doğru geliyorlardı yine; üstelik de bu kez yanlarına bir tekir daha almışlar ve üç kedi olmuşlardı.
Bu duruma çok bozuldu Koca Narin. İçinden, “Dilerim bana bulaşmazlar” diye geçirdi. Düşündü ama öyle olmadı. Daha karşıdan gelirken alay edercesine gülüyorlardı üçü de. Aralarında yarım metre kadar uzaklık kaldığında durdular. İçinden “Fena” diye geçirdi Koca Narin. O da sahibi Haluk gibi çok hoşgörülü fakat bir yere kadar sabrettikten sonra fena halde patlayan bir yaradılışa sahipti. Onun için de şu akşamın içine etmeyin arkadaşlar dercesine bakıyordu kendisiyle dalga geçmeye gelen kedilere. Bu arada, kendisinin ne denli iri olduğunu görüp belki korkup giderler diye şöyle bir olduğu yerde dikilip kedilere doğru üç dört adım attı. Onun bu hali kedileri korkutmadığı gibi, Koca Narin’in üç bacaklı olduğunu görüp iyice coşmuşlardı kediler. Birbirlerine onun kopuk dördüncü bacağının yerini gösterip dalga geçiyorlar ve taklidini yapıp kahkahalarla gülüp eğeleniyorlardı. Yanındaki dişi beyaz kedi korkudan titremeye başlamıştı. Bu üç kedinin hem boyuna posuna hayran olduğu bu kara kediyi döveceklerini ve hem de kendisini onun elinden alacaklarını düşünüyordu.
Koca Narin, bir yandan soğukkanlılığını korumaya çalışıyor, diğer yandan da düşünüyordu. Bu kedilerle kavga kaçınılmaz olmuştu. O istemese de bu böyleydi. Yoksa bundan sonra ne damlara çıkabilir ne de diğer kedilerin yüzüne bakabildi. Onun için de bir an önce düşünüp nasıl dövüşeceğine karar vermesi gerekiyordu. İlkin Sarman’ı saf dışı etmeliydi. Onu saf dışı edebilirse gerisi kolaydı. Yoksa üç bacağıyla hepsiyle başa çıkması zor olacaktı. Bunun sonuçlarını düşünüp içine bir korku girdi. Kiremitlerin üzerinde yatan kan içerisinde bir Koca Narin, elinden sevgilisini almış üç kedinin kendisiyle dalga geçip giderlerken yattığı yerden arkalarından bakıyor... Böyle bir olasılıkla karşılaşmamak için ölümüne dövüşmeye karar verdi daha fazla düşünmeden. İlkin sağ ön ayağıyla bıyıklarını sıvazladı ve aynı ayağını kullanarak Sarman’a bir pençe attı. Boş bulunan Sarman, bu pençenin karşısındaki kediden mi yoksa bir aslandan mı geldiğini düşündü kendisini geriye doğru atarken. Diğerlerinin de şaşkınlığından yaralanıp ikinci bir pençe daha savurdu hasmına. Sarman arka ayaklarından biri olmayan bu koca kediden böyle bir ikinci hamle beklemediği için sırt üstü kiremitlerin üstüne düşmüştü. Kendisinin alay ettiği yetmiyormuş gibi, diğer kedileri de Koca Narin’le alay etmek için bulup getiren tekir öyle bir pençe yedi ki, daha ilk darbe onu kiremitlerden aşağıya yuvarladı. Son gelen kedi de çareyi kaçmakta bulunca Sarman yalnız kalmış ve özür dilercesine Narin’e bakıp oradan uzaklaşmıştı.
Güzel bir Mart akşamı geçiren Koca Narin, yazıhaneye dönerek her zamanki gibi Haluk’un masasının üzerinde yatıp sabaha dek güzel bir uyku çekti. Rüyasında, bir çatıda iki tane birbirinden güzel beyaz renkli dişi kedi görürken Nuray’ın geldiğini duyup uyandı. İlk işi onun yemeğini vermek olurdu Nuray’ın. Biraz sonra da elinde kedi mamasıyla gelen sahibesi onu biraz okşadıktan sonra mamasını önüne koyarken:
“Yavrularından selam getirdim sana” deyip gitti.
Konuşmasını bilse “Teşekkür ederim, sen de yavrularıma selam söyle, onları benim için öp” diyecekti ama bunu beceremediği için önündeki mamasına eğilip iştahla yedi.
Haluk o gün işyerine çok sinirli gelmişti. Elindeki senedi sallayıp bir şeyler söylüyordu Nuray’a. Koca Narin, kulak kabartınca onun ne dediğini anladı. Kendisini kedi seven diye tanıtan kedi ezene kızıyordu. Adam hiç para ödememişti aylardır mal aldığı halde. Masasına gelip ilk kez Koca Narin’i sevmeden bir yere telefon etti Haluk. Kendisini sevmeden hiçbir iş yapmayan sahibine tuhaf tuhaf bakıyordu kedi. Haluk adama bağırıp çağırdı ve işyerine çağırdı onu. Adam on dakika sonra oradaydı. O kadar azar işittiği halde pişmiş kelle gibi sırıtıyordu. Haluk’un odasına girdiğinde ilk yaptığı iş de güzel sözler söyleyip Koca Narin’i kucağına almak oldu.
“Niye ödemedin senedini?” diye sordu Haluk.
“Çok perişan durumdayım abi. Annemi ameliyat ettirdim, babamı sünnet ettirdim.”
“Babanı sünnet mi ettirdin? ”
“Pardon yanlış söyledim abi, çocuklarımı sünnet ettirdim diyecektim.”
“Bu senedi ne zaman ödemeyi düşünüyorsun?”
“İki aylık bir senet imzalayayım da onu bana geri ver abi.”
“Olmaz öyle şey, yarına kadar ödemezsen borcunun hepsini, bu senedi takibe koyacağım.”
“Aman abi, icraya mı vereceksin beni?”
“Evet. Abisi mabisi kalmadı bu işin, sen numara yapıyorsun bana. Kendini ne sanıyorsun sen?” derken sesini yükseltip azarlamıştı adı Hikmet olan adamı Haluk. Onun adama bu biçimde bağırdığını gören Koca Narin, bunda bir iş var diye yavaşça onun kucağından kalkarak yeniden Haluk’un masasının üstüne çıktı. Adam süklüm püklüm odadan çıktı. Bu kez alay etmedi Haluk’la; ama yine kendi kendine konuştu:
“Yarına kadar çok şey değişir, kedi sever Haluk Bey. Sabah ola hayır ola diyeceğim ama bu iş geceden halledilmeli” deyip oradan uzaklaştı.
Mart gecelerinin tadını çıkarmayı düşünen ve biraz sonra dışarıya çıkmaya karar veren Koca Narin, Haluk’un masasının üstünde, yattığı yerden tüylerini yalayıp parlatmaya başladığında bir tıkırtı duyup kulak kabartır. Bu fare tıkırtısına benzemeyen ses, onun her zaman dışarıya çıktığı yarı açık duran pencerenin olduğu tarafından gelmiştir. Dikkatle sesin geldiği yana bakarken bir çakmağın yakıldığını ve ışığın kendisinden yana doğru geldiğini gördü. Biraz sonra da Haluk’un odasına giren adamı tanımıştı Koca Narin. Gözlerini kapatıp uyur numarası yapmaya karar vererek; gündüz sahibinin azarladığı bu adamın iyi şeyler düşünerek buraya gelmediğini anlamıştı. Adam da onu görmüştü.
“Koca poposunu devirip ne biçim yatmış topal kedi. Gel keyfim gel. Biraz sonra da benim keyfim gelecek, dur bakalım” diyen adam bunları söyledikten sonra Haluk’un protestolu senedi koyduğu çekmeceyi açmaya çalıştı ama açamadı. Masanın gözünün kilitli olduğu görüp cebinden büyük bir tornavida çıkardı. Gözünün birini hafifçe aralamış olan kedi onun tüm yaptıklarını dikkatle izliyordu. Bir elinde çakmağın ışığından yararlanarak, diğer elindeki tornavidayı anahtar deliğine doğru yaklaştırdı. Korkunç bir sesle birlikte öylesine bir pençe attı ki adamın eline Koca Narin, Hikmet bir çığlık patlatarak elinden tornavidayı düşürdü. Diğer elindeki çakmak da sönmüştü bu arada. Adam kendini toparlayamadan ikinci pençeyi de geçirmişti aynı eline Koca Narin. Adam o pençelerden kurtulmaya çalışırken bir pençe de yanağına yedi. Senedi falan unutan adam kendisini kurtarma derdine düştü. Kedi karanlıkta Hikmet’in perişan durumunu rahatlıkla görebiliyordu. Diğer pençesini de kendisini kurtardığını sanıp kaçmaya çalışan bu senet hırsızının sırtına attı Koca Narin. Koşarak ve çevresine çarparak geldiği pencereye giden adam başını pencereden dışarıya çıkarıp kendisini boşluğa bıraktı. Koca Narin dışarıya baktığında bacağının biri paslı demir kazığa saplanan adamın bayıldığını gördü.
Aradan bir zaman geçtikten sonra Haluk’la Nuray’ın aralarındaki konuşmaları dinleyen Koca Narin şakın şaşkın onlara bakıyordu.
“İcraya verecek misin Hikmet’i?” diye soruyordu Nuray.
“Hayır, düşünmüyorum” dedi Haluk.
“Niye düşünmüyorsun?”
“Adamın bir bacağını kestiler. Nasıl ödeyecek ki bu durumda borcunu? Üstelik de adam bir kedi sever. ”
“Ben o adamın kedi sever olduğuna inanmıyorum Haluk, sen ne dersen de.”
“Öyle olsa bile adam bizim için kendisini sakatlamış, söylemedim mi sana karakoldaki ifadesini?”
“Söyledin de ben ona da inanmadım.”
“Niye Nuray?”
“Orada ne arıyordun diyen polise, Haluk Bey’in işyerine hırsız giriyordu, onu önlemeye çalışırken bu hale geldim demiş ama ellerindeki ve yüzündeki o tırmıkları açıklayamıyor? Bizim işyerine giren hırsızın kedi olması gerekir adamın yüzündeki tırmıklara bakınca.”
“Adamın evinde yirmiden fazla kedi varmış Nuray. Belki de onlardan biri tırmalamıştır daha önce?”
Nuray, Haluk’a “Bu kadar saf olma hayatım” der gibi bakarken Koca Narin de: “İnsaf be abi, benim pençelerimi tanıyamıyor musun?” der gibi bakıyordu Haluk’a...
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARLASAnkara’yı sel aldı 14.06.2022 Tüm Yazıları
-
Atilla YAYLAKanunlar ve fiyatlar 10.06.2022 Tüm Yazıları
-
Fatma Bostan ÜNSALBu kez Günah Keçisi SADAT mı? 23.05.2022 Tüm Yazıları
-
Kübra ParSessiz İstila belgeseli ve sığınmacı meselesi 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Yavuz BAYDARİmamoğlu olayı ardından: ’Altılı Masa’ bir ortak aday çıkarabilecek mi? 9.05.2022 Tüm Yazıları
-
Ergun BABAHANTürkiye’nin patlamaya hazır yeni kırılma hattı: Suriyeliler 22.04.2022 Tüm Yazıları
-
Kemal BURKAYİSVEÇ DEMOKRASİSİ VE KURAN YAKMA OLAYI… 17.04.2022 Tüm Yazıları
-
Tarık Ziya EkinciGAZETECİ AYDIN ENGİN VEFAT ETTİ 24.03.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim KaragülBu bir Avrupa savaşı ve çok uzun sürecek. -Batı, Türk-Rus savaşı istiyor! 1.03.2022 Tüm Yazıları
-
Aydın ENGİNBir MHP’nin 2. Başbuğ’undan, bir benden 7.02.2022 Tüm Yazıları
-
Nezih DUYGUMete Toksöyle (30 Mart 1954 - 02 Şubat 2022) 3.02.2022 Tüm Yazıları
-
Ahmet KARDAM28/29 Ocak Karadeniz Katliamı'nın 101. Yılı 1.02.2022 Tüm Yazıları
-
Muharrem SarıkayaOylardaki yükselişin ağırlığı 7.11.2021 Tüm Yazıları
-
Şevki ÇELİKCİKEMAL ARABACI 17.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin GürcanFırat batısı, Suriye, riskler, tespitler: Ufukta bir operasyon mu var? 13.10.2021 Tüm Yazıları
-
Metin MünirErkeğin kadını ezmesi 22.09.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AcetSon anketler ne diyor? 9.09.2021 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZKONYA KATLİAMI VE GAZETECİLİK MESLEĞİ ÜZERİNE 2.08.2021 Tüm Yazıları
-
Yasin AKTAYTaliban’ın inancıyla ters olma arzusu 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Süleyman Seyfi Öğün2023’e doğru Türkiye 26.07.2021 Tüm Yazıları
-
Cem SANCARHanımefendi diyeceksiniz 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Yusuf KaplanFetih ruhu ve rüyası 28.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ali AYDINİşsiz Kalan Antikorlar, Lanetli Pay ve Siyaset 17.06.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer F. GergerlioğluMuhafazakârlar çürümeye niye sessiz? 8.06.2021 Tüm Yazıları
-
Mustafa ÖztürkNiyet ve akıbet 29.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ayşe BöhürlerTarih büyük harflerle yazılmaz 28.05.2021 Tüm Yazıları
-
Gazi BAŞYURTBir zamanlar sayılamazdık parmak ile, şimdi eksiliyoruz birer birer… 25.05.2021 Tüm Yazıları
-
Ömer Ahmet ÖZERENBİR 1 MAYIS Anekdotu… 10.05.2021 Tüm Yazıları
-
Osman CAN24 Nisan 1915: Kardeşimin Cenazesini Kaldıramadım Hala! 29.04.2021 Tüm Yazıları
-
Verda ÖZERBırak artık eski normali 28.04.2021 Tüm Yazıları
-
Vedat BilginSistem değişti de ne oldu! 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Kurtuluş TAYİZPandemide Erdoğan'ı devirme planı çöktü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali Saydam23 Nisan ‘Çocuklara Hürmet’ Günü 22.04.2021 Tüm Yazıları
-
Ali TarakçıZEVZEK'in asıl amacı Montrö değilmiş! 17.04.2021 Tüm Yazıları
-
Burak Bilgehan ÖzpekVesayet Nedir, Nasıl Kurulur, Niçin Çöker? 16.04.2021 Tüm Yazıları
-
Firuz TÜRKERDARBE GİRİŞİMİNE HAZIR OLMAK 4.04.2021 Tüm Yazıları
-
Yıldız RamazanoğluYeni metin ne söyleyecek? 25.03.2021 Tüm Yazıları
-
RAGIP DURAN'Bir tek kişinin otoritesi suçtur!' 22.03.2021 Tüm Yazıları
-
Sevilay YALMANMesele Gergerlioğlu meselesi değil! 19.03.2021 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKBACAKİZMİT KÖRFEZİ YAKIN, DENİZ BİZE ÇOK UZAK! 17.03.2021 Tüm Yazıları
-
Ural ATEŞERANADİL... 21.02.2021 Tüm Yazıları
-
Demir Küçükaydınİki Devrimci – Türeci ve Şahin 4.01.2021 Tüm Yazıları
-
Perihan MAĞDENHayaller: ETHOS, Gerçekler: BİR BAŞKADIR BENİM MEMLEKETİM 18.11.2020 Tüm Yazıları
-
Talat ULUSOY9 Eylül 1922, İzmir’in “KURTULUŞ” Günü’nde… 9.09.2020 Tüm Yazıları
-
Mahmut ÖVÜRAK Parti mi “İhvan’cı” siz mi operasyon çekiyorsunuz? 8.09.2020 Tüm Yazıları
-
Mustafa Yurtsever2010 YILI REFERANDUMU’NUN BİTMEYEN HİKAYESİ 29.08.2020 Tüm Yazıları
-
Hilâl KAPLANİstanbul Sözleşmesi yaşatır mı? 7.08.2020 Tüm Yazıları
-
Eşref ÇAKARKonca Yazışmaları... 5.08.2020 Tüm Yazıları
-
Kadri GÜRSELTürkiye’de darbe mi olacak gerçekten? 16.05.2020 Tüm Yazıları
-
Sinan ÇİFTYÜREKTürbülanstan mayın tarlasına dalış yapan AKP! 13.05.2020 Tüm Yazıları
-
Yaşar YAKIŞTürkiye’nin iktidar partisi yardımlaşmayı da tekeline almak istiyor 25.04.2020 Tüm Yazıları
-
Orhan PamukEski salgınlar ve bugün biz 24.04.2020 Tüm Yazıları
-
Bejan MATURÖlüm hangi boşluğu doldurur? 12.04.2020 Tüm Yazıları
-
Umut ÖZKIRIMLIKorona ve milliyetçilik 8.04.2020 Tüm Yazıları
-
Raffi Hermon Araks‘ARTSAX (Dağlık Karabağ) MESELESİ, NEDİR VE NE DEĞİLDİR? 1.04.2020 Tüm Yazıları
-
Serdar KAYAİslam, Bilim, Virüs, Kumaş 24.03.2020 Tüm Yazıları
-
Markar ESAYANKarantina günlerinde yalnızlık... 20.03.2020 Tüm Yazıları
-
Eyüphan KAYACorona Virüs bir musibettir 19.03.2020 Tüm Yazıları
-
Metehan DemirMoskovanın samimiyet testi 23.02.2020 Tüm Yazıları
-
Merve Şebnem OruçSürreel bir devrim: Gezi 23.02.2020 Tüm Yazıları
-
Tayfun AtayGoebbels korosu söylüyor: "Her şey mükemmel efendim!" 18.02.2020 Tüm Yazıları
-
Yalçın AKDOĞANBirilerini suçlama yarışı 8.02.2020 Tüm Yazıları
-
Hüseyin GÜLERCECHP, şimdi de İlker Başbuğu alet ediyor 8.02.2020 Tüm Yazıları
-
Ufuk COŞKUNCemevleri için Cumhurbaşkanı’na Çağrı! 20.01.2020 Tüm Yazıları
-
Yalçın ERGÜNDOĞANGökdelen hançeri tam İzmir’in kalbine saplanıyordu ki… 16.12.2019 Tüm Yazıları
-
Nihat Ali ÖzcanOrtadoğu’nun karmakarışık halleri 22.10.2019 Tüm Yazıları
-
İbrahim TenekeciDün ve bugün 11.09.2019 Tüm Yazıları
-
Esat KORKMAZYOLDAŞIM YAVUZ ÇANAK 29.08.2019 Tüm Yazıları
-
Ali KİREMİTCİDÜNYADA VE TÜRKİYE’DE SİYASET YENİDEN ŞEKİLLENİYOR 13.07.2019 Tüm Yazıları
-
Tayfun TURANAYILANA GAZOZ, BAYILANA LİMON. 11.07.2019 Tüm Yazıları
-
Mustafa DAĞCIÖTEKİLEŞTİRMENİN ÖTESİ= DÜŞMANLAŞTIRMAK 3.07.2019 Tüm Yazıları
-
Gürkan-Zengin23 Haziran seçimleri: Bir vak’ayi hayriyye 25.06.2019 Tüm Yazıları
-
Serdar ESEN"Herşey Çok Güzel Olacak" mı? 9.06.2019 Tüm Yazıları
-
Celal DENİZIRKÇILIĞIN TEDAVİSİ VAR MIDIR? 9.06.2019 Tüm Yazıları
-
Ahmet AY14 Mayıs güzellemelerinin anlamı 15.05.2019 Tüm Yazıları
-
Salih TunaZincir sesleri 23.04.2019 Tüm Yazıları
-
Beril DEDEOĞLUİflas eden tüccar, eski defterleri karıştırırmış 27.02.2019 Tüm Yazıları
-
İbrahim TığlıBu ne iki yüzlülük!... 26.02.2019 Tüm Yazıları
-
Nermin ALPAYİNSAN VE EKONOMİK DEĞERİ 8.02.2019 Tüm Yazıları
-
Ümit FıratBir mahalli seçim hatırası 15.01.2019 Tüm Yazıları
-
Murat AKSOYUnutmayalım yerel seçime gidiyoruz 11.01.2019 Tüm Yazıları
-
Ekin GÜNBİR… İKİ… İZMİR MARŞIYLA KOŞ! 4.01.2019 Tüm Yazıları
-
Ahmet SeverTürkiye bu kadar tehdit ve hakaret eden bir Cumhurbaşkanı görmedi 18.12.2018 Tüm Yazıları
-
İbrahim SEDİYANİKirletme 15.12.2018 Tüm Yazıları
-
Nadi ÖZTÜFEKÇİUlusal mı Ulusalcılık mı? 15.12.2018 Tüm Yazıları
-
M.Şükrü HANİOĞLUDünya “biz”i parçalamak için mi savaştı? 26.11.2018 Tüm Yazıları
-
Cemil ERTEMEkonominin geleceğini simgeler anlatır! 31.10.2018 Tüm Yazıları
-
Amberin ZAMANCemal Kaşıkçı ve Türkiye’nin itibarı 10.10.2018 Tüm Yazıları
-
Mete YararCastle International 28.09.2018 Tüm Yazıları
-
Mehmet CANFilistin ulusal sorunu-II 25.09.2018 Tüm Yazıları
-
Leyla İPEKCİAile içi eğitimin maneviyatı (1) 18.09.2018 Tüm Yazıları
-
Ümit KurtTarihçi Kieser: Modern Türkiye'nin eş kurucusu Talat Paşa 17.09.2018 Tüm Yazıları
-
Güngör UrasABD’DE BORÇ KRİZİ 10.08.2018 Tüm Yazıları
-
Serpil Çevikcan24 Haziran sonrasındaki şema 30.05.2018 Tüm Yazıları
-
Hüseyin ÇAKIRVaatlerinizi sözleşme olarak imzalayın… 27.05.2018 Tüm Yazıları
-
Kürşat BUMİNLGS Türkçe: Çocuklarla dalga mı geçiyorsunuz? 7.02.2018 Tüm Yazıları
-
Aslı AydıntaşbaşYaklaşan facia 6.02.2018 Tüm Yazıları
-
Yusuf Ziya DÖGERTürkiye Seçimlerinin Kilidi Kürdler 6.02.2018 Tüm Yazıları
-
Özgür MumcuTutuklu yargı 6.02.2018 Tüm Yazıları
-
Arife KÖSEHawaii’den sonra nükleer savaş tehdidini yeniden düşünmek 1.02.2018 Tüm Yazıları
-
Güldalı COŞKUNSeçim kritiği desem de…. 1.02.2018 Tüm Yazıları
-
Ergün Diler23 gizli toplantı. 8.01.2018 Tüm Yazıları
-
Ceren KENARMusul sonrası DEAŞ 14.07.2017 Tüm Yazıları
-
Okay GÖNENSİNSertleşme mi normalleşme mi? 11.07.2017 Tüm Yazıları
-
İhsan ELİAÇIKDini çoğulculuk gereği kadından imam olabilir 23.06.2017 Tüm Yazıları
-
Adil GÜRHay Allah yine çenemi tutamadım! 16.04.2017 Tüm Yazıları
-
Hüseyin SARIBAŞHAYIR, YETER ARTIK! 18.02.2017 Tüm Yazıları
-
İlhan ÇETİNFiliz 22 gündür hayata tutunmaya çalışıyor... 7.02.2017 Tüm Yazıları
-
Mustafa ARMAGANÇankaya’nın karakutusu Latife Hanım mı? 7.02.2017 Tüm Yazıları
-
Süleyman YAŞARVatandaşın dövizini devlete dört katı faizle satıyorlar 26.07.2016 Tüm Yazıları
-
A.Turan ALKAN40 $, hem de ‘döge döge’ 15.07.2016 Tüm Yazıları
-
İhsan YILMAZÜmmetin ortak dili: İngilizce 13.07.2016 Tüm Yazıları
-
Bülent KORUCUÖzel haber bayramı 11.07.2016 Tüm Yazıları
-
Gökhan ÖZGÜNBen HDP’ye oy veriyorum… 28.06.2016 Tüm Yazıları
-
Orhan MİROĞLUYazmaya kısa bir mola veriyorum 17.04.2016 Tüm Yazıları
-
Cemil KOÇAKVe Türkiye ‘hayır’ diyor! 16.04.2016 Tüm Yazıları
-
Sema İZOLCennette de hendek var mı anne? 15.02.2016 Tüm Yazıları
-
Birgül HAKANAli Demirsoy 9.02.2016 Tüm Yazıları
-
Lale KEMALMİT-Mossad kırılganlığı, Rusya ile IŞİD gerilimi 9.02.2016 Tüm Yazıları
-
Sanem ALTANAcılar usta, bizler çırağız.. 6.02.2016 Tüm Yazıları
-
Hadi ULUENGİNOtoriterlik yükselirken 4.02.2016 Tüm Yazıları
-
Demiray ORAL‘Serbest kötülük ortamı’nı icat ettik / Hep birlikte - Tev bi hev re* 2.02.2016 Tüm Yazıları
-
Mehmet BARANSUYasadışı dinleme suç değilmiş! 1.02.2016 Tüm Yazıları
-
Enver SEZGİNEkrem Sezgin 1.02.2016 Tüm Yazıları
-
Gülay GÖKTÜRKAYM’den AİHM’e cevap 12.01.2016 Tüm Yazıları
-
Yasemin YILDIRIMSayın Kılıçdaroğlu elinizi yükseltin ve “Demirtaş 15 Temmuz gecesi neredeydi?” diye sorun 5.01.2016 Tüm Yazıları
-
Ayhan BİLGENYalanın gücü tükenir, onur kavgası tükenmez 30.12.2015 Tüm Yazıları
-
Zeliha AKPINARNefretiniz elektriğe dönüştürülebilseydi bütün dünyayı aydınlatırdı 29.12.2015 Tüm Yazıları
-
Umur COŞKUNSöz Geçmez, Top Mermisi İşlemez 28.12.2015 Tüm Yazıları
-
Abdülkadir Küçükbayrak“Analar ağlamasın”dan “Analarını ağlatacağız”a nasıl gelindi! 28.12.2015 Tüm Yazıları
-
Ekrem DUMANLIGeç kaldın ey Müslüman 17.11.2015 Tüm Yazıları
-
Semra POLATFransa'nın mülteci ayarlı bombaları 14.11.2015 Tüm Yazıları
-
Ferdan ERGUTHDP içi bir PKK eleştirisi mümkün müdür? 12.11.2015 Tüm Yazıları
-
Nejat ERDİMIŞİD,KÜRTLER VE KAPIMIZDAKİ TEHLİKE! 22.07.2015 Tüm Yazıları
-
Mazlum ÇETİNKAYAEşitlik yoksa kardeşlik de yok! 26.06.2015 Tüm Yazıları
-
Hakan DEMİRCANKoalisyon hava durumu 3 21.06.2015 Tüm Yazıları
-
Tuncay TOPCamide propaganda ve ucuz taşra siyasetçiliği 27.05.2015 Tüm Yazıları
-
Mithat SANCARİnkarın bedeli 30.04.2015 Tüm Yazıları
-
Bülent KARATAŞBirol Başören 28.03.2015 Tüm Yazıları
-
Hasan ÖZTÜRKİLMİK İLMİK 26.02.2015 Tüm Yazıları
-
Kelemet Çiğdem TÜRKMUNZUR’UN ŞİFASI 6.02.2015 Tüm Yazıları
-
Gürbüz Çimen2 Dil 1 Bavul 2.02.2015 Tüm Yazıları
-
Kerem ALTANHayaller duşakabin 20.01.2015 Tüm Yazıları
-
Mehmet YILDIZEnseyi karartmamalı ama nasıl? 8.01.2015 Tüm Yazıları
-
Eylem YILMAZDemokratı az olan toplumlar az demokrasi ile yönetilirler! 3.01.2015 Tüm Yazıları
-
Muhteşem ÖZDAMARHDP'yi BEKLEYEN TEHLIKE 29.12.2014 Tüm Yazıları
-
Mehmet DOĞANHADİ KALK 7.08.2014 Tüm Yazıları
-
Haydar TOPAYSevgili Yoldaşımız, ağabeyimiz Burhanettin Çetinkaya... 13.07.2014 Tüm Yazıları
-
Erdal TALUPolitikada Yeni Paradigmanın Doğuşu 7.06.2014 Tüm Yazıları
-
Mehmet KIRARSLANHalklar nasıl karar verir? 20.04.2014 Tüm Yazıları
-
Yasemin ÇONGARKiev’den notlar: Avrupalılaşmak ile güdülmek arasında… 4.02.2014 Tüm Yazıları





































































































































































































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.02.2015
20.12.2014
7.12.2014
16.11.2014
26.10.2014
11.10.2014
27.09.2014
14.09.2014
3.09.2014
16.08.2014