Hüseyin ÇAKIR
Gelecek vizyonu kuramayan siyasiler, bugünü korumaya veya geçmişe dönerek tarihi bugüne taşımaya, tarihsel kişilikleri yücelten popülizmle var olmaya çalışıyorlar.
Dört yüz fetihlerle dört kıtaya yayılmış Osmanlı imparatorluğu; üç yüz yıl boyunca da parçalanma bölünmeyi durdurmaya çalışmış ama başaramamış. Cumhuriyet ve Türkiye bu geleneğin çoğunluklu reddi mirası üstüne kurulmuş. Dün ve bugünkü siyaset dünyası bu tarihsel süreç ve bütünlükten kendine menkıbeler seçti.
Cumhuriyetin kuruluşu imparatorluktan birçok anlamda radikal kopuş, birçok anlamda kırılmaların toplamı olmuştur. Siyaseten bütün bu süreçlerin sürdürücüleri, savunucuları hep oldu, olmaya da devam edecektir. Cumhuriyetle birlikte siyasal ve sosyolojik ama akım modernlik, Mustafa Kemal ve Türkleri atası Atatürk, Atatürkçülük ve Kemalizm oldu.
Anayasaların ruhu/felsefesini Atatürkçülük belirledi. 1961 Anayasası “Atatürk Devrimlerine bağlılığın tam şuuruna sahib olarak” derken, 1982 Anayasasında “Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, ölümsüz önder ve eşsiz kahraman Atatürk’ün belirlediği milliyetçilik anlayışı ve O’nun inkılâp ve ilkeleri doğrultusunda;” diyor ve bugün bu anaya altında “sistem değişikliğine” gidiliyor.
SİSTEM DEĞİŞTİRME ARACI OLARAK ATATÜRKÇÜLÜK
12 Eylül 1980’den sonra yeniden Atatürk, Atatürkçülük büyük harflerle gündeme getirildi. Kendini muhafazakâr, İslamcı olarak tanımlayan iktidar, Kemalistlerin elinden Atatürk ve Atatürkçülük hegemonyasını alma hamlesine başladı.
Atatürk yaşasaydı Atatürk veya Kemalist olur muydu? Tarihte “izm” le ilgili Marx, Fransa devrimciler reformist ve devrimci olarak ikiye bölündükten sonra kavga ediyorlar, devrimcinin lideri Jules Guesde’yi Marx'tan emir almakla suçlandıklarıda Marx, Lafargue'ye "Eğer Marksizm buysa ben Marksist değilim" diyor.
“Şeyh uçmaz müritler uçurur” özdeyişinde olduğu gibi, Atatürk adına “izm”, “düşünce sistemi” vs, değişik tarihsel koşullarda müritler ve Atatürk araçsallaştırmasından nemalananlar tarafından üretildi. Devletler ve toplumların önder nitelik kazanmış kişiler ortaya koydukları teorikleri veya pratikleriyle önder-lider olmuşlardı. Öldükten sonra bu kişiler iktidar savaşlarını aracı haline getirilip, düşünceleri veya pratikleri dogmalaştırılmış, “İZM” olmuşlardır.
Mustafa Kemal ve Atatürk ister birleşik, ister ayrı ayrı olsun bütün hayatı boyunca düşüncelerini toplam 14 yazılı/yazılmış eser toplandı. Üç başlıkta toplamak gerekirse 1) Siyasal alana ilişkin: Nutuk, mektuplar demeçler;
2)Hatıra defteri; 3) Askerliğe yönelik yazılardır.
Atatürkçülük ve Kemalizm bu eserlerin ötesinde zamanın ruhu ve iktidarın amaçları neyi gerektiriyorsa buna göre şekillendirilerek süreklilik kazandırılmıştır.
ATATÜRK O YA DA BU BİÇİMDE MAYMUNCUK YAPILDI
Mustafa Kemal’in Kemalizm haline getirilmesi 1930’lar dünyasında topluma yeni bir kimlik yaratma sürecinin ürünü olarak ortaya çıkmış, tarih, kültür, modernlikle bütünleştirilen ideolojinin siyasal taşıyıcısı Demokrat Partiye kadar CHP olmuştur.
Çok partili hayatla birlikte, Atatürk, Atatürkçülük ile Kemalizm iç içeliği 1960’lardan sonra ayrışmaya başlamıştır. 1930’larda Kadrocularca teorileştirilip ideoloji haline getirilen Kemalizm; 1960’larda Milli Demokratik Devrimcilerin “yeniden ulusal kurtuşçuluk, bağımsızlık, anti-emperyalizm: [anti emperyalizm aynı zamanda ulusalcılık adı altında Türk milliyetçiliği olmuştur]” teori ve politikalarında ‘68’in sol Kemalizm’i olarak ortaya çıktı.
1960 darbesi ve bütün darbelere temel gerekçe olarak Atatürkçülükten sapılması ve devlet bekasının tehlikeye girmesi gösterildi.
Öyle ki, körün fili tarif etmesi gibi herkes durduğu siyasal pozisyondan bir Atatürk, Atatürkçülük tanımı yaptı. Genel olarak bu tarif, modernist, laik, cumhuriyetçi, solun bütün kanatlarınca sahiplenen ve eleştirilen bir Atatürkçülük ve Kemalizm oldu. Peki, neye yaradı bütün bunlar, koskoca bir hiç. Çünkü Kemalizm’i ne sol, ne sağ, ne muhafazakârlar aşamadılar. Bira aralar Necmettin Erbakan “Atatürk sağ olsaydı bizim partiye üye olurdu” dedi.
Nihayet oyları aşağıya doğru giden AKP, muhafazakâr-İslamcı, modern-laik kutuplaşması olduğunu gördü. İslamcı muhafazakâr alanın sekülerleşmesi ve muhafazakâr modernlerin sosyal, kültürel, sınıfsal ve siyasal çoğulculaştı. AKP’nin propagandist İslam söylemi, iktidar ve çevresinin görünen zenginliği karşında, AKP’ye karşı muhafazakâr muhalefet 2010’dan sonra boy gösterdi ve yeni siyasal arayış hızlandı. Aynı mahalle içinde iç içe yaşanan süreçte ortaya çıkan muhalefeti AKP geri kazanması mümkün görmedi.
Abdullah Gül’ün iktidara ve AKP’ye mesafeli ve kendine göre ilkeli duruşu muhalefeti cesaretlendirici motivasyon oluyor. Abdullah Gül üstünden sürekli AKP alternatifi senaryolar gündeme taşınıyor. En son Saadet Partisinden Cumhurbaşkanı olacağı da bunlardan birisi.
Erimeyi gören AKP yönetimi ve bu yönetime akıl verenler akiller belki de yeni sistemin radikal savunucusu siyaset dışı devlet erkânı; 10 Kasım 2017 öncesinden başlayarak yeni bir Atatürk’ün sahiplenilmesi paradigması için düğmeye bastılar.
Cumhurbaşkanı 10 Kasım töreninde “ Birileri çıkmış biz Atatürk’e Atatürk dedik diye bir sürü senaryolar yazıyor. Adı Gazi Mustafa Kemal Atatürk ise bizim bunu ifade etmemizden daha doğal ne olabilir. Söylemi Marksist, faşist çevrelerin tekeline mi bırakacağız. CHP gibi amorf bir partinin Atatürk’ü milletimizinden kaçırmasına rıza göstermeyeceğiz” dedi ve ilk adım böyle atarak Kemalizm’e/ Kemalistlere karşı savaş ilan etmiş oldu. Bu savaşın CHP üstünden II. Adam (İnönü) yü hedef alınarak, CHP’yi yeni sistemde, sistem dışı ilan eden sözleri 2019 seçimlerine kadar çok duyacağız.
Cumhurbaşkanı “Atatürk’ün mirasçısı olduğu iddia edilen CHP’nin Atatürk’le olan ilişkisi 10 Kasım 1928’de kesilmiştir” tanımlamasıyla CHP’nin “tarihsel miras” hikâyesini tartışmaya açmış oldu. Tek parti dönemiyle yüzleşemeyen CHP, Atatürk CHP ilişkisi kopartılarak marjinalleştirmeye zorlanacak. Yakın zamanlarda Erdoğan’dan Celal Bayar ve Menderes’in CHP’liliği, cumhuriyetçilik ve modernlik laflarını da duyabiliriz.
Yeni sayfa açan Erdoğan şöyle devam ediyor: “Cumhuriyetimizin, muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkma mirasına sahip çıkarak Atatürk’ün mirasını ve hatırasını bu mirasçıların zulmünden kurtarıyoruz.”
Bu sözün özeti: “Hakiki Atatürkçü biziz” demektir. Eyyy Atatürk severler oyunuzu bana verin çağrısıdır.
Şimdi kimi sağ köşeye, kimi sol köşeye yatırdığını çok beklemeden göreceğiz. Atatürk ve Atatürkçü söyleminin öne çıkartılması hesabı “evdeki bulgurdan olmayı” da getirebilir. AKP’ye oy veren Cumhuriyet, modernleşme karşıtı hatırı sayılır bir sosyal kesim ve seçmen var. Bunlar AKP’yi terk edebilir ve yuvaya Saadet Partisine dönebilir.
Erdoğan ve akilleri, Atatürk’e yeni anlam yükleyip sahiplenmeyi ön plana çıkartarak bir taşla iki kuşa sahip olmak istiyor. Önce muhafazakâr/seküler/modern İslamcıların kaçışı Atatürkçü, modern söylem durdurulacağı düşünülüyor. İkincisi Atatürk sahiplenmesiyle CHP’yi Atatürkçü bulmayanların Atatürk sevgisi, ona bağlılık ve Atatürkçü milli birlik ve bütünlük ortaya konuluşa bu kesim kazanılır sanılarak, Cumhurbaşkanı 10 Kasım töreninde AKP’ye oy veren dindarlara ve laik Atatürkçülere şöyle seslendi: “Ülkemizde eskiden beri hep Atatürk ve Atatürkçülük tartışması yaşanmıştır. Milletimizin gönlündeki Atatürk ile sonradan kavramlaştıran Atatürkçülük ile fark ortaya çıkmıştır. Milletimizin Mustafa’ya saygısında en küçük tereddüt yoktu, Milletimizin Kemal’le de en küçük sorunu bulunmuyor. Atatürk konusunda da hiçbir sıkıntısı olmadığını gayet iyi biliyoruz.”
Aynı zamanda bu söylemden “milletin Atatürk’ü, Milletin Adamı” propagandasına geçileceği çıkartılabilir. Ve milletin I. Adamı Atatürk’ten sonra milletin II. Adamı Erdoğan bağlamı kurularak, sistem değişikliği ile Atatürk’ün “gerçek mirası” biz sürdürüyoruz teziyle CHP’den memnun olmayan laik kesimin bir kısmının kazanılacağı hesaplanmış olmalı.
2019’DA BAŞARILI OLMAK İÇİN HER YOL “MUBAH” SAYILIYOR
Atatürk’e dönüş her halde anketlerden AKP-MHP ittifakının %51 artı 1 için yeterli olmadığını gösteriyor.
AKP’nin akil kurmayları Cumhuriyetçi, Atatürkçü, laik kesime uzanmak için Atatürk söyleminin “iş yapacağı” sonucuna varmış olmalılar.
Cumhuriyet tarihinde toplumsal davranışın sosyolojik kalıplara ve matematik hesaplara dayanmadığını gösteren çok pratik var. Aynı biçimde bir yerlerde hesabı, kitabı yapılan siyasal mühendisliklerde pek tutmuyor.
AKP geriye gidişi ideolojik manevralar, otoriter baskıcı yöntemler, milliyetçi- dini duyguları kışkırtarak durduracağı hesabını yapıyor. Meşru ve hakiki olmayan bu manevralar hep ters tepti.
Bu manevralar sonucunda gelenler gidecek olanlardan fazla olur mu olmaz mı şimdilik muamma. Atatürk söyleminin karşılığının ne olduğu anketleri yapılıp, sonuçlar masaya konduğunda bu sonucu bizler Cumhurbaşkanının önümüzdeki günlerdeki söyleminden, neyi hedef alıp neyi almadığı konuşmalarından göreceğiz.
Pragmatistliği herkes tarafından kabul edilen Erdoğan’ın manevralarını, yön değişliğini çok kolay yaptığı çok sık gördük.
Bir kere daha altını çizmek gerekirse: Sistem değişikliğinin AKP-MHP İslamcı-Milliyetçi ideolojik ittifakıyla ile gerçekleşmesinin kolay olmadığı görülmüş olmalı ki, Kemalist, laik, klasik modern kesimlerin desteği alınmadan Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olması imkânsız görünüyor. Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığında sistem değişikliği için %50 artı 1’i elde edecek her yol mubah görülüyor.
Önümüzdeki günlerde Cumhurbaşkanından laiklik, modernlik, cumhuriyetçilik… ağırlıklı çok söz duyacağız demek ki. Şiirler, alıntılar, tarihsel örnekler değişebilir.
Peki, Erdoğan Cumhurbaşkanı olamazsa ne olur şıkkı devlet aparatlarıyla kapı arkalarında konuşuluyordur mutlaka. Ama Erdoğan’a en yakın çevre de bile bunu kimsenin konuşmaya cesaret edemeyeceğini Erdoğan’ı tanıyan herkes bilir.
Erdoğan’ın sık sık söylemeye başladığı: “Selametle 2019’u geçip sistem reformuna devam edelim” sözü aynı zamanda bir uyarıyı da işaret ediyor. Bunca seçim yapmış devletin 2019’da neden “selamet” le seçim yapması duası yapılıyor? Bunun uyarının anlamı Erdoğan’ın kazanamayacağı seçimi “selameti” yok demektir.
Buradan şu sonuç çıkartılabilir? Popüler deyimle 80 milyonun yararına olması gereken sistem değişikliği, iktidar olan partinin ve onun liderinin çıkarına bir değişiklik mi olacak? Bu parti ve lideri siyasal varlığını sistem değişikliğine bağlamışsa “seçimin selametle yapılması” uyarısında çok tehlikeli sonuçlar çıkartılabilir.
Düşünülmesi bile tüyleri ürpertecek şöyle bir yol seçilebilir: “Atatürk’ün yoluna dönmek” adına seçimler iptal edilerek mevcut meclis aritmetiğinde MHP ile anlaşarak (MHP içinden geçtiği süreçte bekası için her şeye razı görünüyor) yeni sisteme geçişi sürece havale ederek, kanunlarla, kararnamelerle mevcut durumu sürekli hale getirebilirler.
Bu Türkiye için felaket olur, daha ötesini düşünmek istemem.
Yazarlar
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYAİmamoğlu'na istenen 23 asırlık tarihi ceza: Roma İmparatorluğu kurulduğunda hapse girseydi hala ceza 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakKadife eldiven zamanı 10.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Selami GÜREL“Adı belirsiz” süreç hızlı ilerliyor 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELOtoriter Nasyonal-Kapitalizmin Yeni Eşiği: II. Trump Devri 5.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları










































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
21.05.2018
13.05.2018
6.02.2018
29.04.2018
22.04.2018
8.02.2018
1.02.2018
25.03.2018
19.03.2018
11.03.2018